
Ancak onu diğer sürücülerden ayıran bir fark var: Takım elbisesi ve kravatıyla taksi kullanan Yılmaz, "Taksici'lik sadece direksiyon sallamak değil, toplumu tanımanın en gerçek yollarından biri," diyor.
Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler yüksek lisans mezunu olan Yılmaz, beyaz yaka dünyasından sarı taksiye geçiş sürecini "uzun süredir içimde taşıdığım bir merakın peşinden gitmek" olarak tanımlıyor. İnsan gözlemlemek, farklı sosyal kesimlerle birebir temas kurmak onun için akademik bir tutkudan çok daha fazlası olmuş.
“TAKSİCİLİK, TOPLUMA EN YAKIN PENCERE”
Kartal Sahili’nde bir taksi durağında çalışan Yılmaz, direksiyon başına takım elbise ve kravatla geçiyor. Bu alışılmadık tarz, kısa sürede ona “kravatlı taksici” lakabını kazandırmış. Görenlerin şaşkınlıkla karşıladığı bu görünümün aslında bir mesaj taşıdığını söyleyen Yılmaz, taksi şoförlerine dair olumsuz imajı kırmak istediğini belirtiyor: “Kıyafet sadece bir görünüş değil, bir saygı ifadesidir. Yolcuyu nasıl karşıladığınız, nasıl bir yolculuk sunduğunuz da hizmetin bir parçası. Taksicilik bir kamu hizmetidir ve bu bilinçle yapılmalı.”
“KURUMSAL HAYATTA İNSAN PROFİLİ SINIRLIYDI”
Yılmaz’a göre, bankacılık dünyası ne kadar düzenli ve güvenli görünse de insan çeşitliliğini görmek açısından kısıtlı. Oysa her gün taksisine binen onlarca insan, bambaşka hikâyeler, duygular ve bakış açılarıyla geliyor: “Bir gün hastaneye yetişmeye çalışan birini, ertesi gün mahkemeye giden başka birini taşıyorum. Bu yolculuklar birer insan öyküsü aslında. Ben de bu öyküleri gözlemleyerek toplumu daha iyi anlamaya çalışıyorum.”
“TEPKİLER KARIŞIK AMA GENELDE OLUMLU”
Çevresine bu kararı açıkladığında kimi inanamamış, kimi alay etmiş. Ancak zamanla insanların şaşkınlığını saygıya dönüştürdüğünü anlatan Yılmaz, özellikle müşterilerinin verdiği tepkilerden memnun: “İlk yolcularımdan yaşlı bir amca, ‘Öğretmenim bana kıyafet şahsiyettir derdi, seninle onu hatırladım’ dedi. En çok da ‘Abi az önce banka şubesini kapatmışsın da taksiye çıkmışsın’ diyorlar. Bunlar hoş tepkiler. Negatif bir tepkiyle karşılaşmadım.”
“TAKSİCİLERE DAİR ÖNYARGILAR KOLAY KIRILMIYOR”
Taksicilerin toplumda karşılaştığı önyargılara da dikkat çeken Yılmaz, bu algının her iki tarafın da hatalarından kaynaklandığını savunuyor. Günlük stresin, yüksek yevmiye baskısının ve yoğun trafik koşullarının taksicilik mesleğini yıprattığını, ancak herkesin daha anlayışlı olması gerektiğini vurguluyor. “Taksici sadece araba kullanmıyor. Trafikle, müşterinin ruh haliyle, yevmiye baskısıyla ve bazen sistemle savaşıyor. Ben sivilken almadığım tepkileri şimdi taksi sürerken alıyorum. Bu da gösteriyor ki plakaya karşı bir ön yargı var.”