#Afrika

- Afrika haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Afrika haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DÜNYA KLASİKLERİ BURSA'DA YENİDEN DOĞUYOR Haber

DÜNYA KLASİKLERİ BURSA'DA YENİDEN DOĞUYOR

Bursa'da Türkiye'de tek dünyada ise sayılı bulunabilen, klasik otomobil ve otobüsler, ustaların el işçiliğiyle yeniden yollara hazırlanıyor. Mercedes 3500 ve Setra S6 gibi nadir araçların restorasyonu Bursa'da yapılırken, araçlar İzlanda'dan Güney Afrika'ya, İspanya'dan Kazakistan'a kadar dünyanın farklı ülkelerine gönderiliyor. Bursa, binlerce yıllık karoser kültürünü klasik araç restorasyonuyla yaşatıyor. Kentteki atölyelerde, Türkiye'de bulunmayan çok sayıda klasik otomobil ve otobüs yurt dışından getirilerek yeniden hayat buluyor. Tamamen el işçiliğiyle restore edilen araçlar, çalışmaların tamamlanmasının ardından yeniden yollara çıkıyor. Klasik araç tutkunu Hikmet Sungur, bu merakının çocukluk yıllarına dayandığını belirterek, "Aslında klasik arabaların hepsine ilgileniyorum. Ben 1960 doğumluyum. Gençliğimde klasik minibüslerle büyüdük. Ehliyetimi de klasik bir minibüsle aldım. Çocukluğum onlarla geçti. Sonra askerlik dönemine geldik, otobüs dönemi başladı" dedi. Klasik otobüslere ilgi duyan bir grubun oluştuğunu belirten Sungur, zaman içerisinde insanların bu araçlara gösterdiği ilgiyi fark ettiklerini söyledi. Sungur, "Klasik otobüslere değer veren güzel bir grubumuz var. Onlarla etkinlikler yapmaya başladıktan sonra baktık ki insanların gerçekten ilgisi çok fazla. Biz de onlara yöneldik, restorasyonlarına yöneldik. Parça teminini yapmaya başladık" diye konuştu. Türkiye'de bulunmayan araçlar Bursa'da restore edilip yurt dışına gönderiliyor Bursa'daki atölyelerde çok sayıda nadir klasik aracın restorasyonunun sürdüğünü anlatan Sungur, "Mercedes 3500 var, burunlu. Setra S6 var, Neoplan var, Magirus 714 var. Yine Mercedes Avrupa 66 model bir arabamız var, 132'miz var. Bunlar şu anda iki atölyede restorasyonda" ifadelerini kullandı. Bazı araçların Türkiye'de bulunmadığını belirten Sungur, "3500 Türkiye'de yok zaten bildiğim kadarıyla. Setra S6 da yok. Onlar hep yurt dışından geliyorlar. Yurt dışından gelip burada restore edilip tekrar oraya gidiyorlar. O araçlar Türkiye'de yok" dedi. "Hayallerinizi anlatın, biz yapalım" Klasik araçların restorasyonunda Bursa'nın köklü bir karoser geçmişine sahip olduğunu belirten Samet Akman ise yaklaşık 70-80 kişilik bir ekiple çalıştıklarını söyledi. Akman, "Bizim firma olarak bizim yapamayacağımız herhangi bir araç yok. Bizde şöyle bir şey var: Hayallerinizi anlatın, biz yapalım. Karavandır, başka bir araçtır... Restore ile ilgili yapamayacağımız hiçbir şey yok. Çok güçlü bir ekibe sahibiz. Yaklaşık 70-80 kişi çalışıyoruz" dedi. Bursa'nın restorasyon kültürünün çok eskiye dayandığını ifade eden Akman, "Bursa'da restorasyon yaklaşık 3 bin yıllık bir tarihe sahiptir. Bugün Bursalılar at arabalarını dahi çok kaliteli yaparlardı. Şimdi halen karoser yapıyoruz. Daha önce Türkiye'nin hiçbir tarafında karoser konusunda herkes Bursa'ya araç yaptırmaya gelirdi" diye konuştu. Bir çamurluk 15 günde yapılıyor Klasik araç restorasyonunda el işçiliğinin önemine dikkat çeken Akman, bazı parçaların günler süren çalışmalar sonucunda üretilebildiğini ifade ederek, "Bu araçların bütün özelliği burada, bunların hepsi el işçiliği. El işçiliğinin zaten fiyatı yok. Yaklaşık bir aracın 3-4 milyon liradan aşağı maliyeti olmuyor. En az 3 milyon lirayı bulabiliyor" dedi. Bir klasik Mercedes'in çamurluğunun yapımı için iki kişinin 15 gün çalıştığını belirten Akman, "Bu araçlarda normalde bir tane kaput, bir tane çamurluk ya da bir tampon alıp takamıyorsunuz. 1500 Mercedes'ten bahsediyorum. Bir tane çamurluğunu yaparken iki kişi tam 15 gün uğraştık" ifadelerini kullandı. Restore edilen araçların tamamen yenilendiğini belirten Akman, "Çok eski olmalarına rağmen komple restore ediyoruz. Sıfır vaziyete getirebiliyoruz. Şu anda yolcusunu alıp şehir turu yapabilecek hale geliyor" diye konuştu. İzlanda'dan Güney Afrika'ya kadar müşterileri var Yurt dışından yoğun talep aldıklarını ancak mevcut kapasitenin iç piyasadaki taleplere dahi zor yettiğini belirten Akman, "Benim yurt dışı yok zaten. Şöyle yok, kapasite yetmiyor zaten iç piyasaya bakabilmek için. Şu anda bizim burada araçlarımız var, yandaki atölyede diğer araçlarımız var. Hırvatistan'da bekleyen araçlarımız var. Moldova'dan araçlar var. Almanya'da var, İngiltere'de bekleyen araçlarımız var. Sırası geleni alıyoruz. İzlanda'dan Güney Afrika'ya kadar, İspanya'dan Kazakistan'a kadar hangi ülkede diyorsanız müşterimiz var" diye konuştu. Restore edilen araçlar teslimattan önce test ediliyor Restore edilen araçları müşterilerine teslim etmeden önce kendilerinin test ettiğini anlatan Akman, klasik araçların yollarda vatandaşlardan da yoğun ilgi gördüğünü söyledi. Akman, "Bunları kendimiz test ediyoruz. Alırız, buralarda dolaşıyoruz. Trafiğe çıktığımız zaman etraftan insanlar durdurup resim çekiyorlar, arabayı gezmek isteyenler oluyor. Bir sürü şeyle karşılaşıyoruz. İlgi de çok yüksek" dedi. "Geriden gelen çırak yok" Klasik araç restorasyonunda yetişmiş usta ve çırak eksikliğine de dikkat çeken Sungur, yeni neslin bu alana yönelmesi gerektiğini ifade ederek, "Yeni usta maalesef... Yeni usta derken yeni çırak yetişmiyor bir kere. Geriden gelen çırak yok. Sekiz yıllık eğitim başladıktan sonra açıkçası sanayide çırak bulmakta zorlanıyor insanlar" dedi. Bursa'nın bu konuda önemli ustalara sahip olduğunu belirten Sungur, "Şu an bu işi yapan gerçek ustalar gerçekten el öpülesi ustalar. Hani derler ya, saçtan insan yaparlar; öyle ustalarımız var. Bursa'da özellikle o konuda çok şanslıyız. Ama dediğim gibi geriden gelen yeni nesil yok" ifadelerini kullandı.

BAKAN YUMAKLI AÇIKLADI: “TÜRKİYE’DE GIDA ARZ SORUNU YOK” Haber

BAKAN YUMAKLI AÇIKLADI: “TÜRKİYE’DE GIDA ARZ SORUNU YOK”

Tarım ve Orman Bakan'ı İbrahim Yumaklı, Türkiye’de gıda arz güvenliği konusunda herhangi bir sorun bulunmadığını belirterek, vatandaşların gıdaya erişiminde problem yaşamadığını ifade etti. “VATANDAŞIN GIDAYA ERİŞİMİNDE PROBLEM YOK” Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, İstanbul Finans Merkezi’nde düzenlenen “Tarımda Türkiye Yüzyılı Zirvesi”nde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bölgesel çatışmaların tarım ve gıda üzerindeki etkilerine değinen Bakan Yumaklı, "Türkiye'nin hiçbir şekilde herhangi bir gıda arz güvenliği konusu sorunu yoktur. Herhangi bir vatandaşımızın herhangi bir gıda ürününe ulaşmakla ilgili bir problemi yoktur" dedi. Türkiye’nin üretim kapasitesine dikkat çeken Yumaklı, gıda arz riskinin üretim kabiliyeti sınırlı ülkeler için geçerli olduğunu vurguladı. “TÜRKİYE GÜVENLİ LİMAN KONUMUNDA” Küresel gelişmelere değinen Bakan Yumaklı, Türkiye’nin uluslararası alanda “güvenli liman” olarak öne çıktığını belirtti. Enerji ve gübre tedarikinin büyük kısmının çatışma bölgelerinden sağlandığını hatırlatan Yumaklı, bu durumun birçok ülke için risk oluşturduğunu ancak Türkiye’nin gerekli önlemleri aldığını ifade etti. GÜBRE VE ÜRETİM İÇİN TEDBİRLER ARTIRILDI Yumaklı, gübre arzına ilişkin alınan önlemleri de şöyle sıraladı: Bazı ülkelerden ithal edilen gübrelerde gümrük vergisinin sıfırlanması Antrepolardaki gübre ve hammaddelerin iç piyasaya kazandırılması Daha önce yasaklanan bir gübre türünün yeniden üretime açılması Bu adımların üretimi desteklemek ve arzı genişletmek amacıyla atıldığını belirten Yumaklı, "Herhangi bir çiftçimizin, üreticimizin gübreye ulaşma konusunda sıkıntı yaşaması söz konusu değil" diye konuştu. “FELAKET SENARYOLARINA İTİBAR EDİLMEMELİ” Piyasaya yönelik spekülatif açıklamalara da değinen Bakan Yumaklı, bazı kesimlerin gerçek dışı söylemlerle kamuoyunu yanıltmaya çalıştığını ifade etti. Yumaklı, "Meyve sebze fiyatları katlanacak, açlık kapıda gibi söylemler gerçeği yansıtmıyor. Bu ülkenin üreticisine ve insanına haksızlık yapılıyor" değerlendirmesinde bulundu. DESTEKLER VE PLANLI ÜRETİM VURGUSU Tarımda üretim planlaması ve desteklerin yeniden yapılandırıldığını hatırlatan Yumaklı, mazot ve gübre desteklerinin maliyet artışlarına göre güncellendiğini belirtti. Stratejik ürünlerde devletin piyasayı düzenleyici rolünün sürdüğünü ifade eden Yumaklı, çiftçilerin desteklenmeye devam edeceğini kaydetti. TAHIL KORİDORU VE KÜRESEL ROL Türkiye’nin daha önce öncülük ettiği Tahıl Koridoru’na da değinen Yumaklı, bu girişimin özellikle Afrika başta olmak üzere gıdaya erişimi kısıtlı ülkeler için hayati önem taşıdığını belirtti. Yumaklı, "Türkiye, uluslararası bir gıda merkezi olma konusunda hazır. Benzer bir ihtiyaç oluşması halinde üzerimize düşeni yaparız" dedi. “TÜRKİYE HER TÜRLÜ SENARYOYA HAZIR” Bakan Yumaklı, Türkiye’nin hem ulusal hem de küresel ölçekte gıda arzı konusunda hazırlıklı olduğunu vurgulayarak, gerekli durumlarda hızlı şekilde aksiyon alınabileceğini ifade etti. Yetkililer, mevcut politikalar ve alınan önlemler doğrultusunda Türkiye’de gıda arz güvenliğinin sürdürülebilir şekilde devam ettiğini belirtiyor.

TÜRKİYE’YE “MİNİ AFRİKA” SICAKLARI GELİYOR: 36 SAATLİK BAHAR Haber

TÜRKİYE’YE “MİNİ AFRİKA” SICAKLARI GELİYOR: 36 SAATLİK BAHAR

Türkiye, Afrika üzerinden gelen ve “Mini Afrika” olarak adlandırılan ılık hava dalgasının etkisine giriyor. Meteoroloji uzmanlarına göre sıcaklıklar kısa süreliğine mevsim normallerinin üzerine çıkacak ve kısa süreli bahar havası yaşanacak. 36 SAATLİK ILIK HAVA DALGASI Uzmanların değerlendirmelerine göre, Afrika kaynaklı sıcak hava dalgası özellikle Marmara, Ege ve İç Anadolu bölgelerinde etkili olacak. Cuma sabahı itibarıyla hissedilmeye başlanacak olan bu sistemin yaklaşık 36 saat boyunca etkisini sürdüreceği bildirildi. CUMA GÜNÜ ZİRVE YAPACAK Sıcaklıkların en yüksek seviyeye ulaşacağı günün Cuma olması bekleniyor. Tahminlere göre; İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa gibi büyük şehirlerde hava sıcaklıkları 18-20 derece bandına kadar yükselecek. “KISA SÜRELİ BAHAR PROVASI” Meteoroloji uzmanları, bu durumu kısa süreli bir “bahar provası” olarak nitelendiriyor. Özellikle güneşli havaları özleyen vatandaşlar için bu sürecin fırsat olacağı ifade ediliyor. CUMARTESİDEN SONRA YENİDEN SERİNLEYECEK Ilık hava dalgasının etkisinin Cumartesi günü öğleden sonra azalması ve yerini yeniden serin havaya bırakması bekleniyor. VATANDAŞLARA UYARI Uzmanlar, ani sıcaklık değişimlerine karşı vatandaşların dikkatli olması gerektiğini vurguladı. Özellikle sabah ve akşam saatlerindeki serinliğe karşı katmanlı giyinme önerisinde bulunuldu.

DÜNYANIN EN TEHLİKELİ ÜLKELERİ AÇIKLANDI: O ÜLKE ŞAŞIRTTI Haber

DÜNYANIN EN TEHLİKELİ ÜLKELERİ AÇIKLANDI: O ÜLKE ŞAŞIRTTI

Latin Amerika, Afrika ve savaş bölgelerindeki ülkelerin üst sıralarda yer aldığı listede Papua Yeni Gine ilk sırada yer aldı. Dünya genelindeki tehlikeli suç oranlarını analiz eden veri platformu Numbeo, 2026 yılına ait “Crime Index” (Suç Endeksi) raporunu yayımladı. Hırsızlık, soygun, şiddet olayları, uyuşturucu kullanımı ve güvenlik algısı gibi verilerin değerlendirilmesiyle hazırlanan listede birçok ülkede güvenlik riskinin yüksek olduğu görüldü. Rapora göre suç oranlarının en yüksek olduğu ülkeler arasında özellikle Latin Amerika ve Afrika ülkeleri dikkat çekiyor. Uzmanlara göre siyasi istikrarsızlık, ekonomik krizler, çete faaliyetleri ve silahlı çatışmalar bu ülkelerdeki suç oranlarını artıran başlıca faktörler arasında yer alıyor. 2026’NIN EN TEHLİKELİ 10 ÜLKESİ Numbeo’nun yayımladığı verilere göre dünyanın en yüksek suç endeksine sahip ülkeleri şu şekilde sıralandı: Papua Yeni Gine – Suç Endeksi: 80.9 Venezuela – Suç Endeksi: 80.4 Haiti – Suç Endeksi: 80.1 Afganistan – Suç Endeksi: 74.8 Güney Afrika – Suç Endeksi: 74.5 Honduras – Suç Endeksi: 71.9 Trinidad ve Tobago – Suç Endeksi: 71.2 Suriye – Suç Endeksi: 67.5 Jamaika – Suç Endeksi: 67.4 Guyana – Suç Endeksi: 66.9 SUÇ ORANLARINI ARTIRAN NEDENLER Araştırmaya göre listede yer alan ülkelerde yüksek suç oranlarının temel sebepleri arasında ekonomik krizler, siyasi istikrarsızlık, silahlı çeteler ve uyuşturucu kaçakçılığı bulunuyor. Özellikle bazı ülkelerde güvenlik güçlerinin zayıf olması ve uzun süren iç çatışmalar da suç oranlarının yükselmesinde etkili oluyor. Uzmanlar, suç endeksi raporlarının resmi istatistiklerin yanı sıra yerel halkın güvenlik algısına dayandığını ve bu nedenle ülkelerdeki günlük güvenlik hissini de yansıttığını belirtiyor.

BU HASTALIK 78 ÜLKEDE GÖRÜLDÜ: CİNSEL ORGANLARA YERLEŞİYOR Haber

BU HASTALIK 78 ÜLKEDE GÖRÜLDÜ: CİNSEL ORGANLARA YERLEŞİYOR

Bilim insanları, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen şistozomiyaz hastalığına yol açan parazitlerin kontrol dışına çıkabileceği konusunda uyarıda bulundu. Uzmanlara göre hastalık evrim geçirerek yeni bölgelere yayılma potansiyeli kazanıyor. Her yıl dünya genelinde yaklaşık 250 milyon kişi bu hastalık için tedavi görüyor. Vakaların büyük bölümü paraziti taşıyan salyangozların yaygın olduğu Afrika kıtasında görülse de, hastalığın Çin, Venezuela ve Endonezya dahil 78 ülkede tespit edildiği bildirildi. BBC Türkçe’nin aktardığına göre Türkiye’de ise bugüne kadar yalnızca yurt dışından dönen kişilerde bu parazite rastlandı. Ancak uzmanlar, küresel iklim değişikliği ve artan seyahatler nedeniyle hastalığın yeni bölgelere yayılabileceğini belirtiyor. DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ’NDEN UYARI Dünya Sağlık Örgütü (WHO), şistozomiyaza neden olan parazitin evrim geçirerek farklı coğrafyalarda hayatta kalabilecek şekilde adapte olduğunu açıkladı. Açıklama, Dünya Göz Ardı Edilen Tropik Hastalıklar Günü kapsamında yapıldı. WHO, bir milyardan fazla insanı etkileyebilen bu hastalıkların yeterince dikkat çekmediğine ve küresel sağlık açısından ciddi risk oluşturduğuna dikkat çekti. ŞİSTOZOMİYAZ NEDİR? Şistozomiyaz, parazit taşıyan salyangozların bulunduğu tatlı sularla temas eden insanlarda görülen bir hastalık. Salyangozlardan suya bırakılan parazit larvaları, deriden vücuda girerek kan dolaşımına karışıyor. Vücuda girdikten sonra kan damarlarında yaşayan parazitler yumurtalarını bırakıyor. Bu yumurtaların bir kısmı dışkı veya idrarla vücuttan atılsa da bazıları organlarda birikerek bağışıklık sisteminin tepkisine neden oluyor. Bu durum dokularda hasara ve bazı vakalarda organ yetmezliğine yol açabiliyor. CİNSEL ORGANLARDA DA BİRİKEBİLİYOR Parazitin yumurtaları bazı durumlarda cinsel organlarda birikebiliyor. Bu duruma üriner şistozomiyaz adı veriliyor. Hastalık; ağrı, doku hasarı, kısırlık ve bazı vakalarda kanser riskinde artışa yol açabiliyor. Uzmanlara göre hastalık tedavi edilmezse ciddi sağlık sorunlarına hatta ölüme neden olabiliyor. Ancak erken teşhis halinde parazit ilaçlarıyla tedavi edilebiliyor. MELEZ PARAZİTLER YAYILMAYI KOLAYLAŞTIRABİLİR Malavi’deki Liverpool Wellcome Klinik Araştırma Programı’ndan Prof. Janelisa Musaya, parazitin insan ve hayvanlarda görülen türlerinin birleşerek yeni melez türler oluşturduğunu belirtti. Yapılan araştırmalarda incelenen örneklerin yaklaşık yüzde 7’sinde melez parazit tespit edildi. Uzmanlara göre bu oran gerçek yayılımın sadece küçük bir kısmını gösteriyor olabilir. Melez türlerin hem insanları hem de hayvanları enfekte edebilmesi nedeniyle hastalığın kontrol altına alınmasının zorlaşabileceği belirtiliyor. AVRUPA’DA DA GÖRÜLMEYE BAŞLADI Bilim insanları, iklim değişikliği ve artan uluslararası seyahatlerin parazitin yeni bölgelere yayılmasını kolaylaştırdığını vurguluyor. Son yıllarda Avrupa’nın güneyinde de salgın vakalarına rastlandığı bildirildi. WHO’nun şistozomiyaz kontrol programı sorumlusu Dr. Amadou Garba Djirmay, hastalığın artık küresel bir endişe kaynağı haline geldiğini söyledi. Kapsamlı mücadele programları sayesinde 2006 ile 2024 yılları arasında vakalar yüzde 60 oranında azaldı. Ancak WHO verilerine göre 2018 ile 2023 yılları arasında tropik hastalıklarla mücadele için sağlanan finansman yüzde 41 azaldı. Uzmanlar, hastalığın yayılmasını önlemek için özellikle risk altındaki gruplarda düzenli ilaç kullanımının ve erken teşhisin büyük önem taşıdığını vurguluyor.

İHRACATTA YIL SONU 390 MİLYAR DOLARI AŞACAĞIZ Haber

İHRACATTA YIL SONU 390 MİLYAR DOLARI AŞACAĞIZ

11. Laleli Fashion Shopping Festivali’nin açılışı Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, LASİAD Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, Eski Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış ve çok sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleşti. Laleli Caddesi’nde başlayan festivale Rusya, Ukrayna, Kazakistan, Özbekistan, Romanya, Polonya, Cezayir, Suudi Arabistan ve Afrika ülkelerinden de çok sayıda yabancı ziyaretçi katıldı. Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Bakan Bolat, Türk mallarının talep edilen noktaya geldiğini belirtti ve Türk malı imajının kalitenin sembolü haline geldiğini söyledi. Tekstil ve konfeksiyon ihracatındaki artışa ilişkin de bilgi paylaşan Bolat, "2024 yılında, tekstil ve konfeksiyon sektörümüz 32,1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirmiştir. Alt sektörler bazında hazır giyim ve konfeksiyon sektörümüz 19,7 milyar dolar, tekstil ve hammaddeleri sektörümüz 9,4 milyar dolar, halı sektörümüz 2,9 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirmiştir. Bütün bu sektörlerimiz küresel ihracattan yüzde 3,5 pay alarak dünya sıralamasında 7’nci ve AB’nin en büyük 4’üncü tedarikçisi olmayı başarmıştır" ifadelerini kullandı. Bolat, küresel gelişmelerin Türkiye ekonomisine etkisine değinerek, "İnsan hayatında sürekli yukarı doğru büyüme gerçekleşmiyor. Sürekli büyüme ile gelen aşırı borçlanma zorlaştırıyor. Şartlar sadece içimizdeki durumlara bağlı değil, dünyadaki savaşlar, krizler de bizi etkileyebiliyor" diye konuştu. "2026 yılında enflasyonun 20’li rakamlara düşmesiyle finansmana da erişim kolaylaşacak" Bakan Bolat, 2026 yılına ilişkin öngörülerini paylaşarak, "2026 yılında enflasyonun 20’li rakamlara düşmesiyle finansmana da erişim kolaylaşacak, piyasada istikrar algısı yerleşecektir. Dünyada talep şartlarının yukarıya doğru iyileşmesi ve Rusya-Ukrayna savaşının barış anlaşmasıyla sonuçlanması durumunda çok daha iyi parlak günleri ekonomimizde göreceğiz" dedi. "Yıl sonunda ihracatta 390 milyar doları aşacağız" Geçen yıl Türkiye’nin milli gelirinin 1 trilyon 330 milyar dolar olduğunu hatırlatan Bolat, dış ticaretin mal ve hizmetler toplamında 375 milyar dolara ulaştığını söyledi. Bolat, "2002’de 50 milyar dolar ihracatı olan Türkiye’den 375 milyar dolarlık ihracata yükseldik. Yıl sonunda ihracatta 390 milyar doları aşacağız. İhracatımız ilk 7 ayda yüzde 5,1’lik bir artış gösterdi. Yılbaşından bu yana ihracatta her ay üzerine 1 milyar dolar ekledik. Türk malının dünyadaki imajını ve pazarlama gücünü daha da artıracağız" dedi. Bakanlığın ihracatçılara sağladığı destekleri hatırlatan Bolat, "Bakanlık bütçesinin yüzde 60’ını ihracatçılarımıza teşvik olarak veriyoruz. İhracatçılarımıza pazara giriş desteği, fuarlara katılım desteği, ticaret heyetleri, sektörel alım heyetlerinin getirilmesi gibi destekler veriyoruz" açıklamasında bulundu. "Kişi başına düşen milli geliri 16 bin 500 - 17 bin dolar seviyelerine çıkaracağız" Kişi başına düşen milli gelir hedeflerine ilişkin de bilgi veren Bolat, "1,4 trilyon dolar milli gelir ile dünyada 17’nci sıradayız. Kişi başına milli gelirimizi de 16 bin 500 - 17 bin dolar seviyelerine çıkaracağız. Zorlukları aşacağız. Enflasyonu yendikçe istikrar içinde büyüme hızlanacak" diye konuştu. "Enflasyon son 14 aydır geriliyor" Faiz ve enflasyon gelişmelerine değinen Bolat, "Enflasyon son 14 aydır geriliyor. Faizler de geriliyor. Yıl sonu 30’un altını göreceğiz. Eximbank ihracat reeskont kredilerinin maliyeti de giderek 20’nin altına düşecek. Bu şekilde finansmana ulaşım kolaylaşacak. Çok daha iyi günlere ulaşacağız" değerlendirmesinde bulundu. İHA

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.