#Adalet

- Adalet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adalet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BURSA’DA ÖLDÜRÜLEN GÖKÇE ALKAN İÇİN YÜRÜYÜŞ DÜZENLENDİ Haber

BURSA’DA ÖLDÜRÜLEN GÖKÇE ALKAN İÇİN YÜRÜYÜŞ DÜZENLENDİ

Bursa’nın Karacabey ilçesinde 18 yaşındaki Gökçe Alkan’ın öldürülmesinin ardından ailesi, yakınları ve çok sayıda vatandaş adalet talebiyle bir araya geldi. Karacabey Stadyumu’nda başlayan yürüyüş, Heykel Meydanı’nda sona erdi. Karacabey’in Güngörmez Mahallesi’nde bulunan ormanlık alanda 3 Ekim gecesi meydana gelen olayda Gökçe Alkan hayatını kaybetmişti. İddiaya göre Alkan ile 24 yaşındaki Mustafa B. arasında otomobil içerisinde tartışma yaşanmış, tartışmanın büyümesi üzerine genç kız bıçaklı saldırıya uğramıştı. Sağlık ekiplerinin olay yerindeki kontrolünde Alkan’ın yaşamını yitirdiği belirlenmişti. Şüpheli Mustafa B. ise olayın ardından gözaltına alınarak hastanede tedavi altına alınmıştı. KARACABEY’DE ADALET ÇAĞRISI Gökçe Alkan’ın ölümünün ardından ilçede düzenlenen yürüyüşe ailesi ve yakınlarının yanı sıra çok sayıda vatandaş katıldı. Güvenlik güçlerinin kontrolünde gerçekleştirilen yürüyüş boyunca katılımcılar ellerindeki pankartlarla genç kız için adalet istedi. Kalabalık, yürüyüş sırasında “Gökçeler ölmesin” ve “Kadına kalkan eller kırılsın” sloganlarıyla tepkisini dile getirdi. Yürüyüşün sonunda ise saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. AİLEDEN EN AĞIR CEZA TALEBİ Yürüyüşte Alkan’ın ailesi de açıklamalarda bulundu. Genç kızın ablası, şüphelinin cezaevinde olmasının ailelerinin yaşadığı acıyı dindirmeyeceğini belirterek en ağır yaptırımın uygulanmasını istedi. Aile yakınları da soruşturmanın ve yargı sürecinin sonuna kadar takipçisi olacaklarını ifade etti. Yakınları, olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını ve sorumlunun en ağır cezayı almasını talep etti. GÖKÇE ALKAN’IN EĞİTİM HAYATI 18 yaşındaki Gökçe Alkan’ın bu yıl Farabi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Sağlık Hizmetleri Alanı’ndan mezun olduğu ve çalışma hayatına hazırlanırken iş aradığı öğrenildi. Alkan’ın üç kız çocuğu bulunan ailenin en küçüğü olduğu belirtildi. SORUŞTURMA SÜRÜYOR Olayın ardından gözaltına alınan Mustafa B.’nin hastanedeki tedavisinin sürdüğü bildirildi. Jandarma tarafından yürütülen soruşturma kapsamında olayın tüm ayrıntılarının araştırıldığı öğrenildi. Karacabey’deki yürüyüş, Gökçe Alkan’ın ailesi ve ilçe sakinlerinin adalet talebini bir kez daha kamuoyuna taşıdı.

KASKLI KATİL TIRIN ALTINDAN ÇIKIP, ÖZ KARDEŞİNİ BÖYLE ÖLDÜRDÜ Haber

KASKLI KATİL TIRIN ALTINDAN ÇIKIP, ÖZ KARDEŞİNİ BÖYLE ÖLDÜRDÜ

Kocaeli'nin Darıca ilçesinde kardeşi Çetin Kaya'yı tabancayla öldürdüğü suçlamasıyla yargılanan Sedat Kaya'nın, olaydan önce yaklaşık 2 saat 27 dakika tırın altında saklanarak beklediği güvenlik kamerası kayıtlarına yansıdı. İddianamede eylemin uzun süredir devam eden husumet nedeniyle planlandığı değerlendirilirken, sanık Kaya suçlamaları reddederek kardeşiyle konuşmaya gittiğini ve öldürme kastının bulunmadığını savundu. Mahkeme, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Olay, 1 Nisan'da Darıca ilçesi Nenehatun Mahallesi Ertuğrulgazi Caddesi'nde meydana geldi. Evli ve 2 çocuk babası Çetin Kaya, işe gitmek üzere sabah saatlerinde tırının yanına geldi. Kaya'nın aracını çalıştırmasının ardından başında kask bulunan bir kişi, tırın altında saklandığı yerden çıkarak tabancayla ateş etti. İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerinin yürüttüğü çalışma sonucunda saldırıyı gerçekleştiren kişinin Çetin Kaya'nın 47 yaşındaki ağabeyi Sedat Kaya olduğu belirlendi. Sedat Kaya, aynı gün saat 12.00 sıralarında olayda kullandığı belirtilen tabancayla polise teslim oldu. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Kaya, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. 2 SAAT 27 DAKİKA TIRIN ALTINDA BEKLEDİĞİ BELİRLENDİ Dava dosyasına giren güvenlik kamerası görüntülerine ilişkin inceleme tutanağında, Sedat Kaya'nın saat 05.00 sıralarında tırın arka bölümüne geldiği ve burada saklandığı belirtildi. Çetin Kaya'nın ise saat 07.22 sıralarında tırının yanına geldiği, yaklaşık 2 dakika sonra araca bindiği kaydedildi. Görüntülerde Sedat Kaya'nın tırın altından çıkarak saat 07.27 sıralarında aracın kapısını açtığı ve kardeşine ateş ettiği anlar yer aldı. İddianamede, Sedat Kaya'nın aracın çekici ile dorse bölümü arasında yaklaşık 2 saat 27 dakika beklediği, Çetin Kaya'nın araca binmesinin ardından 3 el ateş ederek olay yerinden kaçtığı ifade edildi. İDDİANAMEDE "TASARLAYARAK ÖLDÜRME" DEĞERLENDİRMESİ İddianamede, kardeşler arasında uzun süredir husumet bulunduğu ve Sedat Kaya'nın olaydan önce Çetin Kaya'yı birçok kez öldürmekle tehdit ettiği ileri sürüldü. Sanığın olay yerine silahla ve tanınmamak amacıyla kask takarak geldiği de iddianamede yer aldı. Dosyada ayrıca Sedat Kaya'nın 18 Mart'ta kardeşi Çetin Kaya'ya gönderdiği belirtilen mesaj da deliller arasında gösterildi. Mesajda, ❝Doğum günün kutlu olsun. Böyle güzel günler unutulmaz. Sana ve Cemal'e hediyenizi takdim edeceğim.❞ ifadelerinin bulunduğu kaydedildi. Savcılık, tırın altında uzun süre beklenmesi, taraflar arasındaki husumet, daha önceki tehdit iddiaları, olay yerine silah ve kaskla gidilmesi ile söz konusu mesajı birlikte değerlendirerek eylemin "planlı ve soğukkanlı bir şekilde tasarlanarak gerçekleştirildiği" kanaatine vardı. 1995'TE BABASINI ÖLDÜRDÜĞÜ BELİRTİLDİ Dosyaya yansıyan bilgilere göre Sedat Kaya'nın, henüz 16 yaşındayken 1995 yılında babası Cemal Kaya'yı da öldürdüğü belirtildi. İddiaya göre Cemal Kaya, oğlunun hırsızlık yaptığı belirtilen arkadaşlarıyla görüşmesini istemedi ve bu nedenle oğluna tokat attı. Sedat Kaya'nın bunun üzerine gece eve gitmediği, oğlunu aramak için dışarı çıkan Cemal Kaya'nın Gebze ilçesi Akse Sapağı'nda oğluyla karşılaştığı aktarıldı. Baba Kaya'nın oğluna eve dönmesini söylediği ancak olumsuz yanıt aldığı, arkasını dönerek uzaklaşırken Sedat Kaya tarafından karpuz satıcısından alınan bıçakla sırtından bıçaklanarak öldürüldüğü belirtildi. Sedat Kaya'nın bu olayın ardından cezaevine girdiği kaydedildi. Baba cinayetinin ardından aile üyelerinin Sedat Kaya ile iletişimlerini kestiği, ilerleyen yıllarda taraflar arasında zaman zaman anlaşmazlıklar yaşandığı öne sürüldü. SİLAHIN BAŞKA BİR KİŞİYE AİT OLDUĞU İDDİASI İddianamede cinayette kullanılan tabancanın teminine ilişkin bilgilere de yer verildi. Sedat Kaya'nın silahı 2025 yılında muavinlik yaptığı dönemde bir otobüste bulduğunu söylediği, diğer sanık K.Ş'nin ise kendisine silah vermediğini savunduğu aktarıldı. Buna karşılık dosyada bilgisine başvurulan kişilerin tabancanın K.Ş'ye ait olduğunu söyledikleri, yapılan incelemede de silahın K.Ş'ye ait olduğunun tespit edildiği belirtildi. Savcılık, K.Ş'nin Sedat Kaya'ya silah sağlayarak eyleme iştirak ettiği değerlendirmesinde bulundu. SANIK KAYA: ❝ÖLDÜRME KASTIM YOKTU❞ Sedat Kaya hakkında "tasarlayarak kardeşe karşı kasten öldürme" ve "ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma" suçlarından dava açıldı. K.Ş. hakkında ise "kasten öldürmeye yardım etme" suçundan dava açıldı. Gebze 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın ilk duruşmasına tutuklu sanık Sedat Kaya, tutuksuz sanık K.Ş., Çetin Kaya'nın yakınları ve taraf avukatları katıldı. Savunmasında kardeşiyle babalarının öldürülmesi nedeniyle aralarında husumet bulunduğunu söyleyen Sedat Kaya, olay yerine bu husumeti sona erdirmek ve konuşmak amacıyla gittiğini ileri sürdü. Öldürme kastının bulunmadığını savunan Kaya, kardeşinin silahına davrandığını iddia ederek bu nedenle ateş ettiğini söyledi. Sanık, olay sırasında neden kask taktığına ilişkin ise yüzünün zarar görmesini önlemek amacıyla kask kullandığını savundu. MAHKEMEDEN TUTUKLULUĞA DEVAM KARARI Mahkeme heyeti, sanık Sedat Kaya'nın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Tutuksuz yargılanan K.Ş. hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin de sürdürülmesine hükmeden mahkeme, dosyadaki eksik hususların tamamlanması için duruşmayı erteledi. ABLA AYTEKİN: ❝BEN BİR KARDEŞ KAYBETMEDİM, CANIMI KAYBETTİM❞ Duruşmanın ardından konuşan Çetin Kaya'nın ablası Seda Aytekin, aile olarak adalet beklediklerini söyledi. Geçmişte de büyük acılar yaşadıklarını anlatan Aytekin, şöyle konuştu: ❝Yapılan işkencelere zaten zamanında maruz kaldık. Devlet büyüklerimizden adalet istiyorum. Zamanında sanık tarafından işkencelere maruz kaldık. Biz babasız büyüyen insanlardık. Aynı acıyı kardeşimin çocuklarına yaşattı. Ben bir kardeş kaybetmedim, ben canımı kaybettim. Ben yoldaşımı kaybettim. Küçükken yetim kaldım, aynı acıları şimdi çocukları yaşıyor.❞ Aytekin, kardeşinin ölümünün ardından adaletin sağlanmasını beklediğini belirterek, ❝Kardeşimin kanlı yüzünü gördükten sonra adaletin tecelli edeceğini umuyorum. Sesim olsunlar. Babamda da adalet sağlanmadı. Belki küçüktük, savunamadık kendimizi. Şu anda adaletin sağlanmasını bekliyorum.❞ dedi. ❝KARDEŞİMİN YAŞADIĞI HAYATI KARDEŞİMİN ÇOCUKLARINA YAŞATTI❞ Çetin Kaya'nın diğer ablası Vildan Kaya da kardeşinin ölümüne ilişkin güvenlik kamerası kayıtlarını izlediğini belirtti. Sanığın kardeşiyle konuşmak amacıyla olay yerine geldiği yönündeki savunmasına karşı çıkan Kaya, kardeşinin daha önce yaşananlar nedeniyle savcılık ve polis merkezine başvurduğunu ve uzaklaştırma talebinde bulunduğunu öne sürdü. Vildan Kaya, olay anına ilişkin, ❝Kardeşimle konuşmak için geldiğini beyan ediyor ama kardeşimle konuşmak isteyen bir insan... Kardeşimin evinin adresi belli. Telefon numarası kendisinde mevcut. Evinin etrafında aylarca gezip çocuklarına ve eşine korku yaşattığını bildiğimiz halde kardeşim savcılığa, karakola ifade verdi. Uzaklaştırma istedi ama olmadı.❞ ifadelerini kullandı. Kaya, sanığın tırın altından kaskla çıktığını ve kardeşine ateş ettiğini belirterek, kardeşi yere düştükten sonra da ateş edildiğini öne sürdü. Ailenin geçmişte de aynı sanık nedeniyle babalarını kaybettiğini söyleyen Vildan Kaya, şöyle devam etti: ❝Benim kardeşim çocuğunun yaşında babasız kaldı. Sanık 1995 yılında babamı vurdu, 2026 yılında da kardeşimi vurdu. Kardeşimin yaşadığı hayatı kardeşimin çocuklarına yaşattı. Adalete sığınıyorum, adalete güveniyorum. Bizim ailemizin bir erkeği Çetin vardı, Çetin gitti ama Sedat da kalmasın. Gerekli cezayı alsın.❞ AVUKAT ALTUN: ❝PLANLI BİR ŞEKİLDE TIRIN ARKASINA GELİYOR❞ Müşteki vekili avukat Uğur Altun da kamera görüntülerinin sanığın eylemi tasarlayarak gerçekleştirdiği iddiasını desteklediğini savundu. Altun, ❝Kamera kayıtlarında yer aldığı üzere, sanık daha önceden tasarlayarak, planlı bir şekilde saat 05.00 sıralarında tırın arkasına geliyor ve burada saklanıyor. Maktulün gelmesini bekliyor. Buradan arkasından gizli bir şekilde maktulün çalıştırmış olduğu tırın kapısını açıyor ve kendisine ateş ederek ölümüne sebebiyet veriyor.❞ dedi. Dosyada henüz çözümlenmesi gereken bazı kayıtların bulunduğunu belirten Altun, bunların ilerleyen aşamalarda dava dosyasına kazandırılacağını söyledi. Aile adına sanığın üst hadden cezalandırılmasını talep ettiklerini kaydeden Altun, mahkemenin Sedat Kaya'nın tutukluluk halinin devamına, diğer sanık K.Ş. hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin ise sürdürülmesine karar verdiğini hatırlattı. Altun ayrıca sanığın geçmişte babasına yönelik öldürme ve annesine yönelik bıçakla yaralama eylemlerinin bulunduğunun duruşmada dile getirildiğini belirterek, tahliye halinde aile açısından tehlikenin devam edeceğini savundu. Davanın görülmesine Gebze 2. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edilecek.

BEŞİKTAŞ’TAN VLAHOVİC’İN PFDK SEVKİNE TEPKİ Haber

BEŞİKTAŞ’TAN VLAHOVİC’İN PFDK SEVKİNE TEPKİ

Beşiktaş, Fenerbahçe derbisinde yaşanan tartışma nedeniyle Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na (PFDK) gönderilen Dusan Vlahovic hakkında açıklama yaptı. Siyah-beyazlı kulüp, sevk kararının adalet ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmadığını savundu. SEVK KARARINA İTİRAZ Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında oynanan Trendyol Süper Lig karşılaşmasında yaşanan tartışma nedeniyle Dusan Vlahovic, Futbol Disiplin Talimatı’nın 41. maddesi kapsamında tedbirsiz olarak PFDK’ya sevk edildi. Beşiktaş, kararın ardından yaptığı açıklamada, olay sırasında rakip futbolcunun da Vlahovic’i tahrik eden davranışlarda bulunduğunu öne sürerek yalnızca kendi oyuncularının disipline gönderilmesine tepki gösterdi. "EŞİTLİK İLKESİ ZEDELENDİ" Siyah-beyazlı yönetim, sevk kararının Türk futbolunda adalet ve eşitlik tartışmalarını yeniden gündeme getirdiğini belirtti. Kulüp, benzer pozisyonlarda her iki futbolcunun eylemlerinin de değerlendirilmesi gerektiğini savunarak TFF kurullarının karar alma süreçlerini eleştirdi. Beşiktaş ayrıca, söz konusu pozisyonun yayıncı kuruluş tarafından ekrana getiriliş biçimine de tepki gösterdi. Kulüp, Vlahovic’in görüntülerinin yayınlanmasına karşın rakip oyuncunun aynı olay içerisindeki hareketlerinin yeterince gösterilmediğini ileri sürdü. VAR VE YAYINCI KURULUŞ SORUSU Açıklamada, VAR sisteminin olayın farklı açılardan görüntülerine ulaşabildiği hatırlatılarak saha hakeminin neden pozisyonu yeniden değerlendirmesi için monitöre çağrılmadığı sorgulandı. Beşiktaş, TFF ve ilgili kurullara gerekli itirazların yapılacağını belirterek Vlahovic’in ve kulübün haklarını korumak için hukuki süreci takip edeceğini duyurdu.

ELİF MAVİ'Yİ ÖLÜME GÖTÜREN SÜRÜCÜYE EV HAPSİ VERİLDİ Haber

ELİF MAVİ'Yİ ÖLÜME GÖTÜREN SÜRÜCÜYE EV HAPSİ VERİLDİ

Eskişehir'de 3 yaşındaki Elif Mavi Avli'nin hayatını kaybettiği kazanın güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Müşteki taraf, kazaya karışan sürücüye ev hapsi verilmesine ve bilirkişi raporuna itiraz etti. Olay, 4 Eylül Odunpazarı ilçesi Vişnelik Mahallesi Çolpan Sokak'ta meydana gelmişti. Edinilen bilgilere göre; F.A.B. (40) isimli kadının kullandığı 26 AFU 319 plakalı otomobil, yolun karşısına geçmek isteyen Merve Avli ile kızı Elif Mavi Avli'ye çarpmıştı. Annenin hafif sıyrıklarla atlattığı kazada ağır yaralanan küçük çocuk, kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı. Elif Mavi Avli, Asri Mezarlığı'nda defnedilmişti. Gözaltına alınan sürücü F.A.B. hakkında ise ev hapsi cezası verilmişti. SÜRATLENEREK ÇARPTIĞI GÖRÜLDÜ 3 yaşındaki Elif Mavi Avli'nin hayatını kaybettiği kazanın güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Görüntüde, Merve Avli ile kızı Elif Mavi Avli'ye kaldırımdan yolun karşısına geçmeye çalıştığı esnada Çolpan Sokak ile Seda Sokak'ın kesiştiği noktadan geçen otomobilin süratlenerek çarptığı görüldü. Kazayı hafif sıyrıklarla atlatan annenin can havliyle kızını kucağına aldığı, çevrede panik anları ile ağır yaralı çocuğun hastaneye götürülmek üzere bir araca bindirildiği anlar kameraya yansıdı. ''HIZIM YAKLAŞIK 10-20 KİLOMETREYDİ'' Kazaya karışan otomobilin sürücüsü F.A.B. (40) isimli kadın, emniyetteki ifadesinde, "Hızım yaklaşık 10-20 kilometre idi. Bu sokak dar ve mahalle arası olduğu için ben hep yavaş seyrederim. Aracımla Seda Sokak kesişimine geldiğimde sağ taraftan bir araç önümden geçti. Arkasından bir araç daha geldi ve ben araca yol vermek için hızımı iyice yavaşlattım ve aracım ile durma noktasına kadar geldim. Ancak araç bana yol verdi ve ben geçtim. Çolpan Sokak üzerinde düz bir şekilde yoluma devam ettim. Seda Sokak'ı 5-10 metre geçtikten hemen sonra anne ve bir çocuğu aracımın bir anda önünde gördüm. Ben hemen frene bastım ancak mesafe çok yakın olduğu için çarptım ve kaza meydana geldi. Ve aracımı durdurdum. Araçtan indiğimde kadın şahsı ayakta gördüm ve kız çocuğunu annesinin kucağında gördüm. Ancak ben olayın şoku ve yaşadığım korku ile bazı şeyleri tam olarak hatırlayamıyorum. Akabinde çevreden bir erkek vatandaş geldi ve çocuğu kucağına alarak hastaneye yetiştirmek istedi. Biz polis bekledik. Kazada kusurlu olduğumu düşünmüyorum. Yaşanan olaydan dolayı çok üzgünüm, keşke böyle bir olay yaşanmasaydı" dedi. BİLİRKİŞİ RAPORUNA İTİRAZ Elif Mavi Avli'nin acılı ailesi, kazaya karışan sürücüye ev hapsi cezası verilmesine itiraz etti. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Avukat Harun Günçay, "Vişnelik Mahallesi'nde gerçekleşen Elif Mavi kızımızın vahim kazası nazarında savcılığa vermiş olduğumuz adli kontrollere itiraz ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerimizi sunmuş bulunmaktayız. Elif Mavi kardeşimiz, kızımız, çocuğumuz 3 yaşında vahim bir kaza neticesinde hayatını kaybetmiştir. Dosya kapsamında şüpheli şahsa konutu terk etmeme nazarında, adli kontrol nazarında bir tedbir uygulanmıştır. Aile ve hukuki süreci yürüten avukatları ben Harun Günçay olarak adli kontrole itirazımızı sunmuş bulunmaktayız. Hukuki süreci de yakinen takip etmekteyiz. Dosya kapsamındaki adli rapor, yani bilirkişi raporu tamamen hukuka aykırı şekilde düzenlenmiştir. O konuda da itirazlarımızı yaptık. Tamamen hukuki süreci takip etme aşamasına geçmiş bulunmaktayız. Dosyadaki 3 yaşında bir kız çocuğunun vefatı, canını kaybedişini göz önünde bulundurularak ailenin de bir nebze olsun vicdanının, kalbinin soğuması için tutuklama nazarında bir talepte bulunduk. Çünkü mevcut bilirkişi raporunda kız çocuğumuzun 14 metre sürüklendiği şeklinde bir ibare geçiyor ve bu vahim kaza neticesinde şüpheli şahsın yüksek hızını da göz önünde bulundurularak aslında asli kusurlu olduğu, dosyadaki bilirkişi raporu nazarında kusurlu olması kanaatindeyiz. Bu yönde itirazlarımızı sunduk. Gerekli merciler nazarında kararın neticesini bekliyoruz şu anda" ifadelerini kullandı. "KIZIM İÇİN ADALET İSTİYORUM" Doğum gününü kutladıktan bir gün sonra kızını toprağa verdiğini söyleyen baba Fatih Avli, "Kızım için adalet istiyorum. Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın" dedi. Amca Ali Avli ise, "Ben bir gün önce yeğenime hediye seçtim, ertesi gün mezar yeri seçtim. O kişi bizden önce evine gitti. Adalet istiyoruz, başka bir şey istemiyoruz" şeklinde konuştu. Adliyenin önünde yapılan basın açıklaması sonrası anne Merve Avli, fenalık geçirdi. Bir sandalyeye oturtulan acılı anneyi yakınları sakinleştirmeye çalıştı.

İZMİR'DE YENİ ADLİ YIL TÖRENLE AÇILDI Haber

İZMİR'DE YENİ ADLİ YIL TÖRENLE AÇILDI

İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Yeldan, yeni dönemde Halkapınar Ek Hizmet Binası, Adnan Menderes Uluslararası Havalimanı Adliye Birimi ve Yargının Etkinliği Bürosunun hayata geçirileceğini belirterek, adalet hizmetlerinin daha hızlı, etkin ve erişilebilir hale getirilmesini hedeflediklerini söyledi. Yeni adli yılın başlaması dolayısıyla İzmir Adliyesi protokol alanında tören düzenlendi. Programa İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Yeldan, İzmir Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanı Sert, komisyon üyeleri, Cumhuriyet başsavcıvekilleri, hakimler, Cumhuriyet savcıları, İzmir Barosu temsilcileri, avukatlar ve adliye personeli katıldı. Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasıyla başlayan törende saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu. Program, törenin ardından düzenlenen kokteylle devam etti. ❝TEMEL ÖNCELİĞİMİZ ADALETİ EŞİT VE GÜVENİLİR ŞEKİLDE ULAŞTIRMAK❞ Yeni adli yıla ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başsavcı Yeldan, yeni dönemde adalet hizmetlerinin daha hızlı, etkin ve erişilebilir hale getirilmesine yönelik çalışmaların sürdürüleceğini belirtti. Adaletin vatandaşlara hızlı, etkin, eşit ve güvenilir şekilde ulaştırılmasının temel öncelikleri olduğunu vurgulayan Yeldan, şunları kaydetti: ❝Hukukun üstünlüğünden ve adalet anlayışımızdan taviz vermeden, vatandaşlarımızın huzur ve güvenliğini tehdit eden her türlü suç ve olumsuzlukla, başta faili meçhul olayların aydınlatılması olmak üzere, büyük bir kararlılıkla mücadelemizi sürdüreceğiz.❞ YENİ ADLİ YILDA ÜÇ PROJE HAYATA GEÇİRİLECEK Başsavcı Yeldan, vatandaşların yargıya duyduğu güvenin güçlendirilmesi, adalete erişimin kolaylaştırılması ve sunulan hizmetlerin niteliğinin artırılması amacıyla yeni adli yılda üç önemli projenin uygulanacağını bildirdi. Bu kapsamda Halkapınar Ek Hizmet Binasının faaliyete geçirilmesiyle adli hizmetlerin fiziki kapasitesi ve erişilebilirliğinin artırılması planlanıyor. Yeldan, Adnan Menderes Uluslararası Havalimanı Adliye Biriminin de hayata geçirileceğini belirterek, bu birim sayesinde adli hizmetlerin ihtiyaç duyulan noktaya taşınacağını ve hızlı müdahale imkanının güçlendirileceğini ifade etti. Üçüncü proje kapsamında ise İzmir Adliyesi bünyesinde Yargının Etkinliği Bürosu faaliyete geçirilecek. Yeldan, projelere ilişkin şu bilgileri verdi: ❝Halkapınar Ek Hizmet Binamızın faaliyete geçmesiyle birlikte adli hizmetlerin fiziki kapasitesini ve erişilebilirliğini artıracağız. Adnan Menderes Uluslararası Havalimanı Adliye Birimi ile adli hizmetleri ihtiyaç duyulan noktaya taşıyarak hızlı ve etkin müdahale imkânını güçlendireceğiz. Adliyemiz bünyesinde faaliyete geçecek Yargının Etkinliği Bürosu ile de yargı süreçlerinin daha etkin, verimli ve koordineli yürütülmesine katkı sağlayacağız.❞ ❝GECİKMEYEN, GÜVEN VEREN VE HERKES İÇİN ERİŞİLEBİLİR ADALET❞ Fiziki ve teknolojik altyapının güçlendirilmesinin yanı sıra vatandaş odaklı hizmet anlayışının geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapacaklarını belirten Yeldan, İzmir’in adalet hizmetlerinde Türkiye’nin öncü kentlerinden biri haline getirilmesini hedeflediklerini söyledi. Başsavcı Yeldan, ❝Tüm yargı mensuplarımız, avukatlarımız ve adliye çalışanlarımızla birlikte; gecikmeyen, güven veren ve herkes için erişilebilir bir adalet anlayışıyla çalışmaya devam edeceğiz. Yeni adli yılın ülkemize, milletimize, kentimiz İzmir’imize, avukatlarımıza ve yargı camiamıza hayırlı olmasını diliyorum❞ ifadelerini kullandı.

HALUK LEVENT'İN MAĞDUR ETTİĞİ İDDİA EDİLEN AİLE: "BAŞIMIZA SİLAH DAYANDI" Haber

HALUK LEVENT'İN MAĞDUR ETTİĞİ İDDİA EDİLEN AİLE: "BAŞIMIZA SİLAH DAYANDI"

Ahbap Derneğine yönelik soruşturma kapsamında tutuklandığı belirtilen Haluk Levent'in kendilerini de mağdur ettiğini öne süren Kutlu ailesi, yaklaşık 25 yıl önce başlayan süreçte para ve taşınmazlarını kaybettiklerini iddia etti. Kutlu, ❝Başımıza silah dayatılarak feragatnameler imzalatıldı. Biz mal varlığımızı da sonuna kadar kaybettik ve bugüne geldik. Bugün hiçbir şeyimiz kalmadı.❞ dedi. Ankara'da yaşayan Kutlu ailesi, Levent ile 1999 Marmara Depremi sonrasında başlayan ilişkileri nedeniyle yıllar içinde maddi kayıplar yaşadıklarını öne sürdü. Kutlu, verdikleri para ve taşınmazlar karşılığında aldıkları çeklerin karşılıksız çıktığını, alacaklarını tahsil edemediklerini ve uzun yıllar süren hukuki girişimler sonucunda mal varlıklarını kaybettiklerini iddia etti. Ellerindeki çek, tapu ve diğer belgeleri yetkililere sunduklarını belirten Kutlu, Levent'in çevresindeki kişiler tarafından zaman zaman ölümle tehdit edildiklerini de ileri sürdü. "BELKİ DE MAĞDUR EDİLEN İLK AİLELERDENİZ" Yaşadıkları olayların yaklaşık 25 yıl öncesine dayandığını belirten Kutlu, mevcut Ahbap Derneği soruşturmasıyla doğrudan ilişkilerinin bulunmadığını söyledi. Kutlu, Levent'in eşinin bir arkadaşı aracılığıyla kendilerine ulaştığını ileri sürerek, "Gölcük depreminde çadır yaptırdım, tefecilere borçlandım, beni öldürecekler, yardım rica ediyorum' dedi. Bizim o zaman Ümitköy'de yaptırmış olduğumuz bir sitemiz vardı. Biz oradan Haluk'a üç daire verdik, sattığımızı zannettik. Çekler verildi ama bu çeklerin karşılığı çıkmadı." ifadelerini kullandı. Kutlu, çeklerin karşılıksız çıkmasının ardından dava açtıklarını ancak alacaklarını tahsil edemediklerini öne sürdü. AVUKATLARIYLA İLGİLİ DE İDDİADA BULUNDU Dava sürecinden sonuç alamadıklarını anlatan Kutlu, kendi avukatlarının da Levent tarafından parayla etki altına alındığını iddia etti. Daha sonraki süreçte Levent'in konser verebilmesi amacıyla İstanbul'da ofis açılması önerisi üzerine yeniden maddi destek sağladıklarını belirten Kutlu, bu süreçte de kayıp yaşadıklarını savundu. Kutlu, ailesinin yıllar içerisinde farklı gerekçelerle para ve taşınmaz verdiğini, kendilerine sunulan bazı çeklerin de karşılıksız çıktığını ileri sürdü. "BİZİ ÇOCUKLARIMIZLA TEHDİT ETTİLER" Levent'ten alacaklarını istemeleri üzerine tehdit edildiklerini iddia eden Kutlu, "Bizi çocuklarımızla tehdit ettiler. Şimdi bir anne ve baba çocuklarıyla tehdit edilince ne yapar bilmiyorum. Allah kimsenin başına vermesin. Hiçbir şey yapamadık ama biz yasal yollardan hakkımızı aramaya hep devam ettik." dedi. Kutlu, bu süreçte Beysukent'teki evlerini de kaybettiklerini ve kiraya çıkmak zorunda kaldıklarını öne sürdü. "BAŞIMIZA SİLAH DAYATILARAK FERAGATNAMELER İMZALATILDI" Daha sonraki dönemde Antalya'dan bir taşınmaz aldıklarını ancak ödeme amacıyla kendilerine verilen çeklerin de karşılıksız çıktığını iddia eden Kutlu, İzmir'in Güzelbahçe ilçesinden iki villa verilmesi vaadiyle de 50 bin dolar ödediklerini söyledi. Kutlu, bu süreçte M.E. tarafından silahla tehdit edildiklerini ileri sürerek, "Başımıza silah dayatılarak feragatnameler imzalatıldı. Biz olan mal varlığımızı da sonuna kadar kaybettik ve bugüne geldik. Bugün hiçbir şeyimiz kalmadı." ifadelerini kullandı. "ADALET YERİNİ BULSUN İSTİYORUM" Başka mağdurların da ortaya çıkarak yaşadıklarını anlatmasını isteyen Kutlu, artık maddi beklentiden çok adaletin sağlanmasını istediğini belirtti. Kutlu, "Bizim artık bir para beklentimiz yok. Haluk'tan bir şey alır mıyız, alamaz mıyız bilmiyorum ama adalet yerini bulsun istiyorum." dedi. Kutlu ailesinin dile getirdiği suçlamalar, devam eden soruşturma kapsamında ileri sürülen iddialar niteliğinde bulunuyor.

ESKİ EŞİ 13 GÜN ÖNCE TEHDİT ETTİ DÜN 8 YERİNDEN BIÇAKLADI Haber

ESKİ EŞİ 13 GÜN ÖNCE TEHDİT ETTİ DÜN 8 YERİNDEN BIÇAKLADI

Adana'da yaklaşık 10 yıl önce boşandığı eski eşi Katırcı'yı evinde 8 yerinden bıçaklayarak ağır yaraladığı öne sürülen Arif T., Pozantı ilçesinde yakalandı. Yoğun bakımda tedavi altına alınan 3 çocuk annesi Katırcı'nın komada olduğu öğrenildi. Katırcı'nın saldırıdan 13 gün önce eski eşinin kendisini ölümle tehdit ettiğini belirterek yardım istediği ortaya çıktı. Olay, Yüreğir ilçesine bağlı Serinevler Mahallesi'nde dün meydana geldi. İddiaya göre Arif T., yaklaşık 10 yıl önce boşandığı eski eşinin evine gelerek bıçakla saldırdı. Vücudunun 8 yerinden yaralanan Katırcı ağır yaralanırken, şüpheli olay yerinden kaçtı. İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesinin ardından Balcalı Hastanesi'ne kaldırılan Katırcı, yoğun bakımda tedavi altına alındı. Katırcı'nın sağlık durumunun kritik olduğu ve komada bulunduğu öğrenildi. SALDIRININ ARDINDAN POZANTI'DA YAKALANDI Saldırının ardından Arif T.'nin sokakta sakin şekilde yürüdüğü anlar güvenlik kamerasına yansıdı. Polis ekiplerinin başlattığı çalışma sonucu şüpheli Pozantı ilçesinde yakalanarak gözaltına alındı. 13 GÜN ÖNCE YARDIM İSTEMİŞTİ Katırcı'nın olaydan 13 gün önce yaptığı açıklamada eski eşinin kendisini tehdit ettiğini öne sürerek yardım istediği ortaya çıktı. Yaklaşık 25 yıl süren evliliğinde şiddete maruz kaldığını ileri süren Katırcı, boşanmanın ardından da tehditlerin devam ettiğini ve eski eşi hakkında 8 kez uzaklaştırma kararı aldırdığını belirtmişti. Katırcı, eski eşinin daha önce kendisine kefen gönderdiğini öne sürerek, "Şimdi de 'Sana mezarlık alacağım' diyerek tehdit ediyor. Gelip silah çekiyor, bıçak çekiyor. Sürekli tehditler alıyorum." ifadelerini kullanmıştı. "TEK İSTEĞİM ADALET" Yaşadığı korku nedeniyle evinden çıkamadığını anlatan Katırcı, "Sürekli şikayetçi oluyorum ama her defasında serbest bırakılıyor. Artık cezai işlem yapılmasını istiyorum. Tek isteğim adalet." diyerek yardım çağrısında bulunmuştu. EV SAHİBİ SALDIRI ANINI ANLATTI Saldırı sırasında evde bulunan Boybey, şüphelinin bir anda içeri girdiğini belirterek, "Elinde bıçakla Ayşe'ye vurmaya başladı. Ben yardım istemek için dışarı kaçtım. Balkondan 'Yardım edin' diye bağırdım." dedi. Katırcı'nın kızı Terkeşli de annesinin daha önce defalarca darbedildiğini ve tehdit edildiğini öne sürerek, "Ben bu kadar ileri gideceğini tahmin etmiyordum. Ama babam bunu da yaptı. Annem babamdan sürekli şikayetçi oldu ama durum ortada." diye konuştu. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

ÇOCUK ADALET SİSTEMİNDE YENİ DÖNEM BAŞLADI Haber

ÇOCUK ADALET SİSTEMİNDE YENİ DÖNEM BAŞLADI

TBMM Genel Kurulu’nda çocukların adli süreçlerine ilişkin önemli düzenlemeleri içeren Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kabul edilerek yasalaştı. Yeni düzenlemeyle çocukların suç örgütleri tarafından kullanılmasının önüne geçilmesi ve ağır suçlarda daha caydırıcı yaptırımlar uygulanması hedefleniyor. ÇOCUKLARIN SİLAHA ERİŞİMİNE YENİ CEZA Yapılan değişiklikle ateşli silahların çocukların eline geçmesine neden olan kişilere yönelik yeni bir yaptırım getirildi. Buna göre, silahını gerekli dikkat ve özeni göstermeden muhafaza ederek bir çocuğun ateşli silaha ulaşmasına neden olan kişi, eylemi daha ağır bir suç oluşturmuyorsa 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacak. 12-15 YAŞ GRUBUNDA CEZA SORUMLULUĞU DÜZENLENDİ Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklikle 12 yaşını doldurmuş ancak 15 yaşını tamamlamamış çocukların ceza sorumluluğuna ilişkin yeni hükümler getirildi. İşlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını kavrayamayan veya davranışlarını yönlendirme yeteneği yeterince gelişmemiş çocuklar hakkında ceza uygulanmayacak. Bu çocuklar için çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine başvurulacak. Fiilin hukuki sonuçlarını algılayabilen ve davranışlarını yönlendirme yeteneği bulunan çocuklar açısından ise suçun niteliğine göre farklı hapis cezaları uygulanacak. Ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlarda 13 yıldan 18 yıla, müebbet hapis gerektiren suçlarda ise 10 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası verilebilecek. Diğer cezalar yarı oranında indirilecek ve her bir fiil için verilecek hapis cezası 9 yılı aşamayacak. “SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK” İFADESİ DEĞİŞİYOR Adalet Bakanı Akın Gürlek, düzenlemenin yasalaşmasının ardından yaptığı açıklamada, yeni düzenlemeyle ağır suçlarda daha caydırıcı yaptırımların uygulanmasının önünün açıldığını belirtti. 15 yaşından küçük çocuklar için sosyal inceleme yapılması da zorunlu hale getirilecek. Ayrıca hukuk sisteminde kullanılan “suça sürüklenen çocuk” ifadesinin yerine “adli süreçteki çocuk” kavramının getirilmesi öngörülüyor. ÇOCUKLARIN SUÇ ÖRGÜTLERİNCE KULLANILMASINA KARŞI TEDBİR Yeni düzenlemeyle çocukların suç örgütleri ve sokak çeteleri tarafından kullanılmasının engellenmesi amaçlanıyor. Bakan Gürlek, çocukların suç örgütleri, uyuşturucu, şiddet ve dijital dünyanın oluşturduğu tehlikelerden korunmasına yönelik mücadelenin güçlendirileceğini ifade etti. Gürlek ayrıca vatandaşların can ve mal güvenliğini tehdit eden ağır suçlara karşı adaletin gereğinin yerine getirileceğini vurguladı. TBMM Genel Kurulu’nda düzenlemenin kabul edilmesinin ardından şehit aileleri ve gazilerin haklarına ilişkin değişiklikleri içeren kanun teklifinin görüşmelerine geçildi.

18 YAŞINDAKİ ECE NAZ KAHVALTI HAZIRLARKEN SIRTINDAN VURULMUŞ Haber

18 YAŞINDAKİ ECE NAZ KAHVALTI HAZIRLARKEN SIRTINDAN VURULMUŞ

Kocaeli'nin Darıca ilçesinde misafir olarak gittiği evde silahla vurularak hayatını kaybeden 18 yaşındaki Ece Naz Macit'in annesi Döne Macit, kızının kahvaltı hazırladığı sırada sırtından vurulduğunu belirterek, faillerin en ağır cezayı almasını istedi. Acılı anne, "Benim çocuğum aç gitmiş. Kahvaltı hazırlarken patates kızartıyormuş. O patates elinde gitti. Patates kızartırken, tezgaha dönük şekilde arkasından silah sıkmak nedir?" dedi. Olay, 29 Haziran'da Darıca ilçesi Sırasöğütler Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, ziyaret amacıyla bir eve giden 18 yaşındaki Ece Naz Macit, burada silahla vuruldu. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerince hastaneye kaldırılan genç kız, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından evde bulunan S.C.G., Y.O. ve A.A. gözaltına alındı. Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerince işlemleri tamamlanan 3 şüpheli, çıkarıldıkları mahkemece "kasten öldürme" ve 6136 Sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderildi. "BENİM ÇOCUĞUMU YEDİLER, ADALET İSTİYORUM" Kızını kaybetmenin acısını yaşayan anne Döne Macit, olayın ardından yaşadıklarını anlattı. Olay günü evde olduğunu söyleyen Macit, kız kardeşinden gelen telefonla kızının bir kavgaya karıştığını öğrendiğini, ardından oğlunun arkadaşlarının eve gelmesiyle kötü bir şey olduğunu hissettiğini belirtti. Hastane önünde yıkıldığını ifade eden anne Macit, "Benim çocuğumu yediler. Ben adalet istiyorum. Devlet büyüklerinden adalet istiyorum. Canı sıkılan birini vuruyor. Bir evlat kolay yetişmiyor. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Benim ateşim de düştüğü yeri yakıyor. Bugün konuşulacak, yarın unutulacak ama başka gençler ölmesin. Kimsenin yaptığı yanına kalmasın" diye konuştu. "O PATATES ELİNDE GİTTİ" Kızının olay sırasında kahvaltı hazırladığını öğrendiğini belirten Döne Macit, yaşadığı acıyı şu sözlerle dile getirdi: "Benim çocuğum aç gitmiş. Kahvaltı hazırlarken patates kızartıyormuş. Ben artık evime patates almayı düşünmüyorum, bana haram oldu. O patates elinde gitti. Patates kızartırken, tezgaha dönük şekilde arkasından silah sıkmak nedir? Elinizi ayağınızı öpeyim, sesimi duyun. Çocuğum rüyama girip 'Anne ben iyiyim' demeden rahat edemiyorum." "BİLMEDEN KİMSE KONUŞMASIN" Sosyal medyada yapılan yorumlara da tepki gösteren acılı anne, kızının ailesi tarafından başıboş bırakılmadığını söyledi. Macit, "Kimileri 'Senin kızının misafirlikte ne işi vardı' diye yorum yapıyor. Kimse bilmeden konuşmasın. Çocuğumuzun peşindeydik. Arkadaşlarını kendisi gibi sandı, onlara güvendi. Temiz kalpli, güler yüzlü bir çocuktu. Kimseye zararı yoktu. Olaydaki herkesin yargılanmasını istiyorum" ifadelerini kullandı. Torununun ölümünün ardından büyük acı yaşayan anneanne Hayriye Gazi de gözyaşları içinde, "Yavrumun kanı yerde kalmasın. O benim çiçeğimdi. Adalet yerini bulsun" diyerek yetkililere çağrıda bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.