#Adalet

- Adalet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adalet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YAKALAMA KARARI ÇIKAN HANDE ERÇEL’DEN AÇIKLAMA Haber

YAKALAMA KARARI ÇIKAN HANDE ERÇEL’DEN AÇIKLAMA

Ünlülere yönelik yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen oyuncu Hande Erçel, yurtdışında olduğunu belirterek Türkiye’ye dönüp ifade vereceğini açıkladı. Ünlü isimlere yönelik yürütülen uyuşturucu soruşturmasında yeni gelişmeler yaşanırken, hakkında gözaltı kararı bulunan oyuncu Hande Erçel’den açıklama geldi. Soruşturma kapsamında aralarında iş, spor ve sanat dünyasından toplam 16 kişi hakkında işlem başlatıldığı, bazı isimlerin gözaltına alındığı, yurtdışında bulunan Erçel hakkında ise yakalama kararı çıkarıldığı öğrenildi. ERÇEL: “ÜLKEME DÖNEREK İFADE VERECEĞİM” Sosyal medya hesabından açıklama yapan Erçel, iddiaları basın aracılığıyla öğrendiğini belirterek sürecin aydınlatılması için Türkiye’ye döneceğini ifade etti. Erçel açıklamasında, "Eğitimim nedeniyle yaklaşık bir aydır yurt dışındayım. Dün gece, sizler gibi ben de basında yer alan haber üzerine öğrendiğim konunun aydınlatılması için ülkeme dönerek gerekli açıklamaları yapacak ve ifademi vereceğim" dedi. “TÜRK ADALETİNE GÜVENİYORUM” Erçel, açıklamasında adalet vurgusu yaparak, "Ülkesini seven, devletine ve Türk adaletine güvenen biriyim. Durumun en kısa sürede açıklığa kavuşacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı. SORUŞTURMA DEVAM EDİYOR Soruşturma kapsamında adı geçen diğer şüphelilere yönelik işlemlerin sürdüğü, dosyanın çok yönlü olarak yürütüldüğü öğrenildi. Yetkililerden yapılacak resmi açıklamalarla birlikte sürecin detaylarının netleşmesi bekleniyor.

NİLÜFER’DE 8 MART’TA KADINLAR TEK SES OLDU Haber

NİLÜFER’DE 8 MART’TA KADINLAR TEK SES OLDU

Nilüfer Belediyesi ve Nilüfer Kent Konseyi iş birliğiyle Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen yürüyüşte bir araya gelen kadınlar, eşitlik, barış ve adalet taleplerini dile getirdi. "EŞİTLİK SES İSTER, BİZ BURADAYIZ" “Eşitlik Ses İster, Biz Buradayız” sloganıyla Nilüfer Kent Konseyi önünde başlayan yürüyüşte katılanlar, sloganlar eşliğinde Nilüfer Belediyesi Halk Evi önündeki Cumhuriyet Meydanı’na kadar yürüdü. Etkinliğe Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları Serpil Altun ve Bukle Erman ile meclis üyeleri ve Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir de katıldı. Yürüyüşe, Nilüfer Kent Konseyi Bisiklet Çalışma Grubu da bisikletleriyle eşlik etti. MEDENİ KANUN VURGUSU Kortejin Cumhuriyet Meydanı’na ulaşmasının ardından Tülin Demir basın açıklamasını okudu. Demir, konuşmasında Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girişinin 100’üncü yılına dikkat çekerek, bu yasanın kadınların yurttaş olarak tanınmasının hukuki temeli olduğunu hatırlattı. Nafaka hakkının sınırlandırılması ve boşanmaların zorlaştırılması gibi gündemlerin kadınların şiddet içeren evliliklere mahkum edebileceğini belirten Demir, kadınların ekonomik ve hukuki güvencesinin korunması gerektiğini vurguladı. “BARIŞIN SAVUNUCULARIYIZ” Açıklamasında kadın cinayetleri ve cezasızlık politikalarına da değinen Demir, komşu coğrafyalardaki çatışmaların en ağır yükünü kadınlar ve çocukların taşıdığını ifade etti. “Savaşların dili erkektir, yükünü ise en çok kadınlarla çocuklar taşır. Bizler yaşamın ve barışın savunucularıyız” dedi. Basın açıklamasının ardından meydanı dolduran kadınlar, Canan Karademir konseriyle şarkılara eşlik ederek keyifli dakikalar geçirdi.

ULUDAĞ'DA ÖLENLER TOPRAK ALTINDA; SANIKLAR TAHLİYE EDİLDİ Haber

ULUDAĞ'DA ÖLENLER TOPRAK ALTINDA; SANIKLAR TAHLİYE EDİLDİ

Uludağ'da milli kayakçı Berkin Usta ile kayak hocası babası Yahya Usta ve annesi Fikriye Usta'nın hayatlarını kaybettikleri otel yangınına ilişkin davada tutuklu sanıkların tahliye edilmesi, Usta ailesinin yakınlarını ve avukatlarını isyan ettirdi. Uludağ'da geçtiğimiz yıl Kervansray Otel'de çıkan yangında milli kayakçı Berkin Usta ile Türkiye Kayak ve Snowboard Öğretmenleri Derneği Başkanı olan babası Yahya Kemal Usta ve annesi Fikriye Usta hayatını kaybetti. Yangının ardından başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan bilirkişi raporlarında çelişkiler bulunduğu öne sürülürken, oteldeki eksiklikler ve müdahale sürecine ilişkin ihmaller tartışma konusu oldu. Olayla ilgili açılan davada tutuklu sanıklar Cevdet Kadir A. ile Tekin D., 26 Şubat 2026 tarihinde görülen ilk duruşmada yurt dışı çıkış yasağı ve ev hapsi şartıyla tahliye edildi. Kararın ardından hayatını kaybedenlerin yakınları ve avukatları, soruşturmanın eksik yürütüldüğünü savunarak karara tepki gösterdi. ÇELİŞEN FARKLI BİLİRKİŞİ RAPORLARI Duruşma sonrası açıklama yapan Avukat İsmail Eray Çokal, dosyada ciddi eksiklikler bulunduğunu ileri sürdü. Soruşturma sürecinin yaklaşık 11 ay sürdüğünü belirten Çokal, dosyada birbiriyle çelişen iki ayrı bilirkişi raporu bulunduğunu söyledi. Raporlardan birinin otel sahiplerini asli kusurlu bulduğunu, diğerinin ise kusur yüklemediğini ifade eden Çokal, kusur atfetmeyen raporun esas alınarak iddianame düzenlendiğini savundu. ''TÜRKİYE UCUZ ÖLÜMLER ÜLKESİ OLMASIN'' Duruşmada mağdur vekillerine tanıklara doğrudan soru sorma imkanı tanınmadığını da öne süren Çokal, "Verilecek hiçbir karar ölenleri geri getirmeyecek, sadece Türkiye ucuz ölümler ülkesi olmasın, insanlar gittikleri otellerde tatillerini yaparken dumandan zehirlenip ölmesinler diye emsal bir karar alma derdindeyiz. Bunun mücadelesini veriyoruz. Elimizde de çok fazla bir yetki yok bu mücadele esnasında. Duruşmada basın mensupları mahkeme başkanının kararı ile duruşma salonuna alınmadı. Başsavcılığın bu yönde bir kararı olmamasına, dosyada bir gizlilik kararı olmamasına rağmen basın mensuplarının alınmamasını biz de anlayamadık. Mahkemelerden, hakim ve savcılarımızdan, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulundan, Adalet Bakanlığı ve adalet bakanımızdan destek bekliyoruz. Bu dosya iyi araştırılmadı. Raporlar eksik, dosyadaki tanık beyanlarından ne denli eksik bir soruşturma aşaması yürütüldüğünü zaten net bir şekilde anlayabiliyoruz. Çok uzun uzadıya anlatmak, teknik detaylara girmek istemiyorum fakat hukuk tekniği açısından pek çok hata var dosya içerisinde" dedi. Duruşma çıkışında Yahya Kemal Usta'nın kız kardeşlerinin yanına gelip, çözüm arayan gözlerle baktıklarını belirten Çokal, "Çok üzgünüz, çok üzülüyoruz. Ölen aile bizim de yakınlarımızdı, aile dostlarımızdı. Onları kaybetmiş olmanın verdiği acı bir tarafa, hukukçu olarak onların hatıralarına binaen bir şey yapamıyor olmak ayrı bir acı veriyor. Ailelerine de bir cevap veremiyoruz. Duruşmanın çıkışında vefat eden Yahya Kemal Usta'nın iki kız kardeşi yanıma geldi, ‘Bizim yeğenimiz, gelinimiz ve kardeşimiz vefat etti. Ne yapalım, bizi tutuklasınlar bari. Zaten hayatta yaşayacak bir gücümüz kalmadı' dediler. Verecek bir cevap bulamadım kendilerine. Bütün temennimiz mağdur ailelerin bir nebze olsun vicdanını rahatlatacak bir karar çıkması, suçluların cezalandırılması ve bir daha ülkemizde bu tür yangınların çıkmaması için emsal niteliğinde bir karar alınması yönünde" dedi. Hayatını kaybeden Yahya Kemal Usta'nın yeğeni Uğur Gündüz ise yangın gecesi yaşananlara ilişkin çelişkilere dikkat çekti. Yangını duydukları anda olay yerine gittiklerini belirten Gündüz, bilirkişi raporları arasında ciddi farklılık bulunduğunu savunarak, "Sanki yangına dayım sebep olmuş gibi bir tablo oluşturuluyor. Oysa o saatte orada olmadığı ortada. Yeniden kapsamlı bir bilirkişi incelemesi istiyoruz" ifadelerini kullandı. ''ADALET İSTİYORUZ'' Usta'nın kız kardeşi Feride Gündüz de duruşmada verilen tahliye kararına tepki göstererek, ifadelerin birbiriyle örtüşmediğini iddia etti. Gündüz, "Üç canımızı kaybettik. Herkes serbest kalıyor, biz ise adalet arıyoruz. Tüm suçların kardeşimin üzerine yıkılmasını kabul edemiyorum" dedi. Avukatlara söz hakkı verilmediğini ve çelişkili ifadelerin yer aldığını belirten Feride Gündüz, "Benim kardeşim şömineyi yakarlarken orada değilmiş, bunu kendileri itiraf etti. Oradaki çalışanlar yakmış. Kardeşim defalarca 'Ateşi söndürdünüz mü?' diye sormuş, 'Evet söndürdük' demişler fakat közler kalmış. Benim burada kardeşimin bir suçu yok. Biz üç canımızı kaybettik fakat otelin ne sahibi ortada ne de bilirkişi raporları tutuyor. Kamera kayıtlarını ortaya çıkarmıyorlar" dedi. Aile üyeleri, tek beklentilerinin adaletin sağlanması ve benzer olayların bir daha yaşanmaması olduğunu dile getirdi. Davanın 22 Nisan tarihinde devam edeceği öğrenildi.

BURSA'DA SAHTE ŞEYHE 2,5 YIL HAPİS CEZASI Haber

BURSA'DA SAHTE ŞEYHE 2,5 YIL HAPİS CEZASI

Bursa'da yaşanan olayda, Mustafa Özbağ, 2020 yılında bir müridinin rüyasını anlatarak (haşa) ilah olduğunu iddia etmişti. Aynı şeyh 2023 yılında da maaşlarını düşürerek emeklilere ders verilmesi gerektiğini savunup Sünnet 'geçinemiyorum' deyince '5'ten 3'e indir' diyor" ifadeleriyle gündeme gelmişti. 2017 yılında kendisine ait dükkanı aylık 4 bin 100 liraya kiraya veren Mustafa Özbağ, kiracısından 12 ayrı senet aldı. Her ayın başında, kiracısına ödenen kiraya karşılık bir senet veren Özbağ, son senedi icraya verdi. Ancak icraya verilen senet 4 bin 100 liralık değil, 44 bin 100 liralıktı. Kiracı Heybullah Demir icraya itiraz etti, Özbağ'a dava açtı. Yıllarca süren davada karar çıktı. Davada alınan 2022 tarihli bilirkişi raporunda, Özbağ'ın Heybullah Demir'den aldığı 4 bin 100 liralık senedi icraya vermeden önce başına 4 rakamını eklediği ve alacağını 40 bin lira arttırdığı tespit edildi. 40 bin lira haksız kazanç elde etmek için senette tahrifat yapan Özbağ'ı yargılayan Bursa 17. Ağır Ceza Mahkemesi, resmi belgede sahtecilik, kamu kurumlarını kullanarak dolandırıcılık suçlarının işlendiğine hükmetti. Özbağ, resmi belgede sahtecilik suçundan 2 yıl 7 ay hapis cezasına çarptırıldı ve bu cezada sanığın pişmanlık belirtisi olmadığı gerekçesiyle indirim yapılmadı. Mahkeme, kararında Özbağ'ın geçmişte Vergi Usül Kanunu'na Muhalefet suçundan 30 ay hapis cezası almış olmasına da atıf yaptı. Kamu kurumlarının kullanılarak dolandırıcılık suçlamasında da 3 yıl 6 ay hapis ile 2 bin gün adli para cezasına çarptırılan Özbağ'ın eylemi teşebbüs aşamasında kaldığı için 4'te 1 oranında indirim uygulandı. Bu indirimle birlikte Özbağ'a 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ve 6 bin lira adli para cezası verildi. Dosya, istinaf incelemesinin ardından Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi tarafından değerlendirildi. Daire, yerel mahkeme kararını onayarak sanık hakkında verilen toplam 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasını kesinleştirdi. "Gözüme baka baka yemin etti" Mağdur Heybullah Demir, yaşadıklarını röportajda şu sözlerle anlattı: "2016 yılında bu şahsın dört katlı iş yerini kiraladım. Kira ve güvence bedeli olarak benden senet aldı. Toplam 12 senet verdim, 10 tanesini ödedim ve geri aldım. Ancak iki senet kendisinde kaldı. Bu iki senetten birinin tutarı 4 bin 100 liraydı. Daha sonra cezaevinden çıktıktan sonra bu senedin başına ‘4' ekleyerek tutarı 44 bin 100 liraya çıkarmış ve icraya vermiş. Evime haciz geldi." dedi. "10 Yıl boyunca mahkemelerle uğraştım" Uzun süren hukuk mücadelesinin kendisini hem maddi hem de manevi olarak yıprattığını belirten Heybullah Demir, "Yaklaşık 10 yıl boyunca icralarla, mahkemelerle uğraştım. Üç ayrı davayı kazandım. Bu süreçte ciddi sağlık sorunları yaşadım, kriz geçirdim. Maddi ve manevi olarak çok yıprandım" dedi. "Mahkemede yemin etti, kriminal rapor gerçeği ortaya çıkardı" Heybullah Demir, sanığın mahkeme huzurunda yemin ettiğini ancak bunun da gerçeği yansıtmadığını söyledi: "Hakim huzurunda kendisine soruldu. ‘Bu senet üzerinde herhangi bir oynama yaptın mı?' denildi. Gözüme baka baka kutsal bildiğim tüm değerler üzerine yemin ederim dedi. Ancak senet kriminal incelemeye gidince senette oynama yapıldığı tespit edildi. Yani yemin de yalan çıktı." "Adalet geç de olsa yerini buldu" Yaşanan sürecin sonunda verilen kararla bir nebze olsun rahatladığını dile getiren Heybullah Demir, "Bizim güvenimizi kötüye kullanan insanlar oldu ama en sonunda adalet yerini buldu" dedi.

İBANINI KULLANDIRIP CEZA ALAN ÖZLEM AĞLAYARAK TESLİM OLDU Haber

İBANINI KULLANDIRIP CEZA ALAN ÖZLEM AĞLAYARAK TESLİM OLDU

Adana’da 23 yaşındaki Özlem Develi, arkadaşına IBAN’ını kullandırdığı gerekçesiyle hakkında açılan 20 davanın birinden aldığı 4 yıl 5 ay kesinleşmiş hapis ceza'sı nedeniyle polis ekiplerine teslim oldu. Gözyaşlarıyla ailesine veda eden genç kadın, cezaevine gönderildi. Adana’da yaşayan Özlem Develi, 2023 yılında dershane arkadaşlığı kurduğu M.D. isimli kişiye güvenerek banka hesabını kullandırmasının ardından dolandırıcılık suçlamalarıyla karşı karşıya kaldı. Hakkında açılan 20 davanın 11’i halen devam ederken, geçtiğimiz hafta sonuçlanan bir davada 4 yıl 5 ay hapis cezası ve 149 bin 960 TL para cezası alan genç kadın, polis ekiplerine teslim oldu. HESABIM BLOKE, IBAN’INI KULLANABİLİR MİYİM? Genç kadının ifadesine göre olaylar, M.D. isimli arkadaşının kendisine “Ben ticaret yapıyorum, hesabım bloke oldu. Kısa süreliğine IBAN’ını kullanabilir miyim?” demesiyle başladı. Güven ilişkisiyle hesabını açtıran Develi, kısa süre içinde dolandırıcılık suçlamasıyla karakola çağrıldı. ÇEKİLİŞ DOLANDIRICILIĞI ORTAYA ÇIKTI Polis soruşturmasında, M.D.’nin Özlem Develi adına açılan hesaptan sosyal medya üzerinden çekiliş düzenlediği, kazandığını düşünen kişilerden para aldığı ancak ürün göndermediği tespit edildi. Şikayetler Özlem Develi adına yapıldı. Hakkında çok sayıda dava açılan genç kadın, bir süre cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilmişti. Ancak geçtiğimiz hafta Burdur 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada 4 yıl 5 ay hapis cezası kesinleşti. "ADALET YERİNİ BULSUN" Özlem Develi, 22 Ocak’ta aranması devam ederken verdiği bir röportajda yaşadıklarını anlatmış, gözyaşlarıyla adalet istemişti. Dün ise Adana'nın Yüreğir ilçesindeki evinden polis eşliğinde alınarak Tarsus Kadın Kapalı Cezaevi’ne teslim edildi. Kızının suçsuz olduğunu savunan baba Ahmet Develi, “Gerçek suçlular ortaya çıksın. Adalet yerini bulsun. Çaresizliğimizi duyun, suçsuz yere kızımı götürüyorlar” dedi. "YETER ARTIK, BEN DOLANDIRICI DEĞİLİM" Cezaevine gitmeden önce yaptığı açıklamada kendisini savunan Özlem Develi, "Kimseyi dolandırmadım. Bütün her şeyime bakılabilir. Yapmadığım ortaya çıkacak. Yeter artık" ifadelerini kullandı.

FENOMEN MERVE TAŞKIN’DAN YAKALAMA KARARINA YANIT: “SUÇSUZUM” Haber

FENOMEN MERVE TAŞKIN’DAN YAKALAMA KARARINA YANIT: “SUÇSUZUM”

Sosyal medya paylaşımları nedeniyle hakkında çok sayıda soruşturma yürütülen fenomen Merve Taşkın, hakkında çıkarılan yakalama kararına yurt dışından tepki gösterdi. Taşkın, suçsuz olduğunu savunarak Türkiye’ye dönmesi halinde ifadesinin alınıp serbest bırakılması gerektiğini söyledi. “SUÇLU OLSAM YILLARDIR SERBEST KALMAZDIM” Geçtiğimiz günlerde Türkiye’den ayrılarak Bali’ye gittiğini duyuran Taşkın, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada yargı sürecine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "Ne kadar inanır inanmazsınız bilmiyorum ama ben suçlu değilim. Ülkeme geri dönsem de gerçek bir adalet sistemi varsa ifademi alıp yine serbest bırakmaları gerekiyor, çünkü suçum yok." Taşkın, yıllardır benzer süreçlerle karşılaştığını belirterek sürekli ifade vermekten yıprandığını dile getirdi. SÜRECİN PSİKOLOJİK BOYUTU Türkiye’den ayrılma kararının ardında psikolojik baskının yattığını anlatan Taşkın, daha önce yaptığı bir paylaşımda gece uyuyamadığını, her kapı çalmasının ardından polis korkusu yaşadığını söylediğini hatırlattı. Olası bir gözaltı ihtimaline karşı sürekli hazırlıklı uyuduğunu belirten fenomen, bu durumun sürdürülemez hale geldiğini ifade etti. Taşkın, bu sebeple doğum gününde kendisine tek yönlü yurt dışı bileti aldığını açıkladı ve sürecin kendisini yıprattığını vurguladı. İŞTE O AÇIKLAMA; "Ne kadar inanır inanmazsınız bilmiyorum ama ben suçlu değilim. Ülkeme geri dönsem de gerçek bir adalet sistemi varsa ifademi alıp yine serbest bırakmaları gerekiyor, çünkü suçum yok" ifadelerini kullandı. Yıllardır benzer süreçlerle karşı karşıya kaldığını dile getiren Taşkın, sürekli ifade vermekten yorulduğunu belirtti. Taşkın şu ifadeleri kullandı: "Ne kadar inanır inanmazsınız bilmiyorum ama ben suçlu değilim. Ülkeme geri dönsem de gerçek bir adalet sistemi varsa hala eğer ifademi alıp yine serbest bırakmaları gerekiyor çünkü suçum yok. Yani bir problem yok. Ben sadece Türkiye'de yoruldum. Sürekli suçsuz yere düzenli olarak ifade vermek yorucu. Yıllardır zaten ifademi alıp serbest bırakıyorlar. Yıllardır zaten düzenli olarak mahkemelerim oluyor. Hala daha var. Bitmedi ve bitmiyor.. Ama siz bilip bilmeden taşlamayı, atıp tutmayı sevdiğiniz için söylediklerim de boşuna biliyorum.. Ne diyebilirim ki.. Tek isteğiniz benim mutlu olmamam ve hapse girmem.. Kendiniz mutlu olmadığınız için mutlu olmaya çalışan insanların da hayatlarını karartmak istiyorsunuz.. Allah her şeyi biliyor ve görüyor. Allaha güveniyorum başka diyebileceğim bir şey yok.."

ATLAS ÇAĞLAYAN'IN AİLESİNDEN YARGIYA GÜVEN VURGUSU Haber

ATLAS ÇAĞLAYAN'IN AİLESİNDEN YARGIYA GÜVEN VURGUSU

İstanbul’un Güngören ilçesinde, henüz 17 yaşında olan Atlas Çağlayan’ın, 15 yaşındaki E.Ç. tarafından bıçaklanarak hayatını kaybettiği olay kamuoyunda derin üzüntü yaratırken, ailenin avukatı Mehtap Yılmaz, süren soruşturma hakkında açıklamalarda bulundu. Yılmaz, aile adına yaptığı açıklamada, yargıya olan güvenlerini yineleyerek, "Adaletin en doğru şekilde tecelli edeceğine inanıyoruz" dedi. BAKAN YERLİKAYA’DAN TAZİYE ZİYARETİ Acılı aileye destek ziyaretleri de sürüyor. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve eşi, Atlas Çağlayan’ın ailesini ziyaret ederek başsağlığı dileklerini iletti. Aile avukatı Mehtap Yılmaz, "Sayın Bakanımız ve eşinin ziyaretleri aile için çok anlamlıydı. Hem destek sundular hem de süreci dikkatle takip ettiklerini belirttiler. Ailemiz adına kendilerine teşekkür ediyoruz" dedi. “ATLAS HEPİMİZİN ÇOCUĞUYDU” Atlas’ın ölümünün sadece bir aileyi değil, toplumu derinden sarstığını belirten avukat Yılmaz, “Atlas yavrumuz hepimizin oğluydu. Gencecik bir hayat, anlamsız bir kavga sonucu elimizden alındı. Ailenin yaşadığı acı tarif edilemez” ifadelerini kullandı. TEHDİT EDENLER TUTUKLANDI Olayın ardından sadece cinayet değil, Atlas'ın ailesine yönelen tehditlerin de ciddi şekilde ele alındığını belirten Yılmaz, "Emniyet birimlerimiz 1 gün gibi kısa bir sürede aileyi tehdit eden kişileri yakaladı. Bu kişiler adli sürecin ardından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Hem emniyet hem de yargı hızlı ve etkili bir müdahaleyle örnek bir süreç yönetti" dedi. “YARGIYA GÜVENİMİZ TAM” Soruşturmanın titizlikle sürdüğünü aktaran Yılmaz, “Şu an adli süreç devam ediyor. Biz, yargının adil ve vicdani bir karar vereceğine yürekten inanıyoruz. Bu dava yalnızca bir aile için değil, toplum vicdanı için de büyük önem taşıyor. Atlas için, onun gibi gençlerin geleceği için adalet yerini bulmalı” şeklinde konuştu.

TANJU ÖZCAN VE CHP’Lİ YÖNETİCİLERE BERAAT KARARI Haber

TANJU ÖZCAN VE CHP’Lİ YÖNETİCİLERE BERAAT KARARI

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, CHP Bolu İl Başkanı Tahsin Mert Karagöz ve CHP Merkez İlçe Başkanı Çetin Uç, geçtiğimiz yıl düzenlenen bir yürüyüş sırasında yaptıkları açıklamalar nedeniyle "zincirleme şekilde Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla yargılandıkları davadan beraat etti. Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşmasına tutuksuz yargılanan üç siyasetçi ve avukatları katıldı. Duruşmada Cumhuriyet Savcısı, sanıkların suç teşkil eden ifadeler kullandığını savunarak cezalandırılmaları yönünde mütalaa verdi. Ancak mahkeme heyeti, sanıkların sözlerinin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını belirterek, üç isim hakkında beraat kararı verdi. YARGILAMAYA KONU YÜRÜYÜŞ 21 MART 2025'TE GERÇEKLEŞTİ Olayın başlangıcı, 21 Mart 2025 tarihinde Bolu’da düzenlenen bir protesto yürüyüşüne dayanıyor. Yürüyüş, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik yargı sürecine tepki olarak CHP tarafından organize edilmişti. Etkinliğe çok sayıda partili katılırken, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan da yürüyüşte yer almış ve bir konuşma yapmıştı. Yürüyüş sırasında sarf edilen bazı sözlerin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret içerdiği gerekçesiyle Özcan, Karagöz ve Uç hakkında savcılık tarafından dava açılmıştı. SANIKLAR SUÇLAMALARI REDDETTİ Duruşma boyunca verdikleri ifadelerde suçlamaları reddeden Tanju Özcan ve diğer sanıklar, söyledikleri sözlerin eleştiri hakkı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Özcan savunmasında, “Demokratik bir ülkede siyasi aktörlerin ve kamu görevlilerinin eleştiriye açık olması gerekir. Yaptığımız konuşma, siyasi bir tepkiydi, hakaret içermez” ifadelerini kullandı. MAHKEMEDEN “İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ” VURGUSU Kararını açıklayan Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi, sanıkların sözlerinin siyasi bir eleştiri niteliğinde olduğuna ve Anayasa’da güvence altına alınan ifade özgürlüğü sınırları içinde kaldığına hükmetti. Böylece üç CHP’li isim hakkında açılan dava, beraatle sonuçlandı. ÖZCAN’DAN İLK DEĞERLENDİRME: “ADALET YERİNİ BULDU” Kararın ardından kısa bir açıklama yapan Tanju Özcan, “Hakkımızda açılan bu davanın siyasi bir baskı unsuru olduğunu düşünüyorduk. Mahkeme, haklılığımızı ve ifade özgürlüğünün önemini bir kez daha ortaya koydu. Adalet yerini buldu” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.