#Hasta

- Hasta haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hasta haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

60 YILLIK SESSİZLİK KOKLEAR İMPLANTLA SONA ERİYOR Haber

60 YILLIK SESSİZLİK KOKLEAR İMPLANTLA SONA ERİYOR

İzmir’de uzun yıllardır işitme kaybı yaşayan 72 yaşındaki Türker’e, koklear implant ameliyatı yapıldı. Ameliyatın ardından cihazın aktive edilmesiyle hastanın yeniden duyması bekleniyor. 60 YILLIK İŞİTME KAYBI TAM SESSİZLİĞE DÖNÜŞTÜ Yaklaşık 60 yıldır işitme sorunu yaşayan Türker, 2021 yılının Ekim ayında tamamen duyamaz hale geldi. Yaşadığı süreci anlatan Türker, "21 Ekim 2021’de bir sabah uyandım ve duyan kulağım da tamamen sustu. Televizyonu, kapıyı hiçbir şeyi duyamaz oldum. O günden beri sanki yaşamıyorum" dedi. Uzun süre farklı tedavi yöntemlerini deneyen ancak sonuç alamayan Türker, son çare olarak koklear implant ameliyatına yöneldi. YAPAY ZEKA ÖNERDİ, AMELİYAT KARARI ALINDI Ailesinin, alanında uzman bir hekim bulmak için yapay zekaya danıştığını belirten Türker, "Tek bir isim istedik. Yapay zeka Hale Hanım’ın adını verdi. Biz de randevu alarak süreci başlattık" ifadelerini kullandı. Yapılan tetkikler sonucunda hastanın koklear implant için uygun olduğu tespit edildi. AMELİYAT İKİ AŞAMADA GERÇEKLEŞTİRİLDİ Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Aslan, hastada ileri derecede işitme kaybı bulunduğunu belirterek ameliyat sürecine ilişkin bilgi verdi. Prof. Dr. Aslan, "Önce dış kulak yolu kapatıldı ve kulaktaki boşluk yağ dokusuyla dolduruldu. Yaklaşık dört ay sonra koklear implant yerleştirildi" dedi. Daha önceki ameliyatlar nedeniyle kulak arkasındaki kemik dokuda boşluk bulunduğunu ifade eden Aslan, bu boşluğun karın bölgesinden alınan yağ dokusuyla desteklendiğini belirtti. “İŞİTME CİHAZINDAN DAHA ETKİLİ” Koklear implantın klasik işitme cihazlarından farklı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Aslan, "Bu sistem doğrudan iç kulağa yerleştirilir ve işitme cihazlarına göre çok daha etkin sonuçlar sağlar" diye konuştu. Ameliyat sonrası yaklaşık 1 ila 1,5 ay içinde cihazın aktive edileceğini belirten Aslan, bu sürecin ardından hastanın belirgin şekilde daha iyi duymasının beklendiğini ifade etti. “TEK İSTEĞİM DUYMAKTI” Ameliyat sürecinin kendisi için zor geçtiğini dile getiren Türker ise "Ameliyatta kaç saat kaldığım önemli değildi. Ben sadece duymak istiyordum" dedi. Ameliyatın başarılı geçtiğini belirten Türker, yeniden duyabilme umudunun kendisini motive ettiğini söyledi.

DİLEK VE ŞİKAYET KUTUSUNDAN BİSİKLET ÇIKTI Haber

DİLEK VE ŞİKAYET KUTUSUNDAN BİSİKLET ÇIKTI

Balıkesir Devlet Hastanesi’ndeki “Dilek ve Şikayet Kutusu”, bu kez alışılmış taleplerin dışında duygulandıran bir mektuba ev sahipliği yaptı. Tedavi gördüğü hastaneden teşekkür ederek ayrılan 10 yaşındaki Ayaz’ın bisiklet hayali, hastane yönetiminin duyarlılığıyla gerçeğe dönüştü. Burhaniye’de yaşayan Ayaz, bir süre önce rahatsızlığı nedeniyle Balıkesir Devlet Hastanesi’nde tedavi gördü. Tedavi süreci boyunca sağlık çalışanlarının gösterdiği ilgi ve şefkatten etkilenen küçük çocuk, taburcu olurken duygularını bir mektupla ifade etmek istedi. Hastanenin koridorunda bulunan dilek ve şikayet kutusuna bıraktığı pusulada Ayaz, sağlık çalışanlarına teşekkür ederken en büyük hayalinin bir bisiklete sahip olmak olduğunu yazdı. HASTANE YÖNETİMİ HAYALİNİ GERÇEKLEŞTİRDİ Hasta Hakları Birimi tarafından açılan dilek-şikayet kutusundan çıkan mektup hastane çalışanlarını duygulandırdı. Küçük hastanın içten isteğine kayıtsız kalmayan hastane yönetimi, kısa sürede bir bisiklet temin ederek Ayaz’a sürpriz yaptı. Bisiklet, Balıkesir Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Erdal Ünal tarafından makam odasında Ayaz’a teslim edildi. Odaya girdiğinde hayalini kurduğu bisikleti karşısında gören Ayaz’ın mutluluğu hastane çalışanlarına da duygusal anlar yaşattı. “BİR ÇOCUĞUN HAYALİNE KÖPRÜ OLMAK İSTEDİK” Başhekim Op. Dr. Erdal Ünal, olayla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Bizim için en büyük ödül, hastalarımızın buradan şifa ve güler yüzle ayrılmasıdır. Ayaz’ın o saf ve temiz duygularla yazdığı mektup bizleri çok duygulandırdı. Şifa dağıtan eller olarak bu kez bir çocuğun hayaline köprü olmak istedik. Ayaz artık sağlığına kavuştu, şimdi bisikletiyle özgürce çocukluğunu yaşayacak.” Hastaneden hem sağlığına hem de hayaline kavuşarak ayrılan Ayaz, yeni bisikletiyle verdiği pozlarla mutluluğunu paylaşırken, yaşanan olay sevgi ve ilginin iyileştirici gücünü bir kez daha gözler önüne serdi.

DEÜ’DEN SAĞLIKTA ÖNEMLİ ADIM: İLK NOVASEQ 6000 Haber

DEÜ’DEN SAĞLIKTA ÖNEMLİ ADIM: İLK NOVASEQ 6000

Üniversite bünyesine kazandırılan yüksek kapasiteli DNA dizileme cihazı NovaSeq 6000, nadir hastalıkların teşhis ve tedavi süreçlerinde ileri düzey genomik analiz yapılmasına olanak sağlayacak. DEÜ Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik Ana Bilim Dalı ve Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezi’nde kullanılmaya başlanan cihaz, mevcut bilgilere göre üniversite hastaneleri arasında yalnızca Dokuz Eylül Üniversitesi’nde bulunuyor. Yeni teknoloji sayesinde hem klinik tanı süreçlerinin hızlanması hem de bilimsel araştırmaların güçlenmesi hedefleniyor. NADİR HASTALIKLARIN YÜZDE 80’İ GENETİK KÖKENLİ 28 Şubat Dünya Nadir Hastalıklar Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Ahmet Okay Çağlayan, nadir hastalıkların dünya genelinde önemli bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekti. Çağlayan, nadir hastalıkların ülkeden ülkeye farklı tanımlandığını ancak Türkiye’de yaklaşık her 2 bin kişiden birinde görüldüğünü belirtti. Dünya genelinde yaklaşık 8 bin farklı nadir hastalık bulunduğunu ifade eden Çağlayan, bu hastalıkların dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 6’sını etkilediğini söyledi. Çağlayan, “Dünya genelinde 400 milyondan fazla kişi nadir hastalıklarla yaşıyor. Avrupa’da yaklaşık 30 milyon, Türkiye’de ise 5 ila 7 milyon kişinin nadir hastalığa sahip olduğu tahmin ediliyor. Bu hastalıkların yüzde 80’i genetik kökenli ve yüzde 70’i çocukluk döneminde ortaya çıkıyor” dedi. ÜNİVERSİTE HASTANELERİ ARASINDA SADECE DEÜ’DE NovaSeq 6000 cihazının tanı süreçlerinde önemli bir hız ve doğruluk sağlayacağını belirten Çağlayan, cihazın sağladığı ileri teknoloji sayesinde hastalara daha hızlı ve doğru tanı konulabildiğini söyledi. Çağlayan, “DEÜ bünyesine kazandırılan bu teknoloji, nadir hastalıkların teşhis, tedavi ve izlem süreçlerinde güçlü bir genomik altyapı sunuyor. Üniversite hastaneleri arasında bu cihazın yalnızca Dokuz Eylül Üniversitesi’nde bulunması önemli bir avantaj sağlıyor” ifadelerini kullandı. YILDA YAKLAŞIK 10 BİN HASTA DEĞERLENDİRİLİYOR DEÜ Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezi’nin Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış bir merkez olduğunu belirten Çağlayan, merkezde genetik tanı, araştırma ve danışmanlık hizmetlerinin birlikte sunulduğunu aktardı. Merkezde bugüne kadar yaklaşık 10 bin hastaya klinik değerlendirme yapıldığını ve 5 bin genetik test gerçekleştirildiğini belirten Çağlayan, İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi ile yürütülen çalışmalar sayesinde nadir hastalıkların tanı ve tedavisinde bilimsel kapasitenin sürekli geliştirildiğini ifade etti. BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR İÇİN GÜÇLÜ ALTYAPI Dokuz Eylül Üniversitesi’nin sağlık alanındaki ileri teknoloji yatırımlarının hem hasta hizmetlerinin kalitesini artırdığı hem de genetik temelli hastalıkların anlaşılması ve tedavisine yönelik araştırmalara önemli katkı sağladığı belirtildi. Üniversite, sahip olduğu ileri genomik altyapı ve uzman akademik kadrosuyla ulusal ve uluslararası düzeyde bilimsel çalışmalara katkı sunmayı sürdürüyor.

BEYİN ÖLÜMÜ GERÇEKLEŞEN BABA 5 HASTAYA UMUT OLDU Haber

BEYİN ÖLÜMÜ GERÇEKLEŞEN BABA 5 HASTAYA UMUT OLDU

Manisa’nın Alaşehir ilçesinde yaşayan 70 yaşındaki Mustafa Özer, hafta sonu geçirdiği beyin kanaması sonrası Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi’ne sevk edildi. Yoğun bakımda yapılan tüm müdahalelere rağmen Özer’in beyin ölümü gerçekleşti. Hastanede yapılan kapsamlı tetkikler sonucunda beyin ölümünün tıbben kesinleşmesinin ardından, aile ile organ bağışı görüşmesi yapıldı. 3 çocuk ve 5 torun sahibi Mustafa Özer’in ailesi, örnek bir karara imza atarak organ bağışını kabul etti. KARACİĞER, İKİ BÖBREK VE KORNEALAR NAKİL İÇİN GÖNDERİLDİ Organ bağışı sürecinin tamamlanmasının ardından hastaneye gelen iki ayrı uzman ekip tarafından ameliyata alındı. Mustafa Özer’in; Karaciğeri, İki böbreği, Korneaları başarıyla çıkarılarak nakil bekleyen hastalara ulaştırılmak üzere ambulanslarla İzmir ve Denizli’ye gönderildi. Yapılan bağışla birlikte 5 hastanın hayata tutunmasına umut doğdu. “AİLECE ONAY VERDİK” Mustafa Özer’in oğlu Ramazan Özer, bağış kararının aile içinde ortak şekilde alındığını belirtti. Özer, “Annem ve kardeşlerim onay vermiş. Beni aradılar, ben de onayladım. Eğer onlar kabul ettiyse benim için de problem yok dedim” ifadelerini kullandı. Organ Nakli Koordinatörü Prof. Dr. Gönül Tezcan Keleş, beyin ölümünün tıbbi olarak geri dönüşü olmayan bir durum olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Hastamız yaygın beyin kanaması nedeniyle hastanemize getirildi. Yapılan tüm tetkikler beyin ölümünü kanıtladı. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra yaşama şansı bulunmuyor. Ancak diğer organlar sağlıklı çalıştığı için bu süreci organ nakli açısından değerlendirmek çok kıymetli.” Keleş, Türkiye’de organ nakline duyulan ihtiyacın yüksek olduğunu belirterek, aileye Ramazan ayı içerisinde gösterdikleri duyarlılık için teşekkür etti. BAŞHEKİMDEN TEŞEKKÜR MESAJI Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu da bağış yapan aileye başsağlığı dileklerini ileterek, organ bekleyen hastalar için bu tür kararların büyük önem taşıdığını ifade etti. Topçu, “Mustafa Özer’in bağışı, nakil bekleyen hastalara umut oldu. Gösterilen hassasiyet son derece kıymetli” dedi. ORGAN BAĞIŞI ÇAĞRISI Yetkililer, beyin ölümü gerçekleşen hastaların sağlam organlarının bağışlanmasının hem tıbbi hem de insani açıdan büyük önem taşıdığını belirterek vatandaşları organ bağışı konusunda duyarlı olmaya davet etti. Türkiye genelinde binlerce hasta, karaciğer, böbrek ve kornea nakli için sıra bekliyor. Yapılan her bağış, birden fazla hastanın hayatını değiştirebiliyor.

DOWN SENDROMLU BEBEK DAVASINDA HEKİME 77 MİLYON TL TAZMİNAT Haber

DOWN SENDROMLU BEBEK DAVASINDA HEKİME 77 MİLYON TL TAZMİNAT

Kocaeli’de bir hekime, down sendromlu doğan bebek nedeniyle açılan tazminat davasında 77 milyon lira ceza verilmesi, Adli Tıp Kurumu’nun “hekim hatası yok” raporuna rağmen alınan karar nedeniyle tepkilere yol açtı. HEKİMSEN Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, "Bu kabul edilemez" diyerek karara itiraz etti. ADLİ TIP ‘HATA YOK’ DEDİ AMA CEZA VERİLDİ Olay, 35 yaşındaki bir hastanın gebelik sürecinde ikili ve üçlü tarama testlerini yazılı olarak reddetmesiyle başladı. Doğum sonrası bebeğin down sendromlu olması üzerine aile, takipli doktor hakkında tazminat davası açtı. Davada Adli Tıp Kurumu’nun hekim lehine raporuna rağmen, mahkeme hekimi 77 milyon lira tazminat ödemeye mahkûm etti. HEKİMSEN Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, kararı şöyle değerlendirdi: "Adli Tıp ‘hekim hatası yok’ diyor. Buna rağmen nasıl malpraktis kabul edilip bu kadar yüksek bir tazminat cezası veriliyor? Bu kabul edilemeyen bir meseledir". BİR HEKİM, HASTANIN İSTEMEDİĞİ TESTİ ZORLA YAPTIRAMAZ Kurban, hekimin sadece hastanın onayıyla işlem yapabileceğini vurguladı: "Aşıdan tahlile kadar her işlem hasta talebiyle olur. Bir hekim, istemeyen birine hiçbir testi yaptıramaz. Bu durumda hekime sorumluluk yüklenmesi doğru değil". KARARI ÜST MAHKEMEYE TAŞIYACAĞIZ Davayı HEKİMSEN olarak üstlendiklerini açıklayan Kurban, kararın şu anda istinaf sürecinde olduğunu belirtti: "Üyemiz olmasa bile bir hekim olarak yanındayız. Yargıtay aşaması da var. Ceza onanırsa bu meblağın altından nasıl kalkacağı bile belirsiz" dedi. ÖLÇÜSÜZ CEZALAR HEKİMLERİ YALNIZ BIRAKIYOR Malpraktis davalarında verilen tazminatların ölçüsüz ve ödenemez boyutlara ulaştığını kaydeden Kurban, bazı teknik aksaklıkların veya diğer personel hatalarının da sonuçlara etki edebileceğini hatırlattı. "ÖZEL SEKTÖR HEKİMLERİ KORUMASIZ" Kamuda çalışan hekimlerin belirli yasal güvencelere sahip olduğunu belirten Kurban, özel sektörde çalışan doktorların hiçbir koruma mekanizması olmadan bu tür cezalara maruz kaldığını söyledi: "Kamuda devlet kısmen ödeme yapıyor. Üniversitelerde süreç komisyonlarla yürütülüyor. Ama özel sektörde çalışan hekimler her şeyi ceplerinden ödemek zorunda kalıyor". "Yeni yasa tasarısıyla bu sorunlar çözülecek" HEKİMSEN olarak “Hekimlik Meslek Kanunu Tasarısı” hazırladıklarını ve Sağlık Bakanlığı’na sunduklarını açıklayan Kurban, hedeflerinin malpraktis, deontoloji ve özlük haklarında adaletli standartlar getirmek olduğunu belirtti: "Tüm bu cezaları, hekimlik yükünü ve sorunları tecrübemizle değerlendirdik. Devletimize sunduk. Onaylanırsa bu tür adaletsizliklerin önüne geçilmiş olacak".

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.