#Dava

- Dava haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dava haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İZMİR’DEKİ KARAKOL SALDIRISI DAVASINDA SKANDAL SAVUNMA Haber

İZMİR’DEKİ KARAKOL SALDIRISI DAVASINDA SKANDAL SAVUNMA

Olayın faili tutuklu sanık E.B. mahkemedeki savunmasında, "Terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ'ı seviyorum. Polislerin kafir olduğunu biliyorum; ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum." dedi. Balçova ilçesinde 8 Eylül 2025 sabahı şüpheli E.B. (17) pompalı tüfekle polis merkezine ateş açtı. Saldırıda polis memurları Hasan Akın ve Ömer Amilağ ile silah sesleri üzerine bölgeye giden 1. Sınıf Emniyet Müdürü Muhsin Aydemir şehit oldu. Çıkan çatışmada şüpheli bacaklarından vurularak etkisiz hale getirildi. Olayın ardından hazırlanan 58 sayfalık iddianamenin kabul edilmesiyle sanıklar bugün hakim karşısına çıktı. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada tutuklu sanık E.B. (17), tutuklu babası N.B. ve tutuksuz annesi A.B. müşteki avukatları, mağdur aileler ve saldırıda yaralanan polis memuru Murat Dağlı hazır bulundu. İddianamede adı geçen diğer 10 sanığın dosyası ise bu davadan ayrıldı. Sanıklar hakkında 'anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs', 'kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürme' ve 'öldürmeye teşebbüs' suçlarından 4'er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 261'er yıla kadar hapis cezası talep edildi. "TALİMAT ALMADIM, DEAŞ'I SEVİYORUM" DEAŞ örgütüyle organik bir bağlantısının bulunmadığını örgütün ideolojisini benimsediğini ve eylem kararını Ebubekir el-Bağdadi'nin çağrısı üzerine aldığını belirten tutuklu sanık E.B., "Anayasa'nın kaldırılmasına teşebbüs etmedim ve terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ'ı seviyorum. Faaliyetlerini ve örgüt liderlerinin videolarını internetten takip ediyordum. El Bağdadi'nin 'Türkiye'ye saldırın' şeklindeki paylaşımını gördüğüm için bu eylemi gerçekleştirdim. Bana doğrudan kimseden talimat gelmedi. Müslümanlara operasyon yapıldığı için devleti temsil eden en yakın karakola saldırmaya karar verdim." ifadelerini kullandı. "AİLEMİ DE KAFİR OLARAK GÖRÜYORUM" Saldırı hazırlıklarına yaz aylarından itibaren başladığını ve eylemde kullanmak amacıyla özel olarak patlayıcı yapımını öğrendiğini ifade eden E.B., "Silah kullanmayı havalı tabancalarla öğrendim. Tüfek fişeklerini ağustos ayında aldım ve bu olayda kullanmak için bomba yapıp hazırladım. Başlangıçta fuar veya barlara saldırmayı düşünsem de karakola saldırma kararını olay günü sabahı verdim. Sosyal medyada paylaştığım metni de ağustos ayında hazırladım. Polislerin kafir olduğunu biliyorum; ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum." şeklinde konuştu. "OĞLUM RADİKAL EĞİLİMLİYDİ" Oğlunun eylemlerinden dolayı utanç duyduğunu ve önceden bilmesi halinde kendi canı pahasına buna engel olacağını vurgulayan tutuklu sanık N.B., "Şehitlerin hepsini tanıyorum. DEAŞ en nefret ettiğim örgüttür ve anayasal düzene karşı değilim. Oğlum namaz kılardı ancak terörist düşüncelere sahip olduğunu bilmiyordum. Öğretmenleri beni okula çağırıp oğlumun radikal eğilimleri olduğunu söylediklerinde, durumun farkında olduğumu ilettim. Öğretmenlerine Atatürk'ü sevmediğimi ancak ona karşı bir kinim veya nefretim olmadığını da söyledim. Oğluma silah kullanmayı doğrudan ben öğrettim diyemem; astım hastası olduğu için onu ormanda kuş avına götürüyordum. İnternetteki oyunlarda gördüğü silahları benden istiyordu, ben de alıyordum. Evdeki tüfek fişeklerini, ülkede her zaman darbe ihtimali olduğunu düşünerek darbe döneminde önlem amacıyla alabildiğim kadar almıştım; en son bu yaz oğlumun isteği üzerine tekrar kurşun temin ettim. Boncuk atan tabancayı ise sabahları işe giderken korkan eşime, gerçeğe benzediği için yanında bulundurması amacıyla almıştım. Aslında milliyetçi bir çocuk olan oğlum, benden sürekli savaş malzemeleri, hatta uçaksavar ve benzeri silahlar istiyordu." şeklinde konuştu. "EVDE KAR MASKESİYLE GEZİYORDU" Oğlunun işlediği suçtan dolayı büyük bir utanç ve telafisi olmayan bir pişmanlık duyduğunu belirten tutuksuz sanık A.B., "Çocuğumun can almasına inanamıyorum ve bu olaylar hakkında hiçbir ön bilgim yoktu. Onun radikalleştiğine dair hiçbir şüphem olmamasına rağmen, kendisini DEAŞ videoları izlerken gördüğümde kızarak uyarmıştım. Evde sürekli kar maskesi takıp özel harekatçılara özenen oğlum, tam bir asker edasıyla hareket ediyordu. Evime hiçbir zaman silah girmesini istememiş olsam da ona silah kullanmayı bizzat babası öğretmişti. Tüm bu tablonun içinde ondan şüpheleneceğimiz somut bir durum görmediğimiz için polise herhangi bir bildirimde bulunmadık." ifadelerini kullandı. "VURURKEN TEKBİR GETİRDİ" Ailenin mağdur edebiyatı yaptığını ve şüphelinin saldırı esnasında tekbir getirdiğini vurgulayan yaralı polis memuru Murat Dağlı, "Bu aile mağdur değil, mağdur edebiyatı yapıyor. Kesinlikle milliyetçiliğe sığınmasınlar. Öğretmenleri uyarmasına rağmen aile hiçbir önlem almamış. Şüphelide hiçbir pişmanlık belirtisi yok, onun çocuk olduğunu da düşünmüyorum. Şüphelinin telefonunda çözülememiş gizli bir mesajlaşma uygulaması olduğunu duydum. Şüpheli beni vururken tekbir getirdi, ben attığı kurşunla yaralandıktan sonra ona ateş ettim. Anne ve babasının ruh sağlığının araştırılmasını istiyorum." ifadelerini kullandı. "SİLAHINI KASADA SAKLARDI" Eşinin silahını evde her zaman kasada sakladığını ve karşı tarafın çocuklarına silah eğitimi vermesinin bu trajediye zemin hazırladığını vurgulayan şehit polis Hasan Akın'ın eşi Şule Akın, "1 yaşında ve 6 yaşında iki çocuğu var. Eşim polisti ve silahını eve getirdiğinde her zaman kasada saklardı. Ancak onlar çocuklarına silah kullanmayı öğretmiş, bu yüzden olayın ilk adımı atılmıştır. Babası milliyetçi olduğunu söylüyor, neden ona karşı böyle bir nefretleri var? Kafir dediği polis, beş vakit namazını kılan birisiydi." açıklamasında bulundu.

5 GÜNLÜK BEBEĞE ŞİDDET DAVASINDA HEMŞİRE TAHLİYE TALEP ETTİ Haber

5 GÜNLÜK BEBEĞE ŞİDDET DAVASINDA HEMŞİRE TAHLİYE TALEP ETTİ

Kahramanmaraş’ta 5 günlük bebeğe şiddet uyguladığı iddiasıyla yargılanan hemşire H.D.B., mahkemede yaptığı savunmada suçlamaları reddederek tutuksuz yargılanmayı talep etti. YENİDOĞAN ÜNİTESİNDEKİ OLAY YARGIYA TAŞINDI Olay, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Bakım Ünitesi’nde 26 Mayıs 2021 tarihinde meydana geldi. Tedavi altındaki 5 günlük Deniz Esin Bozoklar’a yönelik şiddet uygulandığı iddiaları üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, hemşire H.D.B.’nin bebeğe müdahalesine ilişkin görüntülerin ortaya çıkmasıyla süreç yargıya taşındı. “BEN TEDAVİ YAPIYORDUM” SAVUNMASI Kahramanmaraş 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, tutuklu sanık hemşire H.D.B. SEGBİS aracılığıyla savunma yaptı. Sanık, "Ben tedavi yapmaktaydım. Benim tek amacım hastaları tedavi etmektir" diyerek suçlamaları kabul etmedi. Ayrıca "Ben de bir anneyim, evladımın yanında olmalıyım" ifadelerini kullanan hemşire, tutuksuz yargılanma talebinde bulundu. AVUKATLARDAN RAPOR TARTIŞMASI Sanık avukatı Mustafa Çaprak, Adli Tıp Kurumu raporunun önemli olduğunu belirterek müvekkilinin tahliyesini talep etti. Çaprak, bebeğin sağlık durumuna ilişkin bulguların darp ile doğrudan ilişkilendirilemeyeceğini savundu ve kemik kırıklarının ne zaman oluştuğunun net olmadığını ifade etti. Müşteki vekili Sait Bolat ise rapora itiraz ettiklerini belirterek sanığın tutukluluk halinin devamını talep etti. SAVCILIK: TUTUKLULUK DEVAM ETSİN Cumhuriyet savcısı mütalaasında, dosyadaki delillerin henüz tam olarak toplanmadığını belirterek sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi. MAHKEMEDEN YENİ RAPOR KARARI Mahkeme heyeti, sanık hemşirenin tutukluluk halinin devamına hükmederken, dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu’na gönderilmesine karar verdi. Ayrıca, olay sonucunda bebekte kalıcı bir hasar oluşup oluşmadığının tespiti amacıyla dosyanın Adli Tıp Üst Kurulu’na sevk edilmesine hükmedildi. DURUŞMA ERTELENDİ Mahkeme, eksik hususların giderilmesi ve yeni raporların hazırlanması için duruşmayı 15 Mayıs tarihine erteledi. Dava süreci devam ederken, kamuoyunun yakından takip ettiği olayda nihai kararın alınacak adli tıp raporları doğrultusunda şekillenmesi bekleniyor.

CANDAN KARDEŞLERİN DAVASINDA BAHAR CANDAN'A HAPİS ŞOKU Haber

CANDAN KARDEŞLERİN DAVASINDA BAHAR CANDAN'A HAPİS ŞOKU

Bahar Candan ve Nihal Candan’ın da aralarında bulunduğu 21 sanıklı dolandırıcılık davasında karar açıklandı. Mahkeme, örgüt lideri Onur Apaydın’ı toplam 231 yıl 8 ay 20 gün hapis cezasına çarptırdı. “SAZAN SARMALI” YÖNTEMİYLE DOLANDIRICILIK Küçükçekmece 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, Onur Apaydın ve İlker Oflu liderliğinde hareket eden şebekenin, vatandaşlara piyasa değerinin altında araç satma vaadiyle dolandırıcılık yaptığı belirtildi. İddianamede, örgütün özellikle sosyal medya ve tanınırlığı yüksek isimler üzerinden güven sağlayarak mağdurları ağına düşürdüğü ifade edildi. ÖRGÜT LİDERİNE AĞIR CEZA Mahkeme heyeti, tutuklu sanık Onur Apaydın hakkında "suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme" ile "nitelikli dolandırıcılık" suçlarından toplam 231 yıl 8 ay 20 gün hapis cezası verdi. Apaydın’ın örgüt içerisinde finans ve organizasyonu yönettiği, suç gelirlerinin aklanmasında aktif rol aldığı değerlendirildi. BAHAR CANDAN’A HAPİS CEZASI Tutuksuz yargılanan Bahar Candan, "suç örgütüne üye olma" suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Candan’ın duruşmaya katılmadığı öğrenildi. NİHAL CANDAN HAKKINDA DAVA DÜŞTÜ Mahkeme, 2025 yılında hayatını kaybeden Nihal Candan hakkında açılan davanın, ölüm nedeniyle düşürülmesine karar verdi. ÖRGÜT YÖNETİCİSİNE KISMİ CEZA, BERAAT VE TAHLİYE Örgüt yöneticisi olduğu öne sürülen İlker Oflu hakkında: "örgüte üye olma" suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası35 ayrı dolandırıcılık suçundan ise delil yetersizliği nedeniyle beraat kararı verildi. Mahkeme, Oflu’nun tahliyesine hükmetti. MÜŞTEKİLER ZARARLARININ KARŞILANMADIĞINI BELİRTTİ Duruşmada söz alan müştekiler, uğradıkları zararların giderilmediğini belirterek sanıkların cezalandırılmasını talep etti. Sanıklar ise suçlamaları reddederek tahliye ve beraat talebinde bulundu. DİĞER SANIKLARA FARKLI KARARLAR Mahkeme heyeti, bazı sanıklar hakkında beraat kararı verirken, bazılarını ise değişen oranlarda hapis cezalarına çarptırdı. Dosyada yer alan diğer isimler hakkında verilen kararların da suçun niteliğine göre farklılık gösterdiği bildirildi. SOSYAL MEDYA ETKİSİNE DİKKAT ÇEKİLDİ İddianamede, Bahar ve Nihal Candan’ın kamuoyunda tanınan kişiler olmaları nedeniyle örgüt faaliyetlerinde mağdurlar üzerinde güven oluşturdukları ve bu durumun dolandırıcılık eylemlerinde etkili olduğu ileri sürüldü. DAVA KARARA BAĞLANDI 38 müştekinin yer aldığı ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran dava, verilen kararlarla sonuçlandı. Kararın ardından gözler, olası istinaf ve temyiz süreçlerine çevrildi.

14 YAŞINDAKİ KIZA İSTİSMAR DAVASINDA 2 TUTUKLAMA    Haber

14 YAŞINDAKİ KIZA İSTİSMAR DAVASINDA 2 TUTUKLAMA   

Ankara'da 14 yaşındaki kız çocuğu E.A.'ya yönelik, ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı' ve ‘nitelikli yağma' suçlamasıyla yargılanan 4 sanığın davasında mahkeme, 2 sanığın tutuklanmasına karar verdi. Ankara'da yaşayan 14 yaşındaki kız çocuğu E.A.'nın 2024 yılının Mayıs ayında bazı kişiler tarafından cinsel saldırıya uğradığı ve eşyalarının zorla alındığı iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmada Ahmet Çalışkan, Emirhan Beyhan, Hasan Hüseyin Koçak ve Yılmaz Özkaraca hakkında ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı' ve ‘nitelikli yağma' suçlarından dava açıldı. Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamenin ilk duruşması görüldü. Duruşmaya sanıklar Ahmet Çalışkan, Emirhan Beyhan, Hasan Hüseyin Koçak ve Yılmaz Özkaraca ile taraf avukatları katıldı. Mağdur çocuk E.A., Ankara Sıhhiye Adliyesi'ndeki Adli Görüşme Odası'ndan pedagog eşliğinde Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla dinlendi. Sanıklar ise savunmalarında üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmedi. ‘SAVCI TUTUKLAMA TALEP ETTİ' Cumhuriyet savcısı mütalaasında, mağdur beyanları, adli raporlar ve dosyadaki deliller birlikte değerlendirildiğinde kuvvetli suç şüphesinin bulunduğunu ifade ederek tüm sanıkların tutuklanmasını talep etti. Mütalaanın ardından ara kararını kuran mahkeme, dosyadaki delil durumu, mağdurun beyanları ve suçun niteliğini dikkate alarak sanıklar Ahmet Çalışkan ile Emirhan Beyhan'ın tutuklanmasına karar verdi. Mahkeme, diğer sanıklar Hasan Hüseyin Koçak ve Yılmaz Özkaraca hakkında ise yurt dışına çıkış yasağı ile mağdur E.A.'nın ikametgahı ve okuluna 200 metreden fazla yaklaşmama şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmetti. Mahkeme, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı 20 Mayıs tarihine erteledi.

15 YAŞINDAKİ ALPEREN BOYNUNA ATILAN YUMRUK NEDENİYLE ÖLMÜŞ Haber

15 YAŞINDAKİ ALPEREN BOYNUNA ATILAN YUMRUK NEDENİYLE ÖLMÜŞ

Bolu'da geçtiğimiz haziran ayında parkta iki çocuk arasında çıkan kavgada aldığı darbe sonucu kalbi duran ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden Alperen Ömer Toprak'ın ölümüne ilişkin davanın üçüncü celsesi görüldü. Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın üçüncü duruşması, sanıkların yaşlarının küçük olması nedeniyle kapalı oturumda gerçekleştirildi. 'Kasten öldürme' suçlamasıyla tutuklu yargılanan S.Ş. (13) ile tutuksuz sanık E.Y. (14) duruşmada hazır bulundu. Alperen'in ölümüne boynuna atılan yumruğunneden olduğu tespit edildi... ADLİ TIP RAPORU DOSYAYA GİRDİ Davanın önceki iki celsesi, Adli Tıp Kurumu raporunun beklenmesi nedeniyle ertelenmişti. Mahkemenin talep ettiği rapor, üçüncü celsede dosyaya eklendi. Heyet tarafından hazırlanan raporda, Alperen Ömer Toprak'ın boynuna aldığı yumruk sonrası beyin soğancığında (beyin sapı) hasar meydana geldiği, bu hasara bağlı olarak anında beyin kanaması geçirdiği ve ölümün söz konusu darbeye bağlı gerçekleştiğinin tespit edildiği belirtildi. Raporda ayrıca, travmanın doğrudan etkisiyle hayati merkezlerin etkilendiği ve darbe ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu kaydedildi. "RAPOR BEKLEDİĞİMİZ GİBİ GELDİ, DOĞRULARI KANITLAR NİTELİKTE" Adli Tıp Kurumu raporunun bekledikleri gibi geldiğini belirten ailenin avukatı Alper Coşkun, "Adli Tıp Kurumu'ndan beklenen rapor geldi. Savcılık mütalaa verecek, onun üzerine biz de yazılı beyanlarımızı sunacağız. Rapor, ölümün doğrudan darbeye bağlı olduğunu gösterir şekilde. Rapor beklediğimiz gibi geldi, doğruları kanıtlar nitelikte. Bir sonraki duruşma 22 Nisan tarihinde yapılacak. Çok yüksek ihtimalle o duruşmada karar çıkacak" dedi. "BANA VİCDANA AYKIRI GELİYOR" Çocuklar, 'suça sürüklenen çocuk' olarak nitelendirildikleri için bir indirim alacaklarını ve bunun vicdana aykırı olduğunu söyleyen avukat Coşkun, "Çocuklar kanunen 'suça sürüklenen çocuk' olduğu için cezai indirimleri olacak. Bu, kimsenin takdir edemeyeceği bir husus değil. Takdiri indirim olmaması yönünde bir talebimiz var. Bunu yazılı olarak mahkemeye yineleyeceğiz. Silahlı fotoğraflarla sosyal medyada paylaşım yapan kişilerin, en nihayetinde çocuk olsalar da iyi hal indirimi almaları bana vicdana aykırı geliyor. Mahkeme heyeti şu an dosya kapsamında değerlendirme yapıyor. Ailelerin ya da bizlerin tehdit edilmesi hususunda bir öngörüleri yok. Usulen de böyle bir öngörüde bulunmaları beklenemez. Bu konuda onlara da yüklenemeyiz. Çünkü bununla ilgili bir durum varsa 'siz de şikayetçi olun, soruşturma kapsamında tekrar bir dosya açılsın' diyecekler. Zaten soruşturma kapsamında tekrar şikayetçi olsak da 'patates hatlar' diye nitelendirilen boş hatlar çıktığı için bir sonuca varılamıyor. Dosyanın bir an önce karara bağlanıp herkesin vicdanen rahatlamasını istiyoruz. Bütün uğraşımız bununla ilgili" şeklinde konuştu. Savcının, dosyaya eklenen Adli Tıp Kurumu raporuna ilişkin yeniden mütalaa hazırlayacak olması nedeniyle dava 22 Nisan tarihine ertelendi.

TRUMP'IN KIZI OLDUĞUNU İDDİA EDEN ÖZMEN BABASINA SESLENDİ Haber

TRUMP'IN KIZI OLDUĞUNU İDDİA EDEN ÖZMEN BABASINA SESLENDİ

ABD Başkanı Donald Trump’ın kızı olduğunu iddia eden Necla Özmen, daha önce Türkiye’de açtığı babalık davasının ardından bu kez Amerika Birleşik Devletleri’nde hukuki süreç başlattı. Ankara 27. Aile Mahkemesi’ne başvurarak Trump’a babalık davası açan Özmen’in başvurusu, iddiaların somut delillerle desteklenmediği gerekçesiyle reddedilmişti. Kararın ardından dosyayı istinaf mahkemesine taşıyan Özmen, şimdi de ABD’de yetkili mahkemeye avukat aracılığıyla başvuruda bulundu. Başvurunun kabul edilmesi halinde ABD’de babalık davası açılacağı öğrenildi. “AMERİKA’DA DAVANIN AÇILDIĞINI BİLİYORUM” Konuya ilişkin açıklama yapan Özmen, Türkiye’deki dava sürecinin ardından ABD’de de hukuki girişimde bulunduğunu söyledi. Özmen, Amerikan Aile Mahkemesi’ne ABD Büyükelçiliği aracılığıyla dilekçe gönderdiğini ve Amerika’daki Türk avukatlarla görüştüğünü belirterek şunları söyledi: “Daha önce Trump’a Türkiye’de babalık davası açmıştım. O konuda olumsuz şeyler olabileceğini bildiğim için ABD elçiliği aracılığıyla Amerikan Aile Mahkemesi’ne dilekçe gönderdim. Amerika’daki Türk avukatlarla görüştüm, onlar da süreci takip ediyor. Henüz resmi bir açıklama gelmedi ama Amerika’da davanın açıldığını biliyorum.” “HAKLARIMIN GASBEDİLDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM” Özmen, yaşadığı süreçte mağdur edildiğini öne sürerek haklarını aradığını ifade etti. ABD devletinin de kendisine sahip çıkmasını istediğini belirten Özmen, “Haklarımın gasbedildiğini düşünüyorum. ABD devleti tarafından mağdur bırakıldım. Ben sadece haklarımı arıyorum ve babalık davasının bir an önce sonuçlanmasını talep ediyorum” dedi. TRUMP’A DİKKAT ÇEKEN MESAJ Açıklamalarında ABD Başkanı Donald Trump’a da seslenen Özmen, Trump’ın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmemesi gerektiğini savundu. Özmen, “Trump ABD’yi güçlü bir ülke yapmak istediğini söylüyor. Ama başka ülkelerin iç işlerine karışarak bu olmaz. Buradan babama sesleniyorum; başka ülkelerin iç işlerine karışmadan kendi ülkesini kalkındırmasını tercih ederim” ifadelerini kullandı. “DÜNYADAKİ SAVAŞLARIN BİTMESİNİ İSTİYORUM” Özmen, dünyadaki savaşların sona ermesi gerektiğini vurgulayarak şu çağrıda bulundu: “Buradan tüm dünyaya çağrı yapıyorum; savaşları bitirin. İnsanların canı yanmasın. Savaş hiçbir ülkeye fayda sağlamaz, sadece zarar verir.” YAPAY ZEKÂ FOTOĞRAFI HAKKINDA KONUŞTU Özmen, sosyal medyada paylaşılan ve yapay zekâ ile oluşturulduğu belirtilen Trump ile yan yana olduğu fotoğraf hakkında da konuştu. Fotoğrafı görünce duygulandığını söyleyen Özmen, “Bu resmi görünce hoşuma gitti. Gerçek gibi duruyor. Umarım gerçek olur ve kendisiyle bir gün görüşebilirim. Bir baba olarak bana da sahip çıkmasını isterim” dedi. “BİR BABA-KIZ SICAKLIĞI GÖRMEDİM” Hayatı boyunca baba sıcaklığı görmediğini ifade eden Özmen, sözlerini şöyle tamamladı: “Fotoğrafı görünce çok duygulandım. Gerçek baba-kız gibi gözüküyor. Uzun yıllardır çok sıkıntı çektim. Bir baba sıcaklığı, bir baba-kız ilişkisi hiç yaşamadım. Bu yüzden fotoğraf bana çok şey hissettirdi.”

AŞK BÜYÜSÜ TUZAĞI: BİR ADAM İÇİN BEŞ ADAMA ÇARPILDI Haber

AŞK BÜYÜSÜ TUZAĞI: BİR ADAM İÇİN BEŞ ADAMA ÇARPILDI

Ankara’da yaşayan Ayşegül K., sosyal medyada karşılaştığı bir medyum hesabı üzerinden bağlanma büyüsü yaptırmak isterken 41 bin 500 TL dolandırıldı. Olayla ilgili 5 şüpheli hakkında dava açıldı. Edinilen bilgilere göre Ayşegül K., 30 Haziran 2024’te Instagram’da “aile içi sorunlar, büyü bozma ve bağlama ritüeli” gibi vaatlerle tanıtım yapan “Medyumgamze” adlı hesapla iletişime geçti. Genç kadın, sevgilisi Hasan için bağlanma büyüsü yaptırmak istedi. İddiaya göre şüpheliler ilk etapta 6 bin TL talep etti. Daha sonra ise “koruma kalkanı”, “yıldız uyuşmazlığı” ve “ters tepen büyü” gibi gerekçeler öne sürülerek farklı tarihlerde ek ödemeler istendi. Ayşegül K., verilen IBAN hesaplarına parça parça toplam 41 bin 500 TL gönderdi. Son olarak paranın “havuzda blokeli kaldığı” ve iade için yeniden ödeme yapılması gerektiğinin söylenmesi üzerine durumdan şüphelenen Ayşegül K., dolandırıldığını anlayarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Soruşturma kapsamında paraların kripto hesaplara aktarıldığı, kullanılan WhatsApp hattının yabancı uyruklu bir kişi adına kayıtlı olduğu tespit edildi. Savcılık tarafından yürütülen soruşturma sonunda tamamı erkek 5 şüpheli hakkında “bilişim sistemleri ile banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçundan 15 yıla kadar hapis istemiyle Ankara 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

ACİ AİLESİNİN ACISI BİTMEDİ: BU KEZ TORUN DAVASI Haber

ACİ AİLESİNİN ACISI BİTMEDİ: BU KEZ TORUN DAVASI

Eyüpsultan’da trafik kazasında hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci’nin anne ve babasının, torun'larını göremedikleri iddiasıyla gelinlerine karşı açtıkları davada duruşma görüldü. Mahkeme, çocuk psikiyatristinin de yer alacağı yeni bir rapor alınmasına karar verdi. 1 Mart 2024’te meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybeden 29 yaşındaki Oğuz Murat Aci’nin anne ve babası Özer Aci ile Pervin Aci, gelinleri Şükriye Aci’nin torunlarını kendilerine göstermediği iddiasıyla dava açtı. Dava, İstanbul Aile Mahkemesi’nde görülen ön inceleme duruşmasıyla devam etti. Duruşmaya davacı anne ve baba ile taraf avukatları katıldı. MAHKEMEDEN YENİ RAPOR KARARI Davacı avukatı, dava dilekçesini tekrar ederek tedbiren şahsi ilişki kurulmasını talep etti. Davalı taraf ise çocuk psikiyatristinin de bulunduğu bir heyetten yeni rapor alınmasını istedi. Mahkeme, dosyanın Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü’ne gönderilmesine ve heyete bir çocuk psikiyatristinin de dahil edilmesine karar verdi. Tedbiren şahsi ilişki kurulması talebinin ise ek rapor sonrasında değerlendirilmesine hükmedilerek duruşma ertelendi. “BU SAATTEN SONRA ÇOCUK BENİ TANIYACAK MI?” Duruşma sonrası açıklama yapan Özer Aci, “Aradan 2 yıl geçti. Bu saatten sonra çocuk beni tanıyacak mı? Gözden uzak olan gönülden de uzak oluyor. 29 yaşında bir evlat kaybettik. Evladın evladına sahip çıkmaya çalışıyoruz, suç mu işliyoruz?” ifadelerini kullandı. Anne Pervin Aci ise “Ben çocuğumu istiyorum. Soyadımı taşıyan torunumu görmek benim hakkım değil mi?” dedi.

ÖZGÜR ÖZEL’E “SAHTEKAR” İFADESİ NEDENİYLE TAZMİNAT CEZASI Haber

ÖZGÜR ÖZEL’E “SAHTEKAR” İFADESİ NEDENİYLE TAZMİNAT CEZASI

Süleyman Soylu ile Özgür Özel arasında sosyal medyada başlayan polemik yargıya taşındı. İstinaf incelemesini yapan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin ret kararını kaldırarak Soylu lehine 25 bin lira manevi tazminat'a hükmetti. Soylu’nun 1 milyon liralık manevi tazminat talebiyle açtığı dava kapsamında verilen karar, siyasi polemiklerde kullanılan dilin hukuki sınırlarına ilişkin önemli bir değerlendirme olarak kayda geçti. POLEMİK SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMIYLA BAŞLADI Süreç, Süleyman Soylu’nun sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Yalancılıktan kalpleri kararmış olanların dahi ateşini söndürür” ifadelerini kullanmasıyla başladı. Bu paylaşımı alıntılayan Özgür Özel ise aynı gün yaptığı açıklamada, “Yok be Süleyman… Sahtekar Sülü” ifadelerine yer verdi. Söz konusu ifadelerin ardından Soylu, kişilik haklarının zedelendiği gerekçesiyle dava açtı. MAHKEME: ELEŞTİRİ SINIRI AŞILDI İstinaf mahkemesi kararında, 24 Haziran 2022 tarihli paylaşımın bir bütün olarak değerlendirildiği belirtildi. Kararda, siyasetçilere yönelik eleştiri sınırlarının geniş olduğuna dikkat çekilmekle birlikte, somut olayda kullanılan ifadelerin sert ve ağır eleştiri sınırlarını aştığı ifade edildi. Mahkeme, söz konusu ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğine ve davacının kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığına hükmetti. FAİZ İŞLETİLECEK Karara göre 25 bin liralık manevi tazminat, 27 Haziran 2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsil edilerek Süleyman Soylu’ya ödenecek. Karar, siyasi söylemlerde kullanılan dilin hukuki sorumluluk doğurabileceğini bir kez daha gündeme getirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.