#Anayasa

- Anayasa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anayasa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AĞIRALİOĞLU ’NDAN ERDOĞAN’A FAİZ YANITI: BEREKET KAÇTI! Haber

AĞIRALİOĞLU ’NDAN ERDOĞAN’A FAİZ YANITI: BEREKET KAÇTI!

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin Bolu’da düzenlenen ‘AR-GE Strateji ve Ortak Akıl Zirvesi’ programına katıldı. Anahtar Parti AR-GE Parti İçi Eğitim Okulu Başkanı Prof. Dr. Özcan Güngör’ün de bir sunum gerçekleştirdiği programda konuşan Ağıralioğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün yapmış olduğu “Faizin olduğu yerde bereket olmaz” szölerine yanıt verdi. Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, programda yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi: “Sayın Cumhurbaşkanı dün bir hikmet buyurdular; her gün zaten hikmet buyuruyorlar sağ olsunlar: ‘Faizin olduğu memlekette bereket olmaz’ demiş. Allah razı olsun! Biz de tam da bunun için Anahtar Parti’yi kurduk: Faize kilit, berekete Anahtar. Bereket kaçtı, sekiz yüz milyar dolar faiz ödedi memleket. Sayın Cumhurbaşkanım, haberi benden duy. Recep Tayyip Erdoğan isimli biri var; Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Genel Başkanı. 24 yıllık iktidarında 800 milyar dolar faiz ödedi, memleketin bereketi kaçtı. Hesabını sor onlara! Yani önümüzdeki dönem rakibimiz Recep Tayyip Erdoğan, iktidara gelmeye çalışıyor; o da muhalefet, biz de muhalefetiz. Ben geçen gün bunu söyledim, laftan, sözden de anlamıyorlar. Kinaye yapıyorum, onu da anlamıyorlar. AK Partililerin çok iyi bildiği bir şey vardı. Tayyip Bey bu işleri çok iyi biliyordu zamanında. ‘Bunlar koltuğa yapışırlar’ diyordu. ‘Bunlar koltuğa yapışırlar, biz bunlar gibi değiliz. İkinci dönem geldi mi Allah’ın izniyle bırakacağız.’ Hâlâ bırakacak Reis... Onun üstüne dört seçim daha geçirdik evelallah. Şimdi diyor ki: ‘Bu can, bu ten, bu nefes bende olduğu müddetçe...’ Türk siyasal sistemini şu anda tıkayan, bu gördüğünüz siyasi hercümerci oluşturan şey, Cumhurbaşkanımızın ‘Bir daha seçilecek’ duygusu. ''CHP’Yİ ÇOK UYARDIM!'' Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Anahtar Parti Genel Başkanı Ağıralioğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’ni Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na katılmaması yününde çok uyardığını belirterek, şunları söyledi: ‘Bu terörsüz Türkiye sürecine, komisyona katılmayın. Bu sürece dahil olmayın.’ Şimdi yaşanan kayyım sürecinde, mutlak butlan sürecinde diyorlar ki: ‘Devleti kuran partiyiz biz.’ Komisyona katılmayacaktınız, devletin kuruluşunu o zaman hatırlayacaktınız. Devletin kuruluşunu hatırlayacaktınız o zaman; diyecektiniz ki: ‘Biz devleti kuran partiyiz, Anayasayı tartıştırmayız teröristlerle ve bölücülere. Biz devleti kuran partiyiz, Lozan’ı deldirmeyiz’ diyecektiniz. Eşitlenmeyecektiniz. ‘Biz Kürt meselesini bu başlıkla konuşuruz’ diyebilirsiniz; biz bu başlıkla konuşmuyoruz ama siz ‘Bu başlıkla konuşuruz’ diyebilirsiniz ama diyecektiniz ki: ‘CHP için Kürt meselesinin eşiti Öcalan’a hürriyet değildir.’ Katılmayacaktınız komisyona, görecektiniz memleketi ama katıldınız. Cumhuriyetin tartışıldığı komisyona katıldınız, Lozan’ın sorgulandığı komisyona katıldınız, Anayasa’nın inkâr edildiği komisyona katıldınız. Kimliklerimize, Türk milletinin adına musallat oldular; hiç utanmadınız, katıldınız. Rüzgâr ektiniz, fırtına biçiyorsunuz...

BAKAN GÜRLEK: CANLI YAYIN İÇİN KANUN DEĞİŞİKLİĞİ GEREKİYOR Haber

BAKAN GÜRLEK: CANLI YAYIN İÇİN KANUN DEĞİŞİKLİĞİ GEREKİYOR

Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik davanın canlı yayınlanmasına ilişkin tartışmalar hakkında açıklamada bulundu. Gürlek, mevcut mevzuata göre duruşmaların canlı yayın'lanmasının mümkün olmadığını belirterek kanun değişikliği gerektiğini söyledi. AK Parti TBMM Grup Toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Gürlek, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin İBB davasının canlı yayınlanması yönündeki çağrısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “MEVZUATTA CANLI YAYINA İMKAN YOK” Bakan Gürlek, yürürlükteki yasal düzenlemelerde duruşmaların canlı yayınlanmasına izin verilmediğini ifade ederek şu açıklamayı yaptı: “Canlı yayınlanması için kanun değişikliği gerekiyor. Şu an mevzuatımızda canlı yayınlanmasına imkan yok ama kanun değişirse canlı yayınlanabilir.” “MAHKEME SALONLARI SİYASET ARENASI DEĞİLDİR” Yargı sürecinin hukuk kuralları çerçevesinde yürütüldüğünü vurgulayan Gürlek, mahkeme salonlarının siyasi tartışmaların yapılacağı yerler olmadığını söyledi. “Mahkeme salonları siyaset arenası değildir. Burada siyasi şov yapılamaz. Mahkeme salonlarında yalnızca yargılama yapılır. Burada şahısların statüsü veya görevleri önemli değildir. Herkes sanık statüsündedir.” “MAHKEMELER DELİLLERE GÖRE KARAR VERİR” Gürlek, mahkemelerin Anayasa gereği bağımsız şekilde karar verdiğini belirterek, yargılama sürecinde hiçbir kişi veya kurumun mahkemelere talimat veremeyeceğini ifade etti. “Anayasamızın 138’inci maddesine göre mahkemeler Türk milleti adına yargılama yapar. Yargılama sürecinde kimse mahkemelere telkin, talimat veya emir veremez. Mahkeme, dosyadaki delillere göre vicdani kanaatine dayanarak karar verir.”

TBMM'DE YEMİN TÖRENİ ÖNCESİ YUMRUKLU KAVGA Haber

TBMM'DE YEMİN TÖRENİ ÖNCESİ YUMRUKLU KAVGA

TBMM Genel Kurulu’nda iki yeni bakanın yemin töreni öncesinde yaşanan tartışma, milletvekilleri arasında kavga'ya dönüştü. İddiaya göre, Genel Kurulu yöneten TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ’ın, Adalet Bakanı olarak atandığı belirtilen Akın Gürlek ile İçişleri Bakanı olarak atandığı ifade edilen Mustafa Çiftçi’yi ant içmek üzere kürsüye davet etmesinin ardından salonda tansiyon yükseldi. CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, söz alarak Akın Gürlek’in atamasına itiraz etti. Emir, Gürlek’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı görevinden ayrılmadan bakanlığa getirilmesinin hukuka aykırı olduğunu savunarak, durumun Anayasa’ya aykırılık oluşturduğunu ileri sürdü ve usul tartışması açılmasını talep etti. Tartışma sırasında Emir’in mikrofonunun kapatılması üzerine salondaki gerginliğin arttığı görüldü. CHP’Lİ MİLLETVEKİLLERİ KÜRSÜYE ÇIKTI Bozdağ’ın Akın Gürlek’i yemin için kürsüye çağırması üzerine bazı CHP milletvekillerinin kürsüye çıkarak protestoda bulunduğu, bu nedenle oturuma ara verildiği belirtildi. MİLLETVEKİLLERİ ARASINDA ARBEDE YAŞANDI Kürsü önünde yaşanan protesto sırasında AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında arbede çıktığı, bazı milletvekillerinin yumruklaştığı öne sürüldü. Yaşanan arbedede CHP milletvekili Mahmut Tanal’ın yaralandığı ve burnunun kanadığı görüldü. Oturuma bir süre ara verildi. İŞTE KAVGADAN GÖRÜNTÜLER;

İSTANBUL BAROSU BAŞKANI KABOĞLU’NDAN ÇARPICI AÇIKLAMALAR Haber

İSTANBUL BAROSU BAŞKANI KABOĞLU’NDAN ÇARPICI AÇIKLAMALAR

İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, anayasal düzende yaşanan erozyona dikkat çekerek, “Anayasa Mahkemesi kararlarına meydan okuyan hâkimler karşısında Hakimler ve Savcılar Kurulu’nu harekete geçirmek bir yana, Meclis’te gensoru önergesi bile verilemiyor çünkü kaldırıldı. Çünkü siyasal muhatap yok. Çünkü hükümet yok.” dedi. Tehlikedeki Avukatlar Günü kapsamında İstanbul Barosu tarafından Beyoğlu’ndaki merkez binasında düzenlenen “2026 Yılında Hedefteki Savunma” başlıklı toplantıda konuşan Kaboğlu, Türkiye’de hukuk devleti ilkesinin ciddi biçimde aşındığını belirtti. Etkinliğe yurtdışından gelen hukukçular Antonio Fraticelli, Irma van den Berg ve Pierre-Ann Laugery de katıldı. "HUKUK VE SİYASET ARASINDA DİYALEKTİK İLİŞKİ ORTADAN KALKTI" Prof. Dr. Kaboğlu, konuşmasında 2017 Anayasa değişikliğine atıfta bulunarak, kuvvetler ayrılığı ilkesinin fiilen sona erdiğini ifade etti: "Hukuk ve siyaset arasında sağlıklı bir diyalog yok çünkü siyaset hukuka tabi değil. Devlet başkanlığı ile hükümet başkanlığı ayrımı ortadan kaldırıldı. Yürütme tek kişide toplandı. O kişi aynı zamanda bir siyasi partinin genel başkanı olunca yasama onun güdümüne, yargı da onun etkisine girdi." Bu durumun kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütlerini ve yerel yönetimleri de doğrudan etkilediğini dile getiren Kaboğlu, “Siyasal iradenin paralelinde hareket etmeyen tüm kurumlar hedefe kondu. İstanbul Barosu gibi hukukun sesi olan kurumların saldırıya uğraması bu bağlamda tesadüf değil.” ifadelerini kullandı. "ARTIK GENSORU YOK, ÇÜNKÜ HÜKÜMET YOK" İstanbul Barosu yönetim kurulu üyelerinden Avukat Fırat Epözdemir’in beraat ettiği dava sürecine değinen Kaboğlu, o davada görevli savcının tutumunun geçmişe kıyasla daha ölçülü olduğunu belirtirken, yargı bağımsızlığına dair şu çarpıcı değerlendirmeyi yaptı: "Anayasanın açık hükümleri uygulanmıyor. Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı çıkan hâkimler var. Bu durumda HSK’yı harekete geçirmek gerekir ama yapılamıyor. Çünkü Meclis’te artık gensoru önergesi bile verilemiyor. Çünkü kaldırıldı. Çünkü hükümet yok." "SAVUNMANIN İŞLEVİ KÖKLÜ BİÇİMDE DEĞİŞTİ" Kaboğlu, avukatlık mesleğinin artık yalnızca mahkemelerde değil, anayasal düzenin korunmasında da etkin rol oynaması gerektiğini belirtti. Cumhurbaşkanına hakaret suçunu düzenleyen TCK 299. maddeye de değinen Kaboğlu, anayasal sistemde bu makamın tarafsız hakem olma işlevini yitirdiğini savundu: "Bir avukatın savunmasında ‘Cumhurbaşkanı hakarete uğramamıştır’ demesi yetmez. Çünkü artık o makam tarafsız değil. Hatta ortadan kalkmıştır diyebilmesi gerekir." "KİRLETİLMİŞ BİR ANAYASAL DÜZENLE KARŞI KARŞIYAYIZ" Prof. Dr. Kaboğlu, yaşanan anayasal dönüşümün sadece hukuk sistemini değil, toplumsal değerleri de zedelediğini belirtti. Açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Bugün sadece kirletilmiş bir anayasal düzenle değil, aynı zamanda kirletilmiş bir ahlaki düzenle karşı karşıyayız. Yaygınlaştırılmış bir ahlaksızlık ve istismar edilmiş inançlar manzumesi ile karşı karşıyayız." Savunma örgütlerinin ve avukatların bu yeni duruma göre pozisyon alması gerektiğini vurgulayan Kaboğlu, artık hukukun koruyucularının sadece meslekî değil, anayasal sorumluluklar da taşıdığını ifade etti. ULUSLARARASI DAYANIŞMA VURGUSU Toplantıda söz alan yabancı konuklar da avukatların küresel düzeyde artan baskılarla karşılaştığını dile getirerek, savunma hakkının evrensel bir değer olduğunu belirtti. İstanbul Barosu’nun Tehlikedeki Avukatlar Günü’nü ısrarla gündemde tutmasının, uluslararası hukuk çevrelerinde de önemli yankı bulduğu kaydedildi.

TANJU ÖZCAN VE CHP’Lİ YÖNETİCİLERE BERAAT KARARI Haber

TANJU ÖZCAN VE CHP’Lİ YÖNETİCİLERE BERAAT KARARI

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, CHP Bolu İl Başkanı Tahsin Mert Karagöz ve CHP Merkez İlçe Başkanı Çetin Uç, geçtiğimiz yıl düzenlenen bir yürüyüş sırasında yaptıkları açıklamalar nedeniyle "zincirleme şekilde Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla yargılandıkları davadan beraat etti. Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşmasına tutuksuz yargılanan üç siyasetçi ve avukatları katıldı. Duruşmada Cumhuriyet Savcısı, sanıkların suç teşkil eden ifadeler kullandığını savunarak cezalandırılmaları yönünde mütalaa verdi. Ancak mahkeme heyeti, sanıkların sözlerinin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını belirterek, üç isim hakkında beraat kararı verdi. YARGILAMAYA KONU YÜRÜYÜŞ 21 MART 2025'TE GERÇEKLEŞTİ Olayın başlangıcı, 21 Mart 2025 tarihinde Bolu’da düzenlenen bir protesto yürüyüşüne dayanıyor. Yürüyüş, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik yargı sürecine tepki olarak CHP tarafından organize edilmişti. Etkinliğe çok sayıda partili katılırken, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan da yürüyüşte yer almış ve bir konuşma yapmıştı. Yürüyüş sırasında sarf edilen bazı sözlerin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret içerdiği gerekçesiyle Özcan, Karagöz ve Uç hakkında savcılık tarafından dava açılmıştı. SANIKLAR SUÇLAMALARI REDDETTİ Duruşma boyunca verdikleri ifadelerde suçlamaları reddeden Tanju Özcan ve diğer sanıklar, söyledikleri sözlerin eleştiri hakkı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Özcan savunmasında, “Demokratik bir ülkede siyasi aktörlerin ve kamu görevlilerinin eleştiriye açık olması gerekir. Yaptığımız konuşma, siyasi bir tepkiydi, hakaret içermez” ifadelerini kullandı. MAHKEMEDEN “İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ” VURGUSU Kararını açıklayan Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi, sanıkların sözlerinin siyasi bir eleştiri niteliğinde olduğuna ve Anayasa’da güvence altına alınan ifade özgürlüğü sınırları içinde kaldığına hükmetti. Böylece üç CHP’li isim hakkında açılan dava, beraatle sonuçlandı. ÖZCAN’DAN İLK DEĞERLENDİRME: “ADALET YERİNİ BULDU” Kararın ardından kısa bir açıklama yapan Tanju Özcan, “Hakkımızda açılan bu davanın siyasi bir baskı unsuru olduğunu düşünüyorduk. Mahkeme, haklılığımızı ve ifade özgürlüğünün önemini bir kez daha ortaya koydu. Adalet yerini buldu” dedi.

PTT ÇALIŞANLARINDAN ÜSTDÜZEY ATAMALARA TEPKİ Haber

PTT ÇALIŞANLARINDAN ÜSTDÜZEY ATAMALARA TEPKİ

Türkiye'nin en köklü kamu kurumlarından biri olan Posta ve Telgraf Teşkilatı (PTT)'nde son dönemde gerçekleştirilen bölge müdürlüğü yapılandırması ve üst düzey yönetici atamaları, çalışanlar arasında ciddi rahatsızlık yarattı. Kurum emekçileri, liyakatin göz ardı edildiğini ve etik dışı bir kadrolaşma süreci yaşandığını ifade ederek, tepkilerini kamuoyuna duyurdu. Yayımlanan ortak açıklamada, PTT’nin yalnızca bir hizmet kurumu değil, aynı zamanda kamu ahlakı ve devlet geleneğinin taşıyıcısı olduğu vurgulanarak, yapılan atamaların liyakat, mesleki yeterlilik ve objektif değerlendirme ilkelerinden uzak olduğu iddia edildi. “ATAMALAR SİSTEMATİK BİR KADROLAŞMA SÜRECİNİ GÖSTERİYOR” Açıklamada, atamaların büyük çoğunluğunun belli sendika üyeleri arasından yapıldığına dikkat çekilerek, bu durumun kurumdaki liyakat ilkesini tamamen ortadan kaldırdığı iddialarında bulunuldu. Ortaya çıkan tablo, "münferit bir hata değil, sistematik bir kadrolaşma süreci" olarak nitelendirildi. “PTT KİMSENİN ARKA BAHÇESİ DEĞİLDİR” PTT’nin gelirlerinin tamamının Hazine’ye ait olduğu hatırlatılarak, herhangi bir sendikanın ya da yapının bu kamu kurumunu kendi kadrolaşma alanına çevirmesinin hukuka, anayasaya ve kamu vicdanına aykırı olduğu ifade edildi. Açıklamada ayrıca, Anayasa’nın; 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesi 10. maddesindeki eşitlik ilkesi 70. maddesindeki kamu hizmetine girme hakkı ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda belirtilen liyakat ve kariyer esaslarına atıfta bulunularak, yapılan etik dışı işlemlerin açıkça bu maddeleri ihlal ettiği de iddalar arasında. İŞTE O AÇIKLAMA; Açıklamayı Haber-Sen 6 nolu sube baskani Menduh Tunç okudu; PTT’DE LİYAKATİN TASFİYESİNE, KURUMSAL KADROLAŞMAYA VE ETİK DIŞI ATAMA DÜZENİNE HAYIR! Türkiye Cumhuriyeti’nin en köklü kurumlarından biri olan Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi (PTT), yalnızca bir hizmet kurumu değil; aynı zamanda devlet geleneğinin, kamu ahlakının ve kurumsal hafızanın taşıyıcısıdır. Ne var ki son dönemde PTT bünyesinde gerçekleştirilen bölge müdürlüğü yapılandırması ve üst düzey yönetici atamaları, bu köklü mirasın ciddi biçimde zedelendiğini göstermektedir. Kamuoyuna yansıyan bu atamalar; liyakat, kariyer, mesleki yeterlilik ve objektif değerlendirme ilkelerinden uzaktır. Ortaya çıkan tablo, münferit hatalarla ya da idari takdir yetkisiyle açıklanamayacak kadar sistematik bir görünüm arz etmektedir. Atamaların neredeyse tamamı yandaş sendika yönetici ve üyelerinden oluşmaktadır.Bu atamalar PTT’de liyakat ilkesinin fiilen askıya alındığı anlamına gelmektedir. PTT A.Ş, geliri bütünüyle Hazine’ye ait bir kamu kurumudur. Hiçbir sendikanın, grubun veya yapının arka bahçesi, kadrolaşma alanı ya da siyasi/örgütsel tasarruf sahası değildir. Anayasa’nın 2’nci maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesi, 10’uncu maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi 70’inci maddesinde güvence altına alınan kamu hizmetine girme hakkı açık ve tartışmasızdır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu da kamu görevlerinin liyakat ve kariyer esasına göre yürütülmesi gerektiğini vurgulamaktadir. Bu açık hükümlere rağmen yapılan her etik dışı işlem kamu vicdanını yaralamaktadır. Yıllarını bu kuruma veren,zor şartlarda görev yapan deyim yerindeyse kurumu sırtında taşıyan binlerce PTT emekçisi olarak bizler ; “ARTIK YETER “ diyoruz!

BURSA'DA KÜLE DÖNEN ORMANLAR YENİDEN YEŞERECEK Haber

BURSA'DA KÜLE DÖNEN ORMANLAR YENİDEN YEŞERECEK

Bursa Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri hasar tespit çalışmalarının ardından bir yandan yanmış ağaçları kaldırıyor, bir yandan da 300 bin fidanla bölgenin yeniden yeşertilmesi için çalışmalarını sürdürüyor. Yangından etkilenen bölgede ekiplerinin çalışmaları ise havadan görüntülendi. Bursa'da 26 Temmuz 2025'te çıkan ve kuvvetli rüzgâr, düşük nem ile yüksek sıcaklığın etkisiyle kısa sürede büyüyen orman yangını, dakikalar içinde müdahalesine rağmen 953 hektarlık alanı küle çevirdi. Üç gün süren büyük mücadelede alevler 29 Temmuz'da kontrol altına alınırken, 4 Ağustos'ta tamamen söndürüldü. Yangının söndürülmesinin ardından, Anayasa'nın 169'uncu maddesi kapsamında Orman Genel Müdürlüğü ekipleri bölgede hemen çalışmalara başladı. Önce hasar tespit yapıldı, ardından sahada yürütülecek ormancılık faaliyetleri için detaylı bir ağaçlandırma projesi hazırlandı. Ekipler hem yanmış ve devrilme riski taşıyan ağaçları kaldırıyor, hem de yeniden yeşertme çalışmalarını hızlandırmak için arazi hazırlıklarını sürdürürken, bölgenin yeniden canlanması için asli türler olan kızılçam ve fıstıkçamının yanı sıra Bursa'nın simgesi haline gelen çınar, kestane, defne ve ıhlamur ile birlikte servi, sedir ve mazı türlerinden oluşan 300 bin fidanın toprakla buluşturulacağı belirtildi. Yangın sonrası bölgenin havadan görüntülendiği çalışmalarda, yanmış ağaçların kontrollü şekilde kesildiği ve sahadan kaldırıldığı kameralara yansıdı. Yetkililer, kesim işlemlerinin tamamen yeniden orman kurma ve güvenli saha oluşturma çalışmaları kapsamında yapıldığını vurguladı.

BAŞSAVCILIKTAN "CHP'YE KAPATMA DAVASI" AÇIKLAMASI Haber

BAŞSAVCILIKTAN "CHP'YE KAPATMA DAVASI" AÇIKLAMASI

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Cumhuriyet Halk Partisi’ne kapatma davası açılması için Yargıtay’a başvuru yapıldığına dair haberlere ilişkin bir açıklama yayımladı. Açıklamada, CHP’nin kapatılmasına yönelik bir talebin olmadığı belirtildi. İDDİANAME HATIRLATILDI Başsavcılık açıklamasında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun "suç örgütü lideri" olarak suçlandığı iddianameye atıfta bulunuldu. Açıklamada, iddianamede yer alan detaylar aktarıldı. SEÇİMLERİN MANİPÜLE EDİLDİĞİ İDDİASI Başsavcılık, "Demokratik siyasi hayatın vazgeçilmezi olan seçimlerin manipüle edilmeye çalışıldığı, bu sürecin parti organları tarafından bilinçli, sistematik ve süreklilik arz edecek şekilde yürütüldüğünün" tespit edildiğini açıkladı. YARGITAY’A BİLDİRİMDE BULUNULDU Açıklamada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirimde bulunulma gerekçeleri şöyle sıralandı: Kamu kaynaklarının seçim çalışmaları için suistimal edilmesi, Suç gelirlerinin parti yönetiminin bilgisi dahilinde bir havuz sistemine aktarılması, Tanık anlatımlarıyla rüşvet ve suç gelirlerine ilişkin iddiaların belgelenmesi, Seçmen verilerinin hukuka aykırı olarak işlenmesi ve seçimlerin bu şekilde manipüle edilmeye çalışılması, CHP’nin demokratik düzeni etkileyen, sistematik müdahalelerde bulunduğunun tespiti. Bu gerekçelerle, Anayasa’nın 68 ve 69. maddeleri ile 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 101 ve devamı maddeleri uyarınca işlem yapılmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirimde bulunulduğu ifade edildi. "KAPATILMASINA YÖNELİK BİR TALEP SÖZ KONUSU DEĞİL" Bazı medya organlarında çıkan haberlerin aksine açıklamada, “Bir kısım medya organlarında belirtildiği gibi partinin kapatılmasına yönelik bir talep söz konusu değildir” denilerek, konunun yalnızca bildirim niteliğinde olduğu vurgulandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.