#Dem Parti

- Dem Parti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dem Parti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AHMET ÖZER: BAHÇELİ’NİN SAMİMİYETİNE İNANIYORUM Haber

AHMET ÖZER: BAHÇELİ’NİN SAMİMİYETİNE İNANIYORUM

Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer, Terörsüz Türkiye süreci ve MHP lideri Devlet Bahçeli’nin süreç içinde aldığı rol hakkında Bursa’da önemli açıklamalarda bulundu. Özer, Bahçeli’nin devlet sözcüsü gibi konuştuğunu ifade ederek ‘’Ben Bahçeli’nin süreç ve bizimle ilgili çağrılarında samimi olduğuna inanıyorum’’ dedi. Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer, Nilüfer Belediyesi’nin davetlisi olarak ‘’Müşterek Mekan Buluşmaları’’ etkinliğine konuk oldu. Nilüfer Nikahevi'nde düzenlenen ‘'Barışın Dili: Hukuk ve Demokrasi olmalı’ isimli söyleşide konuşan Özer, Ahmet Türk ve kendisinin mayıs ayında görevlerine döneceği yönündeki iddiaları ve Bahçeli’nin terörsüz Türkiye sürecine ilişkin samimiyetini sorgulayan soruları yanıtladı. ‘’BAŞKANLARIMIZ GÖREVLERİNİN BAŞINA DÖNECEK’’ Etkinlik, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in konuşması ile başladı. Özdemir, ‘’Bir yandan barıştan söz ediliyor, öte yandan seçilmiş belediye başkanları cezaevine gönderiliyor. Halkın iradesine kayyum atanıyor. Bütün bu haksız uygulamalar devam ederken barıştan söz etmek imkansızdır. Buna irade gaspı denir. Biz İnanıyoruz ki Ekrem başkan da Mustafa başkan da Ahmet başkan da dimdik, halkın arasında olacak ve görevlerinin başına dönecek. Özgür günlerde o meydanları yine birlikte dolduracağız’ dedi. ŞADİ ÖZDEMİR’DEN DOWNTOWN VE KORUPARK HATIRLATMASI İstanbul Büyükşehir belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ve diğer CHP’li belediye başkanlarının tutuklanma gerekçelerini değerlendiren Başkan Şadi Özdemir, ‘’Eğer Esenyurt’taki, Fikirtepedeki, Ankara'daki eski yöneticiler ya da Bursa da DownTown’ı, Korupark’ı yapanlar yargılanmıyorsa bu kararlar birer siyasi karardır’ dedi. AHMET ÖZER’DEN ERDOĞAN’A SİYASİ ÇIKAR GÖNDERMESİ Özdemir’in konuşması ardından söz alan Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer konuşmasına detaylı bir demokrasi tanımı ile başladı. İktidar ve demokrasi kavramlarını değerlendiren Özer ‘’Bir biçimde devletin zor tekelini ele geçirmişseniz, onu kendi siyasal çıkarlarınız için kullanıyorsanız orada demokrasi adından söz etseniz de içeriğinden bahsedemezsiniz’’ dedi. ‘’SEKTEYE UĞRAYAN SÜREÇTE TOPLUMSAL BİR ROLÜM VAR’’ Terörsüz Türkiye sürecini değerlendiren Ahmet Özer, bu süreçte yargının tarafsız kalmasının taşıdığı öneme değinerek şunları söyledi: ‘’Bugün biraz sekteye uğrayan süreçte bir rolüm olduğunu düşünüyorum çıktıktan sonra. Toplumsal barışı sağlamaya dönük birleştirici bir fonksiyon üstlenmek istiyorum. Bugün hukuksal anlamda öngörülemez bir durumun içindeyiz. Belki geçmişte de yargı tarafsız değildi ama hiçbir dönem bu kadar taraflı hale gelmemişti. Hatta yargının bugünkü durumu, hukuku kendileri için taraflı bir biçimde kullananalar için de tehlike içeriyor. Çünkü bir gün gelir, hukuk herkese lazım olur. Bir ülkede yönetenler beceriksiz ve hırsız ise bunları kapatmak için sorun çözmek yerine zora, zorbalığa başvururlar. ‘’BİR BUÇUK YILDIR HİÇ CENAZE GELMİYOR’’ Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin tespitlerini de paylaşan Özer, ‘’Bir buçuk senedir hiç cenaze gelmiyor. Hiçbir şey olmasa bile bu çok kıymetli. Hoşgörüyü, diyaloğu ve empatiyi sağlayacak temel kurum siyasettir. Siyasetin de üç temel işlevi vardır: üretimi artırmak, bölüşümü sağlamak ve adaleti sağlamak’’ dedi. Süreç içinde yapılması gerekenlere ilişkin düşüncelerini paylaşan Ahmet Özer, ‘’Bunlardan biri de şehit anneleri ile cumartesi annelerini bir araya getirmek olabilir’’ dedi. ‘’ANAYASAL VE YASAL DEĞİŞİKLİKLER GEREKTİRMEYEN ADIMLAR ATILMALI’’ Özer, sürece ilişkin değerlendirmelerine şu sözlerle devam etti: ‘’Bir buçuk yıldır bir barış süreci yürütülüyor. Komisyonun raporu; müstakil, kapsayıcı, bütünleştirici bir yasa ve demokratikleşmeyi öngörüyor. Ancak uzunca bir süre oldu; ne yasa ile ilgili bir adım var ne de demokratikleşme ile bir adım var. Bizim bu konuyu toplumsallaştırmamız lazım. Bunun için de güven artırıcı bazı adımların atılması gerekir. Anayasal ve yasal değişiklikler gerektirmeyen adımlar… Bunlardan biri tutuksuz yargılanmadır. 20 milyonluk bir şehrin başkanını tutuklu yargılarsanız barışı nasıl getirirsiniz? Şu an 20’nin üzerinde belediye başkanı içeride. Tutuklu yargılanmalar bugün bir fetişizme dönüşmüş durumda. AİHM VE ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI UYGULANMALI Bir tarafta da AİHM kararları bir tarafta Anayasa Mahkemesi kararları var. Ama bakıyoruz, Selahattin Demirtaş 10 yıldır hapiste. Kavala, Tayfun Kahraman, Can Atalay hakkında AİHM kararları var. Bunlar sembol isimler…Bu kararların uygulanması sürece olan güveni artıracaktır. Hasta olan tutukluların da serbest bırakılması gerekir, bu siyasi değil insanı bir karardır.’’ ‘’PARTİNİN ACEMİLİĞİNE GELDİ’’ Ahmet Özer, söyleşi sonunda katılımcıların sorularını da yanıtladı. Özer, kendisinin gözaltına alındığı 30 Ekim 2024 tarihinde ‘’Esenyurt’ta gerekli tepki verildi mi?’’ şeklindeki soruyu ‘’Bu ilk olduğu için hem partinin acemiliğe geldi hem de istenilen dozda bir tepki gösterilemedi’’ sözleriyle yanıtladı. ‘’BAHÇELİ’NİN SAMİMİYETİNE İNANIYORUM’’ Özer’e yöneltilen bir diğer soru ise geçtiğimiz yıl aralık ayında Bahçeli ile gerçekleştirdiği görüşme ve süreç içinde Bahçeli’nin oynadığı rolü samimi bulup bulmadığına ilişkin oldu. Özer, ‘’Bahçeli’nin samimiyetine inanıyor musunuz?’’ şeklindeki soruyu; ‘’Evet. Ben Bahçeli ile yüz yüze görüştüm. Bahçeli, bu sürecin başarıya ulaşması konusunda samimi. Bizimle ilgili çağrılarında da samimi. Çünkü bana göre aynı zamanda devlet sözcüsü gibi konuşuyor. Yaşının da etkisi var. Kendisini bu süreçte bağladı. Geçip giderken bu işe bir katkı koymak istiyor. Ve bunu Bahçeli değil de başka bir parti başlatsaydı buraya kadar gelmezdi. Diyelim CHP deseydi DEM deseydi olmazdı. Bahçeli’nin demesi kıymetli. Çünkü Türkiye’de bu işe en karşı gibi görünen bir partinin lideri çıktı, en uç düzeyde bunu söyledi. Önemli olan bu sorunun çözümü için insanların katkı koymasıdır. Katkı koyan herkese de teşekkür ediyoruz’’ sözleriyle yanıtladı. Söyleşi, Ahmet Özer’in söyleşisi sonunda katılımcılar ve okurları kitaplarını imzalaması ile son buldu. ÖZER’İN HUKUKİ SÜRECİ CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer, 30 Ekim 2024’te “terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla tutuklanmış, görevden alınan Özer’in yerine kayyum atanmıştı. Ardından, Özer hakkında İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturmalarıyla ilgili olarak 21 Ocak 2025'te 'ihaleye fesat karıştırma' suçlamasıyla ikinci bir tutuklama kararı daha verildi. 14 Temmuz'da mahkeme Özer hakkında 'kent uzlaşısı' soruşturmasıyla ilgili olarak tahliye kararı verdi. Ancak Özer, Aziz İhsan Aktaş soruşturması kapsamında cezaevinde tutuklu kaldı. 11 Kasım'da ise Ahmet Özer hakkında bu soruşturmadan da tahliye kararı verildi.

BBP’Lİ ÇOMAKLI’DAN DEM MİLLETVEKİLİ BULDAN’A SERT TEPKİ Haber

BBP’Lİ ÇOMAKLI’DAN DEM MİLLETVEKİLİ BULDAN’A SERT TEPKİ

Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Şafak Ertan Çomaklı, DEM Parti Milletvekili Pervin Buldan’a yönelik sert ifadeler içeren sert bir açıklama yaptı. Çomaklı, Buldan’ın terör örgütlerine destek verdiğini öne sürerek, aile bireyleri üzerinden eleştirilerde bulundu. "KENDİ ÇOCUĞUNU YURT DIŞINDA YAŞATIRKEN KÜRTLERİN ÇOCUKLARINI ATEŞE ATIYOR" Çomaklı, yaptığı yazılı açıklamada, Buldan’ın sosyal medya paylaşımlarını eleştirerek, söz konusu paylaşımların terör örgütlerine destek ve propaganda amacı taşıdığını savundu. Çomaklı, "Terör örgütü destekçisi Pervin Buldan’ın Suriye’de bulunan terör örgütüne destek ve moral amaçlı yaptığı ‘saç örgüsü’ propagandası, içimizde terör örgütüne destek ruhu taşıyanları ortaya çıkarmıştır" ifadelerini kullandı. Buldan’ın çocukları üzerinden eleştirilerini sürdüren Çomaklı, "Bu terör destekçileri kendi çocuklarını yurt dışında rahat bir yaşam sürdürürken, Kürtlerin çocuklarını dağlara, savaşa ve ölüme sürüklemekten çekinmiyor" iddiasında bulundu. DEM MİLLETVEKİLİ BEŞTAŞ’A DA ÇAĞRI Çomaklı, açıklamasında DEM Parti Erzurum Milletvekili Meral Beştaş’a da seslenerek, "Erzurum’da yaptığınız açıklamalarda yanınızda hangi milletvekilinin kızı ya da oğlu vardı? Gariban insanlar yanınızdaydı ama kendi çocuklarınız yoktu" ifadelerini kullandı. Çomaklı, terör örgütlerine destek verdiğini öne sürdüğü çevrelerin samimi olmadığını savunarak, "Kendi çocuklarını öne sürmeyenlerin bu milletin çocuklarını ateşe atmaya hakkı yoktur" dedi. "SAÇ ÖRGÜSÜYLE BU DEVLETTEN TOZ BİLE KALDIRAMAZLAR" Açıklamasının sonunda vatandaşlara çağrıda bulunan Çomaklı, "Bu toprakların çocukları artık bu bölücülere yem edilmemelidir. Türk Devleti bu millet var oldukça var olmaya devam edecektir. Saç örgüsüyle bu devletten toz bile kaldıramazlar" ifadelerini kullandı.

TBMM IRAK, SURİYE VE LÜBNAN TEZKERELERİNE ONAY VERDİ Haber

TBMM IRAK, SURİYE VE LÜBNAN TEZKERELERİNE ONAY VERDİ

TBMM, Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) kapsamında Lübnan’da bulunan Türk askerinin görev süresinin 2 yıl, Irak’ta ve Suriye’de görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) görev süresinin 3 yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Tezkereleri’ni Genel Kurul’da kabul etti. Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) kapsamında Lübnan’da bulunan Türk askerinin görev süresinin 2 yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi kabul edildi. TBMM AK Parti, CHP, MHP, İYİ Parti ve Yeni Yol Partisi milletvekilleri tezkereye kabul oyu verirken, DEM Parti çekimser kaldı. Türkiye’nin, UNIFIL’e yaptığı katkılarla barışı koruma harekatının etkin biçimde icrasında önemli bir işlev üstlendiğinin kaydedildiği tezkerede, "Bu çerçevede Türkiye’nin katkısı gerek Birleşmiş Milletler sistemi içinde, gerek bölgesel ve küresel ölçekte, gerek kapsamlı sivil-asker işbirliği faaliyetleri vasıtasıyla Lübnan toplumunun her kesimi nezdinde görünürlüğünün artmasına, ayrıca barış ve istikrarın korunmasına yönelik politikasının sürdürülmesine hizmet etmiştir. Bu itibarla UNIFIL’e katkımızın sürdürülmesinin önem arz ettiği değerlendirilmektedir" ifadelerine yer aldı. UNIFIL’in görev süresinin BMGK kararıyla 31 Aralık 2026’ya kadar son kez uzatıldığı belirtilen tezkerede, 2027 yılına kadar UNIFIL’in tedricen tasfiyesine başlanmasının kararlaştırıldığı vurgulandı. Lübnan Tezkeresi’nde, şunlar kaydedildi: "Lübnan ile ikili ilişkilerimiz ve bölgedeki güvenlik koşulları da göz önünde tutularak, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin UNIFIL’in görev süresinin uzatılması ve tedricen tasfiyesi yönündeki 2790 Sayılı Kararı uyarınca hudut, şümul ve miktarı Cumhurbaşkanınca belirlenecek Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının 1701 Sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı ve 880 Sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla tespit edilen ilkeler kapsamında 31 Ekim 2025 tarihinden itibaren 2 yıl daha UNIFIL’e iştirak etmesi ve bununla ilgili gerekli düzenlemelerin Cumhurbaşkanınca yapılması için gereğini Anayasa’nın 92’nci maddesi uyarınca bilgilerinize sunarım." Türk askeri 3 yıl daha Suriye ve Irak’ta Irak’ta ve Suriye’de görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) görev süresinin 3 yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Tezkereleri TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. AK Parti, MHP, İYİ Parti ve Yeni Yol Partisi milletvekilleri tezkereye kabul oyu verirken, CHP ve DEM Parti hayır oyu verdi. Türkiye’nin Irak’ın toprak bütünlüğünün, milli birliğinin ve istikrarının korunmasına büyük önem atfettiğine dikkat çekilen tezkerede, "Diğer taraftan, Irak’ta PKK ve DEAŞ unsurlarının varlığını sürdürmesi, etnik temelli ayrılıkçılığa yönelik girişimler, bölgesel barışa, istikrara ve ülkemizin güvenliğine doğrudan tehdit oluşturmaktadır. Suriye’de PKK/PYD-YPG ve DEAŞ başta olmak üzere, terör örgütleri mevcudiyetini sürdürmekte ve ülkemize, ulusal güvenliğimize ve sivillere yönelik tehdit oluşturmaya devam etmektedir" ifadelerine yer verildi. Tezkerede, PKK/PYD-YPG’nin, Suriye merkezi yönetimine entegre olmaya yönelik adım atmayı ayrılıkçı ve ayrıştırıcı gündemi dolayısıyla reddettiği, ülkede kalıcı istikrarın tesisine yönelik sürecin ilerletilmesini de engellemeye çalıştığı belirtildi. Tezkerede, "Diğer taraftan, Suriye’de mevcut yönetimin beklenti ve gereksinimi doğrultusunda ülkenin terörle mücadele imkan ve kabiliyetlerinin geliştirilmesi, sivillerin günlük yaşamlarını ve geri dönüşlerini olumsuz etkileyen mayınların temizlenmesi, ülkedeki kimyasal silahların yerlerinin tespiti ve imhası süreçlerinde de ulusal çabalara eşlik eden uluslararası çalışmaların desteklenmesi ihtiyacı bulunmaktadır" denildi. Bütün bu gelişmeler çerçevesinde, Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü bozmaya, istikrar ve güvenlik tesisi çabalarını sekteye uğratmaya ve sahada gayrimeşru oldubittiler oluşturmaya yönelik, Türkiye’nin milli güvenliğine tehlike oluşturabilecek her türlü risk, tehdit ve eyleme karşı, uluslararası hukuktan doğan haklar doğrultusunda gerekli önlemlerin alınması ve Suriye’deki istikrarın tesisine dair çabaların pekiştirilmesinin milli güvenlik açısından hayati önem arz ettiği vurgulandı. Tezkerede, şunlar kaydedildi: "Ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2170 (2014), 2178 (2014), 2249 (2015) ve 2254 (2015) sayılı kararlarıyla, Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve bağımsızlığının teyit edilmiş olmasının ve yine 2170 (2014) sayılı Kararda bu ülkelerdeki terör faaliyetlerinin kınanarak DEAŞ ve benzeri terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı Birleşmiş Milletler üyesi tüm ülkelere 1373 (2001) sayılı Karar ve uluslararası hukuk çerçevesindeki sorumluluklarına uygun şekilde gerekli tedbirleri alma çağrısında bulunulmuş olmasının ışığında, Türkiye’nin DEAŞ ve diğer terör örgütleriyle mücadele amacıyla oluşturulan uluslararası koalisyon bünyesinde iştirak ettiği faaliyetlerin sürdürülmesi de önem taşımaktadır. Bu mülahazalarla, Türkiye’nin milli güvenliğine yönelik ayrılıkçı hareketler, terör tehdidi ve her türlü güvenlik riskine karşı uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli her türlü tedbiri almak, Irak ve Suriye’deki tüm terör örgütlerinden ülkemize bundan sonra da yönelebilecek saldırıları bertaraf etmek ve kitlesel göç gibi diğer muhtemel risklere karşı milli güvenliğimizin idame ettirilmesini sağlamak, Türkiye’nin güney kara sınırlarına mücavir bölgelerde yaşanan ve hiçbir meşruiyeti olmayan tek taraflı bölücü girişimler ve bunlarla ilgili olabilecek gelişmeler karşısında Türkiye’nin menfaatlerini etkili bir şekilde korumak ve kollamak, gelişmelerin seyrine göre ileride telafisi güç bir durumla karşılaşmamak için süratli ve dinamik bir politika izlenmesine yardımcı olmak üzere hudut, şümul, miktar ve zamanı Cumhurbaşkanınca takdir ve tayin olunacak şekilde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerektiği takdirde sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi ve aynı amaçlara matuf olmak üzere yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunması, bu kuvvetlerin Cumhurbaşkanının belirleyeceği esaslara göre kullanılması ile risk ve tehditlerin giderilebilmesi için her türlü tedbirin alınması ve bunlara imkan sağlayacak düzenlemelerin Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için 2.10.2014 tarihli ve 1071 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı ile verilen ve son olarak 17.10.2023 tarihli ve 1395 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı ile uzatılan iznin süresinin 30 Ekim 2025 tarihinden itibaren 3 yıl uzatılması hususunda gereğini Anayasa’nın 92. maddesi uyarınca bilgilerinize sunarım."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.