#Felsefe

- Felsefe haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Felsefe haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BURSA TEKNİK'TE YAPAY ZEKA SEMPOZYUMU DÜZENLENDİ Haber

BURSA TEKNİK'TE YAPAY ZEKA SEMPOZYUMU DÜZENLENDİ

Bursa Teknik Üniversitesi'nde düzenlenen "Doç. Dr. Şakir Kocabaş Anısına: Bir Öncünün İzinde Yapay Zekâda Yeni Ufuklar" sempozyumunda, yapay zekânın bilim, felsefe ve medeniyet perspektifleri ele alındı. Programa katılan bilim insanları, teknolojinin insan ve değerlerle birlikte düşünülmesi gerektiğine ve gelişenin yapay zekâ değil insan zekâsı olduğuna dikkat çekti. Bursa Teknik Üniversitesinde (BTÜ) "Doç. Dr. Şakir Kocabaş Anısına: Bir Öncünün İzinde Yapay Zekâda Yeni Ufuklar" başlıklı sempozyum düzenlendi. Mimar Sinan Yerleşkesi Turkuaz Salon’da gerçekleşen programa; Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, Nilüfer Kaymakamı Murat Süzen, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Rektör Naci Çağlar, "Merhum Doç. Dr. Şakir Kocabaş, yapay zekâdan bilim felsefesine uzanan çalışmalarıyla, teknolojinin yalnızca nasıl üretildiğini değil, hangi amaçla geliştirildiğini de sorgulamış; bilginin ahlâk ve sorumluluk bilinciyle birlikte ele alınması gerektiğini bizlere hatırlatmıştır. Bugünkü program, Şakir Kocabaş Hocamızı anmanın ötesinde; öğrencilerimizin onun açtığı ilmî ve fikrî yolu yeniden düşünmesine, bilime daha derin, daha anlamlı bir perspektiften bakmasına vesile olacaktır" dedi. "Robot ve insanların arkadaş olacağı hibrit toplum modeline doğru gidiyoruz" Açılış konuşmasının ardından sempozyumun ilk oturumuna geçildi. "Doç. Dr. Şakir Kocabaş ve Yapay Zekâ" başlıklı oturumda, Sempozyum Koordinatörü ve Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Öztemel, "Yapay Zekânın, Dünü, Bugünü ve Geleceği" başlıklı konuşmasını yaptı. Yapay zekânın ilk adımlarının 1900’lü yıllarda bir hayalle başladığını ifade eden Prof. Dr. Öztemel, günümüzde yapay zekânın insan düşüncesine yakın bir hale geldiğini belirtti. Prof. Dr. Öztemel, 2030 yılına kadar toplumla bütünleşecek olan yapay zekânın; günlük yaşamı, endüstriyi, yönetimi ve bilimsel süreçleri etkileyerek topluma derinlemesine yerleşeceğini ifade etti. 2030 yılından sonra insanların robotlarla arkadaş olacağını, dolaysıyla hibrit bir toplum modelinin yerleşeceğini ifade eden Prof. Dr. Öztemel, "Robotlar ile toplumun bütünleştiği bir yaşama doğru yolculuk hızla devam ediyor. Toplumun hiçbir kesimi, yapay zekâdan soyutlanamaz. Ancak şu unutulmasın ki; gelişen yapay zekâ değil insan zekâsıdır" diye konuştu. Prof. Dr. Saadettin Ökten: Karar vermek için hakikatin kaynağına bakmalı Düşünür, Akademisyen ve Yazar Prof. Dr. Saadettin Ökten ise "Yapay Zekâ Çağında İnsan ve Medeniyet" başlıklı konuşmasını gerçekleştirdi. Prof. Dr. Saadettin Ökten, yapay zekâ tartışmalarında "nasıl yapılır" sorusunun yanında "niçin yapılır" sorusunun da sorulması gerektiğini belirterek, bilginin hikmetten koparıldığında yönünü kaybedebileceğini vurguladı. Yapay zekâ olgusunun günümüzde önemli bir fenomen olarak karşımıza çıktığını dile getiren Prof. Dr. Ökten, "Bu durum temelde bir bilgi meselesidir. Bilgi, büyük ölçüde bizim yönetimimizde üretilmekte ve kullanılmaktadır; ancak ortaya çıkan yetkinlik, hızı ve kapsamı bakımından çoğu zaman insanı aşan bir boyuta ulaşmaktadır. İnsan bir noktada karar veremediğinde, bilginin kaynağına bakmak zorundadır. Çünkü bizim hakikat anlayışımızın tamamı "Âlim" isminden beslenmektedir" dedi. Konuşmasında, Doç. Dr. Şakir Kocabaş’ın bilime yaklaşımını hatırlatan Prof. Dr. Saadettin Ökten, onun yapay zekâyı yalnızca teknoloji değil, insanı ve toplumu ilgilendiren bir mesele olarak ele alan öncü bir akademisyen olduğunu ifade etti. "Yaşamı robotlara teslim etmek varoluş anlamını sorgulatır" İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zekai Şen ise "Bilim Felsefesi ve Yapay Zekâ" başlıklı konuşmasını yaptı. Prof. Dr. Şen, "Her şeyden önce yapay zekâdan söz edebilmek için kelimelerin ve kavramların anlamlarının bilinmesi gerekir; çünkü kavramlar anlaşılmadan bilimsel bir düşünce üretilemez. Bugün insana ait görsel, bilimsel, estetik gibi farklı zekâ türlerinin verileri bilgisayarlarda toplanmakta, buna da yapay zekâ denmektedir. Ancak zekâ kavramı yalnızca maddi bir boyutla sınırlı değildir; manevi zekâ da bu bütünün önemli bir parçasıdır. Manevi zekâ söz konusu olduğunda, yapay zekânın insan zekâsını aşması mümkün görünmemektedir. Aksi takdirde, insanın hayatına anlam katan değerler ortadan kalkar ve yaşamın tüm sorumluluğu robotlara teslim edilmiş olur ki bu durumda insan varoluşunun anlamı ciddi biçimde sorgulanır" dedi. Farklı oturumlarla Doç. Dr. Şakir Kocabaş’ın yapay zekâya katkıları ele alındı Sempozyumun ikinci oturumunda, "Tanıdıklarının Dilinden Doç. Dr. Şakir Kocabaş" başlığıyla Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Öztemel, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Ebubekir Koç ve İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Yayla Gül Ceren Karataş konuşmalarını gerçekleştirdi. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Ercan Öztemel’in üslendiği "Doç. Dr. Şakir Kocabaş’ın Yapay Zekâ Alanındaki Çalışmaları ve Alana KatkIları" başlıklı panelde; İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zekai Şen ve Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Ebubekir Koç konuşmasını gerçekleştirdi. "Genç Bilim İnsanlarının Gözünden Yapay Zekânın Yönü Paneli"nde ise BTÜ Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Kocakulak moderatörlüğü üstlenirken; Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Zahid Yıldız, BTÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kubilay Demir ve TÜBİTAK Yapay Zekâ Enstitüsü’nden Dr. Esad Öztemel konuşmacı olarak yer aldı. Program, BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar’ın konuşmacılara plaket takdiminin ardından toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.

FELSEFENİN ÖNEMİ OSMANGAZİ ’DE MASAYA YATIRILDI Haber

FELSEFENİN ÖNEMİ OSMANGAZİ ’DE MASAYA YATIRILDI

Osmangazi Belediyesi, felsefenin her yaş grubundan insana ulaşabilmesi ve bu düşünce biçiminin önemini vurgulamak amacıyla anlamlı bir projeyi hayata geçirdi. 1 yıl boyunca çeşitli konulara felsefi pencereden yaklaşımların ortaya konulacağı etkinliklerin ilki ‘Felsefe nedir?’ başlıklı panel ile gerçekleştirildi. Osmangazi Belediyesi, Osmangazi Kent Konseyi ve Bursa Felsefe Kulübü işbirliği ile ‘Şadırvanlı Han Felsefe Konferansları’, Dünya Felsefe Günü’nde başladı. Her ay farklı konuların felsefi bakış ile uzmanlar tarafından değerlendirileceği panelin ilki Şadırvanlı Han’da Bursalılar ile buluştu. Bursa Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Felsefe Tarihi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Metin Becermen moderatörlüğünde felsefe öğretmenleri Nurcan Özdağlı ve Petek Tokyürek, ‘Felsefe nedir?’ sorusu etrafında önemli noktalara değindi. "Felsefe insanın olmazsa olmazıdır" Felsefenin her şeyden önce bir eleştirel düşünce biçimi olduğunun altını çizen Prof. Dr. Metin Becermen, "Bir anlamda felsefe, olan bitene, sanatsal, bilimsel bakıştan farklı bir bakışı dile getiren bir düşünce biçimi olarak değerlendirilebilir. Felsefe, eleştirebilirliği ile birlikte bir anlamda yıkımı, diğer anlamda da bir düşünceyi inşa etmek demek" dedi. Felsefeyi hayatı anlamlandırma çabası olarak tanımlayan Nurcan Özdağlı da, "İnsan doğası gereği sosyal bir varlıktır. Felsefeyi kabaca düşünmek olarak görürsek, insanın olmazsa olmazıdır. Toplumsal olarak da olmak zorundadır. Çünkü kuralların nasıl konulacağı, yönetimin nasıl olacağı gibi her konuda felsefe vardır. Felsefe, topluma sevdirilmelidir" diye konuştu. Panelde görüşlerini paylaşan Petek Tokyürek ise, "Bunca kişinin burada toplanmasının tek bir sebebi var. Hala içimizde duyduğumuz sorulara bir cevap arayışı. İnanın, buradaki herkes bunun peşinde olduğu için, bu ortamların arayışı içerisinde" yorumunda bulundu. "Herkesin felsefe ile ilgilenebildiği, sevebildiği bir altyapı oluşturma amacındayız" Konferansın başlangıcının Dünya Felsefe Günü’nde yapıldığını ve etkinliklerin her ay olmak üzere önümüzdeki bir yıla yayılacağını kaydeden Osmangazi Kent Konseyi Genel Sekreteri Sosyolog Mutlu Çınar, amaçlarının herkese felsefeyi sevdirmek olduğunu dile getirdi. Çınar, "Aralık ayında Dünya Hakları Günü’ne felsefi pencereden bakış ile devam edeceğiz. Ocak ayında da Dünya Mantık Günü’nde yine mantık yaklaşımına felsefi bir dokunuş ile sürecek. Bu etkinlikleri bir yıla yaymayı istiyoruz. Bunu yaparken de Osmangazi Belediyesi’nin geçmiş yıllarda yaptığı çocuklara felsefeyi sevdiren çalışmalar ile beraber 7’den 70’e herkesin felsefe ile ilgilenebildiği, sevebildiği bir altyapı oluşturma hedefindeyiz" açıklamasını yaptı. Bursa Felsefe Kulübü Başkanı Gürkan Kaya da, Osmangazi Belediyesi, Osmangazi ve Kent Konseyi işbirliği ile kent kültürü ve kentlilik bilincinin oluşması noktasında kentin böylesine bir tarihi dokusunda felsefenin yaşayan bir etkinlik olması için adımlar attıklarını dile getirdi. Felsefenin ortaya çıkışının, öneminin ve gerekliliğinin esas alındığı paneli Bursalılar da dikkatle takip etti. Prof. Dr. Metin Becermen, Sosyolog Mutlu Çınar, felsefe öğretmenleri Nurcan Özdağlı ve Petek Tokyürek ile kulüp başkanı Gürkan Kaya, etkinlik için Osmangazi Belediyesi’ne teşekkür etti.

PROF. DR. HANDAN İNCİ KİMDİR? HANGİ ALANDA AKADEMİSYENDİ? Haber

PROF. DR. HANDAN İNCİ KİMDİR? HANGİ ALANDA AKADEMİSYENDİ?

Türk edebiyatı araştırmaları ve Ahmet Hamdi Tanpınar üzerine yaptığı çalışmalarla ön plana çıkan ve bir süredir kanser tedavisi gören Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) Rektörü Prof. Dr. Handan İnci Elçi, 61 yaşında yaşamını yitirdi. Peki Handan İnci Kimdir? HANDAN İNCİ KİMDİR? Türk edebiyatçı, akademisyen ve yazar olan Handan İnci, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörü ve Edebiyat Fakültesi öğretim üyesiydi. Ahmet Hamdi Tanpınar üzerine yaptığı araştırma ve incelemeleriyle özellikle akademik çevrelerde tanınan ve öğrencilerinin sevgi ve saygısını kazanmış bir akademisyendi. Handan İnci, Aralık 2017'de kurulan Tanpınar Araştırma Merkezi'nin kurucu başkanlığını da üstlenmişti. HANDAN İNCİ'NİN HAYATI 1964 yılı doğumlu olan İnci, lise eğitiminin ardından, 1986 yılında İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun oldu. Uzun yıllar aynı üniversitede desrler vererek ve akademik araştırmalara imza atarak ismini bağlı olduğu fakülte ile özdeşleştirdi. Prof. Dr. Zeynep Kerman danışmanlığında yüksek lisans ve doktorasını tamamladı. 1993 yılından itibaren Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde çeşitli dersler verdi. Türk edebiyatı, Türk romanı ve Türk romancıları üzerine birçok çalışma yaptı. Ağırlıklı olarak Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmed Midhat Efendi, Beşir Fuad, Oğuz Atay ve Tomris Uyar üzerine bilimsel makaleler ortaya koydu. Edebi yorumlarını, edebiyatın dışındaki sosyoloji, psikoloji ve felsefe gibi disiplinlerle de birleştirdi. 1999 yılında Beşir Fuad'ın yazı ve tartışmalarını topladığı ''Şiir ve Hakikat''i kitap haline getirdi. 2002 yılında ise Ahmet Mithat'ın sürgün yıllarını içeren ''Menfa/Sürgün Hatıraları'' üzerinde biçimsel düzenlemeler yaparak yayına hazırladı. Aynı yıl, Abdullah Uçman'la beraber ''Bir Gül Bu Karanlıklarda/Tanpınar Üzerine Yazılar'' isimli eseri yayımlandı. 2003 yılında ise Türk romanında ev unsurunu işleyen eseri yayınlandı. 2009 ve 2011 yılları arasında Ahmet Hamdi Tanpınar ve Tomris Uyar'ı inceleyen eserlerini yayımlandı. 2015 yılında Ayfer Tunç'la yaptığı söyleyişiyi kitaplaştırıldı. 2017 yılında Tanpınar Merkezi için çalışmaya başladı. Yine 2017 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Araştırmaları ve Uygulama Merkezi açılmasına katkı sağladı. İnci, Tanpınar arşivi oluşturılması ve bu arşivin yayımlanması amacıyla faaliyetlerde bulundu. 2018'de Kültür Bakanlığı tarafından düzenlenen İstanbul Kültür Çalıştayı'na katılıdı. 15 Mayıs 2018'de MSGSÜ Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanlığı'na atandı. 18 Ocak 2019 tarihinde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'ne rektör olarak atandı. Böylece üniversitenin ilk kadın rektörü oldu. HANDAN İNCİ'NİN ESERLERİ - Cevdet Kudret'e Mektuplar, Ümit Yayınları, Ankara 1996 (İ. Kudret ile) - Felsefe-i Zenân / Kadınların Felsefesi, Ahmet Midhat, (çevrimyazı, sadeleştirme ve inceleme), Arma Yayınları, İstanbul 1998. - Şiir ve Hakikat (Beşir Fuad), Yazılar ve Tartışmalar, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 1999, 567 s.Menfa / Sürgün Hatıraları (Ahmed Midhat), Arma Yayınları, İstanbul, 2002 (çevrimyazı, sadeleştirme ve inceleme); 2. Baskı: Kapı Yayınları, 2013. - Roman ve Mekân/Türk Romanında Ev, Arma Yayınları, İstanbul, 2003.Bir Gül Bu Karanlıklarda / Tanpınar Üzerine Yazılar (A. Uçman İle), Kitabevi., İstanbul, 2002; 2. Baskı: 2008, 3F Yayınevi. - Şimdi Seni Konuşuyorduk /Selim İleri Kitabı, Doğan Kitap, İstanbul, 2007. - Oğuz Atay’a Armağan - Türk Edebiyatının “Oyun⁄Bozan”ı, İletişim Yayınları, İstanbul, 2007; 2. Baskı Şubat 2008.Oğuz Atay İçin Bir Sempozyum, (E.Türker ile) İletişim Yayınları, İstanbul, 2009. - Metal Yorgunluğu/Tomris Uyar (Öykü seçkisi), Yapı Kredi Yayınları, Doğan Kardeş, İstanbul 2009.Ahmet Hamdi Tanpınar (A. Uçman İle), Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul, Aralık 2010. - Kitapla Direniş-Tomris Uyar (Yazılar/Söyleşiler), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 2011.Dünyam (A.H.Tanpınar/resimli biyografi), Küçükçekmece Belediyesi Yayını, İstanbul 2012. - Tanpınar Zamanı/Son Bakışlar (Tanpınar Sempozyumu Kitabı), Kapı Yayınları, İstanbul 2012.Orpheus’un Şarkısı / Tanpınar’ın Romanlarında Aşk ve Kadın, YKY, 2014Ayfer Tunç’la Karanlıkta Kelimeler, Can Yayınları, 2015. - Aşkın Yıpranma Payı - Tomris Uyar (Elele Dergisindeki Yazılar ve Söyleşiler 1976-1985), Yapı Kredi Yayınları, Ekim 2015. - Çağdaş Edebiyata Akademik Yaklaşımlar I: Edebiyat Hayatının 25. Yılında Ayfer Tunç, haz. H.İnci, Ö. Şahin, Z.Zengin, MSGSÜ Yayınları, 2017. HANDAN İNCİ'NİN ÖLÜM NEDENİ NEDİR? Üniversiteden ölüm nedeni hakkında resmi bir açıklama gelmezken, Prof. Dr. Handan İnci Elçi’nin beynindeki tümör nedeniyle uzun süredir kemoterapi tedavisi gördüğü, durumu iyiye gitmesine rağmen son günlerde kötüleştiği ve acı haberin geldiği öğrenildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.