#Coğrafi Işaret

- Coğrafi Işaret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Coğrafi Işaret haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BURSA'DA KESTANE SEFERBERLİĞİ BAŞLIYOR Haber

BURSA'DA KESTANE SEFERBERLİĞİ BAŞLIYOR

Bursa Büyükşehir Belediyesi, kente özgü tarım ürünlerinin tanıtılması ve gelecek nesillere aktarılması için çalışmalarını sürdürüyor. Kestanede yaşanan sorunlar konuşuldu Büyükşehir Belediyesi, kentin simge ürünlerinden kestanenin topraktan sofraya uzanan yolculuğunda yaşanan sorunları konuşmak, bilimsel ve teknik ihtiyaçları değerlendirmek ve ürünü geleceğe en sağlıklı şekilde taşıyacak adımları belirlemek amacıyla ‘Bursa Kestanesinin Geleceği’ panelini düzenledi. Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’ndeki programa, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra Büyükşehir Belediyesi yöneticileri, akademisyenler, kamu kurumlarının temsilcileri, üreticiler ve sektör paydaşları katıldı. Program öncesinde, katılımcılara pişmiş kestane, kestaneli sarma, kestaneli kurabiye, kestane şurubunda kabak tatlısı, kestane şekeri, kestane çorbası gibi lezzetler ikram edildi. "Bursa kestanesini yeniden kazanmalıyız" Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, 70’li yıllarda Fidyekızık’ta dahi çok fazla kestane alanı bulunduğunu, ancak zamanla kestanenin yok oluşuna tanıklık ettiklerini söyledi. Kestane şekeriyle ünlü olan Bursa’nın artık dışarıdan kestane alır hale geldiğini vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, "Bu durum Bursa’ya yakışmıyor. Bursa’da yetişen kestanelerin, diğer bölgelerdeki kestanelerden daha lezzetli ve kaliteli olduğu anlatılıyor. Tekrar bu duruma dönmemiz gerekiyor. Büyükşehir Belediyesi ve diğer kurumlar olarak bilimsel veriler ışığında çalışarak kestaneyi yeniden kazanmalıyız. Bu konuda geçen yıl önemli bir adım attık ve süreci devam ettiriyoruz" diye konuştu. "Bursa'nın kestanesini tüm dünyaya duyuracağız" Çin’de bir buçuk milyon ton, Japonya’da 720 bin ton kestane üretildiğini hatırlatan Başkan Mustafa Bozbey, Türkiye’nin ise 700 bin ton civarında kaldığını vurguladı. Bursa’da ise kestane üretiminin 3 bin 500 tona kadar düştüğünü dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, "Bursa Kestanesi, Kasım 2017’de AB Coğrafi İşaret Tescili aldı. Bu yüzden kestaneye kent yöneticileri ve üreticiler olarak sahip çıkmalıyız. Her zaman üreticilerimizin yanındayız. Üreticilerimize kestane fidesi dağıtıyoruz ve dağıtmaya devam edeceğiz. Bursa’nın markası olan kestane üretimine destek olmak bizlerin sorumluluğudur. Bursa’da tekrar tonajı yükseltmeliyiz. İnşallah alacağımız tedbirler ve uygulamalarla Bursa’nın kestanesini tüm dünyaya duyuracağız" dedi. Panelin ilk bölümünde Bursa kestanesinin mevcut durumu, üretimdeki zorluklar, sorunlar ve talepler ele alındı. Moderatörlüğünü Bursa Uludağ Üniversitesi’nden (BUÜ) Prof. Dr. Cevriye Mert’in yaptığı birinci oturumda, Bursa Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy ‘İklim değişiklikleri ile oluşabilecek riskler’, BUÜ’den Doç. Dr. Himmet Tezcan ‘Kestane hastalıkları ve mücadelesi’, Bursa Teknik Üniversitesi’nden (BTÜ) Prof. Dr. Oğuzhan Sarıkaya ‘Kestane gal arısı ile alternatif savaş yöntemleri’, Bursa İl Tarım Müdürlüğü’nden Dr. Kıymet Senan Savaş ‘Kestane zararlıları ve mücadelesi’, Orman Bölge Müdürlüğü’nden Orman Yüksek Mühendisi Özden Açıcı ‘Biyolojik mücadele ve toplama alanlarındaki güvenlik önlemleri’, üretici Ertuğrul Sünel ‘Üretimde yaşanılan sorunlar ve talepler’ hakkında bilgi verdi. Panelin ikinci oturumunda ise ‘Bursa kestanesinin değeri ve alternatif kullanım alanları’ konuşuldu. Moderatörlüğünü BUÜ’den Öğr. Gör. Fatih Yıldırım’ın yaptığı oturumda, Mudanya Üniversitesi’nden Dr. Gülşen Özduran ‘Kestanenin sağlık ve beslenme ürünlerinde kullanımları’, Bursa Aşçılar Derneği’nden Oktay Gülbahar ‘Gastronomide yenilikçi kullanımlar’, Kardelen Kestane Yöneticisi Ebru Aygün ‘Kestane şekerinin coğrafi işaret süreci’, Artizan Fırın’dan Hakan Aydın ‘Endüstriyel ve tarımsal üretimler’, ‘Fasulyeli’den Emir Topuk ‘Yemeklerde geleneksel kullanım alanları’ konularında bilgilendirme yaptı.

YILDA 10 TON ÜRETİLİYOR, 100 TON SATILIYOR Haber

YILDA 10 TON ÜRETİLİYOR, 100 TON SATILIYOR

Anzer Ballıköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Osman Civelek, Anzer balının yılda 8-10 ton civarında üretildiğini ancak piyasada 100 ton civarında sahtesinin satıldığını tahmin ettiklerini söyledi. Civelek, katıldığı bir programda yaptığı açıklamada, 1988 yılında kurulmuş bal kooperatifi olduklarını belirterek, 2021 yılından bu yana coğrafi işaretli ürünler sattıklarını anlattı. Anzer balına coğrafi işareti almanın kolay olmadığını, 7-8 yıl sürdüğünü dile getiren Civelek, aldıktan sonra tescil belgesini Rize Tarım ve Orman İl Müdürlüğüne devrettiklerini, bir kurumun takip etmesini daha doğru bulduklarını kaydetti. Civelek, Anzer balının tarihi bir geçmişi, hikayesi olduğunu ifade ederek, bunun coğrafi işaret alınmasında büyük fayda sağladığını çünkü tescillerde ürünlerin öyküsüne önem verildiğini söyledi. Anzer balının Osmanlı döneminde saraya gönderilen ender Karadeniz ballarından biri olduğuna dikkati çeken Civelek, "Coğrafi işaret alarak Türkiye ve dünyaya kazandırma hedefimiz vardı. Anzer balını korumak amacıyla aldık. Ürettiğimiz bal miktarı düşük miktarda ama tonlarca Anzer balı satılıyordu. Bunu önlemek amacıyla yola çıktık" dedi. Coğrafi işaret aldıktan sonra taklitleri daha çok arttı Koruma tedbirlerinin, coğrafi işaret tescili alınmasının Anzer balını korumak adına bir faydasının olmadığını vurgulayan Civelek, şunları kaydetti: "Balımızı yine koruyamadık ve hatta coğrafi işaret aldıktan sonra daha çok arttı taklitleri. Önceden 10 ton sahte satılırsa şimdi 100 ton sahtesi satılıyor. Hava şartlarıyla değişim gösterse de yıllık 8-10 ton bal üretimimiz oluyor. Yani yıllık 10 ton Anzer balı üretiliyor ama 100 ton sahte Anzer balı satılıyor diye tahmin ediyoruz. Ülkenin dört bir yanında sahtelerini görüyoruz. Rize'de gördüklerimizi toplatıyoruz ama uzakta olanlara elimiz uzanmıyor, güçümüz yetmiyor." Kilosu 20 bin liraya kadar çıkıyor Kooperatif olarak bir kilosunu 6 bin liraya sattıklarını dile getiren Civelek, "Karadeniz bölgesinin balları 2 ila 4 bin lira arasında satılıyor. Yine de biz ucuza satıyoruz. İstanbul'da bazı noktalarda kilosu 15-20 bin liraya kadar satılıyor" dedi. Civelek, fiyatının yüksekliğinin şifa kaynağı olmasından kaynaklandığını belirterek, "Balın fiyatı niye bu kadar yüksek? Kahvaltıda tüketmek için alanların sayısı azdır. Yüzde 5'i kahvaltı için alır, yüzde 95'i şifa amaçlı tüketir. Bütün müşterilerimize ilaç satmıyoruz, bu ilaç değildir diye uyarıyoruz. Balların tamamı şifadır yeter ki organik katkısız doğal bal olsun" diye konuştu. Anzer balının 2 bin 500 rakımda, endemik çiçeklerin de arasında olduğu 400'e yakın çiçek çeşidinin bulunduğu yerde üretildiğini anlatan Civelek, zor şartlarda üretildiği, doğal ve şifalı olduğu için diğerlerine göre yüksek fiyata satıldığını söyledi.

BURSA TAHİNLİ PİDESİ'NİN AMERİKAN VERSİYONU Haber

BURSA TAHİNLİ PİDESİ'NİN AMERİKAN VERSİYONU

Bursa'da asırlık bir fırında kentin coğrafi işaret tescilli "Bursa tahinli pidesi"nin, Güney Amerika'dan getirilen siyah susam tahiniyle farklı bir çeşidi yapıldı ve büyük beğeni topladı. Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından 2021 yılında coğrafi işaret tescili verilen "Bursa tahinli pidesi", Bursa'da özellikle kahvaltılarda sevilerek tüketilen ürünlerin başında geliyor. Tahinli pidenin gerçek lezzetine ulaşmak isteyenler tarihi fırınlarda, taş fırınlarıda odun ateşinde yapılanlara özellikle talep gösteriyor. Bursa'da asırlık bir fırının işletmecisi Bülent Mertyürek, fırının 1928 yılında Rum sahibinden, İnanç ailesini geçtiğini belirterek, fırının öncesinin de olduğunu ve uzun yıllar ocağının hep yandığını söyledi. Asıl mesleğinin psikoloji olduğunu ve yüksek lisansının bulunduğunu anlatan Mertyürek, "Tarihe mal olmuş bu fırında, coğrafi işarete sahip tahinli pide ve cevizli lokum gibi ürünleri üretmekten, evliyalar şehzadelerin türbeleriyle, camisiyle, külliyesiyle, müzesiyle Bursa'nın güzide yerinde hizmet vermekten mutluyum" dedi. Yıllar önce bu bölgede bi helvahane bulunduğunu belirten Mertyürek, "Bu helvahanede Osmanlı döneminde helva sohbetleri yapılıyor. Helva var, tahin ve hamur var; ortaya tahinli pide çıkıyor. Yani burası bir fırın değil; 100 yılı aşkın geleneği taşıyor, manevi kültür var, şehrin kültürü var ve paylaşım var. Üzerine eşsiz lezzetler geliyor" diye konuştu. Peru'dan getirdikleri siyah susamı işleyip tahin yaptılar Mertyürek, tahinli pideyi fırın olarak Bursa'daki diğer yerlere göre farklı yorumladıklarını bu yüzden ilgi gördüklerini dile getirerek, şöyle konuştu: "Bu beğenilen tescilli lezzeti siyah susam tahiniyle yapalım istedik. Siyam susam, Güney Amerika ülkesi Peru'da, Hindistan ve Etiyopya'da üretiliyor. Yaklaşık 8 bin 800 kilometreden getirdiğimiz siyah susamı işleyip tahin yaptık. Siyah tahini kullanarak asırlık ocağımızda tahinli pide ürettik. İlk görenler görüntüsü nedeniyle çekimser kaldı ancak tadına bakanlar çok beğendi. Diğer tahine göre daha hafif tadı var ve değişik tat bırakıyor damaklarda." Ölüm hariç her derde şifa Kabuğuyla çekildiği için kalsiyum, lif, magnezyum ve antioksidan içeriğiyle normal tahine göre çok zengin olan siyah susam tahininin birçok ülkede şifa niyetine tüketildiğini belirten Mertyürek, "Afrika'da 'ölüm hariç her derde şifa' deniliyor. Çin ıbbında 'siyah tahinden aralıksız 100 gün yenirse şifa bulmak istediğiniz her hastalığa şifa bulursunuz' deniyor. Dünyada en çok Japonlar tüketiyor. Çorbası var, salatalarda kullanılıyor. Hamur işi dışında daha çok kullanılıyor." dedi. Mertyürek, siyah susam tahininin satışını da yaptıklarını, Türkiye'de üretilmeyen siyah susamın deneme üretimlerine başladıklarını belirterek, böylesine sağlıklı bir ürünü yetiştirmek istediklerini söyledi. Ssafranbolu'dan gelen bir aile ilk kez siyah tahinli pideyi denedi. İnternetten takip ettikleri tarihi fırını görmek ve ürünlerinden yemek için geldiklerini belirten aile, tadına bakma imkanı buldukları siyah tahinli pideyi sevdiklerini söyledi. Siyah susam tahininin faydaları Magnezyum, fosfor, kalsium, demir, yüksek lif ve sağlıklı yağ içeren siyah tahin, antioksidan bakımından son derece zengin bir gıda olarak biliniyor. Düzenli kullanılması halinde mide ağrısı ve gastrit gibi hastalıklarla mücadelede destekleyici rol üstlenen siyah tahin, içerdiği B vitamini, fosfor ve çinko sayesinde de hafıza güçlendirici ve beyin gelişimini destekleyici özellik taşıyor. Sağlıklı yağ içeriğiyle kalp ve damar dostu olan siyah tahin, saç, tırnak ve cilt sağlığı için de faydalı kabul ediliyor.

BURSA'DA GÖLBAŞI VE DEMİRTAŞ BARAJLARI DA KURUYOR Haber

BURSA'DA GÖLBAŞI VE DEMİRTAŞ BARAJLARI DA KURUYOR

Bursa'da Kestel ilçesinde bulunan, inşasına 1933 yılında başlanıp 1938'de tamamlanan Gölbaşı Barajı, uzun yıllardır birinci sınıf tarım arazilerine hayat veriyor. Baraj, 320 bin metreküp gövde hacmi ile 2 bin 100 hektarlık alanın sulanmasına olanak sağlıyor. Coğrafi işaret tescilli deveci ve Santa Maria armudu, Bursa şeftalisi, Bursa siyah inciri ve Napolyon kirazı gibi ürünlerin yanı sıra birçok sebze çeşidi de Gölbaşı Barajı'ndan elde edilen su sayesinde yetiştiriliyor. Baraj, Uludağ'dan gelen kar suları ile besleniyor. Bölge sakinleri son yıllarda benzer durumların yaşandığını belirtirken, bu yılki kuraklık sebebiyle 2025-2026 sezonunda bol kar ve yağmur yağması için dua ettiklerini dile getirdiler. DEMİRTAŞ BARAJI'NDA DURUM AYNI Bursa'nın merkez Osmangazi ilçesindeki Demirtaş Barajı, Demirtaş, Ovakça, İsmetiye, Karabalçık gibi bölgelerde, özellikle Karaincir bahçeleri de dâhil olmak üzere birçok tarım alanının su ihtiyacını karşılıyor. Fakat son yıllarda etkili olan kuraklık, Demirtaş Barajı'nda da su seviyesini kritik bir noktaya çekti. Dronla alınan görüntülerde, her iki baraj göletinde de suyun ciddi oranda çekildiği, bazı alanlarda çekilmenin 300 metreye ulaştığı ve zeminde derin çatlakların meydana geldiği gözlemleniyor. ÇİFTÇİLER TEDİRGİN Çiftçiler, yaşanan bu düşüşün tarımsal üretime olumsuz etki yapmasından duydukları endişeyi dile getiriyor. Bölge halkı, yetkililere ivedilikle önlem almaları çağrısında bulundu. Ayrıca, her iki baraj ve gölet alanında da temizlik çalışması yapılmasını talep ediyorlar.

TORBALI’NIN ARSLANLAR BİBERİ HASADA BAŞLADI Haber

TORBALI’NIN ARSLANLAR BİBERİ HASADA BAŞLADI

İzmir’in verimli topraklarında yetişen sayısız tarım ürünü arasında öne çıkan Arslanlar biberi, köklü geçmişiyle dikkat çekiyor. Yaklaşık 130 yıl önce, mübadele döneminde Rumeli’den İzmir’in Torbalı ilçesine bağlı Arslanlar Mahallesi’ne göç eden vatandaşlar tarafından getirilen ata tohumu, o günden bu yana aynı bölgede özenle yetiştiriliyor. İklim ve toprak yapısının Rumeli’ye benzer olması sayesinde bölgeye kısa sürede uyum sağlayan bu biber türü, zamanla yetiştirildiği köyün ismiyle anılmaya başlandı. İnce kabuğu, kendine has aroması ve acılık seviyesiyle farklılaşan Arslanlar biberi, 2022 yılında coğrafi işaret alarak İzmir’in tescillenen 35. ürünü oldu. Nisan ayında ekilen biberin hasadı temmuz ayında başlıyor ve eylül sonuna kadar devam ediyor. Tarlada kilosu 35 liradan alıcı bulan Arslanlar biberi, pazarda 50 liraya kadar satışa sunuluyor. MİDEYİ YAKMIYOR Arslanlar Biberi’nin Torbalı’nın ilk, İzmir’in ise 35. coğrafi işaretli ürünü olduğunu belirten Torbalı Ticaret Odası Başkanı Abdulvahap Olgun, "yaklaşık 130 yıl önce Rumeli’den, özellikle Selanik’ten mübadele döneminde gelen göçmenler tarafından bölgeye getirilmiş. Göçmenler ata tohumu ile bu biberi Arslanlar Köyü’nde ekmeye başlamış. Bu biberin Ege Bölgesi’nde benzeri yok; kendine has, oldukça acı bir tadı var. Ancak en önemli özelliği, bu acılığın mideyi yakmaması. Bu yüzden de tüketiciler tarafından sıklıkla tercih ediliyor. Genellikle kebapçılarda, lahmacunlarda, et yemeklerinin yanında ve restoranlarda kullanılıyor. Ayrıca pazarda da satışı yapılıyor. Üretim alanı çok geniş değil ve ata tohumu ile yetiştirildiği için oldukça özel bir ürün. Ege Bölgesi’nde bu düzeyde acı başka bir biber bulunmadığı için zaman zaman Urfa isotu ile karşılaştırılıyor. Şanlıurfalı vatandaşlarımıza da çağrıda bulunuyoruz: "Gelin Arslanlar biberi mi daha acı, yoksa Urfa isotu mu daha acı?" Bu acılığı zaman yarıştırmak istiyoruz" sözlerini kullandı. KİLOSU 50 LİRADAN SATILIYOR Urfa isotu ve Arslanlar biberinin tadına bakıp karşılaştıran Olgun sözlerini şu şekilde noktaladı: "Şu anda bir elimde Urfa isotu, diğer elimde Arslanlar biberi var. Önce Urfa isotunu yiyorum; ağızda ve dudaklarda yoğun bir acılık bırakmıyor. Ardından Arslanlar biberini tadıyorum. Dudaklardan başlayarak tüm ağzı saran, yoğun bir acılık hissediliyor. Ancak bu acılık mideyi yakmıyor. Urfa biberi ise ağızda hafif ama midede rahatsızlık verecek şekilde etkili oluyor. Arslanlar biberi ağızda gün boyu süren bir acılık bırakıyor. Bu yıl üretim yaklaşık 100 dönümlük arazide yapılıyor ve rekolte oldukça iyi. Çiftçi, ürünü 35 TL’den satarken pazarda 50 TL’ye kadar alıcı bulabiliyor. Sezon başında fiyatı 100 TL’ye kadar çıkabiliyor çünkü az üretiliyor ve kıymetli bir ürün. Ayrıca İtalyanların da bu bibere ilgisi var; sos olarak pizzalarda kullanmak üzere projeler geliştiriliyor. Hatta "Azap" markası altında bir ticari girişimle bu ürünün İtalya’ya satışı hedefleniyor. Genellikle evlerde, restoranlarda, kebapçılarda ve pidecilerde yaygın olarak tüketiliyor." BU YIL REKOLTE YÜKSEK Arslanlar Mahallesi muhtarı Sedat Sunar ise "Ekim dönemi, Nisan’ın ilk haftasında başlar. Hasat, yıla göre Haziran’ın sonunda da olabilir, Mayıs’ın sonunda da. Bu sene yağmurlardan dolayı hasat Haziran’da başladı. Eylül sonuna kadar, hatta bazen Ekim başına kadar devam eder. Hava sıcak olduğu için hasat normalde sabah saat 5 ya da 5.30’da gelinmesi gerekir. Geç saatte gelince terliyoruz. Mahsul bu sene güzel, verimi iyi. Aşağı yukarı bir dönümde 3 - 3,5 ton ürün çıkar. Bugüne kadar hiç bu kadar verimli olmamıştı. Pazarlara, dönercilere, pidecilere ürün veriyoruz" ifadelerini kullandı. Çocukluğundan bu yana yaklaşık 30 yıldır tarlada çalıştığını belirten üretici Gökhan Çalgıcı da "Sulamasını, arasını, çapını, her şeyini tam gününde yaptık. Bu yüzden de hasattan çok memnunuz. Azıcık sıcaklar bastı ama sıcaklar bizi fazla etkilemedi. Köyde yetiştiğimiz için neyin ne zaman yapılması gerektiğini biliyoruz. Gününde gübresi, ilacı, sulaması ne zaman olacak, hepsini çocukluktan beri öğrendik. Bu sene başta havalar biraz serin gitti, yağmurlardan dolayı. Ama sonradan havalar ısınınca her şeyi zamanında yetiştirdik. İlaçlamasını, gübrelemesini yaptık. İşçi arkadaşlarımızla birlikte hareket ettik, onlar da bize yardımcı oldu. Sabah 6.30’da başlıyoruz, 12 gibi bırakıyoruz. Mahsullerimizi vereceğimiz yere teslim ediyoruz. Ertesi gün yine tarladayız, işin içinden hiç çıkmıyoruz. Sürekli ilgileniyoruz ve memnunuz" diye ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.