#İhracat

- İhracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İhracat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

VARANK 'SOSYAL MEDYA HESABI AÇAN KENDİSİNİ HABERCİ SAYIYOR' Haber

VARANK 'SOSYAL MEDYA HESABI AÇAN KENDİSİNİ HABERCİ SAYIYOR'

AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank, Bursa Ticaret ve sanayi Odası(BTSO) seçimleriyle ilgili iddialara ve habercilik adı altında faaliyet gösteren bazı sosyal medya hesaplarının yöneticilerine tepki gösterdi. Bursa'da habercilik adı altında dedikodu ve karalama yapıldığını ifade eden Varank, AK Parti'nin seçimlerde herhangi bir adayı olmadığının da altını çizdi. BTSO'da düzenlenen devir teslim töreninde konuşan Varank, ''Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçilen sayın Özer Matlı ve yönetimini tebrik ediyor, görevi devreden sayın İbrahim Burkay ve yönetimine bugüne kadarki katkılarından dolayı teşekkür ediyorum. Bursa’mızın üretim, istihdam ve ihracat hedeflerine ulaşması için iş dünyamızın her zaman yanında olmaya, şehrimizin kalkınmasına katkı sunmaya devam edeceğiz'' dedi. MUSTAFA VARANK BURSA MEDYASINDAKİ SORUNA DİKKAT ÇEKTİ Aynı zamanda TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı olan Mustafa Varank, seçim sürecindeki iddialara ve habercilik etiketi altında sosyal medyada hakim olan, Bursa'nın köklü basın geçmişine zarar veren kişilere ve hakim anlayışa tepki gösterdi. ''HER SOSYAL MEDYA HESABI AÇAN KENDİSİN HABERCİ SAYIYOR'' Varank konu ile ilgili şunları söyledi: ''Sadece Bursa'da değil, Türkiye'de her sosyal medya hesabı açanın, her web sitesi kuranın kendisini haberci, basın saydığı bir anlayışla karşı karşıyayız ve maalesef bu sosyal medya hesaplarıyla kendilerine 'basın kuruluşu' diyen insanlar da sürekli bir dedikodu üretme, karalama, bir şeyi uydurma derdinde. Dert, habercilik değil aslında, reyting alabilmek. Bursa'da bu anlayışın bir şekilde kırılması lazım. Burada 'habercilik' adı altında sürekli birileriyle ilgili haber üretenlerin, bu şehre yakışmadığını ifade etmem gerekiyor. En büyük sıkıntıyı da biz, AK Parti olarak burada görüyoruz. Birileri bu seçimde AK Parti'yi taraf yapmaya çalıştı. İki arkadaşımız da AK Parti'nin adayı ya da adayların hiçbiri, AK Parti'nin adayı değil. Bu, bir sivil toplum kuruluşu. Dolayısıyla bizim buradaki duruşumuz, seçimi en güzel şekilde yapabilmek. Neticede de kim bu emaneti devralıyorsa onunla çalışabilmek. Biz her zaman böyle yaklaştık. Hatta Sayın Cumhurbaşkanımızın isminin bile buralarda geçmesi, açıkçası hem Sayın Cumhurbaşkanımıza hem partimize yapılabilecek en büyük haksızlıklardan. Biz, arkadaşlarımızla her zaman en güzel şekilde çalıştık. Bundan sonra da çalışacağız. İbrahim başkanımla Ramazan ayında yine Abdal'da beraber sahur yapacağız. Niyet iyi olursa, Bursa'ya hizmet etmek olursa anlaşamayacağımız hiçbir şey olmaz.''

MAKİNE SEKTÖRÜNDE KADIN SANAYİCİ DİLEK ONUR, EBSO MECLİS ÜYELİĞİNE ADAY OLDU Haber

MAKİNE SEKTÖRÜNDE KADIN SANAYİCİ DİLEK ONUR, EBSO MECLİS ÜYELİĞİNE ADAY OLDU

General Makina'nın ikinci kuşak yöneticisi ekonomist Onur, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) 42. Grup Özel Amaçlı Makine Sanayi Meslek Komitesi'nden Turkuaz Liste ile Meclis üyeliğine aday oldu. Yaklaşık 15 yıldır üretim, ihracat ve şirket yönetiminde görev alan Onur, sanayide edindiği deneyimi mesleki temsil alanına taşımayı hedeflediğini belirtti. Makine sektöründe yaklaşık 15 yıldır yöneticilik yapan Onur, EBSO'daki seçim sürecinde 42. Grup Özel Amaçlı Makine Sanayi Meslek Komitesi'nden Turkuaz Liste ile Meclis üyeliğine adaylığını açıkladı. Aydın'da doğan ve ekonomi eğitimi alan Onur, ailesinin kurduğu General Makina'da ikinci kuşak yönetici olarak görev yapıyor. Üretim sahasından ihracata, yatırımlardan şirket yönetimine kadar farklı alanlarda sorumluluk üstlenen Onur, ekonomi eğitimiyle edindiği birikimi sanayideki deneyimiyle birleştirerek şirketin büyüme ve uluslararası pazarlara açılma süreçlerinde görev alıyor. 15 YILDIR ŞİRKET YÖNETİMİNDE İzmir'de kurulan General Makina, kırma-eleme tesisleri, konkasör sistemleri ve beton santralleri üretimi alanında faaliyet gösteriyor. Verilen bilgilere göre yaklaşık 50 yıllık üretim ve ihracat geçmişine sahip şirket, 63'ten fazla ülkede faaliyet yürütürken bugüne kadar 1.150'nin üzerinde projede yer aldı. Yaklaşık 250 kişiye istihdam sağlayan şirkette son 15 yıldır ikinci kuşak yönetici olarak görev yapan Onur, üretim ve ihracat süreçlerinin yanı sıra şirketin uluslararası pazarlardaki çalışmalarında da sorumluluk üstleniyor. Onur'un yöneticilik süreci, aile şirketinin ikinci kuşağa aktarılmasının yanı sıra şirketin üretim kültürü ve uluslararası pazarlarda edindiği deneyimin devam ettirilmesi açısından da önem taşıyor. İZMİR'DEN FARKLI COĞRAFYALARA İHRACAT Şirketin ihracat faaliyetleri Balkanlar, Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Kafkasya başta olmak üzere farklı coğrafyalara uzanıyor. Sırbistan, Kosova, Bosna Hersek, Libya, Cezayir, Kırgızistan, Etiyopya, Romanya, Karadağ, Malta, Hırvatistan, Fas, Fildişi Sahili, Kamerun, Suudi Arabistan, Filistin, Gürcistan, Rusya ve Bulgaristan şirketin ihracat gerçekleştirdiği ülkeler arasında bulunuyor. Onur da yöneticilik döneminde mevcut ihracat pazarlarının geliştirilmesi, yeni pazarlara ulaşılması ve Türkiye'de üretilen makinelerin farklı ülkelerde daha geniş bir pazara ulaşmasına yönelik çalışmalarda görev alıyor. EBSO 42. GRUPTAN TURKUAZ LİSTE İLE ADAY Onur'un sanayi sektöründeki yaklaşık 15 yıllık deneyiminin ardından EBSO Meclis üyeliğine aday olmasıyla mesleki temsil alanında da görev üstlenmesi hedefleniyor. Onur, EBSO 42. Grup Özel Amaçlı Makine Sanayi Meslek Komitesi'nden Turkuaz Liste ile Meclis üyeliğine adaylığını sürdürüyor. Üretim, ihracat, yatırım ve makine sektörünün ihtiyaçları konusunda edindiği deneyimi EBSO Meclisine taşımayı amaçlayan Onur'un adaylığı, kadın sanayicilerin makine sektöründeki temsili açısından da yeni bir adım niteliği taşıyor. ÜRETİMDEKİ DENEYİMİNİ MESLEKİ TEMSİLE TAŞIMAK İSTİYOR Evli ve iki çocuk annesi olan Onur'un sanayicilik kariyeri Aydın'da başlayan yaşamından İzmir'deki üretim faaliyetlerine, buradan da şirketin uluslararası pazar çalışmalarına uzanıyor. İkinci kuşak sanayici olarak şirket yönetiminde edindiği tecrübeyi EBSO çatısı altında sektörün mesleki temsil çalışmalarına da aktarmak isteyen Onur, adaylık sürecinde 42. Grup üyelerinin desteğini beklediğini belirtti. Onur, seçilmesi halinde üretim sahasında karşılaştığı sorunlar ile ihracat ve yatırım süreçlerinde edindiği deneyimi EBSO Meclisine taşıyarak makine sanayisinin mesleki temsil çalışmalarına katkı sunmayı hedefliyor.

BURSA'YA GIDA İHTİSAS ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ Haber

BURSA'YA GIDA İHTİSAS ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ

Bursa Ticaret Borsası, son 13 yılda tarımsal ticaretten uluslararası pazarlara, dijital ürün piyasalarından laboratuvar altyapısına, mesleki eğitimden coğrafi işaretlere kadar hayata geçirdiği çok sayıda projenin yanı sıra, uzun süredir üzerinde çalıştığı iki makro projesini de kararlılıkla geliştirmeye devam ediyor. Borsa’nın geleceğe yönelik stratejik çalışmalarının iki önemli ayağını; üreticiden sanayiciye, teknolojiden lojistiğe, kalite ve depolamadan ihracata kadar gıda değer zincirinin bütününü aynı sistem içerisinde buluşturmayı amaçlayan Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi ile Bursa’nın doğusunda yeni bir ekonomik ve sosyal çekim merkezi oluşturması hedeflenen Karapınar Projesi oluşturuyor. Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, iki projenin bugün ortaya çıkmış yeni fikirler olmadığını, uzun süredir yürütülen planlama, analiz ve değerlendirmelerin sonucu olarak şekillendiğini belirtti. Matlı, "13 yılda hep birlikte çok sayıda projeyi hayata geçirdik. Tarımsal ticaretin dijitalleşmesinden ihracata, laboratuvar yatırımlarından mesleki eğitime, coğrafi işaretlerden uluslararası temsile kadar Borsamızın faaliyet ve etki alanını genişlettik. Bütün bunları yaparken Gıda İhtisas OSB ve Karapınar projelerimiz üzerinde de uzun süredir çalışıyor, Bursa’nın geleceğine kalıcı değer bırakacak bu iki projeyi adım adım olgunlaştırıyoruz" dedi. Gıda İhtisas OSB: bir sanayi bölgesinden çok daha fazlası Bursa Ticaret Borsası’nın uzun süredir üzerinde çalıştığı Gıda İhtisas OSB, yalnızca firmaların bir araya geleceği bir sanayi alanı değil, bütüncül bir gıda ekosistemi anlayışıyla geliştiriliyor. Üretim, işleme, depolama, soğuk zincir, ambalajlama, kalite, Ar-Ge, teknoloji, lojistik ve dış ticaretin birbirini tamamladığı bir yapı oluşturulması; üreticinin ürünü ile sanayicinin ihtiyacının daha güçlü biçimde buluşturulması ve tarımsal üretimin daha yüksek katma değere dönüştürülmesi hedefleniyor. Matlı, "Biz burada sadece fabrika alanları oluşturmaya çalışmıyoruz. Üreticinin, sanayicinin, tüccarın, ihracatçının, lojistiğin, teknolojinin ve bilginin aynı sistem içerisinde birbirini beslediği bir gıda ekosistemi kuruyoruz. Tarlada başlayan emeğin işlenmesini, markalaşmasını ve dünya pazarlarına ulaşmasını sağlayacak bütüncül bir yapı üzerinde çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. Bursa’dan bölgeye, bölgeden yakın coğrafyaya Gıda İhtisas OSB için yürütülen çalışmalarda lokasyon tercihinin de yalnızca bugünün ihtiyaçlarına göre değil, kurulması hedeflenen ekosistemin uzun vadeli gelişimi dikkate alınarak ele alındığını belirten Matlı, şehrin doğu aksının önemli lojistik ve üretim avantajlarına sahip olduğuna dikkat çekti. Bölgenin güçlü tarımsal üretim havzalarına, mevcut depolama ve soğuk hava tesislerine yakınlığı; demiryolu, havayolu, karayolu ve denizyolu bağlantılarıyla bütünleşebilecek konumu, Gıda İhtisas OSB’nin çok daha geniş bir coğrafyaya hizmet verebilmesi açısından önemli bir avantaj oluşturuyor. Matlı, "Bu projeyi yalnızca Bursa’daki işletmelerin bugünkü ihtiyaçlarını karşılayan bir sanayi bölgesi olarak görmüyoruz. İlk aşamada Bursa ve çevresindeki tarımsal üretim ile gıda sanayisini güçlü bir sistem içerisinde buluşturmak, sonraki aşamalarda ise bölgemize ve yakın coğrafyaya üretim, ticaret, teknoloji, lojistik ve ihracat hizmeti verebilecek bir merkez oluşturmak istiyoruz. Bursa Ticaret Borsası’nın bu projedeki temel vizyonu budur" dedi. Üç yıldır sektörle birlikte çalışılıyor Gıda İhtisas OSB’ye yönelik çalışmaların uzun süredir devam ettiğini vurgulayan Matlı, projenin sektörün gerçek ihtiyaçları dikkate alınarak şekillendirildiğini ifade etti. Yaklaşık üç yıldır sektör temsilcileriyle sürdürülen analiz, görüşme ve çalışmalar kapsamında projeye yönelik güçlü ilgi ve yatırım talebi ortaya çıktı. Matlı, "Biz önce projeyi ortaya koyup ardından sektör aramadık. Tam tersine, sektörümüzü dinledik, ihtiyaçları analiz ettik, firmalarımızın büyüme beklentilerini değerlendirdik. Gıda İhtisas OSB uzun süredir üzerinde çalıştığımız, sektörün talepleriyle olgunlaştırdığımız bir proje. Amacımız doğru yatırımı; doğru üretim, altyapı, teknoloji, lojistik ve pazar imkânlarıyla buluşturmak" diye konuştu. Bursa Ticaret Borsası, yıllar içerisinde oluşturduğu güçlü mali yapıyı yeniden sektörün ve bölgenin geleceğine yatırım olarak dönüştürmeyi hedefliyor. Gıda İhtisas OSB’nin geliştirilmesinde Borsa’nın öz kaynak gücü önemli bir dayanak oluştururken, projenin ilerleyen aşamalarında ihtiyaçlar doğrultusunda farklı finansman modellerinin de değerlendirilmesi öngörülüyor. Matlı, "Biz Borsamızın kaynaklarını yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılamak için değil, üyelerimize, sektörümüze ve bölgemize uzun yıllar değer üretecek kalıcı yatırımlara dönüştürmek istiyoruz" dedi. Karapınar projesinde de çalışmalar uzun süredir devam ediyor Bursa Ticaret Borsası’nın ikinci makro projesini ise Karapınar Projesi oluşturuyor. Borsa mülkiyetindeki alana ilişkin uzun süredir yürütülen çalışmalarla Bursa’nın doğusunda ticaret, yaşam, sosyal ve kültürel fonksiyonların birbirini tamamladığı; bulunduğu bölgenin ekonomik ve sosyal gelişimine katkı sağlayacak nitelikli bir çekim merkezi oluşturulması hedefleniyor. Özer Matlı, "Karapınar da bugün gündeme getirdiğimiz yeni bir proje değil. Uzun süredir üzerinde çalıştığımız, farklı boyutlarıyla değerlendirdiğimiz ve Bursa’ya en yüksek faydayı sağlayacak biçimde geliştirmeye gayret ettiğimiz ikinci makro projemiz. Burada da amacımız yalnızca bir gayrimenkul yatırımı yapmak değil; şehrin doğusuna uzun vadeli ekonomik ve sosyal değer kazandırmak" dedi. 13 Yılda ekosistemin taşları tek tek yerine konuldu Bursa Ticaret Borsası bu dönemde tarımsal ticaretin dijital dönüşümünde Türkiye Ürün İhtisas Borsası`nın A Grubu büyük hissedarları arasında yer aldı; Marmara Ürün Piyasası Aracı Kurumu`nun kurucu ortaklarından biri oldu ve Marmara ÜPAK bünyesindeki borsalar arasında işlem hacminde ilk sıraya yükseldi. Tarımsal ürünlerde kalite ve standardizasyon için kurulan Bursa Ticaret Borsası Laboratuvar ve Depoculuk A.Ş., Bursa’dan Türkiye’nin farklı bölgelerine uzanan bir hizmet ağına dönüştürüldü. Ticaret Bakanlığı destekleriyle yürütülen Gıda UR-GE Projesi ile Bursalı firmalar Dubai, Romanya, Bulgaristan ve Japonya’da yeni pazarlarla buluşturulurken proje, 2026 yılında "En İyi Çıkış Yapan UR-GE Projesi" ödülüne layık görüldü. Borsa’nın hamiliğini yürüttüğü ve Türkiye’ye rol model olan Hamidiye Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile geleceğin nitelikli insan kaynağına yatırım yapılırken; Bursa Pideli Köfte ve Bursa Havlusu’nun coğrafi işaretle tescillenmesiyle kentin yerel değerleri koruma altına alındı. Üyelerin mesleki gelişimini destekleyen dijital öğrenme platformu Bursa TB E-Akademi, Bursa’nın kültürel değerlerini ve markalarını geleceğe taşıyan Off The Record projesi ve farklı sosyal sorumluluk çalışmalarıyla Borsa’nın hizmet ve faaliyet alanı daha da genişletildi. Bursa Ticaret Borsası uluslararası alanda ise Avrupa Ticaret Borsaları Birliği’nin (European Commodities Exchange) ilk ve tek Türk ticaret borsası olarak önemli bir temsil gücüne ulaştı. 36’ncılıktan 14’üncülüğe Bu kurumsal dönüşüm ekonomik göstergelere de yansıdı. Özer Matlı ve ekibinin göreve geldiği 2013 yılında yaklaşık 980 milyon TL olan yıllık tescil işlem hacmi, 2025 yılında 70 milyar 970 milyon TL’ye ulaştı. Bursa Ticaret Borsası aynı dönemde Türkiye’de faaliyet gösteren 117 ticaret borsası arasında işlem hacminde 36’ncı sıradan 14’üncü sıraya yükseldi. Matlı, "Bu sonuçların bizim için anlamı yalnızca Borsamızın büyümesi değil. Asıl önemli olan, güçlenen kurumsal kapasitemizi sektörümüzün ve Bursa’nın geleceğine hizmet eden yapılara dönüştürebilmek" dedi. Gıda İhtisas OSB: 13 yıllık birikimin yeni aşaması Başkan Özer Matlı, "Gıda İhtisas OSB, bugün ortaya çıkmış yeni bir proje değil; Bursa Ticaret Borsası’nın yıllardır tarım ve gıda alanında attığı adımların, geliştirdiği projelerin ve oluşturduğu kurumsal kapasitenin yeni ve daha ileri bir aşamasıdır" dedi. "TÜRİB ile tarımsal ticaretin dijital altyapısında yer aldık, Marmara ÜPAK ile ürün piyasalarındaki konumumuzu güçlendirdik, laboratuvarımızla kalite ve güven altyapısı kurduk, UR-GE ile firmalarımızı dünyaya taşıdık, Hamidiye ile insan kaynağına yatırım yaptık. Bunların her biri bugün kurmaya çalıştığımız gıda ekosisteminin farklı bir parçasıdır." "Bizim vizyonumuz yalnızca bir OSB kurmak değil. Bursa’dan başlayarak bölgemizin üretim gücünü aynı sistem içerisinde buluşturan, orta vadede yakın coğrafyaya da hizmet verebilecek güçlü ve sürdürülebilir bir gıda ekosistemi oluşturmak. Karapınar Projemizle de şehrimizin doğusuna yeni bir ekonomik ve sosyal değer kazandırmak istiyoruz." "13 yıldır olduğu gibi bugün de bir taraftan üyelerimizin ve sektörümüzün ihtiyaçlarına çözüm üretirken, diğer taraftan Bursa’nın ve bölgemizin geleceğine hizmet edecek projeler üzerinde çalışmaya devam ediyoruz."

​​​​​​​İAOSB'DEN İSO İKİNCİ 500 LİSTESİNE 10 FİRMA Haber

​​​​​​​İAOSB'DEN İSO İKİNCİ 500 LİSTESİNE 10 FİRMA

İSO İlk 500 listesi de dikkate alındığında İAOSB'den toplam 21 firma, Türkiye'nin en büyük 1000 sanayi kuruluşu arasına girdi. İSO İlk 500 ve İkinci 500 araştırmaları birlikte değerlendirildiğinde ise İAOSB'den toplam 21 firma Türkiye'nin en büyük 1000 sanayi kuruluşu arasında yer aldı. İAOSB'den yapılan değerlendirmede, firmaların iki araştırmada da temsil edilmesinin bölgenin üretim kapasitesi, rekabet gücü ve ülke ekonomisine sağladığı katma değerin göstergelerinden biri olduğu belirtildi. KARACE: "ÜRETİM KÜLTÜRÜMÜZÜN GÜÇLÜ BİR YANSIMASI" İAOSB Yönetim Kurulu Başkanı Cenk Karace, İSO İlk 500 ve İkinci 500 araştırmalarında elde edilen sonuçların bölgedeki üretim gücü ile sanayicilerin istikrarlı performansını ortaya koyduğunu söyledi. Başkan Karace, "İSO'nun açıkladığı İlk 500 ve İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırmalarında Bölgemizden toplam 21 firmanın yer alması bizler için gurur vericidir. Bu başarı; yatırım yapan, üreten, ihracat gerçekleştiren ve istihdam oluşturan sanayicilerimizin özverili çalışmalarının ortak sonucudur." dedi. Firmaların söz konusu araştırmalarda istikrarlı şekilde yer almasına dikkati çeken Başkan Karace, bunun İAOSB'nin sanayi ekosistemi ve üretim kültürünün somut göstergelerinden biri olduğunu ifade etti. YEŞİL DÖNÜŞÜM VE DİJİTALLEŞME VURGUSU İAOSB olarak sanayicilerin rekabet gücünü artırmaya yönelik yatırım ve projeleri sürdürdüklerini belirten Başkan Karace, bölgedeki altyapı çalışmalarının yanı sıra yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve sürdürülebilir üretime yönelik projelere de devam ettiklerini kaydetti. Başkan Karace, "Altyapı yatırımlarımızı güçlendirirken, yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve sürdürülebilir üretim alanlarında yürüttüğümüz çalışmalarla sanayicilerimizin yanında olmaya devam ediyoruz. Firmalarımızın ulusal ölçekte elde ettiği her başarı, Bölgemizin gelişimine olduğu kadar İzmir ve Türkiye sanayisinin geleceğine de katkı sağlıyor." diye konuştu. Başkan Karace, İSO İlk 500 ve İkinci 500 araştırmalarında yer alan firmalar ile çalışanlarını da tebrik etti. İAOSB'DEN İKİNCİ 500'E GİREN 10 FİRMA İSO İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025 araştırmasında İAOSB'den listeye giren firmalar ve genel sıraları şöyle: Genel sıra Kuruluş 40 Nemak İzmir Döküm Sanayi A.Ş. 66 Norm Somun San. ve Tic. A.Ş. 97 Çimbeton Hazırbeton ve Prefabrik Yapı Elemanları San. ve Tic. A.Ş. 117 ZF Lemförder Aks Modülleri San. ve Tic. A.Ş. 126 Esen Plastik San. ve Tic. A.Ş. 214 Uysal Makina San. İth. İhr. ve Tic. A.Ş. 220 Özgörkey Otomotiv Turizm Gıda San. ve Tic. A.Ş. 231 Batıbeton Sanayi A.Ş. 260 Atik Metal San. ve Tic. A.Ş. 288 Norm İzmir Cıvata San. Tic. A.Ş. İAOSB'nin İSO İkinci 500'deki en üst sıradaki şirketi, genel sıralamada 40'ıncı basamakta bulunan Nemak İzmir Döküm Sanayi A.Ş. oldu.

KFA FUARCILIK BURSA'NIN İHRACAT VİZYONUNA GÜÇ KATIYOR Haber

KFA FUARCILIK BURSA'NIN İHRACAT VİZYONUNA GÜÇ KATIYOR

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) Türkiye’nin ihracata dayalı kalkınma hedefleri doğrultusunda hayata geçirdiği KFA Fuarcılık, uluslararası fuarlar ve ticaret organizasyonlarıyla iş dünyasının küresel pazarlardaki etkinliğini artırmayı sürdürüyor. Yılın ilk yarısında gerçekleştirilen en önemli etkinliklerden biri HOMETEX oldu. Ev tekstili sektörünün dünya çapındaki temsilcilerini buluşturan fuar, Türkiye’nin bu alandaki üretim ve tasarım gücünün uluslararası platformda sergilenmesi adına önemli bir platform oldu. Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TETSİAD) öncülüğünde, KFA Fuarcılık organizasyonuyla 19-22 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen HOMETEX 2026, sektörel iş birlikleri ve inovatif ürünleriyle göz doldurdu. 11 holde, 200 bin metrekarelik alanda gerçekleştirilen fuarda, 80’i aşkın ülkeden gelen nitelikli alıcılar yeni iş birliklerinin temellerini attı. FUARLAR KENT EKONOMİSİNE GÜÇ KATIYOR Bursa’nın önemli marka değerlerinden biri haline gelen Junioshow, bebek ve çocuk konfeksiyonu sektörünün yeni sezon trendlerini alıcılarla buluştururken, üretici firmaların ihracat ağlarını genişletmelerine olanak sağladı. 20-22 Ocak 2026 tarihleri arasında Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen ve bu yıl 21’incisi düzenlenen Junioshow’da, 0-12 yaş grubuna yönelik tüm sezonları kapsayan yeni koleksiyonlar sergilendi. Yaklaşık 80 firma; yurt içinden nitelikli alıcıların yanı sıra 44 ülkeden gelen yüzlerce yabancı alıcı ile iş görüşmeleri gerçekleştirerek yeni ticari bağlantılara imza attı. Özellikle UR-GE projeleri kapsamında sağlanan alım heyetleri, firmaların yeni pazarlara açılmasına katkı sundu. RİSİNG CİTY VE YAPI YAŞAM FUARI SEKTÖRE DİNAMİZM GETİRDİ Rising City & Yapı ve Yaşam Fuarı ise inşaat, gayrimenkul ve kentsel dönüşüm alanlarında sektör temsilcilerini yatırımcılarla bir araya getirerek Bursa’nın güçlü üretim ve yaşam vizyonunu ön plana çıkardı. Bursa Fuar Merkezi’nde düzenlenen fuar, 4 gün boyunca yerli ve yabancı ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Fuara başta Bursa olmak üzere farklı şehirlerden iş profesyonellerinin yanı sıra 20’ye yakın ülkeden 200’ü aşkın yabancı alıcı katıldı. Dünyanın farklı coğrafyalarında düzenlenen yurt dışı fuar organizasyonlarının yanı sıra KFA Fuarcılık; sektörel buluşmalar ve iş geliştirme programlarıyla da Bursa’nın uluslararası ticaretteki konumunu güçlendirmeyi sürdürdü. IDEF 2027 YENİDEN KFA FUARCILIK ORGANİZASYONUNDA Türkiye’nin savunma sanayii alanındaki en büyük ve en prestijli uluslararası buluşmalarından biri olan IDEF 2027 – 18’inci Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı, 2025 yılında olduğu gibi 2027 yılında da BTSO iştiraki KFA Fuarcılık organizasyonunda gerçekleştirilecek. 3-9 Mayıs 2027 tarihleri arasında düzenlenecek ve dünyanın ilk 3 savunma sanayi fuarından biri olan organizasyon için Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) ve KFA Fuarcılık arasında işbirliği protokolü imzalandı. BTSO’nun referans eğitim merkezi Bursa Business School’da gerçekleştirilen protokol; TSKGV Genel Müdürü Bilal Topçu ile BTSO ve KFA Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay tarafından imzalandı. "KFA FUARCILIK, STRATEJİK BİR DIŞ TİCARET PLATFORMUDUR" BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, KFA Fuarcılık’ın gerçekleştirdiği organizasyonların Bursa’nın üretim ve ihracat gücünü daha da ileri taşıdığını belirterek şu açıklamalarda bulundu: "Bursa Ticaret ve Sanayi Odası olarak firmalarımızı küresel pazarlara daha güçlü şekilde hazırlamayı öncelikli hedeflerimizden biri olarak görüyoruz. Bu vizyon doğrultusunda hayata geçirdiğimiz KFA Fuarcılık, geride bıraktığı 13 yıllık süreçte fuarcılık, ticari heyet organizasyonları ve uluslararası iş geliştirme programlarında önemli bir uzmanlık kazandı. Bugün KFA Fuarcılık, fuar düzenleyen bir yapının ötesine geçerek; firmalarımıza yeni pazarlar açan, sektörlerimizi dünyadaki nitelikli alıcılarla buluşturan ve Bursa’nın üretim kabiliyetini küresel ölçekte tanıtan stratejik bir dış ticaret platformu haline geldi. Bu yılın ilk yarısında da düzenlediğimiz fuarlar, alım heyetleri ve ticari heyet programları da firmalarımızın küresel pazarlardaki rekabetçiliğine önemli katkılar sağladı. Bursa’nın ticaret hacmini artıracak, firmalarımızı yeni pazarlara taşıyacak ve kentimizin uluslararası marka değerini güçlendirecek projeleri bugüne kadar olduğu gibi önümüzdeki süreçte de kararlılıkla hayata geçirmeyi sürdüreceğiz." BURSA’NIN BÜYÜME YOLCULUĞUNA GÜÇLÜ KATKI KFA Fuarcılık’ın gelecek dönemde de iş dünyasının beklentilerine ve sektörlerin ihtiyaçlarına uygun organizasyonlara odaklanacağını vurgulayan Başkan Burkay, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Küresel ticarette rekabet artık üretimle sınırlı değil. Ürettiğiniz değeri doğru pazarlara ulaştırmak, doğru alıcılarla buluşturmak ve sürdürülebilir ticaret kanalları oluşturmak da en az üretim kadar önemli. KFA Fuarcılık, 13 yıllık tecrübesiyle bu alanda güçlü bir organizasyon kabiliyeti ve uluslararası iş ağı oluşturdu. Hedefimiz; firmalarımızın ihracatçı kimliğini güçlendirmek, Bursa’yı fuarcılık ve uluslararası ticaret organizasyonlarında bölgesel bir merkez haline getirmektir. Önümüzdeki dönemde de ihracat odaklı, yenilikçi ve sonuç üreten organizasyonlarla iş dünyamızın küresel ticaretten daha fazla pay alması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz."

İAOSB FİRMALARI SANAYİDEKİ GÜCÜNÜ BİR KEZ DAHA GÖSTERDİ Haber

İAOSB FİRMALARI SANAYİDEKİ GÜCÜNÜ BİR KEZ DAHA GÖSTERDİ

İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi (İAOSB) katılımcısı firmaları, Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM) İlk 1000 İhracatçı Araştırması'nda 14, İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması'nda ise 11 firmayla yer alırken, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yeşil Dönüşüm Ödülleri'nde 6 kategorinin 5'inde ödül kazanarak üretim, ihracat ve sürdürülebilirlik alanındaki başarılarını ortaya koydu. İAOSB, katılımcı firmalarının ulusal ölçekte elde ettiği başarılarla Türkiye'nin önde gelen sanayi merkezlerinden biri olmayı sürdürdü. Bölgede faaliyet gösteren firmalar, üretim kapasitesi, ihracat performansı ve sürdürülebilirlik odaklı çalışmalarıyla Türkiye'nin en saygın araştırma ve ödül programlarında önemli başarılara imza attı. İHRACAT VE ÜRETİMDE GÜÇLÜ PERFORMANS TİM tarafından açıklanan İlk 1000 İhracatçı Araştırması'nda İAOSB'den 14 firma yer alırken, İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması'nda ise 11 İAOSB firması Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşları arasında gösterildi. Bu sonuçlar, İAOSB'nin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü, yüksek katma değerli üretim kapasitesini ve Türkiye ekonomisine sağladığı katkıyı bir kez daha ortaya koydu. YEŞİL DÖNÜŞÜMDE ÖRNEK UYGULAMALAR Üretim ve ihracattaki başarısını sürdürülebilirlik alanına da taşıyan İAOSB firmaları, EBSO Yeşil Dönüşüm Ödülleri'nde 6 kategorinin 5'inde ödüle layık görüldü. Enerji verimliliği, su yönetimi, atıkların geri kazanımı ve emisyonların azaltılmasına yönelik projeler geliştiren firmalar, çevre dostu üretim anlayışıyla dikkat çekti. ÖDÜL ALAN İAOSB FİRMALARI ŞÖYLE SIRALANDI: Atık Yönetimi: Bak Gravür Teknolojisi Sanayi ve Ticaret A.Ş. Su Yönetimi: CMS Jant Sanayi A.Ş. Enerji Yönetimi: Abalıoğlu Yağ Sanayi ve Ticaret A.Ş. Emisyon Yönetimi: Dyo Boya Fabrikaları Sanayi ve Ticaret A.Ş. Jüri Özel Ödülü: Baylan Ölçü Aletleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.Karace "GÜÇLÜ SANAYİ EKOSİSTEMİMİZİN EN SOMUT GÖSTERGESİ" İAOSB Yönetim Kurulu Başkanı Cenk Karace, elde edilen başarıların Bölgenin üretim gücü ve vizyonunu yansıttığını belirterek, katılımcı firmaların hem ihracat hem de sürdürülebilirlik alanındaki başarılarının gurur verici olduğunu söyledi. Karace, "Katılımcı firmalarımızın Türkiye'nin en büyük ihracatçıları ve sanayi kuruluşları arasında yer almasının yanı sıra çevre ve sürdürülebilirlik alanında geliştirdikleri projelerle ödüllendirilmesi bizler için büyük bir gurur kaynağıdır. Bu başarılar, İAOSB'nin üretimde kaliteyi, ihracatta rekabetçiliği ve sürdürülebilir kalkınmayı aynı vizyonda buluşturduğunun en güçlü göstergesidir" dedi. Yeşil dönüşümün artık sanayinin rekabet gücünü belirleyen temel unsurlardan biri olduğuna dikkat çeken Karace, İAOSB'nin uzun yıllardır Yeşil OSB vizyonu doğrultusunda çevre yatırımlarını ve sürdürülebilirlik projelerini kararlılıkla sürdürdüğünü ifade etti. Karace, sözlerini, "Ülkemize değer üreten, ihracatıyla ekonomimize katkı sağlayan, üretim gücüyle Türkiye sanayisinin gelişimine yön veren ve sürdürülebilir üretim anlayışıyla örnek olan tüm katılımcı firmalarımızı ve bu başarılarda emeği bulunan çalışanlarını gönülden kutluyorum" ifadeleriyle tamamladı. Güçlü altyapısı, dijital dönüşüm projeleri ve Yeşil OSB vizyonuyla çalışmalarını sürdüren İAOSB, katılımcı firmalarının rekabet gücünü artırmaya yönelik projelerine devam ediyor. Üretim, ihracat, teknoloji ve sürdürülebilirlik alanlarında elde edilen bu sonuçlar, Bölgenin Türkiye sanayisindeki öncü konumunu pekiştiriyor.

KÜRESEL PAZARDA BÜYÜMENİN YOLU FUARLARDAN GEÇİYOR Haber

KÜRESEL PAZARDA BÜYÜMENİN YOLU FUARLARDAN GEÇİYOR

Otomotiv satış sonrası (aftermarket) sektörüne yönelik kauçuk-metal yedek parçalar üreten Bursa merkezli Üçel Kauçuk, küresel pazarlardaki etkinliğini uluslararası fuarlar ve ticaret heyeti programlarıyla güçlendirmeyi hedefliyor. Yaklaşık 45 yıllık sektör tecrübesine sahip şirket, bugün 60'tan fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Üçel Kauçuk, 2026 yılı boyunca katıldığı ve katılacağı uluslararası fuarlar ile ticaret heyeti programlarını ihracat stratejisinin önemli bir parçası olarak görüyor. Şirket, 19-22 Mayıs tarihlerinde İstanbul'da düzenlenen uluslararası Automechanika İstanbul Fuarı'na katılırken, 8-12 Eylül'de Almanya'da gerçekleştirilecek Automechanika Frankfurt, 3-5 Kasım'da ABD'de düzenlenecek AAPEX Las Vegas ve 2-5 Aralık'ta Çin'de yapılacak Automechanika Shanghai fuarlarında da yer alacak. Ayrıca yıl içerisinde farklı ülkelerde düzenlenecek ticaret heyeti programlarına katılmayı planlanıyor. Üçel Kauçuk Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Hüseyin Oruç, küresel rekabetin her geçen gün daha da arttığı otomotiv yan sanayisinde uluslararası organizasyonların artık yalnızca ürünlerin sergilendiği platformlar olmadığını söyledi. Mayıs ayında düzenlenen Automechanika İstanbul Fuarı'nın verimli geçtiğini belirten Hüseyin Oruç, fuarda mevcut iş ortaklarıyla önemli görüşmeler gerçekleştirdiklerini ve Ar-Ge çalışmalarıyla geliştirilen yeni ürün gruplarını tanıtma fırsatı bulduklarını ifade etti. Uluslararası fuarların sektörde yaşanan dönüşümü yakından takip etmek açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Oruç, "Dünya otomotiv sektörü büyük bir dönüşümden geçiyor. Elektrikli araçlar, sürdürülebilir üretim anlayışı ve değişen tedarik zincirleri sektörün geleceğini yeniden şekillendiriyor. Bu dönüşümü yerinde takip etmek, müşterilerimizle birebir temas kurmak ve yeni pazarlardaki fırsatları değerlendirmek için uluslararası fuarlara büyük önem veriyoruz" dedi. Küresel ekonomide yaşanan dalgalanmalara rağmen ihracat odaklı büyüme stratejilerini sürdürdüklerini belirten Hüseyin Oruç, katıldıkları ve yıl içerisinde katılmayı planladıkları uluslararası fuarlar ile ticaret heyeti programlarının bu hedef doğrultusunda önemli katkı sağlayacağını söyledi. Oruç, "Uluslararası organizasyonlar sayesinde mevcut müşterilerimizle ilişkilerimizi güçlendirirken yeni pazarlarda kalıcı iş birlikleri geliştirmeyi hedefliyoruz. Özellikle yüksek katma değerli ürün gruplarımızı daha geniş coğrafyalara ulaştırmayı amaçlıyoruz" diye konuştu. Yenilenebilir enerji yatırımları ve Ar-Ge odaklı üretim anlayışıyla üretim kapasitesini geliştirmeyi sürdüren Üçel Kauçuk, küresel pazarlardaki varlığını güçlendirmeye yönelik çalışmalarına devam ediyor.

BAKAN KACIR: TÜRKİYE'YE YATIRIM YAPAN KAZANIYOR Haber

BAKAN KACIR: TÜRKİYE'YE YATIRIM YAPAN KAZANIYOR

Bursa OYAK Renault Fabrikaları'nda üretilen yeni Renault Boreal, banttan indirilme töreni için Bursa'ya gelen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Türkiye, yerli ve yabancı hiçbir firmanın ayrımcılığa tabi tutulmadığı, kuralların herkes için adil şekilde uygulandığı, değer oluşturacak her yatırımın desteklendiği bir ülkedir. Türkiye'ye güvenenler, Türkiye'de yatırım yapanlar hem kendileri hem de Türkiye kazanır" dedi. Renault'nun Türkiye'de üretilen yeni C segmenti SUV modeli Renault Boreal, Türkiye'de satışa sunuluyor. OYAK ve Renault tarafından açıklanan 400 milyon Euro'luk yatırım kararının önemli adımlarından biri olan Boreal hem Türkiye ekonomisine hem de otomotiv sektörüne önemli katkılar sunacak. Yeni bir dönemin başlangıcını temsil eden Boreal'in banttan indirildiği törende konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Ülkemiz sanayiinin kalbi Bursa'mızda hayata geçirilen yatırımın, sektörümüze, şehrimize, ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Dünya çok katmanlı bir değişim ve dönüşüm sürecinden geçiyor. Liberal ticaret terk ediliyor. Yerinde üretimi, yakından ve dostlardan tedariki esas alan korumacı ticaret politikaları öne çıkıyor. Teknolojinin farklı sahalarında yaşanan gelişmeler; küresel üretim haritasını yeniden şekillendiriyor. Yenilikçi teknolojiler; ülkelerin kalkınma yolculuğuna yön veriyor. Pek çok ülkenin yeni yeni idrak edebildiği bu kritik eşiği, daha en başından müşahede ederek başarıyla aşmış bir ülkeyiz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, 23 yılda ülkemizi, Ar-Ge ve katma değerli üretimde dünyanın sayılı ülkeleri arasına taşıdık. İmalat sanayimizin öncülüğünde, ihracatımızı 23 yılda 36 milyar dolardan 276 milyar dolara ulaştırdık. Türkiye bugün, Çin'den sonra Orta Avrupa'ya kadar uzanan geniş kuşakta ürün ve pazar çeşitliliği açısından en önde gelen ihracatçı ülkedir. Üretim gücüyle küresel tedarik zincirlerinin güvenilir ve dayanıklı halkasıdır. Ana sanayide 60 bine yakın, tedarik sanayinde ise 250 bini aşkın nitelikli istihdam sağlayan otomotiv sanayimiz, yatırım, istihdam, üretim, icat ve ihracat odaklı kalkınma yolculuğumuzun öncü sektörleri arasındadır. Geçen 23 yıl içerisinde, sektör paydaşlarımızın alın ve akıl teri sayesinde, otomotiv üretimimiz yıllık 357 binden 1,5 milyona yükseldi. Sektörümüz geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği 41,5 milyar dolar ihracatla rekora imza attı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sektörümüzün üretim gücünü, teknoloji geliştirme kapasitesini ve uluslararası rekabetçiliğini perçinleyecek program ve projeleri hayata geçiriyoruz" diye konuştu. Otomotiv sanayisinin teknoloji geliştirme kabiliyetini derinleştirmek ve yüksek katma değerli üretim kapasitesini artırmak için 206 Ar-Ge ve tasarım merkezi ile teknoparklarımızda faaliyet gösteren 132 firmanın projelerini desteklediklerini belirten Bakan Kacır, "TÜBİTAK eliyle, otomotiv teknolojilerinde yürütülen 3 bin 205 projeye ve bu alanda araştırma yürüten 3 bin 200'den fazla bilim insanı ve gencimize son 23 yılda toplam 33 milyar lira kaynak sağladık. 2002 yılından günümüze, yatırım teşviklerimizle; otomotiv ana ve yan sanayi firmalarının toplam 1,4 trilyon lira yatırım büyüklüğüne sahip 3 bin 861 projesinin önünü açtık. Geçtiğimiz yıl küresel göstergeler ve ülkemizin stratejik öncelikleri kapsamında yeniden güncellediğimiz yatırım teşvik sistemiyle; sektörümüzde hayata geçirilecek ve milli teknoloji hamlemizi destekleyecek yatırımlara sunduğumuz teşviklerin ölçeğini büyüttük. Otomotiv sektörümüz için de öncelikli ve önemli gördüğümüz ikiz dönüşüm projelerinin gerçekleştirilmesi için yeşil ve dijital dönüşüm programlarını devreye aldık. Sektör oyuncularımız tarafından gerçekleştirilen ve toplam 57,3 milyar liralık yatırım büyüklüğüne sahip 5 projeyi, ülkemizin yüksek teknoloji ve katma değer odaklı kalkınma yolcuğunu destekleyen yatırımlara uygun şartlarda finansman sunan Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programımıza dahil ettik" ifadelerini kullandı. "Elektrikli ve bağlantılı araçlara yönelim her geçen gün artıyor" Türkiye'yi uluslararası yeni nesil mobilite yatırımlarının merkez üssü haline getirmek üzere, HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programının mobilite ve batarya üretimine yönelik çağrılarıyla sektörümüzün dönüşümünü hızlandıracak stratejik yatırımlara kapsamlı destekler sunduklarını belirten Kacır, "Elbette milli teknoloji hamlemizin en kritik uygulama sahalarından biri olan otomotiv sektörümüzün rekabetçiliğini, teknoloji geliştirme kabiliyetini ve ihracat performansını, küresel otomotiv endüstrisinde yaşanan dönüşümden bağımsız düşünemeyiz. Batarya teknolojilerinde yaşanan ilerlemeler, karbon nötr hedefleri, dijitalleşme ve yeni nesil mobilite beklentileri neticesinde, kullanıcıların elektrikli ve bağlantılı araçlara yönelimi her geçen gün artıyor. Dünyada tam elektrikli araç satışı son beş yılda 5milyondan 14 milyona, hibrit araçların satışı ise 5 milyondan 13 milyona çıktı. Tam elektrikli ve hibrit araçların küresel otomotiv pazarındaki payı yüzde 15'ten yüzde 35'e çıktı. Aynı dönemde Türkiye otomobil pazarında tam elektrikli ve hibrit araçların payı yüzde 9,3'ten yüzde 51'e yükseldi. Milli teknoloji hamlesini gerçekleştirmeyi ve ihracatını daha yüksek katma değerli ürünlerle artırmayı hedefleyen; bir ülke olarak, otomotiv sektörünün mobilite ekosisteminedönüşümüne liderlik etme vizyonuyla hareket ediyoruz. Bu vizyonun en somut adımlarından biri olarak, milletimizin 60 yıllık yerli ve millî otomobil hayalini Togg'la elektrikli ve akıllı otomobil olarak gerçeğe dönüştürdük" şeklinde konuştu. "Hızlı şarj bağlantı noktası sayısını üç yılda 8 katına çıkardık" Hayata geçirilen Hızlı Şarj Altyapısı Destek Programı'nın katkısıyla, yurt genelinde hızlı şarj bağlantı noktası sayısını üç yılda 8 katına çıkardıklarını belirten Bakan Kacır, "Bugün, 19 bin 300'ü hızlı şarj olmak üzere, 44 bin 400 şarj bağlantı noktasıyla; ülke sathında kesintisiz ve güvenli bir şarj ağına sahibiz. Tabi kullanıcıların beklentileri, alışkanlıkları ve ihtiyaçları doğrultusunda içten yanmalı araçlardan tam elektrikli mobiliteye geçiş, tek bir adım şeklinde değil; farklı teknolojilerin birbirini tamamladığı kademeli bir süreç olarak ilerliyor. Özellikle hibrit araçlar, hem emisyonların azaltılması hem yakıt verimliliğinin artırılması hem de kullanıcıların elektrikli mobiliteye daha güvenli ve kademeli biçimde uyum sağlaması bakımından elektrikli araç devriminin teknik, ekonomik ve toplumsal zeminini olgunlaştırıyor. Aynı zamanda kullanıcıların menzil, erişilebilirlik ve maliyet hassasiyetlerini gözeten; şehir içi kullanımdan uzun yol ihtiyaçlarına kadar geniş bir alanda başarılı bir alternatif sunuyor. Bu nedenle; hibrit araç teknolojilerinde, ülkemizde üretim ve teknoloji geliştirme kapasitesinin güçlenmesini, otomotiv sanayimizin yeni nesil mobilite değer zincirinde daha yüksek katma değerli bir konuma yükselmesi açısından son derece önemli ve kıymetli görüyoruz. Ülkemizde hâlihazırda üretim yapan otomotiv üreticilerinin yeni yatırımlarını elektrikli ve hibrit araç üretimine yönlendirmesini memnuniyetle karşılıyoruz" dedi. "Bugün de Türkiye otomotiv sanayisinin dönüşüm yolculuğunda kıymetli bir eşiği temsil eden "Renault Boreal" modelinin banttan inmesine birlikte şahit oluyoruz" diyen Bakan Kacır, "Biliyorsunuz Renault 55 yıldan bu yana Türkiye'de üretiyor, Türkiye'de kazanıyor. Yatırımlarını teşviklerimizle desteklediğimiz OYAK Renault; Türkiye'deki üretimini 2002'den bu yana yıllık 100 binden 387 bine yükseltti. 5 binden fazla çalışana istihdam sağlayan Renault Bursa tesisleri; yıllık 390 bin araç üretim kapasitesiyle, bugün ülkemizin yüksek katma değerli üretim vizyonunun öncü merkezlerinden biridir. Üretiminin yüzde 80'ini ihraç eden Renault, geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği 4 milyar dolarlık ihracatla ülkemizin kalkınmasına kıymetli bir katkı sundu. 30'u aşkın ülkeye ihraç edilecek Boreal, Renault'un Bursa'dan dünyaya uzanan başarı hikayesine yeni ve değerli bir sayfa ekleyecek. Renault'un Boreal modelinin ülkemizde üretilecek olması; Türkiye'nin ileri teknolojilerdeki kabiliyetlerine ve potansiyeline duyulan güvenin somut bir nişanesidir. Ülkemizin yeni nesil mobilitedeki güçlü vizyonunu ve iddiasını kuvvetlendiren stratejik bir adımdır. Türk mühendisliğine, üretim kapasitesine ve küresel rekabet gücüne duyulan güvenin ve inancın sembolüdür" diye konuştu. Türkiye, yerli ve yabancı hiçbir firmanın ayrımcılığa tabi tutulmadığı, kuralların herkes için adil şekilde uygulandığı, değer oluşturacak her yatırımın desteklendiği bir ülke olduğunu altını çizen Bakan Kacır, "Türkiye'ye güvenenler, Türkiye'de yatırım yapanlar hem kendileri hem de Türkiye kazanır. Jeostratejik konumumuz, siyasi ve ekonomik istikrarımız, sağlam sanayi ve teknoloji alt yapımızla; yerli ve uluslararasıyatırımların en isabetli adresi olmayı sürdüreceğiz. Bilhassa otomotiv vizyonumuza yön veren sanayi havzamız Bursa; ülkemizin üretim ve ileri teknoloji odaklı kalkınmasında öncü olmaya devam edecektir. Bugün banttan indirilmesine hep birlikte gururla şahitlik ettiğimiz yeni otomobilde emeği bulunan mühendislerimize, teknisyenlerimize, alın ve akıl teri döken emekçilerimize, Renault Grubu'na, OYAK Renault ailesine teşekkürlerimi sunuyorum" dedi. Renault Group Türkiye CEO'su Lionel Jaillet ise, "Büyük bir ekip çalışmasıyla başarıya imza attık. Yeni modelimizi kutlamak bizim için büyük bir onurdur. Ekiplerimiz tarafından geliştirilen en iyi modellerden biridir. Bunun Bursa'da üretilmesinden memnuniyet duyuyoruz. Boreal ile C SUV segmentindeki beklentileri yükseltiyoruz. Türkiye otomotiv sanayisine yapılan güçlü yatırımlarımızın göstergesi, OYAK ve Renault tarafından açıklanan 400 milyon Euro'luk yatırım kararının önemli adımlarından biri olan Boreal hem Türkiye ekonomisine hem de otomotiv sektörüne önemli katkılar sunacaktır. Bizlere verilen destekler için teşekkür ediyoruz" şeklinde konuştu. Bursa Valisi Erol Ayyıldız ise, "Bursa üretimin ticaretin ve gelişimin şehri olmuştur. Bugün de ülke ekonomisine değer katmaya devam etmektedir. Güçlü sanayi kuruluşlarımızın buna katkısı çok olmuştur. OYAK ve Renault'ta bunun ilk sıralarında yer almaktadır. Yeni modelin Türkiye'ye hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Konuşmaların ardından banttan inen araç, protokol üyelerinin bulunduğu alana geldi. Bakan Kacır, daha sonra çalışanlarla birlikte fotoğraf çekindi.

BURSA'NIN TARIM VE GIDA DEVLERİ ÖDÜLLENDİRİLDİ Haber

BURSA'NIN TARIM VE GIDA DEVLERİ ÖDÜLLENDİRİLDİ

Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği (UMSMİB) ve Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB) tarafından düzenlenen ortak törende, Bursa'da 2025 yılının ihracat şampiyonları ile Altın, Gümüş ve Bronz kategorinde ödül alan firmalar ilan edildi. Kamu ve özel sektörün omuz omuza verdiği törende, Bursa’nın küresel krizleri fırsata çevirme kabiliyeti ve "güç birliği" vurgusu ön plana çıktı. Yaş Meyve Sebze Sektöründe İhracatın Yıldızı Marmarabirlik olurken, Meyve Sebze Mamulleri İhracatının şampiyonu ise Penguen Gıda oldu. İhracatın Yıldızları ödül törenine, Bursa Vali Yardımcısı Salih Altun, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa Gümrük Müdürü Kemal Emiroğlu, Uludağ Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürü Mehmet Tuncay Bayraktar, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Yönetim Kurulu Üyesi Baran Çelik, UİB Koordinatör ve OİB Başkanı Kemal Yazıcı, UTİB Başkanı G. İhsan İpeker, UHKİB Başkanı Haluk Özkarakaşlı ve çok sayıda davetli ile ihracatçı katıldı. Törende, Türk tarımının ve sanayisinin gücünü dünyaya taşıyan her iki birliğin ilk İhracat Şampiyonları ile Altın, Gümüş ve Bronz kategorisinde başarılı firmalara plaketleri takdim edildi. "Zorluklara Rağmen 4 Yıllık Hedefimiz Yıllık En Az 500 Milyon Dolar" Törenin açılış konuşmasını yapan UYMSİB Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Taner, 2025 yılında yaşanan don felaketinin tarımsal üretimi ve rekolteyi olumsuz etkilediğini belirterek, bu zorlu şartlara rağmen, birliğimize bağlı ihracatçılarımızla yaklaşık 189 milyon dolarlık yaş meyve ve sebze ihracatı gerçekleştirmeyi başardık. Son dönemdeki yoğun yağışlar belli bölgelerdeki rekolteleri etkilese de genel anlamda bu yıl yüksek bir üretim bekliyoruz" dedi. UYMSİB’in 2026 yılındaki ihracat hedefini 250 milyon dolar olarak belirten Taner, "Bununla da yetinmeyip, önümüzdeki 4 yıllık süreçte birlik bünyesinde yıllık en az 500 milyon dolarlık yaş meyve ve sebze ihracatı seviyesine ulaşmayı hedefliyoruz. Nisan ayında göreve geldiğimizden bu yana finansal çözümlere ve dijitalleşmeye odaklandık." diye konuştu. "Meyve ve Sebzeye Teknoloji Katarak Endüstriyel Ürüne Dönüştürüyoruz" UMSMİB Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Kuşçulu ise 2025 yılını 291 milyon dolar ihracat rakamıyla kapatan birliğin 2026 yılının ilk Ocak-Nisan döneminde 70 milyon dolarlık ihracat seviyesine ulaştığına dikkat çekti. "Bizler sadece hammadde değil; meyve ve sebzeye teknoloji ve inovasyon katarak onları endüstriyel ürünlere dönüştürüyoruz" diyen Kuşçulu şöyle devam etti: Sektörün; başta enerji, hammadde ve ambalaj olmak üzere artan girdi maliyetleri karşısında zorlandığını belirterek, finansal ve lojistik taleplerini sıralayan Kuşçulu, "Küresel pazarda rekabet gücümüzü koruyabilmek için güçlü destek mekanizmalarına ihtiyacımız var. Düşük maliyetli ve uzun vadeli kredi imkanlarının genişletilmesi ile enerji maliyetlerinde düzenleme yapılması konusunda hükümetimizden beklentilerimiz bulunuyor. Ayrıca Bursa'da kurulması planlanan lojistik merkez projesinin tamamlanmasıyla ihracat sevkiyatlarında çok daha efektif bir yapıya kavuşacağız." dedi. Yazıcı: Bursa sanayisi ve ihracatçısı esnek yapısıyla ayakta kalmayı başardı. UİB Koordinatör ve Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı da yaptığı konuşmada Bursa'nın çok sektörlü ihracat yapısına vurgu yaptı. "Bursa’nın tarım ve gıda sanayisinden otomotive kadar her alanda sergilenen bu başarı hikayesi yazdığını kaydeden Yazıcı, "Bu, kentin sahip olduğu köklü üretim ve ihracat kültürünün bir yansımasıdır. Küresel ekonomideki daralmalara ve tedarik zincirlerindeki değişimlere rağmen, Bursa sanayisi ve ihracatçısı esnek yapısıyla ayakta kalmayı başarmaktadır. Yaş meyve, sebze ve mamulleri sektörlerimizin attığı her başarılı adım, kentimizin toplam ihracat değerini yükseltmekte ve küresel rekabette elimizi güçlendirmektedir" diye konuştu. Burkay: "Rekabetçiliğin yolu katma değer ve yeşil dönüşümden geçiyor" Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel ticaret liginde üst sıralarda yer almanın yolunun katma değer sağlamaktan geçtiğini vurgulayarak şöyle konuştu: "Bursa, köklü sanayi kültürü, esnek üretim kabiliyeti ve nitelikli insan kaynağı gücüyle geçmişte olduğu gibi bugün de her ekonomik krizden daha da güçlenerek, kendini yenileyerek çıkmayı bilmiş asırlık bir ticaret şehridir. Yaş meyve sebze ve mamulleri sektörlerimizin zorlu iklim ve pazar şartlarında sergilediği bu ihracat başarısı, şehrimizin sahip olduğu bu ticari esnekliğin ve dayanıklılığın en güzel, en somut örneklerinden biridir. BTSO olarak bizler de kümelenme faaliyetlerimiz, Ur-Ge projelerimiz ve geniş kapsamlı uluslararası pazarlama organizasyonlarımızla ihracatçılarımızın önündeki engelleri kaldırmak, onları yeni alternatif pazarlarla buluşturmak için tüm kurumsal imkanlarımızı seferber etmeyi sürdürececeğiz." Altun: Birçok kentin 20-30 yıl sonraki hedeflerine Bursa şuan ulaştı" Törende konuşan Bursa Vali Yardımcısı Salih Altun, kentin ihracattaki öncü rolünün altını çizerek şunları kaydetti: "Bursa, bugün sanayi altyapısı, tarımsal potansiyeli ve nitelikli iş gücüyle ülkemizde pek çok kentin hayal dahi edemediği çok özel bir noktada bulunuyor. Birçok gelişmekte olan kentin ancak 20 ya da 30 yıl sonrası için stratejik planlarına koyabildiği vizyoner hedeflere, Bursa bugün çoktan ulaşmış ve bunları hayata geçirmiş vaziyettedir. Bizler de Valilik ve devletin yerel mekanizmaları olarak bu muazzam ekonomik dinamizmin tam ortasındayız. Kamu ve özel sektörün sergilediği bu örnek iş birliği modeli sayesinde ihracatçımızın, üreticimizin ve sanayicimizin her adımda yanında olmaya kararlılıkla devam edeceğiz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.