#Ayrımcılık

- Ayrımcılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ayrımcılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İZMİR'DE HALK PLAJI SALDIRGANI İÇİN 3 YIL HAPİS İSTEMİ Haber

İZMİR'DE HALK PLAJI SALDIRGANI İÇİN 3 YIL HAPİS İSTEMİ

İzmir'in Seferihisar ilçesinde bir plajda şezlong yeri yüzünden çıkan tartışmada başörtülü kadına 'nefret ve ayrımcılık' içeren ifadeler sarf ettiği gerekçesiyle tutuklanan şüpheli hakkında, ‘din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle bir kişinin kamuya arz edilmiş hizmetten yararlanmasını engelleme' suçundan 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. GÖZALTINA ALINIP TUTUKLANMIŞTI Olay, 3 Temmuz günü saat 18.00 sıralarında Mersinalanı Mahallesi'nde bulunan bir plajda meydana gelmişti. İddiaya göre, plajda bulunan kadınlar arasında 'şezlong' yeri nedeniyle çıkan tartışmada İ.A., A.A.'ya 'nefret ve ayrımcılık' içeren ifadeler sarf etmişti. A.A. şikayetçi olurken, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan İ.A., ilk etapta adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış ancak Seferihisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan itiraz üzerine yeniden gözaltına alınıp tutuklanmıştı. 3 YILA KADAR HAPSİ İSTENDİ Olayla ilgili yürütülen soruşturmanın tamamlanmasının ardından İ.A. hakkında iddianame hazırlandı. İddianamede, şüpheli İ.A.'nın mağdurlar A.A. ve S.G.'nin yanına gelerek, "Buraya para ödedik mi?" diye sorduğu, mağdurların "Hayır" yanıtını vermesi üzerine ise hakaret içerikli söylemlerde bulunduğu kaydedildi. "SEN KİMSİN, BURALAR BİZİM" Olayın devamında İ.A.'nın, S.G.'nin başörtülü olmasını hedef alarak eliyle işaretlerde bulunduğu ve "Defol git, hadi yallah, hadi yallah, hadi" dediği belirtildi. Şüphelinin ayrıca S.G.'nin plajda oturduğu sandalyeyi iterek yere düşürdüğü ve "Sen kimsin, buralar bizim" şeklinde sözler sarf ettiği de iddianamede detaylarıyla yer aldı. Alınan ifadeler ve toplanan deliller ışığında İ.A. hakkında, ‘din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle bir kişinin kamuya arz edilmiş hizmetten yararlanmasını engelleme' suçundan 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Öte yandan, şüpheli hakkında 'hakaret' suçundan ise kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildiği öğrenildi.

KESK KADIN MECLİSİ'NDEN İZMİRLİ ÖĞRETMENİN ÖLÜMÜNE TEPKİ Haber

KESK KADIN MECLİSİ'NDEN İZMİRLİ ÖĞRETMENİN ÖLÜMÜNE TEPKİ

Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) İzmir Kadın Meclisi, Ağrı’da görev yapan İzmirli öğretmen Irmak Ayşe Koparan’ın 7 Haziran’da şüpheli şekilde hayatını kaybetmesi ile ilgili açıklaması paylaştı. 24 yaşındaki Irmak öğretmenin şüpheli ölümü üzerine Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştı. KESK Kadın meclisi açıklamasında olayın bireysel durum olarak değerlendirilmesinin kabul edilemez olduğu vurgulandı. Açıklamada sorumluların korunmasına yönelik şüplerin olduğu ifade edildi. ''BU SADECE BİR ÖLÜM HABERİ DEĞİL'' ''Bu sedece bir ölüm haberi değil; kadınların yaşam hakkını, güvenli çalışma koşullarını ve kamusal sorumluluğu doğrudan ilgilendiren ciddi bir toplumsal ve hukuki meseledir'' diyen kadın meclisinin açıklamsı şöyle: Ağrı'nın Hamur ilçesinde görev yapan Okul Öncesi Öğretmeni Irmak Ayşe Koparan'ın ölümü hepimizi derinden sarsmıştır. Kadın eğitim emekçisinin yaşamdan koparılması yalnızca bir ölüm haberi değil; kadınların yaşam hakkını, güvenli çalışma koşullarını ve kamusal sorumluluğu doğrudan ilgilendiren ciddi bir toplumsal ve hukuki meseledir. Öncelikle Irmak Ayşe Koparan'ın ailesine, yakınlarına, öğrencilerine, çalışma arkadaşlarına ve tüm eğitim emekçilerine başsağlığı diliyoruz. Bugün kamuoyuna yansıyan bilgiler, Irmak öğretmenin çalışma yaşamında çeşitli baskılar, yalnızlaştırma ve mobbing iddialarıyla karşı karşıya kaldığını göstermektedir. Bu nedenle olayın herhangi bir biçimde aceleyle sonuçlandırılması ya da yalnızca bireysel bir durum olarak değerlendirilmesi kabul edilemez. Ölümün ardındaki tüm koşullar; varsa idari ihmaller, mobbing uygulamaları, psikolojik baskılar, şiddet, görevi kötüye kullanma, başvuruların dikkate alınmaması ve koruma mekanizmalarının işletilmemesi dahil olmak üzere bağımsız, etkin ve şeffaf bir soruşturmayla ortaya çıkarılmalıdır. KADINLARIN MARUZ KALDIĞI BASKI VE AYRIMCILIK MOBBİNG VE HAK İHLALLERİNİ BÜYÜTMEKTEDİR Kadın eğitim emekçileri özellikle görev yaptıkları kentlerden uzakta, güvencesiz barınma koşulları, yalnızlaştırma, idari keyfiyet, ayrımcılık ve şiddet riskiyle karşı karşıya bırakılmaktadır. Bu tablo, kadınların yaşamını ve emeğini korumakta yetersiz kalan politikaların sonucudur. Kadınların maruz kaldığı şiddeti, baskıyı ve ayrımcılığı görünmez kılan anlayış; çalışma yaşamındaki mobbing ve hak ihlallerini de büyütmektedir. SORUMLULARIN KORUNMASINA İZİN VERİLMEMELİDİR Kadınların yaşam hakkını savunmak, yalnızca yaşanan ölümlerin ardından yas tutmakdeğil; bu ölümlere yol açan koşulları ortadan kaldırmak için mücadele etmektir. Irmak Ayşe Koparan'ın ölümünün üzerinin örtülmesine, gerçeğin karartılmasına ve sorumluların korunmasına izin verilmemelidir. KESK İzmir Kadın Meclisi olarak; Olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını, Tüm iddiaların etkin ve bağımsız biçimde soruşturulmasını, Kadın eğitim emekçilerinin güvenli çalışma ve yaşam koşullarının sağlanmasını, Mobbing, şiddet ve ayrımcılığa karşı etkili koruma mekanizmalarının işletilmesini talep ediyoruz. Irmak Ayşe Koparan adına ailesinin, yakınlarının ve tüm eğitim emekçilerinin acısını paylaşıyoruz. Kadın eğitim emekçileri yalnız değildir. Yaşam hakkımızdan, emeğimizden ve eşitlik mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.''

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.