#Dava

- Dava haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dava haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BURSA'DA ESKİ EŞ CİNAYETİNİN YENİ GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKTI Haber

BURSA'DA ESKİ EŞ CİNAYETİNİN YENİ GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKTI

Bursa'nın Yıldırım ilçesinde yaşanan trajik olay Türkiye gündemine gelmişti. Olay 27 Ağustos 2025 tarihinde saat 22.00 sıralarında İncirli Caddesi'nde meydana geldi. Annesiyle yaşayan 27 yaşındaki Sevgi Yandık, eski eşi 32 yaşındaki Doğan Ş. tarafından "konuşmak" bahanesiyle dışarı çağrıldı. 3 yaşındaki çocuğuyla birlikte evden çıkan genç kadın, Doğan Ş. ile parkta buluştu. Kısa sürede büyüyen tartışmada Doğan Ş., yanında getirdiği bıçakla eski eşini parkta çocuğunun gözü önünde defalarca bıçakladı. Kanlar içinde yere yığılan Sevgi Yandık, sağlık ekiplerinin tüm müdahalesine rağmen kaldırıldığı Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde hayatını kaybetti. Olay sonrası kaçan Doğan Ş., bir süre sonra karakola giderek teslim oldu ve sorgusunun ardından tutuklandı. Ortaya çıkan yeni güvenlik kamerası görüntülerinde, şüphelinin Sevgi Yandık ve çocuğuyla birlikte parka yürüdüğü anlar saniye saniye kaydedildi. "Öl" diye bağırdı, arkasına bakmadan gitti Ayrıca, ortaya çıkan son güvenlik kamerası görüntülerinde zanlı Doğan Ş.'nin olay anında eski eşi Sevgi Yandık'ı bıçaklarken "Öl, öl" diye bağırması yürek burktu. Cinayet soruşturması kapsamında bugün 20'nci Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava ise bir görgü şahidinin gelmemesi üzerine 8 Temmuz'a ertelendi. Acılı aile, adalet için davanın görüleceği günü bekliyor.

MUHİTTİN BÖCEK'İN DAVASINDA TEHDİT VE MENFAAT İDDİALARI Haber

MUHİTTİN BÖCEK'İN DAVASINDA TEHDİT VE MENFAAT İDDİALARI

Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında aralarında görevinden uzaklaştırılan belediye başkanının da bulunduğu 41 sanığın yargılandığı davada müşteki ifadeleri dikkat çekti. Duruşmada tehdit ve menfaat temini iddiaları öne çıktı. “DESTEK VERMEZSEN ZARAR GÖRÜRSÜN” İDDİASI Antalya 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada müşteki Emin Hesapçıoğlu, seçim öncesi kendisinden maddi destek istendiğini öne sürerek, "Seçimi kazanacağını, destek vermezsem zarar göreceğimi söyledi" ifadelerini kullandı. Hesapçıoğlu, bu süreçte çeşitli taleplerin iletildiğini ve baskı hissettiğini iddia etti. “TALEPLER YERİNE GELMEZSE İŞİNİ YAPAMAZSIN” Hesapçıoğlu ayrıca bazı işlemlerinin engellendiğini öne sürerek, "Talepler yerine getirilmezse ‘belediye başkanı olduğu sürece gerçekleştiremezsin’ denildi" şeklinde konuştu. İddialar kapsamında para, araç ve çeşitli menfaat taleplerinin gündeme geldiği öne sürüldü. “HAYATIM BİTME NOKTASINA GELDİ” Duruşmada ifade veren bir diğer müşteki Evren Topal ise yaşadığı süreci "Hayatım bitme noktasına gelmişti, ben şikayetçi olmayacağım da kim olacak" sözleriyle anlattı. Topal, hakediş ödemeleri ve iş süreçlerinde sorunlar yaşadığını ileri sürdü. SANIKTAN YANIT: “KENDİNİ KURTARMAK İÇİN KONUŞUYOR” Sanıklar arasında yer alan belediye başkanı ise iddiaları reddederek, müşteki ifadelerinin gerçeği yansıtmadığını savundu. "Tutuklandıktan sonra ifadeleri değişti, kendisini kurtarmak için konuşuyor" dedi. DAVA SÜRÜYOR Toplam 41 sanığın yargılandığı davada bazı sanıklar tutuklu bulunurken, duruşmanın tanık ifadelerinin dinlenmesiyle devam edeceği bildirildi.

IBAN’INI VERDİ, HAYATI KABUSA DÖNDÜ: HAKKINDA 70 DAVA AÇILDI Haber

IBAN’INI VERDİ, HAYATI KABUSA DÖNDÜ: HAKKINDA 70 DAVA AÇILDI

Adana’da çocukluk arkadaşına banka hesabını kullandıran 28 yaşındaki 2 çocuk babası Yasin Örsdemir hakkında dolandırıcılık suçlamasıyla 70 dava açıldı. Arkadaşının yurt dışına kaçtığını öne süren Örsdemir, açılan davalar nedeniyle defalarca cezaevine girdiğini ve hayatının altüst olduğunu söyledi. “HİÇ ŞÜPHELENMEDİM, HESAPLARIMI VERDİM” İddiaya göre Örsdemir, 2020 yılında çocukluk arkadaşı S.T.’nin "Bize hesap lazım, sana da para vereceğiz" teklifini kabul ederek IBAN ve banka hesap bilgilerini paylaştı. Yaklaşık bir ay sonra bankadan gelen "Hesabınız dolandırıcılık faaliyetlerinde kullanılıyor" uyarısı üzerine hesabını kapattıran Örsdemir, kısa süre sonra hakkında açılan davalarla karşı karşıya kaldı. 70 DAVA, 3 KEZ CEZAEVİ Hakkında Türkiye genelinde 70 ayrı dava açılan Örsdemir, bu davalardan 52’sinin sonuçlandığını, 18’inin ise halen sürdüğünü belirtti. Süreç içerisinde 3 kez cezaevine girdiğini ifade eden Örsdemir, yaklaşık 1 yıl tutuklu kaldığını söyledi. Yaşadığı mağduriyeti anlatan Örsdemir, "Çocukluk arkadaşım olduğu için güvendim. Hiç şüphelenmedim. Ama adıma dolandırıcılık yapılmış. 6 yıldır bununla uğraşıyorum" dedi. İŞİNİ VE MAL VARLIĞINI KAYBETTİ Hakkındaki davalar nedeniyle işini kaybettiğini dile getiren Örsdemir, "Özel bir şirkette çalışıyordum, işimden oldum. Hem kendi aracımı hem de babamın aracını satmak zorunda kaldık" ifadelerini kullandı. Bazı dosyalarda beraat ettiğini, bazı dosyalarda ise ceza aldığını belirten Örsdemir, bilirkişi raporlarında suçla bağlantısının olmadığının yer almasına rağmen yargılamaların sürdüğünü söyledi. “ARKADAŞIM YURT DIŞINA KAÇTI” Kendisini bu sürece sürükleyen arkadaşının yurt dışına kaçtığını iddia eden Örsdemir, "Mahkemelerde herkes aynı kişiyi işaret ediyor. Ama mağdur olan biz olduk" diye konuştu. Yaklaşık 500 bin lira borç ödediklerini, 250 bin lira borçlarının ise devam ettiğini belirten Örsdemir, sabıka kaydı nedeniyle iş bulamadığını ve ailesiyle zor durumda kaldığını dile getirdi. VATANDAŞLARA UYARI Yaşadıklarının ardından vatandaşlara da uyarıda bulunan Örsdemir, "Kimse kimseye güvenip IBAN ya da kart vermesin. En yakınınız bile olsa vermeyin. Ben yaşadım, sonuçları çok ağır" ifadelerini kullandı. Cezaevinde benzer şekilde mağdur olan çok sayıda kişiyle karşılaştığını da sözlerine ekleyen Örsdemir, "Oradaki insanların çoğu tanıdıkları tarafından bu işe sürüklenmişti" dedi.

NARİN GÜRAN CİNAYET DAVASINDA NEVZAT BAHTİYAR'A 17 YIL HAPİS Haber

NARİN GÜRAN CİNAYET DAVASINDA NEVZAT BAHTİYAR'A 17 YIL HAPİS

Bağlar ilçesi kırsal Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos 2024’te kaybolan Narin Güran’ın cansız bedeni, 19 gün süren arama çalışmalarının ardından 8 Eylül’de dere yatağında bulundu. Küçük çocuğun cesedinin çuval içerisinde, üzeri 30, 25 ve 20 kilogram ağırlığında üç taşla kapatılarak çalılıklar arasına gizlendiği tespit edildi. Soruşturma kapsamında amca Salim Güran, anne Yüksel Güran, ağabey Enes Güran ile komşu Nevzat Bahtiyar hakkında Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Bahtiyar’ın, güvenlik kamerası görüntülerine göre Narin’in cansız bedenini kırmızı bir araçla dere yatağına götürdüğü belirlenirken, diğer sanıklar hakkında "iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. İLK KARAR VE İSTİNAF SÜRECİ 28 Aralık 2024’te görülen davanın ikinci duruşmasında mahkeme, Salim Güran, Yüksel Güran ve Enes Güran’ı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Nevzat Bahtiyar ise "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası aldı. Kararın ardından sanık avukatları ile müşteki taraf ve ilgili kurumlar tarafından istinaf başvurusu yapıldı. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, 26 Mayıs 2025’te verdiği kararla yerel mahkemenin hükmünü oy çokluğuyla onadı. Ancak mahkeme başkanı, delillerin eksik değerlendirildiği ve olayın oluş şeklinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı yönünde muhalefet şerhi koydu. YARGITAY: SUÇUN NİTELİĞİ YANLIŞ DEĞERLENDİRİLDİ Dosyanın taşındığı Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 29 Aralık 2025 tarihli kararında diğer üç sanık hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet cezalarını onarken, Nevzat Bahtiyar yönünden kararı bozdu. Daire, Bahtiyar’ın eyleminin "suç delillerini gizleme" değil, "kasten öldürmeye yardım" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti. YENİDEN YARGILAMA VE DURUŞMA SÜRECİ Bozma kararının ardından Nevzat Bahtiyar’ın yeniden yargılanmasına 6 Nisan’da başlandı. İlk duruşmada müşteki taraf avukatları tarafından yapılan reddi hakim talebi, mahkeme tarafından "yargılamayı uzatmaya yönelik" bulunarak reddedildi. Avukatlar kararı bir üst mahkemeye taşıdı. Bugün görülen duruşmada ise sanık Nevzat Bahtiyar ile taraf avukatları, Narin Güran’ın babası Arif Güran ve aile yakınları hazır bulundu. Duruşma salonunda geniş güvenlik önlemleri alınırken, reddi hakim talebine ilişkin üst mahkemenin ret kararı da dosyaya girdi. CEZA 17 YILA YÜKSELDİ Mahkeme heyeti, Yargıtay’ın bozma ilamı doğrultusunda Nevzat Bahtiyar’ın eyleminin "kasten öldürmeye yardım" suçunu oluşturduğuna hükmederek sanığı 17 yıl hapis cezasına çarptırdı. Böylece ilk yargılamada 4 yıl 6 ay olarak verilen ceza, yeniden yapılan yargılama sonucunda artırılmış oldu. Dava kapsamında diğer sanıklar hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları ise daha önce kesinleşmişti.

HAMİLE EŞİNİ ÖLDÜRDÜ GÜNLERCE CESETLE AYNI EVDE YAŞADI Haber

HAMİLE EŞİNİ ÖLDÜRDÜ GÜNLERCE CESETLE AYNI EVDE YAŞADI

Kastamonu’da 8 aylık hamile eşini bıçaklayarak öldürdüğü iddia edilen sanığın, yaklaşık 10 gün boyunca cesetle aynı evde yaşadığı ortaya çıktı. Sanık, mahkemedeki savunmasında olay anını hatırlamadığını öne sürerek "Tek hatırladığım 8 gün boyunca eşimin cesediyle uyumuşum" dedi. OLAY KÖTÜ KOKU ÜZERİNE ORTAYA ÇIKTI Olay, 21 Nisan 2025’te İnönü Mahallesi Arnavut Caddesi’nde meydana geldi. Apartmandan gelen kötü kokular üzerine yapılan ihbar sonrası eve giren ekipler, 34 haftalık hamile Elif Civil’in cansız bedeniyle karşılaştı. Yapılan incelemede genç kadının vücuduna aldığı 12 bıçak darbesi sonucu hayatını kaybettiği ve cesedin 10 günden fazla süredir evde bulunduğu belirlendi. Olayın ardından başlatılan çalışma kapsamında, kadının eşi Berkan Civil (29), 1,5 yaşındaki çocuğuyla birlikte Nasrullah Meydanı’nda yakalanarak gözaltına alındı ve tutuklandı. SANIK: “4 GÜN KENDİMDE DEĞİLDİM” Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasında SEGBİS aracılığıyla savunma yapan sanık, olay öncesinde komşusunun getirdiği sigarayı içtiğini belirterek sonrasını hatırlamadığını iddia etti. Sanık, "Sigarayı içtikten sonrasını hatırlamıyorum. 4 gün kendimde değildim. Uyandığımda boğazım kesikti, gömleğim kan içindeydi. Tek hatırladığım 8 gün boyunca eşimin cesediyle uyumuşum" ifadelerini kullandı. Eşine fiziksel şiddet uygulamadığını öne süren sanık, olaydan sonra korktuğu için kimseye haber veremediğini söyledi. “BİLİNCİM YOKTU AMA ÇOCUĞUMA BAKTIM” Mahkemede yöneltilen sorulara da yanıt veren sanık, olay süresince evde bulunan 1,5 yaşındaki çocuğuna kendisinin baktığını ileri sürerek, "Ben babayım, bilincimi kaybetsem de çocuğuma bakabilirim" dedi. Evde bulunan bıçaktaki DNA izlerinin daha önce ev işlerinde kullanmasından kaynaklanmış olabileceğini savunan sanık, herhangi bir husumetinin bulunmadığını ifade etti. TANIK: “KAVGALARINI DUYMUŞTUM” Tanık olarak dinlenen komşu T.Ş., zaman zaman sanığa sigara aldığını belirterek, "Bir gece eşiyle kavga ettiklerini duymuştum. En son olaydan yaklaşık 10 gün önce sigara bırakmıştım" dedi. Tanık ifadesinin ardından sanık, tepki göstererek olayla ilgili başka kişileri suçladı ve adaletin sağlanmasını istedi. AİLE: “KIZIMIZI ÖLDÜRECEKLERİNİ SÖYLEMİŞLERDİ” Maktulün babası İ.Ç. ise duruşmada, olaydan aylar önce sanığın ailesi tarafından tehdit edildiklerini öne sürerek, "Kızınızı alın, yoksa öldürürüz dediler" ifadelerini kullandı ve sanığın en ağır cezayı almasını talep etti. DAVA ERTELENDİ Mahkeme heyeti, dosyadaki eksiklerin giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Olayla ilgili yargılama süreci devam ediyor.

İZMİR’DEKİ KARAKOL SALDIRISI DAVASINDA SKANDAL SAVUNMA Haber

İZMİR’DEKİ KARAKOL SALDIRISI DAVASINDA SKANDAL SAVUNMA

Olayın faili tutuklu sanık E.B. mahkemedeki savunmasında, "Terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ'ı seviyorum. Polislerin kafir olduğunu biliyorum; ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum." dedi. Balçova ilçesinde 8 Eylül 2025 sabahı şüpheli E.B. (17) pompalı tüfekle polis merkezine ateş açtı. Saldırıda polis memurları Hasan Akın ve Ömer Amilağ ile silah sesleri üzerine bölgeye giden 1. Sınıf Emniyet Müdürü Muhsin Aydemir şehit oldu. Çıkan çatışmada şüpheli bacaklarından vurularak etkisiz hale getirildi. Olayın ardından hazırlanan 58 sayfalık iddianamenin kabul edilmesiyle sanıklar bugün hakim karşısına çıktı. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada tutuklu sanık E.B. (17), tutuklu babası N.B. ve tutuksuz annesi A.B. müşteki avukatları, mağdur aileler ve saldırıda yaralanan polis memuru Murat Dağlı hazır bulundu. İddianamede adı geçen diğer 10 sanığın dosyası ise bu davadan ayrıldı. Sanıklar hakkında 'anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs', 'kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürme' ve 'öldürmeye teşebbüs' suçlarından 4'er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 261'er yıla kadar hapis cezası talep edildi. "TALİMAT ALMADIM, DEAŞ'I SEVİYORUM" DEAŞ örgütüyle organik bir bağlantısının bulunmadığını örgütün ideolojisini benimsediğini ve eylem kararını Ebubekir el-Bağdadi'nin çağrısı üzerine aldığını belirten tutuklu sanık E.B., "Anayasa'nın kaldırılmasına teşebbüs etmedim ve terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ'ı seviyorum. Faaliyetlerini ve örgüt liderlerinin videolarını internetten takip ediyordum. El Bağdadi'nin 'Türkiye'ye saldırın' şeklindeki paylaşımını gördüğüm için bu eylemi gerçekleştirdim. Bana doğrudan kimseden talimat gelmedi. Müslümanlara operasyon yapıldığı için devleti temsil eden en yakın karakola saldırmaya karar verdim." ifadelerini kullandı. "AİLEMİ DE KAFİR OLARAK GÖRÜYORUM" Saldırı hazırlıklarına yaz aylarından itibaren başladığını ve eylemde kullanmak amacıyla özel olarak patlayıcı yapımını öğrendiğini ifade eden E.B., "Silah kullanmayı havalı tabancalarla öğrendim. Tüfek fişeklerini ağustos ayında aldım ve bu olayda kullanmak için bomba yapıp hazırladım. Başlangıçta fuar veya barlara saldırmayı düşünsem de karakola saldırma kararını olay günü sabahı verdim. Sosyal medyada paylaştığım metni de ağustos ayında hazırladım. Polislerin kafir olduğunu biliyorum; ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum." şeklinde konuştu. "OĞLUM RADİKAL EĞİLİMLİYDİ" Oğlunun eylemlerinden dolayı utanç duyduğunu ve önceden bilmesi halinde kendi canı pahasına buna engel olacağını vurgulayan tutuklu sanık N.B., "Şehitlerin hepsini tanıyorum. DEAŞ en nefret ettiğim örgüttür ve anayasal düzene karşı değilim. Oğlum namaz kılardı ancak terörist düşüncelere sahip olduğunu bilmiyordum. Öğretmenleri beni okula çağırıp oğlumun radikal eğilimleri olduğunu söylediklerinde, durumun farkında olduğumu ilettim. Öğretmenlerine Atatürk'ü sevmediğimi ancak ona karşı bir kinim veya nefretim olmadığını da söyledim. Oğluma silah kullanmayı doğrudan ben öğrettim diyemem; astım hastası olduğu için onu ormanda kuş avına götürüyordum. İnternetteki oyunlarda gördüğü silahları benden istiyordu, ben de alıyordum. Evdeki tüfek fişeklerini, ülkede her zaman darbe ihtimali olduğunu düşünerek darbe döneminde önlem amacıyla alabildiğim kadar almıştım; en son bu yaz oğlumun isteği üzerine tekrar kurşun temin ettim. Boncuk atan tabancayı ise sabahları işe giderken korkan eşime, gerçeğe benzediği için yanında bulundurması amacıyla almıştım. Aslında milliyetçi bir çocuk olan oğlum, benden sürekli savaş malzemeleri, hatta uçaksavar ve benzeri silahlar istiyordu." şeklinde konuştu. "EVDE KAR MASKESİYLE GEZİYORDU" Oğlunun işlediği suçtan dolayı büyük bir utanç ve telafisi olmayan bir pişmanlık duyduğunu belirten tutuksuz sanık A.B., "Çocuğumun can almasına inanamıyorum ve bu olaylar hakkında hiçbir ön bilgim yoktu. Onun radikalleştiğine dair hiçbir şüphem olmamasına rağmen, kendisini DEAŞ videoları izlerken gördüğümde kızarak uyarmıştım. Evde sürekli kar maskesi takıp özel harekatçılara özenen oğlum, tam bir asker edasıyla hareket ediyordu. Evime hiçbir zaman silah girmesini istememiş olsam da ona silah kullanmayı bizzat babası öğretmişti. Tüm bu tablonun içinde ondan şüpheleneceğimiz somut bir durum görmediğimiz için polise herhangi bir bildirimde bulunmadık." ifadelerini kullandı. "VURURKEN TEKBİR GETİRDİ" Ailenin mağdur edebiyatı yaptığını ve şüphelinin saldırı esnasında tekbir getirdiğini vurgulayan yaralı polis memuru Murat Dağlı, "Bu aile mağdur değil, mağdur edebiyatı yapıyor. Kesinlikle milliyetçiliğe sığınmasınlar. Öğretmenleri uyarmasına rağmen aile hiçbir önlem almamış. Şüphelide hiçbir pişmanlık belirtisi yok, onun çocuk olduğunu da düşünmüyorum. Şüphelinin telefonunda çözülememiş gizli bir mesajlaşma uygulaması olduğunu duydum. Şüpheli beni vururken tekbir getirdi, ben attığı kurşunla yaralandıktan sonra ona ateş ettim. Anne ve babasının ruh sağlığının araştırılmasını istiyorum." ifadelerini kullandı. "SİLAHINI KASADA SAKLARDI" Eşinin silahını evde her zaman kasada sakladığını ve karşı tarafın çocuklarına silah eğitimi vermesinin bu trajediye zemin hazırladığını vurgulayan şehit polis Hasan Akın'ın eşi Şule Akın, "1 yaşında ve 6 yaşında iki çocuğu var. Eşim polisti ve silahını eve getirdiğinde her zaman kasada saklardı. Ancak onlar çocuklarına silah kullanmayı öğretmiş, bu yüzden olayın ilk adımı atılmıştır. Babası milliyetçi olduğunu söylüyor, neden ona karşı böyle bir nefretleri var? Kafir dediği polis, beş vakit namazını kılan birisiydi." açıklamasında bulundu.

5 GÜNLÜK BEBEĞE ŞİDDET DAVASINDA HEMŞİRE TAHLİYE TALEP ETTİ Haber

5 GÜNLÜK BEBEĞE ŞİDDET DAVASINDA HEMŞİRE TAHLİYE TALEP ETTİ

Kahramanmaraş’ta 5 günlük bebeğe şiddet uyguladığı iddiasıyla yargılanan hemşire H.D.B., mahkemede yaptığı savunmada suçlamaları reddederek tutuksuz yargılanmayı talep etti. YENİDOĞAN ÜNİTESİNDEKİ OLAY YARGIYA TAŞINDI Olay, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Bakım Ünitesi’nde 26 Mayıs 2021 tarihinde meydana geldi. Tedavi altındaki 5 günlük Deniz Esin Bozoklar’a yönelik şiddet uygulandığı iddiaları üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, hemşire H.D.B.’nin bebeğe müdahalesine ilişkin görüntülerin ortaya çıkmasıyla süreç yargıya taşındı. “BEN TEDAVİ YAPIYORDUM” SAVUNMASI Kahramanmaraş 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, tutuklu sanık hemşire H.D.B. SEGBİS aracılığıyla savunma yaptı. Sanık, "Ben tedavi yapmaktaydım. Benim tek amacım hastaları tedavi etmektir" diyerek suçlamaları kabul etmedi. Ayrıca "Ben de bir anneyim, evladımın yanında olmalıyım" ifadelerini kullanan hemşire, tutuksuz yargılanma talebinde bulundu. AVUKATLARDAN RAPOR TARTIŞMASI Sanık avukatı Mustafa Çaprak, Adli Tıp Kurumu raporunun önemli olduğunu belirterek müvekkilinin tahliyesini talep etti. Çaprak, bebeğin sağlık durumuna ilişkin bulguların darp ile doğrudan ilişkilendirilemeyeceğini savundu ve kemik kırıklarının ne zaman oluştuğunun net olmadığını ifade etti. Müşteki vekili Sait Bolat ise rapora itiraz ettiklerini belirterek sanığın tutukluluk halinin devamını talep etti. SAVCILIK: TUTUKLULUK DEVAM ETSİN Cumhuriyet savcısı mütalaasında, dosyadaki delillerin henüz tam olarak toplanmadığını belirterek sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi. MAHKEMEDEN YENİ RAPOR KARARI Mahkeme heyeti, sanık hemşirenin tutukluluk halinin devamına hükmederken, dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu’na gönderilmesine karar verdi. Ayrıca, olay sonucunda bebekte kalıcı bir hasar oluşup oluşmadığının tespiti amacıyla dosyanın Adli Tıp Üst Kurulu’na sevk edilmesine hükmedildi. DURUŞMA ERTELENDİ Mahkeme, eksik hususların giderilmesi ve yeni raporların hazırlanması için duruşmayı 15 Mayıs tarihine erteledi. Dava süreci devam ederken, kamuoyunun yakından takip ettiği olayda nihai kararın alınacak adli tıp raporları doğrultusunda şekillenmesi bekleniyor.

CANDAN KARDEŞLERİN DAVASINDA BAHAR CANDAN'A HAPİS ŞOKU Haber

CANDAN KARDEŞLERİN DAVASINDA BAHAR CANDAN'A HAPİS ŞOKU

Bahar Candan ve Nihal Candan’ın da aralarında bulunduğu 21 sanıklı dolandırıcılık davasında karar açıklandı. Mahkeme, örgüt lideri Onur Apaydın’ı toplam 231 yıl 8 ay 20 gün hapis cezasına çarptırdı. “SAZAN SARMALI” YÖNTEMİYLE DOLANDIRICILIK Küçükçekmece 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, Onur Apaydın ve İlker Oflu liderliğinde hareket eden şebekenin, vatandaşlara piyasa değerinin altında araç satma vaadiyle dolandırıcılık yaptığı belirtildi. İddianamede, örgütün özellikle sosyal medya ve tanınırlığı yüksek isimler üzerinden güven sağlayarak mağdurları ağına düşürdüğü ifade edildi. ÖRGÜT LİDERİNE AĞIR CEZA Mahkeme heyeti, tutuklu sanık Onur Apaydın hakkında "suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme" ile "nitelikli dolandırıcılık" suçlarından toplam 231 yıl 8 ay 20 gün hapis cezası verdi. Apaydın’ın örgüt içerisinde finans ve organizasyonu yönettiği, suç gelirlerinin aklanmasında aktif rol aldığı değerlendirildi. BAHAR CANDAN’A HAPİS CEZASI Tutuksuz yargılanan Bahar Candan, "suç örgütüne üye olma" suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Candan’ın duruşmaya katılmadığı öğrenildi. NİHAL CANDAN HAKKINDA DAVA DÜŞTÜ Mahkeme, 2025 yılında hayatını kaybeden Nihal Candan hakkında açılan davanın, ölüm nedeniyle düşürülmesine karar verdi. ÖRGÜT YÖNETİCİSİNE KISMİ CEZA, BERAAT VE TAHLİYE Örgüt yöneticisi olduğu öne sürülen İlker Oflu hakkında: "örgüte üye olma" suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası35 ayrı dolandırıcılık suçundan ise delil yetersizliği nedeniyle beraat kararı verildi. Mahkeme, Oflu’nun tahliyesine hükmetti. MÜŞTEKİLER ZARARLARININ KARŞILANMADIĞINI BELİRTTİ Duruşmada söz alan müştekiler, uğradıkları zararların giderilmediğini belirterek sanıkların cezalandırılmasını talep etti. Sanıklar ise suçlamaları reddederek tahliye ve beraat talebinde bulundu. DİĞER SANIKLARA FARKLI KARARLAR Mahkeme heyeti, bazı sanıklar hakkında beraat kararı verirken, bazılarını ise değişen oranlarda hapis cezalarına çarptırdı. Dosyada yer alan diğer isimler hakkında verilen kararların da suçun niteliğine göre farklılık gösterdiği bildirildi. SOSYAL MEDYA ETKİSİNE DİKKAT ÇEKİLDİ İddianamede, Bahar ve Nihal Candan’ın kamuoyunda tanınan kişiler olmaları nedeniyle örgüt faaliyetlerinde mağdurlar üzerinde güven oluşturdukları ve bu durumun dolandırıcılık eylemlerinde etkili olduğu ileri sürüldü. DAVA KARARA BAĞLANDI 38 müştekinin yer aldığı ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran dava, verilen kararlarla sonuçlandı. Kararın ardından gözler, olası istinaf ve temyiz süreçlerine çevrildi.

14 YAŞINDAKİ KIZA İSTİSMAR DAVASINDA 2 TUTUKLAMA    Haber

14 YAŞINDAKİ KIZA İSTİSMAR DAVASINDA 2 TUTUKLAMA   

Ankara'da 14 yaşındaki kız çocuğu E.A.'ya yönelik, ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı' ve ‘nitelikli yağma' suçlamasıyla yargılanan 4 sanığın davasında mahkeme, 2 sanığın tutuklanmasına karar verdi. Ankara'da yaşayan 14 yaşındaki kız çocuğu E.A.'nın 2024 yılının Mayıs ayında bazı kişiler tarafından cinsel saldırıya uğradığı ve eşyalarının zorla alındığı iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmada Ahmet Çalışkan, Emirhan Beyhan, Hasan Hüseyin Koçak ve Yılmaz Özkaraca hakkında ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı' ve ‘nitelikli yağma' suçlarından dava açıldı. Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamenin ilk duruşması görüldü. Duruşmaya sanıklar Ahmet Çalışkan, Emirhan Beyhan, Hasan Hüseyin Koçak ve Yılmaz Özkaraca ile taraf avukatları katıldı. Mağdur çocuk E.A., Ankara Sıhhiye Adliyesi'ndeki Adli Görüşme Odası'ndan pedagog eşliğinde Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla dinlendi. Sanıklar ise savunmalarında üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmedi. ‘SAVCI TUTUKLAMA TALEP ETTİ' Cumhuriyet savcısı mütalaasında, mağdur beyanları, adli raporlar ve dosyadaki deliller birlikte değerlendirildiğinde kuvvetli suç şüphesinin bulunduğunu ifade ederek tüm sanıkların tutuklanmasını talep etti. Mütalaanın ardından ara kararını kuran mahkeme, dosyadaki delil durumu, mağdurun beyanları ve suçun niteliğini dikkate alarak sanıklar Ahmet Çalışkan ile Emirhan Beyhan'ın tutuklanmasına karar verdi. Mahkeme, diğer sanıklar Hasan Hüseyin Koçak ve Yılmaz Özkaraca hakkında ise yurt dışına çıkış yasağı ile mağdur E.A.'nın ikametgahı ve okuluna 200 metreden fazla yaklaşmama şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmetti. Mahkeme, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı 20 Mayıs tarihine erteledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.