#Dava

- Dava haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dava haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İZMİR'DE HALK PLAJI SALDIRGANI İÇİN 3 YIL HAPİS İSTEMİ Haber

İZMİR'DE HALK PLAJI SALDIRGANI İÇİN 3 YIL HAPİS İSTEMİ

İzmir'in Seferihisar ilçesinde bir plajda şezlong yeri yüzünden çıkan tartışmada başörtülü kadına 'nefret ve ayrımcılık' içeren ifadeler sarf ettiği gerekçesiyle tutuklanan şüpheli hakkında, ‘din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle bir kişinin kamuya arz edilmiş hizmetten yararlanmasını engelleme' suçundan 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. GÖZALTINA ALINIP TUTUKLANMIŞTI Olay, 3 Temmuz günü saat 18.00 sıralarında Mersinalanı Mahallesi'nde bulunan bir plajda meydana gelmişti. İddiaya göre, plajda bulunan kadınlar arasında 'şezlong' yeri nedeniyle çıkan tartışmada İ.A., A.A.'ya 'nefret ve ayrımcılık' içeren ifadeler sarf etmişti. A.A. şikayetçi olurken, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan İ.A., ilk etapta adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış ancak Seferihisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan itiraz üzerine yeniden gözaltına alınıp tutuklanmıştı. 3 YILA KADAR HAPSİ İSTENDİ Olayla ilgili yürütülen soruşturmanın tamamlanmasının ardından İ.A. hakkında iddianame hazırlandı. İddianamede, şüpheli İ.A.'nın mağdurlar A.A. ve S.G.'nin yanına gelerek, "Buraya para ödedik mi?" diye sorduğu, mağdurların "Hayır" yanıtını vermesi üzerine ise hakaret içerikli söylemlerde bulunduğu kaydedildi. "SEN KİMSİN, BURALAR BİZİM" Olayın devamında İ.A.'nın, S.G.'nin başörtülü olmasını hedef alarak eliyle işaretlerde bulunduğu ve "Defol git, hadi yallah, hadi yallah, hadi" dediği belirtildi. Şüphelinin ayrıca S.G.'nin plajda oturduğu sandalyeyi iterek yere düşürdüğü ve "Sen kimsin, buralar bizim" şeklinde sözler sarf ettiği de iddianamede detaylarıyla yer aldı. Alınan ifadeler ve toplanan deliller ışığında İ.A. hakkında, ‘din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle bir kişinin kamuya arz edilmiş hizmetten yararlanmasını engelleme' suçundan 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Öte yandan, şüpheli hakkında 'hakaret' suçundan ise kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildiği öğrenildi.

İSTİFA HABERİ GELDİ: BOZBEY ARTIK BAĞIMSIZ TUTUKLU BAŞKAN Haber

İSTİFA HABERİ GELDİ: BOZBEY ARTIK BAĞIMSIZ TUTUKLU BAŞKAN

Hakkında açılan dava sebebiyle görevden el çektirilen Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, hakkında devam eden hukuki süreç nedeniyle Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) istifa ettiğini açıkladı. Bozbey, kararının siyasi bir manevra olmadığını belirterek, sürecin herhangi bir siyasi tartışmanın gölgesinde kalmasını istemediğini ifade etti. CHP çatısı altında siyasi hayatının önemli bir bölümünü geçirdiğini belirten Bozbey, parti içerisinde birlikte mücadele ettiği isimleri ve geçmişte yaptığı çalışmaları yok saymadığını vurguladı. Bozbey, hakkında devam eden hukuki süreçte siyasi kimliğinin de tartışmaların bir parçası haline gelmesini doğru bulmadığını kaydetti. Bozbey, istifa kararını bu nedenle aldığını belirterek, hakkındaki suçlamaları kabul etmediğini ve gerçeğin hukuk önünde ortaya çıkacağına inandığını ifade etti. Kararının farklı siyasi hesaplarla ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirten Bozbey, istifasını içinde bulunduğu şartlarda gerekli gördüğü bir sorumluluk olarak değerlendirdi. Bozbey, devam eden hukuki sürecin siyasi tartışmaların etkisi altında kalmasını istemediğini dile getirirken, kendisini hukuk önünde savunmayı sürdüreceğini belirtti. ''BAĞIMSIZ OLARAK...'' VURGUSU Bozbey, Büyükşehir Belediye Başkanlığını Bursalıların sandıkta ortaya koyduğu iradenin bir emaneti olarak gördüğünü ifade etti. Siyasi kimliğinden bağımsız olarak Bursa’ya ve Bursalılara karşı sorumluluğunun devam ettiğini belirten Bozbey, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinden taviz vermeyeceğini kaydetti. Bozbey’in CHP’den istifasının ardından bundan sonraki siyasi yol haritasının bağımsız olarak devam edeceği düşünülüyor. İstifa kararı, bugün şahsi sosyal medya hesabından yayımlanan açıklamayla kamuoyuna duyuruldu. İşte Bozbey'in açıklamasının tamamı: ''KAMUOYUNA VE BURSALI HEMŞEHRİLERİME Bazı kararlar siyasi hesaplarla değil, vicdanla ve sorumluluk duygusuyla alınır. Bugün böyle bir kararı kamuoyuyla paylaşmak istiyorum. Hayatımın önemli bir bölümünde Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında siyaset yaptım. Bu parti içinde çok kıymetli insanlarla yol yürüdüm, mücadele ettim ve Bursa için önemli sorumluluklar üstlendim. CHP'nin bir üyesi olarak verdiğim emekleri, birlikte mücadele ettiğim yol arkadaşlarımı ve geçmişimizi yok saymam mümkün değildir. Ancak bugün geldiğimiz noktada, hakkımdaki hukuki süreç devam ederken siyasi kimliğimin de bu sürecin bir parçası haline gelmesini doğru bulmuyorum. Hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum. Gerçeğin ve adaletin, siyasi değerlendirmelerden bağımsız olarak hukuk önünde ortaya çıkacağına inanıyorum. Bursalı hemşehrilerim benim neden bu suçlamalara maruz kaldığımı çok net biliyor. Fakat bir insanın en zor zamanında, mensubu olduğu siyasi yapıyla arasındaki güven ilişkisinin de tartışma konusu haline gelmesi, benim açımdan önemli bir değerlendirme yapmayı zorunlu kılmıştır. Yıllarca, hatta ömrümün büyük bölümünde Cumhuriyet Halk Partisi içinde inanarak ve mücadele ederek siyaset yaptım. Ancak bugün, benimle ilgili değerlendirmelerin parti yöneticileri tarafından kamuoyu önünde tartışıldığı bir ortamın, devam eden hukuki sürecin selameti açısından doğru olmadığına inanıyorum. Yıllarımı verdiğim bir siyasi yapının içinde, hakkımdaki hukuki süreç devam ederken bu tartışmaların bir parçası olmayı ve bu yaklaşımı kabul etmeyi doğru bulmuyorum. Bu nedenle Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden istifa etme kararı aldım. Bu kararımın özellikle altını çizmek istiyorum: Hakkımdaki, iftiralara, yalanlara dayanan bu HUKUKİ SÜRECİN HİÇBİR SİYASİ HESABIN GÖLGESİNDE KALMASINI İSTEMİYORUM. Bu kararımı bir siyasi manevra olarak değil, içinde bulunduğum koşullarda doğru olduğuna inandığım bir sorumluluk olarak görüyorum. Ve bu kararın benim için çok daha önemli bir boyutu var: Bursa. Benim için Bursa yalnızca yönettiğim bir şehir değildir. Bursa, yaşamımın, hayatımın ve siyaset anlayışımın merkezidir. Bursalı hemşehrilerimin sandıkta ortaya koyduğu irade benim için her türlü siyasi hesabın üzerindedir. Yaşamı boyunca hiç kimseyi ötekileştirmeyen biri olarak Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı benim için öncelikle Bursa halkının sandıkta ortaya koyduğu iradenin bir emanetidir. Bugün hangi siyasi kimlikle anıldığımın ötesinde, Bursa'ya ve Bursalı hemşehrilerime karşı taşıdığım sorumluluğun bilincindeyim. Kendimi hukuk önünde savunmaya devam edeceğim. Benim için kurumsal olarak da şeffaflık, hesap verebilirlik, katılımcılık çok önemli. Bugüne kadar yaptığım hizmetlerin ve attığım her adımın hesabını verdim ve vermeye de devam edeceğim. Başım dik, alnım açık, verilemeyecek hesabım da yok. Benim sevdam Bursa'dır. Benim sevdam Bursalılara hizmettir. Benim güvencem hukuktur. Benim sorumluluğum Bursalı hemşehrilerimdir. Ve benim inancım, gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkacağı yönündedir. Çünkü inanıyorum ki siyasetin gürültüsü bir gün diner; geriye gerçekler, belgeler ve adalet kalır.''

MUSTAFA BOZBEY'İN DE YARGILANDIĞI DAVADA ARA KARAR Haber

MUSTAFA BOZBEY'İN DE YARGILANDIĞI DAVADA ARA KARAR

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in de yargılandığı davanın duruşması Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Mahkeme heyeti, tutuklu 37 sanıktan 16'sının tahliyesine karar verirken, aralarında Bozbey'in de bulunduğu diğer sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmetti. Bursa'da "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, rüşvet, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama ve imar kirliliğine neden olma" suçlarından haklarında dava açılan, İçişleri Bakanlığınca geçici tedbirle Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Mustafa Bozbey'in de aralarında bulunduğu 63 sanığın yargılanmasına devam edildi. Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesince Bursa Bölge Adliye Mahkemesi konferans salonunda kapalı gerçekleştirilen duruşmada sanıklar ve avukatları savunmalarını yaptı. Sanık ve avukatların savunmalarının ardından mahkeme heyeti, ara kararını açıklamak üzere duruşmaya yaklaşık 2 saat ara verdi. ADLİ KONTROL TEDBİRİ UYGULANACAK İSİMLER Aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıklardan İldam Aydın B., Mehmet Fatih Ç., Orhan Ç., Muttalip K., Ayşegül E., Murat Noyan R., Yusuf Berat R., Zafer R., Serkan Ç., Tarık T., Sertaç A., Tolga Ş., Ümit İ., Mehmet Ziya A., Nevzat G. ve İsmail D.'nin tahliyesine karar verdi. Tahliye edilen ve tutuksuz yargılanan bazı sanıklar hakkında ise adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasına hükmedildi. TURGAY ERDEM, NACİ KALE, ŞEMŞİ OĞUZ'UN TUTUKLULUKLARININ DEVAMINA... Mahkeme heyeti, aralarında Mustafa Bozbey, eski Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, Hüseyin Gür, Muhkim Demirtaş, Naci Kale ve Şemsi Oğuz'un da bulunduğu tutuklu sanıkların mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin devam etmesi ve isnat edilen suçların niteliğini dikkate alarak tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Dava dosyasının Bursa 19. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen kamu davasıyla birleştirilmesine yönelik talep de karara bağlandı. Mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların ilk tutukluluk incelemesinin 24 Ağustos 2026 tarihinde, tahliye kararı verilmemesi halinde ikinci incelemenin ise 21 Eylül 2026 tarihinde dosya üzerinden yapılmasına karar verdi. Duruşma, 5 Ekim 2026 günü saat 09.00'a ertelendi.

BURSA'DA ESKİ EŞ CİNAYETİNİN YENİ GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKTI Haber

BURSA'DA ESKİ EŞ CİNAYETİNİN YENİ GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKTI

Bursa'nın Yıldırım ilçesinde yaşanan trajik olay Türkiye gündemine gelmişti. Olay 27 Ağustos 2025 tarihinde saat 22.00 sıralarında İncirli Caddesi'nde meydana geldi. Annesiyle yaşayan 27 yaşındaki Sevgi Yandık, eski eşi 32 yaşındaki Doğan Ş. tarafından "konuşmak" bahanesiyle dışarı çağrıldı. 3 yaşındaki çocuğuyla birlikte evden çıkan genç kadın, Doğan Ş. ile parkta buluştu. Kısa sürede büyüyen tartışmada Doğan Ş., yanında getirdiği bıçakla eski eşini parkta çocuğunun gözü önünde defalarca bıçakladı. Kanlar içinde yere yığılan Sevgi Yandık, sağlık ekiplerinin tüm müdahalesine rağmen kaldırıldığı Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde hayatını kaybetti. Olay sonrası kaçan Doğan Ş., bir süre sonra karakola giderek teslim oldu ve sorgusunun ardından tutuklandı. Ortaya çıkan yeni güvenlik kamerası görüntülerinde, şüphelinin Sevgi Yandık ve çocuğuyla birlikte parka yürüdüğü anlar saniye saniye kaydedildi. "Öl" diye bağırdı, arkasına bakmadan gitti Ayrıca, ortaya çıkan son güvenlik kamerası görüntülerinde zanlı Doğan Ş.'nin olay anında eski eşi Sevgi Yandık'ı bıçaklarken "Öl, öl" diye bağırması yürek burktu. Cinayet soruşturması kapsamında bugün 20'nci Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava ise bir görgü şahidinin gelmemesi üzerine 8 Temmuz'a ertelendi. Acılı aile, adalet için davanın görüleceği günü bekliyor.

MUHİTTİN BÖCEK'İN DAVASINDA TEHDİT VE MENFAAT İDDİALARI Haber

MUHİTTİN BÖCEK'İN DAVASINDA TEHDİT VE MENFAAT İDDİALARI

Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında aralarında görevinden uzaklaştırılan belediye başkanının da bulunduğu 41 sanığın yargılandığı davada müşteki ifadeleri dikkat çekti. Duruşmada tehdit ve menfaat temini iddiaları öne çıktı. “DESTEK VERMEZSEN ZARAR GÖRÜRSÜN” İDDİASI Antalya 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada müşteki Emin Hesapçıoğlu, seçim öncesi kendisinden maddi destek istendiğini öne sürerek, "Seçimi kazanacağını, destek vermezsem zarar göreceğimi söyledi" ifadelerini kullandı. Hesapçıoğlu, bu süreçte çeşitli taleplerin iletildiğini ve baskı hissettiğini iddia etti. “TALEPLER YERİNE GELMEZSE İŞİNİ YAPAMAZSIN” Hesapçıoğlu ayrıca bazı işlemlerinin engellendiğini öne sürerek, "Talepler yerine getirilmezse ‘belediye başkanı olduğu sürece gerçekleştiremezsin’ denildi" şeklinde konuştu. İddialar kapsamında para, araç ve çeşitli menfaat taleplerinin gündeme geldiği öne sürüldü. “HAYATIM BİTME NOKTASINA GELDİ” Duruşmada ifade veren bir diğer müşteki Evren Topal ise yaşadığı süreci "Hayatım bitme noktasına gelmişti, ben şikayetçi olmayacağım da kim olacak" sözleriyle anlattı. Topal, hakediş ödemeleri ve iş süreçlerinde sorunlar yaşadığını ileri sürdü. SANIKTAN YANIT: “KENDİNİ KURTARMAK İÇİN KONUŞUYOR” Sanıklar arasında yer alan belediye başkanı ise iddiaları reddederek, müşteki ifadelerinin gerçeği yansıtmadığını savundu. "Tutuklandıktan sonra ifadeleri değişti, kendisini kurtarmak için konuşuyor" dedi. DAVA SÜRÜYOR Toplam 41 sanığın yargılandığı davada bazı sanıklar tutuklu bulunurken, duruşmanın tanık ifadelerinin dinlenmesiyle devam edeceği bildirildi.

IBAN’INI VERDİ, HAYATI KABUSA DÖNDÜ: HAKKINDA 70 DAVA AÇILDI Haber

IBAN’INI VERDİ, HAYATI KABUSA DÖNDÜ: HAKKINDA 70 DAVA AÇILDI

Adana’da çocukluk arkadaşına banka hesabını kullandıran 28 yaşındaki 2 çocuk babası Yasin Örsdemir hakkında dolandırıcılık suçlamasıyla 70 dava açıldı. Arkadaşının yurt dışına kaçtığını öne süren Örsdemir, açılan davalar nedeniyle defalarca cezaevine girdiğini ve hayatının altüst olduğunu söyledi. “HİÇ ŞÜPHELENMEDİM, HESAPLARIMI VERDİM” İddiaya göre Örsdemir, 2020 yılında çocukluk arkadaşı S.T.’nin "Bize hesap lazım, sana da para vereceğiz" teklifini kabul ederek IBAN ve banka hesap bilgilerini paylaştı. Yaklaşık bir ay sonra bankadan gelen "Hesabınız dolandırıcılık faaliyetlerinde kullanılıyor" uyarısı üzerine hesabını kapattıran Örsdemir, kısa süre sonra hakkında açılan davalarla karşı karşıya kaldı. 70 DAVA, 3 KEZ CEZAEVİ Hakkında Türkiye genelinde 70 ayrı dava açılan Örsdemir, bu davalardan 52’sinin sonuçlandığını, 18’inin ise halen sürdüğünü belirtti. Süreç içerisinde 3 kez cezaevine girdiğini ifade eden Örsdemir, yaklaşık 1 yıl tutuklu kaldığını söyledi. Yaşadığı mağduriyeti anlatan Örsdemir, "Çocukluk arkadaşım olduğu için güvendim. Hiç şüphelenmedim. Ama adıma dolandırıcılık yapılmış. 6 yıldır bununla uğraşıyorum" dedi. İŞİNİ VE MAL VARLIĞINI KAYBETTİ Hakkındaki davalar nedeniyle işini kaybettiğini dile getiren Örsdemir, "Özel bir şirkette çalışıyordum, işimden oldum. Hem kendi aracımı hem de babamın aracını satmak zorunda kaldık" ifadelerini kullandı. Bazı dosyalarda beraat ettiğini, bazı dosyalarda ise ceza aldığını belirten Örsdemir, bilirkişi raporlarında suçla bağlantısının olmadığının yer almasına rağmen yargılamaların sürdüğünü söyledi. “ARKADAŞIM YURT DIŞINA KAÇTI” Kendisini bu sürece sürükleyen arkadaşının yurt dışına kaçtığını iddia eden Örsdemir, "Mahkemelerde herkes aynı kişiyi işaret ediyor. Ama mağdur olan biz olduk" diye konuştu. Yaklaşık 500 bin lira borç ödediklerini, 250 bin lira borçlarının ise devam ettiğini belirten Örsdemir, sabıka kaydı nedeniyle iş bulamadığını ve ailesiyle zor durumda kaldığını dile getirdi. VATANDAŞLARA UYARI Yaşadıklarının ardından vatandaşlara da uyarıda bulunan Örsdemir, "Kimse kimseye güvenip IBAN ya da kart vermesin. En yakınınız bile olsa vermeyin. Ben yaşadım, sonuçları çok ağır" ifadelerini kullandı. Cezaevinde benzer şekilde mağdur olan çok sayıda kişiyle karşılaştığını da sözlerine ekleyen Örsdemir, "Oradaki insanların çoğu tanıdıkları tarafından bu işe sürüklenmişti" dedi.

NARİN GÜRAN CİNAYET DAVASINDA NEVZAT BAHTİYAR'A 17 YIL HAPİS Haber

NARİN GÜRAN CİNAYET DAVASINDA NEVZAT BAHTİYAR'A 17 YIL HAPİS

Bağlar ilçesi kırsal Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos 2024’te kaybolan Narin Güran’ın cansız bedeni, 19 gün süren arama çalışmalarının ardından 8 Eylül’de dere yatağında bulundu. Küçük çocuğun cesedinin çuval içerisinde, üzeri 30, 25 ve 20 kilogram ağırlığında üç taşla kapatılarak çalılıklar arasına gizlendiği tespit edildi. Soruşturma kapsamında amca Salim Güran, anne Yüksel Güran, ağabey Enes Güran ile komşu Nevzat Bahtiyar hakkında Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Bahtiyar’ın, güvenlik kamerası görüntülerine göre Narin’in cansız bedenini kırmızı bir araçla dere yatağına götürdüğü belirlenirken, diğer sanıklar hakkında "iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. İLK KARAR VE İSTİNAF SÜRECİ 28 Aralık 2024’te görülen davanın ikinci duruşmasında mahkeme, Salim Güran, Yüksel Güran ve Enes Güran’ı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Nevzat Bahtiyar ise "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası aldı. Kararın ardından sanık avukatları ile müşteki taraf ve ilgili kurumlar tarafından istinaf başvurusu yapıldı. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, 26 Mayıs 2025’te verdiği kararla yerel mahkemenin hükmünü oy çokluğuyla onadı. Ancak mahkeme başkanı, delillerin eksik değerlendirildiği ve olayın oluş şeklinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı yönünde muhalefet şerhi koydu. YARGITAY: SUÇUN NİTELİĞİ YANLIŞ DEĞERLENDİRİLDİ Dosyanın taşındığı Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 29 Aralık 2025 tarihli kararında diğer üç sanık hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet cezalarını onarken, Nevzat Bahtiyar yönünden kararı bozdu. Daire, Bahtiyar’ın eyleminin "suç delillerini gizleme" değil, "kasten öldürmeye yardım" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti. YENİDEN YARGILAMA VE DURUŞMA SÜRECİ Bozma kararının ardından Nevzat Bahtiyar’ın yeniden yargılanmasına 6 Nisan’da başlandı. İlk duruşmada müşteki taraf avukatları tarafından yapılan reddi hakim talebi, mahkeme tarafından "yargılamayı uzatmaya yönelik" bulunarak reddedildi. Avukatlar kararı bir üst mahkemeye taşıdı. Bugün görülen duruşmada ise sanık Nevzat Bahtiyar ile taraf avukatları, Narin Güran’ın babası Arif Güran ve aile yakınları hazır bulundu. Duruşma salonunda geniş güvenlik önlemleri alınırken, reddi hakim talebine ilişkin üst mahkemenin ret kararı da dosyaya girdi. CEZA 17 YILA YÜKSELDİ Mahkeme heyeti, Yargıtay’ın bozma ilamı doğrultusunda Nevzat Bahtiyar’ın eyleminin "kasten öldürmeye yardım" suçunu oluşturduğuna hükmederek sanığı 17 yıl hapis cezasına çarptırdı. Böylece ilk yargılamada 4 yıl 6 ay olarak verilen ceza, yeniden yapılan yargılama sonucunda artırılmış oldu. Dava kapsamında diğer sanıklar hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları ise daha önce kesinleşmişti.

HAMİLE EŞİNİ ÖLDÜRDÜ GÜNLERCE CESETLE AYNI EVDE YAŞADI Haber

HAMİLE EŞİNİ ÖLDÜRDÜ GÜNLERCE CESETLE AYNI EVDE YAŞADI

Kastamonu’da 8 aylık hamile eşini bıçaklayarak öldürdüğü iddia edilen sanığın, yaklaşık 10 gün boyunca cesetle aynı evde yaşadığı ortaya çıktı. Sanık, mahkemedeki savunmasında olay anını hatırlamadığını öne sürerek "Tek hatırladığım 8 gün boyunca eşimin cesediyle uyumuşum" dedi. OLAY KÖTÜ KOKU ÜZERİNE ORTAYA ÇIKTI Olay, 21 Nisan 2025’te İnönü Mahallesi Arnavut Caddesi’nde meydana geldi. Apartmandan gelen kötü kokular üzerine yapılan ihbar sonrası eve giren ekipler, 34 haftalık hamile Elif Civil’in cansız bedeniyle karşılaştı. Yapılan incelemede genç kadının vücuduna aldığı 12 bıçak darbesi sonucu hayatını kaybettiği ve cesedin 10 günden fazla süredir evde bulunduğu belirlendi. Olayın ardından başlatılan çalışma kapsamında, kadının eşi Berkan Civil (29), 1,5 yaşındaki çocuğuyla birlikte Nasrullah Meydanı’nda yakalanarak gözaltına alındı ve tutuklandı. SANIK: “4 GÜN KENDİMDE DEĞİLDİM” Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasında SEGBİS aracılığıyla savunma yapan sanık, olay öncesinde komşusunun getirdiği sigarayı içtiğini belirterek sonrasını hatırlamadığını iddia etti. Sanık, "Sigarayı içtikten sonrasını hatırlamıyorum. 4 gün kendimde değildim. Uyandığımda boğazım kesikti, gömleğim kan içindeydi. Tek hatırladığım 8 gün boyunca eşimin cesediyle uyumuşum" ifadelerini kullandı. Eşine fiziksel şiddet uygulamadığını öne süren sanık, olaydan sonra korktuğu için kimseye haber veremediğini söyledi. “BİLİNCİM YOKTU AMA ÇOCUĞUMA BAKTIM” Mahkemede yöneltilen sorulara da yanıt veren sanık, olay süresince evde bulunan 1,5 yaşındaki çocuğuna kendisinin baktığını ileri sürerek, "Ben babayım, bilincimi kaybetsem de çocuğuma bakabilirim" dedi. Evde bulunan bıçaktaki DNA izlerinin daha önce ev işlerinde kullanmasından kaynaklanmış olabileceğini savunan sanık, herhangi bir husumetinin bulunmadığını ifade etti. TANIK: “KAVGALARINI DUYMUŞTUM” Tanık olarak dinlenen komşu T.Ş., zaman zaman sanığa sigara aldığını belirterek, "Bir gece eşiyle kavga ettiklerini duymuştum. En son olaydan yaklaşık 10 gün önce sigara bırakmıştım" dedi. Tanık ifadesinin ardından sanık, tepki göstererek olayla ilgili başka kişileri suçladı ve adaletin sağlanmasını istedi. AİLE: “KIZIMIZI ÖLDÜRECEKLERİNİ SÖYLEMİŞLERDİ” Maktulün babası İ.Ç. ise duruşmada, olaydan aylar önce sanığın ailesi tarafından tehdit edildiklerini öne sürerek, "Kızınızı alın, yoksa öldürürüz dediler" ifadelerini kullandı ve sanığın en ağır cezayı almasını talep etti. DAVA ERTELENDİ Mahkeme heyeti, dosyadaki eksiklerin giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Olayla ilgili yargılama süreci devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.