#Basın Açıklaması

- Basın Açıklaması haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Basın Açıklaması haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İZMİRLİ'NİN CEMİL TUGAY TEPKİSİ: PROTESTOYA TOMA VE POLİS ENGELİ Haber

İZMİRLİ'NİN CEMİL TUGAY TEPKİSİ: PROTESTOYA TOMA VE POLİS ENGELİ

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye katılmasını protesto etmek amacıyla yürüyüş düzenlemek isteyen YENİ Partililer ile polis ekipleri arasında gerginlik yaşandı. Pasaport İskelesi önünde toplanan grubun yürüyüşüne, İzmir Valiliğince güzergâhta gösteri izni verilmediği gerekçesiyle müsaade edilmedi. Polis barikatlarını aşamayan protestocular, siyah çelenk bırakmayı planladıkları Kültürpark'ın Basmane Kapısı'na ulaşamadı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın CHP'den ayrıldıktan sonra AK Parti'ye katılması, İzmir'de protesto edildi. Aralarında YENİ Parti İzmir İl Teşkilatı yöneticileri ve partililerin de bulunduğu bir grup, Tugay'ın parti değiştirmesine tepki göstermek amacıyla Konak ilçesindeki Pasaport İskelesi önünde bir araya geldi. Burada basın açıklaması yapan grup, daha sonra yürüyüşe geçmek istedi. POLİS BARİKATIYLA KARŞILAŞTILAR İzmir Valiliği tarafından söz konusu güzergâhta yürüyüş ve gösteri yapılmasına izin verilmediği belirtilirken, çevik kuvvet ekipleri protestocuların ilerlemek istediği noktada barikat kurdu. Yürüyüşü sürdürmek isteyen grup ile polis ekipleri arasında kısa süreli gerginlik yaşandı. Polis barikatını geçemeyen protestocular, bu kez alanın diğer çıkışına yöneldi. Sokak aralarında slogan atarak ilerleyen grubun önü, güzergâhın devamında Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı (TOMA) ve polis ekiplerince yeniden kesildi. TOMA VE ÇEVİK KUVVETLE YÜRÜYÜŞ DURDURULDU Protestocuların yürüyüşe devam etmek istemesi üzerine caddede yeniden gerginlik yaşandı. Polis ekipleri, grubun belirlenen güzergâhta ilerlemesine izin vermezken, emniyet amirleri ile protestocuların temsilcileri arasında görüşme gerçekleştirildi. Görüşmelerin ardından kalabalığın polis yönlendirmesiyle bölgeden ayrılması sağlandı. SİYAH ÇELENK BASMANE KAPISI'NA ULAŞTIRILAMADI YENİ Partililerin protesto kapsamında Kültürpark'ın Basmane Kapısı'na siyah çelenk bırakmayı planladıkları öğrenildi. Ancak güzergâhta alınan güvenlik önlemleri ve polis ekiplerinin geçişe izin vermemesi nedeniyle yürüyüş planlanan noktada tamamlanamadı. Protestocular, yanlarında getirdikleri siyah çelenkle birlikte Basmane Çukuru önünde eylemi sonlandırdı. GÜVENLİK ÖNLEMLERİ BİR SÜRE DAHA DEVAM ETTİ Emniyet amirleri ile grup temsilcileri arasındaki görüşmelerin ardından protestocular bölgeden ayrıldı. Grubun dağılmasının ardından polis ekiplerinin çevredeki güvenlik önlemlerini bir süre daha sürdürdüğü bildirildi. Olay sırasında gözaltı veya yaralanma yaşandığına ilişkin bilgi paylaşılmadı.

KONAK BELEDİYESİ İŞÇİLERİ 2 EKİM'DE İŞ BIRAKIYOR Haber

KONAK BELEDİYESİ İŞÇİLERİ 2 EKİM'DE İŞ BIRAKIYOR

Konak Belediyesi çalışanları, ödenmeyen Toplu İş Sözleşmesi (TİS) hakları ve geriye dönük alacaklarının ödenmediği gerekçesiyle 2 Ekim Cuma günü, yarım günlük iş bırakmaya hazırlanıyor. İş bırakma haberi Tüm Bel-Sen İzmir 2 Nolu Şube üyesi işçilerin belediye binası önünde yapılan basın açıklamasıyla duyuruldu. Konak Belediyesi önünde dördüncü kez basın açıklaması yapan emekçiler, belediye yönetiminden somut bir ödeme takvimi talep ettiklerini ancak buna yanıt alamadıklarını söyledi. Geriye dönük alacakları ve ödenmeyen TİS hakları için yürüttükleri mücadele kapsamında bu kararı aldıklarını duyuran sendika üyesi çalışanlar, açıklamalarında temsili bir “Konak Belediyesi Emekçileri Borç Sandığı” ve içine koydukları, üzerinde “ödenemedi” yazılı temsili faturalarla Konak Belediyesi yönetimine seslerini duyurmaya çalıştı. ''NİLÜFER ÇINARLI MUTLU, DİYALOG KAPISNI KAPATTI'' Alacak haklarının sürekli ertelendiğini ve Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu'nun işçilerle yürütülmesi gereken diyalog yolunu kapattığını ifade eden çalışanlar, belediyenin yaşadığı mali sorunların sorumlusu olmadıklarını vurguladı. HAKKINI ARAYANIN GÖREV YERİ DEĞİŞTİRİLİYOR Açıklamada ayrıca alacakları için mücadele eden ve eylemelre katılan çalışanların görev yerlerinin keyfi olarak değiştirildiğini ifade edildi. Tüm Bel-Sen İzmir 2 No’lu Şube tarafından gerçekleştirilen açıklama şöyle: ''Konak Belediyesi emekçilerinin Toplu İş Sözleşmesi’nden doğan ve Ocak 2026’dan bu yana biriken geriye dönük alacakları ile son aylarda ödenmeyen TİS hakları için yürüttüğümüz mücadele kapsamında bugün yeniden burada toplanmış bulunuyoruz. Gerçekleştirdiğimiz genel üye toplantılarında da, üyelerimizin iradesi doğrultusunda önceliğimizin diyalog ve müzakere yoluyla sorunun çözülmesi olduğunu ifade etmiş; Belediye Yönetimi ile yapılacak görüşmede somut, uygulanabilir ve güvenilir bir ödeme takvimi talep etmiştik. 16 Eylül günü tarafımıza somut ve yazılı bir ödeme planı verileceği söylendi. Fakat Yönetim bunu da vermeyip Kasım ayını işaret etmişti. Bu gelişmelerin ardından bugün 4. basın açıklamamızı yapmak için buradayız. Ancak yönetim, bugüne kadar bizimle hiçbir şekilde diyaloğa geçmediği gibi, ses sistemimizi çalıştırmamız için elektrik sağlamamış ve araçları çektirerek bize alan dahi açmamıştır. Bizler dün, bugün ve yarın her gün yüz yüze geleceğiniz, aynı çalışma ortamını paylaştığınız iş arkadaşlarınızız. Yönetim olarak sizleri diyaloğa ve iletişime açık olmaya, sorunlarımızı birlikte konuşarak çözmeye davet ediyoruz. Sorunların diyalog yoluyla çözülmesini istiyoruz. Ancak diyalog, emekçilerin kazanılmış haklarının ertelenmesi anlamına gelmemelidir. Toplu İş Sözleşmesi ile kazanılmış haklar bir lütuf değildir. TİS’ ten doğan alacaklarımız en doğal haklarımızdır. Çalışanların haklarının sürekli olarak ertelenmesi ve diyalog yollarının kapatılması kabul edilemez. Belediyelerin mali sorunlarının sorumlusu emekçiler değildir. Okulların açıldığı bir dönemdeyiz. Faturalarımızı ve kredilerimizi ödeyemiyoruz ve çocuklarımızın temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyoruz. İcra takibiyle karşı karşıya kalan arkadaşlarımızın sayısı her geçen gün artıyor. Her ay ödemelerimizin ne zaman yapılacağını bilmeden, sürekli bir belirsizlik içinde yaşamak artık dayanılmaz hale gelmiştir. Ücret ve sosyal hakların zamanında ödenmemesi, çalışanların motivasyonunu ve verimliliğini düşürerek işyerinde huzuru bozmaktadır. Bizler işimizi yapmaya, Konak halkına hizmet üretmeye devam ediyoruz. Konak Belediyesi emekçilerinin Toplu İş Sözleşmesi'nden doğan ve aylardır ödenmeyen haklarının ödenmesi talebiyle sürdürdüğümüz mücadele devam ederken, sendikal hak ve özgürlükler açısından kabul edilemez bir uygulamayla daha karşı karşıyayız. Konak Belediyesi'nde gerçekleştirdiğimiz basın açıklaması ve demokratik eylemlere katılan sendikamızın Yürütme Kurulu üyesi ve delegesinin görev yerleri değiştirilmiştir. BU DEĞİŞİKLİKLERİN GEREKÇESİ NEDİR? Neden sendikal mücadelenin yükseldiği bir dönemde, eylemlere katılan arkadaşlarımızın görev yerleri değiştirilmektedir? Daha da önemlisi: Konak Belediyesi yönetimi kendi imzaladığı Toplu İş Sözleşmesi'ni okumuyor mu? İmza altına aldığımız TİS' in 17. maddesi son derece açıktır. Madde 17'de; “Sendikal faaliyetleri nedeniyle cezalandırılamaz; işyeri ve iş yerleri kendi rızası olmadan değiştirilemez.” hükmü yer almaktadır. ŞİMDİ SORUYORUZ: İmzaladığınız Toplu İş Sözleşmesi'nin gereğini neden yerine getirmiyorsunuz? Sendikal faaliyet yürütmek suç değildir. Basın açıklamasına katılmak suç değildir. TİS' ten doğan hakkını istemek suç değildir. Sendika yöneticisi veya temsilcisi olarak görev yapmak suç değildir. Tam tersine bunlar anayasal ve yasal güvence altındaki sendikal faaliyetlerdir. SENDİKAL HAKLARA SAYGI GÖSTERİN! Sendika yöneticileri ve temsilcileri üzerinde baskı oluşturabilecek uygulamalara son verin! Bizler Tüm Bel-Sen olarak yalnızca ekonomik ve sosyal haklarımız için mücadele etmiyoruz. Sendikal özgürlüğümüzü, örgütlenme hakkımızı ve imza altına aldığımız Toplu İş Sözleşmesi'nin uygulanmasını da savunuyoruz. BİR KEZ DAHA SÖYLÜYORUZ: İmza attığınız TİS'e uymalısınız! Sendikal faaliyeti cezalandıramazsınız! Temsilcilerin ve sendika yöneticilerinin görev yerlerini TİS' e aykırı biçimde değiştiremezsiniz! Konak Belediyesi emekçileri yalnız değildir. Haklarımızdan ve örgütlü mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz! BİZİM TALEBİMİZ AÇIKTIR! Konak Belediyesi Yönetimi’nden beklentimiz açıktır: Sendikal faaliyet nedeniyle görev yeri değiştirilen arkadaşlarımızın görev yerlerini eski haline getirilmesini istiyoruz! TİS’ten doğan geriye dönük alacaklarımızın, SDT ödemelerimizin ve diğer kazanılmış haklarımızın bir an önce ödenmesini istiyoruz. Artık belirsizlik istemiyoruz. Artık sözlü vaatlerle yetinmek istemiyoruz. Yakın bir tarih istiyoruz. Haklarımızı istiyoruz! Konak Belediyesi emekçileri olarak emeğimizin karşılığını almak için mücadelemizi sürdüreceğiz.Yönetim bu şekilde çağrılarımızın hepsine kulak tıkar ise 02 Ekim 2026 Cuma günü tekrar burada bütün örgütlü sendikalar olarak toplanıp basın açıklamamızı yaparak yarım gün iş bırakma uygulayacağız.''

SAĞLIKTA ŞİDDETİN SON ADRESİ MUDANYA OLDU Haber

SAĞLIKTA ŞİDDETİN SON ADRESİ MUDANYA OLDU

Bursa'da sağlık meslek örgütleri, Mudanya Devlet Hastanesi'nde görev yapan bir sağlık çalışanının hasta tarafından darbedilerek yaralanmasının ardından hastane önünde basın açıklaması yaptı. 25 Eylül 2026 Cuma günü Mudanya Devlet Hastanesi polikliniğinde görev yapan sağlık çalışanı, hizmet sunduğu bir hasta tarafından darbedildi. Saldırıda kafa travması geçiren ve elinde kırıklar oluşan sağlık çalışanı yaralandı. Yaşanan olayın ardından Bursa'daki sağlık örgütleri, bugün Mudanya Devlet Hastanesi önünde bir araya gelerek sağlıkta şiddete tepki gösterdi. Açıklamada "Sağlıkta şiddet insanlık suçudur" pankartı açılırken, sağlık çalışanlarının güvenli bir ortamda görev yapabilmesi gerektiği vurgulandı. Basın açıklamasına Bursa Tabip Odası, Birinci Basamak Sağlık Çalışanları Birlik ve Dayanışma Sendikası, Bursa Aile Hekimleri Derneği, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Bursa Şubesi, Türk Sağlık-Sen Bursa Şubesi, Genel Sağlık-İş Bursa Şubesi, Dev Sağlık-İş Bursa Şubesi ve Hekim Birliği Sendikası Bursa Şubesi üyeleri katıldı. Sağlık örgütleri adına açıklama yapan Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Ferda Firdin, sağlık kurumlarının korku ve şiddetle değil, güven ve şifa ile anılması gerektiğini belirtti. Firdin, sağlık çalışanlarının can güvenliği endişesi yaşamadan görev yapabilmesi gerektiğini ifade etti. Sağlıkta şiddetin yalnızca saldırıya uğrayan sağlık çalışanını değil, sağlık sistemini, çalışma barışını ve hastaların güvenli sağlık hizmetine erişim hakkını da etkilediğini belirten Firdin, yalnızca kınama açıklamalarıyla yetinilmemesi gerektiğini söyledi. HIZLI MÜDAHELE VE HUKUKİ SÜREÇ VURGUSU Sağlık örgütleri, şiddeti önlemeye yönelik güvenlik tedbirlerinin eksiksiz uygulanmasını, riskli durumlarda hızlı müdahale mekanizmalarının devreye sokulmasını ve saldırılarda hukuki süreçlerin etkin şekilde işletilmesini talep etti. Açıklamada, sağlık çalışanlarına yönelik hiçbir şiddet eyleminin kabul edilemeyeceği belirtilerek saldırıya uğrayan sağlık çalışanına geçmiş olsun dilekleri iletildi. Sağlık örgütleri, sağlıkta şiddetin normalleştirilmesine izin vermeyeceklerini vurguladı.

KAMU DÜZENİNİ KORUYAN ''ZABITA''YI KİM KORUYACAK? Haber

KAMU DÜZENİNİ KORUYAN ''ZABITA''YI KİM KORUYACAK?

Bursa'nın Mudanya ilçesi Güzelyalı Mahallesi'nde görevini yaptığı sırada fiziki saldırıya uğrayan zabıta memuru hastaneye kaldırılırken, olayın ardından Zabıta Derneği tarafından basın açıklaması düzenlendi. Açıklamayı yapan dernek avukatı Kardelen Akyüz, zabıta personeline yönelik sözlü ve fiziki saldırıların münferit olaylar olmadığını belirterek, zabıta personelinin daha güçlü hukuki ve kurumsal korumaya alınması çağrısında bulundu. Zabıta Haftası'nın kutlandığı günde meydana gelen olayda, Bursa Büyükşehir Belediyesi personelinin görevini yaptığı sırada fiziki saldırıya uğradığı, ayrıca hakaret ve tehditlere maruz kaldığı belirtildi. Saldırıya uğrayan zabıta memuru sağlık ekiplerince hastaneye kaldırılırken, olayla ilgili adli sürecin başlatıldığı öğrenildi. Yaşanan olayın ardından dernek tarafından düzenlenen basın açıklamasında konuşan Zabıta Derneği Avukatı Kardelen Akyüz, saldırıya uğrayan zabıta memuruna ve tüm zabıta teşkilatına geçmiş olsun dileklerini iletti. ''GÖREV BAŞINDA SALDIRIYA UĞRUYORUZ'' Görevli memurların gece gündüz kamu düzeninin, kent huzurunun ve vatandaşların güvenli yaşam hakkının korunması amacıyla görev yaptığını ifade eden Akyüz, görev başındaki kamu görevlilerine yönelik saldırıların kabul edilemez olduğunu söyledi. Akyüz, "Görevi başında vatandaşlarımızın huzuru, sağlığı ve güvenliği için çalışan bir kamu görevlisinin fiziki saldırıya maruz kalması münferit bir olay olarak görülemez. Öyle ki sadece derneğimize kayıtlı olan zabıta memurlarımız sözlü ve fiziki saldırılarla sık sık karşı karşıya kalmış ve 40'tan fazla adli olay tarafımıza intikal etmiştir" dedi. Son yaşanan olayın da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Akyüz, adli olayların artmasında birden fazla etkenin bulunduğunu ifade ederek, "Cezasızlık algısı, toplumun ekonomik şartları, şiddetin ve öfkenin normalleştirilmesi ve diğer birçok sebepten kaynaklı olarak her geçen gün adli olaylar artmaktadır. Adli olaylarda saldırganların birçok dosyada aynı şahıslar olması dikkat çekicidir" diye konuştu. ''SALDIRILAR KAMU OTORİTESİNEDİR'' Söz konusu saldırının yalnızca görev yapan personele karşı gerçekleştirilmiş bir saldırı olmadığını vurgulayan Akyüz, kamu otoritesi ve kamu hizmetinin de hedef alındığını söyledi. Akyüz, "Bir zabıtaya yönelik saldırı, yalnızca o zabıta memuruna yönelmiş bir saldırı değildir. Bu saldırı, kamu otoritesine, kamu hizmetine ve kent düzeninin sağlanmasına yönelmiş bir saldırıdır" ifadelerini kullandı. Zabıta ekiplerinin birçok olayda vatandaşların şikayet, istek ve önerileri doğrultusunda görev yaptığını belirten Akyüz, zabıtanın güvenliğinin kamu hizmetinin güvenliği anlamına geldiğini dile getirdi. "RİSKLERE KARŞI YETERLİ HUKUKİ KORUMAYA SAHİP DEĞİL" Zabıta personelinin kanunlarla kendisine verilen görev ve yetkileri yerine getirirken çeşitli risklerle karşı karşıya kaldığını ifade eden Akyüz, mevcut hukuki ve kurumsal koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Akyüz, ekiplerin iş yeri denetimlerinden seyyar satıcı kontrollerine, ruhsat ve işgal denetimlerinden çevre ve halk sağlığı uygulamalarına, tüketici haklarından pazar yerlerinin düzenlenmesine kadar geniş bir görev alanına sahip olduğunu belirtti. Şehirlerin büyümesi ve nüfusun artmasıyla birlikte zabıtanın görev alanının da genişlediğini kaydeden Akyüz, "Bu görevler doğrudan vatandaşla temas hâlinde ve çoğu zaman gerilimli saha şartlarında yerine getirilmektedir" dedi. ''BİZİ YALNIZ BIRAKMAYIN'' ÇAĞRISI Zabıta personelinin yaptığı işin niteliği, taşıdığı risk, çalışma şartları ve üstlendiği kamu gücü dikkate alınarak kendisine özgü bir hizmet sınıfının oluşturulması gerektiğini savunan Akyüz, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda zabıta personeline özgü "Zabıta Hizmetleri Sınıfı" oluşturulmasını talep etti. Akyüz, taleplerini şu şekilde sıraladı: "657 sayılı Kanun'da Zabıta Hizmetleri Sınıfı oluşturulmasını, görev sırasında karşılaşılan fiziki ve hukuki risklere karşı etkin koruma mekanizmalarının güçlendirilmesini, mesleğin taşıdığı risklerin özlük ve sosyal haklara yansıtılmasını, görev başında saldırıya uğrayan personelin yalnız bırakılmamasını talep ediyoruz." "HUKUKİ SÜRECİN TAKİPÇİSİYİZ" Mudanya Güzelyalı'da yaşanan saldırıyla ilgili adli sürecin takipçisi olacaklarını belirten Akyüz, gerekli hukuki işlemlerin titizlikle yürütülmesini beklediklerini söyledi. Akyüz, "Bizim mücadelemiz yarın aynı saldırıyla karşı karşıya kalabilecek bütün personel içindir. Bugün burada derneğimiz ve sendikalarımız ile birlikte tek bir iradeyi ortaya koyuyoruz: Kamu görevlisine yönelik şiddete hayır! Zabıta personeline yönelik saldırılara hayır! Kamu hizmetinin engellenmesine hayır!" dedi. Basın açıklamasında saldırıya uğrayan memurumuza destek veren sendikalara da teşekkür eden Akyüz, Tüm-Bel Sen, Türk Yerel Hizmet Sen, Bağımsız Yerel Hak Sen, Bem-Bir-Sen ve Yeni Yerel Sen temsilcilerine teşekkürlerini iletti. Akyüz, açıklamasını, "Kamu düzenini koruyanların da korunmaya hakkı vardır" sözleriyle tamamladı.

ELİF MAVİ'Yİ ÖLÜME GÖTÜREN SÜRÜCÜYE EV HAPSİ VERİLDİ Haber

ELİF MAVİ'Yİ ÖLÜME GÖTÜREN SÜRÜCÜYE EV HAPSİ VERİLDİ

Eskişehir'de 3 yaşındaki Elif Mavi Avli'nin hayatını kaybettiği kazanın güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Müşteki taraf, kazaya karışan sürücüye ev hapsi verilmesine ve bilirkişi raporuna itiraz etti. Olay, 4 Eylül Odunpazarı ilçesi Vişnelik Mahallesi Çolpan Sokak'ta meydana gelmişti. Edinilen bilgilere göre; F.A.B. (40) isimli kadının kullandığı 26 AFU 319 plakalı otomobil, yolun karşısına geçmek isteyen Merve Avli ile kızı Elif Mavi Avli'ye çarpmıştı. Annenin hafif sıyrıklarla atlattığı kazada ağır yaralanan küçük çocuk, kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı. Elif Mavi Avli, Asri Mezarlığı'nda defnedilmişti. Gözaltına alınan sürücü F.A.B. hakkında ise ev hapsi cezası verilmişti. SÜRATLENEREK ÇARPTIĞI GÖRÜLDÜ 3 yaşındaki Elif Mavi Avli'nin hayatını kaybettiği kazanın güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Görüntüde, Merve Avli ile kızı Elif Mavi Avli'ye kaldırımdan yolun karşısına geçmeye çalıştığı esnada Çolpan Sokak ile Seda Sokak'ın kesiştiği noktadan geçen otomobilin süratlenerek çarptığı görüldü. Kazayı hafif sıyrıklarla atlatan annenin can havliyle kızını kucağına aldığı, çevrede panik anları ile ağır yaralı çocuğun hastaneye götürülmek üzere bir araca bindirildiği anlar kameraya yansıdı. ''HIZIM YAKLAŞIK 10-20 KİLOMETREYDİ'' Kazaya karışan otomobilin sürücüsü F.A.B. (40) isimli kadın, emniyetteki ifadesinde, "Hızım yaklaşık 10-20 kilometre idi. Bu sokak dar ve mahalle arası olduğu için ben hep yavaş seyrederim. Aracımla Seda Sokak kesişimine geldiğimde sağ taraftan bir araç önümden geçti. Arkasından bir araç daha geldi ve ben araca yol vermek için hızımı iyice yavaşlattım ve aracım ile durma noktasına kadar geldim. Ancak araç bana yol verdi ve ben geçtim. Çolpan Sokak üzerinde düz bir şekilde yoluma devam ettim. Seda Sokak'ı 5-10 metre geçtikten hemen sonra anne ve bir çocuğu aracımın bir anda önünde gördüm. Ben hemen frene bastım ancak mesafe çok yakın olduğu için çarptım ve kaza meydana geldi. Ve aracımı durdurdum. Araçtan indiğimde kadın şahsı ayakta gördüm ve kız çocuğunu annesinin kucağında gördüm. Ancak ben olayın şoku ve yaşadığım korku ile bazı şeyleri tam olarak hatırlayamıyorum. Akabinde çevreden bir erkek vatandaş geldi ve çocuğu kucağına alarak hastaneye yetiştirmek istedi. Biz polis bekledik. Kazada kusurlu olduğumu düşünmüyorum. Yaşanan olaydan dolayı çok üzgünüm, keşke böyle bir olay yaşanmasaydı" dedi. BİLİRKİŞİ RAPORUNA İTİRAZ Elif Mavi Avli'nin acılı ailesi, kazaya karışan sürücüye ev hapsi cezası verilmesine itiraz etti. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Avukat Harun Günçay, "Vişnelik Mahallesi'nde gerçekleşen Elif Mavi kızımızın vahim kazası nazarında savcılığa vermiş olduğumuz adli kontrollere itiraz ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerimizi sunmuş bulunmaktayız. Elif Mavi kardeşimiz, kızımız, çocuğumuz 3 yaşında vahim bir kaza neticesinde hayatını kaybetmiştir. Dosya kapsamında şüpheli şahsa konutu terk etmeme nazarında, adli kontrol nazarında bir tedbir uygulanmıştır. Aile ve hukuki süreci yürüten avukatları ben Harun Günçay olarak adli kontrole itirazımızı sunmuş bulunmaktayız. Hukuki süreci de yakinen takip etmekteyiz. Dosya kapsamındaki adli rapor, yani bilirkişi raporu tamamen hukuka aykırı şekilde düzenlenmiştir. O konuda da itirazlarımızı yaptık. Tamamen hukuki süreci takip etme aşamasına geçmiş bulunmaktayız. Dosyadaki 3 yaşında bir kız çocuğunun vefatı, canını kaybedişini göz önünde bulundurularak ailenin de bir nebze olsun vicdanının, kalbinin soğuması için tutuklama nazarında bir talepte bulunduk. Çünkü mevcut bilirkişi raporunda kız çocuğumuzun 14 metre sürüklendiği şeklinde bir ibare geçiyor ve bu vahim kaza neticesinde şüpheli şahsın yüksek hızını da göz önünde bulundurularak aslında asli kusurlu olduğu, dosyadaki bilirkişi raporu nazarında kusurlu olması kanaatindeyiz. Bu yönde itirazlarımızı sunduk. Gerekli merciler nazarında kararın neticesini bekliyoruz şu anda" ifadelerini kullandı. "KIZIM İÇİN ADALET İSTİYORUM" Doğum gününü kutladıktan bir gün sonra kızını toprağa verdiğini söyleyen baba Fatih Avli, "Kızım için adalet istiyorum. Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın" dedi. Amca Ali Avli ise, "Ben bir gün önce yeğenime hediye seçtim, ertesi gün mezar yeri seçtim. O kişi bizden önce evine gitti. Adalet istiyoruz, başka bir şey istemiyoruz" şeklinde konuştu. Adliyenin önünde yapılan basın açıklaması sonrası anne Merve Avli, fenalık geçirdi. Bir sandalyeye oturtulan acılı anneyi yakınları sakinleştirmeye çalıştı.

BURSA'DA KIZIL GEYİK AV İHALESİNE TEPKİ Haber

BURSA'DA KIZIL GEYİK AV İHALESİNE TEPKİ

Bursa'nın İnegöl ilçesinde DOĞADER tarafından, yaban hayatının korunması amacıyla İnegöl Orman İşletme Müdürlüğü önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. Kızıl geyiklerin av turizmi adı altında öldürülmesine yönelik ihalenin iptal edilmesini isteyen DOĞADER, kararın doğaya, yaban hayatına ve İnegöl'ün gerçek turizm potansiyeline zarar vereceğini belirtti. DOĞADER tarafından yapılan açıklamada, yaşam alanları daraltılan ve orman alanları parçalanan yaban hayvanlarının korunması gerektiği vurgulanarak, kızıl geyiklerin av turizmi kapsamında öldürülmesine karşı çıkıldı. DOĞADER İnegöl Temsilcisi Barış Kama tarafından gerçekleştirilen açıklamada "Değerli doğaseverler bugün burada yaşam alanları daraltılan, orman alanları parçalanan yaban hayvanlarının en nadide canlılarından kızıl geyiğin av turizmi adı altında yapılmak istenen katliam ihalesinin iptal edilmesi talebiyle toplanmış bulunuyoruz. Bu kararı alanlar kimler ise, belli ki bu kişilerin İnegöl'ümüzün ne coğrafyasını ne tarihini ne de insanını tanımıyorlar. Tanısalardı böylesine değerli bir şehri tanıtmak için katliam turizmini seçmezlerdi. Şehrimizi tanımayan bu iş bilmez karar alıcılara ve bu kararı halen daha iptal ettirmeyen yöneticilere önce İnegöl'ümüzün gerçek turizm potansiyeline sahip alanlarını kısaca hatırlatalım. Aynı zamanda o bölgelerde devam eden ve yapılmak istenen kıyımı da anlatalım. Şimdiden yerli ve yabancı turistleri bölgeye çeken Kurşunlu'daki sıcak su kaynağının yakınında olan ve kaynağı besleyen Gedikpınar-Bozcaarmut Köyleri arasında yapılmak istenen, ağaç kıyımının şimdiden başlatıldığı ve daha binlerce ağacın yok edileceği altın madeni projesini iptal etsinler. Bu var olan turizm potansiyelini daha en başındayken bitirmeye çalışmasınlar. Bu arkadaşlar şehri tanıtmak isteselerdi, geçmiş tarihi Büyük İskender'e kadar giden Süpürtü Köyü yakınındaki, tarihi buluntuların çıktığı alanı hemen üzerinde bulunan ormanlık bölgeye taş ocağı izni verip dinamitle patlatma yaptırmazlardı. Şehri yönetenler İnegöl'ümüzü Turizm ile tanıtmak isteselerdi koca Bursa'nın çöpünün getirip Yeniyörük Köyü'ne dökülmesine izin vermezlerdi. Bu iş bilmezler bu kadar değer arasında, anlaşılan şunu düşünmüşler, iki üç avcı gelecek, güzelim geyikleri öldürecek ve şehir tanıtılacak. Bizler doğaseverler, hayvan hakları koruyucuları, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler, yani şehrin tüm bileşenleri olarak hep birlikte gerçek turizm projeleri için her zaman destek vermeye hazırız. Ancak öncesinde yetkililerden isteğimiz, bilmedikleri veya unuttukları, bu kadim şehrin coğrafyasını, ormanlarını, dağlarını önce bir gezsinler, o güzellikleri kendi gözleriyle görsünler ve en önemlisi de şehrin tarihini incelesinler.. Belli ki bu aklı tutulması esnasında şehrin tarihini de unutmuşlar, bizlerde bu sebeple ufak bir tarih hatırlatması da yapmak isteriz. Bursa'nın alınmasında önemli role sahip Anadolu Erenlerinden Hasan Baba, bilinen adıyla Geyikli Baba, Bursa'nın alınışında geyikleriyle birlikte savaşa katılmış, gazi olmuş, döneminin dervişidir. Geyikli Baba aynı zamanda bir doğal yaşam koruyucusudur. Geyiklerle arkadaş olmuş, onlarla yoldaşlık etmiş ve bölgeyi korumuştur. Eğer bugün Geyikli Baba yaşıyor olsaydı o güzel dağlardan kızıl geyikleriyle birlikte İnegöl'e iner ve o kararı alanların yanında değil, burada bizlerin yanında olurdu. Gerçek torunları o şahsiyetlerin hayat felsefelerini yaşatanlardır. Bu sebeptendir görmüş olduğunuz yazı ile geldik. Geyikli Baba'nın torunları burada, yetkililer nerede? Doğaseverler ve tüm bileşenler olarak bizlerin bu kararı alanlardan ve yöneticilerden talebi, katliam kararının ivedilikle geri çekilmesidir. Eğer çekmiyorlarsa bu ihaleye bizlerde gireceğiz. Gerekirse bu güzel canlılar için biçtikleri fiyat olan 225 bin lirayı aramızda toplayıp bu güzel canlıyı ve yaban hayatını korumaya devam edeceğiz. Çevresini, doğasını korumak için buraya gelen, gelemeyen ancak her daim destek vermiş, öldürmeyi değil yaşatmayı seçmiş herkese çok teşekkür ediyoruz" ifadelerine yer verildi.

''İZMİR'DE CHP İL BİNASINDA KADIN ÜYELER DARP EDİLDİ'' Haber

''İZMİR'DE CHP İL BİNASINDA KADIN ÜYELER DARP EDİLDİ''

İzmir'de CHP'nin zor gecesi... İzmir'de CHP il yönetiminde mutlak butlan yönetimi kararıyla başkanlık görevinden uzaklaştırılan Çağatay Güç, dün gece Utku Gümrükçü ve destekçilerinin adeta baskın yaptığı il binasında yaşanan olaylarla ilgili basın açıklaması yaptı. Konak ilçe başkanlığında düzenlenen basın toplantısına CHP İzmir milletvekilleri Murat Bakan ile Deniz Yücel de katıldı. ''ARKADAŞLAR SİLAHLI İNSANLAR GÖRDÜKLERİNİ SÖYLEDİ'' Kılıçdaroğlu yönetimi tarafından il başkanı olarak atanan Utku Gümrükçü ve destekçilerinin saat 23:00 sularında il başkanlığı binasına geldiğini söyleyen Çağatay Güç, “Tekin insanlar gelmedi. Arkadaşlar silahlı, bıçaklı insanlar gördüklerini söylediler. Kadınlarımıza ve gençlerimize zarar gelmesin diye sakin kalmaya çalıştık. Bu gelen insanlar tekin insanlar değiller. Kadınlarımızı ve gençlerimizi korumamız gerekiyordu. Orası bizim evimiz ve baba ocağımızdı” dedi. ''BAR FEDAİSİ GİBİ TİPLER İÇERİ GİRDİ, DIŞARIDA POLİSLER BEKLİYORDU'' Utku Gümrükçü ile gelen kişileri ''bar fedaisi gibi tipler'' olarak nitelendiren Güç, bu kişilerin bir anda içeriye girmeye çalıştığını, bağırışmalar üzerine aşağıya indiklerini ifade etti. Güç, tam da bu sırada dışarda polisler beklediğinin altını çizdi. “KÜFRETMİŞİZ GİBİ ALGI YAPIYORLAR; GİT BURADAN DEDİM'' Utku Gümrükçü'nün il binasındaki açıklamasında ileri sürdüğü gibi kendisine küfür etmediğini söyleyen Güç, ''Bugün değil yarın gelin dedik. Hatta atanan il başkanına ‘Senin bu gece burada ne işin var, git buradan’ dedim. Saat gece 23.00’te insan elinde çiçekle gelir mi? Ne yaptınız alkol masasından mı kalkıp geldiniz? Madem iyi niyetlisiniz verin valiliğe yazınızı, hukuk çerçevesinde süreci yürütelim' dedim. Biz küfretmişiz de onlar girmiş gibi algı yapmaya çalışıyorlar. Orada temiz yüzlü insanlar var. Adama ne işin var burada diyorum o bana küfür ettiler diyor. Bunlar süreci dağıtmaya çalışan, kötü insanlar'' dedi. ''KADINA EL KALDIRANIN, YUMRUK ATANIN CHP'DE NE İŞİ VAR?'' Çağatay Güç, Gümrükçü ve destekçilerinin il binasına gelişiyle yaşanan arbede sırasında kadın kollarından bir üyenin omzundan sakatlandığını, bir başka kadın üyenin yumrukla darp edildiğini, hastanede tedavi altında olan il yöneticisinin olduğunu açıkladı. Güç, ''Kadına yumruk atan, el kaldıran insanların CHP’de ne işi var?'' diye sordu. ''AL O KOLTUKTA OTUR KARDEŞİM. ADAM O HIRSLA OTURMAYA GELMİŞ'' Güç, Kılıçdaroğlu yönetimi ve onun İzmir'deki temsilcisi Utku Gümrükçü'nün ''AKP iktidarı tarafından CHP'ye yapılan darbeyi'' açıkca desteklediğini söyledi. Güç, konuşmasında ''Türkiye’deki seçmenin yüzde 40’ını temsil eden iktidara giden bir partiydik ve partimize AKP hükümeti tarafından darbe yapıldı. Bu arkadaşlar da sırf o koltukta oturmak için… Al o koltukta otur kardeşim. Adam o hırsla oturmaya gelmiş. Kime neyi anlatacaklar?” ifadelerini kullandı. Çağatay Güç, konuşmasını önümüzdeki günlerde Özgür Özel liderliğinde seçilmiş yönetimin il başkanları olarak süreci yürütecekleri açıklamasıyla tamamladı.

SABIR TAŞI ÇATLADI: MEMURLARDAN İLGİNÇ EYLEM! Haber

SABIR TAŞI ÇATLADI: MEMURLARDAN İLGİNÇ EYLEM!

Devlet Memurları Konfederasyonu (DMK), kamu çalışanları ve memur emeklilerinin ekonomik ve özlük haklarına ilişkin taleplerini dile getirmek amacıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde basın açıklaması yaptı. Eylemde, memurların uzun süredir karşılanmayan beklentilerini simgeleyen temsili "sabır taşı" balyozla kırıldı. "Memurun sabır taşı çatladı" sloganıyla gerçekleştirilen açıklamada, memur maaşları, emekli hakları, 3600 ek gösterge düzenlemesi ve mülakat uygulaması başta olmak üzere çeşitli talepler gündeme getirildi. "SOSYAL ADALET SORUNU VAR" Devlet Memurları Konfederasyonu Başkanı Ümit Demirel, kamu çalışanlarının ağırlaşan ekonomik koşullar altında yaşam mücadelesi verdiğini belirterek, memurların yalnızca geçinmek değil, insanca yaşayabilecek bir ücret talep ettiğini söyledi. Demirel, "Bir maaş, insanın başını yastığa huzurla koyabilmesidir. Bugün Türkiye'de yoksulluk sınırı 114 bin 500 liraya ulaşmışsa, memur maaşları bunun çok altında kalmışsa burada yalnızca bir ücret sorunu değil, sosyal adalet sorunu vardır" dedi. Kamu çalışanlarının maaşlarının büyük bölümünü kira, fatura ve temel ihtiyaçlara ayırmak zorunda kaldığını ifade eden Demirel, memurların ay sonunu borçlanarak geçirdiğini savundu. 3600 EK GÖSTERGE VE SEYYANEN ZAM TALEBİ Konfederasyon tarafından yapılan açıklamada; Birinci dereceye ulaşan tüm kamu görevlileri ve emekliler için 3600 ek gösterge düzenlemesinin hayata geçirilmesi,Memur emeklilerine seyyanen zam verilmesi,Kamu personeli alımlarında sözlü sınav (mülakat) uygulamasının kaldırılması,Ücretlerin yaşam koşullarına uygun seviyeye çıkarılması talepleri dile getirildi. "SABIR TAŞI" BALYOZLA KIRILDI Basın açıklamasının ardından memurların uzun süredir devam eden beklentilerini ve tükenen tahammülünü simgeleyen temsili "sabır taşı", katılımcılar tarafından balyozla kırıldı. Eylem boyunca "Adil ücret, onurlu yaşam", "Memura verilen sözler tutulsun" ve "Adalet, liyakat istiyoruz" sloganları atıldı. Yaklaşık bir saat süren etkinlik, taleplerin yeniden kamuoyuna duyurulmasının ardından olaysız şekilde sona erdi.

BAHÇELİ'NİN "YANINDAYIZ" DEDİĞİ ÖĞRETMENLERE SERT MÜDAHALE Haber

BAHÇELİ'NİN "YANINDAYIZ" DEDİĞİ ÖĞRETMENLERE SERT MÜDAHALE

Atama bekleyen ve mülakat uygulamasına tepki gösteren öğretmenlerin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) önünde yapmak istediği basın açıklamasına polis müdahale etti. Müdahale sırasında 14 öğretmen gözaltına alındı. Atama bekleyen öğretmenler ile çeşitli eğitim platformlarının temsilcileri, taleplerini kamuoyuna duyurmak amacıyla TBMM önünde bir araya geldi. Basın açıklaması yapmak isteyen gruba güvenlik güçleri müdahalede bulundu. Yaşanan arbede sırasında bazı öğretmenler yere yatırılarak gözaltına alınırken, toplam 14 kişinin emniyet ekiplerince gözaltına alındığı öğrenildi. ÖĞRETMENLERDEN MÜLAKAT VE ATAMA TEPKİSİ Eyleme katılan öğretmenler, özellikle kamuya öğretmen atamalarında uygulanan mülakat sistemine yönelik eleştirilerini dile getirdi. Öğretmenler, atamalarda liyakat esasının gözetilmesini, mülakat uygulamasının kaldırılmasını ve kontenjanların artırılmasını talep ediyor. Ayrıca özel sektörde görev yapan öğretmenler de çalışma koşullarının iyileştirilmesi, taban maaş uygulamasının yeniden hayata geçirilmesi, özlük haklarının güçlendirilmesi ve iş güvencesinin sağlanması yönündeki taleplerini gündeme getiriyor. BAHÇELİ'DEN BİR GÜN ÖNCE DESTEK AÇIKLAMASI Öte yandan, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bir gün önce gazetecilerin sorularını yanıtlarken atama bekleyen öğretmenlerin durumuna ilişkin değerlendirmede bulunmuştu. Bahçeli, öğretmenlerin taleplerine ilişkin soruya verdiği yanıtta, "Onların da yanındayız" ifadelerini kullanmıştı. EYLEMLER SÜRÜYOR Öğretmenler son haftalarda Ankara'da çeşitli noktalarda eylemler düzenleyerek taleplerini duyurmaya çalışıyor. Milli Eğitim Bakanlığı önünde ve farklı kamu kurumlarının bulunduğu bölgelerde açıklamalar yapan eğitimciler, sorunlarının çözülmesi için yetkililerle görüşme talebinde bulunuyor. Gözaltına alınan öğretmenlerin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.