#Aile Mahkemesi

- Aile Mahkemesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Aile Mahkemesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

EŞİNİN YEMEKLERİNE HAKARET BOŞANMADA AĞIR KUSUR SAYILDI Haber

EŞİNİN YEMEKLERİNE HAKARET BOŞANMADA AĞIR KUSUR SAYILDI

Evliliklerde kadın eşin yemeği güzel yapıp yapmadığı tartışmaları Yargıtay’ın emsal kararıyla yeni bir boyut kazandı. Bir boşanma davasının temyiz müracaatını değerlendiren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kocasına; ‘defol, sen pissin, bunak, moruk’ ifadelerini kullanan kadını az kusurlu; eşine ‘Yaptığın yemekleri beğenmiyorum, sen cahilsin, sen ne anlarsın, tipe bak, hırsız, utanmaz, senin yemeklerin zehirli’ ifadelerini kullanan erkeği ağır kusurlu saydı. Bir süredir şiddetli geçimsizlik yaşayan çift Aile Mahkemesi’ne müracaat ederek karşılıklı boşanma davası açtı. Davacı-karşı davalı erkek, ortak çocuğun doğumundan sonra kadının kötü davranmaya başladığını, sürekli hakaretler ettiğini, aşağıladığını, eziyet ettiğini, "moruk" diye hitap etmeye başladığını, "pislik, bunak" dediğini, yemek vermediğini öne sürdü. Eşinin buzdolabına kilit takıp kilitlediğini, bunun üzerine ikinci buzdolabını almak zorunda kaldığını dile getirdi. Asılsız şikayetlerle uzaklaştırma kararı aldığını belirterek boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin kendisine verilmesine ve 50 bin TL maddî, 50 bin TL manevî tazminata karar verilmesini talep etti. Davalı-karşı davacı kadın da iddiaları kabul etmediğini, önceki evliliğinden olan kızlarını eşinin hor gördüğünü, onlara hakaretler ettiğini, evlenen iki kızın düğünlerine bile katılmadığını kaydetti. Yaptığı yemekleri beğenmediğini, "sen cahilsin, sen ne anlarsın, tipe bak, hırsız, utanmaz, senin yemeklerin zehirli" diyerek aşağıladığını ifade ederek asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile tarafların ortak çocuğun velâyetinin annesine verilmesine, ortak çocuk lehine aylık 1.500 TL tedbir-iştirak, kadın lehine aylık 1.500 TL tedbir-yoksulluk nafakası ile 50 TL maddî, 50 bin TL manevî tazminata karar verilmesini talep etti. Tarafları dinleyen Aile Mahkemesi, kadının erkeğe "seni istemiyorum, defol, sen pissin, bunak, moruk" diyerek erkeği aşağıladığına, hakaret ettiğine, erkeğin ise ‘Yemeklerin berbat, yemeklerin zehirli, sen cahilsin, sen ne anlarsın, tipe bak, hırsız, utanmaz’ dediğine dikkat çekti. Yemekleri beğenmemekle birlikte evin mutfak alışverişini yapmayan kocayı kadına nazaran ağır kusurlu saydı. Çiftin boşanmasına, ortak çocuğun velâyetinin babasına verilmesine, ortak çocuk ile annesi arasında kişisel ilişki tesisine, kadın lehine takdir edilen aylık 750 TL nafaka ve kadın lehine 20 bin TL maddî, 15 bin TL manevî tazminata karar verdi. Erkek, karara istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi, hakaretlerin yanı sıra yemekleri beğenmeyip evin mutfak alışverişini tam olarak yapmayan kocanın ağır, kadının az kusurlu tespit edilmesinin yerinde olduğu, kusura yönelik gerekçe uyarınca, bu şartlar altında evliliğin devamı beklenemeyeceğinden itirazı geri çevirdi. Kocanın avukatı kararı temyiz edince devreye Yargıtay 2. Hukuk Dairesi girdi. Daire, kararı onadı.

CİMRİLİK HEM BOŞANMA HEM DE TAZMİNAT SEBEBİ Haber

CİMRİLİK HEM BOŞANMA HEM DE TAZMİNAT SEBEBİ

Eşine yönelik aşırı tutumlu davranışları nedeniyle açılan boşanma davasında Yargıtay'dan dikkat çeken bir karar çıktı. Yüksek mahkeme, eşini temel ihtiyaçlar konusunda kısıtlayan, evde yaşam koşullarını zorlaştıran davranışların boşanma ve tazminat nedeni olabileceğine hükmetti. İddiaya göre K.L. isimli kadın, eşinin aşırı cimri tavırları nedeniyle evlilik birliğinin çekilmez hale geldiğini öne sürerek Aile Mahkemesi'nde boşanma davası açtı. Davacı kadın, eşinin sürekli olarak elektrik, su ve temel ihtiyaçlar konusunda baskı yaptığını, evde misafir ağırlanmasını istemediğini ve yaşam koşullarını zorlaştırdığını iddia etti. “ÇAY DEMLEMEMİ BİLE YASAKLADI” Mahkemeye sunulan beyanlarda kadın, eşinin kendisini sık sık "Banyonun ışığını çok yaktın, sifonu neden çektin" gibi gerekçelerle eleştirdiğini ve hakaret ettiğini öne sürdü. K.L., eşinin evdeki temel gıda ve temizlik malzemelerini dahi kısıtladığını belirterek, "Bir adet patates kalsa bile eve gıda ya da deterjan almıyordu. Çay demlememi bile yasakladı" ifadelerini kullandı. Davacı ayrıca eşinin kişisel bakımına özen göstermediğini ve zaman zaman kendisini aldatabileceği yönünde imalarda bulunduğunu ileri sürdü. TAZMİNAT VE NAFAKA TALEP ETTİ Evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını savunan kadın, boşanmanın yanı sıra aylık yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulundu. Dosyayı inceleyen Yargıtay, elektrik faturası artmasın diye eşini karanlıkta oturmaya zorlamak, ısınma ve temel gıda ihtiyaçlarını gereksiz şekilde kısıtlamak gibi davranışların evlilik birliğini olumsuz etkilediğine dikkat çekti. EMSAL NİTELİĞİNDE KARAR Hukuk çevrelerinde emsal niteliği taşıdığı belirtilen kararda, eşlerden birinin aşırı cimrilik nedeniyle diğer eşin yaşam standartlarını düşürmesinin ve ortak yaşamı güçleştirmesinin boşanma sebebi olarak değerlendirilebileceği vurgulandı. Kararın, benzer nitelikteki aile hukuku davalarında yol gösterici olması bekleniyor.

SÜRESİZ NAFAKA İPTAL EDİLDİ Haber

SÜRESİZ NAFAKA İPTAL EDİLDİ

Anayasa Mahkemesi (AYM), boşanma sonrası yoksulluk nafakasının süresiz olarak ödenmesine imkan tanıyan düzenlemeyi oy çokluğuyla iptal etti. Yüksek Mahkeme, yeni yasal düzenlemenin yapılabilmesi için 9 aylık süre tanınmasına karar verdi. AYM Genel Kurulu, Antalya 12. Aile Mahkemesinin başvurusu üzerine, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan yoksulluk nafakasına ilişkin hükmü esastan görüştü. Başvuruya konu olan düzenleme, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek tarafın, kusurunun daha ağır olmaması şartıyla diğer taraftan mali gücü oranında süresiz nafaka talep edebilmesine imkan tanıyordu. AİLE MAHKEMESİNDEN İPTAL BAŞVURUSU Antalya 12. Aile Mahkemesi, 2025 yılında görülen bir davada, yoksulluk nafakasının süresiz olmasına ilişkin hükmün Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle AYM’ye başvurmuştu. Başvuruyu değerlendiren Yüksek Mahkeme, söz konusu düzenlemenin iptaline karar verdi. Kararın yürürlüğe girmesi için ise yasama organına yeni bir düzenleme yapma imkanı tanınarak 9 aylık süre verildi. BAKAN GÜRLEK’TEN NAFAKA AÇIKLAMASI Adalet Bakanı Akın Gürlek de daha önce yaptığı açıklamada, boşanma davalarının uzun sürmesinin nafaka yükümlülüğü bakımından çeşitli sorunlara yol açtığını belirtmişti. Bakan Gürlek, "Boşanma davaları 10 yıl sürüyor, bu süre zarfında nafaka ödeyen şahıs kendine yeni bir hayat kuramıyordu. Bunu çözeceğiz" ifadelerini kullanmıştı. MEVCUT DÜZENLEME NEYİ ÖNGÖRÜYOR? Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde,"Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz" hükmü yer alıyor. YENİ DÜZENLEMEDE EVLİLİK SÜRESİ ESAS ALINABİLİR AK Parti’nin üzerinde çalıştığı belirtilen yeni nafaka düzenlemesinde, evlilik süresinin temel kriterlerden biri olması planlanıyor. Taslak çalışmalarda; 3 yıl evli kalanlara 5 yıl,5 yıl evli kalanlara 7 yıl,10 yıl evli kalanlara ise 12 yıl nafaka ödenmesi, gibi seçeneklerin değerlendirildiği belirtiliyor. Belirlenen sürenin sonunda nafaka yükümlülüğünün sona erdirilmesi ve nafaka kesilmesi nedeniyle ekonomik zorluk yaşayabilecek kişiler için sosyal yardım mekanizmalarının devreye alınması öngörülüyor. HEDEF, DAVA SÜRELERİNİ KISALTMAK Hazırlıkları süren düzenlemeyle çekişmeli boşanma davalarının azaltılması ve yargı süreçlerinin hızlandırılması da amaçlanıyor. Bu kapsamda, davaların uzamasına neden olan uyuşmazlık başlıklarının ayrıştırılarak ayrı süreçlerde ele alınması üzerinde çalışıldığı ifade ediliyor.

BOŞANMA DAVASINDA 'TOSBAĞA', 'KEL-FODUL' DETAYI Haber

BOŞANMA DAVASINDA 'TOSBAĞA', 'KEL-FODUL' DETAYI

Boşanma davası için Aile Mahkemesi’nin yolunu tutan genç kadın, kocasının, psikolojik ve sözlü saldırıda bulunduğunu, ilgisiz ve sorumsuz olduğunu, kendi ailesi ve kardeşleri ile görüşmemesi konusunda baskı yaptığını öne sürdü. Onların eve gelmesini istemediğini, hatta telefonla iletişim kurmalarına dahi müdahale ettiğini, bu hususta tartışma çıktığında da davacının ailesine ve kardeşlerine ağza alınmayacak küfür ve hakaretler ettiğini, kimsenin evine gelip gitmesine müsaade etmediğini dile getirdi. Kocasının kazancını sadece kendisi için harcadığını, başka kadınlarla görüşerek sadakat yükümlülüğünü yerine getirmediğini, psikolojik ve sözlü şiddet uyguladığını belirterek 100 bin TL maddî ve 100 bin TL de manevî tazminata karar verilmesini talep etti. Mahkemede ifade veren davalı koca da eşinin iddialarının doğru olmadığını, davacının dominant özelliğe sahip olduğunu, normal bir ailede olabilecek tartışmaların dışında olağanüstü bir durumun olmadığını, boşanma davasının reddini talep etti. Davalı erkeğin evin geçimine yeterince katkı sağlamadığına, eşinin ve çocuğun ihtiyaçlarını yeterince karşılamadığına dikkat çeken Aile Mahkemesi, kadına ‘tosbağa, kedi’ diyen, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranan kocanın ağır kusurlu olduğuna hükmetti. Davacı kadının ise erkeğe "sen erkek misin, terli kokarca, kel, fodul, soğan erkeği" dediği, evi işlerini ihmal ettiği, birlik görevlerini yeterince yerine getirmediği, kocasının ailesini evinde istemediği gerekçesiyle erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğuna karar verdi. Kadın için 40 bin TL maddî, 45 TL manevî tazminata hükmedildi. Kararı taraf avukatları istinafa taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi, tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, evlilikte geçen süre, boşanmaya yol açan olaylardaki davalı erkeğin kusurunun mahiyeti sebebiyle tazminatı az buldu. Paranın alım gücü, boşanma yüzünden zedelenen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamı dikkate alan BAM, davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevî tazminat miktarının yetersiz kaldığı gerekçesi ile kadının kusur belirlemesi ve tazminatların miktarı yönünden istinaf talebinin kabulüne, kadın yararına 100 bin TL maddî ve 100 TL manevî tazminat ödenmesine, erkeğin tüm istinaf taleplerinin esastan reddine verdi. Davalı erkek kararı temyize taşıyınca devreye giren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nden kadına ‘tosbağa, kedi’ diye hakaret eden kocaya kötü haber geldi. Daire, BAM kararını yasaya uygun bulup onadı.

7 YILDIR KAÇIRILAN NAZAR ALMAN ANNESİNE KAVUŞTU Haber

7 YILDIR KAÇIRILAN NAZAR ALMAN ANNESİNE KAVUŞTU

Bursa’da babası tarafından kaçırıldıktan sonra 7 yıl boyunca bir evde tutulduğu belirlenen ve polis operasyonuyla kurtarılan 8 yaşındaki Nazar S., mahkeme kararıyla velayetinin verildiği Alman annesi Rebecca S.’ye teslim edildi. 7 YILDIR SÜREN HASRET SONA ERDİ Almanya’da yaşayan Rebecca S. (30), 7 yıl önce kendisinden koparılan oğlu Nazar’a kavuşmak için bir süredir Almanya ile Bursa arasında gidip geliyordu. Mahkeme kararının ardından son kez Bursa’ya gelen anne, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bünyesindeki çocuk evlerinde koruma altında bulunan oğlunu teslim aldı. Anne Rebecca S., teslim öncesi yaptığı açıklamada, "Nazar artık kardeşiyle birlikte olacak, mutlu bir hayat süreceğiz" ifadelerini kullandı. HARABE EVDE BULUNMUŞTU Olayın geçmişine ilişkin edinilen bilgilere göre, Nazar S.’nin babası Umut K., Almanya’da birlikte yaşadığı Rebecca S.’den ayrıldıktan sonra oğluyla birlikte Bursa’ya geldi. Bir süre sonra ise çocuğun kaybolduğunu öne sürerek annesinin Almanya’ya dönmesine neden oldu. Yıllar sonra yeniden açılan dosya kapsamında Bursa Emniyet Müdürlüğü ekipleri, yaklaşık 300 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü inceleyerek çocuğun izine ulaştı. 10 Mart’ta düzenlenen operasyonla Nazar S., Mustafakemalpaşa ilçesinde harabe bir evde bulunarak kurtarıldı. Olayla bağlantılı olarak babaanne Hanife S. ile bir kişi tutuklandı. DNA TESTİYLE ANNELİK KESİNLEŞTİ Kurtarılan çocuk, devlet korumasına alınırken, Almanya’dan Bursa’ya gelen Rebecca S. ile yapılan DNA testinde yüzde 99,99 oranında uyum sağlandı. Test sonucu, çocuğun biyolojik annesinin Rebecca S. olduğunu kesinleştirdi. MAHKEME VELAYETİ ANNEYE VERDİ Mustafakemalpaşa Aile Mahkemesi’nde görülen davada, çocuğun üstün yararı gözetilerek velayetin anneye verilmesine karar verildi. Mahkeme ayrıca Nazar S.’nin Almanya’ya iadesine hükmetti ve yurt dışına çıkış yasağını kaldırdı. Kararın ilgili kurumlara ulaşmasının ardından Rebecca S., resmi işlemleri tamamlayarak oğlunu teslim aldı. Anne ve çocuğun kısa süre içinde Almanya’ya dönmesi bekleniyor. Olayla ilgili adli süreç devam ediyor.

TRUMP'IN KIZI OLDUĞUNU İDDİA EDEN ÖZMEN BABASINA SESLENDİ Haber

TRUMP'IN KIZI OLDUĞUNU İDDİA EDEN ÖZMEN BABASINA SESLENDİ

ABD Başkanı Donald Trump’ın kızı olduğunu iddia eden Necla Özmen, daha önce Türkiye’de açtığı babalık davasının ardından bu kez Amerika Birleşik Devletleri’nde hukuki süreç başlattı. Ankara 27. Aile Mahkemesi’ne başvurarak Trump’a babalık davası açan Özmen’in başvurusu, iddiaların somut delillerle desteklenmediği gerekçesiyle reddedilmişti. Kararın ardından dosyayı istinaf mahkemesine taşıyan Özmen, şimdi de ABD’de yetkili mahkemeye avukat aracılığıyla başvuruda bulundu. Başvurunun kabul edilmesi halinde ABD’de babalık davası açılacağı öğrenildi. “AMERİKA’DA DAVANIN AÇILDIĞINI BİLİYORUM” Konuya ilişkin açıklama yapan Özmen, Türkiye’deki dava sürecinin ardından ABD’de de hukuki girişimde bulunduğunu söyledi. Özmen, Amerikan Aile Mahkemesi’ne ABD Büyükelçiliği aracılığıyla dilekçe gönderdiğini ve Amerika’daki Türk avukatlarla görüştüğünü belirterek şunları söyledi: “Daha önce Trump’a Türkiye’de babalık davası açmıştım. O konuda olumsuz şeyler olabileceğini bildiğim için ABD elçiliği aracılığıyla Amerikan Aile Mahkemesi’ne dilekçe gönderdim. Amerika’daki Türk avukatlarla görüştüm, onlar da süreci takip ediyor. Henüz resmi bir açıklama gelmedi ama Amerika’da davanın açıldığını biliyorum.” “HAKLARIMIN GASBEDİLDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM” Özmen, yaşadığı süreçte mağdur edildiğini öne sürerek haklarını aradığını ifade etti. ABD devletinin de kendisine sahip çıkmasını istediğini belirten Özmen, “Haklarımın gasbedildiğini düşünüyorum. ABD devleti tarafından mağdur bırakıldım. Ben sadece haklarımı arıyorum ve babalık davasının bir an önce sonuçlanmasını talep ediyorum” dedi. TRUMP’A DİKKAT ÇEKEN MESAJ Açıklamalarında ABD Başkanı Donald Trump’a da seslenen Özmen, Trump’ın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmemesi gerektiğini savundu. Özmen, “Trump ABD’yi güçlü bir ülke yapmak istediğini söylüyor. Ama başka ülkelerin iç işlerine karışarak bu olmaz. Buradan babama sesleniyorum; başka ülkelerin iç işlerine karışmadan kendi ülkesini kalkındırmasını tercih ederim” ifadelerini kullandı. “DÜNYADAKİ SAVAŞLARIN BİTMESİNİ İSTİYORUM” Özmen, dünyadaki savaşların sona ermesi gerektiğini vurgulayarak şu çağrıda bulundu: “Buradan tüm dünyaya çağrı yapıyorum; savaşları bitirin. İnsanların canı yanmasın. Savaş hiçbir ülkeye fayda sağlamaz, sadece zarar verir.” YAPAY ZEKÂ FOTOĞRAFI HAKKINDA KONUŞTU Özmen, sosyal medyada paylaşılan ve yapay zekâ ile oluşturulduğu belirtilen Trump ile yan yana olduğu fotoğraf hakkında da konuştu. Fotoğrafı görünce duygulandığını söyleyen Özmen, “Bu resmi görünce hoşuma gitti. Gerçek gibi duruyor. Umarım gerçek olur ve kendisiyle bir gün görüşebilirim. Bir baba olarak bana da sahip çıkmasını isterim” dedi. “BİR BABA-KIZ SICAKLIĞI GÖRMEDİM” Hayatı boyunca baba sıcaklığı görmediğini ifade eden Özmen, sözlerini şöyle tamamladı: “Fotoğrafı görünce çok duygulandım. Gerçek baba-kız gibi gözüküyor. Uzun yıllardır çok sıkıntı çektim. Bir baba sıcaklığı, bir baba-kız ilişkisi hiç yaşamadım. Bu yüzden fotoğraf bana çok şey hissettirdi.”

ACİ AİLESİNİN ACISI BİTMEDİ: BU KEZ TORUN DAVASI Haber

ACİ AİLESİNİN ACISI BİTMEDİ: BU KEZ TORUN DAVASI

Eyüpsultan’da trafik kazasında hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci’nin anne ve babasının, torun'larını göremedikleri iddiasıyla gelinlerine karşı açtıkları davada duruşma görüldü. Mahkeme, çocuk psikiyatristinin de yer alacağı yeni bir rapor alınmasına karar verdi. 1 Mart 2024’te meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybeden 29 yaşındaki Oğuz Murat Aci’nin anne ve babası Özer Aci ile Pervin Aci, gelinleri Şükriye Aci’nin torunlarını kendilerine göstermediği iddiasıyla dava açtı. Dava, İstanbul Aile Mahkemesi’nde görülen ön inceleme duruşmasıyla devam etti. Duruşmaya davacı anne ve baba ile taraf avukatları katıldı. MAHKEMEDEN YENİ RAPOR KARARI Davacı avukatı, dava dilekçesini tekrar ederek tedbiren şahsi ilişki kurulmasını talep etti. Davalı taraf ise çocuk psikiyatristinin de bulunduğu bir heyetten yeni rapor alınmasını istedi. Mahkeme, dosyanın Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü’ne gönderilmesine ve heyete bir çocuk psikiyatristinin de dahil edilmesine karar verdi. Tedbiren şahsi ilişki kurulması talebinin ise ek rapor sonrasında değerlendirilmesine hükmedilerek duruşma ertelendi. “BU SAATTEN SONRA ÇOCUK BENİ TANIYACAK MI?” Duruşma sonrası açıklama yapan Özer Aci, “Aradan 2 yıl geçti. Bu saatten sonra çocuk beni tanıyacak mı? Gözden uzak olan gönülden de uzak oluyor. 29 yaşında bir evlat kaybettik. Evladın evladına sahip çıkmaya çalışıyoruz, suç mu işliyoruz?” ifadelerini kullandı. Anne Pervin Aci ise “Ben çocuğumu istiyorum. Soyadımı taşıyan torunumu görmek benim hakkım değil mi?” dedi.

SEYYAR SATICININ 10 YILDIR SÜREN BOŞANMA MÜCADELESİ Haber

SEYYAR SATICININ 10 YILDIR SÜREN BOŞANMA MÜCADELESİ

Adana’da seyyar satıcılık yapan 56 yaşındaki Zeynettin Delen, 10 yıldır ayrı yaşadığı eşiyle resmen boşanabilmek için hukuk mücadelesi veriyor. Eşi mahkemede bir kez "boşanmıyorum" dediği için dava reddedilen Delen, yasal sürecin çıkmaza girmesinden yakındı. Maddi imkânsızlıklar nedeniyle avukatsız şekilde davasını sürdüren Delen, "Barışma ihtimalimiz yok, sadece yeni bir hayata başlamak istiyorum" diyerek yetkililerden boşanma desteği istedi. 30 YILLIK EVLİLİK, 10 YILLIK AYRILIK Zeynettin Delen, 1990’lı yıllarda tanıştığı M.D. (50) ile evlenerek hayatını birleştirdi. Çiftin bu evlilikten 5 çocukları dünyaya geldi. Ancak 2016 yılında yaşanan geçimsizlik nedeniyle Delen, evini terk etti ve ayrı yaşamaya başladı. Bu süreçte çocuklarıyla da irtibatını kaybettiğini belirten Delen, "İki kızım evlendi, biri bile arayıp hakkını helal et demedi. 5 çocuğum var ama son 10 yılda hiçbirinden bayram tebriği bile almadım" dedi. “HAKİM ‘EŞİNİ İKNA ET’ DEDİ AMA MÜMKÜN DEĞİL” Zeynettin Delen, 2021 yılında boşanmak için mahkemeye başvurdu. Duruşmalara gelen eşi M.D. ise yalnızca bir kez "boşanmak istemiyorum" deyince mahkeme boşanmayı reddetti. O kararı hatırlatan Delen, şunları söyledi: "Hakim bana 'eşini ikna et' dedi. Ben de dedim ki 'Biz 10 yıldır aynı evde değiliz. Bu nasıl ikna olacak?' Bizim barışma ihtimalimiz yok. Bu kararlar hayatımı kilitliyor. Evlenemiyorum, özgür değilim. Bu dava sadece hukuk değil, insanlık meselesi." “100 BİN TL’LİK DAVA MASRAFINI NASIL VEREYİM?” Avukat tutamadığını ifade eden Delen, yaşadığı ekonomik sıkıntılara da dikkat çekti. Seyyar satıcılık yaparak geçimini sağlayan Delen, "Benden boşanma davası için 100 bin lira istediler. Benim maaşım yok, miras yok, mal yok. Kadın nafaka da istemiyor. Sadece evliliğimizin resmen bitmesini istiyorum" diye konuştu. “BU ŞEKİLDE DAHA NE KADAR YAŞAYABİLİRİM?” Hayatını yalnız ve belirsizlik içinde sürdürdüğünü anlatan Delen, şunları kaydetti: "Ben artık bu durumdan kurtulmak, yeni bir hayat kurmak istiyorum. Belki yeniden evlenirim, belki başka bir şehirde yeni bir düzen kurarım. Ama böyle bir belirsizlik içinde yaşamak çok ağır. Milyonlarca insan boşanıyor, neden biz boşanamıyoruz? Mahkeme neden bu kadar ağır işliyor anlamıyorum." YENİ DURUŞMA 14 MAYIS’TA Zeynettin Delen’in davası, 2025 yılında yeniden açıldı ve Adana 12. Aile Mahkemesi tarafından görülmeye başlandı. 20 Ocak 2026 tarihinde yapılan son duruşmada da boşanma kararı çıkmadı. Mahkeme, yeni duruşmayı 14 Mayıs 2026 tarihine erteledi. SOSYAL HUKUK TALEBİ Maddi durumu yetersiz olan bireylerin avukat desteği almadan davalarda savunma yapmasının zorluklarına dikkat çeken uzmanlar, özellikle boşanma davalarında adli yardım mekanizmalarının daha aktif işletilmesi gerektiğine işaret ediyor.

BAKIRKÖY ADLİYESİ'NDE VELAYET KAVGASI: O ANLAR KAMERADA! Haber

BAKIRKÖY ADLİYESİ'NDE VELAYET KAVGASI: O ANLAR KAMERADA!

Ebubekir Baran’ın ağabeyi Mehmet Baran, eski eşinin yakınları olduğu öne sürülen kişiler tarafından yumruklu saldırıya uğradı. O anlar güvenlik kamerasına yansıdı. Olay, 18 Eylül Perşembe günü saat 10.30 sıralarında yaşandı. 5. Aile Mahkemesi'nde görülen velayet duruşması sonrasında, taraflar adliye koridorunda karşılaştı. Tartışmanın büyümesiyle kavga çıktı. İddiaya göre, Sema Nur S.’nin yakınları Ş.S.T. ve S.A., Ebubekir Baran’ın ağabeyi Mehmet Baran’a saldırdı. Kavgayı güvenlik güçleri ayırdı. SALDIRI KAMERADA, TEHDİT İDDİASI Kavga anları güvenlik kamerasına yansıdı. Ebubekir Baran, kayınbiraderi Muhammed Can S.’nin kendisini “Sizin hepinizi öldüreceğim, kefenlerinizi hazırlayın” diyerek tehdit ettiğini öne sürdü. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. EBUBEKİR BARAN: “AİLEMİ ADLİYEDE DARP ETTİLER” Baran, velayet mücadelesinin sürdüğünü, çocuğunun madde ticaretiyle bağlantılı bir ortamda yaşadığını iddia etti. Küçük dayının uyuşturucu ve silahlarla yakalandığını söyleyen Baran, çocuğun velayetinin kendisine verilmesini talep ettiğini aktardı. Mahkeme çıkışında ise iki kişi tarafından darp edildiklerini belirtti. “SALDIRGANLAR ELİNİ KOLUNU SALLAYARAK KAÇTI” Baran, saldırının ardından adliye önünde Muhammed Can S.’nin kendilerini açıkça tehdit ettiğini, buna rağmen hala serbest dolaştığını ifade etti. Azmettirici olarak gösterdiği kişilerin yakalanmasını istedi. OLAYIN GEÇMİŞİ 10 Haziran’da, boşanma aşamasında olduğu Ebubekir Baran’ın evine giden Sema Nur S., iddiaya göre kendini vurarak hayatına son verdi. Ardından Baran kısa süreliğine gözaltına alınmış, çiftin çocuğu anneannesinin velayetine verilmişti. Baran, eşinin ailesinden tehditler aldığını ve şiddet gördüğünü ileri sürmüştü.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.