#Anadolu

- Anadolu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anadolu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

OSMANGAZİ BELEDİYE BAŞKANI AYDIN ERSİN TATAR’I AĞIRLADI Haber

OSMANGAZİ BELEDİYE BAŞKANI AYDIN ERSİN TATAR’I AĞIRLADI

Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ı makamında ağırladı. Osmangazi Belediye binasında gerçekleşen ziyarette Başkan Erkan Aydın ve Ersin Tatar'a belediye başkan yardımcıları eşlik etti. Samimi bir atmosferde gerçekleşen görüşmede, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki tarihi bağlar, ortak kültürel miras ve iki ülke arasındaki dayanışma ele alındı. Ziyarette konuşan KKTC 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Bursa ve Osmangazi'de bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, iki ülke arasındaki ortak değerlerin önemine vurgu yaptı. Aynı tarih, gönül bağları, kültür ve maneviyatın Türkiye ve KKTC’yi daha da güçlendirdiğine değinen ve temel değerlerin bulunduğunun altını çizen KKTC 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “Bursa'mızda, Osmangazi'mizde bulunmaktan dolayı teşekkür ediyorum. Yaşar Kemal Medeniyetler Kütüphanesi'nin açılışının hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Sayın Başkanımıza, başkan yardımcılarına, belediye meclis üyelerine, hepsine bir kez daha teşekkür ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum." diye konuştu. “KKTC Bu Coğrafyanın En Kilit Noktası” Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın ise Ersin Tatar'ın Bursa ziyaretinden duyduğu memnuniyeti ifade ederek, nazik ziyaretleri ve açılış programına katılımı dolayısıyla teşekkür etti. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Türkiye açısından stratejik önemine dikkat çeken Başkan Erkan Aydın, şöyle konuştu: “Sizin mütevazılığınız, sıcakkanlılığınız bizleri çok memnun etti. Burada hem açılışımızda bulundunuz, şeref verdiniz; hem de çok önemli bilgileri kayıtlara geçirdiniz. Gelecek nesiller açısından bu ülkenin, Kıbrıs’ın ayrılmaz birer parçası olduğunu ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olmadığında aslında Anadolu’nun, Türkiye’nin çok büyük bir tehdit altında kaldığını son 20 yılda başta Irak’ta, sonra Suriye’de, bugün Gazze’de, Libya’da gördük. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, bu coğrafyanın da en kilit noktası. Biz ayrılmaz bir parçayız, öyle hissediyoruz, sizler de böyle hissediyorsunuz. Bunun da Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümüne denk gelmesi bizim açımızdan son derece önemliydi. Geldiğiniz için bir kez daha çok teşekkür ediyoruz.” Ziyaretin sonunda Başkan Erkan Aydın, günün anısına KKTC 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'a hediye takdiminde bulundu.

BAKAN TEKİN, TÜRKÜ SÖYLEDİ, ANADOLU PEYNİRLERİNİ TATTI Haber

BAKAN TEKİN, TÜRKÜ SÖYLEDİ, ANADOLU PEYNİRLERİNİ TATTI

Program kapsamında sanatçı Onur Şan ile çınar ağacı altında türkü söyleyen Tekin, Türkiye'nin dört bir yanından getirilen yöresel peynirleri de tattı. Bursa Valisi Erol Ayyıldız, AK Parti Bursa Milletvekili Davut Gürkan ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz'ın da katıldığı programda Anadolu'nun gastronomi kültürü ve eğitim yatırımları ön plana çıktı. Programda konuşan Bakan Tekin, eğitim altyapısında son 20 yılda önemli gelişmeler yaşandığını belirterek, "2002 yılında Türkiye'de yaklaşık 350 bin sınıf vardı. 2025-2026 eğitim öğretim yılında ise 750 bin sınıfa ulaştık. Fiziki altyapı konusunda Türkiye, dünyaya örnek gösterilecek bir seviyeye geldi" dedi. Milli eğitimin sadece akademik başarıdan ibaret olmadığını vurgulayan Tekin, "Biz bir kere eğitime odaklanacağız. Çocuklarımızın milli şuurla yetişmesini ana hedef olarak görüyoruz" ifadelerini kullandı. Geleneksel çocuk oyunlarının yeniden canlandırılması için çalışmalar yürüttüklerini söyleyen Tekin, "2023 yılında okullarımızın bahçelerinde çocuklarımız geleneksel oyunlarımızı oynasın diye önemli adımlar attık. EBA'ya yüz geleneksel çocuk oyununun nasıl oynanacağını yükledik" diye konuştu. Yemek kültürünün de milli kimliğin önemli parçalarından biri olduğunu ifade eden Tekin, "Anadolu yemeklerinin nasıl yapıldığını, nasıl servis edildiğini kayıt altına almalıyız. Bu bizim kültürel mirasımızın önemli bir parçası" dedi. Anadolu'nun yerel mutfak kültürünün korunması gerektiğine dikkat çeken Tekin, "Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak restoranların kapısında Michelin yıldızı tabelası görmekten rahatsız oluyorum. Anadolu'nun kendi yemek kültürünü ve kendi akreditasyon sistemini oluşturması gerektiğine inanıyorum" şeklinde konuştu. Türkiye'nin peynir zenginliğine de değinen Tekin, yaklaşık 5 yıldır yürütülen çalışmalar sonucunda yüzlerce peynir çeşidinin kayıt altına alındığını belirterek, "Bugüne kadar Anadolu'nun farklı bölgelerinden 482 çeşit peynir tespit edildi. Bu çalışma devam edecek ve daha da zenginleşecek" dedi. Konuşmasının ardından yöresel peynir stantlarını gezen Bakan Tekin, farklı illerden getirilen ürünleri tattı. Programın sonunda sanatçı Onur Şan ile birlikte çınar ağacının altında türkü söyleyen Tekin, katılımcılarla hatıra fotoğrafı çektirdi.

BURSA'DA TÜRK MUTFAĞI HAFTASI İNEGÖLDE BAŞLADI Haber

BURSA'DA TÜRK MUTFAĞI HAFTASI İNEGÖLDE BAŞLADI

Bursa’da Türk Mutfağı Haftası kutlamaları İnegöl’den başladı.Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Bursa Valiliği koordinasyonuyla bu yıl 5’incisi kutlanan Türk Mutfağı Haftası’nın açılış etkinliği, İnegöl Belediyesi ev sahipliğinde İnegöl’de gerçekleştirildi. Bu yıl “Bir Sofrada Miras” temasıyla düzenlenen haftanın açılışında “Bir Sofrada 7 Miras, 7 Bölge, 7 Pilav” etkinliği yapıldı. Anadolu’nun binlerce yıllık zengin mutfak kültürünü ön plana çıkaran Türk Mutfağı Haftası, bu yıl beşinci kez ülke genelinde kutlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde düzenlenen hafta, Bursa’da Valilik himayesinde ve İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü koordinasyonuyla gerçekleştiriliyor. Bursa merkez ve ilçelerini kapsayan bir haftalık programın açılışı, son yıllarda gastronomi alanında dikkat çeken İnegöl’de yapıldı. İnegöl Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Gastro İnegöl organizasyonuyla düzenlenen etkinlik, protokol ve vatandaşların yoğun katılımıyla gerçekleşti. 7 BÖLGENİN 7 PİLAVI TANITILDI Her yıl farklı bir temayla düzenlenen organizasyon, Anadolu’nun köklü mutfak mirasını geleceğe taşıyan önemli bir kültürel etkinlik olarak öne çıkarken, İnegöl’deki programa da yoğun ilgi gösterildi. Türk mutfağının zenginliğini tanıtmak ve yöresel lezzetleri ön plana çıkarmak amacıyla düzenlenen etkinlikte, Türkiye’nin 7 bölgesine ait 7 farklı pilav çeşidi tanıtıldı. Marmara Bölgesi’ni İnegöl’ün coğrafi işaretli ürünü Mişoriz temsil ederken, Karadeniz’den hamsili pilav, İç Anadolu’dan Ankara tava, Ege’den enginarlı pilav, Güneydoğu Anadolu’dan frik pilavı, Doğu Anadolu’dan perde pilavı ve Akdeniz’den Akdeniz pilavı katılımcılara sunuldu. İNEGÖL GASTRONOMİSİNE BELEDİYE İMZASI Etkinliğin açılışında konuşan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, gastronominin turizm açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak, İnegöl’ün bu alanda önemli bir potansiyele sahip olduğunu ifade etti. Taban, sadece İnegöl köftesiyle sınırlı kalmayıp, kentin diğer yöresel lezzetlerini de gün yüzüne çıkarmak için çalışmalar yaptıklarını belirtti. Yapılan çalışmalar sonucunda 200’ün üzerinde yerel lezzetin tespit edildiğini dile getiren Taban, bu ürünlerin vatandaşlara sunulduğunu ve kente gelen ziyaretçi sayısında artış yaşandığını söyledi. SOFRA KÜLTÜRÜNÜN ÖNEMİNE VURGU Konuşmasında Türk kültüründe sofranın yalnızca yemek yenilen bir alan olmadığını ifade eden Başkan Taban, sofranın aynı zamanda birlik, beraberlik ve iletişimin merkezi olduğunu belirtti. Taban, Türk mutfağının Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan yolculukta farklı kültürlerle zenginleşerek günümüze ulaştığını ve bugün dünyanın en güçlü mutfaklarından biri haline geldiğini söyledi. SOFRALAR BİRLİĞİN SİMGESİ Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Kamil Özer ise Türk Mutfağı Haftası’nın önemine dikkat çekerek, sofraların toplumda birleştirici bir rol üstlendiğini ifade etti. İnegöl’ün gastronomi alanında önemli bir marka haline geldiğini belirten Özer, bu tür etkinliklerin kültürel değerlerin yaşatılmasına katkı sağladığını dile getirdi. KÜLTÜREL DEĞERLER GELECEĞE TAŞINIYOR İnegöl Kaymakamı Eren Arslan da konuşmasında kültürel değerlerin korunmasının önemine değinerek, sofranın Türk toplumunda özel bir yere sahip olduğunu söyledi. Yemek kültürünün birlik ve paylaşımı güçlendirdiğini ifade eden Arslan, bu tür organizasyonların toplumsal bağları kuvvetlendirdiğini vurguladı. Program, Gastro İnegöl tarafından hazırlanan 7 farklı pilavın tanıtımı ve katılımcılara ikram edilmesiyle sona erdi.

NİLÜFER KADINLARIN İZİYLE BAHARI KARŞILADI Haber

NİLÜFER KADINLARIN İZİYLE BAHARI KARŞILADI

Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar etkinliğinde bu ay, baharın gelişi ve mutfak kültüründeki kadın izleri konuşuldu. Nilüfer Belediyesi Pancar Deposu’nda düzenlenen "Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar" etkinliğinin bu ayki konusu, mutfak kültüründeki kadınları izleri ve baharın gelişi oldu. Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı’nın kurgusu ve sunumuyla gerçekleşen etkinlikte; Mart ayının hem Kadınlar Günü’nü hem de doğanın uyanışını temsil etmesinden yola çıkılarak, bu iki tema etrafında şekillenen kültürel anlatılar paylaşıldı. Söyleşiye konuşmacı olarak Doç. Dr. Zeliha Nilüfer Nahya ve Fatma Güler katıldı. Etkinlikte, Anadolu’nun köklü geleneklerinden Çiğdem Pilavı ve Nevruz kutlamalarından, saya gezmelerine ve marteniçka takma ritüellerine kadar baharı karşılayan pek çok adet, müzik ve yemek kültürü eşliğinde incelendi. Bu geleneklerin toplumsal cinsiyet rolleriyle olan bağlantısı ve kadınların bu somut olmayan mirası günümüze nasıl taşıdığı detaylı bir şekilde ele alındı. Programda, evlerdeki kilerin gıda depolama alanı olmasının ötesinde; aynı zamanda besinle kurulan ilişkinin, kültürel hafızanın ve toplumsal düzenin temel bir parçası olduğu vurgulandı. İnkalardan Antik Mısır’a uzanan tarihi örneklerle besin saklama yöntemlerinin gelişimi aktarılırken, kadınların üretimden tüketime kadar gıda döngüsünün merkezinde yer alan emeğine dikkat çekildi. Endüstriyel tarım ve modern gıda teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte görünmez kılınan bu geleneksel bilgi birikimi ile kadınların ev içindeki organizasyon ve kriz çözme becerileri katılımcılara aktarıldı. Mübadil kadınlar mısır koyma geleneğini canlandırdı Bahar ezgilerinin de yer aldığı etkinliğin kapanış bölümünde, Görükleli mübadil kadınların baharı karşılama ritüellerinden biri olan "mısır koyma" geleneği sahneye taşındı. Görükle Kadın Derneği temsilcileri tarafından gerçekleştirilen canlandırma, izleyicilere kültürel hafızanın günümüzde nasıl yaşatıldığını görsel bir sunumla aktardı.

BURSA SEMALARI BOLLUK MÜJDECİSİ LEYLEKLERLE DOLDU Haber

BURSA SEMALARI BOLLUK MÜJDECİSİ LEYLEKLERLE DOLDU

Baharın beklerken gelen kışa leylekler de hazırlıksız yakalandı. Bursa'ya Kestel tarafından giren leylek sürüsü, Gölbaşı üzerinde süzülürken görüntülendi. Farklı kültürlerde çeşitli anlamlar yüklenen leylek, Avrupa'da bir "kurtarıcı", Çin kültüründe bereketi, neşeyi ve uzun ömrü temsil ederken, Türk kültüründe sürü halinde gelen leyleklerin "bolluk" getireceğine, leyleği havada uçarken görmenin ise o sene bol seyahat yapılacağına işaret olduğuna inanılıyor. Osmanlı Mirası Araştırmaları Dergisinde yer alan "Türk Kültüründe Leylek ve Osmanlı Sanatında İkonografisi" başlıklı yazıdan derlenen bilgilere göre, genellikle göl kenarları gibi sulak bölgelerde yaşayan leylekler, balık, böcek, yılan, kurbağa ve çekirgelerle beslenirler. Yuvalarını çatı, baca, ağaç, direk gibi yüksekçe yerlere yapan, sessiz bir kuş türü olmalarına karşılık, kur yaparken tıslama ve gaga sesleri çıkardıkları bilinen bu göçmen kuşlar, Türkiye'ye genellikle havaların ısınmaya başladığı mart sonu ve nisan ayı başında gelirler. Avrupa'da "kurtarıcı" olarak biliniyor Arapçası "laklak", Farsçası "legleg (leglek) veya belarec", Latince ismi ise "ciconia" olan leylek, birçok kültürde farklı anlamlar taşıyor. Antik Yunan (MÖ 756-146) kültüründe doğurganlık, bereket, verimlilik sembolü olan leylekler, Yunan masallarında ise dürüst bir kahramanı, saflığı ve yardımseverliği temsil ediyor. Avrupa kültürlerinde leylek tıpkı Anadolu'da olduğu gibi "Baharın habercisi" olarak görülen leylekler, uzun ve gösterişli gagasıyla, sürüngenlerle diğer zehirli ve zararlı hayvanları yakalamaya hazır, tarlaları bu haşeratlardan uzaklaştıran bir kurtarıcı olarak kabul ediliyor. Çin kültünde ise turna kuşu gibi leylek de uzun ömrü, neşeyi, maddi bolluğu ve mutluluğu temsil ediyor. Bu anlamları nedeniyle Çin'de, yeşim taşından leylek uçlu kolyelerin yapıldığı ve takanı erken ölüme karşı koruduğu inancı hakim. Mekke'den geçtiği için "Hacı" olarak biliniyor Destanlar ve tılsım dışında leylek, Türk Kültürünün yanında dünya kültürlerinde pek konu ve kavramla ilişkilendiriliyor. Bunların başında en çok bilineni, leyleğin doğacak bir bebeğe işaret etmesi. Leylek hangi evin bacasına konarsa, o evde bir bebeğin doğacağına inanılıyor. Türk kültüründe leyleğe yüklenen anlamların başında "Hacı" sıfatı da geliyor. Havaların soğumasıyla kutsal topraklar olan Mekke'den geçerek; Güney Arabistan'a gelen leyleklere "Hacı" sıfatı yakıştırılarak "Hacı Baba" deniliyor. Cami minarelerine yuva yapmalarından dolayı da beyaz ihram giymiş hacılara benzetiliyor. Leyleklerin öldürülmeleri günah sayılarak hem Türk hem İslam kültüründe eti helal kılınmayan tek su kuşu olarak dikkati çekiyor. Aynı zamanda leyleğin yuva yaptığı ağacı veya evi ziyaretgah bilerek kesmemek ve yıkmamak gerektiğine inanılıyor. Bu sebeple leyleğe ve yuvasına zarar verilmez; zarar verildiğinde bu kişinin başına çeşitli belaların geleceği inancı hakim. Sürü halinde gelirse "bolluk" anlamına geliyor Leylek, Türk kültüründe mevsimle de alakalandırılmış ilkbaharın müjdecisi olarak kabul ediliyor. Bu anlamda leylek uzun kış günlerinin bittiği, ilkbaharın müjdecisi göçmen kuşların yuvaya dönmeye başladığı Nevruz'un da habercisi olarak biliniyor. Bereket anlamı yüklenen leylekle ilgili bazı inançlar da yaygın. Leyleklerin bir bölgede uzun süre kalması ya da bir yere sürü halinde gelmesi orada bolluk olacağına işaret ediyor. "Leyleği havada görmek" deyimi de çok gezen insanlara söyleniyor ve çok yolculuk yapacağına inanılıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.