#Eskişehir

- Eskişehir haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eskişehir haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GÖLE DÖNEN SOKAKTA OLTA İLE BALIK TUTTULAR Haber

GÖLE DÖNEN SOKAKTA OLTA İLE BALIK TUTTULAR

Eskişehir’de Baksan Sanayi Sitesi’nde yıllardır devam eden ve çok sayıda esnafın şikayetlerine rağmen bir türlü çözülemeyen yol sorunu, bu kez mizah yoluyla gündeme taşındı. Yağışların ardından adeta göle dönen, yer yer çamur ve balçıkla kaplanan sokakta oluşan büyük su birikintisi, sanayi esnafını hem zor durumda bıraktı hem de şehir merkezine yakışmayan görüntülere neden oldu. Sanayi sitesinin özellikle yağış sonrası göl ve bataklığa döndüğü, araçların geçişinde tekerleklerin suya gömüldüğü ve bazı bölgelerde çamurun balçığa dönüştüğü ifade edilirken; yıllardır çözüm üretilmemesi hem esnafı hem de vatandaşları mağdur ediyor. YILLARDIR ÇÖZÜLMEYEN SORUN SOSYAL MEDYADA GÜNDEM OLDU Baksan Sanayi Sitesi’nde çok sayıda esnafın ilgili kurumlara defalarca müracaat ettiği, konunun kamuoyuna sık sık taşındığı ancak buna rağmen bölge için kalıcı bir çalışma yapılmadığı öğrenildi. Yağış sonrası ortaya çıkan manzara, sanayi sitesini adeta bir “balık gölüne” çevirdi. Bu durum karşısında esnaf, yaşadıkları mağduriyeti mizahi bir dille protesto etti. GÖLE DÖNEN SOKAKTA OLTAYLA BALIK TUTMAYA BAŞLADILAR Çözümsüz kalan yol sorunu, sanayi sitesinin 89’uncu bloğunda bulunan bir grup esnafın mizahına konu oldu. Çevre esnafından Erman Rat, yolda oluşan büyük su birikintisinin başına geçerek olta ile balık tutuyormuş gibi kameraya poz verdi. Görüntülerin sosyal medyada paylaşılmasının ardından fotoğraf kısa sürede gündem olurken, yaşananlar hem güldürdü hem de “bu kadar da olmaz” dedirtti. İhlas Haber Ajansı (İHA) ekibinin konuyu haberleştirmek üzere adrese gittiği sırada bu kez esnaf grubu hep birlikte kadraja girerek, Baksan Sanayi Sitesi’nin “balık piyasası” üzerine sohbet etti ve ironi yaparak sorunlarını dile getirdi. ESNAF ERMAN RAT: “ARTIK BURADA RAHATÇA BALIĞIMIZI AVLAYIP, TEZGAHLARA GÖTÜRÜP SATABİLİRİZ” Mizahi görüntülerin aslında çok ciddi bir sorunu işaret ettiğini vurgulayan esnaf Erman Rat, yaşanan mağduriyeti şu sözlerle anlattı: “Burada göl gibi bir yerimiz var. Biz de burada balık avlayalım; bir daha da uzaklara, şehir dışına gitmeye gerek kalmaz gibi düşündük. Artık burada rahatça balığımızı avlayıp, tezgahlara götürüp satabiliriz. Tabii bu işin mizahı. Her sene belediye tarafından burada kazılar yapılıyor ve yollara mıcır dökülüyor. Mıcırlar ise kış boyunca bu şekilde manzaraları ve görüntüleri ortaya çıkarıyor. Bu da aşırı derecede sıkıntı oluşturuyor.” Rat, her yıl yapılan kazı ve mıcır dökme çalışmalarının kalıcı bir çözüm sağlamadığını, aksine yağışlarla birlikte bölgenin yeniden göle döndüğünü belirtti. DEPO SAHİBİ ERKAN BOZKURT: “BİZİ BURAYA ATTILAR, ‘ÇAMURUN İÇİNDE YAŞAYIN, BİZ SİZİ UNUTTUK’ DEDİLER” Bölgedeki mağduriyetin yalnızca giriş kısmıyla sınırlı olmadığını söyleyen depo sahibi Erkan Bozkurt, özellikle araçların geçişinde ciddi sıkıntılar yaşandığını dile getirdi. Bozkurt, sanayi sitesindeki durumu şu sözlerle özetledi: “Araçlar buraya girdiğinde tekerlekler suyun içine batıyor. Bahsettiğim yer sadece giriş kısmı. Daha ileride ise maalesef balçığa dönen bir çamurumuz var. Yani bizi buraya attılar, ‘Çamurun içinde yaşayın, biz sizi unuttuk’ dediler. Biz kendi imkanlarımızla birkaç sefer buraları temizlettik ama yine de olmuyor. Buranın asfaltlanması lazım çünkü ne müşterilerimiz geliyor ne biz kendimiz buradan rahatça çıkamıyoruz.” “4-5 SENE GEÇTİ, HİÇBİR İCRAAT YOK” Yaklaşık 5 yıl önce Konya’dan Eskişehir’e gelerek sanayi sitesinde çalışmaya başlayan Berat Serter de karşılaştığı görüntünün kendisini şaşırttığını söyledi. Konya’da bu tarz manzaralar görmediğini belirten Serter, yıllardır değişmeyen duruma tepki göstererek şunları kaydetti: “Bu rezaleti çekiyoruz ve değişen hiçbir şey olmadı. Her gelen bir inşaat yaptı, kazdı, üstünü sıvadı ama çukurdan, çamurdan, tozdan geçilmiyor. Burası yazın da kışın da aynı şekilde. Araba yıkıyoruz ama hiçbir şeye faydası olmuyor. Buradan çıkana kadar toz ve duman içinde kalıyoruz. İlla ki yapan olur dedik ama üzerinden 4-5 sene geçti ve hiçbir icraat yok.” Serter, bölgede yazın toz, kışın ise çamur sorununun aynı şekilde devam ettiğini, bu durumun hem iş verimini hem de yaşam kalitesini etkilediğini dile getirdi. “MÜŞTERİLER ARABAYI ASFALTA BIRAKIP YÜRÜYEREK GELİYOR” Sanayi sitesinde personel olarak çalışan Muhammet Özcan ise yolların bozuk olması nedeniyle müşterilerin bölgeye girmeye korktuğunu söyledi. Özcan, yaşanan sıkıntıyı şöyle anlattı: “Müşterilerimiz buraya girmeye korkuyor. Arabayı asfalta bırakıp yürüyerek geliyorlar. ‘Abi araba nerede?’ dediğimizde, ‘Karşı sokakta. Caddeye giremiyoruz, yollarınız bozuk’ diyorlar. Sonra yetkililer 1-2 ay sonra geliyorlar ama mıcır atıyorlar. Bir hafta sonra yağmur yağdığında ve buradan arabalar geçtiği zaman her şey geri çöküyor. Asfalt ve beton lazım. Yetkililerimiz en kısa sürede yollarımızı yapsınlar, hem biz hem de müşteriler mağdur olmayalım.” “ARABALARIMIZIN ALT TAKIMLARI SÜREKLİ BOZULUYOR” Yolun araçlara ciddi zarar verdiğini vurgulayan esnaf Hüseyin Şentürk ise sürekli tamir masrafı çıktığını belirterek, şu ifadeleri kullandı: “Burada bir arıza bakımcımız var. Aracımızı her ay ona götürüp tamir ettiriyoruz. Yollar o derece kötü. Buraya girmek çok sıkıntılı ve arabaların altı yere değiyor. Arabalarımızın alt takımları sürekli bozuluyor.” SANAYİ ESNAFI KALICI ÇÖZÜM İSTİYOR Baksan Sanayi Sitesi’nde yaşanan bu tablo, bir yandan esnafın mizahi tepkisiyle sosyal medyada gündem olurken, diğer yandan bölgede yıllardır süren altyapı sorununun artık çözüm beklediğini bir kez daha ortaya koydu. Esnaf, geçici çözümler yerine bölgenin asfaltlanmasını, kalıcı altyapı çalışması yapılmasını ve sanayi sitesinin hem Eskişehir’e hem de üretim gücüne yakışır hale getirilmesini istiyor.

ÖĞRETMENLER ARASINDA ÇAY FIRLATMA KAVGASI Haber

ÖĞRETMENLER ARASINDA ÇAY FIRLATMA KAVGASI

Eskişehir’de bir lisede görev yapan rehber öğretmenin, fizik öğretmeninin yüzüne sıcak çay fırlattığı iddia edildi. Yüzünde yanık oluştuğu belirtilen öğretmenin şikayeti üzerine olayla ilgili adli sürecin başlatıldığı öğrenildi. Edinilen bilgiye göre olay, Yılmaz Çetintaş Anadolu Lisesi’nde 6 Şubat’ta meydana geldi. İddiaya göre fizik öğretmeni ve aynı zamanda idareci olan 2 çocuk babası Serkan Keskinbaş ile rehber öğretmen T.G. arasında okulda tartışma yaşandı. “BAYRAK TÖRENİNDE OMUZ ATTI, RENCİDE ETTİ” İDDİASI Serkan Keskinbaş, rehber öğretmen T.G’nin uzun süredir kendisine yönelik sözlü baskı uyguladığını ileri sürerek, “Okulumuzdaki rehber öğretmenimiz tarafından sürekli bir zorbalığa maruz kaldım. Hem öğrencilerin hem velilerin hem de öğretmen arkadaşlarımın yanında bana sürekli bir lakap taktı. Hayvan figürleriyle, ‘Kral ne yapıyorsun’, ‘Bir gün bana tekmil vermedin’ diyerek beni hep rencide etti.” ifadelerini kullandı. Keskinbaş, yaşadığı rahatsızlığı okul yönetimiyle paylaştığını ancak sorunun devam ettiğini iddia ederek, 2 Şubat’ta bayrak töreni sırasında okul müdürünün yanında bulunduğu sırada T.G’nin yanına gelerek omuz attığını ve tören esnasında yine kendisini küçük düşürücü ifadeler kullandığını öne sürdü. Bu olayın ardından odasına gittiğini ve okul müdürüne durumu anlattığını belirten Keskinbaş, müdürün gerekli uyarıları yapacağını söylediğini aktardı. “ARKAMDAN YAKLAŞARAK ‘BÖH’ DEDİ, BENİ KORKUTTU” Keskinbaş, 6 Şubat günü ise odasında evrak hazırladığı sırada rehber öğretmenin kapıyı çalmadan içeri girerek arkasından yaklaştığını ve kendisini korkuttuğunu iddia etti. Keskinbaş, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: “Okulda deprem farkındalık çalışması yapılması için WhatsApp grubundan paylaşım yaptım. Ertesi gün görevde yükselme sınavım vardı, giriş belgelerini hazırlıyordum. Kapım her zaman açıktır. Rehber öğretmen hocamız sessizce, kapıyı çalmadan, sinsice gelerek arkamdan ‘böh’ diyerek dokunarak temasta bulundu ve beni korkuttu. O kadar korktum ki yüreğim ağzıma geldi. Döndüm, ‘Sen dışarı çık’ dedim. Böyle yaklaşılır mı yani insana?” “AĞIR KÜFÜR ETTİ, SONRA KAYNAR ÇAYI YÜZÜME FIRLATTI” İDDİASI Keskinbaş, yaşanan gerginliğin ardından rehber öğretmenin kendisine ağır küfürler ettiğini öne sürerek, kendisinin aynı şekilde karşılık vermediğini ifade etti. Keskinbaş, iddiasına göre T.G’ye odadan çıkmasını istediği sırada rehber öğretmenin elinde bulunan kupadaki sıcak çayı yüzüne doğru savurduğunu belirterek, “Bir kupa sıcak çayı yüzüme çaldı. Bardağı fırlatmadı. Sadece içerisindeki kaynar çayı kasıtlı olarak yüzüme fırlattı ve beni haşladı.” dedi. Olayın ardından polis ekiplerinin okula geldiğini ve odada inceleme yapıldığını söyleyen Keskinbaş, “Emniyetten geldiler, fotoğraflar çekildi. Benim odamda komple çay izleri var. Kendisi ‘arbede sırasında yaşandı’ şeklinde savunmaya geçiyormuş ama öyle değil. Beni yaralamaya yönelik ve yüzümü hedef alarak kaynar çayı yüzüme doğru fırlattı.” ifadelerini kullandı. “BANA YARDIM EDİN, YÜZÜM YANDI” DİYEREK YARDIM İSTEDİ Olay sonrası yaşadıklarını da anlatan Keskinbaş, rehber öğretmenin odadan çıktığını, daha sonra diğer öğretmenlerin odaya geldiğini belirtti. Keskinbaş, “Arkadaşlarım yöneldi odaya. İngilizce öğretmenimiz, nöbetçi öğretmenlerimiz geldi. Ben onlara ‘Bana yardım edin, benim yüzüm yandı’ dedim. Hemen soğuk suyla yüzümü yıkadım.” diye konuştu. Okul müdürünü aradığını ve müdürün kısa sürede yanına geldiğini aktaran Keskinbaş, hastaneye götürüldüğünü söyledi. HASTANEDE BİRİNCİ DERECE YANIK TESPİT EDİLDİ Keskinbaş, hastanedeki muayenede alnında, kaş bölgesinde ve göz kapaklarının altında birinci derece yanık oluştuğunun tespit edildiğini, gözünde ise hafif ödem bulunduğunun kendisine bildirildiğini belirtti. Keskinbaş, doktorların “Allah’tan göz kapaklarını kapatmışsın, zarar gelmemiş” dediğini aktararak, kalıcı hasar veya iz kalmamasının beklendiğini söyledi. Olay nedeniyle ailesinin ve çocuklarının çok üzüldüğünü ifade eden Keskinbaş, “Görevime bıraktığım yerden devam etmek istiyorum. Çünkü ben devletimi çok seven bir idareciyim ve gençlere hizmet etmeye bayılan bir idareciyim.” dedi. ŞİKAYET ÜZERİNE SÜREÇ BAŞLATILDI Serkan Keskinbaş’ın rehber öğretmen T.G. hakkında şikayetçi olduğu, olayla ilgili inceleme ve adli sürecin başlatıldığı öğrenildi.

AYNI SOKAKTA SERİ HIRSIZLIK: 5 ARAÇ SOYULDU Haber

AYNI SOKAKTA SERİ HIRSIZLIK: 5 ARAÇ SOYULDU

Eskişehir’in Tepebaşı ilçesinde aynı sokak üzerinde bir hafta içinde beş aracın camı kırılarak hırsızlık yapılması üzerine polis ekipleri faillerin yakalanması için geniş çaplı inceleme başlattı. Olay, Şirintepe Mahallesi Etik Sokak üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, sokak üzerinde park halinde bulunan üç aracın camı kırıldı ve araçlarda maddi hasar oluştu. Araç sahiplerinin yaptığı kontrollerde bazı eşyaların ve bir miktar paranın çalındığı belirlendi. İhbar üzerine olay yerine sevk edilen polis ekipleri, şüpheli ya da şüphelilerin yakalanması için çalışma başlattı. Yaklaşık bir hafta önce aynı sokakta iki aracın daha camının kırıldığı öğrenildi. "TOPLUCA GİRMİŞLER" Aracının camı kırılan mağdur Aşkın Köçekci, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: "Sabah kalktık, bir komşumuz aradı ‘arabaların camları patlamış’ diye. Bir baktık hırsızlık olayına girmişler. İçerisinden bir şeyler almışlar; paramız vardı, malzemelerimiz vardı, bunları almışlar. Bugün 2-3 aracın camının kırık olduğunu gördük." "BU SOKAKTA KAMERA YOK" Mahalle sakini ise bölgede son günlerde benzer olayların arttığına dikkat çekerek şunları söyledi: "Bir haftadır araçların lastiklerinin patlatılması, camlarının kırılması olaylarını duyuyorduk. Bu sokakta kamera yok. Olayların bundan kaynaklandığını düşünüyoruz. İnşallah bunu yapanları bulurlar." Sokakta güvenlik kamerası bulunmaması ise soruşturmayı zorlaştıran unsurlar arasında yer aldı.

BURSA'NIN UMUDU ÇINARCIK BARAJI TEHDİT ALTINDA Haber

BURSA'NIN UMUDU ÇINARCIK BARAJI TEHDİT ALTINDA

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Çınarcık Barajı havzasındaki madenciliğe dikkati çekerek, "Bu havzalarımızda maden arama ya da madenle ilgili bir işlemin yapılmaması tarafındayız. Her açılan ocağın suyumuzu kirlettiğinin farkındayız ve aldığımız numuneler bize bunu gösteriyor." dedi. Bozbey, bilim adamlarının iklim, kuraklık ve susuzluk üzerine yaptığı araştırmaların, "küresel su iflası" olarak tanımlanan geri dönülmez süreci ortaya koyduğunu belirtti. Aralık ayında bilim insanlarının raporunun Bursa için önemine işaret eden Bozbey, şunları söyledi: "Sadece Bursa için söylüyorum. 2023 ile 2024 su arasında barajlarımızda su birikmiş durumda. 2024 ekimiyle 2025 ekimi arasında barajlardaki su miktarı ciddi düşüş yaşıyor. Yani 2024 ekiminde yüzde 30 seviyelerinde olan Doğancı ve Nilüfer barajları 2025 ekiminde sıfıra geldi. Son yıllarda yağış miktarına bakıldığında azalma olduğu görülüyor. 2026 yazının 2025'ten daha sıcak geçeceğini ifade ediliyor. Bunun için kent yöneticileri olarak özellikle suyun çok kıymetli değer olduğunu aynı zamanda Bursa'nın su şehri olmadığını bilmemiz gerektiğinin altını çizerek suyu asla siyaset malzemesi yapmamamız gerekiyor." Çınarcık Barajı için DSİ Bölge Müdürlüğü ile Tarım ve Orman Bakanlığına teşekkür eden Bozbey, "Çınarcık Barajı yapılmamış olsaydı daha kötü günleri bekliyor olabilirdik. Kimin emeği varsa katkısı varsa yürekten teşekkür ediyorum." dedi. Bozbey, bugün en büyük havzaya sahip olan barajın Çınarcık Barajı olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti: "Bu havzalarımızda maden arama ya da madenle ilgili bir işlemin yapılmaması tarafındayız. Her açılan ocağın suyumuzu kirlettiğinin farkındayız ve aldığımız numuneler bize bunu gösteriyor. Özellikle Çınarcık Havzası, Kütahya ve Eskişehir'e kadar uzanıyor. Çok büyük alana sahip. O havza üzerinde maden arama gibi ruhsatları vermememiz gerekiyor. Orada maden faaliyeti gösteren kurumların da su için Bursa'nın geleceği için faaliyetlerini iptal etmenin doğru olduğunu düşünüyoruz."

DOLANDIRICILIK KAMERADA: ALLAH RIZASI İÇİN POLİSİ ARAMAYIN Haber

DOLANDIRICILIK KAMERADA: ALLAH RIZASI İÇİN POLİSİ ARAMAYIN

O anlar kuyumcunun güvenlik kameralarına yansıdı. Zanlının yakalandıktan sonra “Allah rızası için polisi aramayın, bunlar yeğenimin” sözleri dikkat çekti. 343 BİN TL’LİK SAHTE ALTINLA DOLANDIRICILIK GİRİŞİMİ Olay, Odunpazarı ilçesi Arifiye Mahallesi İnci Sokak’ta meydana geldi. Kuyumcuya gelen şüpheli, yaklaşık 343 bin TL değerindeki sahte altınları vererek saf 24 ayar altın almak istedi. Ancak kuyumcunun dikkati dolandırıcılığı ortaya çıkardı. 10 yıldır kuyumculuk yapan Mehmet Akmeşe, sahte altını şu sözlerle fark ettiklerini belirtti: “Altını hesapladıktan sonra kontrol etmek amaçlı kestik. Bileziklerin sertliği ve rengi şüphe uyandırdı. Patent kaliteli yapılmış ama sahte olduğunu anladık.” "LÜTFEN POLİSE HABER VERMEYİN" DİYE YALVARDI Şüpheli Özgen Ç., sahte altının ortaya çıkmasının ardından paniğe kapılarak kuyumcu çalışanlarına, “Lütfen polise haber vermeyin, yeğenimin bunlar” dedi. Ancak kuyumcu, durumu hemen polise bildirdi. Gözaltına alınan şüphelinin cezaevinden kısa süre önce çıktığı öğrenildi. Mehmet Akmeşe, şahsın İstanbul’dan tek başına gelmiş gibi görünse de, büyük ihtimalle birkaç kişiyle birlikte hareket ettiğini düşündüklerini söyledi. KUYUMCULARA UYARI Altın sahteciliği tehlikesine dikkat çeken Akmeşe, diğer kuyumcuları uyararak şöyle dedi: “Altınların gramı şu an 6.500 TL. En ufak bir dikkatsizlik büyük maddi kayıplara yol açabilir. Her ürünün mutlaka ayar kontrolü yapılmalı, emin olunmayan ürün kesinlikle alınmamalı.” Güvenlik kamerası görüntüleri olayın tüm anlarını kaydetti. Zanlının adliyeye sevk edildiği belirtildi.

DÜĞÜNLERDE YENİ TREND: MİNİMALİSM Haber

DÜĞÜNLERDE YENİ TREND: MİNİMALİSM

Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Kültürel Miras Elçisi Ömer Ulutaş, 2025 yılındaki gözlemlerine dayanarak, çiftlerin artık daha sade, samimi ve kültürel değerlere uygun düğünleri tercih ettiğini ifade etti. Ulutaş’a göre, düğünlerde bu tercih yalnızca ekonomik kaygılarla değil, aynı zamanda kültürel bağlılıkla da ilgili. “MİNİMALİST DÜĞÜN TRENDİ ARTIYOR” Eskişehir başta olmak üzere Türkiye'nin birçok ilinde ve Avrupa'da sahne alan ses sanatçısı Ömer Ulutaş, 2025 yılı düğün sezonunu değerlendirdi. Ulutaş, gösterişli organizasyonların yerini daha sade, anlamlı ve kültürel açıdan zengin içeriklere bıraktığını belirterek, “Çiftler artık devasa salonlarda lüks harcamalar yapmak yerine, mahalle, köy, sokak veya kır düğünleri gibi daha samimi ortamlarda evliliklerini kutlamayı tercih ediyor. Bu düğünler hem maliyet açısından avantajlı hem de örf ve adetlerimize daha uygun” dedi. “SALON MASRAFLARI ARTINCA ÇİFTLER ALTERNATİF ARAYIŞINA GİRDİ” Ulutaş, düğün salonlarındaki maliyetlerin de bu dönüşümde etkili olduğuna dikkat çekti. Artan kira, organizasyon ve ikram maliyetlerinin çiftleri alternatif çözümlere yönelttiğini ifade eden sanatçı, “Düğün salonlarında hizmet kalitesi yüksek yerler elbette var ama sayıları arttıkça rekabet de büyüyor. Bu da hem fiyatları etkiliyor hem de salonlardaki yoğunluğu artırıyor. Pasta büyüdükçe paylaşılıyor” diye konuştu. “2025’TE MAGANDALAR DÜĞÜNLERİ KANA BULADI” Düğün sezonunun olumlu yönlerinin yanı sıra, 2025 yılında yaşanan acı olaylara da değinen Ulutaş, “Ne yazık ki silahla kutlama yapan magandalar yüzünden birçok can kaybı yaşandı. Düğünler neşeli birer hatıraya dönüşmesi gerekirken, bazen cenaze evine döndü. 2026 yılında bu konuda daha caydırıcı cezaların uygulanmasını ve denetimlerin artırılmasını bekliyoruz. Emniyet güçlerine de bu konuda kolaylıklar diliyoruz” dedi. “2026’DA DA KÖY VE KIR DÜĞÜNLERİNDE ARTIŞ BEKLİYORUZ” Aynı zamanda bir müzik mağazası işleten Ulutaş, enstrüman satışlarındaki tercihlere de yansıyan bu sadeleşme eğiliminin 2026 sezonunda da süreceğini öngörüyor. “Kültürümüzün bir parçası olan bu düğünler yeniden hak ettiği ilgiyi görüyor. Genç çiftlerimiz sadece ekonomik nedenlerle değil, köklerine bağlı kalmak istedikleri için de bu tarz düğünleri benimsiyor. 2026 yılında yine sokak ve kır düğünlerinde gözle görülür bir artış bekliyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.