#Ağır Ceza

- Ağır Ceza haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ağır Ceza haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BEBEĞİNİ ÇÖPE ATAN ANNE İÇİN İSTENEN CEZA BELLİ OLDU Haber

BEBEĞİNİ ÇÖPE ATAN ANNE İÇİN İSTENEN CEZA BELLİ OLDU

Samsun'un İlkadım ilçesinde evinde doğurduğu bebeğini çöpe attığı iddiasıyla tutuklu yargılanan 3 çocuk annesi kadının davasında savcı, sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını istedi. BEBEĞİ ORTADA YOKTU Olay, İlkadım ilçesi Fevzi Çakmak Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre eşinden boşandığı öğrenilen 3 çocuk annesi Hanım C. (42), hamileliğini gizleyerek evinde tek başına doğum yaptı. Doğum sonrası rahatsızlanan kadın, geçtiğimiz yıl 14 Ekim'de Samsun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'ne başvurdu. Yapılan kontrollerde doğum yaptığı belirlenen kadının bebeğinin ortada olmaması üzerine durum polise bildirildi. ÖLÜ OLDUĞU İÇİN ÇÖPE ATTIĞINI İDDİA ETMİŞTİ Cinayet Büro Amirliği ekipleri, kadının beyanı doğrultusunda çöp konteynerleri ve çöp aktarma istasyonunda arama yaptı ancak bebeğe ulaşılamadı. Tedavisinin ardından gözaltına alınan Hanım C., ilk ifadesinde bebeğini evde doğurduğunu, bir süre sonra öldüğünü fark ederek poşete koyup çöpe attığını söyledi. Savcılıktaki ifadesinde ise bebeğin canlı doğduğunu belirtti. Tutuklanan Hanım C. hakkında "yenidoğan çocuğu kasten öldürmek" suçundan Samsun 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. ''TAHLİYEMİ TALEP EDİYORUM'' Davanın bugün görülen üçüncü duruşmasında tutuklu sanık Hanım C., "Çocuğum ölü doğdu. Canlı doğsaydı bakardım. Suçlamaları kabul etmiyorum. Tutuklu olduğum için özel çocuğum ve diğer çocuklarım mağdur. Tahliyemi talep ediyorum" dedi. Sanık avukatı İlhan Ayrancı ise "Sanık gerek hastanede gerekse poliste ölü doğum yaptığını söylemiş, ilk ifadesinde kendinde değilken canlı doğduğunu söylemiştir. Bebeğin canlı doğduğuna dair delil yoktur. Biz müvekkilimin beraat kararı verilmesini istiyoruz" diye konuştu. MÜEBBET HAPSİ İSTENDİ Savcı, toplanan deliller doğrultusunda mütalaasını açıklayarak Hanım C.'nin "çocuğu ve alt soyu nitelikli kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını talep etti. Sanık avukatı İlhan Ayrancı'nın mütalaaya karşı savunma yapmak üzere süre istemesi üzerine duruşma ileri bir tarihe ertelendi.

İZMİR'DE TAKSİ ŞOFÖRÜNÜ KATLEDEN ZANLI: KÖPEKLER GİBİ PİŞMANIM! Haber

İZMİR'DE TAKSİ ŞOFÖRÜNÜ KATLEDEN ZANLI: KÖPEKLER GİBİ PİŞMANIM!

İzmir'in Konak ilçesinde taksi şoförü Deniz Örer'in (52), aracına müşteri olarak binen Doğuş Meşe (24) tarafından silahla öldürülmesine ilişkin davanın ikinci duruşması görüldü. "Kasten öldürme", "gece vakti silahla yağma" ve "6136 Sayılı Kanuna Muhalefet" suçlarından yargılanan tutuklu sanık Meşe, ❝Köpekler gibi pişmanım. Ne ceza verirseniz razıyım. Keşke ben ölseydim rahmetlinin yerine.❞ dedi. Mahkeme, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı 21 Ocak'a erteledi. Olay, 9 Mart gecesi Konak ilçesinde meydana geldi. İddianameye yansıyan bilgilere göre, saat 22.18 sıralarında Eşrefpaşa Caddesi'nde Örer'in kullandığı taksiye binen Meşe, yaklaşık bir ay önce ayrıldığı iş yerine giderek valizlerini almak istediğini söyledi. Taksi, saat 22.20 sıralarında Hurşidiye Mahallesi 1308 Sokak'a ulaştı. Araçtan inen Meşe, Örer'e yolculuk ücretinin ne kadar tutacağını sordu. Örer'in yaklaşık 700 lira tutacağını söylemesinin ardından taraflar arasında herhangi bir tartışma yaşanmadığı, Meşe'nin yanında bulunan tabancayı çıkararak açık camdan taksi şoförünün başına bir el ateş ettiği belirtildi. Örer'in bilincini kaybetmesinin ardından araçtan çıkarılarak yola bırakıldığı, Meşe'nin ise taksinin direksiyonuna geçerek olay yerinden uzaklaştığı kaydedildi. TAKSİYLE BİR KADINI YANINA ÇAĞIRDIĞI BELİRTİLDİ Dosyada yer alan bilgilere göre Meşe, olaydan yaklaşık 5 dakika sonra F.A. isimli kadını telefonla arayarak yanına çağırdı. Meşe'nin kullandığı taksinin babasına ait olduğunu söylediği, F.A'yı aracına aldıktan sonra kendisine sentetik ecza verdiği öne sürüldü. İkilinin daha sonra farklı adreslere giderek metamfetamin ve esrar satın aldığı, Örer'in kan izlerinin bulunduğu takside yaklaşık bir saat boyunca uyuşturucu madde kullandıkları iddia edildi. Meşe'nin F.A'yı bıraktıktan sonra saat 23.30 sıralarında ablası ve annesiyle telefonla görüştüğü ve ❝Taksiciyi vurdum, moralim bozuk.❞ diyerek olayı anlattığı da dosyaya yansıdı. ARAÇ TAKİP SİSTEMİNDEN TAKSİNİN KONUMUNU BULDU Örer'in gece saat 02.00 olmasına rağmen eve dönmemesi üzerine endişelenen ailesi, takside bulunan araç takip sistemi üzerinden otomobilin konumunu kontrol etti. Aracı kullanan kişinin eşkalinin Örer'e benzemediğinin fark edilmesi üzerine durum polise bildirildi. İhbarın ardından çalışma başlatan ekipler, güvenlik kamerası görüntülerini geriye dönük inceleyerek olayın meydana geldiği noktayı belirledi. Polis ekipleri, taksiyle evine gittiği belirtilen Meşe'yi düzenlenen operasyonla yakaladı. SANIK İKİNCİ KEZ HAKİM KARŞISINA ÇIKTI Meşe hakkında olayın ardından "kasten öldürme", "gece vakti silahla yağma" ve ruhsatsız silah nedeniyle "6136 Sayılı Kanuna Muhalefet" suçlarından dava açıldı. Davanın ikinci duruşması İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Tutuklu sanık Meşe duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılırken, Örer'in eşi Ayşe Örer, taraf avukatları ve taksici esnafı da duruşma salonunda hazır bulundu. TANIK F.A. O GECE YAŞANANLARI ANLATTI Duruşmada dinlenen tanık F.A, Meşe'yi mahalleden tanıdığını belirterek sanığın kendisini telefonla arayıp yanına çağırdığını söyledi. Madde bağımlısı olduğunu ve daha önce Meşe ile sentetik ecza kullandığını anlatan F.A, şunları söyledi: ❝Beni aradı, 'Çalışıyorum, para aldım, gel takılalım.' dedi. Ben maddeye bağımlıyım. Doğuş'la birlikte sentetik ecza kullanmıştık. Doğuş'a 'Gel beni al.' dedim. Taksiyle geldi. 'Taksiyi kimden kaçırdın?' dedim. O da bana 'Babamın taksisini kaçırdım.' dedi. Arabayı düzgün kullanamıyordu. Sentetik ecza alıp içelim dedi. 25 tane sentetik ecza içtiğini söyledi. Bin 200 lira civarında para verip uyuşturucu aldı.❞ F.A, Meşe'nin kendisine bir kişiyi öldürdüğünü söylediğini de öne sürdü. Tanık, ❝Bana 'Birini öldürdüm, Çankaya'da caddeye attım. Başımda bela var.' dedi. İnanmadım. Telefonla birini aradı ve silah çıkardı. Telefonla konuştuğu kişiye bununla vurduğunu söyledi. O kişi de taksi plakasını sökmesini söyledi.❞ ifadelerini kullandı. Yaşananların ardından korktuğunu belirten F.A, eve gitmek istediğini ve Meşe'nin kendisine 500 lira verdiğini söyledi. ❝KÖPEKLER GİBİ PİŞMANIM❞ Tanık beyanının ardından savunması alınan Meşe ise önceki duruşmada olayın etkisi nedeniyle kendisini yeterince ifade edemediğini söyledi. Meşe, ❝Bir önceki duruşmada olayın şokundan kendimi ifade edemedim. Köpekler gibi pişmanım. Ben böyle birisi değilim. Ne ceza verirseniz razıyım. Keşke ben ölseydim rahmetlinin yerine.❞ dedi. Tanık F.A'nın bazı ifadelerini kabul etmeyen Meşe, kimseyle görüşerek olay hakkında konuşmadığını savundu. Meşe, ❝Tanık F.A'nın söyledikleri doğru değildir. Ben kimseyle görüşmedim, olayı anlatmadım. Kimse bana plaka sök demedi. Kimseden akıl almadım.❞ ifadelerini kullandı. ÖRER'İN EŞİ: ❝CANIM ÇOK YANIYOR❞ Duruşmanın ardından adliye önünde gazetecilere açıklama yapan Örer'in eşi Ayşe Örer, dosyadaki kamera kayıtlarını izlediğini belirterek kayıtların mahkeme tarafından yeniden incelenmesini istedi. Örer, ❝Ben bütün kamera kayıtlarını içim yana yana, ciğerim söküle söküle izledim. Şu an konuştuğunda çok farklı şeyler söylüyor. Bu kameraların tekrar izlenmesini istiyorum. Bu adamın telefonu neden bu zamana kadar açılmadı? Eşim öleli 7 ay oldu.❞ diye konuştu. Sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını istediğini ifade eden Örer, şöyle devam etti: ❝Ben hiçbir şekilde hakkımı helal etmiyorum. İnşallah oradan çıkamayacak ve ağırlaştırılmış müebbet cezasını alacak. Bu ceza sadece içimi bir nebze serinletecek ama dışarıda kalırsa daha kötü olacak. Canım çok yanıyor. Ben bu kadının konuşmalarını hazmedemiyorum.❞ TAKSİCİ ESNAFI DA DURUŞMAYI TAKİP ETTİ İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Özkan da duruşmanın ardından yaptığı açıklamada, yargılamanın bu celsede sonuçlanmasını beklediklerini söyledi. Taksi içerisindeki kamera görüntülerinin olayın aydınlatılması açısından önemli olduğunu belirten Özkan, ❝Bugün kararın verileceğini bekliyorduk. Her şey, taksi içerisindeki kameralardan net bir şekilde görünüyordu. Kamuoyunun vicdanının rahatlaması için de beklentimiz, bugün ağırlaştırılmış müebbet kararı verilmesi yönündeydi. Gönül isterdi ki bu konu bu kadar uzamasın.❞ dedi. Özkan, benzer olayların önlenmesine yönelik caydırıcı bir karar beklentisinde olduklarını ifade etti. SANIK HAKKINDA AKIL SAĞLIĞI RAPORU BEKLENİYOR Savunma ve beyanların tamamlanmasının ardından mahkeme heyeti ara kararını açıkladı. Heyet, Meşe'nin tutukluluk halinin devamına ve dosyadaki eksik hususların giderilmesine karar verdi. Mahkeme ayrıca sanığın akıl sağlığına ilişkin hazırlanacak raporun beklenmesine hükmetti. Davanın bir sonraki duruşması 21 Ocak'a ertelendi.

İĞNE YAPARAK ÖLDÜRÜLEN HASTANIN DAVASINDA HEMŞİREYE MÜEBBET Haber

İĞNE YAPARAK ÖLDÜRÜLEN HASTANIN DAVASINDA HEMŞİREYE MÜEBBET

Gaziantep'te trafik kazasının ardından tedavi gördüğü özel hastanede hayatını kaybeden Baysal'ın ölümüne ilişkin davada mahkeme, hemşire Aslı E'yi "olası kastla öldürme" suçundan müebbet, hemşire Mustafa Ç'yi ise aynı suçtan 25 yıl hapis cezasına çarptırdı. Gaziantep'te 3 yıl önce geçirdiği trafik kazasının ardından Özel Bossan Hastanesi'nde tedavi altına alınan Abdurrezzak Baysal'ın ölümüne ilişkin hastane çalışanlarının yargılandığı davanın karar duruşması, Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşmaya Baysal'ın ailesi ile taraf avukatları katıldı. Aile, sorumluların en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti. SAVCI "OLASI KASTLA ÖLDÜRME" SUÇUNDAN CEZA İSTEDİ Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasında, sanıkların "olası kastla öldürme" suçundan cezalandırılmasını ve haklarında tutuklama kararı verilmesini talep etti. Tarafların beyanlarının ardından mahkeme heyeti kararını açıkladı. Heyet, hemşire Aslı E'yi "olası kastla öldürme" suçundan müebbet hapis cezasına çarptırdı. Diğer sanık hemşire Mustafa Ç. hakkında ise aynı suçtan 25 yıl hapis cezası verildi. BAŞKA HASTAYA AİT İLACIN ENJEKTE EDİLDİĞİ İDDİA EDİLMİŞTİ Dosyaya konu olay, Gaziantep'teki Özel Bossan Hastanesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, trafik kazası geçiren Baysal, bilinci açık şekilde hastaneye kaldırıldı. Dizinden yaralandığı ve ayağına platin takıldığı belirtilen Baysal, daha sonra yoğun bakım ünitesinde takip altına alındı. Baysal'ın yakınlarının da tedavi sürecinde kendisini düzenli olarak ziyaret ettiği belirtildi. Dosyadaki iddialara göre Baysal ile bir hemşire arasında tartışma yaşandı. Tartışmanın ardından Baysal'a, başka bir hastaya ait olduğu ve kas gevşetici içerdiği öne sürülen bir ilaç enjekte edildi. Baysal daha sonra hayatını kaybetti. TANIKLAR ÖNCEKİ DURUŞMALARDA DİNLENDİ Davanın önceki duruşmalarında dinlenen bazı tanıklar, Baysal'ın kendisine şırıngayla ilaç verilmesinin ardından yaşamını yitirdiğini ileri sürdü. Yargılama sonunda mahkeme, Aslı E. ve Mustafa Ç'nin eylemlerini "olası kastla öldürme" kapsamında değerlendirerek cezalandırılmalarına hükmetti.

KOCASI MADDE İÇİN SATACAKTI: EŞİNİ ÖLDÜREN KADINA MÜEBBET TALEBİ Haber

KOCASI MADDE İÇİN SATACAKTI: EŞİNİ ÖLDÜREN KADINA MÜEBBET TALEBİ

Kocaeli'nin İzmit ilçesinde tartıştığı eşini tüfekle vurarak öldürdüğü suçlamasıyla yargılanan Fatmanur Okur hakkında savcı, haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasıyla müebbet hapis cezası talep etti. Duruşmada 4 yaşındaki kızıyla karşılaşan sanık gözyaşı dökerken, çocuk annesinin gözyaşlarını silerek ❝Ağlama, acıyor mu?❞ dedi. Olay, 19 Temmuz 2025'te İzmit ilçesi Alikahya Fatih Mahallesi'ndeki 3 katlı evin birinci katında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Fatmanur Okur (36) ile eşi Şükrü Okur (29) arasında tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesinin ardından Fatmanur Okur'un tüfekle eşine ateş ettiği belirtildi. İhbar üzerine adrese sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde bir çocuk babası Şükrü Okur'un hayatını kaybettiği belirlendi. Gözaltına alınan Fatmanur Okur, emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı. 4 YAŞINDAKİ KIZI ANNESİNİN GÖZYAŞLARINI SİLDİ Kocaeli 8. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuklu sanık Fatmanur Okur, hayatını kaybeden Şükrü Okur'un babası Hacı Ahmet Okur ve annesi, çiftin 4 yaşındaki kızının vasisi ile taraf avukatları katıldı. Duruşma sırasında annesini gören çocuk, Okur'a sarılarak öptü ve gözyaşlarını sildi. Çocuk, annesine ❝Ağlama, acıyor mu?❞ diyerek seslendi. SAVCIDAN MÜEBBET HAPİS TALEBİ Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasında, sanığın eyleminin sabit olduğu değerlendirmesiyle öncelikle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını istedi. Savcı, sanığın evlilik süresince şiddete maruz kaldığı yönündeki dosya kapsamını dikkate alarak hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını ve sonuç olarak müebbet hapis cezası verilmesini talep etti. Sanık Fatmanur Okur ise eylemi bilerek gerçekleştirmediğini savunarak, ❝En azından ev hapsi istiyorum. Kızımın bana çok ihtiyacı var.❞ dedi. SANIK ÖNCEKİ SAVUNMASINDA ŞİDDETE MARUZ KALDIĞINI İLERİ SÜRDÜ Okur, önceki celsede verdiği savunmada 11 yıllık evliliği boyunca eşinin uyuşturucu bağımlılığı ve şiddetiyle mücadele ettiğini ileri sürmüştü. Daha önce boşanmak istediğini ancak eşinin kendisini ve ailesini tehdit ettiğini iddia eden Okur, ❝Bana ceza olsun diye kuşumun ve kedimin kafalarını kesti. Dayaklarından dolayı 3 kez düşük yaptım. Eşimi sürekli sokaklardan topladım.❞ şeklinde savunma yapmıştı. Okur ayrıca eşinin geçmişte terör örgütü DEAŞ üyeliği suçundan cezaevine girdiğini öne sürmüştü. ❝KORKUTMAK AMACIYLA SİLAHI ELİME ALMIŞTIM❞ Olay gecesine ilişkin de savunma yapan Okur, eşiyle çocuklarının kendisinden olup olmadığı konusunda tartıştıklarını ve eşinin uyuşturucu etkisinde olduğunu iddia etmişti. Eşinin kendisini başka bir kadının evine götürerek "pazarlamak" istediğini ileri süren Okur, daha sonra üst kattan babasına ait tüfeği aldığını anlatmıştı. Okur, olay anına ilişkin savunmasında şunları söylemişti: ❝Geldiğimde yatakta uzanıyordu. Tartıştık, 'Güzel kafa keserim, iyi bilirsin' dedi. Şikayet etmem durumunda bile kendisine bir şey olmayacağını söyledi. Sonra bana doğru hamle yapınca bir anda tüfek ateş aldı. Korkutmak amacıyla silahı elime almıştım. Bilerek, isteyerek yapmadım. Öldüğünü bile cezaevinde öğrendim. 11 yıl onun zulmüne, şiddetine maruz kaldım.❞ Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.

BULUŞMA BAHANESİYLE İŞLENEN CİNAYETTE 5 SANIĞA AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET Haber

BULUŞMA BAHANESİYLE İŞLENEN CİNAYETTE 5 SANIĞA AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET

Kocaeli'nin İzmit ilçesinde 21 yaşındaki Şirin'in buluşma bahanesiyle çağrıldığı yerde bıçaklanarak öldürülmesine ilişkin davada savcı, 5 sanığın "tasarlayarak kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Savcı ayrıca ev hapsindeki 2 sanığın tutuklanmasını istedi. Mahkeme, sanıkların mevcut durumlarının devamına karar vererek duruşmayı erteledi. Olay, 26 Temmuz 2025'te İzmit ilçesi Yahya Kaptan Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 21 yaşındaki Ümitcan Şirin burada bıçaklanarak ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan Şirin, doktorların müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından polis ekiplerince yürütülen soruşturma kapsamında Samet E.A. (19), Muhammed F.Y, Ramazan Y, Mustafa O. (21), Gamzenur B. (18) ve Z.Ç. gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden Z.Ç. savcılık tarafından serbest bırakıldı. Samet E.A. ile Muhammed F.Y. hakkında ev hapsi kararı verilirken Ramazan Y, Mustafa O. ve Gamzenur B. tutuklandı. SAVCILIK: PLANLI HAREKET ETTİLER Hazırlanan iddianamede, sanıkların olayın başından itibaren planlı hareket ettikleri, buluşmayı organize ettikleri ve saldırıyı birlikte gerçekleştirdikleri ileri sürüldü. Savcılık, Şirin'in öldürülmesinde sanıkların iştirak iradesiyle hareket ettiğini değerlendirerek 5 sanık hakkında "tasarlayarak kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep etti. Sanık Mustafa O. hakkında ayrıca "yasak niteliğe haiz bıçak taşımak" suçundan 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası istendi. SAVCI, EV HAPSİNDEKİ 2 SANIĞIN TUTUKLANMASINI İSTEDİ Kocaeli 8. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuklu sanıklar Ramazan Y. ve Mustafa O, ev hapsinde bulunan Samet E.A. ile Muhammed F.Y, taraf avukatları ve Şirin'in ailesi katıldı. Tutuklu sanık Gamzenur B. ise duruşmada yer almadı. Esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, 5 sanığın da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını talep etti. Savcı ayrıca ev hapsinde bulunan Samet E.A. ile Muhammed F.Y'nin tutuklanmasını istedi. Sanıklar ise mütalaayı kabul etmeyerek beraat ve tahliye talebinde bulundu. Mahkeme heyeti, sanıkların mevcut durumlarının devamına karar vererek duruşmayı erteledi. SANIKLAR ÖNCEKİ SAVUNMALARINDA SUÇLAMALARI REDDETTİ Sanıklar, davanın önceki celselerinde verdikleri savunmalarda Şirin'i kimin bıçakladığı konusunda birbirlerinden farklı beyanlarda bulundu. Ramazan Y, önceki savunmasında Şirin'i kendisinin bıçaklamadığını öne sürerek, ❝Ümitcan'ı ben bıçaklamadım, Mustafa bıçakladı. Mustafa o gün bana uyuşturucu ikram etmişti, onun etkisinde ifade verdim. Akıl hastasıyım, suçlamaları kabul etmiyorum.❞ ifadelerini kullandı. Mustafa O. ise Şirin'i Ramazan Y'nin bıçakladığını iddia etti. Mustafa O, ❝Gamze ile ilişkimiz vardı. Ümitcan sürekli onu rahatsız ediyordu. Bu durumu öğrenince Gamze'ye Ümit'i çağırmasını istedim. Çıkan kavgada Ramazan Ümitcan'ı bıçakladı.❞ şeklinde savunma yaptı. ❝BÖYLE OLACAĞINI BİLMİYORDUM❞ Gamzenur B. de önceki celsedeki savunmasında Mustafa O. ile ilişkisi bulunduğunu, Şirin ile geçmişte yaşadığı durumu Mustafa O'ya anlattığını belirtti. Gamzenur B, ❝Mustafa ile barıştığımızda bu durumu kendisine anlattım. Kendisi onunla konuşmak istediğini söyleyerek buluşmak için yer ayarlattırdı. 'Bir şey yapmayacağım' diye söz verdi. Böyle olacağını bilmiyordum.❞ ifadelerini kullandı. Mahkemenin, sanıkların cezai sorumluluklarına ilişkin nihai kararını sonraki duruşmalarda vermesi bekleniyor.

"FATİH TERİM FONU" DAVASINDA SEÇİL ERZAN YENİDEN HAKİM KARŞISINDA Haber

"FATİH TERİM FONU" DAVASINDA SEÇİL ERZAN YENİDEN HAKİM KARŞISINDA

Kamuoyunda "Fatih Terim Fonu" olarak bilinen davada, aralarında Arda Turan, Fernando Muslera, Emre Belözoğlu ve Selçuk İnan'ın da bulunduğu 30'dan fazla kişiyi yüksek faiz vaadiyle dolandırdığı iddiasıyla 102 yıl 4 ay hapis ve 753 bin 880 lira adli para cezasına çarptırılan eski banka müdürü Seçil Erzan'ın, istinaf mahkemesinin bozma kararının ardından yeniden yargılanmasına başlandı. Tutuklu sanık Erzan, suçlamaları reddederek, ❝Arda Turan'ın 1 kuruş alacağı varsa bana bin yıl ceza verin.❞ dedi. Denizbank Levent Şubesi eski Müdürü Seçil Erzan hakkında İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesince verilen karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesince bozuldu. Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin hüküm kurarken birleşen dosyalara ilişkin bilgilere gerekçeli kararda yer vermediğini ve bu durumun kararın denetlenmesini zorlaştırdığını belirtti. Daire ayrıca yargılama sürecinde bazı usul kurallarının uygulanmadığını değerlendirerek istinaf başvurularını yerinde buldu ve dosyayı yeniden yargılama yapılması için İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi. Bozma kararının ardından Seçil Erzan bugün yeniden hakim karşısına çıktı. ❝ADİL YARGILANMADIĞIMI DÜŞÜNÜYORUM❞ Duruşmada savunma yapan Erzan, önceki yargılama sürecinde beyanlarına yeterince itibar edilmediğini savundu. Erzan, ❝Tekraren yargılandığım için çok inançlıyım. Ben adil yargılanmadığımı düşünüyorum. 3 buçuk yıl boyunca söylediğim hiçbir şeye itibar edilmedi. Aleyhime kararlar verildi. Sadece katılanların söylediği mutlak doğru kabul edildi.❞ ifadelerini kullandı. Önceki yargılamada savcılıkta verdiği ifadeler ile daha sonraki beyanları arasında çelişki bulunduğu gerekçesiyle ilk ifadelerinin esas alındığını söyleyen Erzan, o dönemde yeterli hukuki destek alamadığını öne sürdü. ❝KİMSEYE BENİM BORCUM YOK AMA BORÇLU DURUMUNDA KALDIM❞ Olayların ortaya çıktığı dönemde kaçmadığını savunan Erzan, telefonunu kapatarak Çorlu'ya gittiğini, psikolojik olarak kötü durumda bulunduğunu ve kendisinden para isteyen kişilerin baskısıyla karşılaştığını iddia etti. Kendi isteğiyle bankaya giderek yaşananları anlattığını belirten Erzan, annesinin yanında darbedildiğini ve senet imzalamak zorunda kaldığını öne sürdü. Erzan, ❝Kimseye benim borcum yok ama borçlu durumunda kaldım. Banka anlamaya çalıştı. Serum takıldı bana. Bana banka yetkilileri bir avukat yönlendirdi. Savcıya gittim, beyanlarımda da savcıya sığındım o gün. Her şeyi açık, doğruluğu ile anlatmaya çalıştım.❞ dedi. Söylediklerinin bağlamından koparıldığını savunan Erzan, paraların kendisinde olmadığını başından itibaren anlatmaya çalıştığını ileri sürdü. "FON KURDUĞU" İDDİASINI REDDETTİ Erzan, yüksek faiz getirisi vadeden bir fon veya sistem kurduğu yönündeki suçlamaları da kabul etmedi. İlk ifadelerinde baskı ve korku altında bulunduğunu ileri süren Erzan, ❝Ben korku, baskı altında herkese fon dedim o gün. Bunu bana söyleyen avukatların elinde bir mektup var, onu sunmak istiyorum. Ben fon demedim.❞ ifadelerini kullandı. Kendisine yöneltilen suçlamaların daha sonra "fon" anlatısı üzerine kurulduğunu iddia eden Erzan, ❝Ben bir sistem kurmadım. Yüksek faiz vaadi ile somutlaştırılacak bir davranışım yok.❞ diye konuştu. ❝ARDA TURAN'IN 1 KURUŞ ALACAĞI VARSA BANA BİN YIL CEZA VERİN❞ Davanın katılanları arasında bulunan Arda Turan'a ilişkin de savunma yapan Erzan, Turan'dan aldığı parayı geri ödediğini öne sürdü. Erzan, ❝Arda Turan'ın 1 kuruş alacağı varsa bana bin yıl ceza verin. Bana verdiği parayı 15 günde aldı. Bana küfürler etti. Bu bir sistemse bu sistemi yöneten kim?❞ dedi. ❝1'E 5 VEREN BAŞKA SEÇİL ERZAN YOK❞ Yüksek getiri vaadiyle insanları kandırdığı iddiasını reddeden Erzan, bazı kişilere yaptığı ödemelere de değindi. Erzan, ❝1'e 5 imkansızken 1'e 5 veren başka Seçil Erzan yok. Ben bir sistem, hiçbir şey kurmadım. Ben her şeyimi verdim. 1 liram yok. Ödeyemedim, ödemek için her şeyi yaptım. Her şeyi sattım.❞ ifadelerini kullandı. Kimsenin iradesini hileli davranışlarla etkileme kastının olmadığını savunan Erzan, arkadaşlarına yapması gereken bazı geri ödemeleri gerçekleştiremediğini söyledi. Erzan, ❝Annemin, babamın bütün her şeyini sattım. Yeter ki kapansın, bitsin. Faiz oranı ile kimseyi kandıramazsınız.❞ dedi. Seçil Erzan'ın savunmasının ardından duruşmaya öğle arası verildi. İstinaf mahkemesinin bozma kararının ardından yeniden başlayan yargılamada Erzan hakkındaki önceki mahkumiyet hükmünün yerine yeni bir hüküm kurulacak.

"MEHMET AKİF" SUÇ ÖRGÜTÜ DAVASINDA YARGILAMA BUGÜN BAŞLAYACAK Haber

"MEHMET AKİF" SUÇ ÖRGÜTÜ DAVASINDA YARGILAMA BUGÜN BAŞLAYACAK

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede "Mehmet Akif Suç Örgütü" olarak nitelendirilen yapılanmaya ilişkin davada, gazeteci Ersoy'un da aralarında bulunduğu 7 sanık bugün ilk kez hakim karşısına çıkacak. Ersoy hakkında "suç örgütü kurma ve yönetme", "nitelikli cinsel saldırı" ve uyuşturucuya ilişkin suçlamalardan 286 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep ediliyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın ardından hazırlanan iddianamenin kabul edilmesiyle açılan davanın ilk duruşması, İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek. Davada Mehmet Akif Ersoy, Ahmet Göçmez, Mustafa Manaz, Nurullah Mahmut Dündar, Taner Çağlı, Tolga Aykut ve Ufuk Tetik olmak üzere 7 sanığın yargılanmasına başlanacak. Duruşmada sanıkların iddianamede yöneltilen suçlamalara ilişkin ilk savunmalarının alınması bekleniyor. İDDİANAMEDE 11 KADIN MAĞDUR OLARAK YER ALDI İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 96 sayfalık iddianamede 11 kadın "mağdur" sıfatıyla yer aldı. İddianamede, soruşturmanın 2 Kasım 2025'te İstanbul İl Jandarma Komutanlığına yapılan bir ihbar üzerine başlatıldığı belirtildi. İhbarda, Mehmet Akif Ersoy, Ela Rumeysa Cebeci ve Merve Sarı'nın uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandıkları ileri sürüldü. Ayrıca Ersoy'un eğlence amaçlı etkinlikler düzenlediği, bu ortamlarda uyuşturucu veya uyarıcı madde temin ettiği, çevresindeki kadınlara uyuşturucu kullandırarak iradelerini zayıflattığı ve birden fazla kişiyle cinsel birliktelik yaşandığı iddia edildi. Savcılık, yapılan soruşturmanın ardından söz konusu eylemlerin Ersoy'un liderliğini yaptığı öne sürülen bir suç örgütü kapsamında gerçekleştirildiğini iddianamede ileri sürdü. SAVCILIKTAN "UYUŞTURUCU PARTİLERİ" İDDİASI İddianamede yer alan 11 eylemin örgüt faaliyeti kapsamında gerçekleştirildiği iddia edildi. Savcılık, Mehmet Akif Ersoy'un arkadaş ve iş çevresinden tanıdığı ve örgüt üyesi olduğu ileri sürülen kişilerle sık sık uyuşturucu madde kullanılan etkinlikler düzenlediğini öne sürdü. İddianamede Ersoy'un bu etkinliklerde cinsel amaçlarla örgüt üyeleri ve mağdurları kullandığı iddia edildi. "DOĞRULUK MU CESARETLİK Mİ" OYUNUNA İLİŞKİN İDDİALAR İddianamede, Ersoy'un mağdurlar ve örgüt üyesi olduğu ileri sürülen kişilerle çoklu cinsel birliktelikler yaşadığı ve çevresindeki bazı kişileri de bu ilişkilere dahil ettiği iddia edildi. Örgüt üyesi oldukları öne sürülen kişilerin de kişisel menfaat karşılığında kendi çevrelerindeki kadınları söz konusu ortamlara dahil ettikleri ileri sürüldü. Savcılığın iddiasına göre sanıklar, düzenledikleri etkinliklerde önce uyuşturucu madde kullanılması yoluyla mağdurların karar alma süreçlerini etkiledi. Daha sonra "doğruluk mu cesaretlik mi" oyunu oynandığı, oyun sırasında cinsel içerikli soru ve taleplerle mağdurların tepkilerinin ölçüldüğü ve çoklu cinsel birlikteliklere yönlendirildikleri öne sürüldü. Söz konusu anlatımların savcılığın iddianamesinde yer alan suçlamalar olduğu, sanıklar hakkındaki yargılamanın ise henüz sonuçlanmadığı belirtiliyor. 7 SANIK HAKKINDA "SUÇ ÖRGÜTÜ" İDDİASI İddianamenin değerlendirme bölümünde Mehmet Akif Ersoy, Ahmet Göçmez, Mustafa Manaz, Nurullah Mahmut Dündar, Taner Çağlı, Tolga Aykut ve Ufuk Tetik'in, işbirliği ve menfaat paylaşımı amacıyla Ersoy'un liderliğinde suç örgütü oluşturdukları öne sürüldü. Savcılık, sanıkların örgüt faaliyeti kapsamında mağdurlara kokain sağladıklarını ve uyuşturucu etkisiyle karar alma süreçlerini etkilediklerini iddia etti. CEBECİ, SARAN VE SAVCI HAKKINDA AYRI SORUŞTURMA İddianamede ayrıca Ela Rumeysa Cebeci'nin cep telefonunda yapılan incelemeye ilişkin bulgulara yer verildi. İncelemede Steven Sadettin Saran ve Yusuf Timur Savcı ile uyuşturucu madde teminine yönelik olduğu değerlendirilen veriler elde edildiği öne sürüldü. Bu gelişmenin ardından Ela Rumeysa Cebeci, Steven Sadettin Saran ve Yusuf Timur Savcı hakkındaki dosyanın ayrılmasına karar verildiği ve bu kişiler yönünden ayrı bir soruşturma yürütüldüğü belirtildi. Bu kişiler hakkındaki hususların da soruşturma kapsamındaki iddialardan ibaret olduğu ve haklarında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı anlamına gelmediği kaydedildi. MEHMET AKİF ERSOY HAKKINDA 286 YIL 2 AYA KADAR HAPİS İSTEMİ İddianamede Mehmet Akif Ersoy'un, "suç örgütü kurma ve yönetme", 11 kez "nitelikli cinsel saldırı", "uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" ve "uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma" suçlarından cezalandırılması talep edildi. Savcılık, Ersoy hakkında bu suçlardan toplam 11 yıl 3 aydan 286 yıl 2 aya kadar hapis cezası istedi. İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinde bugün başlayacak davada 7 sanığın iddianamede yöneltilen suçlamalara ilişkin savunmalarını yapması bekleniyor.

GÜLLÜ’NÜN ÖLDÜĞÜ GECEYE İLİŞKİN YENİ GÖRÜNTÜLER ORTAYA ÇIKTI Haber

GÜLLÜ’NÜN ÖLDÜĞÜ GECEYE İLİŞKİN YENİ GÖRÜNTÜLER ORTAYA ÇIKTI

Yalova’nın Çınarcık ilçesinde Güllü olarak tanınan sanatçı Gül Tut’un hayatını kaybettiği olaya ilişkin yeni güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde, Tut’un düşmesinden yaklaşık 17 dakika sonra polis ekiplerinin binaya geldiği, sanık Tuğyan Ülkem Gülter’in ise panik içinde annesinin durumunu sorduğu görülüyor. Yalova Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanatçı Tut’un düşme saati 01.26.32 olarak belirlendi. Binanın güvenlik kamerasına yansıyan yeni görüntülerde ise saat 01.43 sıralarında polis ekiplerinin olay yerine gelerek binaya girdiği görülüyor. Böylece görüntülerdeki hareketliliğin Tut’un düşmesinden yaklaşık 17 dakika sonra yaşandığı anlaşılıyor. Kayıtlarda binanın girişinde polis ekipleri ile vatandaşların bir araya geldiği, olayın ardından panik yaşandığı görülüyor. "ANNEM İYİ DEĞİL Mİ?" Görüntülere göre sanık Gülter de binanın girişinde panik ve gerginlik içinde hareket ediyor. Polis ekiplerinin Gülter’i sakinleştirmeye çalıştığı anlar kameraya yansıyor. Gülter’in annesinin durumunu öğrenmeye çalışırken "Annem iyi değil mi?" dediği, ardından "Neden öyle söylüyor?" ifadelerini kullandığı duyuluyor. Çevrede bulunan kişilerin de yaşananlara müdahil olduğu görüntülerde yer alıyor. DÜŞMEDEN 5 SANİYE SONRA KAPIYA KOŞTUKLARI BELİRTİLDİ Yalova Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 21 sayfalık iddianamede olay anı ve sonrasına ilişkin kamera görüntüleri, ses kayıtları ve diğer dijital deliller değerlendirildi. İddianamede Tut’un düşme saatinin 01.26.32 olduğu, sanık Gülter ile Sultan Nur Ulu’nun ise 01.26.37’de, yani yaklaşık 5 saniye sonra kapıya doğru koşmaya başladıkları belirtildi. Olay öncesinde üç ayrı çarpma sesinin tespit edildiği, ilk sese ❝Ahh❞ sesinin eşlik ettiği ve Gülter ile Ulu’nun olay sırasında Tut’a yaklaşık 1 metre mesafede bulunduğu kaydedildi. SANIK GÜLTER HAKKINDA AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET TALEBİ Savcılık; kamera görüntüleri, ses kayıtları, bilirkişi raporları, tanık ifadeleri ve dijital delilleri birlikte değerlendirdi. İddianamede sanık Gülter hakkında “tasarlayarak üst soya karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. İddianame, Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.