#Aile

- Aile haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Aile haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BEYİN ÖLÜMÜ GERÇEKLEŞEN BABA 5 HASTAYA UMUT OLDU Haber

BEYİN ÖLÜMÜ GERÇEKLEŞEN BABA 5 HASTAYA UMUT OLDU

Manisa’nın Alaşehir ilçesinde yaşayan 70 yaşındaki Mustafa Özer, hafta sonu geçirdiği beyin kanaması sonrası Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi’ne sevk edildi. Yoğun bakımda yapılan tüm müdahalelere rağmen Özer’in beyin ölümü gerçekleşti. Hastanede yapılan kapsamlı tetkikler sonucunda beyin ölümünün tıbben kesinleşmesinin ardından, aile ile organ bağışı görüşmesi yapıldı. 3 çocuk ve 5 torun sahibi Mustafa Özer’in ailesi, örnek bir karara imza atarak organ bağışını kabul etti. KARACİĞER, İKİ BÖBREK VE KORNEALAR NAKİL İÇİN GÖNDERİLDİ Organ bağışı sürecinin tamamlanmasının ardından hastaneye gelen iki ayrı uzman ekip tarafından ameliyata alındı. Mustafa Özer’in; Karaciğeri, İki böbreği, Korneaları başarıyla çıkarılarak nakil bekleyen hastalara ulaştırılmak üzere ambulanslarla İzmir ve Denizli’ye gönderildi. Yapılan bağışla birlikte 5 hastanın hayata tutunmasına umut doğdu. “AİLECE ONAY VERDİK” Mustafa Özer’in oğlu Ramazan Özer, bağış kararının aile içinde ortak şekilde alındığını belirtti. Özer, “Annem ve kardeşlerim onay vermiş. Beni aradılar, ben de onayladım. Eğer onlar kabul ettiyse benim için de problem yok dedim” ifadelerini kullandı. Organ Nakli Koordinatörü Prof. Dr. Gönül Tezcan Keleş, beyin ölümünün tıbbi olarak geri dönüşü olmayan bir durum olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Hastamız yaygın beyin kanaması nedeniyle hastanemize getirildi. Yapılan tüm tetkikler beyin ölümünü kanıtladı. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra yaşama şansı bulunmuyor. Ancak diğer organlar sağlıklı çalıştığı için bu süreci organ nakli açısından değerlendirmek çok kıymetli.” Keleş, Türkiye’de organ nakline duyulan ihtiyacın yüksek olduğunu belirterek, aileye Ramazan ayı içerisinde gösterdikleri duyarlılık için teşekkür etti. BAŞHEKİMDEN TEŞEKKÜR MESAJI Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu da bağış yapan aileye başsağlığı dileklerini ileterek, organ bekleyen hastalar için bu tür kararların büyük önem taşıdığını ifade etti. Topçu, “Mustafa Özer’in bağışı, nakil bekleyen hastalara umut oldu. Gösterilen hassasiyet son derece kıymetli” dedi. ORGAN BAĞIŞI ÇAĞRISI Yetkililer, beyin ölümü gerçekleşen hastaların sağlam organlarının bağışlanmasının hem tıbbi hem de insani açıdan büyük önem taşıdığını belirterek vatandaşları organ bağışı konusunda duyarlı olmaya davet etti. Türkiye genelinde binlerce hasta, karaciğer, böbrek ve kornea nakli için sıra bekliyor. Yapılan her bağış, birden fazla hastanın hayatını değiştirebiliyor.

YARDIM ETMEK İSTEDİ 6 YERİNDEN BIÇAKLANDI Haber

YARDIM ETMEK İSTEDİ 6 YERİNDEN BIÇAKLANDI

Olay, Bağcılar'ın Yıldıztepe Mahallesi'nde metro istasyonu çıkışında meydana geldi. İddiaya göre, 18 yaş altı kalabalık bir grup, bir çocuğu sıkıştırarak tokat atıp darbetmeye başladı. O sırada arkadaşlarını bekleyen Oğuzhan ve Taha Çöpür kardeşler durumu fark ederek çocukları kavga etmemeleri konusunda uyardı ve darp edilen çocuuğa yardım etmek istediler. Grubun, "Bu bizim meselemiz, karışmayın" diyerek tepki gösterdiği öğrenildi. Darbedilen çocuk olay yerinden uzaklaşırken, ağabey-kardeş ile kalabalık grup arasında sözlü tartışma yaşandı. Tartışmanın büyümesi üzerine çıkan arbedede, gruptaki bir kişi elindeki bıçakla Oğuzhan Çöpür'ü 6 yerinden bıçakladı. Ağabey Taha Çöpür saldırganlara karşılık vererek kardeşini korumaya çalıştı. Saldırganların, Oğuzhan Çöpür'ü bıçakladıktan sonra üzerine taş atarak olay yerinden kaçtıkları öğrenildi. Saldırı ve bıçaklanma anları çevredeki güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı. Hastaneye kaldırılan ve 6 bıçak darbesi aldığı belirlenen Oğuzhan Çöpür'ün tedavisi evde sürerken, ailenin tehdit mesajları aldığı iddia edildi. Aile, şikayetçi olmamaları yönünde arandıklarını ve adres bilgilerinin kendilerine söylenerek baskı kurulduğunu öne sürdü. Aldığı bıçak darbeleri sonucundan iç organları hasar aldı. Karnına onlarca dikiş atılırken, tedavisinin devam ettiği öğrenildi. Olay, Güngören'de yaşanan ve kamuoyunda "Atlas cinayeti" olarak bilinen olayla benzerliği nedeniyle yeniden sokak çeteleri tartışmasını gündeme taşıdı. İstanbul'un bazı ilçelerinde yaşları küçük grupların çeteleştiği ve bu kişilerin suçlara karıştığı iddiaları mahalle sakinlerinde endişe oluşturuyor. Oğuzhan Çöpür, "Olay gününde arkadaşımızı metro çıkışında bekliyorduk. 10 kişilik bir grup, bir çocuğu arasına almıştı. 10 kişinin, 1 kişinin arasına aldığını görünce çocuklara 'Kardeşim, çocuğu bırakın. Niye dövüyorsunuz?' tarzında konuşma yaptım. 'Abi sen niye karışıyorsun? seni ilgilendirmez. Bu bizim meselemiz' gibi cevaplar verdiler. Sol taraftan bir çocuk elinde kesici alet, kelebek olan bıçağı çıkartarak ortalıkta savurmaya başladı. İlk darbeye o an zaten karnıma aldım. Ondan sonra arada başka bir arkadaş da aynı şekilde bacağına darbe aldı. Sonra tekrar da ben onun üzerine koşup elinden almak isterken bacağıma 5 tane darbe almış bulundum. Ben de zaten kan kaybından daha fazla ayakta duramadım. Yere yığıldım. Yani olay bu şekilde oldu. Yere yığıldıktan sonra da zaten gördüğüm kadarıyla kafama doğru da bir tane taş fırlattılar kaçarken. Şu an zaten bizim ailemizi tehdit varı mesajları, ses kayıtları var. İşte örnek veriyorum aramalar gerçekleşiyor. İşte 'Şikayetçi olmayın. Biz her şeyi çözeceğiz' gibisinden 'Şikayetçi olursanız farklı şekilde çözeriz' bu şekilde ailemizi tehdit ediyorlar. Şu an benim hayatımdan çok fazla şey gitti. Güngören'deki çocuk vefat etti. Ben de şanslı olmayabilir aynı şekilde olabilirdim. Aile olarak şu an korkuyoruz" şeklinde konuştu. "O GÜN ÇOCUKLARIMIN DOĞUM GÜNÜYDÜ" Bıçaklanan Oğuzhan'ın babası Fevzi Çöpür, "İnsan olan birisi, orada yardım eden hiç tanımadığı birisini delik deşik etmez. Bunlar insan bile değil. 16-17 yaşında bu çocukları kullanıyorlar. 2-3 tanesini alıyor polis. Ama bunların bir de arkaları var. Bunların bir de tanıdıkları var. Benim çocuklarım pırıl pırıldır. Benim çocuklarım iyi olmak için orada sırf tanımadıkları çocuğa yardım etmek istedikleri için biz bu haldeyiz. O gün çocuklarımın doğum günüydü. Doğum günlerini akşam kutlayacaktık. İkisi de aynı gün doğdular. Perişan durumdayız. Benim annemin ismine kadar bana söylüyor adam. Benim annem 80 yaşında. Benim babam rahmetli oldu ama babamın ismini söylüyor. Bunu 17 yaşında bir çocuk nereden bulacak? Bunların arkalarında birisi olmasa? Bunu çözebilirler mi? Adam bana annemin ismini babamın ismini nerede oturduğumu evimi adresimi bu kadar kolay mı bunlar?" dedi. "ONLARIN ANNELERİYLE BABALARIYLA TELEVİZYONDA BEN DE AĞLADIM" Baba Çöpür, "Yani aynı durumun ucundan döndük. Yani bizim bugün çocuğumuz evde yatıyorsa Allah-u Teala bize çocuğumuzu yeniden bağışladı. Bizi tehdit edeceksin. Hem bıçaklayacaksın ne kadar mantıksız. Hastanedeyim ben canımla cebelleşiyorum. Çocuğum hayata döner mi diye çırpınırken telefon geliyor. Beni tehdit ediyor. Bu kadar kolay değil bu. Bunun arkasında bir güç olmasa, bir çeteleşme olmasa bunu yapamazlar. Bu Ahmet Müngüzi, Atlas Çağlayan isimli çocukları onların anneleriyle babalarıyla televizyonda ben de ağladım. Ama bir gün beni aynı şekilde sokacakları aklımdan gelmedi o gün. Bugün o çocuklarla aynı kaderi yaşıyoruz. Sadece bizim şansımız kardeşinin yanında olması ve kardeşinin onu bir an önce hastaneye yetiştimesi oldu. Yoksa biz Ahmetlerle, o çocuklarla, onların aileleriyle aynı kaderi yaşayacaktık. Çünkü olaylar hemen hemen tamamıyla aynı" açıklamasında bulundu. "ÇETELER SOKAKLARDA KOL GEZİYOR" Sokak çeteleriyle mücadelenin bir an önce çok hızlı bir şekilde yürümesi lazım diyen baba Çöpür, "Sadece o bıçağı oraya atanın değil, orada o bıçağı atana yardım edenin, onun arkasında duranın, o bıçağı atanı destekleyenin bunların bir an önce toplanması lazım ki toplum bundan kurtarsın kendini. Şu anda toplum tedirgin. Aynı olayın içinde. Bıçağın darbenin birinde o yedi. Karakolda sadece bir ifade verdi. Ben bunlarla uğraşamam dedi. Korktu çocuk, benim bir hayatım var dedi. Bunlar benim hayatımı söndürür, öldürürler beni dedi. Yalvardım çocuğa, ben yalvardım. Dedim ki ya oğlum gel, devlet var. Devlet bize onların önüne atmaz. Gel şikayetçi ol, güçlü bir şekilde. Sen de bıçak yemişsin, senin de yaran var. Hayır abi dedi, ben dedi şikayetçi olmuyorum. Hiçbir şekilde yarasıyla ailesine bile haber vermeden çocuk hastanede bir tedavi oldu. Aynı ambulansla gitti muhtemelen. Hastanede tedavi olduktan sonra bırakıp kaçtı çocuk. Yani şikayetçi bile olmadı korkudan. Bunun gibi yüzlerce var. Güngören, Bağcılar, Esenyurt, çeteler sokaklarda kol geziyor" dedi.

KOZMETİK MAĞAZASINA DADANAN AİLE 1.2 MİLYONLUK ÜRÜN ÇALDI Haber

KOZMETİK MAĞAZASINA DADANAN AİLE 1.2 MİLYONLUK ÜRÜN ÇALDI

Hatay’ın İskenderun ilçesinde yaşanan olay, hem şaşkınlık yarattı hem de büyük bir kozmetik mağaza zincirinde güvenlik önlemlerini yeniden gündeme taşıdı. İddiaya göre anne, baba ve kızdan oluşan 3 kişilik aile, 3 aylık süreçte 3 farklı mağazadan defalarca hırsızlık yaptı. Yapılan tespitlere göre aile, farklı tarihlerde mağazalara girerek makyaj malzemeleri ve çeşitli kozmetik ürünlerini çaldı. Toplam zararın ise 1 milyon 200 bin TL olduğu belirlendi. Şüphelilerin ürünleri çaldıkları anlar mağazaların güvenlik kameralarına yansırken, olayın ortaya çıkmasıyla birlikte emniyet ekipleri geniş çaplı çalışma başlattı. MAĞAZA ÇALIŞANLARI ŞÜPHELENDİ, KAMERALARI İZLEYİNCE GERÇEK ORTAYA ÇIKTI Olayın başlangıcında, kozmetik mağazalarında görevli çalışanların belirli dönemlerde yaşanan ürün kayıplarından şüphelendiği öğrenildi. Özellikle yüksek fiyatlı makyaj ürünleri ve kozmetik malzemelerindeki eksilmeler üzerine mağaza personeli, güvenlik kamerası kayıtlarını detaylı şekilde incelemeye başladı. Yapılan kamera incelemelerinde, 3 kişinin farklı zamanlarda mağazalara girerek raflardan ürünleri aldığı ve kasaya uğramadan mağazadan çıktığı iddia edildi. Aynı kişilerin farklı mağazalarda da benzer şekilde hareket ettiği görülünce, durum resmi olarak emniyet birimlerine bildirildi. POLİS KİMLİKLERİNİ BELİRLEDİ: ANNE, BABA VE KIZLARI ÇIKTI Mağaza yönetiminin şikâyeti ve kamera görüntülerinin emniyetle paylaşılmasının ardından İskenderun İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri devreye girdi. Polis ekipleri, görüntüler üzerinden yaptıkları çalışma sonucunda şüphelilerin kimliklerini belirledi. Şahısların A.K., E.K. ve E.S.D. olduğu tespit edilirken, aralarındaki ilişkinin de anne, baba ve kızları olduğu ortaya çıktı. Şüpheliler kısa sürede yakalanarak gözaltına alındı. EVLERİNDE ÇOK SAYIDA KOZMETİK ÜRÜN ELE GEÇİRİLDİ Şüphelilerin yakalanmasının ardından polis ekipleri, şahısların ikametlerinde arama gerçekleştirdi. Yapılan aramalarda hırsızlık konusu olduğu değerlendirilen çok sayıda ürün ele geçirildi. Evlerde ele geçirilen ürünler arasında; şampuanlar el kremleri keratin bakım ürünleri deodorantlar göz kalemleri rujlar çeşitli makyaj ve kişisel bakım malzemeleri bulunduğu belirtildi. Yetkililer, ele geçirilen ürünlerin bir kısmının mağazalardan çalınan ürünlerle birebir örtüştüğünü değerlendirirken, ürünlerin tamamının inceleme altına alındığı öğrenildi. ANNE VE BABA TUTUKLANDI, KIZLARI ADLİ KONTROLLE SERBEST Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkarılan şüphelilerden ailedeki kızları olan E.S.D., işlemlerinin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Anne ve baba olan A.K. ile E.K. ise çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. GÜVENLİK KAMERASI GÖRÜNTÜLERİ SORUŞTURMANIN EN GÜÇLÜ DELİLİ OLDU Olayın soruşturmasında güvenlik kamerası kayıtlarının önemli rol oynadığı vurgulanırken, görüntülerde şüphelilerin mağazalarda nasıl hareket ettiği, ürünleri hangi yöntemle aldıkları ve mağazadan çıkış anlarının net şekilde yer aldığı belirtildi. Polis ekipleri, olayın yalnızca belirtilen 3 mağaza ile sınırlı olup olmadığını araştırırken, başka mağazalarda da benzer kayıtlar bulunup bulunmadığı yönünde çalışmaların sürdüğü kaydedildi. SORUŞTURMA SÜRÜYOR Olayla ilgili soruşturmanın devam ettiği öğrenildi. Emniyet birimlerinin, ele geçirilen ürünlerin piyasa değerini ve mağazalardan hangi tarihlerde çalındığını netleştirmek için kapsamlı bir rapor hazırladığı belirtildi.

O ANLAR KAMERADA: ŞEFİN HEİMLİCH MÜDAHALESİ BEBEĞİ KURTARDI Haber

O ANLAR KAMERADA: ŞEFİN HEİMLİCH MÜDAHALESİ BEBEĞİ KURTARDI

Kahramanmaraş’ta bir lokantada yemek yerken boğazına yabancı cisim kaçan bebek, işletmenin şefinin yaptığı Heimlich manevrasıyla hayata tutundu. O anlar güvenlik kamerasınca kaydedildi. Olay, merkez Onikişubat ilçesi Şehit Abdullah Çavuş Mahallesi’nde bulunan bir lokantada meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, yemek sırasında boğazına yabancı cisim kaçan bebeğin ailesi panikle lokantanın arka bölümüne yöneldi. Durumu fark eden lokanta şefi Ali Aydoğan, müşterilerden izin alarak bebeği kucağına aldı. Aydoğan, bebeği kolunun üzerine yatırdıktan sonra Heimlich manevrası kapsamında sırtına birkaç kez vurarak müdahalede bulundu. Müdahalenin ardından bebeğin nefes borusundaki yabancı cismin çıktığı ve bebeğin yeniden nefes almaya başladığı öğrenildi. “PARMAKLA MÜDAHALE EDİLMEMELİ” Yaşananları anlatan Aydoğan, parmakla müdahalenin tehlikeli olduğuna dikkat çekerek, “Aile çok panik halindeydi. Bebeği koluma yatırıp sırtına birkaç defa vurdum. Yabancı cisim çıktı. Çok şükür bebeğimiz toparladı. Kesinlikle parmakla müdahale edilmemesi gerekiyor. Uzmanların da söylediği gibi Heimlich manevrası uygulanmalı.” ifadelerini kullandı. Bebeğin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilirken, aile şef Aydoğan ve işletme çalışanlarına teşekkür etti. Güvenlik kamerası görüntülerinde, bebeği taşıyan annenin panikle hareket ettiği, ardından şef Aydoğan’ın bebeği kucağına alarak müdahalede bulunduğu anlar yer aldı.

ATLAS ÇAĞLAYAN'IN AİLESİNDEN YARGIYA GÜVEN VURGUSU Haber

ATLAS ÇAĞLAYAN'IN AİLESİNDEN YARGIYA GÜVEN VURGUSU

İstanbul’un Güngören ilçesinde, henüz 17 yaşında olan Atlas Çağlayan’ın, 15 yaşındaki E.Ç. tarafından bıçaklanarak hayatını kaybettiği olay kamuoyunda derin üzüntü yaratırken, ailenin avukatı Mehtap Yılmaz, süren soruşturma hakkında açıklamalarda bulundu. Yılmaz, aile adına yaptığı açıklamada, yargıya olan güvenlerini yineleyerek, "Adaletin en doğru şekilde tecelli edeceğine inanıyoruz" dedi. BAKAN YERLİKAYA’DAN TAZİYE ZİYARETİ Acılı aileye destek ziyaretleri de sürüyor. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve eşi, Atlas Çağlayan’ın ailesini ziyaret ederek başsağlığı dileklerini iletti. Aile avukatı Mehtap Yılmaz, "Sayın Bakanımız ve eşinin ziyaretleri aile için çok anlamlıydı. Hem destek sundular hem de süreci dikkatle takip ettiklerini belirttiler. Ailemiz adına kendilerine teşekkür ediyoruz" dedi. “ATLAS HEPİMİZİN ÇOCUĞUYDU” Atlas’ın ölümünün sadece bir aileyi değil, toplumu derinden sarstığını belirten avukat Yılmaz, “Atlas yavrumuz hepimizin oğluydu. Gencecik bir hayat, anlamsız bir kavga sonucu elimizden alındı. Ailenin yaşadığı acı tarif edilemez” ifadelerini kullandı. TEHDİT EDENLER TUTUKLANDI Olayın ardından sadece cinayet değil, Atlas'ın ailesine yönelen tehditlerin de ciddi şekilde ele alındığını belirten Yılmaz, "Emniyet birimlerimiz 1 gün gibi kısa bir sürede aileyi tehdit eden kişileri yakaladı. Bu kişiler adli sürecin ardından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Hem emniyet hem de yargı hızlı ve etkili bir müdahaleyle örnek bir süreç yönetti" dedi. “YARGIYA GÜVENİMİZ TAM” Soruşturmanın titizlikle sürdüğünü aktaran Yılmaz, “Şu an adli süreç devam ediyor. Biz, yargının adil ve vicdani bir karar vereceğine yürekten inanıyoruz. Bu dava yalnızca bir aile için değil, toplum vicdanı için de büyük önem taşıyor. Atlas için, onun gibi gençlerin geleceği için adalet yerini bulmalı” şeklinde konuştu.

DOWN SENDROMU TESTİ YAPMAYAN HASTANEYE 81 MİLYON TL TAZMİNAT Haber

DOWN SENDROMU TESTİ YAPMAYAN HASTANEYE 81 MİLYON TL TAZMİNAT

Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde çocukları Down Sendromlu olarak dünyaya gelen aile, gebelik sürecinde Down Sendromu tarama testinin yapılmadığı ve bilgilendirilmedikleri gerekçesiyle açtığı davada, doktor ve özel hastaneye karşı 81 milyon TL tazminat kazandı. Aile, hamilelik sürecinde 2021 yılında Diyarbakır'daki bir özel hastanede aynı doktora düzenli olarak kontrole gitti. Ancak doğumun ardından bebeklerinin Down Sendromlu olduğunu hemşireden öğrendi. Aile, gebelik süresince kendilerine test yapılmadığını ve bilgilendirme yapılmadığını belirterek doktor ve hastane hakkında şikayette bulundu. 700 BİN TL TEKLİF REDDEDİLDİ, DAVA AÇILDI Ailenin avukatı Ferhat Yiğit, “Arabuluculuk sürecinde 700 bin TL talep ettik ancak bu kabul edilmedi. 2021 yılında açılan davada mahkeme, hekimin aydınlatma yükümlülüğünü ihlal ettiğine hükmetti ve 43 milyon TL tazminata karar verdi. Faiz, vekalet ve yargılama giderleriyle birlikte bu rakam 81 milyon liraya ulaştı.” dedi. "DOKTOR TEST ÖNERMEDİ, AİLE BİLGİLENDİRİLMEDİ" Avukat Yiğit, “Hekim, tarama testi önermedi, yazılı onam almadı, gebeliğin sonlandırılması gibi bir seçenek sunmadı. Bu nedenle aile, çocuğun sağlıklı olduğunu düşünerek doğuma gitti. Mahkeme de bu gerekçeyle aileyi haklı buldu” ifadelerini kullandı. "BİZE SAĞLIKLI DENİLDİ" Baba Hüseyin Kızmaz ise ifadesinde şunları söyledi: "Doktor her şeyin yolunda olduğunu söyledi. Doğumdan sonra hemşire çocuğumuzun Down Sendromlu olduğunu söyledi. Eğer bize önceden bilgi verilseydi, karar hakkımız olurdu. Biz de bu mağduriyeti başka aileler yaşamasın diye dava açtık." HASTANE İTİRAZ ETTİ Mahkeme kararına itiraz eden hastane, dosyayı üst mahkemeye taşıdı. Süreç istinaf aşamasında devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.