#Ar-Ge

- Ar-Ge haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ar-Ge haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KÜRESEL PAZARDA BÜYÜMENİN YOLU FUARLARDAN GEÇİYOR Haber

KÜRESEL PAZARDA BÜYÜMENİN YOLU FUARLARDAN GEÇİYOR

Otomotiv satış sonrası (aftermarket) sektörüne yönelik kauçuk-metal yedek parçalar üreten Bursa merkezli Üçel Kauçuk, küresel pazarlardaki etkinliğini uluslararası fuarlar ve ticaret heyeti programlarıyla güçlendirmeyi hedefliyor. Yaklaşık 45 yıllık sektör tecrübesine sahip şirket, bugün 60'tan fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Üçel Kauçuk, 2026 yılı boyunca katıldığı ve katılacağı uluslararası fuarlar ile ticaret heyeti programlarını ihracat stratejisinin önemli bir parçası olarak görüyor. Şirket, 19-22 Mayıs tarihlerinde İstanbul'da düzenlenen uluslararası Automechanika İstanbul Fuarı'na katılırken, 8-12 Eylül'de Almanya'da gerçekleştirilecek Automechanika Frankfurt, 3-5 Kasım'da ABD'de düzenlenecek AAPEX Las Vegas ve 2-5 Aralık'ta Çin'de yapılacak Automechanika Shanghai fuarlarında da yer alacak. Ayrıca yıl içerisinde farklı ülkelerde düzenlenecek ticaret heyeti programlarına katılmayı planlanıyor. Üçel Kauçuk Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Hüseyin Oruç, küresel rekabetin her geçen gün daha da arttığı otomotiv yan sanayisinde uluslararası organizasyonların artık yalnızca ürünlerin sergilendiği platformlar olmadığını söyledi. Mayıs ayında düzenlenen Automechanika İstanbul Fuarı'nın verimli geçtiğini belirten Hüseyin Oruç, fuarda mevcut iş ortaklarıyla önemli görüşmeler gerçekleştirdiklerini ve Ar-Ge çalışmalarıyla geliştirilen yeni ürün gruplarını tanıtma fırsatı bulduklarını ifade etti. Uluslararası fuarların sektörde yaşanan dönüşümü yakından takip etmek açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Oruç, "Dünya otomotiv sektörü büyük bir dönüşümden geçiyor. Elektrikli araçlar, sürdürülebilir üretim anlayışı ve değişen tedarik zincirleri sektörün geleceğini yeniden şekillendiriyor. Bu dönüşümü yerinde takip etmek, müşterilerimizle birebir temas kurmak ve yeni pazarlardaki fırsatları değerlendirmek için uluslararası fuarlara büyük önem veriyoruz" dedi. Küresel ekonomide yaşanan dalgalanmalara rağmen ihracat odaklı büyüme stratejilerini sürdürdüklerini belirten Hüseyin Oruç, katıldıkları ve yıl içerisinde katılmayı planladıkları uluslararası fuarlar ile ticaret heyeti programlarının bu hedef doğrultusunda önemli katkı sağlayacağını söyledi. Oruç, "Uluslararası organizasyonlar sayesinde mevcut müşterilerimizle ilişkilerimizi güçlendirirken yeni pazarlarda kalıcı iş birlikleri geliştirmeyi hedefliyoruz. Özellikle yüksek katma değerli ürün gruplarımızı daha geniş coğrafyalara ulaştırmayı amaçlıyoruz" diye konuştu. Yenilenebilir enerji yatırımları ve Ar-Ge odaklı üretim anlayışıyla üretim kapasitesini geliştirmeyi sürdüren Üçel Kauçuk, küresel pazarlardaki varlığını güçlendirmeye yönelik çalışmalarına devam ediyor.

MARMARABİRLİK'TEN ZEYTİNYAĞLI KAKAKOLU FINDIK KREMASI Haber

MARMARABİRLİK'TEN ZEYTİNYAĞLI KAKAKOLU FINDIK KREMASI

Türkiye'nin köklü üretici kuruluşlarından Marmarabirlik, 72 yıllık kurumsal hafızası, üretim kültürü ve tüketici güveninden aldığı güçle kahvaltı sofralarına yeni bir ürün kazandırdı. Marmarabirlik Zeytinyağlı Kakaolu Fındık Kreması; trans yağ, palm yağı ve koruyucu içermeyen temiz içeriği, yüzde 18 fındık oranı, zeytinyağıyla zenginleştirilen özel reçetesi ve tamamen Marmarabirlik'e ait formülasyonuyla kendi kategorisini oluşturmaya hazırlanıyor. Türkiye genelindeki yerel zincir marketlerde raflara çıkan, ilk ihracatı da gerçekleştirilen ürün; Marmarabirlik'in zeytincilikten gelen köklü birikimini yeni nesil tüketici beklentileriyle buluşturan vizyonunun en yeni temsilcisi olarak öne çıkıyor. 72 yıldır üretici ortaklarından aldığı güçle faaliyetlerini sürdüren Marmarabirlik, zeytincilikten gelen köklü birikimini katma değerli ürünlerle geleceğe taşımaya devam ediyor. Türkiye'nin en güçlü kooperatif markalarından biri olan Marmarabirlik, kurumsal hafızası, üretim disiplini ve kalite anlayışıyla geliştirdiği Zeytinyağlı Kakaolu Fındık Kreması'nı tüketicilerin beğenisine sundu. Uzun soluklu ve titiz Ar-Ge çalışmaları, sayısız deneme üretimi ve kapsamlı tüketici beklentisi analizlerinin ardından tamamen Marmarabirlik'e ait reçeteyle geliştirilen ürün; yüzde 9 zeytinyağı, yüzde 18 fındık oranı ve temiz içerik yaklaşımıyla yalnızca yeni bir ürün değil, kahvaltı kategorisinde yeni bir bakış açısının da temsilcisi olarak dikkat çekiyor. 72 yıllık tecrübenin yeni imzası Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldız, kurumun bugüne kadar oluşturduğu marka değerinin tesadüf olmadığını belirterek, yeni ürünün de aynı üretim disiplini ve kalite anlayışının sonucu olduğunu söyledi. Yıldız, "Marmarabirlik'in gücü yalnızca markasından ya da üretim kapasitesinden gelmiyor. Asıl gücünü üretici ortaklarından, 72 yıllık kurumsal hafızasından ve zeytincilik kültüründen alıyor. Bugün geliştirdiğimiz her yeni ürün, bu köklü geçmişin ve geleceğe dönük vizyonumuzun ortak eseridir. Amiral gemimiz olan siyah zeytini ayakta tutmak, değerini korumak ve marka gücümüzü yeni kategorilere taşımak amacıyla geliştirdiğimiz Zeytinyağlı Kakaolu Fındık Kreması da bu güvenin, köklü tecrübenin ve kalite anlayışının yeni temsilcisidir. Biz yalnızca üretim gerçekleştirmiyor; üreticiden tüketiciye uzanan, güvene dayalı güçlü bir değer zinciri inşa ediyoruz" dedi. Kökleri zeytincilikte, yüzü gelecekte Marmarabirlik'in köklerini zeytincilikten alan bir üretici kuruluş olduğunu vurgulayan Yıldız, değişen tüketici beklentilerine uygun yenilikçi ürünler geliştirmenin artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu ifade ederek, "Marmarabirlik, ülkemizin en önemli üretici organizasyonlarından biridir. Köklerimiz zeytincilikte, gücümüz üretici ortaklarımızda, vizyonumuz ise geleceğin ticaretindedir. Bugün dünyada tüketici alışkanlıkları değişiyor, raf dinamikleri yeniden şekilleniyor. Biz de kurumsal hafızamızdan aldığımız güçle bu değişime yön veren, katma değerli ürünler geliştiren bir anlayışla hareket ediyoruz. Zeytinyağlı Kakaolu Fındık Kreması, Marmarabirlik'in gelenekten kopmadan yenilenebildiğinin somut göstergelerinden biridir" açıklamalarında bulundu. Kahvaltı sofralarında güçlü bir ekosistem Marmarabirlik'in kahvaltı kategorisinde yıllardır güçlü bir varlığa sahip olduğunu belirten Yıldız, yeni ürünün bu stratejik bütünlüğün önemli bir parçası olduğunu söyledi. Zeytin, zeytinyağı, zeytin ezmesi ve soslu zeytin ürünleriyle kahvaltı sofralarının güçlü markalarından biri olduklarını vurgulayan Yıldız, "Şimdi bu ürün ailesine Zeytinyağlı Kakaolu Fındık Kreması'nı ekliyoruz. Hedefimiz tüketicinin kahvaltı sofrasında ihtiyaç duyduğu her kategoride Marmarabirlik kalitesini sunabilmek. Bu ürün, kahvaltı kategorisindeki büyüme vizyonumuzun önemli adımlarından biridir" diye konuştu. Temiz içerik, güçlü reçete Ürünün geliştirilme sürecinde tüketici beklentilerinin detaylı şekilde analiz edildiğini belirten Yıldız, özellikle ailelerin hassasiyetlerinin dikkate alındığını söyledi. Yıldız şu bilgileri paylaştı: "Bugünün tüketicisi ne tükettiğini bilmek istiyor. Özellikle ebeveynler, çocuklarının sofralarına koydukları ürünlerin içeriğini dikkatle inceliyor. Biz de bu beklentilere cevap verecek bir ürün geliştirdik. Trans yağ, palm yağı ve koruyucu içermeyen formülümüz; yüksek fındık oranı ve zeytinyağıyla desteklenen özel reçetemizle ortaya çıkan bu ürünün en önemli özelliği, temiz içeriği güçlü lezzetle buluşturmasıdır. Ebeveynlerin çocuklarına gönül rahatlığıyla sunabileceği bir ürün ortaya koymayı hedefledik." Bayilerden tam not aldı Geçtiğimiz ay Türkiye genelindeki bayilere tanıtılan ürün, lansman sürecinde büyük ilgi gördü. Marmarabirlik bayilerinden tam not alan Zeytinyağlı Kakaolu Fındık Kreması, kısa süre içerisinde Türkiye genelindeki yerel zincir marketlerde raflardaki yerini aldı. Ürünün önümüzdeki dönemde ulusal market zincirlerinde de tüketiciyle buluşması hedeflenirken, Marmarabirlik'in yeni kategorilerde büyüme stratejisinin önemli yapı taşlarından biri olması bekleniyor. İlk ihracat gerçekleşti, hedef Avrupa Yeni ürünün yurt dışı yolculuğunun da başladığını açıklayan Yıldız, ilk ihracatın dört farklı ülkeye gerçekleştirildiğini belirterek şunları söyledi: "İlk ihracatımızı Almanya, Avusturya, İsviçre ve İngiltere’ye gerçekleştirdik. Öncelikli hedefimiz yurt dışındaki etnik pazarlarda güçlü bir yer edinmek. Ardından Avrupa başta olmak üzere uluslararası pazarlarda büyümeyi hedefliyoruz. Nasıl ki zeytinde ve zeytinyağında Marmarabirlik adı güvenle anılıyorsa, yeni ürün kategorilerinde de aynı güveni oluşturmak istiyoruz. Marmarabirlik, güçlü üretici yapısını, kurumsal hafızasını ve marka değerini yenilikçi projelerle büyütmeye devam edecektir."

BAKAN KACIR: TÜRKİYE'YE YATIRIM YAPAN KAZANIYOR Haber

BAKAN KACIR: TÜRKİYE'YE YATIRIM YAPAN KAZANIYOR

Bursa OYAK Renault Fabrikaları'nda üretilen yeni Renault Boreal, banttan indirilme töreni için Bursa'ya gelen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Türkiye, yerli ve yabancı hiçbir firmanın ayrımcılığa tabi tutulmadığı, kuralların herkes için adil şekilde uygulandığı, değer oluşturacak her yatırımın desteklendiği bir ülkedir. Türkiye'ye güvenenler, Türkiye'de yatırım yapanlar hem kendileri hem de Türkiye kazanır" dedi. Renault'nun Türkiye'de üretilen yeni C segmenti SUV modeli Renault Boreal, Türkiye'de satışa sunuluyor. OYAK ve Renault tarafından açıklanan 400 milyon Euro'luk yatırım kararının önemli adımlarından biri olan Boreal hem Türkiye ekonomisine hem de otomotiv sektörüne önemli katkılar sunacak. Yeni bir dönemin başlangıcını temsil eden Boreal'in banttan indirildiği törende konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Ülkemiz sanayiinin kalbi Bursa'mızda hayata geçirilen yatırımın, sektörümüze, şehrimize, ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Dünya çok katmanlı bir değişim ve dönüşüm sürecinden geçiyor. Liberal ticaret terk ediliyor. Yerinde üretimi, yakından ve dostlardan tedariki esas alan korumacı ticaret politikaları öne çıkıyor. Teknolojinin farklı sahalarında yaşanan gelişmeler; küresel üretim haritasını yeniden şekillendiriyor. Yenilikçi teknolojiler; ülkelerin kalkınma yolculuğuna yön veriyor. Pek çok ülkenin yeni yeni idrak edebildiği bu kritik eşiği, daha en başından müşahede ederek başarıyla aşmış bir ülkeyiz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, 23 yılda ülkemizi, Ar-Ge ve katma değerli üretimde dünyanın sayılı ülkeleri arasına taşıdık. İmalat sanayimizin öncülüğünde, ihracatımızı 23 yılda 36 milyar dolardan 276 milyar dolara ulaştırdık. Türkiye bugün, Çin'den sonra Orta Avrupa'ya kadar uzanan geniş kuşakta ürün ve pazar çeşitliliği açısından en önde gelen ihracatçı ülkedir. Üretim gücüyle küresel tedarik zincirlerinin güvenilir ve dayanıklı halkasıdır. Ana sanayide 60 bine yakın, tedarik sanayinde ise 250 bini aşkın nitelikli istihdam sağlayan otomotiv sanayimiz, yatırım, istihdam, üretim, icat ve ihracat odaklı kalkınma yolculuğumuzun öncü sektörleri arasındadır. Geçen 23 yıl içerisinde, sektör paydaşlarımızın alın ve akıl teri sayesinde, otomotiv üretimimiz yıllık 357 binden 1,5 milyona yükseldi. Sektörümüz geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği 41,5 milyar dolar ihracatla rekora imza attı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sektörümüzün üretim gücünü, teknoloji geliştirme kapasitesini ve uluslararası rekabetçiliğini perçinleyecek program ve projeleri hayata geçiriyoruz" diye konuştu. Otomotiv sanayisinin teknoloji geliştirme kabiliyetini derinleştirmek ve yüksek katma değerli üretim kapasitesini artırmak için 206 Ar-Ge ve tasarım merkezi ile teknoparklarımızda faaliyet gösteren 132 firmanın projelerini desteklediklerini belirten Bakan Kacır, "TÜBİTAK eliyle, otomotiv teknolojilerinde yürütülen 3 bin 205 projeye ve bu alanda araştırma yürüten 3 bin 200'den fazla bilim insanı ve gencimize son 23 yılda toplam 33 milyar lira kaynak sağladık. 2002 yılından günümüze, yatırım teşviklerimizle; otomotiv ana ve yan sanayi firmalarının toplam 1,4 trilyon lira yatırım büyüklüğüne sahip 3 bin 861 projesinin önünü açtık. Geçtiğimiz yıl küresel göstergeler ve ülkemizin stratejik öncelikleri kapsamında yeniden güncellediğimiz yatırım teşvik sistemiyle; sektörümüzde hayata geçirilecek ve milli teknoloji hamlemizi destekleyecek yatırımlara sunduğumuz teşviklerin ölçeğini büyüttük. Otomotiv sektörümüz için de öncelikli ve önemli gördüğümüz ikiz dönüşüm projelerinin gerçekleştirilmesi için yeşil ve dijital dönüşüm programlarını devreye aldık. Sektör oyuncularımız tarafından gerçekleştirilen ve toplam 57,3 milyar liralık yatırım büyüklüğüne sahip 5 projeyi, ülkemizin yüksek teknoloji ve katma değer odaklı kalkınma yolcuğunu destekleyen yatırımlara uygun şartlarda finansman sunan Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programımıza dahil ettik" ifadelerini kullandı. "Elektrikli ve bağlantılı araçlara yönelim her geçen gün artıyor" Türkiye'yi uluslararası yeni nesil mobilite yatırımlarının merkez üssü haline getirmek üzere, HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programının mobilite ve batarya üretimine yönelik çağrılarıyla sektörümüzün dönüşümünü hızlandıracak stratejik yatırımlara kapsamlı destekler sunduklarını belirten Kacır, "Elbette milli teknoloji hamlemizin en kritik uygulama sahalarından biri olan otomotiv sektörümüzün rekabetçiliğini, teknoloji geliştirme kabiliyetini ve ihracat performansını, küresel otomotiv endüstrisinde yaşanan dönüşümden bağımsız düşünemeyiz. Batarya teknolojilerinde yaşanan ilerlemeler, karbon nötr hedefleri, dijitalleşme ve yeni nesil mobilite beklentileri neticesinde, kullanıcıların elektrikli ve bağlantılı araçlara yönelimi her geçen gün artıyor. Dünyada tam elektrikli araç satışı son beş yılda 5milyondan 14 milyona, hibrit araçların satışı ise 5 milyondan 13 milyona çıktı. Tam elektrikli ve hibrit araçların küresel otomotiv pazarındaki payı yüzde 15'ten yüzde 35'e çıktı. Aynı dönemde Türkiye otomobil pazarında tam elektrikli ve hibrit araçların payı yüzde 9,3'ten yüzde 51'e yükseldi. Milli teknoloji hamlesini gerçekleştirmeyi ve ihracatını daha yüksek katma değerli ürünlerle artırmayı hedefleyen; bir ülke olarak, otomotiv sektörünün mobilite ekosisteminedönüşümüne liderlik etme vizyonuyla hareket ediyoruz. Bu vizyonun en somut adımlarından biri olarak, milletimizin 60 yıllık yerli ve millî otomobil hayalini Togg'la elektrikli ve akıllı otomobil olarak gerçeğe dönüştürdük" şeklinde konuştu. "Hızlı şarj bağlantı noktası sayısını üç yılda 8 katına çıkardık" Hayata geçirilen Hızlı Şarj Altyapısı Destek Programı'nın katkısıyla, yurt genelinde hızlı şarj bağlantı noktası sayısını üç yılda 8 katına çıkardıklarını belirten Bakan Kacır, "Bugün, 19 bin 300'ü hızlı şarj olmak üzere, 44 bin 400 şarj bağlantı noktasıyla; ülke sathında kesintisiz ve güvenli bir şarj ağına sahibiz. Tabi kullanıcıların beklentileri, alışkanlıkları ve ihtiyaçları doğrultusunda içten yanmalı araçlardan tam elektrikli mobiliteye geçiş, tek bir adım şeklinde değil; farklı teknolojilerin birbirini tamamladığı kademeli bir süreç olarak ilerliyor. Özellikle hibrit araçlar, hem emisyonların azaltılması hem yakıt verimliliğinin artırılması hem de kullanıcıların elektrikli mobiliteye daha güvenli ve kademeli biçimde uyum sağlaması bakımından elektrikli araç devriminin teknik, ekonomik ve toplumsal zeminini olgunlaştırıyor. Aynı zamanda kullanıcıların menzil, erişilebilirlik ve maliyet hassasiyetlerini gözeten; şehir içi kullanımdan uzun yol ihtiyaçlarına kadar geniş bir alanda başarılı bir alternatif sunuyor. Bu nedenle; hibrit araç teknolojilerinde, ülkemizde üretim ve teknoloji geliştirme kapasitesinin güçlenmesini, otomotiv sanayimizin yeni nesil mobilite değer zincirinde daha yüksek katma değerli bir konuma yükselmesi açısından son derece önemli ve kıymetli görüyoruz. Ülkemizde hâlihazırda üretim yapan otomotiv üreticilerinin yeni yatırımlarını elektrikli ve hibrit araç üretimine yönlendirmesini memnuniyetle karşılıyoruz" dedi. "Bugün de Türkiye otomotiv sanayisinin dönüşüm yolculuğunda kıymetli bir eşiği temsil eden "Renault Boreal" modelinin banttan inmesine birlikte şahit oluyoruz" diyen Bakan Kacır, "Biliyorsunuz Renault 55 yıldan bu yana Türkiye'de üretiyor, Türkiye'de kazanıyor. Yatırımlarını teşviklerimizle desteklediğimiz OYAK Renault; Türkiye'deki üretimini 2002'den bu yana yıllık 100 binden 387 bine yükseltti. 5 binden fazla çalışana istihdam sağlayan Renault Bursa tesisleri; yıllık 390 bin araç üretim kapasitesiyle, bugün ülkemizin yüksek katma değerli üretim vizyonunun öncü merkezlerinden biridir. Üretiminin yüzde 80'ini ihraç eden Renault, geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği 4 milyar dolarlık ihracatla ülkemizin kalkınmasına kıymetli bir katkı sundu. 30'u aşkın ülkeye ihraç edilecek Boreal, Renault'un Bursa'dan dünyaya uzanan başarı hikayesine yeni ve değerli bir sayfa ekleyecek. Renault'un Boreal modelinin ülkemizde üretilecek olması; Türkiye'nin ileri teknolojilerdeki kabiliyetlerine ve potansiyeline duyulan güvenin somut bir nişanesidir. Ülkemizin yeni nesil mobilitedeki güçlü vizyonunu ve iddiasını kuvvetlendiren stratejik bir adımdır. Türk mühendisliğine, üretim kapasitesine ve küresel rekabet gücüne duyulan güvenin ve inancın sembolüdür" diye konuştu. Türkiye, yerli ve yabancı hiçbir firmanın ayrımcılığa tabi tutulmadığı, kuralların herkes için adil şekilde uygulandığı, değer oluşturacak her yatırımın desteklendiği bir ülke olduğunu altını çizen Bakan Kacır, "Türkiye'ye güvenenler, Türkiye'de yatırım yapanlar hem kendileri hem de Türkiye kazanır. Jeostratejik konumumuz, siyasi ve ekonomik istikrarımız, sağlam sanayi ve teknoloji alt yapımızla; yerli ve uluslararasıyatırımların en isabetli adresi olmayı sürdüreceğiz. Bilhassa otomotiv vizyonumuza yön veren sanayi havzamız Bursa; ülkemizin üretim ve ileri teknoloji odaklı kalkınmasında öncü olmaya devam edecektir. Bugün banttan indirilmesine hep birlikte gururla şahitlik ettiğimiz yeni otomobilde emeği bulunan mühendislerimize, teknisyenlerimize, alın ve akıl teri döken emekçilerimize, Renault Grubu'na, OYAK Renault ailesine teşekkürlerimi sunuyorum" dedi. Renault Group Türkiye CEO'su Lionel Jaillet ise, "Büyük bir ekip çalışmasıyla başarıya imza attık. Yeni modelimizi kutlamak bizim için büyük bir onurdur. Ekiplerimiz tarafından geliştirilen en iyi modellerden biridir. Bunun Bursa'da üretilmesinden memnuniyet duyuyoruz. Boreal ile C SUV segmentindeki beklentileri yükseltiyoruz. Türkiye otomotiv sanayisine yapılan güçlü yatırımlarımızın göstergesi, OYAK ve Renault tarafından açıklanan 400 milyon Euro'luk yatırım kararının önemli adımlarından biri olan Boreal hem Türkiye ekonomisine hem de otomotiv sektörüne önemli katkılar sunacaktır. Bizlere verilen destekler için teşekkür ediyoruz" şeklinde konuştu. Bursa Valisi Erol Ayyıldız ise, "Bursa üretimin ticaretin ve gelişimin şehri olmuştur. Bugün de ülke ekonomisine değer katmaya devam etmektedir. Güçlü sanayi kuruluşlarımızın buna katkısı çok olmuştur. OYAK ve Renault'ta bunun ilk sıralarında yer almaktadır. Yeni modelin Türkiye'ye hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Konuşmaların ardından banttan inen araç, protokol üyelerinin bulunduğu alana geldi. Bakan Kacır, daha sonra çalışanlarla birlikte fotoğraf çekindi.

TEKNOSAB, 1 YIL İÇİNDE DEĞERİNE DEĞER KATTI Haber

TEKNOSAB, 1 YIL İÇİNDE DEĞERİNE DEĞER KATTI

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Türkiye’nin ilk yüksek teknolojili organize sanayi bölgesi TEKNOSAB’da örnek bir girişim modeliyle hayata geçirilen TEKNOSAB Lojistik Teknopark Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nun kuruluşundan itibaren kısa sürede önemli bir başarı ortaya koyduğunu söyledi. Başkan Burkay, Ekim 2024’te kurulan fonun bir yıl gibi kısa bir sürede TL bazında yüzde 126, dolar bazında ise yüzde 86 değer kazandığını ifade etti. BTSO Başkanı Burkay, TEKNOSAB Lojistik Teknopark Girişim Sermayesi Yatırım Fonu ile lojistik alanında Türkiye’nin en önemli yatırımlarından birini hayata geçirdiklerini söyledi. TEKNOSAB Lojistik Teknopark’ın hem bölgenin hem de Türkiye’nin en büyük ihtiyaçlarından birine karşılık verdiğini vurgulayan Burkay, projenin konum avantajlarına dikkat çekti. Burkay, "Bağlantı yolları, otoyol, demiryolu ve limanlara erişim imkânlarıyla TEKNOSAB Lojistik Teknopark, Türkiye’nin en önemli lojistik merkezlerden biri olacak" ifadelerini kullandı. "Yüksek teknolojili bir kompleks kuruyoruz" Projenin kapsamına ilişkin değerlendirmelerde bulunan İbrahim Burkay, kurulacak yapının klasik lojistik faaliyetlerle sınırlı olmadığını belirtti. Başkan Burkay, "Antrepolardan soğuk hava depolarına ve e-ticarete yönelik yapay zekâ destekli akıllı depolama sistemlerine kadar geniş bir yelpazede hizmet sunacak bir altyapı oluşturuyoruz. Aynı zamanda veri merkezlerine teknik ve fiziki altyapı sağlayacağımız alanların da yer aldığı fonksiyonel bir kompleks hayata geçiriyoruz." dedi. Merkezin enerji ihtiyacının yenilenebilir kaynaklarla karşılanacağını ifade eden İbrahim Burkay, "Önümüzdeki süreçte uluslararası şirketlerin de yer aldığı bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz" diye konuştu. "2026’nın ilk çeyreğinde inşaat süreci başlıyor" Projenin mevcut durumu hakkında da bilgi veren BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, altyapı çalışmalarının sona yaklaşmakta olduğunu ve ihale sürecinin ardından inşaat çalışmalarının kısa süre içinde başlayacağını açıkladı. 18 ila 24 ay gibi bir sürede inşaatı tamamlamayı hedeflediklerini açıklayan Başkan Burkay, konuşmasını şöyle sürdürdü: "E-ticarette hayata geçirilen yeni regülasyonlarla birlikte uluslararası markalar artık lokalleşmek zorunda. Bu kapsamda tüm uluslararası markalarla görüşme halindeyiz. Bu markaların tamamı bölgemizde kullanıcı konumuna gelecek ve lojistik alanındaki en büyük ihtiyaçlardan birini karşılamış olacağız" diye konuştu. "KOBİ’lerle sanayicileri aynı yatırımda buluşturan proje" Fonun yatırımcı yapısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Burkay, TEKNOSAB Lojistik Teknopark GSYF’nin Türkiye’de kurulu 537 girişim sermayesi yatırım fonu arasında önemli bir konuma sahip olduğunu söyledi. Burkay, "Katılımcı sayısı açısından Türkiye’nin ilk üç fonu arasında yer alıyoruz. Toplam nitelikli yatırımcıların yüzde 10’unun bu fonda yer alması son derece kıymetli. Değer büyüklüğü açısından ise Türkiye’nin dokuzuncu büyük fonu konumundayız." dedi. BTSO’nun 615 üyesinin projede yatırımcı ve ortak olarak yer aldığını belirten Başkan Burkay, "Aynı projede, KOBİ’lerimizden büyük sanayi kuruluşlarımıza kadar kapsamlı bir yatırımcı profilimiz var. Böylesine kapsayıcı bir yatırımcı profili, Türkiye’de benzeri olmayan bir işbirliği modelidir. Yatırım fonumuz, bir yılda TL bazında yüzde 126, dolar bazında ise yüzde 86 reel kazanç sağladı. Tüm yatırımcılarımız için hayırlı olsun" ifadelerini kullandı. "Ölçek ekonomisi zorunlu hale geldi" Yeni ekonomi ve dönüşüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan İbrahim Burkay, iş dünyasının birlikte hareket etmesinin önemine işaret etti. Burkay, "Yeni ekonomi önümüzdeki süreçte ölçek ekonomisine geçişi zorunlu kılıyor. İş dünyası olarak mutlaka bir araya gelmeli, nitelikli yatırımcılarla vizyon projeler ortaya koymalı ve bu projelerde birlikte yatırımcı olmalıyız. Önümüzdeki 50 yılda çok farklı alanlarda önemli gelişmeler yaşanacak." dedi. TEKNOSAB Lojistik Teknopark projesinin, 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi ile örtüştüğünü belirten Burkay, "Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya konulan ve girişim sermayesi yatırım fonları üzerinden yeni ekonomideki projelerin hayata geçirilmesi vizyonunu ete kemiğe büründüren bir projeyi hayata geçirmiş durumdayız" dedi. "Önümüzdeki 100 yılda da ticaretin merkezinde olacak" Küresel ekonomide yaşanan kırılganlıklara da değinen Burkay, "Dünya konjonktürel olarak zor bir dönemden geçiyor. Kırılganlıklar artıyor, tedarik yapıları ve küresel ekonomik dengeler değişiyor. Biz iş dünyamızın birikimlerini doğru alanlarda ölçeğe kavuşturarak, önümüzdeki 50 yıl boyunca da ekonominin ve küresel rekabetin merkezinde olacak projelere yönlendiriyoruz. Nasıl ki 14. yüzyıldan itibaren Bursa tarihi İpek Yolu üzerinde ticaretin merkezi olduysa, önümüzdeki 100 yılda da Bursa ticaretin merkezinde yer almaya devam edecek" şeklinde konuştu. "Yurt içi ve yurt dışında yeni fon projeleri geliyor" Türkiye ekonomisinde hizmet sektörünün son 10 yılda ciddi bir ivme kazandığını belirten Burkay, "Lojistik ve taşımacılığın toplam ekonomi içindeki payı hızla artıyor. E-ticarette geometrik bir yükseliş trendi söz konusu. Bu da güçlü teknik altyapıya sahip merkezlere olan ihtiyacı artırıyor. Önümüzdeki dönemde girişim sermayesi yatırım fonları üzerinden yeni yatırımları da hayata geçirmeyi planlıyoruz" dedi. İbrahim Burkay, projeye yapılan yatırımların tamamının yatırımcılara düzenli ve sürdürülebilir gelir sağlayacağını vurgulayarak şunları söyledi; "Bu projede yer alan yatırımcıların tamamı düzenli olarak kira gelirleri elde edecek. Aynı zamanda yatırımlar, temettü ve kira gelirleriyle birlikte ciddi anlamda değer kazanacak. Bu tablo bize, birikimlerin doğru alanlara kanalize edildiğinde ülke ekonomisini kalkındırmada ne kadar güçlü bir itici unsur olduğunu açık şekilde gösteriyor. Aksi takdirde yalnızca finansal enstrümanlar içinde dönen birikimler, belli dönemlerde ülke ekonomisine zarar verebiliyor. Bu nedenle doğru kanallar ve doğru iş modelleri büyük önem taşıyor." "Türkiye Yüzyılı hedeflerine katkı sağlayacak" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ortaya konulan vizyonun bu noktada son derece kıymetli olduğuna dikkat çeken Burkay, girişim sermayesi yatırım fonları üzerinden yeni ekonomi projelerinin hayata geçirilmesinin stratejik bir adım olduğunu belirtti. Burkay, "Cumhurbaşkanımızın, girişim sermayesi yatırım fonları üzerinden Türkiye Yüzyılı projelerinin hayata geçirilmesi yönündeki vizyonu doğrultusunda çok önemli vergi destekleri sağlanıyor. Amaç, bu birikimlerin doğru projelerde, uzun vadeli ve sürdürülebilir yatırımlarda kullanılması. Aslında bizim hayata geçirdiğimiz TEKNOSAB Lojistik Teknopark Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, bu vizyonun sahadaki en somut, ete kemiğe bürünmüş örneklerinden biri" dedi. TEKNOSAB Lojistik Teknopark GSYF’nin ardından yeni bir adımı daha hayata geçireceklerini ifade eden Burkay, şehir fonu çalışmalarına da başladıklarını açıkladı. Burkay, bu fonun bölgedeki girişim ekosistemine önemli katkı sağlayacağını belirterek, "Bu fonla birlikte bölgemizde yeni fikirlerin, yeni girişimlerin destekleneceği bir yapı oluşturuyoruz. Melek yatırımcı olarak tanımladığımız yatırımcılarımızın yanı sıra Ar-Ge şirketlerimizin kanunen zaten ayırmak zorunda oldukları kaynakları da bu fon aracılığıyla doğru projelere yönlendireceğiz. Şehrimizin ve bölgemizin yeni fikirlerini hayata geçireceğiz" diye konuştu. Yeni ekonomi olarak tanımlanan alanların tam da bu noktada şekillendiğini vurgulayan Burkay, Bursa’nın bu dönüşümde güçlü bir merkez olacağını belirtti. Burkay, "Önümüzdeki süreçte yeni ekonomi diye tarif ettiğimiz alanlar tam olarak burada şekilleniyor. Bursa’mız, BTSO’nun vizyonu ve ortaya koyduğu projelerle önümüzdeki 50 yılda da merkez konumunu güçlü şekilde sürdürecek" ifadelerini kullandı.

AFCON 2025'TE STADYUM GÜVENLİĞİ İAOSB’Lİ POLİMEK’E EMANET Haber

AFCON 2025'TE STADYUM GÜVENLİĞİ İAOSB’Lİ POLİMEK’E EMANET

İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi firmalarından Polimek Elektronik, AFCON 2025 kapsamında turnuvanın oynandığı tüm stadyumlarda giriş-çıkış güvenliğini sağlayan kapı tipi metal dedektörlerinin tedarikçisi oldu. Son beş yılda ihracatını hızlandıran şirket, ürünlerini 42 ülkede konumlandırarak küresel pazarda büyümesini sürdürüyor.İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde (İAOSB) faaliyet gösteren Polimek Elektronik Teknolojileri, Afrika kıtasının en prestijli spor organizasyonları arasında gösterilen Afrika Uluslar Kupası’nda (AFCON 2025) önemli bir başarıya imza attı. Turnuvanın Rabat’taki Prens Moulay Abdellah Stadyumu’nda başlayan müsabakalarıyla birlikte, organizasyonun gerçekleştirildiği tüm stadyumlarda kullanılan kapı tipi metal dedektörlerinin Polimek tarafından tedarik edildiği bildirildi. AFCON 2025’TE POLİMEK TEKNOLOJİSİ GÖREV BAŞINDA Yüksek seyirci yoğunluğu ve artan güvenlik gereksinimleri doğrultusunda Polimek Elektronik tarafından üretilen sistemler; stadyum giriş ve çıkış noktalarında aktif olarak kullanılıyor. Hızlı tarama kabiliyeti sayesinde seyirci akışını kesintiye uğratmadan güvenlik kontrolü sağlayan cihazlar, doğru alarm üretimi ve operasyonel süreklilik odağıyla organizasyon güvenliğine uluslararası standartlarda katkı sunuyor. İAOSB’DEN DÜNYAYA UZANAN İHRACAT BAŞARISI Yaklaşık 30 yıla yaklaşan deneyimiyle elektronik güvenlik ve geçiş kontrol sistemleri alanında faaliyet gösteren Polimek Elektronik, Ar-Ge ve üretim kabiliyetlerini kendi bünyesinde yürütüyor. İAOSB’deki merkez ofisi ve üretim tesislerinde donanım ve yazılım geliştirme süreçlerini entegre şekilde sürdüren firma; son beş yılda ihracat faaliyetlerine ivme kazandırarak ürünlerini bugün itibarıyla 42 ülkede konumlandırdı. GENİŞ ÜRÜN PORTFÖYÜ, FARKLI SEKTÖRLERDE KULLANIM Polimek Elektronik’in ürün portföyünde kapı tipi metal dedektörleri, X-ray bagaj ve kargo kontrol sistemleri, turnike ve geçiş kontrol çözümleri ile bu donanımları yöneten yazılım altyapıları yer alıyor. Çözümler; kamu binaları, havaalanları, adliyeler, stadyumlar, eğitim kurumları, endüstriyel tesisler ve büyük ölçekli organizasyonlarda kullanılıyor. Ürünlerin uluslararası güvenlik standartları ve sertifikasyon gerekliliklerine uygun şekilde üretildiği, yüksek algılama hassasiyeti ve düşük hatalı alarm oranı hedefiyle tasarlandığı belirtildi. KÜRESEL ÖLÇEKTE GÜÇLÜ REFERANS Polimek Elektronik çözümlerinin Afrika Uluslar Kupası gibi büyük ölçekli bir organizasyonda tercih edilmesi; firmanın etkinlik güvenliği alanındaki mühendislik yetkinliğini ve sahadaki operasyonel başarısını ortaya koyan önemli bir referans olarak değerlendiriliyor. Bu iş birliğiyle Polimek’in küresel ölçekte güvenilen bir teknoloji üreticisi olma konumunu daha da güçlendirmesi bekleniyor.

CUMHURBAŞKANI: "SAVAŞ GEMİSİ GELİŞTİREN 10 ÜLKEDEN BİRİYİZ" Haber

CUMHURBAŞKANI: "SAVAŞ GEMİSİ GELİŞTİREN 10 ÜLKEDEN BİRİYİZ"

Törende yaptığı konuşmada, Türkiye’nin savunma sanayinde ulaştığı konuma dikkat çeken Erdoğan, “Dünyada kendi savaş gemisini geliştirip denize indiren 10 ülkeden biriyiz” dedi. Erdoğan ayrıca Türkiye’nin savunma sanayi ihracatında 11. sıraya yükseldiğini ve amacın savaşa hazırlanmak değil, barışı korumak olduğunu belirtti. ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ VE TEKNOLOJİ VİZYONU VURGUSU Törende; Pakistan MİLGEM Projesi kapsamında üretilen 2. gemi PNS Khaibar, Akhisar Karakol Gemisinin Romanya’ya teslimi, Koçhisar’a bayrak çekilmesi, Hızırreis Denizaltısı, Ç-159 Yeni Tip Çıkarma Gemisi ve ULAQ Silahlı İnsansız Deniz Aracı gibi projelerin hizmete alınması gerçekleştirildi. Ayrıca Açık Deniz Karakol Gemisi Seferihisar için ilk sac kesimi de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla yapıldı. Erdoğan, bu gelişmeleri şu sözlerle değerlendirdi: “Bugün burada denize uğurladığımız ve bayrak çektiğimiz platformlar, alın terimizin, aklımızın, mühendisliğimizin ve milletimizin özverisinin eseridir. Sessiz derinliklerin milli bekçisi olacak Hızır Reis denizaltımız, fırtınalı sularda görev yapacak Ç-159 çıkarma gemimiz ve yüzde 90 yerlilik oranına sahip motoruyla dikkat çeken ULAQ insansız deniz aracımız, Türk mühendisliğinin gururudur.” “DENİZDE ETKİN OLMADAN KARADA CAYDIRICI OLAMAZSINIZ” Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayisinin stratejik bütünlük içinde gelişmesi gerektiğini vurgularken, deniz gücünün önemine şu sözlerle işaret etti: “Denizde etkin olmadan karada caydırıcı olamazsınız. Bugün donanmamıza katılan Koçhisar Karakol Gemisi, mavi vatandaki hak ve menfaatlerimizi koruma irademizin somut bir yansımasıdır. Barış zamanında hizmet edecek, kriz anlarında caydırıcı bir güç olarak sahada yer alacaktır.” Erdoğan, Ar-Ge’den seri üretime kadar tüm süreçlerin artık Türkiye’de, yerli ve milli imkanlarla yürütüldüğünü de vurguladı. “DÜNYADA KENDİ SAVAŞ GEMİSİNİ YAPAN 10 ÜLKEDEN BİRİYİZ” Türkiye'nin teknolojik bağımsızlığına ve ihracat performansına dikkat çeken Erdoğan, 2025 yılı verileriyle savunma sanayi ihracatının yüzde 30 artışla 7,4 milyar doları aştığını söyledi. Erdoğan’ın açıklamaları şöyle devam etti: “Dünyada kendi savaş gemisini tasarlayıp üreten 10 ülkeden biriyiz. Türkiye bugün 11. sıradadır, ama hedefimiz ilk 10’dur. 2028 için 11 milyar dolarlık ihracat hedefi koyduk. Kendimize inandık, Türk mühendislerine güvendik. Şimdi hem kendi ihtiyaçlarımızı karşılıyor hem de dost ve müttefiklerimizin ihtiyaçlarını gideriyoruz.” “KIZILELMA’YI ELEŞTİREN MUHALEFETE CEVAP: BALIKLAR RAHATSIZ OLMUYOR” Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında muhalefetin savunma sanayine yönelik eleştirilerine de sert cevap verdi. KIZILELMA projesine yönelik ‘balıklar rahatsız oluyor’ eleştirilerine atıfta bulunan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Ana muhalefet KIZILELMA’yı eleştirmişti. Ama biz görüş ötesi hava füzesiyle hedefi tam isabetle vurarak bu projeyi dünyaya gösterdik. TCG Anadolu’nun abisi olacak yerli uçak gemisi için inşa sürecini başlattık. Tüm bu gelişmeleri görmezden gelenlere inat daha çok çalışacağız.” “MORALLERİMİZİ BOZMAYA ÇALIŞANLARA PRİM VERMEYİN” Erdoğan, Türk savunma sanayisinde çalışan tüm mühendislere, teknisyenlere ve tersane personeline teşekkür ederken, “Sosyal medyada felaket tellallığı yapanlara kulak asmayın” uyarısında bulundu: “Bizi yoldan çevirmeye çalışanlara karşı, omuz omuza daha kararlı yürüyeceğiz. Şu an %80 yerlilik oranına ulaştık. Kimseye boyun eğmeden, kendi teknolojimizi üretmeye devam ediyoruz. Moral bozmak isteyenlere prim vermeyin.” “AMACIMIZ SAVAŞ DEĞİL; BARIŞI KORUMAK” Erdoğan, konuşmasının sonunda Türkiye’nin hiçbir ülke ile çatışma ya da kriz istemediğini vurgulayarak, şu mesajı verdi: “Bizim kimsenin toprağında gözümüz yok. Ama kendi hak ve hukukumuzu da çiğnetmeyiz. Savunma sanayini güçlendirme amacımız savaşa hazırlanmak değil, barışı korumaktır. Türkiye, dostları için güven kaynağı, düşmanları için caydırıcı bir güç olmaya devam edecektir.” TÖRENE YOĞUN KATILIM Törene; Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, İstanbul Tersanesi Komutanı Tümamiral Recep Erdinç Yetkin, Pakistan Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Naveed Ashraf ve çok sayıda komutan, mühendis ve davetli katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, PNS Khaibar gemisinin teslimi vesilesiyle Pakistanlı komutana komuta flandrası takdim etti. Ayrıca, Seferihisar Karakol Gemisinin sac kesim töreni de bizzat Cumhurbaşkanı tarafından gerçekleştirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.