#Göç

- Göç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Göç haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

OSMANGAZİ AHUDUDU ÜRETİMİNDE HEDEF BÜYÜTTÜ Haber

OSMANGAZİ AHUDUDU ÜRETİMİNDE HEDEF BÜYÜTTÜ

Belediye bünyesinde kurulan Gazi Tarım AŞ ile ta7rıma desteklerini sürdüren Osmangazi Belediyesi, ahududu üretiminde de hedef büyüttü. Yerel tohumlara ilişkin baharda takas şenliği düzenleyeceklerini dile getiren Aydın, "Malumunuz üretimde ilaç ve zehir kullanılıyor. Toprağın zehirlenmesi, ilacın fazla atılması, tohumların genetiğiyle oynanması nedeniyle kanserler ve diğer genetik hastalıklar çok fazla arttı. Biz daha doğal üretim ve tüketim olsun diye çaba içindeyiz" dedi. Özellikle dağ köylerinde gelir artırıcı alternatif ürünlere ilişkin çalışmalar yaptıklarını aktaran Aydın, şöyle konuştu: "Yiğitali'de 10 dönümlük alanda ahududu üretimi başlattık. Sertifikalı ilaçsız katkısız üretim yapıyoruz. Bu sene daha da artıracağız ve çiftçiye sağlanacak desteklerle 100 dönüme kadar çıkartacağız. Kırsalı bu şekilde üretime endeksli destekleme modelini benimsiyoruz. Bir kere ürünün pazarı hazır alıcısı var. Organik üretim dediğinizde ise tarladan satılıyor, talebi yüksek oluyor." Altın gibi ürün ahududu Bugün işsizlik çeken, köyü terkedip buraya göç yaparak aslında geçim sıkıntısı yaşayan bir çok insanın 10 dönümlük bir alanda yıllık 1 -1,5 milyon lira gibi ekstra gelir sağlayabileceği bir ürün sunduklarını dile getiren Aydın, "Altın gibi bir ürün. Altını madende aramayın alın size altın gibi ürün ahududu." ifadesini kullandı. Hamidiye Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesiyle iş birliği içinde çalışma yürüttüklerini belirten Aydın, "Liseye ait tarım alanında üretimimiz var. Patlıcan, karnahabar, pırasa, domates, biber gibi birçok çeşitte üretim yapıp belediyeye ait Kent Lokantası'nda vatandaşlarımıza sunuyoruz. Tamamen organik, ilaçsız, kimsayal gübresiz üretim yapıyoruz ve hasıdını da yemeğini de kendimiz yapıyoruz" diye konuştu. Dağ yöresindeki tarımsal potansiyelin yüzde 2'si kullanılıyor Aydın, çiftçiyi üretim endeksli desteklediklerini vurgulayarak, şunları söyledi: "Bedelini hasatta ödemek üzere çiftçiyi desteklerseniz çiftçi sahipleniyor katma değer üretiyor. Hasat ettiğinde para kazanıyor borunu ödüyor iş büyüyor. Biz alım garantisiyle köylüyü destekleme modelini seçtik. Biraz daha ayakları yere basarak gidiyoruz bir anda çok büyük yapmak istemiyoruz. Birkaç sene sonra dağ yöresinde daha fazla alanda üretimin yapılmasını sağlamayı hedefliyoruz. Dağ yöresindeki tarımsal potansiyelin sadece yüzde 2'si kullanılıyor. Biz yüzde 98'lik kısımda da üretimi sağlarsek tersine göçü bile başlatabiliriz."

KARADENİZ’DE TAHT DEĞİŞİMİ: HAMSİNİN YERİNİ İSTAVRİT ALDI Haber

KARADENİZ’DE TAHT DEĞİŞİMİ: HAMSİNİN YERİNİ İSTAVRİT ALDI

Olumsuz hava koşulları nedeniyle balıkçılar günlerdir denize açılamıyor. Bu durum balık halindeki çeşitliliği azaltırken, tezgâhlarda sezonun gözdesi hamsinin yerini istavrit almaya başladı. Balıkçılar, "Hamsi dönemi kapanıyor, istavrit dönemi başlıyor" diyor. Her yıl soğuk havaların başlamasıyla sofraların baş tacı olan hamsi, bu sezon beklenen bolluğu göstermedi. Özellikle Aralık ayının son haftasında etkili olan şiddetli fırtına, balıkçı teknelerinin denize açılmasını engelledi. Fırtınanın etkisiyle deniz ürünlerinde arz daralırken, Karadeniz kültürünün vazgeçilmez lezzeti hamsi tezgâhlardan çekilmeye başladı. “HAMSİ BİTİYOR, TAHTI İSTAVRİTE KALDI” Trabzonlu balıkçı esnaflarından Ahmet Çoğalmış, yaşanan değişimi şu sözlerle değerlendirdi: “Hamsi normalde kar suyunu sever, soğuk hava lezzetini artırır. Ancak bu sene hamsi erken azaldı. Son günlerde denizde neredeyse hiç yok. Fırtına nedeniyle avcılık da yapılamıyor. Şu an tezgâhlarımızda istavrit var. Görünen o ki, hamsinin tahtını istavrit sallıyor.” Çoğalmış, hamsinin azalmasının fiyatlara da yansıdığını söyledi. Güncel fiyatlara göre hamsi ve istavrit 100 TL, somon 300 TL, levrek 500-600 TL, mezgit ise 700-800 TL’den satılıyor. “TEZGÂHLARDAKİ HAMSİLER ŞOKLANMIŞ” Balıkçı esnaflarından Emin Avcı da son 10 gündür taze hamsi gelmediğini belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı: “Şu anda sattığımız hamsilerin çoğu dondurulmuş, yani şoklanmış. Taze hamsi neredeyse hiç yok. Yerini istavrit aldı. Hava koşulları avlanmayı zorlaştırıyor. Fırtına olduğu sürece denize açılamıyoruz. Kar yağsa, yağmur yağsa bir şekilde avlanırız ama fırtına balıkçının en büyük düşmanı.” “GÜRCİSTAN’A GÖÇ EDEN HAMSİ GERİ DÖNER Mİ?” Avcı ayrıca hamsinin büyük kısmının Gürcistan kıyılarına göç ettiğini, oradan Türkiye sularına dönme ihtimalinin ise düşük olduğunu ifade etti. Uzmanlar da hamsinin Karadeniz'in doğu kıyılarına yönelmesinin doğal göç yolları ile bağlantılı olabileceğini belirtiyor. KÜLTÜREL BİR KAYIP MI? Karadeniz mutfağında mısır ekmeği, turşu kavurması ve hamsi tava bir üçlü olarak yıllardır sofraları süslüyor. Hamsinin azalması, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kültürel bir kayıp olarak da değerlendiriliyor. Yerini istavrit alsa da, Karadenizliler için hamsinin gönüllerdeki yeri hâlâ çok farklı.

FAİZ YÜKSELİNCE YATIRIMCI ALTIN VE DÖVİZE YÖNELDİ Haber

FAİZ YÜKSELİNCE YATIRIMCI ALTIN VE DÖVİZE YÖNELDİ

Faiz oranlarının yüksek olmasıyla birlikte gayrimenkul yatırımı yapmayan herkesin döviz, altın ve benzeri yatırımlara yöneldiğini ifade eden gayrimenkul danışmanı Sare Semiha Akbulut, Bursa'nın İzmir istikametine değil, İstanbul istikametine doğru büyümesi gerektiğine dikkat çekti. Sare Semiha Akbulut, gayrimenkul sektöründe umudun faizlerin düşmesinde olduğuna dikkat çekti. Bursa'nın ulaşım açısından İstanbul, İzmir, Ankara gibi şehirlerin merkezi konumda olduğunu belirten TİG Nilüfer Şubesi Brokeri Sare Semiha Akbulut, "Bununla birlikte otomotiv yan sanayi, tekstil ve gelişen sanayi olması sebebiyle ciddi göç almaktadır. Bursa'nın en büyük sıkıntısı konuttur. Konut ihtiyacına cevap verebilmek için yeni imar alanlarının olması, yeni konutların ve projelerin yapılması gerekiyor. İmara açılmasının yanı sıra, hızlıca alt yapı çalışmalarının da tamamlanması gerekiyor. Çünkü Kayapa bölgesi çok güzel bir konsept olmasına rağmen, alt yapı sonu var. Bunun yanı sıra, Bursa'da sadece batı tarafını yapılan projeler sebebiyle trafikte büyük sorun olmaktadır. Bursa'nın artık İstanbul tarafına da yatırımlarla genişlemesi gerekiyor. Bu bölgede imara açılması gereken yerlerin değerlendirilip, Bursa'nın eşit bir şekilde büyümesi trafik ve nüfus olarak daha sağlıklı olacaktır" dedi. "Faizlerden dolayı, gayrimenkul alamayanlar, altın ve dövize yöneldi" Herkes kredi faiz oranları yüksek diye, yatırımlarını gayrimenkule değil de altına ve dövize yapmak zorunda kaldığını belirten gayrimenkul danışmanı Sare Semiha Akbulut, "Kredi oranlarının gayrimenkul için yapılacak yatırımlarda biraz daha düşük olması gerekiyor. 0,90'lara kadar inmesini bekliyoruz. Bu zor gibi görünüyor. Ancak en kötü ihtimal ile 1,5 seviyelerine kadar inmelidir. Bu oranlar yatırımcıları harekete geçirecektir. Çünkü gayrimenkul yatırımı yapmak isteyenler, kredi çekmek zorunda kalıyor. Kredi oranları da yüksek olduğu için elinde olan nakit parasını, döviz veya altın alarak değerlendiriyor" diye konuştu. Bursa'da Nilüfer Şubesinin açılışını gerçekleştiren TİG Nilüfer Şubesi Brokeri Sare Semiha Akbulut'u diğer bölgelerdeki brokerler de yalnız bırakmadı. Görkemli bir açılışa imza atan Akbulut, "Gayrimenkul sektöründe 15'inci yılımı geride bıraktım. Daha önce televizyon, radyo gibi kurumlarda görev aldım. Daha sonra gayrimenkul alanının büyüyen ve gelişmesiyle bu alanda eğitimler aldım. Sonunda kendi ofisimi açtım. Bu süreç içerisinde de çok güzel işlere imza attık" dedi. "Bir avuç toprağı olan zengindir" Açılışta yer alan TİG Türkiye kurucu üyesi Halit Baş, "Türkiye genelinde toprak yatırımlar içerisinde en iyi yatırımdır. Toprak hiçbir zaman kaybetmez. Bundan birkaç yıl önce metrekaresi ile bugün ne kadar olduğuna iyi bakılmalıdır. Altın çok kazandırıyor gibi görünse de, belli bir ivmeden sonra durağanlaşıyor. Ancak gayrimenkul öyle değil. Bugün 1 karış toprağı olan her zaman için bana göre, zengin adamdır. Faiz oranları bana göre gayrimenkul piyasasını çok kötü etkiledi. Özellikle konut alımlarında çıkan yüksek faiz, alıcıyı sıkıntıya soktu. Sadece ev sahibi olabilme, barınmak için konut alan orta kesime faiz yükü de geldiği için artık kimse alıma yanaşmıyor. Önceki yıllara göre, şuan ki konut alımları faiz oranlarından dolayı düştü. 2026'da faiz oranları daha makul rakamlara inerse, insanlar barınma ihtiyaçlarını da karşılamış olur" şeklinde konuştu. Ev ararken bu sektöre giriş yaptığını belirten TİG Türkiye Yönetim Başkanı Mine Baş, "Bir ev hanımı tarafından bana ev gösterilirken, neden ben yapmıyorum diye bu yola çıktım. İlk başkan bilmediğim bir sektör olduğu için farklı kurumlarda belli yıllarda çalışarak hem deneyim, hem de eğitimler aldım. Daha sonra kendi markamı kurdum. Gayrimenkul benim ‘ek işim değil, tek işim' olduğu için bu sloganla yola çıktık. Hedefimiz 100 ofise ulaşmaktır. Şuan da 10 ofis açılışını gerçekleştirdik. Bütün ev hanımları benim gibi başarabilir" dedi.

O İLİMİZDE EMEKLİ SAYISI AKTİF ÇALIŞANLARI GEÇTİ Haber

O İLİMİZDE EMEKLİ SAYISI AKTİF ÇALIŞANLARI GEÇTİ

Kentte toplam 142 bin 451 kişi emekli, dul ya da yetim maaşı alırken, zorunlu sigortalı aktif çalışan sayısı ise 139 bin 109 olarak kaydedildi. 21 İLDE PASİF SİGORTALI SAYISI DAHA YÜKSEK SGK’nın 2024 yılı sonu verileri, Türkiye genelinde aktif çalışan sayısının 25 milyon 625 bin 750 olduğunu, buna karşılık 16 milyon 677 bin 617 kişinin ise pasif sigortalı konumda olduğunu gösteriyor. Bu oranlar üzerinden hesaplanan aktif/pasif dengesi, birçok ilde alarm veriyor. Kütahya'nın dışında Amasya, Artvin, Aydın, Balıkesir, Burdur, Çanakkale, Çorum, Edirne, Giresun, Kırklareli, Kırşehir, Ordu, Rize, Sinop, Tokat, Trabzon, Yozgat, Zonguldak, Bartın ve Karabük de pasif sigortalıların aktif çalışanları geçtiği iller arasında yer aldı. NÜFUS YAŞLANIYOR, GENÇLER GÖÇ EDİYOR Verilere göre, bu tablo özellikle nüfusu yaşlanan ve genç nüfusun büyükşehirlere göç ettiği illerde kendini daha net şekilde gösteriyor. SGK uzmanları, bu dengenin uzun vadede emeklilik sistemini sürdürülebilirlik açısından zorlayabileceğine dikkat çekiyor. SİSTEMSEL RİSKLER TARTIŞMA KONUSU Sosyal güvenlik alanında çalışan uzmanlar, aktif çalışan sayısının düşmesinin emekli maaşlarını finanse eden sistemde yükün artması anlamına geldiğini belirtiyor. Uzmanlar, yaşlanan nüfusun getirdiği bu tür ekonomik dengesizliklerin, yerel kalkınma politikaları ve göç yönetimiyle ele alınması gerektiğini ifade ediyor.

BURSA FOTOFEST'TE GERİ SAYIM BAŞLADI Haber

BURSA FOTOFEST'TE GERİ SAYIM BAŞLADI

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin, Bursa Kent Konseyi ve Bursa Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği iş birliğiyle düzenlediği ’15. Bursa Uluslararası Fotoğraf Festivali (FotoFest), 12 Aralık- 12 Ocak tarihleri arasında kapılarını açıyor. ‘Kırılma Zamanı’ temasıyla düzenlenecek olan festival, dünyadan ve Türkiye’den fotoğrafçıları, sanatçıları, akademisyenleri ve fotoğraf tutkunlarını Bursa’da buluşturacak. FOTOĞRAF FESTİVALİ HEYECANI BAŞLIYOR Türkiye’nin en uzun soluklu ve en fazla iz bırakan festivali olma başarısını gösteren Uluslararası Fotoğraf Festivali (FotoFest), bu yıl 15 uluslararası, 15 ulusal fotoğrafçı; videoyla eser üreten 7 sanatçı, 8 kolektif, 11 genç, 7 engelli birey ve 20 çocuk fotoğrafçının çalışmalarına 12 farklı mekânda ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 15.’si düzenlenecek olan festivalin küratörlüğünü Prof. Dr. Gülbin Özdamar Akarçay ve Özcan Yurdalan üstleniyor. Toplumsal ve kişisel kırılmaların farklı coğrafyalardan yansımalarını izleyiciyle buluşturacak olan festival, geniş bir seçkiyle fotoğrafın dönüştürücü gücünü hem küresel hem de yerel ölçekte tartışmaya açacak. TEMA; 'KIRILMA ZAMANI' Açılışı, 12 Aralık Cuma akşamı saat 19.00’da Tayyare Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek olan festival, sergilerin yanı sıra bir ay boyunca düzenlenecek paneller, sanatçı konuşmaları ve atölyelerle zenginleşecek. ‘Kırılma Zamanı’ temasıyla çağın toplumsal ve kişisel kırılmalarına odaklanan geniş ölçekli bir program sunacak olan festival, küresel bir diyaloğun köprüsünü inşa ederken aynı zamanda yerelin, marjinalin ve geleceğin seslerine de alan açarak fotoğrafın birleştirici ve dönüştürücü potansiyelini tüm boyutlarıyla gözler önüne serecek. İKLİM KRİZİ, GÖÇ, SAVAŞ VE KİMLİK KONUŞULACAK Dünya fotoğrafının güncel yönelimlerini Türkiye’ye taşıyan bir misyon üstlenen 15. FotoFest’in uluslararası bölümüne; iklim krizi, göç, savaş, kimlik ve bellek konularına odaklanan projeleriyle Forough Alael, Abir Abdullah, Berge Arabian, Laura Chen, Issa Touma, FEMLENS Kolektifi’nin sanatçıları gibi isimler konuk olacak. Türkiye’den ise Bülent Kılıç, Emin Altan, Rana Öztürk, Yiğit Günel, Ayla Güvenç, Ali Saltan, Kemal Aslan, Burcu Ertunç, A. Nur Türk, Cenk Erdoğan, Rıza Erdeğirmenci gibi fotoğrafçılar, dijital üretim süreçleri, toplumsal bellek, kamusal alan, kişisel hikâyeler ve güncel sosyal meseleleri odağına alan çalışmalarıyla festivalde yer alacak. ENGELLİ BİREYLERİN VE ÇOCUK FOTOĞRAFÇILARIN ESERLERİ DE BULUNACAK Bu yıl ilk kez özel davetli olarak Türkiye’deki fotoğraf kolektiflerini programına dahil eden 15. FotoFest’te ayrıca gençlerin, engelli bireylerin ve çocuk fotoğrafçıların üretimleri, verilen eğitimler ve atölye programlarıyla desteklenerek profesyonel bir platformda sergilenecek. “FOTOĞRAFIN GÜCÜYLE BURSA FOTOFEST 2025’TE BULUŞALIM” Bu yıl 15.’si düzenlenecek olan Bursa FotoFest’in tüm kenti kapsayacak bir şölene dönüşeceğini ifade eden Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, “Tüm sanatseverleri, düşünce üreticilerini ve fotoğraf tutkunlarını; Bursa FotoFest ile kırılma anlarının içindeki umutları ve yeni olasılıkları keşfetmeye davet ediyorum. Gelin, bu eşikte birlikte duralım. Fotoğrafın gücüyle Bursa FotoFest 2025’in kent hafızamızda açtığı umut kapısında yeni olasılıkların heyecanıyla buluşalım” dedi.

BURSA'NIN BU KÖYÜNDE SADECE 4 KİŞİ YAŞIYOR Haber

BURSA'NIN BU KÖYÜNDE SADECE 4 KİŞİ YAŞIYOR

Bursa'nın Büyükorhan'a yaklaşık 25 kilometre uzaklıktaki dağ köylerinden olan Çökene, 1980'li yılların sonunda başgösteren su sorunu nedeniyle boşalmaya başladı. Tüm halkı yakın ilçelere ve Bursa merkeze göç eden Çökene, uzun yıllar tamamen boş kaldı ve adeta harabeye döndü. 1994'ten sonra uzun süre boş kalması üzerine 2008'de statüsü iptal edilerek yakınındaki kırsal Bademli Mahallesi'ne bağlanan Çökene Mahallesi'ne 10 yıl önce tekrar dönüş başladı. Daha önce ormancılık ve tarımla geçimini sağlayan mahalle sakinlerinden eski muhtar Hüseyin Kaya ve eşi Fadime Kaya da 30 yıllık Bursa macerasının ardından memleketlerine dönüş yaptı. Susuzluk dağıttı şimdi 4 kişi yaşıyor Fadime Kaya (64), hem ilçeye hem Bursa'ya uzak olan Çökene'de yaşamın kolay olmadığını ancak ata toprağından, memleketlerinden fazla uzak kalamadıklarını belirterek, su sorunu çözülünce döndüklerini anlattı. Su olmayınca köy halkının dağıldığını ve bir daha geri dönmediğini dile getiren Kaya, "Şimdi sadece 3 hanede duman tütüyor. Diğer iki hanede eşleri vefat etmiş kadınlar yaşıyor. Önceden 50'den fazla hanenin bulunduğun mahallede şimdi 4 kişiyiz" dedi. "Keşke eskisi gibi olsak" Eskiden yaşamıyla, manzarasıyla ve doğasıyla hayran kalınan köylerinin terk edildikten sonra harabeye dönmesine üzüldüklerini aktaran Kaya, şöyle konuştu: "Su olmayınca ne yapsın insanlar gittiler, biz de gittik. Biri 6 diğeri 9 yaşında çocuğum vardı. Burada kalsak ne yapacaktık. Su yok, tarım yok, kazanç yok. Bursa'da okudular iş sahibi oldular. Onların da çocukları oldu. Biz döndük köyümüze bizim yaşamımız burada onlar dönmez artık. Gelmeyenlerin evleri haşat oldu burada. Yıkık dökük yapılar içinde biz nefes alıyoruz. Keşke hepsi gelse köylülerin keşke eskisi gibi kalabalık olsak." Peyniri. yoğurdu, yumurtası doğal Fadime Kaya, küçük çaplı tarım ve hayvancılıkla uğraştıklarını belirterek, "İki keçimiz var. Bir keçi 3 oğlak doğuruyor. Kendimize yetiyor sadece. Çocuklar ve torunlar gelince onlar için kesiyoruz. Sütü sağıp yoğurt, peynir yapıyoruz. 3-5 tavuk var doğal yumurtasını yiyoruz. Köy işi hayatımızı tekrar kurduk ve burada daha mutluyuz şehirde çok zor yaptık" ifadesini kullandı.

TÜRKİYE'DE DOĞDU AMA O ASLINDA YOK! Haber

TÜRKİYE'DE DOĞDU AMA O ASLINDA YOK!

Mert’in en büyük arzusu, kimliğine kavuşarak Türk Silahlı Kuvvetleri'ne katılmak ve vatandaşlık haklarından tam anlamıyla yararlanabilmek. 1989'DA BAŞLAYAN BİR GÖÇ HİKÂYESİ Rasim Mert’in ailesi, 1989 yılında Bulgaristan’daki asimilasyon politikalarından kaçarak Türkiye’ye göç etti. Aile ilk olarak Bursa’ya yerleşti, 1990 yılında Rasim burada dünyaya geldi. Annesi ve babası kimliklerini ilerleyen yıllarda alırken, Rasim Mert soybağı tespit edilemediği için vatandaşlık hakkı kazanamadı. Çocukluk ve gençlik yıllarını Türkiye’de geçiren Rasim, okula doğum belgesiyle yazıldı ve eğitimini tamamladı. Ancak reşit olduktan sonra yaptığı kimlik başvuruları, gerekli belgelerin eksik olduğu gerekçesiyle reddedildi. "TÜRKİYE'DE DOĞDUM AMA YOK SAYILIYORUM" Rasim Mert, yaşadığı mağduriyeti şu sözlerle anlattı: "Annem ve babam Bulgaristan göçmeni. 1990'da ben Bursa’da doğdum. Onlar daha sonra kimlik aldı ama ben kimliğimi hâlâ alamadım. Defalarca başvurdum, elimde doğum belgesi, okul diplomam, resmi belgelerim var ama bir türlü sonuç alamadım. Türkiye'de doğdum, büyüdüm ama kimliksizim." "TEK İSTEĞİM KİMLİĞİMLE ASKER OLMAK" Rasim Mert’in en büyük hayali Türk ordusunda askerlik yapmak. Kimliğine kavuşmak için verdiği mücadelenin yalnızca yasal değil, aynı zamanda duygusal bir yönü olduğunu belirten Mert, şu ifadeleri kullandı: "Ben bu vatanı çok seviyorum. Asker olmak, bu ülkeye hizmet etmek istiyorum. Sağlık hizmeti alamıyorum, sigortalı bir işte çalışamıyorum. Vatandaşlık haklarından yararlanmak istiyorum." AVUKAT OKTAY: "BU DAVA EMSAL NİTELİĞİNDE" Rasim Mert’in avukatı Berivan Şevval Oktay, Aile Mahkemesi’nde açtıkları soybağı tespiti davasının Türk hukuk sisteminde nadir görülen bir örnek olduğunu belirtti. Oktay, sürece ilişkin şu bilgileri verdi: "Müvekkilimin vatandaşlık almasının önündeki tek engel, annesiyle olan soybağının resmi olarak tespit edilememesidir. Davayı kazandığımız takdirde annesi üzerine nüfus kaydı yapılacak ve ardından Türk vatandaşlığı için başvurumuzu gerçekleştireceğiz." Oktay, davanın sonucunun benzer durumda olan kişiler için hukuki emsal teşkil edeceğini de sözlerine ekledi. TEMEL HAKLARDAN YARARLANAMIYOR Kimliksiz yaşamak, Rasim Mert için sadece bir statü meselesi değil. Avukatı Oktay’ın aktardığına göre, Mert şu anda: Sağlık hizmetlerinden, Sigortalı iş imkânlarından, Eğitim sonrası resmi işlemlerden, Sosyal güvenlik haklarından yararlanamıyor.

İZNİK'TE PAPA HAREKETLİLİĞİ BAŞLADI Haber

İZNİK'TE PAPA HAREKETLİLİĞİ BAŞLADI

Bursa'nın İznik ilçesinin Papa tarafından ziyaret edileceği haberleri bölgede artan deprem hareketliliği tarihi kentin yeniden gündem olmasına neden oldu. Tarihi dokusu, doğal güzellikleri ve manevi önemiyle her dönem dikkat çeken İznik'e son haftalarda hem yerli hem yabancı vatandaşların ilgisi gözle görülür şekilde arttı. Özellikle sosyal medya paylaşımları ve yatırım haberlerinin ardından ilçeye gelen ziyaretçi sayısında belirgin bir artış yaşanıyor. Emlakçılar ve turizmciler, İznik'e yönelik bu yoğun ilginin son yıllardaki en yüksek seviyeye ulaştığını belirtiyor. İlçede hafta sonları yaşanan hareketlilik, esnafın da yüzünü güldürmüş durumda. İznik'te arsa, arazi ve konut satışına olan ilgi fazlasıyla yükseldi. Konuya ilişkin konuşan Emlak Danışmanı Emrullah Çil, "Emlak piyasasına bu haberlerden sonra aşırı derecede rağbet var biz uzun yıllardır bu sektördeyiz ve ilk defa bu kadar çok iste ve rağbet var. Telefonlarımız susmuyor ve iş yerimize gelenimiz ve gidenimiz çok fazla özellikle burada bulunduğumuz arazi gibi araziler İznik'in merkezine çok yakın konumdayız şu anda bu gibi zeytinlik ve boş arazi gibi alımlar arttı. Biz yetişemeyecek konuma geldik diyebiliriz. İznik'in İstanbul'a çok yakın olmasından dolayı ve çok fazla deprem yaşandığı için İznik'e göç alıyoruz. İznik'in zirve konumları manzaralı bölgeleri var Karadeniz bölgelerini aratmayacak yerlerimiz var ve son bir yılda satışlarda inanılmaz yoğunluğumuz var. Konut satışına bakarsak Konut'a olan ilgi ve yoğunluk arttı iki yıl öncesine baz alarak bakarsak bu yıl yoğunluk çok daha fazla ve İznik'te sahil şeridinde konut bulmak neredeyse imkansız oldu diyebiliriz." Tarihi ve dini önemiyle Hristiyan dünyasında da özel bir yere sahip olan İznik'in, Papa ziyaretiyle birlikte uluslararası tanınırlığının daha da artacağı öngörülüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.