#Hukuk Dairesi

- Hukuk Dairesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hukuk Dairesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

EMSAL KARAR: İZNE ÇIKAN İŞÇİ YA MAAŞINI YA DA AVANS ALACAK Haber

EMSAL KARAR: İZNE ÇIKAN İŞÇİ YA MAAŞINI YA DA AVANS ALACAK

İş Kanunu kapsamında, yıllık izin kullanan işçiye, yıllık izin süresine ilişkin ücretinin izne çıkışta peşin olarak ödenmesi gerekiyor. Özel sektör çalışanlarının mağduriyet yaşadığı olaya dair Yargıtay’dan emsal bir karar çıktı. İzne giderken, peşin ödeme ya da avans alamayan işçinin, istifa etmesi halinde kıdem tazminatı alabileceğine vurgu yaptı. Yüksek Mahkeme, işçiye hak ettiği süreden daha fazla izin kullandırılmış olmasının izin süresine ilişkin ücretin peşin ödenmesi yükümlüğünü ortadan kaldırmayacağına dikkat çekti. KONU HAKKINDA YARGITAY KAPISI AÇILMIŞTI Yargıtay’ın yıllık izin ücretinin peşin ödenmemesinin işçi açısından haklı fesih sebebi olarak kabul edilmesinin arkasında aynı şehirde iki ayrı mahkemenin farklı karar vermesi olduğu ortaya çıktı. Yıllık izne giderken izin dönemine ait ücreti peşin alamayan A.B. isimli işçi, İş Mahkemesi’nin yolunu tuttu. Davacı A.B., yoğun bir çalışma temposundan sonra ailesiyle tatil planı yaparken izin çıkışı peşin ödeme ya da avans alamadığı için iş sözleşmesini haklı olarak feshettiğini dile getirdi. İş Mahkemesi feshin haklı olduğuna, davacıya kıdem tazminatı ödenmesi gerektiğine hükmetti. Karar istinafa taşındı Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 15. Hukuk Dairesi itirazları geri çevirdi. Benzer bir durumun mağduru olan B.K. isimli işçi de izne çıkarken peşin ödeme alamadığı için istifa etti. Kıdem tazminatı alamayan B.K., İş Mahkemesi’nin kapısını çaldı. Mahkeme; davacının feshe konu ettiği hususların haklı fesih sebebi teşkil etmediği gerekçesiyle reddetti. İstinafa taşınan dosya BAM 9. Hukuk Dairesi gündemine geldi. Daire, itirazları geri çevirdi. Aynı şehirde, aynı binada aynı davalarda iki farklı dairenin kesin nitelikteki kararlarının uyuşmaması üzerine devreye Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu girdi. Kurul, yıllık izne çıkan işçiye peşin ödeme ya da avans verilmemesi durumunda nasıl hüküm kurulması konusunda Yargıtay’ın kapısını çaldı. EMSAL KARAR Bölge Adliye Mahkemesi’nin 9 ve 15. Hukuk Dairelerinin kanunda açıkça düzenlenen peşin veya avans olarak ödeme yükümlülüğünün ihlali halinde çalışanın iş akdini haklı nedenle fesih hakkına dair farklı yönde kararlar vermesi üzerine; uyuşmazlığın giderilmesi amacıyla verilen kararda Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nce işverenin yıllık izin ücreti ödeme borcunun kapsamı ortaya konuldu. Kararda; işverenin yıllık izin ücreti ödeme yükümlülüğünü düzenleyen 4857 sayılı İş Kanunu’nun 57. Maddesindeki, "İşveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye, yıllık izin dönemine ilişkin ücretini ilgili işçinin izine başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermek zorundadır" hükmü hatırlatıldı. ''İŞÇİ BAKIMINDAN HAKLI NEDENLE FESİH SEBEBİ'' Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, çalışanın yıllık ücretli izne çıkmasından önce çalışanın talebi olmasa dahi işverenin yıllık izin ücretini peşin veya avans olarak işçiye ödememesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/II-(e) hükmünde işveren tarafından işçiye ücretinin kanun hükümlerine uygun olarak ödenmesi ve aynı maddenin (f) alt bendinde çalışma şartlarının uygulanması düzenlemelerine aykırılık oluşturacağı ve haklı nedenle fesih gerekçesi olacağını tekrar vurguladı. Kararda şöyle denildi: ‘’Davalı tarafça aksi savunulmuş ise de davacıya nispi emredici nitelikte olan 4857 sayılı Kanun’un 53. maddesine göre hak kazandığı yıllık izin süresinin üstünde yıllık izin kullandırılmış olması, yıllık izin ücretinin mutlak emredici nitelikte olan 57. maddeye göre izin başlamadan evvel peşinen veya avans olarak ödenmesi yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. İşveren tarafından işçiye ücretinin kanun hükümlerine uygun olarak ödenmemesi ve aynı maddenin (f) alt bendinde çalışma şartlarının uygulanmaması, haklı fesih nedeni olarak düzenlenmiştir. Şu hâlde anılan hükümler gereğince yıllık izne ilişkin ücretin, yıllık izne ayrılmadan evvel işverence peşin ödenmediği gerekçesiyle yapılan fesih haklı nedene dayalıdır. Bölge Adliye Mahkemesi kararları arasındaki uyuşmazlığın, işverenin işçinin yıllık izin dönemine ilişkin ücretinin izinden önce peşinen veya avans olarak ödeme zorunluluğuna ilişkin yükümlülüğüne aykırı davranışının işçi bakımından haklı nedenle fesih sebebi teşkil edeceğine dair Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi’nin kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.’’

EŞE "EŞEK" DEMEK HEM BOŞANMA HEM TAZMİNAT SEBEBİ Haber

EŞE "EŞEK" DEMEK HEM BOŞANMA HEM TAZMİNAT SEBEBİ

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bir boşanma davasında eşine "eşeksin, hayvansın" diyerek hakaret eden erkeğin, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda kadına göre daha ağır kusurlu olduğuna karar verdi. Daire, söz konusu ifadelerin kadının kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek kadın lehine uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini bildirdi. Geçimsizlik yaşayan çift, Aile Mahkemesinde karşılıklı boşanma davası açtı. İlk derece mahkemesi, erkeğin aile yaşantısını olumsuz etkileyecek şekilde her gün alkol aldığı, eşine küfrettiği, "eşeksin, hayvansın" şeklindeki sözlerle eşini aşağıladığı ve hakaret ettiği gerekçeleriyle erkeği tam kusurlu kabul etti. Kararın tarafların avukatlarınca istinaf edilmesinin ardından Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak dosyanın yeniden görülmesine hükmetti. Davayı yeniden ele alan Aile Mahkemesi bu kez tarafları eşit kusurlu kabul ederek kadının tazminat taleplerini reddetti. Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 2. Hukuk Dairesine taşındı. YARGITAY EŞİT KUSUR KARARINI DOĞRU BULMADI Yargıtay, erkeğe yüklenen davranışların sürekliliği ile dosyada kadına yüklenen davranışları birlikte değerlendirerek tarafların eşit kusurlu kabul edilmesinin doğru olmadığı sonucuna vardı. Dairenin kararında, erkeğin her gün alkol aldığı, eşine küfrettiği, "eşeksin, hayvansın" diyerek aşağıladığı ve hakarette bulunduğu yönünde ilk derece mahkemesince kabul edilen eylemlerin sürekliliğine dikkati çekildi. Kararda, ❝Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda davalı karşı davacı erkeğin, davacı karşı davalı kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir.❞ değerlendirmesine yer verildi. Yargıtay, tarafların eşit kusurlu kabul edilmesini hatalı bularak hükmün bozulmasına karar verdi. ❝KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI TEŞKİL ETTİ❞ Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, tazminat talepleri yönünden yaptığı değerlendirmede de boşanmaya neden olan olaylarda kadının ağır veya eşit kusurlu olmadığını belirtti. Erkeğin kusurlu davranışlarının kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu kaydeden Daire, boşanma sonucunda kadının diğer eşin maddi desteğini de en azından kısmen kaybettiğine işaret etti. Kararda, ❝Evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddi desteğini yitirdiği anlaşılmıştır.❞ ifadeleri kullanıldı. KADIN LEHİNE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNATA HÜKMEDİLMESİ GEREKTİĞİNİ BELİRTTİ Daire, boşanma nedeniyle kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun miktarda maddi tazminat isteyebileceğini; boşanmaya yol açan olaylar nedeniyle kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın da manevi tazminat talep edebileceğini hatırlattı. Yargıtay kararında, ❝Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, hakkaniyet kuralları da dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.❞ denildi. Böylece Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, somut olayda eşe yönelik "eşeksin, hayvansın" şeklindeki hakaretleri diğer kusurlu davranışlarla birlikte değerlendirerek, erkeğin daha ağır kusurlu olduğuna ve kadın lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine karar verdi.

TER KOKAN KOCALARA YARGITAY'DAN KÖTÜ HABER Haber

TER KOKAN KOCALARA YARGITAY'DAN KÖTÜ HABER

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, eşinin uyarılarına rağmen kişisel temizliğine dikkat etmeyen ve sürekli ter koktuğu belirtilen kocayı boşanmada tam kusurlu bulan kararı onadı. Kadına toplam 360 bin lira maddi ve manevi tazminat ödenmesine hükmedildi. B.D., Aile Mahkemesi'ne başvurarak eşi S.D.'nin kendisine psikolojik ve sözlü şiddet uyguladığını, kişisel bakımına özen göstermediğini, duş almadığını ve ter koktuğunu öne sürerek boşanma talebinde bulundu. Kadın ayrıca ortak konutun yedek anahtarının eşinin ailesinde bulunduğunu, aile üyelerinin kendisinden habersiz eve gelerek tamir ve tadilat yaptırdıklarını ileri sürdü. S.D. ise iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunarak evlilik birliğinin devamını istedi ve davanın reddini talep etti. MAHKEME KOCAYI TAM KUSURLU BULDU Aile Mahkemesi, erkeğin kişisel temizliğine dikkat etmediği, eşiyle yeterince iletişim kurmadığı, ortak konutun anahtarının anne ve babasında bulunduğu ve son tartışmada eşini evden kovduğu gerekçeleriyle erkeği tam kusurlu buldu. Mahkeme boşanmaya karar verirken çocuk için aylık 3 bin lira iştirak nafakası ile kadın lehine 20 bin lira maddi ve 20 bin lira manevi tazminata hükmetti. YARGITAY TAZMİNATI AZ BULDU Dosyanın Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'ne taşınmasının ardından Daire, erkeğin yapılan uyarılara rağmen kişisel temizliğine dikkat etmediği ve sürekli ter koktuğu tespitlerine dikkati çekti. Yargıtay, kadın lehine belirlenen maddi ve manevi tazminat miktarlarını az bularak kararı bozdu. TOPLAM 360 BİN LİRA TAZMİNAT Bozma kararının ardından yeniden yapılan yargılamada Aile Mahkemesi, kadın lehine 180 bin lira maddi ve 180 bin lira manevi olmak üzere toplam 360 bin lira tazminata hükmetti. Kararın yeniden temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, delillerin değerlendirilmesinde isabetsizlik bulunmadığına karar vererek hükmü onadı.

EŞİNİN YEMEKLERİNE HAKARET BOŞANMADA AĞIR KUSUR SAYILDI Haber

EŞİNİN YEMEKLERİNE HAKARET BOŞANMADA AĞIR KUSUR SAYILDI

Evliliklerde kadın eşin yemeği güzel yapıp yapmadığı tartışmaları Yargıtay’ın emsal kararıyla yeni bir boyut kazandı. Bir boşanma davasının temyiz müracaatını değerlendiren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kocasına; ‘defol, sen pissin, bunak, moruk’ ifadelerini kullanan kadını az kusurlu; eşine ‘Yaptığın yemekleri beğenmiyorum, sen cahilsin, sen ne anlarsın, tipe bak, hırsız, utanmaz, senin yemeklerin zehirli’ ifadelerini kullanan erkeği ağır kusurlu saydı. Bir süredir şiddetli geçimsizlik yaşayan çift Aile Mahkemesi’ne müracaat ederek karşılıklı boşanma davası açtı. Davacı-karşı davalı erkek, ortak çocuğun doğumundan sonra kadının kötü davranmaya başladığını, sürekli hakaretler ettiğini, aşağıladığını, eziyet ettiğini, "moruk" diye hitap etmeye başladığını, "pislik, bunak" dediğini, yemek vermediğini öne sürdü. Eşinin buzdolabına kilit takıp kilitlediğini, bunun üzerine ikinci buzdolabını almak zorunda kaldığını dile getirdi. Asılsız şikayetlerle uzaklaştırma kararı aldığını belirterek boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin kendisine verilmesine ve 50 bin TL maddî, 50 bin TL manevî tazminata karar verilmesini talep etti. Davalı-karşı davacı kadın da iddiaları kabul etmediğini, önceki evliliğinden olan kızlarını eşinin hor gördüğünü, onlara hakaretler ettiğini, evlenen iki kızın düğünlerine bile katılmadığını kaydetti. Yaptığı yemekleri beğenmediğini, "sen cahilsin, sen ne anlarsın, tipe bak, hırsız, utanmaz, senin yemeklerin zehirli" diyerek aşağıladığını ifade ederek asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile tarafların ortak çocuğun velâyetinin annesine verilmesine, ortak çocuk lehine aylık 1.500 TL tedbir-iştirak, kadın lehine aylık 1.500 TL tedbir-yoksulluk nafakası ile 50 TL maddî, 50 bin TL manevî tazminata karar verilmesini talep etti. Tarafları dinleyen Aile Mahkemesi, kadının erkeğe "seni istemiyorum, defol, sen pissin, bunak, moruk" diyerek erkeği aşağıladığına, hakaret ettiğine, erkeğin ise ‘Yemeklerin berbat, yemeklerin zehirli, sen cahilsin, sen ne anlarsın, tipe bak, hırsız, utanmaz’ dediğine dikkat çekti. Yemekleri beğenmemekle birlikte evin mutfak alışverişini yapmayan kocayı kadına nazaran ağır kusurlu saydı. Çiftin boşanmasına, ortak çocuğun velâyetinin babasına verilmesine, ortak çocuk ile annesi arasında kişisel ilişki tesisine, kadın lehine takdir edilen aylık 750 TL nafaka ve kadın lehine 20 bin TL maddî, 15 bin TL manevî tazminata karar verdi. Erkek, karara istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi, hakaretlerin yanı sıra yemekleri beğenmeyip evin mutfak alışverişini tam olarak yapmayan kocanın ağır, kadının az kusurlu tespit edilmesinin yerinde olduğu, kusura yönelik gerekçe uyarınca, bu şartlar altında evliliğin devamı beklenemeyeceğinden itirazı geri çevirdi. Kocanın avukatı kararı temyiz edince devreye Yargıtay 2. Hukuk Dairesi girdi. Daire, kararı onadı.

MAHKEME ''HİLE YAPAN İŞİÇİYE TAZMİNAT YOK'' DEDİ Haber

MAHKEME ''HİLE YAPAN İŞİÇİYE TAZMİNAT YOK'' DEDİ

18 senedir çalıştığı fabrikadan tazminatsız kovulan personel şefi, İş Mahkemesi’ne başvurdu.. Davacı K.B., iş sözleşmesinin haksız ve hukuka aykırı olarak tazminatsız feshedildiğini, 08.30-23.00 saatleri arasında her gün aralıksız çalıştığını, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma alacağının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etti. Mahkemede savunma yapan davalı işveren ise davacının iş sözleşmesinin çalışanlardan Y.K’nın yerine Y. K. işyerinden ayrıldığı ve çalışmadığı hâlde kartını sanki çalışmış gibi basmış olması, yöneticisi olduğu çalışanı çalışmış gibi göstererek işvereni kandırmış olması nedeniyle feshedildiğini dile getirdi. Davacının fabrika kuruluşunda insan doğasına aykırı şekilde fazla saatlerle çalıştırıldığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini istedi. Davalı tarafça davacının iş sözleşmesinin diğer bir çalışanın kartını çalışmadığı hâlde çalışmış gibi basarak işvereni kandırması nedeniyle haklı nedenle feshedildiği tezini yersiz bulan İş Mahkemesi, tazminat talebini yerinde buldu. Kararda; ‘’Davacının eylemiyle işvereni nasıl bir zarara uğrattığı hususunun somut şekilde ortaya koyulamadığı, davacının 18 yıllık kıdemi ve daha önce benzer mahiyette bir eylemi olmadığı düşünüldüğünde sırf bu hâliyle eylemin tek başına güven sarsıcı mahiyette olduğundan bahsedilemez. Dolayısıyla feshin ancak geçerli olup olmadığının değerlendirilebileceği ancak haklı feshi gerektirir boyutta olmadığı bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı ortadadır’’ denildi. Kararı davalı işveren istinafa taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi, İş Mahkemesi’nin kararını onayladı. Davalı bu kez kararı temyiz edince devreye Yargıtay 9. Hukuk Dairesi girdi. Oy birliği ile alınan kararda; davacının, işyerinde olmayan bir başka çalışanın kartını işyerindeymiş gibi okuttuğunun sabit olduğu hatırlatıldı. Yargıtay kararında; şu ifadelere yer verildi: ‘’Söz konusu davranışın, doğruluk ve bağlılığa uymayan bir davranış olup bu davranış nedeniyle işverenin herhangi bir zarara uğraması şart değildir. Kaldı ki, işyerinde olmadığı hâlde çalışmış gibi kartı okutulan işçiye çalışmadığı süre için ücret ödenmesi söz konusudur. Bu durumda davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedenle feshedildiği kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına oy birliği ile karar verilmiştir.’’

BOŞANMA DAVASINDA 'TOSBAĞA', 'KEL-FODUL' DETAYI Haber

BOŞANMA DAVASINDA 'TOSBAĞA', 'KEL-FODUL' DETAYI

Boşanma davası için Aile Mahkemesi’nin yolunu tutan genç kadın, kocasının, psikolojik ve sözlü saldırıda bulunduğunu, ilgisiz ve sorumsuz olduğunu, kendi ailesi ve kardeşleri ile görüşmemesi konusunda baskı yaptığını öne sürdü. Onların eve gelmesini istemediğini, hatta telefonla iletişim kurmalarına dahi müdahale ettiğini, bu hususta tartışma çıktığında da davacının ailesine ve kardeşlerine ağza alınmayacak küfür ve hakaretler ettiğini, kimsenin evine gelip gitmesine müsaade etmediğini dile getirdi. Kocasının kazancını sadece kendisi için harcadığını, başka kadınlarla görüşerek sadakat yükümlülüğünü yerine getirmediğini, psikolojik ve sözlü şiddet uyguladığını belirterek 100 bin TL maddî ve 100 bin TL de manevî tazminata karar verilmesini talep etti. Mahkemede ifade veren davalı koca da eşinin iddialarının doğru olmadığını, davacının dominant özelliğe sahip olduğunu, normal bir ailede olabilecek tartışmaların dışında olağanüstü bir durumun olmadığını, boşanma davasının reddini talep etti. Davalı erkeğin evin geçimine yeterince katkı sağlamadığına, eşinin ve çocuğun ihtiyaçlarını yeterince karşılamadığına dikkat çeken Aile Mahkemesi, kadına ‘tosbağa, kedi’ diyen, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranan kocanın ağır kusurlu olduğuna hükmetti. Davacı kadının ise erkeğe "sen erkek misin, terli kokarca, kel, fodul, soğan erkeği" dediği, evi işlerini ihmal ettiği, birlik görevlerini yeterince yerine getirmediği, kocasının ailesini evinde istemediği gerekçesiyle erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğuna karar verdi. Kadın için 40 bin TL maddî, 45 TL manevî tazminata hükmedildi. Kararı taraf avukatları istinafa taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi, tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, evlilikte geçen süre, boşanmaya yol açan olaylardaki davalı erkeğin kusurunun mahiyeti sebebiyle tazminatı az buldu. Paranın alım gücü, boşanma yüzünden zedelenen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamı dikkate alan BAM, davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevî tazminat miktarının yetersiz kaldığı gerekçesi ile kadının kusur belirlemesi ve tazminatların miktarı yönünden istinaf talebinin kabulüne, kadın yararına 100 bin TL maddî ve 100 TL manevî tazminat ödenmesine, erkeğin tüm istinaf taleplerinin esastan reddine verdi. Davalı erkek kararı temyize taşıyınca devreye giren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nden kadına ‘tosbağa, kedi’ diye hakaret eden kocaya kötü haber geldi. Daire, BAM kararını yasaya uygun bulup onadı.

CHP İSTANBUL İL KONGRESİ DAVASINDA "RED" KARARI KALKTI Haber

CHP İSTANBUL İL KONGRESİ DAVASINDA "RED" KARARI KALKTI

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, CHP’nin 8 Ekim 2023 tarihinde yapılan CHP İstanbul İl Kongresi’nin iptali talebiyle açılan davada yerel mahkemenin verdiği "red" kararını usulden bozdu. Dava, yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderildi. CHP İstanbul İl Kongresi’nin iptali istemiyle açılan asıl ve birleşen davalar, daha önce Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından reddedilmişti. Ancak bu karara yapılan itiraz üzerine dosya istinafa taşındı. AVUKATIN MAZERETİ DİKKATE ALINMADI, KARAR USULE AYKIRI BULUNDU Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, yaptığı incelemede önemli usul hataları tespit etti. Davacı avukatının geçerli bir sağlık raporuyla mazeret bildirmesine rağmen duruşmanın ertelenmemesi ve avukatın yokluğunda yargılamaya devam edilmesi mahkeme tarafından usule aykırı bulundu. Ayrıca, taraflara delil sunmaları için tanınan kesin sürenin dolmadan karar verilmiş olması da hukuki dinlenilme hakkının ihlali olarak değerlendirildi. DOSYA YEREL MAHKEMEYE GERİ GÖNDERİLDİ İstinaf mahkemesi, yerel mahkemenin verdiği ret kararını usulden bozarak iptal etti. Kararda, esasa ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, bozmanın yalnızca hukuki dinlenilme hakkının ihlali nedeniyle gerçekleştiği vurgulandı. Dava, yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne iade edildi. Bu karar, CHP İstanbul İl Kongresi’ne yönelik tartışmaların yargı sürecinde yeni bir aşamaya geçildiğini gösteriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.