#Dava

- Dava haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dava haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İMAMOĞLU'NDAN KEMAL KILIÇDAROĞLU'NA: "O DA BİLİYOR HERŞEYİ..." Haber

İMAMOĞLU'NDAN KEMAL KILIÇDAROĞLU'NA: "O DA BİLİYOR HERŞEYİ..."

İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik davada tutuklu yargılanan Ekrem İmamoğlu, savunmasında CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınmasıyla ilgili Kemal Kılıçdaroğlu'nun tanık olarak dinlenmesini talep etti. İmamoğlu, ❝Benim gözümün önünde, o dönemin genel başkanına, Kemal Kılıçdaroğlu'na buranın nasıl alınacağı anlatıldı. O da biliyor her şeyi.❞ dedi. İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik, iddianamede ❝çıkar amaçlı suç örgütü❞ olarak nitelendirilen yapılanmaya ilişkin davanın ikinci duruşmasının 35'inci gününde, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu savunma yaptı. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmada İmamoğlu, hakkındaki suçlamalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Duruşmayı Özgür Özel ile İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu ve oğlu Selim İmamoğlu da takip etti. ❝KILIÇDAROĞLU'NUN TANIK OLARAK DİNLENİLMESİNİ TALEP EDİYORUM❞ İmamoğlu, savunmasının bir bölümünde CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınmasına ilişkin iddialara değindi. Binanın satın alınma sürecinin dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na anlatıldığını öne süren İmamoğlu, Kılıçdaroğlu'nun bu konuda bilgi sahibi olduğunu savundu. İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı: ❝Benim gözümün önünde, o dönemin genel başkanına, Kemal Kılıçdaroğlu'na buranın nasıl alınacağı anlatıldı. O da biliyor her şeyi. Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu madde ile ilgili buraya tanık olarak dinlenilmesini talep ediyorum. Ayıptır. Sanki o il binası gökten zembille indi. İki kelime edecek edemiyor.❞ İmamoğlu'nun Kılıçdaroğlu'nun tanık olarak dinlenmesine yönelik talebi hakkında mahkemenin bir karar verip vermediğine ilişkin bilgi paylaşılmadı. ❝BABAM SANIK YAPILDI, OĞLUM SANIK YAPILDI❞ Savunmasında iddianameyi de eleştiren İmamoğlu, dosyadaki suçlamalara karşı ayrıntılı değerlendirmelerde bulunacağını söyledi. İmamoğlu, ❝Bu dosyanın içinde kaybolmayacağım, bu dosyanın üzerinden geçeceğim. Her hukuksuzluğun üstünde bir an duracağım, gösterip yoluma devam edeceğim. Babam sanık yapıldı, oğlum sanık yapıldı, eşimin ağabeyi sanık yapıldı.❞ dedi. İmamoğlu, ailesinden bazı kişilerin de davada sanık olarak yer almasına tepki gösterdi. İSTANBUL'DAKİ SEL FELAKETİNE DE DEĞİNDİ İmamoğlu, savunmasının başlangıcında İstanbul'da bir gün önce etkili olan yağışların ardından yaşanan sel ve su baskınlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yağışlarla bağlantılı olaylarda hayatını kaybedenler için başsağlığı dileyen İmamoğlu, kentteki taşkın sorunlarının yalnızca yağış miktarı veya altyapıyla açıklanamayacağını savundu. İmamoğlu, ❝Yaşanan yağmur ve sel olaylarında elektriğe kapılarak hayatını kaybeden iki genç evladımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum. Yine sabah izlediğim kadarıyla su baskını esnasında düşüp, başını sert bir yere çarparak hayatını kaybeden genç kardeşimize de yine Allah'tan rahmet diliyorum.❞ ifadelerini kullandı. ❝TEMEL MESELE NÜFUS PLANLAMASI VE KENTLEŞME❞ İstanbul'un nüfusuna ve yapılaşma sorunlarına dikkat çeken İmamoğlu, dere yatakları ile su havzalarının yapılaşmasının taşkın riskini artıran önemli etkenler arasında bulunduğunu dile getirdi. İmamoğlu, ❝15,5 milyon ve 16 milyona yaklaşan nüfusuyla bir İstanbul. Temel mesele, yağmurun yere düştüğü kilogramı veya altyapıyla tek başına izah edilemez. Temel mesele, esasen bir yerleşimle ilgili nüfus planlamasıyla, kentleşmeyle ilgili izah edilebilir. Derelerin, dere yataklarının, su havzalarının yapılaşması büyük bir sorundur.❞ diye konuştu. DURUŞMAYA ÖĞLE ARASI VERİLDİ İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, İmamoğlu'nun savunmasının devam etmesi amacıyla öğle arası verildi. Duruşmada öne çıkan gelişme, İmamoğlu'nun CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınmasıyla ilgili olarak Kılıçdaroğlu'nun tanık sıfatıyla dinlenmesini istemesi oldu.

BTSO SEÇİM ÖNCESİ, DAVALARA RAĞMEN OSB VAATLERİNİ SÜRDÜRÜYOR Haber

BTSO SEÇİM ÖNCESİ, DAVALARA RAĞMEN OSB VAATLERİNİ SÜRDÜRÜYOR

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), 1 Ekim Perşembe günü seçimlere gidiyor. Mevcut başkan İbrahim Burkay ise hukuki sürecin devam ettiği TEKNOSAB OSB 3. İlave Alanı projesini, oy kullanacak sanayicilere vaat olarak sunuyor. Oysa, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi ve Bursa Barosu, İkizce köylülerinin de talebi ile TEKNOSAB projesine karşı dava açmıştı. Bugün iki meslek örgütü de dava süreçleri ve gelinen aşama hakkında basın açıklaması yaptı. Karacabey Ovası’ndaki yaklaşık 177 hektarlık tarım arazisinin TEKNOSAB OSB 3. İlave Alanı olarak belirlenmesine karşı iki ayrı davanın sürdüğü hatırlatıldı. Açıklamada, tarım arazileri üzerinde kar hırsıyla sanayi yapılaşmasına izin verilmeyeceği vurgulandı. TEKNOSAB OSB 3. İlave Alanı olarak belirlenen bölgede kamulaştırma girişimlerine son verilmesi çağrısı yapıldı. Türkiye'nin en önemli tarımsal üretim merkezlerinden Karacabey Ovası’nda, TEKNOSAB Organize Sanayi Bölgesi için genişleme girişimleri ve tarım arazilerinin kamulaştırılması bir süredir tartışma konusu hakline gelmişti. Bursa Barosu, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası ve İkizce köylüleri harekete geçti. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 30 Ocak 2026 tarihli kararıyla yaklaşık 177 hektarlık verimli tarım arazisinin TEKNOSAB OSB 3. İlave Alanı olarak belirlenmesi ardından tepkiler geçikmedi. AÇILAN DAVALAR HATIRLATILDI Söz konusu karara karşı 3 Temmuz 2026 tarihinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TEKNOSAB ve Bursa Valiliği aleyhine dava açıldığı hatırlatıldı. Açıklamada söz konusu 177 hektarlık alanın tarım dışı kullanımına ilişkin İl Toprak Koruma Kurulu kararı ile bakanlıkların kamu yararı kararlarının iptali için de ikinci bir dava yürütüldüğü ifade edildi. TAPULARA ŞERH KONULMUŞ Açıklamada, İkizce Mahallesi’nin “Çamlık Altı” olarak bilinen mevkiinde arazisi bulunan köylülerin, 2026 yılının başlarında tapu kayıtlarına TEKNOSAB OSB tarafından kamulaştırma şerhi konulduğu bilgisine de yer verildi. Ziraat mühendisleri odası ve Bursa Barosu, BTSO seçimleri öncesinde söz konusu projenin seçim malzemesi haline getirilmesine tepki gösterdi. Devam eden davalar ve olası iptal kararları umursanmadan BTSO yönetimi ve başkan İbrahim Burkay tarafından yapılan tanıtımların yeni mağduriyetlere yol açabileceğine dikkat çekildi. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası ve Bursa Barosu'nun ortak açıklaması şöyle: ''TARIM ARAZİLERİMİZİ KÂR HIRSINA VE SANAYİ YAPILAŞMASINA KURBAN ETMEYECEĞİZ! KARACABEY OVASINDA TEKNOSAB İLAVE ALANLAR VE KAMULAŞTIRMA GİRİŞİMLERİ KABUL EDİLEMEZ! Bursa’mızın en kıymetli tarımsal üretim merkezlerinden biri olan Karacabey Ovası, yıllardır birbiri ardına atılan idari adımlarla, plan değişiklikleriyle, sanayi genişleme projeleriyle çok yönlü bir rant ve talan tehdidi altındadır. Yargı kararlarına, bilimsel gerçeklere ve kamu yararına açıkça aykırı şekilde yürütülen bu uygulamalara son olarak TEKNOSAB OSB için ilave alan girişimleri eklenmiştir. Karacabey Ovası’nda yer alan tarım arazilerinin sanayi alanına dönüştürülmesine yönelik süreç geçmişte de benzer hukuksuzluklar karşımıza çıkmıştır. Yaklaşık 223 hektarlık tarım alanında KOTİYAK tarafından sanayi alanı inşa edilebilmesi amacıyla TOKİ ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından defalarca plan değişikliği yapılmış; Toprak Koruma Kurulu tarafından söz konusu projelere onay verilmiş ve Başbakanlık “Olur”u ile “kamu yararı” kararı alınarak kamulaştırma işlemleri başlatılmıştır. Ancak Bursa Barosu, akademik meslek odalarımız ve bölge köylülerinin kararlı mücadelesi sonucu açılan davalarda söz konusu idari işlemlerin tamamı ayrı ayrı iptal edilmiş, bu kararlar Danıştay incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Yargı kararlarıyla koruma altına alınan bu verimli topraklarda hukukun arkasından dolaşma çabaları ne yazık ki durmamıştır. 2026 yılının başlarında, İkizce Mahallesi’nin "Çamlık Altı" (Arka Taraf) mevkiinde tarlası olan köylülerimiz, tapu kayıtlarına TEKNOSAB OSB tarafından “kamulaştırma şerhi” konulduğunu öğrenmiştir. Bölge halkının ve Bursa Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonunun yaptığı araştırmalar neticesinde; Karacabey Ovası’ndaki yaklaşık 177 hektarlık verimli tarım arazisinin, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 30.01.2026 tarihli kararıyla “TEKNOSAB OSB 3. İlave Alan” olarak tespit edildiği ortaya çıkmıştır. Hukuka ve kamu yararına açıkça aykırı olan bu yer tespiti kararının geri alınması ve Karacabey Ovası’nın sanayi için “yer seçimi” alternatifi olmaktan tamamen çıkarılması talebiyle Bakanlığına yaptığımız bir başvuru zımnen reddedilmiştir. Bunun üzerine; Karacabey Ovası’nı, toprağını ve geleceğini korumakta kararlı olan Bursa Barosu, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası ve İkizce köylüleri tarafından, yer seçimi ve zımni ret işlemlerinin iptali talebiyle Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TEKNOSAB ve Bursa Valiliği aleyhine 03.07.2026 tarihinde yargı süreci başlatılmıştır. Aynı alan için Bursa İl Toprak Koruma Kurulunun tarım dışı kullanım kararı ile Bakanlıkların kamu yararı kararlarının iptalleri için de ikinci dava söz konusudur. Bu dava da; Bursa Barosu, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası ve İkizce köylüleri tarafından açılmıştır. Diğer yandan, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) seçim süreci kapsamında, devam eden hukuki süreçler ve iptal riskleri yok sayılarak KOBİ’lere yer tahsisi içerikli tanıtım faaliyetleri tarafımızca kaygıyla karşılanmıştır. İdari yargı nezdinde hukukiliği sorgulanan uygulamaların tanıtım unsuru haline getirilmesi, kamuoyunu yanıltıcı nitelikte olup şeffaflık, dürüstlük ve kurumsal sorumluluk ilkeleri ile bağdaşmamaktadır. Yargı süreçlerini yok sayan bu tanıtım sonucunda yeni mağduriyetler oluşacaktır. Aynı seçim nedeniyle, yirmiye yaklaşan organize sanayi bölgelerine ek olarak, Bursanın Uludağ hariç dört bir yanına yeni OSB vaatleri de yapılmaktadır. Adayların hepsinin, tüm yeni OSB’lerde arsaları bulunduğu açık kaynaklarda yazılırken, Kestel Soğuksu’dan TEKNOSAB’a ve hatta şehrin kuzeyi de dahil Bursa’yı sadece fabrika bacalarıyla donatma çabalarına karşı çıkıyoruz. Buradan yetkili kurumlara açıkça soruyoruz: Kesinleşmiş yargı kararları ortadayken, Karacabey Ovası’nın verimli tarım topraklarını sanayiye açma ısrarı neden devam etmektedir? Gıda güvencesinin ve iklim krizinin hayati önem taşıdığı günümüzde, 178 hektarlık birinci sınıf tarım arazisinin sanayi alanı olarak belirlenmesinde hangi kamu yararı bulunmaktadır? Anayasa ve Toprak Koruma Kanunu ile güvence altına alınan tarım alanlarının ve köylünün mülkiyet hakkının ihlal edilmesine neden göz yumulmaktadır? Anayasa’nın 56. maddesi yurttaşların sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını güvence altına alır. Avukatlık Kanunu’nun 76. maddesi ve TMMOB’nin kuruluş kanunu, kurumlarımıza çevreyi, toprağı ve kamu yararını koruma görevini yüklemektedir. Bu görev bilinciyle bir kez daha vurguluyoruz: Toprak kendini savunamaz. Suyu, toprağı ve verimli tarlaları savunmak hepimizin sorumluluğudur. Sanayi ve sanayileşme politikaları kâr ve rant hırsıyla değil; bilimle, mühendislikle, planlama esaslarıyla ve mutlak kamu yararı gözetilerek yürütülmelidir. Bursa Barosu, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası ve İkizce köylüleri olarak; Karacabey Ovası’nı ve tarım topraklarımızı rant projelerine teslim etmeyeceğimizi, Başlatılan hukuki ve toplumsal mücadelenin sonuna kadar takipçisi olacağımızı, Kamuoyunu süreç hakkında düzenli olarak doğru bilgilendirmeye devam edeceğimizi saygıyla duyururuz.''

ÜVEY BABASINI BIÇAKLAYARAK ÖLDÜREN SANIK HAKİM KARŞISINDA Haber

ÜVEY BABASINI BIÇAKLAYARAK ÖLDÜREN SANIK HAKİM KARŞISINDA

Eskişehir'de tartışma sırasında üvey babası Bozkurt'u bıçaklayarak ölümüne neden olduğu gerekçesiyle "kasten öldürme" suçundan hakkında dava açılan tutuklu sanık Özbek'in yargılanmasına başlandı. Sanık Özbek, üvey babasının elindeki bıçakla kendisine yöneldiğini ve annesine zarar vereceğini düşündüğünü savunarak öldürme kastıyla hareket etmediğini söyledi. Mahkeme, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı 8 Aralık'a erteledi. Olay, 13 Ocak'ta Tepebaşı ilçesi Şirintepe Mahallesi Yaylapınar Sokak'taki bir apartmanda meydana geldi. İddiaya göre, 26 yaşındaki Harun Özbek ile annesiyle birlikte yaşayan 50 yaşındaki üvey babası Yüksel Bozkurt arasında tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine bıçakla ağır yaralanan Bozkurt, kaldırıldığı hastanede müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Olayın ardından polis ekiplerince gözaltına alınan Özbek ise çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı. Hakkında "kasten öldürme" suçundan dava açılan Özbek, Eskişehir'de hakim karşısına çıktı. Duruşmaya tutuklu sanık, annesi Serap Bozkurt, tanıklar ve taraf avukatları katıldı. ❝BENİ ÖLDÜRECEĞİNİ, ANNEME ZARAR VERECEĞİNİ DÜŞÜNDÜM❞ Duruşmada ilk savunmasını yapan sanık Özbek, olay sırasında uyuduğunu, annesi ile üvey babasının mutfaktaki tartışma sesleri üzerine uyandığını anlattı. Üvey babasının kendisi hakkında hakaret içeren ifadeler kullandığını öne süren Özbek, mutfağa gittiğinde annesinin tutulduğunu gördüğünü savundu. Özbek, ❝Bana saldırmaya, kollarımı sıkmaya çalıştı ancak annem engel oldu. Bana, 'Senden bir şey olmaz, işe yaramazın tekisin, annen gidince ne yapacağımı biliyorum' dedi. Sonra tekrar anneme saldırmaya başladı, saçlarından tutup ittirdi. Ben engel olmaya çalıştım.❞ ifadelerini kullandı. Üvey babasının elinde bıçak bulunduğunu ileri süren Özbek, savunmasını şöyle sürdürdü: ❝Üvey babam annemi bıraktı, elinde uzun bir bıçak vardı. Bıçağı sımsıkı tutuyordu. Beni öldüreceğini, anneme zarar vereceğini düşündüm. Bıçağı bana doğru savurunca elimle ucunu tuttum ve elim kesildi. Uyku sersemiydim, sonrasını hatırlamıyorum. Bu zamana kadar hep hakaret etti, sessiz kaldım ama bu sefer işin içinde annem vardı, sessiz kalamadım. Kasıtlı olarak öldürmeye çalışmadım, çok pişmanım.❞ GEÇMİŞTE ŞİDDET GÖRDÜĞÜNÜ İLERİ SÜRDÜ Sanık Özbek, üvey babasının geçmişte de kendisine şiddet uyguladığını iddia etti. 13 yaşındayken üvey babasının kendisini merdivenlerden ittiğini ve kolunun kırıldığını öne süren Özbek, annesinin ve evdeki huzurun etkilenmemesi için yaşadıklarını anlatmadığını savundu. Özbek, ❝Yemek yerken alkollü gelip ağzıma vurduğu, ağzımın kanadığı oldu. Eline sopa alıp beni kovaladığı günler oldu.❞ dedi. ANNE BOZKURT: ❝OĞLUM BENİ KORUMAK İÇİN ARAYA GİRDİ❞ Duruşmada dinlenen anne Bozkurt da olay günü işe gitmeye hazırlandığı sırada eşiyle arasında tartışma çıktığını anlattı. Eşinin oğluna yönelik hakaret içeren sözler söylediğini belirten Bozkurt, oğlunun bunun üzerine mutfağa geldiğini ifade etti. Bozkurt, eşinin elindeki ekmek bıçağıyla oğluna yöneldiğini öne sürerek, ❝Ben engel olmak için Yüksel'i tuttum. Beni kolumdan tutup musluğa ve lavaboya doğru vurmaya başladı. Harun bizi ayırmak için araya girince üçümüz yere düştük. Yüksel 'Bana bıçak girdi' dedi. Ben ne olduğunu anlamadım, sonra yaralandığını fark ettim ve komşular ambulansı aradı. İlk saldıran eşimdi, oğlum beni korumak için araya girdi.❞ diye konuştu. Bozkurt ayrıca eşinin oğluna geçmişte de kötü davrandığını ileri sürdü. DAYISI TANIK OLARAK DİNLENDİ Sanığın dayısı Aşkın da duruşmada tanık olarak ifade verdi. Olay anını görmediğini belirten Aşkın, geçmişte Bozkurt'un yeğenine şiddet uyguladığına tanık olduğunu öne sürdü. Aşkın, ❝Ablam çay koymaya gittiğinde eniştemin Harun'a tekme attığına bizzat şahit oldum. 'Bunları benim yanımda yapma' diye uyardım ve aramızda tartışma çıktı. Yemek yerken bile yeğenime kötü bakar, hakaretler ederdi. Ensesine tokat atıp tekme vuruyordu, yeğenim ise sesini çıkaramıyordu.❞ ifadelerini kullandı. SANIK AVUKATLARI TAHLİYE VE BERAAT TALEP ETTİ Sanığın avukatları Perçin, Yüce ve Çokbiçer, müvekkillerinin uzun yıllar boyunca baskı, hakaret ve şiddete maruz kaldığını savunarak tahliye ve beraat talebinde bulundu. Cumhuriyet savcısı ise sanığın Adli Tıp Kurumuna sevk edilerek cezai ehliyeti açısından akıl sağlığı raporu alınmasını ve tutukluluk halinin devamını talep etti. Mahkeme heyeti, Özbek'in tutukluluk halinin devamına ve dosyadaki eksik hususların giderilmesine karar verdi. Duruşma 8 Aralık'a ertelendi.

İZMİR'DE HALK PLAJI SALDIRGANI İÇİN 3 YIL HAPİS İSTEMİ Haber

İZMİR'DE HALK PLAJI SALDIRGANI İÇİN 3 YIL HAPİS İSTEMİ

İzmir'in Seferihisar ilçesinde bir plajda şezlong yeri yüzünden çıkan tartışmada başörtülü kadına 'nefret ve ayrımcılık' içeren ifadeler sarf ettiği gerekçesiyle tutuklanan şüpheli hakkında, ‘din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle bir kişinin kamuya arz edilmiş hizmetten yararlanmasını engelleme' suçundan 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. GÖZALTINA ALINIP TUTUKLANMIŞTI Olay, 3 Temmuz günü saat 18.00 sıralarında Mersinalanı Mahallesi'nde bulunan bir plajda meydana gelmişti. İddiaya göre, plajda bulunan kadınlar arasında 'şezlong' yeri nedeniyle çıkan tartışmada İ.A., A.A.'ya 'nefret ve ayrımcılık' içeren ifadeler sarf etmişti. A.A. şikayetçi olurken, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan İ.A., ilk etapta adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış ancak Seferihisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan itiraz üzerine yeniden gözaltına alınıp tutuklanmıştı. 3 YILA KADAR HAPSİ İSTENDİ Olayla ilgili yürütülen soruşturmanın tamamlanmasının ardından İ.A. hakkında iddianame hazırlandı. İddianamede, şüpheli İ.A.'nın mağdurlar A.A. ve S.G.'nin yanına gelerek, "Buraya para ödedik mi?" diye sorduğu, mağdurların "Hayır" yanıtını vermesi üzerine ise hakaret içerikli söylemlerde bulunduğu kaydedildi. "SEN KİMSİN, BURALAR BİZİM" Olayın devamında İ.A.'nın, S.G.'nin başörtülü olmasını hedef alarak eliyle işaretlerde bulunduğu ve "Defol git, hadi yallah, hadi yallah, hadi" dediği belirtildi. Şüphelinin ayrıca S.G.'nin plajda oturduğu sandalyeyi iterek yere düşürdüğü ve "Sen kimsin, buralar bizim" şeklinde sözler sarf ettiği de iddianamede detaylarıyla yer aldı. Alınan ifadeler ve toplanan deliller ışığında İ.A. hakkında, ‘din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle bir kişinin kamuya arz edilmiş hizmetten yararlanmasını engelleme' suçundan 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Öte yandan, şüpheli hakkında 'hakaret' suçundan ise kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildiği öğrenildi.

İSTİFA HABERİ GELDİ: BOZBEY ARTIK BAĞIMSIZ TUTUKLU BAŞKAN Haber

İSTİFA HABERİ GELDİ: BOZBEY ARTIK BAĞIMSIZ TUTUKLU BAŞKAN

Hakkında açılan dava sebebiyle görevden el çektirilen Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, hakkında devam eden hukuki süreç nedeniyle Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) istifa ettiğini açıkladı. Bozbey, kararının siyasi bir manevra olmadığını belirterek, sürecin herhangi bir siyasi tartışmanın gölgesinde kalmasını istemediğini ifade etti. CHP çatısı altında siyasi hayatının önemli bir bölümünü geçirdiğini belirten Bozbey, parti içerisinde birlikte mücadele ettiği isimleri ve geçmişte yaptığı çalışmaları yok saymadığını vurguladı. Bozbey, hakkında devam eden hukuki süreçte siyasi kimliğinin de tartışmaların bir parçası haline gelmesini doğru bulmadığını kaydetti. Bozbey, istifa kararını bu nedenle aldığını belirterek, hakkındaki suçlamaları kabul etmediğini ve gerçeğin hukuk önünde ortaya çıkacağına inandığını ifade etti. Kararının farklı siyasi hesaplarla ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirten Bozbey, istifasını içinde bulunduğu şartlarda gerekli gördüğü bir sorumluluk olarak değerlendirdi. Bozbey, devam eden hukuki sürecin siyasi tartışmaların etkisi altında kalmasını istemediğini dile getirirken, kendisini hukuk önünde savunmayı sürdüreceğini belirtti. ''BAĞIMSIZ OLARAK...'' VURGUSU Bozbey, Büyükşehir Belediye Başkanlığını Bursalıların sandıkta ortaya koyduğu iradenin bir emaneti olarak gördüğünü ifade etti. Siyasi kimliğinden bağımsız olarak Bursa’ya ve Bursalılara karşı sorumluluğunun devam ettiğini belirten Bozbey, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinden taviz vermeyeceğini kaydetti. Bozbey’in CHP’den istifasının ardından bundan sonraki siyasi yol haritasının bağımsız olarak devam edeceği düşünülüyor. İstifa kararı, bugün şahsi sosyal medya hesabından yayımlanan açıklamayla kamuoyuna duyuruldu. İşte Bozbey'in açıklamasının tamamı: ''KAMUOYUNA VE BURSALI HEMŞEHRİLERİME Bazı kararlar siyasi hesaplarla değil, vicdanla ve sorumluluk duygusuyla alınır. Bugün böyle bir kararı kamuoyuyla paylaşmak istiyorum. Hayatımın önemli bir bölümünde Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında siyaset yaptım. Bu parti içinde çok kıymetli insanlarla yol yürüdüm, mücadele ettim ve Bursa için önemli sorumluluklar üstlendim. CHP'nin bir üyesi olarak verdiğim emekleri, birlikte mücadele ettiğim yol arkadaşlarımı ve geçmişimizi yok saymam mümkün değildir. Ancak bugün geldiğimiz noktada, hakkımdaki hukuki süreç devam ederken siyasi kimliğimin de bu sürecin bir parçası haline gelmesini doğru bulmuyorum. Hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum. Gerçeğin ve adaletin, siyasi değerlendirmelerden bağımsız olarak hukuk önünde ortaya çıkacağına inanıyorum. Bursalı hemşehrilerim benim neden bu suçlamalara maruz kaldığımı çok net biliyor. Fakat bir insanın en zor zamanında, mensubu olduğu siyasi yapıyla arasındaki güven ilişkisinin de tartışma konusu haline gelmesi, benim açımdan önemli bir değerlendirme yapmayı zorunlu kılmıştır. Yıllarca, hatta ömrümün büyük bölümünde Cumhuriyet Halk Partisi içinde inanarak ve mücadele ederek siyaset yaptım. Ancak bugün, benimle ilgili değerlendirmelerin parti yöneticileri tarafından kamuoyu önünde tartışıldığı bir ortamın, devam eden hukuki sürecin selameti açısından doğru olmadığına inanıyorum. Yıllarımı verdiğim bir siyasi yapının içinde, hakkımdaki hukuki süreç devam ederken bu tartışmaların bir parçası olmayı ve bu yaklaşımı kabul etmeyi doğru bulmuyorum. Bu nedenle Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden istifa etme kararı aldım. Bu kararımın özellikle altını çizmek istiyorum: Hakkımdaki, iftiralara, yalanlara dayanan bu HUKUKİ SÜRECİN HİÇBİR SİYASİ HESABIN GÖLGESİNDE KALMASINI İSTEMİYORUM. Bu kararımı bir siyasi manevra olarak değil, içinde bulunduğum koşullarda doğru olduğuna inandığım bir sorumluluk olarak görüyorum. Ve bu kararın benim için çok daha önemli bir boyutu var: Bursa. Benim için Bursa yalnızca yönettiğim bir şehir değildir. Bursa, yaşamımın, hayatımın ve siyaset anlayışımın merkezidir. Bursalı hemşehrilerimin sandıkta ortaya koyduğu irade benim için her türlü siyasi hesabın üzerindedir. Yaşamı boyunca hiç kimseyi ötekileştirmeyen biri olarak Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı benim için öncelikle Bursa halkının sandıkta ortaya koyduğu iradenin bir emanetidir. Bugün hangi siyasi kimlikle anıldığımın ötesinde, Bursa'ya ve Bursalı hemşehrilerime karşı taşıdığım sorumluluğun bilincindeyim. Kendimi hukuk önünde savunmaya devam edeceğim. Benim için kurumsal olarak da şeffaflık, hesap verebilirlik, katılımcılık çok önemli. Bugüne kadar yaptığım hizmetlerin ve attığım her adımın hesabını verdim ve vermeye de devam edeceğim. Başım dik, alnım açık, verilemeyecek hesabım da yok. Benim sevdam Bursa'dır. Benim sevdam Bursalılara hizmettir. Benim güvencem hukuktur. Benim sorumluluğum Bursalı hemşehrilerimdir. Ve benim inancım, gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkacağı yönündedir. Çünkü inanıyorum ki siyasetin gürültüsü bir gün diner; geriye gerçekler, belgeler ve adalet kalır.''

MUSTAFA BOZBEY'İN DE YARGILANDIĞI DAVADA ARA KARAR Haber

MUSTAFA BOZBEY'İN DE YARGILANDIĞI DAVADA ARA KARAR

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in de yargılandığı davanın duruşması Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Mahkeme heyeti, tutuklu 37 sanıktan 16'sının tahliyesine karar verirken, aralarında Bozbey'in de bulunduğu diğer sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmetti. Bursa'da "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, rüşvet, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama ve imar kirliliğine neden olma" suçlarından haklarında dava açılan, İçişleri Bakanlığınca geçici tedbirle Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Mustafa Bozbey'in de aralarında bulunduğu 63 sanığın yargılanmasına devam edildi. Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesince Bursa Bölge Adliye Mahkemesi konferans salonunda kapalı gerçekleştirilen duruşmada sanıklar ve avukatları savunmalarını yaptı. Sanık ve avukatların savunmalarının ardından mahkeme heyeti, ara kararını açıklamak üzere duruşmaya yaklaşık 2 saat ara verdi. ADLİ KONTROL TEDBİRİ UYGULANACAK İSİMLER Aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıklardan İldam Aydın B., Mehmet Fatih Ç., Orhan Ç., Muttalip K., Ayşegül E., Murat Noyan R., Yusuf Berat R., Zafer R., Serkan Ç., Tarık T., Sertaç A., Tolga Ş., Ümit İ., Mehmet Ziya A., Nevzat G. ve İsmail D.'nin tahliyesine karar verdi. Tahliye edilen ve tutuksuz yargılanan bazı sanıklar hakkında ise adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasına hükmedildi. TURGAY ERDEM, NACİ KALE, ŞEMŞİ OĞUZ'UN TUTUKLULUKLARININ DEVAMINA... Mahkeme heyeti, aralarında Mustafa Bozbey, eski Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, Hüseyin Gür, Muhkim Demirtaş, Naci Kale ve Şemsi Oğuz'un da bulunduğu tutuklu sanıkların mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin devam etmesi ve isnat edilen suçların niteliğini dikkate alarak tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Dava dosyasının Bursa 19. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen kamu davasıyla birleştirilmesine yönelik talep de karara bağlandı. Mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların ilk tutukluluk incelemesinin 24 Ağustos 2026 tarihinde, tahliye kararı verilmemesi halinde ikinci incelemenin ise 21 Eylül 2026 tarihinde dosya üzerinden yapılmasına karar verdi. Duruşma, 5 Ekim 2026 günü saat 09.00'a ertelendi.

BURSA'DA ESKİ EŞ CİNAYETİNİN YENİ GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKTI Haber

BURSA'DA ESKİ EŞ CİNAYETİNİN YENİ GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKTI

Bursa'nın Yıldırım ilçesinde yaşanan trajik olay Türkiye gündemine gelmişti. Olay 27 Ağustos 2025 tarihinde saat 22.00 sıralarında İncirli Caddesi'nde meydana geldi. Annesiyle yaşayan 27 yaşındaki Sevgi Yandık, eski eşi 32 yaşındaki Doğan Ş. tarafından "konuşmak" bahanesiyle dışarı çağrıldı. 3 yaşındaki çocuğuyla birlikte evden çıkan genç kadın, Doğan Ş. ile parkta buluştu. Kısa sürede büyüyen tartışmada Doğan Ş., yanında getirdiği bıçakla eski eşini parkta çocuğunun gözü önünde defalarca bıçakladı. Kanlar içinde yere yığılan Sevgi Yandık, sağlık ekiplerinin tüm müdahalesine rağmen kaldırıldığı Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde hayatını kaybetti. Olay sonrası kaçan Doğan Ş., bir süre sonra karakola giderek teslim oldu ve sorgusunun ardından tutuklandı. Ortaya çıkan yeni güvenlik kamerası görüntülerinde, şüphelinin Sevgi Yandık ve çocuğuyla birlikte parka yürüdüğü anlar saniye saniye kaydedildi. "Öl" diye bağırdı, arkasına bakmadan gitti Ayrıca, ortaya çıkan son güvenlik kamerası görüntülerinde zanlı Doğan Ş.'nin olay anında eski eşi Sevgi Yandık'ı bıçaklarken "Öl, öl" diye bağırması yürek burktu. Cinayet soruşturması kapsamında bugün 20'nci Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava ise bir görgü şahidinin gelmemesi üzerine 8 Temmuz'a ertelendi. Acılı aile, adalet için davanın görüleceği günü bekliyor.

MUHİTTİN BÖCEK'İN DAVASINDA TEHDİT VE MENFAAT İDDİALARI Haber

MUHİTTİN BÖCEK'İN DAVASINDA TEHDİT VE MENFAAT İDDİALARI

Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında aralarında görevinden uzaklaştırılan belediye başkanının da bulunduğu 41 sanığın yargılandığı davada müşteki ifadeleri dikkat çekti. Duruşmada tehdit ve menfaat temini iddiaları öne çıktı. “DESTEK VERMEZSEN ZARAR GÖRÜRSÜN” İDDİASI Antalya 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada müşteki Emin Hesapçıoğlu, seçim öncesi kendisinden maddi destek istendiğini öne sürerek, "Seçimi kazanacağını, destek vermezsem zarar göreceğimi söyledi" ifadelerini kullandı. Hesapçıoğlu, bu süreçte çeşitli taleplerin iletildiğini ve baskı hissettiğini iddia etti. “TALEPLER YERİNE GELMEZSE İŞİNİ YAPAMAZSIN” Hesapçıoğlu ayrıca bazı işlemlerinin engellendiğini öne sürerek, "Talepler yerine getirilmezse ‘belediye başkanı olduğu sürece gerçekleştiremezsin’ denildi" şeklinde konuştu. İddialar kapsamında para, araç ve çeşitli menfaat taleplerinin gündeme geldiği öne sürüldü. “HAYATIM BİTME NOKTASINA GELDİ” Duruşmada ifade veren bir diğer müşteki Evren Topal ise yaşadığı süreci "Hayatım bitme noktasına gelmişti, ben şikayetçi olmayacağım da kim olacak" sözleriyle anlattı. Topal, hakediş ödemeleri ve iş süreçlerinde sorunlar yaşadığını ileri sürdü. SANIKTAN YANIT: “KENDİNİ KURTARMAK İÇİN KONUŞUYOR” Sanıklar arasında yer alan belediye başkanı ise iddiaları reddederek, müşteki ifadelerinin gerçeği yansıtmadığını savundu. "Tutuklandıktan sonra ifadeleri değişti, kendisini kurtarmak için konuşuyor" dedi. DAVA SÜRÜYOR Toplam 41 sanığın yargılandığı davada bazı sanıklar tutuklu bulunurken, duruşmanın tanık ifadelerinin dinlenmesiyle devam edeceği bildirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.