#Beslenme

- Beslenme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Beslenme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KUŞLARIN FEDAİSİ VEJETARYEN KEDİ BULUT, ''GÜVEN VERİYOR'' Video Galeri

KUŞLARIN FEDAİSİ VEJETARYEN KEDİ BULUT, ''GÜVEN VERİYOR''

Diyarbakır'da güvercin otelinde yaşayan "Bulut" isimli kedi, alışılmışın aksine et yemiyor, kahvaltılık peynir ve zeytin gibi yiyecekleri tercih ediyor. Milyonlarca lira değerindeki güvercinlerle aynı ortamı paylaşan Bulut, kuşlara zarar vermemesiyle görenleri şaşırtıyor. Bulut isimli kedi, Diyarbakır Bağlar ilçesindeki Güvercin Otelinin en dikkat çeken sakinlerinden biri oldu. Et yemeyen Bulut, beslenme tercihini peynir, zeytin ve diğer kahvaltılık ürünlerden yana kullanıyor. Milyonlarca lira değerindeki güvercinlerle aynı ortamda yaşayan Bulut'un kuşlara hiçbir şekilde zarar vermemesi ve onlara adeta çoban köpeği gibi sahip çıkması ise görenleri hayrete düşürüyor. Güvercinlerle adeta dostluk kuran sevimli kedi, ziyaretçilerin de ilgi odağı oluyor. Bulut'un sahibi Mehmet Batmaz, kedisine Kürtçe ve Zazaca sesleniyor. Her iki dili de ayırt ettiği belirtilen Bulut, ismiyle seslenildiğinde sahibinin yanına gelerek görenleri şaşırtıyor. Güvercin oteli sahibi Mehmet Batmaz, güvercin otelinde sadece güvercin beslemediklerini diğer hayvanları da beslediklerini söyledi. Batmaz, "Gördüğünüz gibi kedimiz Bulut çok asil bir hayvandır. Yavruyken yanıma aldım. Zeytin, peynir, yoğurt yiyor. Ciğer getir, kuşbaşı getir yemez. Getirin eğer yerse getiren kişiye sıfır model otomobil hediye edeceğim. Vejetaryen bir hayvandır. Güvercinlere de asla karışmaz. O kadar asil bir hayvandır ki güvercinler ondan korkmasın diye yüzünü çeviriyor. Bulut Zazaca biliyor, Kürtçe biliyor. Zazaca veya Kürtçe gel desem gelir, git desem gider anlıyor" dedi. Burada bulunan güvercinlerin değerinin 10 bin liradan başladığını 500 bin liraya kadar çıktığını ve toplamda 1 milyon liraya yakın güvercinlerin olduğunu ama asla Bulut'un onlara karışmadığını aksine onlar farklı yerlere giderse kafese yönlendirdiğini dile getiren Batmaz, "Bulut bugüne kadar bir tane güvercinimize zarar vermedi. Şuan 2 yaşındadır. Bebekliğinden beri asla bir zararı olmadı. Görüyorsunuz kuşu alıp kucağına koyuyorum asla tepki vermiyor aksine kuşu itip ‘Git diyor.' Hiç umurunda bile değil."

GECE ACIKINCA NE YENİR? TOK TUTAN VE UYKUYU BÖLMEYEN ATIŞTIRMALIKLAR Haber

GECE ACIKINCA NE YENİR? TOK TUTAN VE UYKUYU BÖLMEYEN ATIŞTIRMALIKLAR

Gece saatlerinde aniden bastıran açlık hissi birçok kişinin yaşadığı bir durum. Akşam yemeğinin ardından yatağa gitmeye hazırlanırken mutfağa yönelme isteği, her zaman gerçek açlıktan kaynaklanmayabiliyor. Uzmanlara göre bu noktada yapılacak doğru yiyecek seçimi hem gece açlığını bastırıyor hem de uykuyu olumsuz etkilemiyor. ÖNCE GERÇEKTEN AÇ OLUP OLMADIĞINIZI DEĞERLENDİRİN Gece yaşanan her yeme isteği fizyolojik açlık anlamına gelmiyor. Gün içinde yaşanan stres, can sıkıntısı, alışkanlıklar veya televizyon karşısında geçirilen uzun süreler de yeme isteğini tetikleyebiliyor. Ancak akşam yemeğinin erken yenmesi ya da gün içinde yetersiz beslenilmesi durumunda gece acıkmak normal kabul ediliyor. GECE TÜKETİLEBİLECEK SAĞLIKLI ATIŞTIRMALIKLAR YOĞURT Protein bakımından zengin olan sade yoğurt, gece için en dengeli seçeneklerden biri olarak öne çıkıyor. Mideyi yormayan yoğurt, uzun süre tokluk hissi sağlayabiliyor. Üzerine az miktarda tarçın veya birkaç parça ceviz eklenerek besin değeri artırılabiliyor. BİR AVUÇ ÇİĞ KURUYEMİŞ Badem, fındık ve ceviz gibi çiğ kuruyemişler sağlıklı yağ ve protein içerikleri sayesinde uzun süre tok kalmaya yardımcı olabiliyor. Ancak yüksek kalori içerikleri nedeniyle porsiyon kontrolü büyük önem taşıyor. Yaklaşık bir avuç tüketilmesi öneriliyor. MUZ Muzun gece tüketilmemesi gerektiğine yönelik yaygın inanışın bilimsel olarak kesin bir karşılığı bulunmuyor. Orta boy bir muz, özellikle fiziksel aktivitenin yoğun olduğu günlerde iyi bir ara öğün olabiliyor. İçeriğindeki potasyum ve magnezyumun kasların gevşemesine katkı sağlayabileceği belirtiliyor. KEFİR Gece katı gıda yerine içecek tercih edenler için kefir, protein içeriği sayesinde doyurucu bir alternatif oluşturuyor. Sindirimi kolay olması nedeniyle birçok kişi tarafından rahatlıkla tüketilebiliyor. HAŞLANMIŞ YUMURTA Gerçek anlamda açlık hissediliyorsa ve uyku saatine henüz zaman varsa haşlanmış yumurta, yüksek protein içeriği sayesinde uzun süre tokluk sağlayabiliyor. ELMA VE LOR PEYNİRİ Tatlı isteği ile açlık hissinin karıştığı durumlarda elma ile birkaç kaşık lor peynirinin birlikte tüketilmesi dengeli bir ara öğün oluşturabiliyor. Elmanın lifi ile lor peynirinin proteini birlikte daha uzun süre tok kalınmasına yardımcı olabiliyor. GECE HANGİ YİYECEKLERDEN KAÇINILMALI? Uzmanlar, bazı besinlerin uyku kalitesini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Özellikle şu yiyeceklerin gece saatlerinde tüketilmemesi öneriliyor: Cips ve benzeri tuz oranı yüksek atıştırmalıklar Şeker içeriği yüksek tatlılar Büyük porsiyon pizza ve hamburger Acılı ve yoğun baharatlı yemekler Fazla miktarda kafein içeren çikolatalar Bu besinler sindirimi zorlaştırabilir, reflü şikâyetlerini artırabilir ve kan şekerinde ani dalgalanmalara yol açarak kısa süre sonra yeniden açlık hissi oluşturabilir. GECE ACIKMAMAK İÇİN NELER YAPILABİLİR? Gece yaşanan açlık hissini azaltmak için gün içindeki beslenme düzeninin dengeli olması önem taşıyor. Bunun için: Öğün atlamamaya özen gösterin. Günlük protein alımını yeterli düzeyde tutun.Lif açısından zengin sebze ve tam tahılları tercih edin. Gün boyunca yeterli miktarda su tüketin. Akşam yemeğini yetersiz geçiştirmeyin. GECE YEMEK YEMEK KİLO ALDIRIR MI? Gece yemek yemek tek başına kilo artışına neden olmuyor. Uzmanlara göre kilo kontrolünde belirleyici olan, gün boyunca alınan toplam kalori ile harcanan enerji arasındaki denge. Bununla birlikte, gece saatlerinde yüksek kalorili ve büyük porsiyonlu yiyeceklerin sık tüketilmesi günlük enerji alımını artırarak uzun vadede kilo artışına katkıda bulunabiliyor. Bu nedenle gece gerçekten aç hissedildiğinde, küçük porsiyonlu ve protein ile lif açısından dengeli bir ara öğün tercih edilmesi; paketli, şekerli ve yüksek kalorili ürünlerden uzak durulması öneriliyor.

BURSA'DA BİNLERCE ÖĞRENCİYE GÜVENİLİR GIDA EĞİTİMİ Haber

BURSA'DA BİNLERCE ÖĞRENCİYE GÜVENİLİR GIDA EĞİTİMİ

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası öncülüğünde hayata geçirilen "Güvenilir Gıda Tüketelim- Sağlıklı Beslenelim, İsrafı Önleyelim" projesi Yıldırım Erguvan İlkokulu Konferans Salonu’ndaki açılış toplantısıyla başladı. Programa BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Batmaz, BTSO Gıda ve Paketli Ürünler Konseyi Başkanı Burhan Sayılgan ile öğretmenler katıldı. Öğrencilerle birlikte gerçekleştirilen programın açılış töreninde konuşan BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Batmaz, gıda tüketimi ve israf konusundaki farkındalığı artırmak istediklerini söyledi. Bu kapsamda çocukların bilinçlendirilmesinin çok kıymetli olduğunu belirten Hakan Batmaz, "Güvenilir gıda demek, yediğiniz her lokmanın arkasında bir güvenlik süreci olması demektir." dedi. "Hayatımızın her alanında bilinçli olmalıyız" İsraf konusunun da bir kural değil bir saygı meselesi olduğunu ifade eden Batmaz, "Tabağınızda bıraktığınız her lokma, o gıdanın yetişmesi için harcanan emeğe, suya ve doğanın bize sunduğu imkânlara karşı bir sorumluluktur. İhtiyacımız kadarını almak ve tabağımızı bitirmek hem emeğe hem de doğaya duyulan saygının en temel göstergesidir. Bu bilinci hayatınızın bir parçası haline getirdiğinizde sadece yeme alışkanlığınızı değil, aynı zamanda dünyaya bakışınızı da çok daha sorumlu bir noktaya taşımış olursunuz." diye konuştu. "İsraftan kaçınmak hepimizin sorumluluğu" BTSO Gıda ve Paketli Ürünler Konseyi Başkanı Burhan Sayılgan, sağlıklı beslenmenin vücudun ihtiyaç duyduğu besinleri doğru miktarda almak ve güvenilir gıdaları tercih etmek anlamına geldiğini belirterek, "Dünyanın bazı bölgelerinde çocuklar yeterli gıdaya ulaşamazken, bazı yerlerde yiyeceklerin gereğinden fazla tüketilmesi ya da israf edilmesi hem kaynakların boşa gitmesine hem de sağlıksız yaşam alışkanlığına yol açmaktadır. Bu dengesizlik, zamanla hem bireysel sağlığımıza hem de toplumsal duyarlılığımıza zarar verir. Bu yüzden sağlıklı beslenmeyi öğrenmek ve israftan kaçınmak hepimiz için büyük bir sorumluluktur. Özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin bu konularda bilinçlenmesi için eğitim ve farkındalık çalışmalarına ihtiyaç var." dedi. "Ödüllü resim yarışması ile farkındalık artacak" Bursa Ticaret ve Sanayi Odası liderliğinde hayata geçirdikleri proje ile bu alandaki farkındalığı artırmayı hedeflediklerini ifade eden Sayılgan, "Kamu kurumları ve üniversitelerimizin katkılarıyla beşincisini düzenlediğimiz proje kapsamında bu yıl 3. ve 4. sınıf öğrencilerine yönelik eğitimler gerçekleştirerek 50’den fazla okulda binlerce öğrenciye ulaşmayı planlıyoruz. Ayrıca öğrencilerimizin öğrendiklerini pekiştirmeleri ve farkındalıklarını artırmaları amacıyla ödüllü bir resim yarışması da düzenliyoruz. Tüm öğrencilerimizi de bu yarışmaya katılmaya davet ediyoruz. Bu düşüncelerle proje paydaşlarımıza, okul yöneticilerimize, eğitmenlerimize ve tüm öğrencilerimize teşekkür ediyor, eğitimin faydalı ve verimli geçmesini diliyorum." dedi. Projede İl Sağlık Müdürlüğü, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Gıda ve Yem Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Bursa Teknik Üniversitesi ve Mudanya Üniversitesi tarafından görevlendirilen toplam 14 eğitmen öğrencilere güvenilir gıda, sağlıklı beslenme ve israf konusunda önemli bilgiler aktaracak.

GRANFONDO BURSA ÖNCESİ BİSİKLETLİLERİN NİLÜFER BULUŞMASI Haber

GRANFONDO BURSA ÖNCESİ BİSİKLETLİLERİN NİLÜFER BULUŞMASI

Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Kent Konseyi, Granfondo Bursa, Mysia Yolları ve Spontan Bisikletliler Spor Kulübü paydaşlığında düzenlenen "Granfondo Bursa Buluşması: Parkura Doğru" etkinliği, renkli görüntülere sahne oldu. Nilüfer Kent Konseyi önünde toplanan yaklaşık 120 bisikletli, Başköy Mahallesi’ndeki Ertan Ayçetin Bisikletevi’ne uzanan 35 kilometrelik rotada hep birlikte pedal çevirdi. Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Resul Tarman da etkinliğe katılarak bisiklet tutkunlarını yalnız bırakmadı. Sürüşün tamamlanmasının ardından, eski bir köy okuluyken restore edilerek bisiklet turizmine kazandırılan Ertan Ayçetin Bisikletevi’nde bir buluşma gerçekleştirildi. Katılımcılar, söyleşi öncesinde tesisi ziyaret ederek bölgedeki konaklama ve kamp imkanları hakkında bilgi alma fırsatı buldu. Pedalüstümuhabbet’ten Burak Uyanık’ın moderatörlüğünde düzenlenen panelde, sporcuları zorlu yarışa hazırlayacak önemli bilgiler paylaşıldı. Etkinlikte ayrıca Granfondo parkurunu tanıtan ve Bursalı kadın bisikletçilerin hazırladığı videolar izletildi. Etkinlikte ilk olarak söz alan Mysia Yolları Proje Sorumlusu Emre Genek, bölgenin antik dönemden günümüze uzanan tarihi dokusunu anlatarak, Nilüfer kırsalındaki 800 kilometreyi bulan doğa ve bisiklet parkuru ağı hakkında detaylı bilgiler verdi. Genek, proje kapsamında atıl durumdaki eski köy okullarının restore edilerek ücretsiz konaklama noktalarına dönüştürüldüğünü belirterek; bu noktalardan biri olan ve 2022’de hizmete açılan Ertan Ayçetin Bisikletevi’nin bugüne kadar 22 farklı ülkeden yüzlerce misafir ağırladığını sözlerine ekledi. Ardından konuşan Spor Hekimi Doç. Dr. Pelin Yargıç da, uzun soluklu performans gerektiren yarışlarda bisikletli sağlığının korunması ve dikkat edilmesi gereken tıbbi süreçleri katılımcılara aktardı. "Parkurda Daha Fazla Kadın Sporcu Görmek İstiyoruz" mesajının vurgulandığı etkinlikte, Eskişehir İl Temsilcisi Özlem Sakarya ve Eskişehir Bisikletli Ulaşım Platformu Temsilcisi Ziya Bilgitoğlu da Granfondo deneyimlerini aktardı. Özlem Sakarya, bisikletle 20 yıl önce tanıştığını ve o günden bu yana pedal çevirmeye devam ettiğini aktardı. Sakarya, kadın sporcuların donanıma ve bilgiye erişimde hala zorluklarla karşılaştığını belirterek yarış öncesi beslenme, antrenman planlaması ve yarış stratejisi konusundaki deneyimlerini paylaştı. Ziya Bilgitoğlu da domestik sürüş tekniğinin önemine değinerek, yarışlarda enerji yönetimi ve grup sürüşünün avantajları üzerine bilgiler paylaştı. Soru-cevap bölümü ve hediye takdiminin ardından sona eren etkinlikte bisikletliler, dönüş rotasında da birlikte pedal çevirerek geri döndüler. Grandfondo Bursa bu yıl 9-10 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek. Etkinliğe katılmak isteyen www.granfondobursa.com web sitesinden detaylı bilgi alarak, kayıt yaptırabilecek.

OSMANGAZİ'NİN GÜNDEMİ KADIN SAĞLIĞI Haber

OSMANGAZİ'NİN GÜNDEMİ KADIN SAĞLIĞI

Bursa Osmangazi Belediyesi, Osmangazi Kent Konseyi Kadın Meclisi ile birlikte Şadırvanlı Han’da kadın sağlığına yönelik anlamlı bir panele ev sahipliği yaptı. Psikolojik Danışman Berrak Damla Karaca, Uzman Diyetisyen ve Uzman Fizyoterapist Sümeyye Şükran Özkeleş ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Fatma Serra Sezer’in konuşmacı olarak yer aldığı panele, Osmangazi Belediyesi Başkan Vekili Hamiyet Baysal Arıkarslan, Kent Konseyi Kadın Meclisi üyeleri ve vatandaşlar katıldı. Kadın Meclisi olarak her ay gerçekleştirdikleri genişletilmiş toplantılarda farklı bir konuyu ele aldıklarına işaret eden Osmangazi Kent Konseyi Kadın Meclisi Yürütme Kurulu Üyesi Ayşe Simge Demir Okuroğulları, düzenlenen panelde farklı dallarda uzman görüşleriyle, farklı bakış açılarıyla kadın sağlığı üzerine konuştuklarını paylaştı. Kadınların bedenleriyle ilgili yaşadıkları doğal sürecin yıllar boyunca yanlış algılar ve tabularla gölgelendiğine dikkat çeken Psikolojik Danışman Berrak Damla Karaca, "Kadın bedeninde düzenli olarak yaşanan bu sürecin sadece bir rahatsızlık ya da olumsuz bir durum gibi görülmesinin ne kadar yanlış olduğunu burada anlatıyoruz. Bunun bir döngü olduğu, vücudun okuryazarlığının öğrenildiğinde ne kadar rahat geçilebileceği, sakin olunması gerektiğine dayalı bilgilendirme yapmak istiyoruz. Kadın bedeni sistematik bir şeydir. O sistemi okursanız, ne istediğini, neye ihtiyacı olduğunu algılarsanız her şey çok daha rahat olabiliyor" diye konuştu. Uzman Diyetisyen ve Uzman Fizyoterapist Sümeyye Şükran Özkeleş de, özellikle adet düzensizlikleri gibi konularla çok sık karşılaştıklarını dile getirerek, beslenme ve fizyoterapi ile bu durumun kontrol altına alınabileceğine işaret etti. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Fatma Serra Sezer ise gerçekleştirdiği sunumda kadın sağlığının anatomik yapısıyla birlikte vücut sağlığı hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Panelin ardından Osmangazi Belediyesi Başkan Vekili Hamiyet Baysal Arıkarslan, katılımcılara çiçek takdiminde bulundu.

YORGUNLUK VE SÜREKLİ SUSAMA DİYABET HABERCİSİ OLABİLİR Haber

YORGUNLUK VE SÜREKLİ SUSAMA DİYABET HABERCİSİ OLABİLİR

Diyabetin sinsi başlangıç gösterdiğine dikkat çeken İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Eşenli, "Sürekli susama, sık idrara çıkma, yorgunluk ve yaraların geç iyileşmesi çoğu zaman önemsenmiyor. Oysa bunlar diyabetin erken sinyalleridir. Erken tanı, komplikasyonların önlenmesinde büyük rol oynar. Diyabet yalnızca kan şekeri yüksekliği değildir, tedavi edilmediğinde tüm organları etkileyebilen ciddi bir metabolik hastalıktır" dedi. VM Medical Park Bursa Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Eşenli, toplumda giderek yaygınlaşan diyabet hastalığının erken dönemde çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini söyleyerek önemli uyarılarda bulundu. Uzm. Dr. Eşenli, "Diyabet yalnızca kan şekeri yüksekliği değildir, tedavi edilmediğinde tüm organları etkileyebilen ciddi bir metabolik hastalıktır" şeklinde konuştu. "Belirtilerin hafifliği teşhisi geciktirebiliyor" Diyabetin sinsi başlangıç gösterdiğini belirten Uzm. Dr. Eşenli, "Sürekli susama, sık idrara çıkma, yorgunluk ve yaraların geç iyileşmesi çoğu zaman önemsenmiyor. Oysa bunlar diyabetin erken sinyalleridir. Erken tanı, komplikasyonların önlenmesinde büyük rol oynar" şeklinde konuştu. "Diyabetin iki farklı tipi olsa da sonuçları benzerdir" Diyabetin Tip 1 ve Tip 2 olmak üzere iki temel formda görüldüğünü dile getiren Uzm. Dr. Eşenli, "Tip 1 diyabet genellikle çocukluk döneminde başlar ve insülin eksikliği sonucu ortaya çıkar. Tip 2 diyabet ise yetişkinlerde daha sık görülür ve insülin direnciyle ilişkilidir. Her iki durumda da kontrolsüz kan şekeri kalp, böbrek, göz ve sinir sistemi üzerinde kalıcı hasarlara yol açabilir" dedi. "Tip 1 diyabet yaşam boyu insülin gerektirir" Tip 1 diyabetin ani başlangıç gösterebileceğini vurgulayan Eşenli, hızlı kilo kaybı, sık idrara çıkma ve ağızda aseton kokusunun önemli belirtiler arasında yer aldığını belirterek, "Tedavinin temeli insülindir. Bilinçli beslenme ve düzenli aktiviteyle hastalar güvenle yaşamlarını sürdürebilir" ifadelerini kullandı. "Tip 2 diyabet doğru alışkanlıklarla kontrol edilebilir" Tip 2 diyabetin günümüzde en sık görülen diyabet türü olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Eşenli, "Fazla kilo, hareketsiz yaşam ve düzensiz beslenme temel risk faktörleridir. Diyet, egzersiz ve ilaç tedavileriyle kan şekeri kontrol altına alınabilir" dedi. "Diyabet tüm vücudu etkileyebilir" Diyabetin uzun dönemde çoklu organ hasarına yol açabileceğini hatırlatan Eşenli, "Kalp damar hastalıkları, böbrek yetmezliği ve sinir hasarı en sık karşılaşılan komplikasyonlardır. Düzenli takip ve kişiye özel tedavi bu nedenle kritik öneme sahiptir" dedi. "Doğru yönetimle diyabetle sağlıklı bir yaşam mümkündür" Diyabet tanısının kişilerde hayatın olağan akışını bozmak zorunda olmadığını söyleyen Uzm. Dr. Halil Eşenli, "Kan şekeri doğru kontrol edildiğinde bireyler sağlıklı bir yaşam sürdürebilir. En güçlü savunma, bilinçli hareket etmek ve hekim önerilerine uymaktır" diyerek sözlerini tamamladı.

KIŞ GELDİ VİRAL ENFEKSİYONLAR ARTTI Haber

KIŞ GELDİ VİRAL ENFEKSİYONLAR ARTTI

Medicana Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Hikmet Akbulut, kış enfeksiyonlarından korunmanın en etkili yöntemlerinden birinin el yıkamak olduğunu ifade ederek, çocukları virüslere karşı korumada temel hijyen alışkanlıklarının büyük rol oynadığını söyledi. Sağlık verileri sonbahardan itibaren ateş, öksürük ve burun akıntısıyla seyreden hastalıklarda ciddi bir yükseliş olduğunu gösteriyor. Hem aileleri hem de eğitim kurumlarını yakından ilgilendiren önemli uyarılarda bulunan Medicana Konya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Hikmet Akbulut, kışın kapalı ve kalabalık ortamlarda daha fazla zaman geçirilmesi, yetersiz havalandırma ve güneş ışığının azalması nedeniyle virüslerin çok daha kolay bulaştığını vurguladı. Benzer belirtiler tanıyı zorlaştırıyor Okullarda temasın çoğalması, ailelerin ve çocukların daha çok kapalı alanlarda bulunması enfeksiyon riskini artırırken, bağışıklığın bu dönemde daha kolay zayıflamasıyla hastalıklar sıklaşıyor. En sık görülen enfeksiyonlar arasında grip (influenza), RSV, adenovirüs, rinovirüs, Covid-19 ve parainfluenza bulunduğunu söyleyen Uzm. Dr. Hikmet Akbulut, bu hastalıkların çoğunun ateş, öksürük, halsizlik ve burun akıntısı gibi benzer belirtilerle başladığını belirtti. Belirtilerin benzerliği nedeniyle ailelerde ‘’Bu hastalık grip mi, bronşit mi, yoksa başka bir enfeksiyon mu?’’ şeklinde karışıklık yaşandığını söyleyen Uzm. Dr. Hikmet Akbulut, "Kesin tanı koymak her zaman mümkün olmayabiliyor. Ancak her virüsün kendine özgü bir dönemi ve bulgusu vardır. Gerekli durumlarda testler ve PCR yöntemleriyle tanı netleşebilir. Gripte ateş ön olanda iken adenovirüste ishal, koksakivirüste el-ayak döküntüleri, RSV’de ise öksürük baskındır. Bu virüslerin çoğunda önlem alınmazsa özellikle yenidoğan bebeklerde ve kronik hastalığı olan çocuklarda hastaneye yatışa kadar gidebilecek ağır tablolar görülebilir’’ dedi. Basit önlemler hastalık yükünü azalıyor Kış enfeksiyonlarından korunmanın en etkili yöntemlerinden birinin el yıkamak olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Hikmet Akbulut, çocukları virüslere karşı korumada temel hijyen alışkanlıklarının büyük rol oynadığını vurgulayarak, "Düzenli el yıkama, kapalı alanların sık sık havalandırılması, hasta bireylerin maske kullanması, dengeli beslenme ve yeterli uyku gibi basit önlemler hastalıkların yükünü ciddi oranda azaltabilir. Ayrıca okullarda sık temas edilen yüzeylerin düzenli temizliği de hastalık bulaş oranlarını azaltabilir’’ ifadelerini kullandı. Antibiyotik kullanımının viral hastalıklara etkisi konusunda ise önemli uyarılarda bulunan Uzm. Dr. Hikmet Akbulut, muayene edilmeden kullanılan antibiyotiklerin iyileşmeyi geciktirebildiğini hatırlatarak antibiyotiklerin yalnızca hekim önerisiyle kullanılması gerektiğini vurguladı.

FAZLA ŞEKER BAĞIŞIKLIĞI SAVUNMASIZ BIRAKIR Haber

FAZLA ŞEKER BAĞIŞIKLIĞI SAVUNMASIZ BIRAKIR

Beslenme ve Diyet Uzmanı Veysel Ciğerli, "Günlük yapılan aktivelere devam edebilmek için kişilerin aldığı enerjinin bir kısmının karbonhidratlardan gelmesi gerektiği bilinmektedir. Fakat karbonhidrat kaynaklarının da basit ve kompleks karbonhidrat kaynakları olarak ayrılması ve en doğru seçimin, kişinin kendisinin seçerek hayat kalitesini yükseltmesi adına büyük önem taşımaktadır" dedi. Bağışıklık sistemimizin sağlığını korumak, genel iyilik halimiz için kritik bir öneme sahiptir. Ancak bazı günlük alışkanlıklar, bu sistemin zayıflamasına ve hastalıklara karşı savunmasız hale gelmemize yol açabilir. İşlenmiş gıdalardan ziyade vücudun işleyişi için asıl ihtiyaç duyulan karbonhidrat kaynaklarının meyve, tahıl grubu gıdalar ve kurubaklagiller olduğunu dile getiren Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Veysel Ciğerli, "Günümüzde hazır gıdaya olan eğilim hızlı artıyor. Vücuda alınan rafine şeker miktarı bu sebeple artmaktadır. Kek, pasta, şekerleme, şekerli içecekler, makarna, pilav, beyaz ekmek gibi basit şeker ve boş enerji kaynağını sıklıkla tüketen kişilerde, 4-6 saat aralığında vücudun bağışıklığından sorumlu olan akyuvar hücreleri tarafından kullanılabilen C vitamini oranının yüzde 50 oranında düşmektedir" ifadelerini kullandı. Akyuvar hücrelerinin virüs ve bakterileri etkisiz hale getirebilmek için, vücutta bulunan C vitamini miktarının önemli olduğunu vurgulayan Dyt. Ciğerli, "Bu sebeple şeker tüketimi ve kan şekerinin yükselmesi durumunda akyuvar hücreleri vücuda giren virüs ve bakterilerin yalnızca yüzde 75'ini etkisiz hale getirebiliyor. Yükselme eğiliminde olan şeker seviyeleri bağışıklık sisteminde rol oynayan reseptörleri bloke ederek vücudu bakteriyel enfeksiyonlara açık hale getirip savunmasız bırakıyor" şeklinde konuştu. Kişilerin günlük yaşamda hissettiği şeker ihtiyacı hakkında da bilgiler veren Diyetisyen Veysel Ciğerli, "Mesela tatlı ihtiyacımız olduğunda, tercihimizi taze meyveler, kuru meyveler, bal, pekmez, kompostolardan yana kullanmamız bizi koruyacaktır. Basit şeker ve basit şeker içeren besinlerden uzak durmalıyız" diye konuştu. Basit şekerlerin sindirilmeden direkt kana karıştığına dikkat çeken Diyetisyen Veysel Ciğerli, "Özellikle pasta, börek, meşrubatlar ve çeşitli şekerlemelere katılan basit şekerler kan şekerini hızlı bir şekilde yükseltmektedir. Yükselen kan şekeri, vücuda yerleşmeye çalışan virüs ve bakterileri tanıyan reseptörlerin hassasiyetini azaltarak bağışıklık sistemimizin zayıflamasına sebep olmaktadır. Bu sebeple, şeker tüketimine oldukça dikkat etmeliyiz" ifadelerini kullandı. İHA

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.