#Eğitim Emekçileri

- Eğitim Emekçileri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eğitim Emekçileri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

OKULLAR EKONOMİK KRİZ GÖLGESİNDE, EŞİTSİZLİKLERLE AÇILIYOR Haber

OKULLAR EKONOMİK KRİZ GÖLGESİNDE, EŞİTSİZLİKLERLE AÇILIYOR

Okullarda ders zilinin çalmasına günler kaldı. 2026-2027 eğitim-öğretim yılı 14 Eylül Pazartesi günü açılıyor. Yeni Eğitim-öğretim yılı başlangıcında okullardaki eksiklliklere dikkat çekmek üzere İzmir'de basın toplantısı düzenlendi. Karşıyaka Emek ve Demokrasi Platformu tarafından gerçekleştiren toplantıda açıklamayı Eğitim Sen İzmir 2 Nolu Şube Başkanı Zeliha Danyeli gerçekleştirdi. Karşıyaka Çarşı girişinde düzenlene basın açıklamasında konuşan Danyeli, yine yeni bir eğitim döneminin ekonomik krizin gölgesinde ve eşitsizlikler içinde başladığını vurguladı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: ''Ekonomik krizin ve hayat pahalılığının giderek derinleşmesi, kamusal eğitime yeterli kaynak ayrılmaması ve eğitim hizmetlerinin giderek daha fazla velilerin ekonomik gücüne bırakılması, çocuklarımızın en temel eğitim hakkını doğrudan tehdit etmektedir. Bugün bir öğrencinin okula başlamasının aile bütçesine yüklediği kırtasiye, okul kıyafeti, servis, ulaşım ve beslenme giderleri ciddi boyutlara ulaşmıştır. Veliler çocuklarının en temel eğitim ihtiyaçlarını karşılayabilmek için büyük bir ekonomik yükün altına girmektedir. Anayasal bir hak olan eğitim, ailelerin gelir düzeyine göre erişilebilen bir hizmet haline getirilemez. ÇOCUĞUN AÇLIĞI YALNIZCA AİLESİNİN SORUNU OLARAK GÖRÜLEMEZ Ekonomik krizin çocuklar üzerindeki en ağır sonuçlarından biri okul çağındaki çocukların yeterli ve sağlıklı beslenememesidir. Bugün okullarımızda kahvaltı yapmadan derse gelen, beslenme çantasına yeterli yiyecek konulamayan, kantinden herhangi bir şey almaya ailesinin ekonomik gücü yetmeyen öğrenciler bulunmaktadır. Çocuğun açlığı yalnızca ailesinin sorunu olarak görülemez. Bu durum doğrudan kamunun sorumluluğundadır. Aç bir çocuktan derse odaklanmasını, sağlıklı gelişmesini ve eğitimde başarılı olmasını beklemek mümkün değildir. Eğitimde fırsat eşitliğinden söz edilecekse bunun ilk koşullarından biri çocukların temel beslenme ihtiyacının karşılanmasıdır.Bu nedenle yıllardır dile getirdiğimiz talebimizi bir kez daha yineliyoruz: Okul öncesinden başlayarak tüm öğrencilere en az bir öğün sağlıklı, dengeli ve ücretsiz yemek sağlanmalıdır. Çocuklarımızın okulda temiz ve ücretsiz içme suyuna erişimi de kamusal eğitimin en temel gereklerinden biridir.Her okulda öğrencilerin kolaylıkla ulaşabileceği, hijyen koşulları düzenli olarak denetlenen ücretsiz ve içilebilir su kaynakları oluşturulmalıdır. GÜVENLİK VE TEMİZLİK HALA EN ÖNEMLİ SORUN Okulların güvenlik, temizlik ve fiziki koşullarına ilişkin sorunlar da devam etmektedir. Yeterli yardımcı personelin bulunmaması, okul giriş ve çıkışlarında yaşanan güvenlik sorunları, bahçelerin ve ortak kullanım alanlarının yetersizliği, eski ve bakımsız okul binaları öğrencilerimiz ve eğitim emekçileri açısından ciddi riskler oluşturmaktadır. Okullar yalnızca ders yapılan binalar değildir. Çocuklarımız günlerinin önemli bir bölümünü bu alanlarda geçirmektedir. Bu nedenle okul binaları depreme dayanıklı, hijyenik, erişilebilir, güvenli ve çocukların gelişim ihtiyaçlarına uygun olmak zorundadır. Deprem nedeniyle yıkılan ya da kullanılamaz hale gelen okul binalarının yerine yenilerinin zamanında yapılmaması, bazı bölgelerde birden fazla okulun aynı binayı kullanmasına neden olmaktadır. Aynı binayı paylaşmak zorunda kalan okullarda ders saatlerinden teneffüs sürelerine, okul giriş ve çıkışlarından sosyal etkinliklere kadar çok sayıda sorun yaşanmaktadır. İkili eğitim uygulamaları öğrencilerin çok erken saatlerde ya da günün geç saatlerinde eğitim görmek zorunda kalmasına neden olmakta; eğitim emekçilerinin çalışma koşullarını da ağırlaştırmaktadır. Deprem gerekçe gösterilerek bu durumun yıllarca sürdürülmesi kabul edilemez. Yıkılan ve güçlendirilmesi gereken okulların yapım süreçleri hızlandırılmalı, çalışmalar kamuoyuna açık ve şeffaf biçimde yürütülmelidir. Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamasıyla öğrencilerin eğitim hakkının önemli bir bölümünü işyerlerinde geçirmesine dayalı model, çocukların eğitimden koparılması ve çalışma yaşamının güvencesiz koşullarına yönlendirilmesi riskini büyütmektedir. Çocukların ucuz işgücü olarak görülmesine, iş kazaları ve sömürüye açık hale getirilmesine izin verilemez. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in açıkladığı resmi verilere göre, 2025 ve 2026 yıllarında Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında yaşanan iş kazalarında 37 öğrenci hayatını kaybetti. İki yıllık dönemde MESEM'lerde kayıtlı öğrencilerin toplam 9 bin 950 iş kazası geçirdiği rapor edildi. MESEM’ ler kapatılmalıdır. Çocuklarımızın eğitim hakkı, işyerlerinin ihtiyaçlarına ve piyasanın taleplerine feda edilemez. Devlet okullarının ihtiyaçlarının velilerin bağışlarına, okul aile birliklerinin olanaklarına ya da öğretmenlerin kişisel çabalarına bırakılması kamusal eğitim anlayışıyla bağdaşmamaktadır. Okulların temizlikten güvenliğe, kırtasiyeden teknolojik donanıma, bakım ve onarımdan öğrencilerin beslenmesine kadar bütün temel ihtiyaçları kamu bütçesinden karşılanmalıdır. Karşıyaka Emek ve Demokrasi Platformu olarak bir kez daha altını çiziyoruz: Çocuklarımızın eğitim hakkı piyasanın koşullarına ve ailelerin ekonomik gücüne bırakılamaz. Bir çocuğun açlığı hepimizin sorunudur. Bir çocuğun temiz suya ulaşamaması kabul edilemez. Bir çocuğun güvensiz ve sağlıksız bir binada eğitim görmek zorunda kalması kader değildir. Kaynak yok denilerek çocukların en temel ihtiyaçlarından tasarruf edilemez. Kamusal kaynakların önceliği çocukların sağlığı, güvenliği ve geleceği olmak zorundadır. Öğrencilerimizin sağlıklı beslendiği, temiz suya ücretsiz erişebildiği, velilerin okul masrafları altında ezilmediği, eğitim emekçilerinin sağlıklı ve güvenli koşullarda çalıştığı, depreme dayanıklı ve nitelikli okul binalarında laik, bilimsel, kamusal, parasız, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde eğitim hakkının güvence altına alındığı bir eğitim sistemi için mücadelemizi sürdüreceğiz.''

KESK KADIN MECLİSİ'NDEN İZMİRLİ ÖĞRETMENİN ÖLÜMÜNE TEPKİ Haber

KESK KADIN MECLİSİ'NDEN İZMİRLİ ÖĞRETMENİN ÖLÜMÜNE TEPKİ

Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) İzmir Kadın Meclisi, Ağrı’da görev yapan İzmirli öğretmen Irmak Ayşe Koparan’ın 7 Haziran’da şüpheli şekilde hayatını kaybetmesi ile ilgili açıklaması paylaştı. 24 yaşındaki Irmak öğretmenin şüpheli ölümü üzerine Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştı. KESK Kadın meclisi açıklamasında olayın bireysel durum olarak değerlendirilmesinin kabul edilemez olduğu vurgulandı. Açıklamada sorumluların korunmasına yönelik şüplerin olduğu ifade edildi. ''BU SADECE BİR ÖLÜM HABERİ DEĞİL'' ''Bu sedece bir ölüm haberi değil; kadınların yaşam hakkını, güvenli çalışma koşullarını ve kamusal sorumluluğu doğrudan ilgilendiren ciddi bir toplumsal ve hukuki meseledir'' diyen kadın meclisinin açıklamsı şöyle: Ağrı'nın Hamur ilçesinde görev yapan Okul Öncesi Öğretmeni Irmak Ayşe Koparan'ın ölümü hepimizi derinden sarsmıştır. Kadın eğitim emekçisinin yaşamdan koparılması yalnızca bir ölüm haberi değil; kadınların yaşam hakkını, güvenli çalışma koşullarını ve kamusal sorumluluğu doğrudan ilgilendiren ciddi bir toplumsal ve hukuki meseledir. Öncelikle Irmak Ayşe Koparan'ın ailesine, yakınlarına, öğrencilerine, çalışma arkadaşlarına ve tüm eğitim emekçilerine başsağlığı diliyoruz. Bugün kamuoyuna yansıyan bilgiler, Irmak öğretmenin çalışma yaşamında çeşitli baskılar, yalnızlaştırma ve mobbing iddialarıyla karşı karşıya kaldığını göstermektedir. Bu nedenle olayın herhangi bir biçimde aceleyle sonuçlandırılması ya da yalnızca bireysel bir durum olarak değerlendirilmesi kabul edilemez. Ölümün ardındaki tüm koşullar; varsa idari ihmaller, mobbing uygulamaları, psikolojik baskılar, şiddet, görevi kötüye kullanma, başvuruların dikkate alınmaması ve koruma mekanizmalarının işletilmemesi dahil olmak üzere bağımsız, etkin ve şeffaf bir soruşturmayla ortaya çıkarılmalıdır. KADINLARIN MARUZ KALDIĞI BASKI VE AYRIMCILIK MOBBİNG VE HAK İHLALLERİNİ BÜYÜTMEKTEDİR Kadın eğitim emekçileri özellikle görev yaptıkları kentlerden uzakta, güvencesiz barınma koşulları, yalnızlaştırma, idari keyfiyet, ayrımcılık ve şiddet riskiyle karşı karşıya bırakılmaktadır. Bu tablo, kadınların yaşamını ve emeğini korumakta yetersiz kalan politikaların sonucudur. Kadınların maruz kaldığı şiddeti, baskıyı ve ayrımcılığı görünmez kılan anlayış; çalışma yaşamındaki mobbing ve hak ihlallerini de büyütmektedir. SORUMLULARIN KORUNMASINA İZİN VERİLMEMELİDİR Kadınların yaşam hakkını savunmak, yalnızca yaşanan ölümlerin ardından yas tutmakdeğil; bu ölümlere yol açan koşulları ortadan kaldırmak için mücadele etmektir. Irmak Ayşe Koparan'ın ölümünün üzerinin örtülmesine, gerçeğin karartılmasına ve sorumluların korunmasına izin verilmemelidir. KESK İzmir Kadın Meclisi olarak; Olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını, Tüm iddiaların etkin ve bağımsız biçimde soruşturulmasını, Kadın eğitim emekçilerinin güvenli çalışma ve yaşam koşullarının sağlanmasını, Mobbing, şiddet ve ayrımcılığa karşı etkili koruma mekanizmalarının işletilmesini talep ediyoruz. Irmak Ayşe Koparan adına ailesinin, yakınlarının ve tüm eğitim emekçilerinin acısını paylaşıyoruz. Kadın eğitim emekçileri yalnız değildir. Yaşam hakkımızdan, emeğimizden ve eşitlik mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.''

ÖZEL SEKTÖR ÖĞRETMENLERİNDEN HÜKÜMETE ÇAĞRI Haber

ÖZEL SEKTÖR ÖĞRETMENLERİNDEN HÜKÜMETE ÇAĞRI

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, İzmir’in Karşıyaka ilçesinde gerçekleştirdiği basın açıklamasında, yıllardır çözüme kavuşturulmayan sorunlara ve yerine getirilmeyen vaatlere tepki gösterdi. Açıklamada, özel sektör öğretmenlerinin düşük ücretler ve güvencesiz çalışma koşulları altında mesleklerini sürdürmek zorunda bırakıldığı belirtilirken, mülakat mağduru öğretmenlerin ise hak ettikleri atamalardan mahrum bırakıldığı ifade edildi. Karşıyaka’da bir araya gelen öğretmenler, “Haklısınız” denilerek yıllardır oyalandıklarını savunarak artık somut adım beklediklerini dile getirdi. Açıklamada, öğretmenlerin taleplerinin kişisel değil kamusal bir hak mücadelesi olduğu vurgulandı. “DEVLETİN VERDİĞİ SÖZ TUTULMALIDIR” Basın açıklamasında konuşan sendika temsilcileri, daha önce çeşitli bakanlık ve kurumlarla yapılan görüşmelerde öğretmenlerin sorunlarının kabul edildiğini ancak çözüm yönünde adım atılmadığını belirtti. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Bize verilen sözler herhangi bir bürokratın şahsi sözü değil, devlet sözüdür. Devletin verdiği söz tutulmalıdır" Özel sektör öğretmenlerinin uzun yıllardır taban maaş güvencesinden yoksun şekilde çalıştırıldığı, düşük ücretler nedeniyle ekonomik zorluk yaşadığı ve iş güvencesi olmadan mesleklerini sürdürmeye çalıştığı ifade edildi. “MESLEĞİMİZ İTİBARSIZLAŞTIRILIYOR” Öğretmenler, özel öğretim kurumlarında çalışan eğitim emekçilerinin yalnızca ekonomik değil mesleki anlamda da ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirtti. Açıklamada, öğretmenlerin sık sık işten çıkarılma tehdidi altında çalıştığı, fazla mesaiye zorlandığı ve özlük haklarının yeterince korunmadığı savunuldu. Sendika üyeleri, eğitim sisteminin temel unsurlarından biri olan öğretmenlerin değersizleştirilmesinin toplumun geleceğini de olumsuz etkilediğini ifade etti. MÜLAKAT MAĞDURU ÖĞRETMENLER DE AÇIKLAMAYA KATILDI Basın açıklamasına katılan mülakat mağduru öğretmenler ise, sınavlarda başarılı olmalarına rağmen sözlü mülakat süreçlerinde elendiklerini belirterek yaşadıkları mağduriyete dikkat çekti. Öğretmenler, atama süreçlerinde liyakat ilkesinin esas alınmasını isterken, siyasi tercihler ve keyfi uygulamalar nedeniyle hak kaybına uğradıklarını savundu. “HAKLI OLDUĞUMUZU BİLİYORUZ” Açıklamanın en dikkat çeken bölümlerinden biri ise öğretmenlerin ortak mesajı oldu: "Haklı olduğumuzu biliyoruz. Bunu duymaktan yorulduk. Biz haklı olmak değil, hakkımızı almak istiyoruz" Öğretmenler, taleplerinin açık olduğunu belirterek; Taban maaş hakkının yeniden yasal güvenceye alınmasını,Güvenceli çalışma koşullarının sağlanmasını,Özlük haklarının iyileştirilmesini,Mülakat mağduru öğretmenlerin hak ettikleri atamalara kavuşmasını istedi. MÜCADELE ANKARA’YA TAŞINACAK Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, talepler konusunda somut adımlar atılmaması halinde eylemlerini büyüteceklerini açıkladı. Sendika, 14 Haziran’da Ankara’da geniş katılımlı bir buluşma düzenleyeceklerini duyurdu. Açıklamada tüm öğretmenler, eğitim emekçileri, veliler ve destek vermek isteyen yurttaşlar Ankara’daki buluşmaya davet edilerek şu mesaj verildi: "Öğretmenlerin emeği de geleceği de pazarlık konusu değildir. Verilen sözler tutulacak, çalınan haklar geri alınacaktır"

EĞİTİM SEN’DEN BORNOVA İLÇE MİLLİ EĞİTİM’E İFTAR TEPKİSİ Haber

EĞİTİM SEN’DEN BORNOVA İLÇE MİLLİ EĞİTİM’E İFTAR TEPKİSİ

Eğitim Sen İzmir 4 No’lu Şube, İstanbul’da görev başında öldürülen öğretmen Fatma Nur Çelik’in ardından Bornova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün toplu iftar organizasyonu düzenlemesine tepki gösterdi. Şube Başkanı İsmail Akyol, “Toplumsal yasın yaşandığı bir dönemde bu tutum büyük bir duyarsızlıktır” dedi. “GÖREV BAŞINDA KATLEDİLEN ÖĞRETMENİN ACISI GÖRMEZDEN GELİNEMEZ” Eğitim Sen İzmir 4 No’lu Şube Başkanı İsmail Akyol, İstanbul’da bir öğrencinin saldırısı sonucu hayatını kaybeden öğretmen Fatma Nur Çelik için yazılı bir açıklama yaptı. Akyol, görev başında yaşamını yitiren bir öğretmenin ölümünün yalnızca bireysel bir olay değil, eğitim sisteminde derinleşen sorunların ve okullarda artan şiddetin bir sonucu olduğunu ifade etti. Açıklamada, “Meslektaşımızı saygıyla anıyor; ailesine, öğrencilerine ve tüm eğitim emekçilerine başsağlığı diliyoruz. Bu kayıp yalnızca bir öğretmenin değil, kamusal eğitimin güvenliğinin ve saygınlığının kaybıdır” ifadelerine yer verildi. BORNOVA İLÇE MİLLİ EĞİTİM’E İFTAR TEPKİSİ Eğitim Sen, Türkiye genelinde öğretmenlerin yaşanan trajediye tepki gösterdiğini hatırlatarak Bornova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün toplu iftar organizasyonu düzenlemesini eleştirdi. Akyol, “Sanki bir öğretmen görev başında katledilmemiş gibi toplu iftar organizasyonu içinde olunması kabul edilemez bir duyarsızlıktır. Toplumsal yasın ve mesleki dayanışmanın gereği acıyı paylaşmak ve sorumluluk üstlenmektir” dedi. “OKULLARDA ŞİDDET GİDEREK ARTIYOR” Açıklamada ayrıca eğitim sisteminde yaşanan sorunlara da dikkat çekildi. Okullarda artan şiddet olaylarının, rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarının yetersizliği ile öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılması gibi faktörlerin ciddi bir sorun haline geldiği ifade edildi. Eğitim Sen, Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitim politikalarında ideolojik yönelimlerin ön plana çıktığını ve eğitim sisteminin temel sorunlarıyla yüzleşilmesi gerektiğini savundu. SENDİKADAN ÇAĞRI: SOMUT ADIMLAR ATILMALI Eğitim Sen açıklamasında şu talepleri dile getirdi: Okullarda şiddeti önlemeye yönelik bilimsel ve bütünlüklü politikaların hayata geçirilmesi Öğretmenlerin can güvenliğini sağlayacak somut düzenlemelerin yapılması Eğitim yöneticilerinin toplumsal acılar karşısında duyarlı bir tutum sergilemesi Eğitim politikalarının kamusal, laik ve bilimsel bir temelde yeniden düzenlenmesi “EĞİTİM EMEKÇİLERİ YALNIZ DEĞİLDİR” Eğitim Sen İzmir 4 No’lu Şube Başkanı İsmail Akyol, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Görev başında yaşamını yitiren meslektaşımız Fatma Nur Çelik’in anısı önünde saygıyla eğiliyoruz. Eğitim emekçilerinin acısını görmezden gelen anlayışı kınıyoruz. Eğitim emekçileri yalnız değildir, mücadelemiz sürecektir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.