#Avukatlar

- Avukatlar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avukatlar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İZMİR'DE YENİ ADLİ YIL TÖRENLE AÇILDI Haber

İZMİR'DE YENİ ADLİ YIL TÖRENLE AÇILDI

İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Yeldan, yeni dönemde Halkapınar Ek Hizmet Binası, Adnan Menderes Uluslararası Havalimanı Adliye Birimi ve Yargının Etkinliği Bürosunun hayata geçirileceğini belirterek, adalet hizmetlerinin daha hızlı, etkin ve erişilebilir hale getirilmesini hedeflediklerini söyledi. Yeni adli yılın başlaması dolayısıyla İzmir Adliyesi protokol alanında tören düzenlendi. Programa İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Yeldan, İzmir Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanı Sert, komisyon üyeleri, Cumhuriyet başsavcıvekilleri, hakimler, Cumhuriyet savcıları, İzmir Barosu temsilcileri, avukatlar ve adliye personeli katıldı. Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasıyla başlayan törende saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu. Program, törenin ardından düzenlenen kokteylle devam etti. ❝TEMEL ÖNCELİĞİMİZ ADALETİ EŞİT VE GÜVENİLİR ŞEKİLDE ULAŞTIRMAK❞ Yeni adli yıla ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başsavcı Yeldan, yeni dönemde adalet hizmetlerinin daha hızlı, etkin ve erişilebilir hale getirilmesine yönelik çalışmaların sürdürüleceğini belirtti. Adaletin vatandaşlara hızlı, etkin, eşit ve güvenilir şekilde ulaştırılmasının temel öncelikleri olduğunu vurgulayan Yeldan, şunları kaydetti: ❝Hukukun üstünlüğünden ve adalet anlayışımızdan taviz vermeden, vatandaşlarımızın huzur ve güvenliğini tehdit eden her türlü suç ve olumsuzlukla, başta faili meçhul olayların aydınlatılması olmak üzere, büyük bir kararlılıkla mücadelemizi sürdüreceğiz.❞ YENİ ADLİ YILDA ÜÇ PROJE HAYATA GEÇİRİLECEK Başsavcı Yeldan, vatandaşların yargıya duyduğu güvenin güçlendirilmesi, adalete erişimin kolaylaştırılması ve sunulan hizmetlerin niteliğinin artırılması amacıyla yeni adli yılda üç önemli projenin uygulanacağını bildirdi. Bu kapsamda Halkapınar Ek Hizmet Binasının faaliyete geçirilmesiyle adli hizmetlerin fiziki kapasitesi ve erişilebilirliğinin artırılması planlanıyor. Yeldan, Adnan Menderes Uluslararası Havalimanı Adliye Biriminin de hayata geçirileceğini belirterek, bu birim sayesinde adli hizmetlerin ihtiyaç duyulan noktaya taşınacağını ve hızlı müdahale imkanının güçlendirileceğini ifade etti. Üçüncü proje kapsamında ise İzmir Adliyesi bünyesinde Yargının Etkinliği Bürosu faaliyete geçirilecek. Yeldan, projelere ilişkin şu bilgileri verdi: ❝Halkapınar Ek Hizmet Binamızın faaliyete geçmesiyle birlikte adli hizmetlerin fiziki kapasitesini ve erişilebilirliğini artıracağız. Adnan Menderes Uluslararası Havalimanı Adliye Birimi ile adli hizmetleri ihtiyaç duyulan noktaya taşıyarak hızlı ve etkin müdahale imkânını güçlendireceğiz. Adliyemiz bünyesinde faaliyete geçecek Yargının Etkinliği Bürosu ile de yargı süreçlerinin daha etkin, verimli ve koordineli yürütülmesine katkı sağlayacağız.❞ ❝GECİKMEYEN, GÜVEN VEREN VE HERKES İÇİN ERİŞİLEBİLİR ADALET❞ Fiziki ve teknolojik altyapının güçlendirilmesinin yanı sıra vatandaş odaklı hizmet anlayışının geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapacaklarını belirten Yeldan, İzmir’in adalet hizmetlerinde Türkiye’nin öncü kentlerinden biri haline getirilmesini hedeflediklerini söyledi. Başsavcı Yeldan, ❝Tüm yargı mensuplarımız, avukatlarımız ve adliye çalışanlarımızla birlikte; gecikmeyen, güven veren ve herkes için erişilebilir bir adalet anlayışıyla çalışmaya devam edeceğiz. Yeni adli yılın ülkemize, milletimize, kentimiz İzmir’imize, avukatlarımıza ve yargı camiamıza hayırlı olmasını diliyorum❞ ifadelerini kullandı.

DENİZ GÖKTAŞ'IN SAVUNMASI ORTAYA ÇIKTI: "HAKARET YA DA AŞAĞILAMA KASTIM YOK" Haber

DENİZ GÖKTAŞ'IN SAVUNMASI ORTAYA ÇIKTI: "HAKARET YA DA AŞAĞILAMA KASTIM YOK"

"Dini değerleri alenen aşağılama" ve "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarıyla yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan komedyen Deniz Göktaş'ın savcılık ifadesi ortaya çıktı. Göktaş, stand-up gösterisindeki ifadelerinin mizah amacı taşıdığını belirterek suçlamaları kabul etmedi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında ifade veren Deniz Göktaş, gösterisinde kullandığı ifadelerin toplumsal olayları mizahi bir dille ele almak amacıyla kullanıldığını savundu. "TOPLUMSAL KORKULARI MİZAHLA ANLATMAYA ÇALIŞTIM" Savcılıkta, gösterisindeki "canlı bomba" ifadeleri sorulan Göktaş, sözlerinin geçmişte yaşanan terör saldırılarının toplumda oluşturduğu korkuya yönelik bir mizah unsuru olduğunu öne sürdü. Psikoloji mezunu olduğunu belirten Göktaş, toplumun korktuğu konuları mizahi bir dille anlatmaya çalıştığını ve amacının yalnızca espri üretmek olduğunu söyledi. "CUMHURBAŞKANI'NA HAKARET KASTIM YOK" Gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik kullandığı ifadeler de sorulan Göktaş, bu bölümün kişisel gelişim videolarına gönderme yapan bir espri olduğunu savundu. Göktaş, "Burada herhangi bir hakaret ya da aşağılama kastım yoktur." ifadelerini kullandı. Savcılık sorgusunda yer alan "Siz diktatör müsünüz?" ve "Ben diktatör olsaydım" sözlerine ilişkin ise avukatları, "diktatör" ifadesinin siyaset literatüründe kullanılan bir kavram olduğunu ve hakaret niteliği taşımadığını ileri sürdü. "KUTSAL KİTAPLARI HEDEF ALMADIM" Gösterisinde kitaplara ilişkin kullandığı ifadelerin de sorulması üzerine Göktaş, konuşmasının kutsal kitaplara yönelik olmadığını belirterek Kur'an-ı Kerim'i hedef alan bir söylemde bulunmadığını ifade etti. Gösteride kullandığı "FETÖ projesi" ifadesinin ise daha önce bir izleyicinin gösterisi hakkında yaptığı yoruma gönderme olduğunu ve bunu mizahi amaçla kullandığını söyledi. Kurban Bayramı'yla ilgili anlattığı bölümün de çocukluk anısından ibaret olduğunu belirten Göktaş, dini değerleri hedef alma amacının bulunmadığını savundu. AVUKATLARINDAN TUTUKLAMA TALEBİNE İTİRAZ Göktaş'ın avukatları, söz konusu stand-up gösterisinin 2023 yılından bu yana yaklaşık 198 kez sahnelendiğini, bugüne kadar gösteri hakkında herhangi bir adli işlem yapılmadığını belirtti. Müvekkillerinin soruşturmayı öğrenmesine rağmen kendi isteğiyle yurt dışından Türkiye'ye döndüğünü ifade eden avukatlar, kaçma ve delil karartma şüphesinin bulunmadığını savunarak serbest bırakılmasını talep etti. Savcılık ifadesinin ardından Deniz Göktaş, "dini değerleri alenen aşağılama" ve "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından tutuklanması talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Hakimlik, Göktaş'ın her iki suçtan da tutuklanmasına karar verdi.

AKBELEN DİRENİŞÇİSİ ESRA IŞIK'IN TUTUKLANMASININ ARDINDAN... Haber

AKBELEN DİRENİŞÇİSİ ESRA IŞIK'IN TUTUKLANMASININ ARDINDAN...

Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı’nda kömür madenine karşı yürütülen çevre mücadelesinin öne çıkan isimlerinden Esra Işık, bilirkişi keşfi sırasında yaşanan olaylar gerekçesiyle tutuklandı. Karar, hukukçular ve çevre savunucuları tarafından “gözdağı” olarak değerlendirildi. BİLİRKİŞİ KEŞFİNDE GERGİNLİK YAŞANDI Akbelen Ormanı’nda maden sahasının genişletilmesine yönelik süreç kapsamında gerçekleştirilen bilirkişi keşfi sırasında İkizköy halkı ve yaşam savunucuları ile görevliler arasında tartışma yaşandı. Bölge halkı, keşif yapılan alanın “acele kamulaştırma” süreci yargıda devam eden özel mülk olduğunu belirterek alana girdi. Sivil araçlarla gelen heyetin kimliğinin sorulması üzerine yaşanan sözlü tartışmanın ardından süreç yargıya taşındı. “GÖREVİ YAPTIRMAMAK” SUÇLAMASIYLA TUTUKLANDI Gözaltına alınan Esra Işık, çıkarıldığı mahkemece Türk Ceza Kanunu’nun 265. maddesi kapsamında "görevi yaptırmamak için direnme" suçlamasıyla tutuklandı. Milas Sulh Ceza Hâkimliği kararında, Işık’ın bölgede devam eden keşif süreçlerinde bilirkişiler üzerinde baskı oluşturabileceği ve adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı değerlendirmesine yer verdi. “ANAYASAL HAKKIMI KULLANDIM” SAVUNMASI İfadesinde suçlamaları reddeden Işık, "Anayasal hakkımı kullanmak için oradaydım. Gelenlerin mahkeme heyeti olduğunu bilmiyordum. Üzerlerinde resmi bir ibare yoktu, şirket yetkilisi olduklarını düşündüm" dedi. Işık ayrıca, kimseye fiziksel müdahalede bulunmadığını belirtti. AVUKATLAR: “TUTUKLAMA İSTİSNA OLMALIYDI” Işık’ın avukatları, müvekkillerinin suç işleme kastı bulunmadığını ve olay sırasında fiziksel müdahalenin mümkün olmadığını vurguladı. Avukat Ramazan Kaya, "Tutuklama istisnai bir tedbir olmalı. Ancak Türkiye’de artık kural haline geldiğini görüyoruz. Bu karar Akbelen direnişine yönelik bir gözdağıdır" dedi. Avukat Arif Cangı ise, Işık’ın yaşam alanını korumaya çalıştığını belirterek "Bu direnç anayasal hak kapsamındadır" değerlendirmesinde bulundu. Cangı, Işık’ın ailesine ait ev ve tarım alanlarının da kamulaştırma kapsamında olduğunu hatırlatarak, "Yaşam alanı elinden alınan bir kişinin gösterdiği tepki son derece doğaldır" ifadelerini kullandı. AKBELEN DİRENİŞİ VE SÜREÇ İkizköy halkı, 2019 yılından bu yana Akbelen Ormanı’nda kömür madeni sahasının genişletilmesine karşı mücadele yürütüyor. Süreçte: Zeytinliklerin madene açılması yönündeki düzenlemeler Acele kamulaştırma kararları Ağaç kesimleri ve kolluk müdahaleleri gibi gelişmeler yaşandı. Bölgede binlerce zeytin ağacının söküldüğü, çok sayıda parselin kamulaştırma kapsamına alındığı ve bu işlemlere karşı açılan davaların sürdüğü belirtildi. KADINLARIN ÖNCÜLÜĞÜNDE DİRENİŞ Akbelen’de yürütülen mücadelenin dikkat çeken yönlerinden biri de kadınların ön saflarda yer alması oldu. Uzmanlar ve hukukçular, bu direnişi 1990’lı yıllarda Bergama’da yürütülen çevre mücadelesine benzeterek, yaşam alanlarının korunmasına yönelik sembolik bir örnek olarak değerlendiriyor. TARTIŞMALAR SÜRÜYOR Tutuklama kararı, çevre mücadelesi, ifade özgürlüğü ve yargı süreçlerine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Işık’ın tutuklanmasına yönelik itiraz sürecinin başlatılması beklenirken, Akbelen’deki gelişmeler kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.

AYŞE TOKYAZ CİNAYETİ DAVASINDA POLİSLER HAKİM KARŞISINDA Haber

AYŞE TOKYAZ CİNAYETİ DAVASINDA POLİSLER HAKİM KARŞISINDA

Küçükçekmece’de üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz’ın öldürülmesine ilişkin davada ikinci duruşma devam etti. İfadesinin sanıkla paylaşıldığı iddia edilen polis memuru, "Cemil’e yardım etmek için bu kadar çırpınmazdım" dedi. İstanbul Küçükçekmece’de üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz’ın öldürülmesine ilişkin davanın 2’nci duruşması devam etti. Duruşmada sanık polis memurlarının savunmaları alınırken, salonda zaman zaman gergin anlar yaşandı. SANIK SAYISI 11’E YÜKSELDİ Duruşmada, Tokyaz’ın kardeşi Esra Tokyaz’ın emniyette verdiği ifadenin sanık Cemil Koç ile paylaşıldığı iddia edilen polis memurları N.Ç. ve Z.B. hakkında yürütülen dava dosyası ana dosyayla birleştirildi. Böylece davadaki sanık sayısı 11’e yükseldi. POLİS MEMURUNDAN SAVUNMA Tutuklu sanık polis memuru Z.B., Cemil Koç’u tanımadığını, kendisine iletilen kimlik bilgisi üzerinden sistem sorgulaması yaptığını belirtti. Z.B., "Ekranda, 11 Temmuz günü bir olaya karıştığını ve firari olduğunu gördüm" dedi. “YANLIŞ OLDUĞUNU DÜŞÜNMEDİM” Bir diğer sanık polis memuru N.Ç. ise savunmasında, yaptığı işlemin suç olduğunu düşünmediğini belirterek, "Ekrandaki bilgileri Cemil Koç’a attım. Sonradan firari olduğunu öğrendim ve ifade vermesi için aradım" ifadelerini kullandı. N.Ç., ayrıca "Eğer Cemal Arslan’ın da olayda yer aldığını bilseydim, Cemil’e yardım etmek için bu kadar çırpınmazdım" dedi. DURUŞMADA GERGİN ANLAR Duruşma sırasında müşteki Esra Tokyaz ile sanıklar arasında sözlü tartışma yaşandı. Esra Tokyaz’ın sanığa tepki göstermesi üzerine mahkeme başkanı tarafından salondan çıkarılmasına karar verildi. Verilen ara sırasında ise Tokyaz’ın sanıklardan birine saldırmak istemesi üzerine avukatlar araya girdi. CİNAYETİN GEÇMİŞİ 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz, 11 Temmuz 2025’te eski polis memuru Cemil Koç tarafından öldürülmüş, cesedi bavula konularak Eyüpsultan’da yol kenarına bırakılmıştı. YARGILAMA SÜRÜYOR Duruşma, müşteki avukatlarının sanıklara yönelttiği sorularla devam ederken, mahkeme sürecinin önümüzdeki günlerde de süreceği bildirildi. Olayla ilgili yargılama çok yönlü olarak devam ediyor.

AVUKATLARIN “IBAN” OYUNU: BU OLAY BASİT BİR OLAY DEĞİL! Haber

AVUKATLARIN “IBAN” OYUNU: BU OLAY BASİT BİR OLAY DEĞİL!

Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Mahmut Şahin, bazı avukatların mahkeme kararıyla para cezası ya da tazminat ödemek zorunda kalan vatandaşlara bilerek IBAN bilgisi vermediğini, bunun ardından icra takibi başlatarak haksız kazanç elde ettiklerini öne sürdü. Şahin, bu yöntemle iki ayrı vekâlet ücreti alındığını belirterek, “Bu olay basit bir olay değil” dedi. “IBAN VERMEYEREK İCRA TAKİBİ BAŞLATIYORLAR” İDDİASI Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Mahmut Şahin, son dönemde kendilerine çok sayıda benzer şikâyet ulaştığını ifade etti. Bazı avukatların, ödeme yapmak isteyen vatandaşları oyalayarak IBAN bilgisi paylaşmadığını, ertesi gün ise icra takibi başlattığını belirten Şahin, bu durumun sistematik bir şekilde uygulandığını iddia etti. Şahin, “Vatandaş borcunu iyi niyetle ödemek istiyor. Ancak karşı tarafın avukatı IBAN bilgisini vermiyor. Bunun ardından icra yoluna gidilerek faiz, masraf ve ikinci bir vekâlet ücretiyle birlikte vatandaş daha büyük bir yükle karşı karşıya bırakılıyor” ifadelerini kullandı. MAĞDUR VATANDAŞ YAŞADIKLARINI ANLATTI Kayseri’de yaşayan Yusuf Metin, yaşadığı mağduriyeti anlatarak kamuoyunu uyardı. Bir trafik kazasının ardından aleyhine sonuçlanan dava kapsamında araç mahrumiyet bedelini ödemek istediğini belirten Metin, karşı tarafın avukatına ulaşmasına rağmen IBAN bilgisinin kendisine verilmediğini söyledi. Metin, “Aleyhime 38 bin TL’lik araç mahrumiyet bedeli hükmedildi. Bu bedeli ödemek için karşı tarafın avukatına mesaj atarak IBAN istedim. Bana ‘acele etmeyin’, ‘yarın bakarız’ gibi ifadelerle oyalayıcı cevaplar verildi. Bu yazışmalar mesaj kayıtlarında mevcut” dedi. “ERTESİ GÜN İCRA DOSYASI AÇILDI” Yaşadıklarının ardından büyük bir şok yaşadığını ifade eden Metin, “Bir gün sonra İstanbul 4. İcra Dairesi tarafından hakkımda ilamlı icra takibi başlatıldığını gördüm. Avukatı arayarak bunun etik olmadığını söyledim. Faiz ve masraf almak için bilerek IBAN verilmediğini düşünüyorum. Sonrasında araştırdığımda yalnız olmadığımı, birçok kişinin aynı yöntemle mağdur edildiğini öğrendim” diye konuştu. “KAMU KURUMLARI DA BU SİSTEME ALET EDİLİYOR” İDDİASI Mahmut Şahin ise olayın sadece bireysel birkaç vakayla sınırlı olmadığını savunarak, daha geniş bir yapıya işaret etti. Şahin, “Bu durum gayet hesaplanmış ve planlı şekilde yürütülen bir sistem. Kamu kurumları da farkında olmadan bu düzene alet ediliyor. Sadece icra dosyalarında değil, bazı yaralanmalı vakalarda dahi çeşitli aracılar üzerinden komisyon ilişkileri kurulduğuna dair ciddi iddialar var” dedi. “IBAN DAVA DOSYASINDA YER ALMALI” Sorunun çözümüne yönelik önerilerini de paylaşan Şahin, yasal bir düzenleme çağrısında bulundu. Şahin, “Avukatların IBAN bilgileri mutlaka dava dosyasında yer almalı. Kaybeden taraf, avukata ulaşmak zorunda kalmadan borcunu doğrudan ödeyebilmeli. Aksi halde kötü niyetli uygulamalar devam eder ve vatandaş mağdur olur” ifadelerini kullandı. “İKİ KEZ VEKÂLET ÜCRETİ ALINIYOR” İDDİASI Bazı avukatların bu yöntemle iki ayrı vekâlet ücreti aldığını öne süren Şahin, bunun açık bir haksız kazanç olduğunu belirterek, “IBAN vermeyip ertesi gün icra takibi başlatan avukatlar, hem ilk dosyadan hem de icra sürecinden vekâlet ücreti alıyor. Bu kabul edilemez. Bir an önce bu uygulamaya son verilmesi ve gerekli yaptırımların uygulanması gerekiyor” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.