#Duruşma

- Duruşma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Duruşma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

NARİN GÜRAN CİNAYET DAVASINDA NEVZAT BAHTİYAR'A 17 YIL HAPİS Haber

NARİN GÜRAN CİNAYET DAVASINDA NEVZAT BAHTİYAR'A 17 YIL HAPİS

Bağlar ilçesi kırsal Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos 2024’te kaybolan Narin Güran’ın cansız bedeni, 19 gün süren arama çalışmalarının ardından 8 Eylül’de dere yatağında bulundu. Küçük çocuğun cesedinin çuval içerisinde, üzeri 30, 25 ve 20 kilogram ağırlığında üç taşla kapatılarak çalılıklar arasına gizlendiği tespit edildi. Soruşturma kapsamında amca Salim Güran, anne Yüksel Güran, ağabey Enes Güran ile komşu Nevzat Bahtiyar hakkında Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Bahtiyar’ın, güvenlik kamerası görüntülerine göre Narin’in cansız bedenini kırmızı bir araçla dere yatağına götürdüğü belirlenirken, diğer sanıklar hakkında "iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. İLK KARAR VE İSTİNAF SÜRECİ 28 Aralık 2024’te görülen davanın ikinci duruşmasında mahkeme, Salim Güran, Yüksel Güran ve Enes Güran’ı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Nevzat Bahtiyar ise "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası aldı. Kararın ardından sanık avukatları ile müşteki taraf ve ilgili kurumlar tarafından istinaf başvurusu yapıldı. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, 26 Mayıs 2025’te verdiği kararla yerel mahkemenin hükmünü oy çokluğuyla onadı. Ancak mahkeme başkanı, delillerin eksik değerlendirildiği ve olayın oluş şeklinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı yönünde muhalefet şerhi koydu. YARGITAY: SUÇUN NİTELİĞİ YANLIŞ DEĞERLENDİRİLDİ Dosyanın taşındığı Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 29 Aralık 2025 tarihli kararında diğer üç sanık hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet cezalarını onarken, Nevzat Bahtiyar yönünden kararı bozdu. Daire, Bahtiyar’ın eyleminin "suç delillerini gizleme" değil, "kasten öldürmeye yardım" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti. YENİDEN YARGILAMA VE DURUŞMA SÜRECİ Bozma kararının ardından Nevzat Bahtiyar’ın yeniden yargılanmasına 6 Nisan’da başlandı. İlk duruşmada müşteki taraf avukatları tarafından yapılan reddi hakim talebi, mahkeme tarafından "yargılamayı uzatmaya yönelik" bulunarak reddedildi. Avukatlar kararı bir üst mahkemeye taşıdı. Bugün görülen duruşmada ise sanık Nevzat Bahtiyar ile taraf avukatları, Narin Güran’ın babası Arif Güran ve aile yakınları hazır bulundu. Duruşma salonunda geniş güvenlik önlemleri alınırken, reddi hakim talebine ilişkin üst mahkemenin ret kararı da dosyaya girdi. CEZA 17 YILA YÜKSELDİ Mahkeme heyeti, Yargıtay’ın bozma ilamı doğrultusunda Nevzat Bahtiyar’ın eyleminin "kasten öldürmeye yardım" suçunu oluşturduğuna hükmederek sanığı 17 yıl hapis cezasına çarptırdı. Böylece ilk yargılamada 4 yıl 6 ay olarak verilen ceza, yeniden yapılan yargılama sonucunda artırılmış oldu. Dava kapsamında diğer sanıklar hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları ise daha önce kesinleşmişti.

İZMİR’DEKİ KARAKOL SALDIRISI DAVASINDA SKANDAL SAVUNMA Haber

İZMİR’DEKİ KARAKOL SALDIRISI DAVASINDA SKANDAL SAVUNMA

Olayın faili tutuklu sanık E.B. mahkemedeki savunmasında, "Terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ'ı seviyorum. Polislerin kafir olduğunu biliyorum; ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum." dedi. Balçova ilçesinde 8 Eylül 2025 sabahı şüpheli E.B. (17) pompalı tüfekle polis merkezine ateş açtı. Saldırıda polis memurları Hasan Akın ve Ömer Amilağ ile silah sesleri üzerine bölgeye giden 1. Sınıf Emniyet Müdürü Muhsin Aydemir şehit oldu. Çıkan çatışmada şüpheli bacaklarından vurularak etkisiz hale getirildi. Olayın ardından hazırlanan 58 sayfalık iddianamenin kabul edilmesiyle sanıklar bugün hakim karşısına çıktı. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada tutuklu sanık E.B. (17), tutuklu babası N.B. ve tutuksuz annesi A.B. müşteki avukatları, mağdur aileler ve saldırıda yaralanan polis memuru Murat Dağlı hazır bulundu. İddianamede adı geçen diğer 10 sanığın dosyası ise bu davadan ayrıldı. Sanıklar hakkında 'anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs', 'kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürme' ve 'öldürmeye teşebbüs' suçlarından 4'er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 261'er yıla kadar hapis cezası talep edildi. "TALİMAT ALMADIM, DEAŞ'I SEVİYORUM" DEAŞ örgütüyle organik bir bağlantısının bulunmadığını örgütün ideolojisini benimsediğini ve eylem kararını Ebubekir el-Bağdadi'nin çağrısı üzerine aldığını belirten tutuklu sanık E.B., "Anayasa'nın kaldırılmasına teşebbüs etmedim ve terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ'ı seviyorum. Faaliyetlerini ve örgüt liderlerinin videolarını internetten takip ediyordum. El Bağdadi'nin 'Türkiye'ye saldırın' şeklindeki paylaşımını gördüğüm için bu eylemi gerçekleştirdim. Bana doğrudan kimseden talimat gelmedi. Müslümanlara operasyon yapıldığı için devleti temsil eden en yakın karakola saldırmaya karar verdim." ifadelerini kullandı. "AİLEMİ DE KAFİR OLARAK GÖRÜYORUM" Saldırı hazırlıklarına yaz aylarından itibaren başladığını ve eylemde kullanmak amacıyla özel olarak patlayıcı yapımını öğrendiğini ifade eden E.B., "Silah kullanmayı havalı tabancalarla öğrendim. Tüfek fişeklerini ağustos ayında aldım ve bu olayda kullanmak için bomba yapıp hazırladım. Başlangıçta fuar veya barlara saldırmayı düşünsem de karakola saldırma kararını olay günü sabahı verdim. Sosyal medyada paylaştığım metni de ağustos ayında hazırladım. Polislerin kafir olduğunu biliyorum; ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum." şeklinde konuştu. "OĞLUM RADİKAL EĞİLİMLİYDİ" Oğlunun eylemlerinden dolayı utanç duyduğunu ve önceden bilmesi halinde kendi canı pahasına buna engel olacağını vurgulayan tutuklu sanık N.B., "Şehitlerin hepsini tanıyorum. DEAŞ en nefret ettiğim örgüttür ve anayasal düzene karşı değilim. Oğlum namaz kılardı ancak terörist düşüncelere sahip olduğunu bilmiyordum. Öğretmenleri beni okula çağırıp oğlumun radikal eğilimleri olduğunu söylediklerinde, durumun farkında olduğumu ilettim. Öğretmenlerine Atatürk'ü sevmediğimi ancak ona karşı bir kinim veya nefretim olmadığını da söyledim. Oğluma silah kullanmayı doğrudan ben öğrettim diyemem; astım hastası olduğu için onu ormanda kuş avına götürüyordum. İnternetteki oyunlarda gördüğü silahları benden istiyordu, ben de alıyordum. Evdeki tüfek fişeklerini, ülkede her zaman darbe ihtimali olduğunu düşünerek darbe döneminde önlem amacıyla alabildiğim kadar almıştım; en son bu yaz oğlumun isteği üzerine tekrar kurşun temin ettim. Boncuk atan tabancayı ise sabahları işe giderken korkan eşime, gerçeğe benzediği için yanında bulundurması amacıyla almıştım. Aslında milliyetçi bir çocuk olan oğlum, benden sürekli savaş malzemeleri, hatta uçaksavar ve benzeri silahlar istiyordu." şeklinde konuştu. "EVDE KAR MASKESİYLE GEZİYORDU" Oğlunun işlediği suçtan dolayı büyük bir utanç ve telafisi olmayan bir pişmanlık duyduğunu belirten tutuksuz sanık A.B., "Çocuğumun can almasına inanamıyorum ve bu olaylar hakkında hiçbir ön bilgim yoktu. Onun radikalleştiğine dair hiçbir şüphem olmamasına rağmen, kendisini DEAŞ videoları izlerken gördüğümde kızarak uyarmıştım. Evde sürekli kar maskesi takıp özel harekatçılara özenen oğlum, tam bir asker edasıyla hareket ediyordu. Evime hiçbir zaman silah girmesini istememiş olsam da ona silah kullanmayı bizzat babası öğretmişti. Tüm bu tablonun içinde ondan şüpheleneceğimiz somut bir durum görmediğimiz için polise herhangi bir bildirimde bulunmadık." ifadelerini kullandı. "VURURKEN TEKBİR GETİRDİ" Ailenin mağdur edebiyatı yaptığını ve şüphelinin saldırı esnasında tekbir getirdiğini vurgulayan yaralı polis memuru Murat Dağlı, "Bu aile mağdur değil, mağdur edebiyatı yapıyor. Kesinlikle milliyetçiliğe sığınmasınlar. Öğretmenleri uyarmasına rağmen aile hiçbir önlem almamış. Şüphelide hiçbir pişmanlık belirtisi yok, onun çocuk olduğunu da düşünmüyorum. Şüphelinin telefonunda çözülememiş gizli bir mesajlaşma uygulaması olduğunu duydum. Şüpheli beni vururken tekbir getirdi, ben attığı kurşunla yaralandıktan sonra ona ateş ettim. Anne ve babasının ruh sağlığının araştırılmasını istiyorum." ifadelerini kullandı. "SİLAHINI KASADA SAKLARDI" Eşinin silahını evde her zaman kasada sakladığını ve karşı tarafın çocuklarına silah eğitimi vermesinin bu trajediye zemin hazırladığını vurgulayan şehit polis Hasan Akın'ın eşi Şule Akın, "1 yaşında ve 6 yaşında iki çocuğu var. Eşim polisti ve silahını eve getirdiğinde her zaman kasada saklardı. Ancak onlar çocuklarına silah kullanmayı öğretmiş, bu yüzden olayın ilk adımı atılmıştır. Babası milliyetçi olduğunu söylüyor, neden ona karşı böyle bir nefretleri var? Kafir dediği polis, beş vakit namazını kılan birisiydi." açıklamasında bulundu.

FENOMEN MURAT ÖVÜÇ’E ADLİ KONTROLLE TAHLİYE Haber

FENOMEN MURAT ÖVÜÇ’E ADLİ KONTROLLE TAHLİYE

Murat Övüç hakkında “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlamasıyla yürütülen davada ara karar açıklandı. Mahkeme, Övüç’ün adli kontrol şartıyla tahliyesine hükmetti. DURUŞMA SEGBİS ÜZERİNDEN YAPILDI Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Murat Övüç, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Sanık avukatı ise duruşma salonunda hazır bulundu. Mahkeme, dosyada eksik hususların bulunduğunu ve önceki dava dosyalarına ilişkin bazı evrakların henüz ulaşmadığını belirtti. “TAHLİYEMİ VE BERAATIMI TALEP EDİYORUM” Duruşmada söz alan Övüç, önceki savunmalarını tekrar ettiğini belirterek "Tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum" dedi. Sanık avukatı Çağdaş Çelik ise müvekkilinin eyleminin suç teşkil etmediğini savunarak, daha önceki dosyaların bu dava açısından bir katkı sağlamayacağını ifade etti. SAVCILIK TAHLİYE İSTEDİ Cumhuriyet savcısı mütalaasında, sanığın tutuklu kaldığı süre ve mevcut delil durumu dikkate alınarak adli kontrol tedbirleri uygulanmak suretiyle tahliye edilmesini talep etti. ADLİ KONTROL ŞARTIYLA SERBEST Mahkeme heyeti, Murat Övüç’ün: İmza verme yükümlülüğü Yurt dışına çıkış yasağı şartlarıyla tahliyesine karar verdi. Ayrıca sanığın bir sonraki duruşmada mahkeme salonunda hazır edilmesine hükmedilerek, eksik hususların giderilmesi için duruşma ileri bir tarihe ertelendi. İDDİANAMEDEKİ SUÇLAMA İddianamede, Övüç’ün sosyal medya hesabından başörtüsü takarak paylaştığı video nedeniyle toplumun bir kesimini hedef aldığı ve "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik" suçunu işlediği öne sürüldü. Savcılık, sanığın 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını talep ediyor.

5 GÜNLÜK BEBEĞE ŞİDDET DAVASINDA HEMŞİRE TAHLİYE TALEP ETTİ Haber

5 GÜNLÜK BEBEĞE ŞİDDET DAVASINDA HEMŞİRE TAHLİYE TALEP ETTİ

Kahramanmaraş’ta 5 günlük bebeğe şiddet uyguladığı iddiasıyla yargılanan hemşire H.D.B., mahkemede yaptığı savunmada suçlamaları reddederek tutuksuz yargılanmayı talep etti. YENİDOĞAN ÜNİTESİNDEKİ OLAY YARGIYA TAŞINDI Olay, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Bakım Ünitesi’nde 26 Mayıs 2021 tarihinde meydana geldi. Tedavi altındaki 5 günlük Deniz Esin Bozoklar’a yönelik şiddet uygulandığı iddiaları üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, hemşire H.D.B.’nin bebeğe müdahalesine ilişkin görüntülerin ortaya çıkmasıyla süreç yargıya taşındı. “BEN TEDAVİ YAPIYORDUM” SAVUNMASI Kahramanmaraş 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, tutuklu sanık hemşire H.D.B. SEGBİS aracılığıyla savunma yaptı. Sanık, "Ben tedavi yapmaktaydım. Benim tek amacım hastaları tedavi etmektir" diyerek suçlamaları kabul etmedi. Ayrıca "Ben de bir anneyim, evladımın yanında olmalıyım" ifadelerini kullanan hemşire, tutuksuz yargılanma talebinde bulundu. AVUKATLARDAN RAPOR TARTIŞMASI Sanık avukatı Mustafa Çaprak, Adli Tıp Kurumu raporunun önemli olduğunu belirterek müvekkilinin tahliyesini talep etti. Çaprak, bebeğin sağlık durumuna ilişkin bulguların darp ile doğrudan ilişkilendirilemeyeceğini savundu ve kemik kırıklarının ne zaman oluştuğunun net olmadığını ifade etti. Müşteki vekili Sait Bolat ise rapora itiraz ettiklerini belirterek sanığın tutukluluk halinin devamını talep etti. SAVCILIK: TUTUKLULUK DEVAM ETSİN Cumhuriyet savcısı mütalaasında, dosyadaki delillerin henüz tam olarak toplanmadığını belirterek sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi. MAHKEMEDEN YENİ RAPOR KARARI Mahkeme heyeti, sanık hemşirenin tutukluluk halinin devamına hükmederken, dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu’na gönderilmesine karar verdi. Ayrıca, olay sonucunda bebekte kalıcı bir hasar oluşup oluşmadığının tespiti amacıyla dosyanın Adli Tıp Üst Kurulu’na sevk edilmesine hükmedildi. DURUŞMA ERTELENDİ Mahkeme, eksik hususların giderilmesi ve yeni raporların hazırlanması için duruşmayı 15 Mayıs tarihine erteledi. Dava süreci devam ederken, kamuoyunun yakından takip ettiği olayda nihai kararın alınacak adli tıp raporları doğrultusunda şekillenmesi bekleniyor.

EKREM İMAMOĞLU DURUŞMASINA GİZLİ NOT DAMGA VURDU Haber

EKREM İMAMOĞLU DURUŞMASINA GİZLİ NOT DAMGA VURDU

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Ekrem İmamoğlu davasının 13’üncü oturumu, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki duruşma salonunda gerçekleştirildi. Duruşmaya tutuklu sanıklar ile taraf avukatları katılırken, cumhuriyet savcısı tutukluluk durumlarına ilişkin mütalaasını açıkladı. 7 SANIK İÇİN TAHLİYE TALEBİ Savcı mütalaasında, sanıklardan: Sırrı Küçük Fatih Yağcı Ali Üner Evren Şirolu Ebubekir Akın Davut Birlik Kadriye Kasapoğlu hakkında, mevcut delil durumu, tutukluluk süreleri ve suç vasfı dikkate alınarak tahliye kararı verilmesini talep etti. Diğer sanıkların ise tutukluluk hallerinin devamı istendi. DURUŞMAYA “GİZLİ NOT” DAMGA VURDU Duruşmada mahkeme başkanı, bir önceki oturumun ardından salonda bulunan bir notun kendisine iletildiğini açıkladı. Notta "cumhurbaşkanlığı adaylığı" ve "Dilek Hanım" ifadelerinin yer aldığı belirtilirken, notun Ekrem İmamoğlu’na ulaştırılmak istendiği değerlendirildi. Mahkeme başkanı, not alışverişine izin verilemeyeceğini belirterek, notun sahibinin tespit edilmesi halinde işlem yapılacağını ifade etti. ARA VERİLDİ, MÜTALAA AÇIKLANDI Savcının mütalaa için süre talep etmesi üzerine duruşmaya 1 saat ara verildi. Aranın ardından mütalaa açıklanırken, mahkeme heyetinin kararını ilerleyen süreçte açıklaması bekleniyor. YARGILAMA SÜRECİ SÜRÜYOR Kamuoyunda yakından takip edilen davada, sanıkların tutukluluk durumlarına ilişkin nihai kararın önümüzdeki duruşmalarda netleşmesi bekleniyor.

EKREM İMAMOĞLU DAVASINDA SAHTE BASIN KARTIYLA SALONA GİRDİ Haber

EKREM İMAMOĞLU DAVASINDA SAHTE BASIN KARTIYLA SALONA GİRDİ

Ekrem İmamoğlu’nun isminin geçtiği davanın görüldüğü duruşmada yaşanan güvenlik ihlali, yargı sürecine damga vurdu. Sahte basın kartıyla salona girerek görüntü alan ve bu görüntüleri sosyal medya üzerinden paylaşan şüpheli, yürütülen soruşturma kapsamında tutuklandı. GÜVENLİK ZAFİYETİ ORTAYA ÇIKTI Marmara Ceza İnfaz Kurumları Silivri Kampüsü’nde görülen dava sırasında, kimliği sonradan belirlenen bir kişinin sahte basın kartı kullanarak duruşma salonuna giriş yaptığı tespit edildi. Şüphelinin, duruşma esnasında görüntü ve fotoğraf çektiği, ardından bu içerikleri sosyal medya platformlarında paylaştığı ortaya çıktı. Duruşmalarda görüntü ve ses kaydı alınmasının yasak olması nedeniyle olay, ciddi bir güvenlik ve hukuki ihlal olarak değerlendirildi. SAVCILIK HAREKETE GEÇTİ Görüntülerin sosyal medyada yayılması üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında, “ses ve görüntülerin kayda alınması” suçunun yanı sıra, kullanılan basın kartının sahte olması nedeniyle “resmi belgede sahtecilik” suçu da dosyaya dahil edildi. ŞÜPHELİ KISA SÜREDE YAKALANDI Emniyet birimleri tarafından yürütülen çalışmalar neticesinde şüphelinin E.Y.T. olduğu tespit edildi. Polis ekiplerince gözaltına alınan şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından Bakırköy Adalet Sarayı’na sevk edildi. MAHKEMEDEN TUTUKLAMA KARARI Adliyede hakim karşısına çıkarılan şüpheli, “resmi belgede sahtecilik” suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Şüphelinin ayrıca duruşma düzenini ihlal eden eylemleri nedeniyle farklı suçlamalar kapsamında da değerlendirmeye alınabileceği öğrenildi. SORUŞTURMA GENİŞLEYEBİLİR Yetkililer, olayın yalnızca bireysel bir girişim mi yoksa organize bir eylem mi olduğunun da araştırıldığını belirtti. Sahte basın kartının nasıl temin edildiği, başka kişilerin sürece dahil olup olmadığı ve güvenlik zafiyetinin nasıl oluştuğu da soruşturmanın önemli başlıkları arasında yer alıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.