#Adalet

- Adalet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adalet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

NİLÜFER KENT TİYATROSU AFİFE ÖDÜLÜYLE GURURLANDI Haber

NİLÜFER KENT TİYATROSU AFİFE ÖDÜLÜYLE GURURLANDI

Nilüfer Kent Tiyatrosu (NKT), tiyatro dünyasının prestijli organizasyonlarından 28. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’nde önemli bir başarıya imza attı. “İlk Bakışta Prima Facie” adlı oyundaki performansıyla “Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu” ödülünü kazanan Rabia Zehra Şafak ile oyunun yönetmeni Barış Ayas, sürece dair değerlendirmelerde bulundu. İkili, elde edilen başarının arkasında Nilüfer’de sağlanan özgür sanat ortamı ve güçlü kurumsal desteğin bulunduğunu ifade etti. HAYALLERİN GERÇEĞE DÖNÜŞTÜĞÜ AN Afife Tiyatro Ödülleri’nin Türkiye’deki en saygın sanat organizasyonlarından biri olduğunu dile getiren Rabia Zehra Şafak, ödül anının kendisi için çok özel olduğunu belirtti. Şafak, bu başarının sadece bir kazanım değil, aynı zamanda büyük bir sorumluluk anlamı taşıdığını söyledi. Tek kişilik bir oyunda sahne almanın zorluklarına da değinen başarılı oyuncu, sürecin yoğun ve öğretici geçtiğini vurguladı. ÖDÜLLER YENİ HEDEFLERİN KAPISI Oyunun yönetmeni Barış Ayas ise elde edilen ödülün, Nilüfer Kent Tiyatrosu’nun yıllar içinde oluşturduğu üretim kültürünün bir sonucu olduğunu ifade etti. Seyirciyi sadece izleyen değil, deneyimin parçası haline getiren bir anlayışla hareket ettiklerini belirten Ayas, kazanılan ödüllerin kendileri için yeni hedeflerin başlangıcı olduğunu dile getirdi. ÖRNEK TİYATRO MODELİ Başarının temelinde Nilüfer Belediyesi’nin sanata sunduğu özgür alanın bulunduğunu belirten ekip, belediyenin tiyatroya yaklaşımının Türkiye’de örnek teşkil ettiğini vurguladı. Sanatçıların herhangi bir baskı hissetmeden üretim yapabildiğini ifade eden Ayas, bu ortamın yeni yazar ve yönetmenlerin yetişmesine de katkı sağladığını söyledi. ANADOLU TURNESİ HEDEFİ “İlk Bakışta Prima Facie” oyununu daha geniş kitlelerle buluşturmak istediklerini belirten ekip, hedeflerinin farklı şehirleri kapsayan kapsamlı bir turne gerçekleştirmek olduğunu açıkladı. Kadın hakları, adalet ve toplumsal meseleleri sahneye taşımaya devam edeceklerini ifade eden sanatçılar, bu konularda farkındalık oluşturmayı amaçladıklarını belirtti.

BURSA'DA ESKİ EŞ CİNAYETİNİN YENİ GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKTI Haber

BURSA'DA ESKİ EŞ CİNAYETİNİN YENİ GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKTI

Bursa'nın Yıldırım ilçesinde yaşanan trajik olay Türkiye gündemine gelmişti. Olay 27 Ağustos 2025 tarihinde saat 22.00 sıralarında İncirli Caddesi'nde meydana geldi. Annesiyle yaşayan 27 yaşındaki Sevgi Yandık, eski eşi 32 yaşındaki Doğan Ş. tarafından "konuşmak" bahanesiyle dışarı çağrıldı. 3 yaşındaki çocuğuyla birlikte evden çıkan genç kadın, Doğan Ş. ile parkta buluştu. Kısa sürede büyüyen tartışmada Doğan Ş., yanında getirdiği bıçakla eski eşini parkta çocuğunun gözü önünde defalarca bıçakladı. Kanlar içinde yere yığılan Sevgi Yandık, sağlık ekiplerinin tüm müdahalesine rağmen kaldırıldığı Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde hayatını kaybetti. Olay sonrası kaçan Doğan Ş., bir süre sonra karakola giderek teslim oldu ve sorgusunun ardından tutuklandı. Ortaya çıkan yeni güvenlik kamerası görüntülerinde, şüphelinin Sevgi Yandık ve çocuğuyla birlikte parka yürüdüğü anlar saniye saniye kaydedildi. "Öl" diye bağırdı, arkasına bakmadan gitti Ayrıca, ortaya çıkan son güvenlik kamerası görüntülerinde zanlı Doğan Ş.'nin olay anında eski eşi Sevgi Yandık'ı bıçaklarken "Öl, öl" diye bağırması yürek burktu. Cinayet soruşturması kapsamında bugün 20'nci Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava ise bir görgü şahidinin gelmemesi üzerine 8 Temmuz'a ertelendi. Acılı aile, adalet için davanın görüleceği günü bekliyor.

BURSA ŞEHİR HASTANESİ'NDE 15 DOKTORA SORUŞTURMA İZNİ Haber

BURSA ŞEHİR HASTANESİ'NDE 15 DOKTORA SORUŞTURMA İZNİ

Bursa'da 2024 yılı 19 Mayıs'ta hayatını kaybeden 7 yaşındaki Yüsra Türkoğlu'nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi'nin "soruşturma izni verilmemesine" ilişkin kararı kaldırmasının ardından, aralarında bir profesörün de bulunduğu 15 doktor hakkında soruşturma izni verildi. Mahkeme kararında, olayın oluş şekli ve dosya kapsamındaki iddiaların ancak savcılık tarafından yürütülecek kapsamlı bir soruşturma ile netleştirilebileceği belirtilerek, önceki kararın hukuka uygun olmadığına hükmedildi. Bu doğrultuda dosya, gereği yapılmak üzere Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi. Yaklaşık 2 yıl önce Bursa Şehir Hastanesi'nde yaşanan olayda, Türkoğlu ailesi bahar nezlesi şikâyeti bulunan kızları Yüsra'yı akşam saatlerinde hastaneye götürdü. Ailenin iddiasına göre tedavi sürecinde yapılan tıbbi uygulamaların ardından çocuk kısa sürede fenalaştı. Yaklaşık 17 saatlik sürecin sonunda Yüsra hayatını kaybetti. Acılı anne Bursa Türkoğlu, sürece ilişkin yaptığı açıklamada kızını sağlıklı şekilde hastaneye götürdüklerini belirterek, "Elimizden tutarak götürdüğümüz çocuğumuzu 17 saat sonra kaybettik. Çok şükür soruşturma izni çıktı. Adaletin yerini bulmasını istiyoruz. Bu acıyı kimse yaşamasın" ifadelerini kullandı. Soruşturma izni verilen sağlık personelinin isimleri; Dr. M.G., Dr. C.A., Uzm. Dr. M.M.G., As. Dr. T.P., As. Dr. T.D.S., As. Dr. G.E.Ö., As. Dr. H.B.Ö., Uzm. Dr. A.G., Doç. Dr. A.O., As. Dr. H.Z.T., As. Dr. Ü.Y., Uzm. Dr. B.A., Uzm. Dr. N.G., Prof. Dr. M.T. ve Uzm. Dr. B.M. şeklinde yer aldı. Olayla ilgili soruşturma sürecinin Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde sürdürüleceği öğrenildi.

AK PARTİLİ SAYGILI’DAN CHP’Lİ GÜÇ’E “BANKAMATİK” TEPKİSİ Haber

AK PARTİLİ SAYGILI’DAN CHP’Lİ GÜÇ’E “BANKAMATİK” TEPKİSİ

AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç’ün iktidar açıklamalarına tepki göstererek, yerel yönetimlerdeki sorunlar üzerinden sert eleştirilerde bulundu. Saygılı, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, CHP’li Güç’e İzmir’deki sorunlara odaklanma çağrısı yaptı. Güç’ün “halkın iktidarı” vurgusuna atıfta bulunan Saygılı, "İzmir’e dönsün, dürüst ve şeffaf siyaset yapsın" ifadelerini kullandı. “BANKAMATİK MEMURLARIYLA MÜCADELE ETSİN” Yerel yönetimlere yönelik eleştirilerini sıralayan Saygılı, CHP belediyelerinde “bankamatik memurları” iddialarını gündeme getirerek, "Halkın iktidarını önemsiyorsa, belediyelerdeki bankamatik memurlarının iktidarıyla mücadele etsin" dedi. İzmir’de yaşanan altyapı sorunlarına da değinen Saygılı, her yağmurda yaşanan su baskınlarına dikkat çekerek, vatandaşların tepkisinin dikkate alınması gerektiğini ifade etti. KOOPERATİF VE YOLSUZLUK İDDİALARI Saygılı, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik kooperatif projeleri üzerinden de eleştirilerde bulunarak, "Toplu konut vaadiyle dolandırılan İzmirlilerin hesabını versinler" dedi. Ayrıca yerel yönetimlere yönelik yürütülen soruşturmalara da değinen Saygılı, "Rüşvet çarkına ev sahipliği yapan yerel idareler hakkında açılan soruşturmalara saygı duyulmalı" ifadelerini kullandı. “NİYET HAYIR OLMADAN AKIBET HAYIR OLMAZ” Açıklamasının sonunda hukuk ve adalet vurgusu yapan Saygılı, "Halkın iktidarının yolu rüşvet labirentlerinden geçmez" diyerek, CHP’li yöneticilere yönelik eleştirilerini sürdürdü. Saygılı, "Niyet hayır olmadan akıbet hayır olmaz" sözleriyle açıklamasını tamamladı.

YAKALAMA KARARI ÇIKAN HANDE ERÇEL’DEN AÇIKLAMA Haber

YAKALAMA KARARI ÇIKAN HANDE ERÇEL’DEN AÇIKLAMA

Ünlülere yönelik yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen oyuncu Hande Erçel, yurtdışında olduğunu belirterek Türkiye’ye dönüp ifade vereceğini açıkladı. Ünlü isimlere yönelik yürütülen uyuşturucu soruşturmasında yeni gelişmeler yaşanırken, hakkında gözaltı kararı bulunan oyuncu Hande Erçel’den açıklama geldi. Soruşturma kapsamında aralarında iş, spor ve sanat dünyasından toplam 16 kişi hakkında işlem başlatıldığı, bazı isimlerin gözaltına alındığı, yurtdışında bulunan Erçel hakkında ise yakalama kararı çıkarıldığı öğrenildi. ERÇEL: “ÜLKEME DÖNEREK İFADE VERECEĞİM” Sosyal medya hesabından açıklama yapan Erçel, iddiaları basın aracılığıyla öğrendiğini belirterek sürecin aydınlatılması için Türkiye’ye döneceğini ifade etti. Erçel açıklamasında, "Eğitimim nedeniyle yaklaşık bir aydır yurt dışındayım. Dün gece, sizler gibi ben de basında yer alan haber üzerine öğrendiğim konunun aydınlatılması için ülkeme dönerek gerekli açıklamaları yapacak ve ifademi vereceğim" dedi. “TÜRK ADALETİNE GÜVENİYORUM” Erçel, açıklamasında adalet vurgusu yaparak, "Ülkesini seven, devletine ve Türk adaletine güvenen biriyim. Durumun en kısa sürede açıklığa kavuşacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı. SORUŞTURMA DEVAM EDİYOR Soruşturma kapsamında adı geçen diğer şüphelilere yönelik işlemlerin sürdüğü, dosyanın çok yönlü olarak yürütüldüğü öğrenildi. Yetkililerden yapılacak resmi açıklamalarla birlikte sürecin detaylarının netleşmesi bekleniyor.

NİLÜFER’DE 8 MART’TA KADINLAR TEK SES OLDU Haber

NİLÜFER’DE 8 MART’TA KADINLAR TEK SES OLDU

Nilüfer Belediyesi ve Nilüfer Kent Konseyi iş birliğiyle Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen yürüyüşte bir araya gelen kadınlar, eşitlik, barış ve adalet taleplerini dile getirdi. "EŞİTLİK SES İSTER, BİZ BURADAYIZ" “Eşitlik Ses İster, Biz Buradayız” sloganıyla Nilüfer Kent Konseyi önünde başlayan yürüyüşte katılanlar, sloganlar eşliğinde Nilüfer Belediyesi Halk Evi önündeki Cumhuriyet Meydanı’na kadar yürüdü. Etkinliğe Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları Serpil Altun ve Bukle Erman ile meclis üyeleri ve Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir de katıldı. Yürüyüşe, Nilüfer Kent Konseyi Bisiklet Çalışma Grubu da bisikletleriyle eşlik etti. MEDENİ KANUN VURGUSU Kortejin Cumhuriyet Meydanı’na ulaşmasının ardından Tülin Demir basın açıklamasını okudu. Demir, konuşmasında Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girişinin 100’üncü yılına dikkat çekerek, bu yasanın kadınların yurttaş olarak tanınmasının hukuki temeli olduğunu hatırlattı. Nafaka hakkının sınırlandırılması ve boşanmaların zorlaştırılması gibi gündemlerin kadınların şiddet içeren evliliklere mahkum edebileceğini belirten Demir, kadınların ekonomik ve hukuki güvencesinin korunması gerektiğini vurguladı. “BARIŞIN SAVUNUCULARIYIZ” Açıklamasında kadın cinayetleri ve cezasızlık politikalarına da değinen Demir, komşu coğrafyalardaki çatışmaların en ağır yükünü kadınlar ve çocukların taşıdığını ifade etti. “Savaşların dili erkektir, yükünü ise en çok kadınlarla çocuklar taşır. Bizler yaşamın ve barışın savunucularıyız” dedi. Basın açıklamasının ardından meydanı dolduran kadınlar, Canan Karademir konseriyle şarkılara eşlik ederek keyifli dakikalar geçirdi.

ULUDAĞ'DA ÖLENLER TOPRAK ALTINDA; SANIKLAR TAHLİYE EDİLDİ Haber

ULUDAĞ'DA ÖLENLER TOPRAK ALTINDA; SANIKLAR TAHLİYE EDİLDİ

Uludağ'da milli kayakçı Berkin Usta ile kayak hocası babası Yahya Usta ve annesi Fikriye Usta'nın hayatlarını kaybettikleri otel yangınına ilişkin davada tutuklu sanıkların tahliye edilmesi, Usta ailesinin yakınlarını ve avukatlarını isyan ettirdi. Uludağ'da geçtiğimiz yıl Kervansray Otel'de çıkan yangında milli kayakçı Berkin Usta ile Türkiye Kayak ve Snowboard Öğretmenleri Derneği Başkanı olan babası Yahya Kemal Usta ve annesi Fikriye Usta hayatını kaybetti. Yangının ardından başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan bilirkişi raporlarında çelişkiler bulunduğu öne sürülürken, oteldeki eksiklikler ve müdahale sürecine ilişkin ihmaller tartışma konusu oldu. Olayla ilgili açılan davada tutuklu sanıklar Cevdet Kadir A. ile Tekin D., 26 Şubat 2026 tarihinde görülen ilk duruşmada yurt dışı çıkış yasağı ve ev hapsi şartıyla tahliye edildi. Kararın ardından hayatını kaybedenlerin yakınları ve avukatları, soruşturmanın eksik yürütüldüğünü savunarak karara tepki gösterdi. ÇELİŞEN FARKLI BİLİRKİŞİ RAPORLARI Duruşma sonrası açıklama yapan Avukat İsmail Eray Çokal, dosyada ciddi eksiklikler bulunduğunu ileri sürdü. Soruşturma sürecinin yaklaşık 11 ay sürdüğünü belirten Çokal, dosyada birbiriyle çelişen iki ayrı bilirkişi raporu bulunduğunu söyledi. Raporlardan birinin otel sahiplerini asli kusurlu bulduğunu, diğerinin ise kusur yüklemediğini ifade eden Çokal, kusur atfetmeyen raporun esas alınarak iddianame düzenlendiğini savundu. ''TÜRKİYE UCUZ ÖLÜMLER ÜLKESİ OLMASIN'' Duruşmada mağdur vekillerine tanıklara doğrudan soru sorma imkanı tanınmadığını da öne süren Çokal, "Verilecek hiçbir karar ölenleri geri getirmeyecek, sadece Türkiye ucuz ölümler ülkesi olmasın, insanlar gittikleri otellerde tatillerini yaparken dumandan zehirlenip ölmesinler diye emsal bir karar alma derdindeyiz. Bunun mücadelesini veriyoruz. Elimizde de çok fazla bir yetki yok bu mücadele esnasında. Duruşmada basın mensupları mahkeme başkanının kararı ile duruşma salonuna alınmadı. Başsavcılığın bu yönde bir kararı olmamasına, dosyada bir gizlilik kararı olmamasına rağmen basın mensuplarının alınmamasını biz de anlayamadık. Mahkemelerden, hakim ve savcılarımızdan, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulundan, Adalet Bakanlığı ve adalet bakanımızdan destek bekliyoruz. Bu dosya iyi araştırılmadı. Raporlar eksik, dosyadaki tanık beyanlarından ne denli eksik bir soruşturma aşaması yürütüldüğünü zaten net bir şekilde anlayabiliyoruz. Çok uzun uzadıya anlatmak, teknik detaylara girmek istemiyorum fakat hukuk tekniği açısından pek çok hata var dosya içerisinde" dedi. Duruşma çıkışında Yahya Kemal Usta'nın kız kardeşlerinin yanına gelip, çözüm arayan gözlerle baktıklarını belirten Çokal, "Çok üzgünüz, çok üzülüyoruz. Ölen aile bizim de yakınlarımızdı, aile dostlarımızdı. Onları kaybetmiş olmanın verdiği acı bir tarafa, hukukçu olarak onların hatıralarına binaen bir şey yapamıyor olmak ayrı bir acı veriyor. Ailelerine de bir cevap veremiyoruz. Duruşmanın çıkışında vefat eden Yahya Kemal Usta'nın iki kız kardeşi yanıma geldi, ‘Bizim yeğenimiz, gelinimiz ve kardeşimiz vefat etti. Ne yapalım, bizi tutuklasınlar bari. Zaten hayatta yaşayacak bir gücümüz kalmadı' dediler. Verecek bir cevap bulamadım kendilerine. Bütün temennimiz mağdur ailelerin bir nebze olsun vicdanını rahatlatacak bir karar çıkması, suçluların cezalandırılması ve bir daha ülkemizde bu tür yangınların çıkmaması için emsal niteliğinde bir karar alınması yönünde" dedi. Hayatını kaybeden Yahya Kemal Usta'nın yeğeni Uğur Gündüz ise yangın gecesi yaşananlara ilişkin çelişkilere dikkat çekti. Yangını duydukları anda olay yerine gittiklerini belirten Gündüz, bilirkişi raporları arasında ciddi farklılık bulunduğunu savunarak, "Sanki yangına dayım sebep olmuş gibi bir tablo oluşturuluyor. Oysa o saatte orada olmadığı ortada. Yeniden kapsamlı bir bilirkişi incelemesi istiyoruz" ifadelerini kullandı. ''ADALET İSTİYORUZ'' Usta'nın kız kardeşi Feride Gündüz de duruşmada verilen tahliye kararına tepki göstererek, ifadelerin birbiriyle örtüşmediğini iddia etti. Gündüz, "Üç canımızı kaybettik. Herkes serbest kalıyor, biz ise adalet arıyoruz. Tüm suçların kardeşimin üzerine yıkılmasını kabul edemiyorum" dedi. Avukatlara söz hakkı verilmediğini ve çelişkili ifadelerin yer aldığını belirten Feride Gündüz, "Benim kardeşim şömineyi yakarlarken orada değilmiş, bunu kendileri itiraf etti. Oradaki çalışanlar yakmış. Kardeşim defalarca 'Ateşi söndürdünüz mü?' diye sormuş, 'Evet söndürdük' demişler fakat közler kalmış. Benim burada kardeşimin bir suçu yok. Biz üç canımızı kaybettik fakat otelin ne sahibi ortada ne de bilirkişi raporları tutuyor. Kamera kayıtlarını ortaya çıkarmıyorlar" dedi. Aile üyeleri, tek beklentilerinin adaletin sağlanması ve benzer olayların bir daha yaşanmaması olduğunu dile getirdi. Davanın 22 Nisan tarihinde devam edeceği öğrenildi.

BURSA'DA SAHTE ŞEYHE 2,5 YIL HAPİS CEZASI Haber

BURSA'DA SAHTE ŞEYHE 2,5 YIL HAPİS CEZASI

Bursa'da yaşanan olayda, Mustafa Özbağ, 2020 yılında bir müridinin rüyasını anlatarak (haşa) ilah olduğunu iddia etmişti. Aynı şeyh 2023 yılında da maaşlarını düşürerek emeklilere ders verilmesi gerektiğini savunup Sünnet 'geçinemiyorum' deyince '5'ten 3'e indir' diyor" ifadeleriyle gündeme gelmişti. 2017 yılında kendisine ait dükkanı aylık 4 bin 100 liraya kiraya veren Mustafa Özbağ, kiracısından 12 ayrı senet aldı. Her ayın başında, kiracısına ödenen kiraya karşılık bir senet veren Özbağ, son senedi icraya verdi. Ancak icraya verilen senet 4 bin 100 liralık değil, 44 bin 100 liralıktı. Kiracı Heybullah Demir icraya itiraz etti, Özbağ'a dava açtı. Yıllarca süren davada karar çıktı. Davada alınan 2022 tarihli bilirkişi raporunda, Özbağ'ın Heybullah Demir'den aldığı 4 bin 100 liralık senedi icraya vermeden önce başına 4 rakamını eklediği ve alacağını 40 bin lira arttırdığı tespit edildi. 40 bin lira haksız kazanç elde etmek için senette tahrifat yapan Özbağ'ı yargılayan Bursa 17. Ağır Ceza Mahkemesi, resmi belgede sahtecilik, kamu kurumlarını kullanarak dolandırıcılık suçlarının işlendiğine hükmetti. Özbağ, resmi belgede sahtecilik suçundan 2 yıl 7 ay hapis cezasına çarptırıldı ve bu cezada sanığın pişmanlık belirtisi olmadığı gerekçesiyle indirim yapılmadı. Mahkeme, kararında Özbağ'ın geçmişte Vergi Usül Kanunu'na Muhalefet suçundan 30 ay hapis cezası almış olmasına da atıf yaptı. Kamu kurumlarının kullanılarak dolandırıcılık suçlamasında da 3 yıl 6 ay hapis ile 2 bin gün adli para cezasına çarptırılan Özbağ'ın eylemi teşebbüs aşamasında kaldığı için 4'te 1 oranında indirim uygulandı. Bu indirimle birlikte Özbağ'a 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ve 6 bin lira adli para cezası verildi. Dosya, istinaf incelemesinin ardından Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi tarafından değerlendirildi. Daire, yerel mahkeme kararını onayarak sanık hakkında verilen toplam 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasını kesinleştirdi. "Gözüme baka baka yemin etti" Mağdur Heybullah Demir, yaşadıklarını röportajda şu sözlerle anlattı: "2016 yılında bu şahsın dört katlı iş yerini kiraladım. Kira ve güvence bedeli olarak benden senet aldı. Toplam 12 senet verdim, 10 tanesini ödedim ve geri aldım. Ancak iki senet kendisinde kaldı. Bu iki senetten birinin tutarı 4 bin 100 liraydı. Daha sonra cezaevinden çıktıktan sonra bu senedin başına ‘4' ekleyerek tutarı 44 bin 100 liraya çıkarmış ve icraya vermiş. Evime haciz geldi." dedi. "10 Yıl boyunca mahkemelerle uğraştım" Uzun süren hukuk mücadelesinin kendisini hem maddi hem de manevi olarak yıprattığını belirten Heybullah Demir, "Yaklaşık 10 yıl boyunca icralarla, mahkemelerle uğraştım. Üç ayrı davayı kazandım. Bu süreçte ciddi sağlık sorunları yaşadım, kriz geçirdim. Maddi ve manevi olarak çok yıprandım" dedi. "Mahkemede yemin etti, kriminal rapor gerçeği ortaya çıkardı" Heybullah Demir, sanığın mahkeme huzurunda yemin ettiğini ancak bunun da gerçeği yansıtmadığını söyledi: "Hakim huzurunda kendisine soruldu. ‘Bu senet üzerinde herhangi bir oynama yaptın mı?' denildi. Gözüme baka baka kutsal bildiğim tüm değerler üzerine yemin ederim dedi. Ancak senet kriminal incelemeye gidince senette oynama yapıldığı tespit edildi. Yani yemin de yalan çıktı." "Adalet geç de olsa yerini buldu" Yaşanan sürecin sonunda verilen kararla bir nebze olsun rahatladığını dile getiren Heybullah Demir, "Bizim güvenimizi kötüye kullanan insanlar oldu ama en sonunda adalet yerini buldu" dedi.

İBANINI KULLANDIRIP CEZA ALAN ÖZLEM AĞLAYARAK TESLİM OLDU Haber

İBANINI KULLANDIRIP CEZA ALAN ÖZLEM AĞLAYARAK TESLİM OLDU

Adana’da 23 yaşındaki Özlem Develi, arkadaşına IBAN’ını kullandırdığı gerekçesiyle hakkında açılan 20 davanın birinden aldığı 4 yıl 5 ay kesinleşmiş hapis ceza'sı nedeniyle polis ekiplerine teslim oldu. Gözyaşlarıyla ailesine veda eden genç kadın, cezaevine gönderildi. Adana’da yaşayan Özlem Develi, 2023 yılında dershane arkadaşlığı kurduğu M.D. isimli kişiye güvenerek banka hesabını kullandırmasının ardından dolandırıcılık suçlamalarıyla karşı karşıya kaldı. Hakkında açılan 20 davanın 11’i halen devam ederken, geçtiğimiz hafta sonuçlanan bir davada 4 yıl 5 ay hapis cezası ve 149 bin 960 TL para cezası alan genç kadın, polis ekiplerine teslim oldu. HESABIM BLOKE, IBAN’INI KULLANABİLİR MİYİM? Genç kadının ifadesine göre olaylar, M.D. isimli arkadaşının kendisine “Ben ticaret yapıyorum, hesabım bloke oldu. Kısa süreliğine IBAN’ını kullanabilir miyim?” demesiyle başladı. Güven ilişkisiyle hesabını açtıran Develi, kısa süre içinde dolandırıcılık suçlamasıyla karakola çağrıldı. ÇEKİLİŞ DOLANDIRICILIĞI ORTAYA ÇIKTI Polis soruşturmasında, M.D.’nin Özlem Develi adına açılan hesaptan sosyal medya üzerinden çekiliş düzenlediği, kazandığını düşünen kişilerden para aldığı ancak ürün göndermediği tespit edildi. Şikayetler Özlem Develi adına yapıldı. Hakkında çok sayıda dava açılan genç kadın, bir süre cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilmişti. Ancak geçtiğimiz hafta Burdur 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada 4 yıl 5 ay hapis cezası kesinleşti. "ADALET YERİNİ BULSUN" Özlem Develi, 22 Ocak’ta aranması devam ederken verdiği bir röportajda yaşadıklarını anlatmış, gözyaşlarıyla adalet istemişti. Dün ise Adana'nın Yüreğir ilçesindeki evinden polis eşliğinde alınarak Tarsus Kadın Kapalı Cezaevi’ne teslim edildi. Kızının suçsuz olduğunu savunan baba Ahmet Develi, “Gerçek suçlular ortaya çıksın. Adalet yerini bulsun. Çaresizliğimizi duyun, suçsuz yere kızımı götürüyorlar” dedi. "YETER ARTIK, BEN DOLANDIRICI DEĞİLİM" Cezaevine gitmeden önce yaptığı açıklamada kendisini savunan Özlem Develi, "Kimseyi dolandırmadım. Bütün her şeyime bakılabilir. Yapmadığım ortaya çıkacak. Yeter artık" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.