#Azerbaycan

- Azerbaycan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Azerbaycan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ÖMER ÇELİK: “ÖZEL BU GİDİŞLE CHP’Yİ DE TARİHTEN SİLECEK” Haber

ÖMER ÇELİK: “ÖZEL BU GİDİŞLE CHP’Yİ DE TARİHTEN SİLECEK”

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik sert eleştirilerde bulunarak, “Silgisi kaleminden önce bitiyor, bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek” ifadelerini kullandı. Çelik, uluslararası gündeme ilişkin de dikkat çeken mesajlar verdi. “İDDİALARINI YARGIYA TAŞISIN” Özgür Özel’in bazı iddialarına tepki gösteren Çelik, ortaya atılan suçlamaların delilsiz olduğunu savundu. Çelik, “Bir siyasetçi iddia ortaya koyuyorsa elinde belge ve delil olmalı, varsa yargıya gitsin” dedi. “SAVAŞ DURMALI, MÜZAKERE BAŞLAMALI” Orta Doğu’daki gerilime de değinen Çelik, İran’a yönelik saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirterek, “Bir an evvel savaş durmalı, müzakere masası kurulmalı” çağrısında bulundu. “İSRAİL, LÜBNAN’I GAZZELEŞTİRMEYE ÇALIŞIYOR” İsrail’in bölgedeki operasyonlarını eleştiren Çelik, “İsrail net bir biçimde Lübnan’ı Gazzeleştirmeye çalışıyor. Siviller hedef alınıyor, büyük bir insani kriz yaşanıyor” ifadelerini kullandı. “MEZHEP TARTIŞMALARI TÜRKİYE’YE ZARAR VERİR” Bölgedeki gelişmelerin mezhep üzerinden değerlendirilmesinin yanlış olduğunu vurgulayan Çelik, bu tür tartışmaların Türkiye’ye fayda sağlamayacağını söyledi. “TÜRKİYE ATEŞTEN UZAK DURACAK” Türkiye’nin dış politikada dengeli bir tutum sergilediğini belirten Çelik, “Türkiye, bu ateşin içine çekilmeye çalışılıyor ancak ana iradesiyle bu ateşten uzak duracaktır” dedi. AZERBAYCAN MESAJI Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilere de değinen Çelik, iki ülke arasındaki kardeşliğin güçlü şekilde devam ettiğini vurgulayarak, “İki devlet tek millet anlayışımız sürüyor” diye konuştu.

MHP GENEL BAŞKANI BAHÇELİ’DEN ÖZGÜR ÖZEL’E SERT SÖZLER Haber

MHP GENEL BAŞKANI BAHÇELİ’DEN ÖZGÜR ÖZEL’E SERT SÖZLER

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada hem bölgesel gelişmeleri hem de iç politikayı değerlendirdi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in savunma sistemleri ve savaş uçaklarıyla ilgili açıklamalarına sert tepki gösteren Bahçeli, “Sen balıkları düşündüğün kadar Türkiye’yi düşünseydin bugünkü zırvalarınla rezil olmazdın” dedi. “BÖLGEMİZ ÇOK TEHLİKELİ BİR SÜRECE SÜRÜKLENİYOR” Orta Doğu’daki gelişmelere değinen Bahçeli, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının bölgede şiddeti artırdığını belirtti. Savaşın giderek ağır sonuçlar doğurduğunu söyleyen Bahçeli, askeri çatışmanın yanı sıra psikolojik, dijital ve propaganda savaşlarının da sürdüğünü ifade etti. Bahçeli, “Bölgemizi içinden nasıl çıkılacağı meçhul ve muamma olan çok tehlikeli bir akıl tutulması sarmıştır. Şiddet ve yıkım her geçen gün artmaktadır” dedi. “GAZZE’DE ÖLEN ÇOCUKLAR BİR PENGUEN KADAR ÖNEMLİ DEĞİL Mİ?” Gazze’de yaşanan sivil kayıplara da değinen Bahçeli, uluslararası toplumun çifte standart uyguladığını söyledi. Bahçeli, “Gazze’de soykırıma uğrayan 50 bin çocuğun, İran’da hayatını kaybeden çocukların dramı bir penguen kadar önemli değil mi? Eğer ölenler çocuk değil de penguen olsaydı küresel yas mı ilan edilecekti?” ifadelerini kullandı. “KÜRT KARDEŞLERİMİZ SATILIK DEĞİLDİR” Konuşmasında Orta Doğu’da etnik ve mezhepsel çatışma çıkarılmak istendiğini savunan Bahçeli, Türk-Kürt kardeşliğine vurgu yaptı. Bahçeli, “Kürt kardeşlerimiz satılık değildir, kiralık değildir, tetikçi değildir. Türk ile Kürt kader ortağıdır” dedi. TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİNE DİKKAT ÇEKTİ İran’dan ateşlenen bazı füze ve İHA’ların Türkiye ve Azerbaycan hava sahasına risk oluşturduğunu belirten Bahçeli, Türkiye’nin egemenlik haklarının ihlal edilemeyeceğini söyledi. Bahçeli, Türkiye ile İran’ı karşı karşıya getirmeye yönelik provokasyonlara karşı dikkatli olunması gerektiğini ifade etti. “HÜRMÜZ BOĞAZI’NIN KAPANMASI ENERJİ PİYASALARINI ETKİLİYOR” ABD-İsrail saldırılarının küresel enerji piyasalarını da etkilediğini belirten Bahçeli, dünya petrol ticaretinin önemli bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ciddi sonuçlar doğurduğunu dile getirdi. Bahçeli, bölgede barışın sağlanması için diplomasi ve diyalog çağrısı yaparak Türkiye’nin arabuluculuk rolü üstlenebileceğini söyledi. ÖZGÜR ÖZEL’E SERT TEPKİ Bahçeli, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Türkiye’nin savunma sanayisine yönelik eleştirilerine de yanıt verdi. “Sinop’taki füze testleri karşısında ‘yapmayın balıklar korkuyor’ diyen bir şahsın ciddiye alınacak hiçbir yanı yoktur” diyen Bahçeli, “Sen balıkları düşündüğün kadar Türkiye’yi düşünseydin bugünkü zırvalarınla açığa düşmez, rezil olmazdın” ifadelerini kullandı. İMAMOĞLU DAVASINA DA DEĞİNDİ Bahçeli ayrıca İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu davaya değinerek, mahkeme salonunda selamlama konuşması yapılmasının doğru olmadığını savundu. Bahçeli, davanın en kısa sürede sonuçlandırılması gerektiğini belirterek, “Hiç kimse hukukun üstünde değildir. İddianamedeki suçlamaların açıklığa kavuşması gerekmektedir” dedi.

AYETULLAH ALİ HAMANEY: İRAN'IN ÖLDÜRÜLEN DİNİ LİDERİ KİMDİR? Haber

AYETULLAH ALİ HAMANEY: İRAN'IN ÖLDÜRÜLEN DİNİ LİDERİ KİMDİR?

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında hayatını kaybettiği açıklanan İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, 1989’dan bu yana ülkenin en güçlü makamı olan “Rehber” görevini yürütüyordu. İran İslam Devrimi’nden bugüne uzanan siyasi kariyeri, ülkenin iç ve dış politikasında derin izler bıraktı. İRAN’IN EN GÜÇLÜ İSMİ HAYATINI KAYBETTİ ABD ve İsrail’in İran’a yönelik düzenlediği saldırılarda İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in hayatını kaybettiği bildirildi. İran devlet televizyonu saldırının ardından Hamaney’in ölümünü doğrularken, ülkede 40 günlük ulusal yas ilan edildi. Yaklaşık 36 yıldır İran’da “Rehber” makamını elinde bulunduran Hamaney’in ölümü, hem İran iç siyaseti hem de Orta Doğu’daki güç dengeleri açısından tarihi bir kırılma olarak değerlendiriliyor. İran yönetimi, saldırının ülkenin en üst düzey güvenlik noktalarını hedef aldığını ve rejimin zirvesine yönelik en ağır darbe olduğunu vurguladı. AZERBAYCAN KÖKENLİ BİR DİN ADAMININ OĞLU Ali Hamaney, 19 Nisan 1939’da İran’ın Meşhed kentinde dünyaya geldi. Babası Ayetullah Cevad Hamaney, Azerbaycan kökenli bir din adamıydı. Ailesi İran’daki Azerbaycan Türkü topluluğuna mensuptu. Mütevazı bir dini çevrede büyüyen Hamaney, küçük yaşlarda medrese eğitimine başladı. Daha sonra Şii dünyasının önemli ilim merkezlerinden biri olan Kum kentinde dini eğitimini sürdürdü. Gençlik yıllarında İran İslam Devrimi’nin lideri olacak Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin fikirlerinden etkilendi ve 1960’lı yıllarda Şah rejimine karşı yürütülen muhalif faaliyetlerde aktif rol aldı. ŞAH REJİMİNE KARŞI MÜCADELE Hamaney, Şah yönetimine karşı yürütülen muhalif faaliyetler nedeniyle birkaç kez tutuklandı ve sorgulamalardan geçti. Bazı dönemlerde sürgüne gönderildi. Yakın çevresinin aktardığına göre Hamaney bu dönemde özellikle “bağımsızlık” ve “anti-emperyalizm” kavramları üzerinde duruyordu. Şah yönetimini dış güçlere bağımlı bir sistem olarak eleştiriyor ve İran’ın kendi siyasi iradesini oluşturması gerektiğini savunuyordu. DEVRİM SONRASI HIZLI YÜKSELİŞ 1979’daki İran İslam Devrimi sonrasında Hamaney’in siyasi kariyeri hızla yükseldi. Devrim Konseyi üyeliği, Savunma Bakan Yardımcılığı ve Tahran Cuma İmamlığı gibi önemli görevlerde bulundu. 1981 yılında düzenlenen bir bombalı saldırıda ağır yaralandı ve sağ kolu kısmen felç kaldı. Bu olaydan sonra İran’da kendisine “yaşayan şehit” lakabı verildi. Aynı yıl İran Cumhurbaşkanı seçilen Hamaney, 1989 yılına kadar iki dönem bu görevde kaldı. Cumhurbaşkanlığı döneminde İran-Irak Savaşı’nın en kritik yıllarında ülke yönetiminde yer aldı. 1989’DAN İTİBAREN İRAN’IN “REHBERİ” 1989 yılında İran İslam Devrimi’nin lideri Ayetullah Humeyni’nin ölümünün ardından Hamaney, ülkenin en üst siyasi ve dini makamı olan “Velayet-i Fakih” yani dini liderlik görevine seçildi. Bu makam İran’da son derece geniş yetkilere sahip. Rehber; Silahlı kuvvetlerin başkomutanlığını yürütüyor. Yargı başkanını atıyor. Devlet televizyonunu denetliyor. Stratejik siyasi kararlar üzerinde belirleyici rol oynuyor. Hamaney, bu yetkileri yaklaşık 36 yıl boyunca kullandı ve İran siyasetinde merkezi bir figür haline geldi. SERT DIŞ POLİTİKA ÇİZGİSİ Hamaney’in liderliği döneminde İran, özellikle ABD ve İsrail karşıtı söylemin devlet politikasına dönüştüğü bir dönem yaşadı. İran’ın nükleer programı, bölgedeki müttefik silahlı gruplara verilen destek ve “Direniş Ekseni” olarak adlandırılan stratejik ittifak ağı bu dönemde güç kazandı. Hamaney birçok konuşmasında ABD’yi “küresel baskı düzeninin merkezi”, İsrail’i ise “bölgesel istikrarsızlığın kaynağı” olarak nitelendirdi. İRAN’DA YENİ DÖNEM BAŞLIYOR Hamaney’in ölümünün ardından İran’da anayasal süreç gereği Uzmanlar Meclisi’nin yeni bir dini lider seçmesi bekleniyor. Ancak saldırının doğrudan rejimin zirvesini hedef almış olması ve bölgedeki gerilim, geçiş sürecinin siyasi ve güvenlik boyutlarını daha da kritik hale getiriyor. 36 yıl boyunca İran siyasetinin merkezinde yer alan Hamaney’in ölümü, ülkenin yönetim yapısında yeni güç dengelerinin ortaya çıkabileceği bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.

26 ŞUBAT 1992: HOCALI KATLİAMI - HOCALI SOYKIRIMI Haber

26 ŞUBAT 1992: HOCALI KATLİAMI - HOCALI SOYKIRIMI

Hocalı Katliamı; Karabağ Savaşı sırasında 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşanan ve Azeri sivillerin Ermenistan'a bağlı kuvvetler tarafından toplu şekilde öldürülmesi olayıdır. Katliam, Ermenistan'ın ve 366. Motorize Piyade Alayı desteğindeki Ermeni güçleri tarafından gerçekleştirilmiştir. İnsan Hakları İzleme Örgütü, Hocalı Katliamı'nı Dağlık Karabağ'ın işgalinden bu yana gerçekleşen en kapsamlı sivil katliamı olarak nitelendirmiştir. Azerbaycan'ın resmî açıklamasına göre bu saldırıda 106'sı kadın, 83'ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azeri öldürülmüştür. KATLİAMIN BAŞLANGICI Dağlık Karabağ bölgesinin en önemli tepelerinden olan Hocalı kasabası, Ermeni güçleri için önemli bir askerî hedef niteliği taşımaktaydı. Kasaba Hankendi'yle Ağdam'ı bağlayan yolun üzerindeki, bölgenin tek havalimanı için üs konumu özelliği taşıyordu. İnsan Hakları İzleme Örgütü raporuna göre Hocalı kasabası Hankendi'yi top ateşine tutan Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri tarafından üs olarak kullanıldığı için Ermeni kuvvetlerinin hedefi haline gelmiş ve hocalı Ermeniler tarafından top ateşine tutulmaktaydı. 1991 yılının Aralık ayında ise Hankendi çevresinde yerleşik Azerilerin yaşadığı Kerkicahan kasabasının alınmasından sonra, Hocalı kasabası tamamen Ermeni ablukası altında kaldı. 30 Ekim gününden itibaren bölgeye karayoluyla ulaşım kapanmıştı. Tek ulaşım vasıtası olarak helikopter kalmıştı. 20 Kasım 1991'de Hocavend semalarında Mi-8 tipi helikopterin Ermeni kuvvetleri tarafından vuruldu. Bu saldırı, Azerbaycan devlet görevlileri, Rus ve Kazak gözlemciler dahil 20 kişinin ölümüne neden oldu. Bu noktadan sonra hava ulaşımı da kesilmişti. İşgalden önce 1991-1992 kış aylarında Hocalı sürekli olarak bombalanıyordu. Üstelik, saldırı öncesindeki birkaç ay kasabaye elektrik ve gaz ikmali de yapılamamıştı. Hocalıdan çıkan mültecilerin İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne aktardıklarına göre, bazı günler bombardımanlar açıkça sivil hedeflere karşı yönlendirilmiştir. Savaş öncesi 2.605 hanede 11.356 kişinin yaşadığı Hocalı kasabası 26 Şubat 1992 tarihinde yağmalandı ve kasaba tamamen yok edildi. Uzun süre kasabada kalan yüzlerce cesedin alınması bile mümkün olmadı. Hocalı Alef Hacıyev komutasındaki yaklaşık 160 hafif silahlı kişiden oluşan Özel Polis Gücü (OMON) birlikleri tarafından savunulmaktaydı. İlaveten 200 kişilik savunma kuvveti bulunuyordu. KATLİAMIN ACI BİLANÇOSU Ermeni güçleri, 1992 yılının 25 Şubat'ı 26 Şubat'a bağlayan gecede bölgedeki 366. Alayın da desteği ile giriş ve çıkışını kapadığı Hocalı kasabasında, Azeri resmî kaynaklarına göre, 83'ü çocuk, 106'sı kadın ve 70'ten fazla yaşlı kişiyle birlikte 613 kasaba sakinini öldürüldü. Katliamda 487 kişi de ağır yaralanmıştır. 1275 kişi ise rehin alındı, 150 kişi ise kayboldu. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde bir çoğunun yakıldığı, gözlerinin oyulduğu, başlarının kesildiği görülmüştür. Hamile kadınlar ve çocukları da maruz kaldığı tespit edilmiştir. KATLİAM GÜNLÜĞÜ Eski ASALA eylemcilerinden Monte Melkonyan, Hocalı'ya yakın bölgede Ermeni askerî birliklere komutanlık yapmış ve katliamdan bir gün sonra Hocalı çevresinde gördüklerini günlüğünde anlatmıştır. Melkonyan'ın ölümünden sonra, Markar Melkonyan kardeşinin günlüğünü Benim Kardeşimin Yolu (My Brother's Road) başlığıyla ABD'de çıkardığı kitapta Hocalı Katliamı'nı şöyle tasvir edecekti: ''Bir gece önce akşam 11 civarında, 2.000 Ermeni savaşçısı, Hocalı'nın üç tarafındaki yüksekliklerden ilerleyerek, kasaba sakinlerini doğudaki açılışa doğru sıkıştırmışlar. 26 Şubat sabahına kadar mülteciler Dağlık Karabağ'ın doğu yüksekliklerine ulaşmış ve aşağıdaki Azeri kenti olan Ağdam'a doğru inmeye başlamışlar. Buradaki tepeciklerde yerleşen sivilleri güvenli arazide takip eden Dağlık Karabağ askerleri onlara ulaşmışlar. Mülteci kadın Reise Aslanova İnsan Hakları İzleme Örgütüne verdiği açıklamada "Onlar sürekli ateş ediyorlardı" diye konuşmuştu. Arabo'nun savaşçıları daha sonra uzun zaman kalçalarında taşıdıkları bıçakları kınlarından çıkartarak bıçaklamaya başlamışlar. Şu anda yalnız kuru çimenden esen rüzgârın sesi ıslık çalıyordu, ve ceset kokusunu uçurması için bu rüzgâr henüz erkendi. Monte üzerinde kadınların ve çocukların kırılmış kuklalar gibi saçıldığı çimene eğilerek 'Disiplin yok' diye fısıldadı. O bu günün önemini anlıyordu: bu gün Sumgayıt Pogromunun dördüncü yıldönümüne yaklaşıyordu. Hocalı stratejik bir amaç olmasından başka aynı zamanda bir öç alma eylemiydi.'' SOYKIRIMIN RESMEN TANINMASI İnsan Hakları İzleme Örgütü olayı Dağlık Karabağ Savaşı içerisinde yapılan en büyük katliam olarak nitelendirdi. Azerbaycan Parlamentosu 1994'te Hocalı'da yaşanan katliamı "soykırım" olduğunu ilan etti. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin 31 üyesi (12 Türkiye, 8 Azerbaycan, 3 Birleşik Krallık, 2 Arnavutluk, 1 Bulgaristan, 1 Lüksemburg, 1 Kuzey Makedonya, 1 Yugoslavya Federal Cumhuriyeti, 1 Norveç, 1 Polonya) tarafından imzalanan, ''Ermeniler tüm Hocalıları öldürdüler ve tüm şehri harap ettiler'' ifadesinin de yer alan ve 19. yüzyılın başlarından beri Ermenistan tarafından Azerilere karşı işlenen soykırım olarak tanınmaya adım atılması gerektiğini bütün parlamento üyelere söyleyen 324 nolu bildiri yayımladı. 2009 Şubat'ında Kaliforniya Eyalet Alt Senatosu'nun üyesi Felipe Fuentes, Azerbaycan cumhurbaşkanı İlham Aliyev'e yazdığı mektupta Hocalı olaylarını Azeri katliamı şeklinde nitelendirerek, kurbanların ailelerine başsağlığını sunmuştur. Meksika Cumhuriyet Senatosu da 2011'de Hocalı olaylarını soykırım olarak tanımıştır. SOYKIRIMI TANIYAN ÜLKELER Azerbaycan, Türkiye, Kuzey Kıbrıs, Meksika, Pakistan, Kolombiya, Çekya, Bosna-Hersek, Endonezya, Peru, İskoçya, Honduras, Sudan, Afganistan, Slovenya, Ürdün, Guatemala, Cibuti, Paraguay, Panama, Romanya, Sırbistan, Macaristan ,Avustralya, Kanada, Almanya, Ukrayna, Litvanya, Estonya, Bulgaristan, Malta. Fotoğraf: ANKA Enstitüsü (https://ankaenstitusu.com/cumhurbaskani-erdogan-bm-genel-kurulunda-hocali-soykirimina-da-deginebilirdi/)

BURSA TÜRKİYE'NİN FİDANCILIK MERKEZİ HALİNE GELDİ Haber

BURSA TÜRKİYE'NİN FİDANCILIK MERKEZİ HALİNE GELDİ

Her ne kadar sanayisi ile öne çıksa da Bursa, tarımsal üretimde de önemli bir paya sahip. İnegöl ilçesine bağlı kırsal Cerrah Mahallesi'ndeki Cerrah Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Mehmet Bayram, Cerrah'ın uzun yıllardır tohum anaç yani çöğür üretttiğini belirterek, kooperatifin 2007 yılında kurulduğunu ve 2011'den bu yana profesyonel faaliyet yürüttüğünü anlattı. Bayram, 2011 yılına kadar 60 civarında ortakları bulunduğunu, ziraat mühendisi çalıştırma zorunluluğu ve kendilerine rakip olan doku kültürü laboratuvarlarındaki üretimin artmasıyla ortak sayılarının bugün 30'a gerilediğini kaydetti. Bugün 600 dönüm üzerinde çöğür ve fidan üretimi yapıldığını dile getiren Bayram, şöyle konuştu: "Fidanın başlangıcı çöğürdür. Tohum anaç yani çöğür olmadan fidan olmaz. 2025 yılını hesap edersek yaklaşık 15 milyon çöğür üretimimiz oldu. Ayrıca 3 milyona yakın elma anacı üretiyoruz. Bunun yanında tohum anacını üretirken fidanını da üretiriz dedik ve ona başladık. Kimisi sadece çöğür kimi de hem çöğür hem fidan üretiyor. İnegöl'ü Bursa'yı içine katarsak bölgeye yaklaşık 7 milyon da fidan üretimi var. Sadece Cerrah olarak 20 milyon civarında çöğür ve fidan üretiyoruz." Kayısı tohumu Tokat'tan, kiraz Düzce'den, armut Ardahan'dan Türkiye'de fidan üreten ya da üretecek herkesin Cerrah'ı bildiğine dikkati çeken Bayram, "En sağlıklı çöğür, fidan üretimi Marmara'da, Bursa'da, İnegöl'de oluyor" dedi. İnegöllü çöğür üreticilerinin tohumlar için ülkenin farklı yerlerine gittiğini aktaran Bayram, "Mesela armut için Ardahan'a giderler. Orada dağda ormanda yabani armut tohumlarını toplarlar. Kayısı Tokat ve Erzincan dağlarından getirilir. Zerdalidir yabani kayısı. Kiraz tohumunu Düzce bölgesinin köylerinden temin ediyoruz. Erik, Bursa ve civarında var. Tohumlar İnegöl'e getirilir ve süreç başlar" ifadesini kullandı. 15 yılda Azerbaycan'a milyonlarca fidan gönderildi Tohumların Cerrah'da bir yıl içinde çöğüre dönüştüğünü anlatan Bayram, "Tohum anacı en sağlıklı anaçtır, çöğürdür. Bunlarla kurulan bahçeler terbiye edilmesi gerekiyor ki verimli bahçe oluşsun. Bugün Türkiye'de kurulan her meyve bahçesinde, Azerbaycan'da kurulan bahçelerin önemli bölümünde Cerrah imzası var. Bizdeki çöğür olmadan bahçe kurulamaz" dedi. Bayram, Azerbaycan'ın yanı sıra Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan ile Avvrupa, Ortadoğu ve Arap ülkelerine ihacatlarının olduğunu belirterek, "Azerbaycan son yıllarda meyvede büyük hamle yapıyor. 15 yıldır Azerbaycan'a milyonlarca çöğür ve fidan gönderildi. Oradaki bahçelerin büyük kısmı, Türkiye'den giden çöğür ve fidanlarla oluşturuldu" diye konuştu.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'DAN KARADENİZ, SURİYE VE GAZZE MESAJI Haber

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'DAN KARADENİZ, SURİYE VE GAZZE MESAJI

Suriye hükümetine her türlü desteği verdiklerini açıklayan Erdoğan, İsrail'in Suriye'deki eylemlerini ise bölgenin istikrarı önündeki en büyük engel olarak nitelendirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Sergi Salonu’nda düzenlenen 16. Büyükelçiler Konferansı’nda gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Karadeniz’de son dönemde yaşanan karşılıklı saldırıların seyrüsefer güvenliğini tehdit ettiğini vurgulayan Erdoğan, sivil gemilerin hedef alınmasının kimseye fayda sağlamayacağını söyledi. “Her iki tarafa da ikazlarımızı net bir şekilde iletiyoruz,” diyen Erdoğan, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin titizlikle uygulandığını belirtti. "SURİYE HÜKÜMETİNE HER TÜRLÜ DESTEĞİ VERİYORUZ" Erdoğan, konuşmasında Suriye krizine de değinerek, 8 Aralık 2024’te Esad rejiminin devrilmesiyle birlikte ülkenin önünde tarihi bir fırsat kapısının aralandığını belirtti. Cumhurbaşkanı Ahmed Şara liderliğinde olumlu gelişmeler yaşandığını dile getiren Erdoğan, Suriye’ye geri dönen mülteci sayısının 580 bini aştığını aktardı. DEAŞ ve diğer terör örgütlerinin varlığını da “önemli bir sorun alanı” olarak değerlendiren Erdoğan, Türkiye’nin bu konuda Suriye hükümetiyle işbirliğini sürdürdüğünü belirtti. “10 Mart Mutabakatı’nın uygulanması için gerekli telkinlerde bulunuyoruz,” dedi. "GAZZE YÜZ ÖLÇÜMÜYLE BÜYÜK BİR DRAM YAŞIYOR" İsrail’in Gazze saldırılarına da değinen Erdoğan, 2,3 milyon nüfusu olan 365 kilometrekarelik bölgede 200 bin tondan fazla bomba kullanıldığını söyledi. Gazze’nin Hiroşima’dan 14 kat fazla bombalandığını belirten Erdoğan, dünya kamuoyunun sessizliğini eleştirdi. “Soykırımdan önce Gazze, İstanbul’da Beykoz kadar bir alandı. On binlerce çocuk, bu enkazlar arasında hayata tutunmaya çalışıyor,” ifadelerini kullandı. "AZERBAYCAN VE ERMENİSTAN TARİHİ BİR ANLAŞMAYA YAKIN" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güney Kafkasya'daki gelişmelere de değinerek, Azerbaycan ile Ermenistan’ın barış anlaşmasına her zamankinden daha yakın olduğunu belirtti. Sürece paralel olarak Ermenistan’la normalleşme sürecinin sürdüğünü söyleyen Erdoğan, 2026 başında bazı sembolik adımlar atılacağını duyurdu. "TÜRKİYE'NİN GÜCÜ DIŞ POLİTİKADA DAHA DA ARTIYOR" Konuşmasında Türkiye’nin uluslararası gücüne dikkat çeken Erdoğan, 264 dış temsilcilikle geniş diplomatik ağa sahip olunduğunu hatırlattı. Savunma sanayii ihracatında 2028 hedefinin 11 milyar dolar olduğunu belirten Cumhurbaşkanı, “Türkiye Yüzyılı” vizyonuna uygun olarak diplomasi alanında da kararlı bir duruş sergilendiğini söyledi. “Karamsarlığa kapılmadan, yılmadan, yorulmadan Türkiye Yüzyılı hedefimize ilerleyeceğiz,” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca çevre, terörle mücadele, diaspora ve dış yatırımlar gibi pek çok alanda yürütülen çalışmalara değindi. Yıl boyunca 24 dış seyahat yaptığını ve 91 lideri Türkiye’de ağırladıklarını ifade eden Erdoğan, 2026’da Antalya’da yapılacak COP31 Zirvesi’nin de büyük önem taşıdığını belirtti.

BURSA - AZERBAYCAN ARASI AKADEMİK İŞ BİRLİĞİ Haber

BURSA - AZERBAYCAN ARASI AKADEMİK İŞ BİRLİĞİ

Bursa Uludağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zekeriyya Arı, resmi görüşmeler kapsamında Azerbaycan Sumgayıt Devlet Üniversitesi yöneticileriyle bir araya geldi. Ortak faaliyetlerin geliştirilmesi noktasında karar kılan taraflar, hazırlanan ikili işbirliği protokolüne imza attı. İmza töreninde konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zekeriyya Arı, Türk dünyası başta olmak üzere uluslararası arenada faaliyet gösteren tüm yükseköğretim kurumları ile ilişkilerin geliştirilmesine özen gösterdiklerinin altını çizdi. Kardeş ülke olarak gördükleri Azerbaycan’ın üniversiteleri ile geçmişten gelen yakın dostluklarının bulunduğunu aktaran Prof. Dr. Arı; "Üniversitemiz, Türk Dünyası Yükseköğretim Alanında ivme kazanan çalışmalarıyla dikkat çekmektedir. Özellikle Türk Devletleri Teşkilatı’nın öncül programı konumunda olan Orhun Değişim Programı kapsamında üniversitemizin yürüttüğü faaliyetler, bölgesel akademik bütünleşmeye ve Türk Dünyası üniversiteleri arasındaki işbirliğinin derinleşmesine katkılar sunmaktadır" dedi. Arı, Sumgayıt Devlet Üniversitesi ile de Orhun Değişim Programı dâhil olmak üzere çok boyutlu işbirliği imkânlarının geliştirilmesine yönelik ortaklık yürüteceklerini ifade etti. BUÜ, aynı zamanda Azerbaycan’ın Sumgayıt şehrinde gerçekleştirilen 1. Uluslararası Finans, Muhasebe, Denetim ve Dijitalleşme Sempozyumu’na da katkı sağladı. BUÜ’yü temsilen Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zekeriyya Arı’nın yer aldığı sempozyum; Türkiye başta olmak üzere, Türk dilinde eğitim veren 30’dan fazla üniversitenin temsilcilerini bir araya getirdi. Finans, muhasebe, denetim ve dijitalleşme alanlarındaki güncel gelişmelerin değerlendirildiği kapsamlı bir akademik platform olan sempozyumun açılışında Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zekeriyya Arı da konuşma yaptı. bursa, uludağ üniversitesi, Azerbaycan, Sumgayıt Devlet Üniversitesi, Prof. Dr. Zekeriyya Arı, iş birliği,

2 ASKER ŞEHİT OLMUŞTU: KOMUTANLAR DAHİL 4 KİŞİ İHRAÇ EDİLDİ Haber

2 ASKER ŞEHİT OLMUŞTU: KOMUTANLAR DAHİL 4 KİŞİ İHRAÇ EDİLDİ

Ayrıca olayla ilişkili 8 personele ise olaydaki kusur derecelerine göre disiplin cezaları verildi. Milli Savunma Bakanlığı, basın mensuplarının gündemdeki sorularına yönelik açıklamalarda bulundu. Bakanlık, Temmuz ayında İskenderun’da temel askerlik eğitimi sırasında sıvı kaybı nedeniyle iki askerin şehit olduğu olayın soruşturmasının tamamlandığını açıkladı. İnceleme sonucunda tabur komutanı dahil 4 personelin TSK'dan ihraç edildiği, 8 personel hakkında ise disiplin cezası uygulandığı bildirildi. İSKENDERUN DENİZ ER EĞİTİM ALAY KOMUTANLIĞINDA YAŞANAN OLAY Bakanlıktan yapılan açıklamalar şöyle: 25 Temmuz 2025 tarihinde, İskenderun Deniz Er Eğitim Alay Komutanlığında iki Mehmetçiğimizin şehit olduğu olay ile ilgili süreç büyük bir hassasiyetle yürütülmüş, İdari Tahkikat ve Adli Tıp raporları tamamlanmıştır. Bu kapsamda; olayda kastı, kusuru veya ihmali olan ve Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edilen, Alay ve Tabur Komutanı dâhil 4 personelin Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilmiş, 8 personele ise olaydaki kusur derecelerine göre çeşitli disiplin cezaları verilmiştir. Ayrıca adli süreç İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmektedir. Gücünü bağrından çıktığı asil Türk milletinin sevgisi, güveni ve dualarından alan kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; yaşanan olay ve gelişmelere ilişkin mevzuat doğrultusunda şimdiye kadar olduğu gibi açık ve şeffaf bir yaklaşım sergilemeye, kamuoyunu doğru ve zamanında bilgilendirmeye devam edecektir. Şehit olan kahraman Mehmetçiklerimize Allah'tan rahmet; kederli ailelerine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile asil milletimize başsağlığı ve sabır diliyoruz. AZERBAYCAN-GÜRCİSTAN SINIRINDA DÜŞEN C-130 UÇAĞI Azerbaycan-Gürcistan sınırında düşen C-130 tipi askeri kargo uçağımızın kara kutusu olarak tabir edilen FDR (Flight Data Recorder) ve CVDR (Cockpit Voice Data Recorder) cihazlarının TUSAŞ tesislerinde incelenmesine ve kaza kırım ekibimizin olay yerindeki çalışmalarına devam edilmektedir. Düşen uçağımıza ait enkaz parçaları Kayseri'de bulunan 2'nci Hava Bakım Fabrika Müdürlüğümüzde detaylı olarak incelenecektir. Yapılan ayrıntılı inceleme sonuçları kamuoyu ile paylaşılacaktır. Resmi açıklamalarımız haricinde yapılan haber ve yorumlara itibar edilmemesi önem arz etmektedir. TERÖR ÖRGÜTÜ PKK'NIN ZAP'TAN ÇEKİLME AÇIKLAMASI Bölücü terör örgütü PKK'nın silah bırakma ve fesih süreci, devletimizin ilgili kurumları tarafından büyük bir dikkatle yönetilmekte ve takip edilmektedir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.