#Iddianame

- Iddianame haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iddianame haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

OKUL SALDIRGANININ BABASI OĞLUNU VE GÖREVLİLERİ SUÇLADI Haber

OKUL SALDIRGANININ BABASI OĞLUNU VE GÖREVLİLERİ SUÇLADI

Kahramanmaraş'taki okul saldırısı davasında yargılanan saldırgan İsa Aras Mersinli'nin babası Uğur Mersinli savunmasında, pandemi döneminde çocukların evlere hapsolduğunu belirterek, "Biz çocuğumuzu takip ettik. Bir gün oyun oynuyorsa diğer gün oyun oynayamazdı. Biz aile olarak hiçbir zaman Aras'ın şiddet eğiliminde olduğunu görmedik" dedi. Mersinli ayrıca oğlunun Whatsapp profil resmini ABD'deki saldırgan Elliot Rodger yapması hakkındaki soruya da "Çizgi film karakteri olarak düşündüm" diye cevap verdi. Kahramanmaraş'ta Türkiye'yi yasa boğan, 9 öğrenci ile 1 öğretmenin hayatını kaybettiği okul saldırısının ilk duruşması Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde gerçekleşiyor. Davada yargılanan saldırgan İsa Aras Mersinli'nin babası Uğur Mersinli, duruşmadaki savunmasını tamamladı.Duruşmada ilk söz alan Uğur Mersinli, hayatını kaybeden ailelere başsağlığı diledi. Bu sırada aileler Mersinli'ye tepki gösterirken mahkeme başkanı aileleri sakinleştirdi. ''OĞLUM HAKKINDA KAMU DAVASI AÇILMALIDIR'' Daha sonra devam eden Mersinli, "Ailelerimizin ve milletimizin başı sağ olsun. Allah rahmet eylesin. Takım elbisem olmadığı için duruşma salonuna giremedim, buraya almıyorlar. Oğlum hakkında düzenlenmiş bir iddianame yoktur. Oğlum hakkında kamu davası açılmalıdır. Sadece ebeveynler hakkında dava açılmamalıdır. Olaydan sonra devletin yeni tedbirler geliştirmesi, olayın öncesi ve sonrası arasında fark olduğunu göstermiştir. Çocuğun planlı saldırısı ile ebeveynlerin sorumluluğu birbirinden ayrılmalıdır. Yurt dışındaki örnekte aileye sadece 1,5 yıl ceza verilmiştir" diye konuştu. "SİLAHLARI BENDEN HABERSİZ ALMIŞ" Silahları oğlunun kendisinden habersiz aldığını ileri süren Mersinli, "Çocuk bu olayda silahlara kendisi ulaşmıştır. Çocuğun silahlara erişmesi ebeveyn kusuru göstermez. Silahları benden habersiz almıştır. Aras'ın davranışından benim kastım olduğu sonucu çıkarılamaz. Aras'ın okul saldırısı yapacağını kim biliyordu? Okul saldırısını bilmiyordum, bununla ilgili herhangi bir eğitim almadım. Olayın bütün riskinin tarafıma yüklenmesi yanlıştır. Silahlar çalınmıştır. Yatak odaları, evlerde kapıları kilitlenen yerlerdir. Silahlar arama sırasında bulunmadı, ben yerlerini kendim söyledim. Yatak odasındaki gardıropta bulunan eşyalar bana aittir" dedi. "KANDIRILDIĞIMI HİSSEDİYORUM" Oğlunu poligona kendi silah sevgisi için götürdüğünü anlatan Mersinli, daha sonra şunları söyledi: "İsa Aras Mersinli'nin okul saldırısı yapacağını görüp tahmin eden kamu görevlilerinin, bu bilgileri neden aileyle paylaşmadığını öğrenmek istiyorum. Adalet, bir şeyi yerli yerine koymak demektir. İsa Aras Mersinli manifestosunu önceden hazırlamıştır. Ben onu poligona silah sevgim için götürdüm, kandırıldığımı hissediyorum. Ortada işlenen bir suç varsa ortada faili vardır. Fail İsa Aras Mersinli'dir ve ona kamu davası açılmamıştır. İddia makamı, anne ve babayı suçlamak için kamuoyu baskısıyla ortaya karışık bir iddianame düzenlemiştir." ''HİÇBİR KANUNU İHLAL ETMEDİM'' Oğlu hakkında hırsızlık suçundan şikayetçi olduğunu anlatan Uğur Mersinli, "Benim oğlum evimden hırsızlık yapmıştır. O nedenle kendisinden hırsızlık suçundan davacı ve şikayetçiyim. Ben bir polis memuruyum ve silah taşıyorum. Aynı zamanda atış eğitmeniyim. Benim evimden hırsızlık yapılmıştır. Silah taşıma konusundaki geçerli mevzuatta yer alan hiçbir kanunu ihlal etmedim. Silahları ve mermileri gözden uzak, ayrı yerlerde muhafaza ettim. Yatak odamızın kapısı kilitliydi. Aile arasında hiç kimse bir diğerinin hırsızlık yapacağını düşünmez. Ben bırakın hırsızlığı, oğlum tarafından öldürülme planları yapılacağını dahi düşünemezdim. Hiç kimse, bir başkasının hukuka aykırı davranmasını tahmin edemediği için cezalandırılamaz" dedi. ''BİZ, ŞİDDET EĞİLİMİNDE OLDUĞUNU GÖRMEDİK'' Oğlu hakkında psikolojik sorunlar olduğuna dair uzman görüşü olmadığını belirten baba Mersinli, "Olay anı ve öncesinde arkadaşlarına zorbalık yaptığına dair bir tutanak var mı? Bu konuda da herhangi bir tespit yapılmamıştır ve uzman görüşü yoktur. Aileler ve öğretmenler hangi davranışı alarm kabul etmelidir? Geçici tehdit ile gerçek tehdit arasındaki ayrım nasıl yapılmalıdır? Biz çocuğumuzu takip ettik. Bir gün oyun oynuyorsa diğer gün oyun oynayamazdı. Biz aile olarak hiçbir zaman Aras'ın şiddet eğiliminde olduğunu görmedik. Çocuğumuzun okula uyum sorunları vardı, okulu sevmiyordu ancak biz onun için psikologla görüştük. Her anne ve baba kendi çocuğu için en iyi anne ve babadır. Psikoloğa gittik ve bize herhangi bir şey söylemedi. Ben ilk kez ergen erkek çocuk büyütüyordum. 32 defa rehberlik öğretmeniyle görüşmüş ama bana tebliğ edilen bir şey yoktu. Çocuk okulda sıkıntı çıkartıyordu ama eve gelince evde bir sorun yoktu" ifadelerini kullandı. "BİLSEM ZATEN BU ATIŞI YAPTIRMAM" Uğur Mersinli, oğlunun ilk kez poligonda atış yaptığını ve yakın mesafeden atışların kaçırılmasının mümkün olmadığını anlatarak, "Hiçbir yerde atış yaptırılmadı. İlk defa poligonda atış yaptı. Benden habersiz atış yapma şansı yok. Önceden tecrübesi de yok. Bunun ispatı, delili de yok. Bana sadece arkadaşlarım atış yapmış baba, bana da yaptır dedi. Okul saldırısı planı bilsem zaten bu atışı yaptırmam. Atış poligonunda atış yapmak zor bir şey değil" diye konuştu. "BİZE KİMSE ACİL BİR ŞEY DEMEDİ" 14 yıl önce kendisi ve eşinin psikolojik tedavi gördüğünü belirten Uğur Mersinli, "Çocuğu doktora götürmediğimiz iddiası var. Ben 2012 yılında psikiyatrik ilaç kullandım ve 1 hafta rapor aldım. Grip rahatsızlığı ile psikolojik rahatsızlık arasında fark yok. Ben eşimi, kızlarımı götürdüm. 15 günlük süreçte bu meydana geldi ve aldığım rapor emniyet teşkilatında var. Ben kendim gidiyorum, eşimi ve kızlarımı da götürdüm oğlumu neden böyle bir şey olsa götürmeyeyim. Bize kimse acil bir şey demedi. Bir dönemde okul müdürü aradı bana oğlumun rahatsızlığı olduğunu, hastaneye kaldırıldığını söyledi. Gittiğimde serum yapılıyordu. Kolunda çizik vardı ve uzman doktora yönlendirdi. Uzman geldi ve inceledi sonra baş başa görüştük. Bana, 'Ara ara fırsat bulursanız bir uzman doktora görünün' dedi. Sonra Aras bu olayı tekrar etmedi, biz de götürmedik" şeklinde konuştu. ''NORMAL OYUN OLARAK GÖRDÜM'' Oğlunun bilgisayarını İngilizce kullandığını ve İngilizce bilmediği için bilgisayarı kontrol etmediğini de anlatan Mersinli, "Hayatım boyunca Almanca eğitim gördüm. İngilizce eğitim görmedim ve bilmiyorum. Ben oğlumun okul saldırısı yapacağını bilmiyordum. Ben bilgisayardaki oyunları normal oyun olarak gördüm. Ben şifre kırma konusunda uzman değilim" dedi. "ÇİZGİ FİLM KARAKTERİ OLARAK DÜŞÜNDÜM" İsa Aras'ın Whatsapp profil resmini ABD'deki saldırgan Elliot Rodger yapması hakkındaki soruya da o şahsı çizgi film karakteri sandım diyen Mersinli, "Bunu bilmiyorum. Aklıma gelen ilk şey çizgi film karakteri, anime karakteri sandım. Resmi gördüm ama çizgi film karakteri olarak düşündüm. O saldırganı ilk kez olaydan sonra gördüm ve tanıdım" dedi. "EŞİM DE DOKTOR ARAŞTIRIYORDU" Eşinin kendisine yönelik "Aras'a psikiyatriden randevu alır mısın canım" mesajına da cevap veren Mersinli, "Son görüştüğümüz psikolog majör depresyon teşhisi koydu. Genelde Kahramanmaraş'takiler buradaki psikologlardan memnun olmadığı için biz doktor araştırıyorduk. Eşim de benle birlikte doktor araştırıyordu. O mesajı da benim eşimle birlikte bu olay üzerine düştüğümüzün kanıtıdır. Ben randevu için elimden geleni yaptım, doktor araştırıyordum. 15 günlük bir süreçte oldu" diye konuştu. Avukatların silahlarla alakalı sorduğu sorusuna ise Mersinli, "Ben polis kolejini kazanmasaydım bu olay olmazdı. Ben polis olduğum için bu olayın olduğunu ima ediyorsunuz" dedi. Öte yandan Mersinli, olay sırasında kasaptan eve giderken yolda aracıyla yoğun siren sesi geldiğini, tanıdık bir gazeteciyi arayıp olayı öğrendiğini, okulun ismini duyunca koşarak okula gittiğini söyledi.

İZMİR'DE HALK PLAJI SALDIRGANI İÇİN 3 YIL HAPİS İSTEMİ Haber

İZMİR'DE HALK PLAJI SALDIRGANI İÇİN 3 YIL HAPİS İSTEMİ

İzmir'in Seferihisar ilçesinde bir plajda şezlong yeri yüzünden çıkan tartışmada başörtülü kadına 'nefret ve ayrımcılık' içeren ifadeler sarf ettiği gerekçesiyle tutuklanan şüpheli hakkında, ‘din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle bir kişinin kamuya arz edilmiş hizmetten yararlanmasını engelleme' suçundan 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. GÖZALTINA ALINIP TUTUKLANMIŞTI Olay, 3 Temmuz günü saat 18.00 sıralarında Mersinalanı Mahallesi'nde bulunan bir plajda meydana gelmişti. İddiaya göre, plajda bulunan kadınlar arasında 'şezlong' yeri nedeniyle çıkan tartışmada İ.A., A.A.'ya 'nefret ve ayrımcılık' içeren ifadeler sarf etmişti. A.A. şikayetçi olurken, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan İ.A., ilk etapta adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış ancak Seferihisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan itiraz üzerine yeniden gözaltına alınıp tutuklanmıştı. 3 YILA KADAR HAPSİ İSTENDİ Olayla ilgili yürütülen soruşturmanın tamamlanmasının ardından İ.A. hakkında iddianame hazırlandı. İddianamede, şüpheli İ.A.'nın mağdurlar A.A. ve S.G.'nin yanına gelerek, "Buraya para ödedik mi?" diye sorduğu, mağdurların "Hayır" yanıtını vermesi üzerine ise hakaret içerikli söylemlerde bulunduğu kaydedildi. "SEN KİMSİN, BURALAR BİZİM" Olayın devamında İ.A.'nın, S.G.'nin başörtülü olmasını hedef alarak eliyle işaretlerde bulunduğu ve "Defol git, hadi yallah, hadi yallah, hadi" dediği belirtildi. Şüphelinin ayrıca S.G.'nin plajda oturduğu sandalyeyi iterek yere düşürdüğü ve "Sen kimsin, buralar bizim" şeklinde sözler sarf ettiği de iddianamede detaylarıyla yer aldı. Alınan ifadeler ve toplanan deliller ışığında İ.A. hakkında, ‘din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle bir kişinin kamuya arz edilmiş hizmetten yararlanmasını engelleme' suçundan 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Öte yandan, şüpheli hakkında 'hakaret' suçundan ise kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildiği öğrenildi.

GÜLLÜ’NÜN ÖLDÜĞÜ GECEYE İLİŞKİN YENİ GÖRÜNTÜLER ORTAYA ÇIKTI Haber

GÜLLÜ’NÜN ÖLDÜĞÜ GECEYE İLİŞKİN YENİ GÖRÜNTÜLER ORTAYA ÇIKTI

Yalova’nın Çınarcık ilçesinde Güllü olarak tanınan sanatçı Gül Tut’un hayatını kaybettiği olaya ilişkin yeni güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde, Tut’un düşmesinden yaklaşık 17 dakika sonra polis ekiplerinin binaya geldiği, sanık Tuğyan Ülkem Gülter’in ise panik içinde annesinin durumunu sorduğu görülüyor. Yalova Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanatçı Tut’un düşme saati 01.26.32 olarak belirlendi. Binanın güvenlik kamerasına yansıyan yeni görüntülerde ise saat 01.43 sıralarında polis ekiplerinin olay yerine gelerek binaya girdiği görülüyor. Böylece görüntülerdeki hareketliliğin Tut’un düşmesinden yaklaşık 17 dakika sonra yaşandığı anlaşılıyor. Kayıtlarda binanın girişinde polis ekipleri ile vatandaşların bir araya geldiği, olayın ardından panik yaşandığı görülüyor. "ANNEM İYİ DEĞİL Mİ?" Görüntülere göre sanık Gülter de binanın girişinde panik ve gerginlik içinde hareket ediyor. Polis ekiplerinin Gülter’i sakinleştirmeye çalıştığı anlar kameraya yansıyor. Gülter’in annesinin durumunu öğrenmeye çalışırken "Annem iyi değil mi?" dediği, ardından "Neden öyle söylüyor?" ifadelerini kullandığı duyuluyor. Çevrede bulunan kişilerin de yaşananlara müdahil olduğu görüntülerde yer alıyor. DÜŞMEDEN 5 SANİYE SONRA KAPIYA KOŞTUKLARI BELİRTİLDİ Yalova Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 21 sayfalık iddianamede olay anı ve sonrasına ilişkin kamera görüntüleri, ses kayıtları ve diğer dijital deliller değerlendirildi. İddianamede Tut’un düşme saatinin 01.26.32 olduğu, sanık Gülter ile Sultan Nur Ulu’nun ise 01.26.37’de, yani yaklaşık 5 saniye sonra kapıya doğru koşmaya başladıkları belirtildi. Olay öncesinde üç ayrı çarpma sesinin tespit edildiği, ilk sese ❝Ahh❞ sesinin eşlik ettiği ve Gülter ile Ulu’nun olay sırasında Tut’a yaklaşık 1 metre mesafede bulunduğu kaydedildi. SANIK GÜLTER HAKKINDA AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET TALEBİ Savcılık; kamera görüntüleri, ses kayıtları, bilirkişi raporları, tanık ifadeleri ve dijital delilleri birlikte değerlendirdi. İddianamede sanık Gülter hakkında “tasarlayarak üst soya karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. İddianame, Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

CHP'Lİ MİLLETVEKİLİNDEN ÇARPICI AÇIKLAMA: İBB DAVASI BOŞ DEĞİL Haber

CHP'Lİ MİLLETVEKİLİNDEN ÇARPICI AÇIKLAMA: İBB DAVASI BOŞ DEĞİL

CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, görevden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 53'ü tutuklu 414 sanıklı İBB davasına ilişkin, dosyanın "boş olmadığını" savundu. Adıgüzel, CHP'nin İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından halkın gündeminden uzaklaştığını da ileri sürdü. CHP Ordu Milletvekili Adıgüzel, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada partisindeki son gelişmeler ile İBB davasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Adıgüzel, İBB davasındaki iddiaların hukuki zeminde yanıtlanması gerektiğini savunarak, dosyanın henüz iddianame hazırlanmadan önce "boş" olarak nitelendirilmesini eleştirdi. "İBB DAVASI BOŞ DEĞİL" Davada ağır iddiaların bulunduğunu öne süren Adıgüzel, "İBB davasında dosyanın boş olmadığını, çok ağır iddialar olduğunu o tarafın gazetecileri ile avukatları bile söylüyor. Ama daha iddianame yazılmadan 'dosya bomboş' diye yalan söylemek, ülkedeki siyasal yargı varlığının arkasına saklanmak siyaset değil, yalancılıktır." ifadelerini kullandı. Cezaevinde İmamoğlu'nu ziyaret ettiğini hatırlatan Adıgüzel, ziyaretin yapılanları onaylamak anlamına gelmeyeceğini belirterek, görüşmelerinde İmamoğlu'na bazı uyarılarda bulunduğunu ancak bunların dikkate alınmadığını ileri sürdü. "İDDİALARA KARŞI TEK CEVAP YOK" İmamoğlu'nun dava sürecindeki tutumunu da eleştiren Adıgüzel, "Başta salon dar, kalabalığı almıyor diye savunma yapıldı. Şimdi ise salon geniş, göz teması kuramıyoruz diyorlar. Bir gün hakim, bir gün savcı, bir gün medya ile kavga. İddialara karşı tek cevap yok. Ülkede siyasal yargı var diye, adi suç iddiaları da böyle kapatılabilir mi? CHP kimsenin malı değil, kimse için burada değiliz." değerlendirmesinde bulundu. CHP'NİN HALKIN GÜNDEMİNDEN UZAKLAŞTIĞINI SAVUNDU İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından CHP'nin siyasi gündeminin Silivri merkezli hale geldiğini öne süren Adıgüzel, vatandaşların ekonomik ve yerel sorunlarının geri planda kaldığını savundu. Ordu'da fındık fiyatlarına ilişkin yaptığı bir sosyal medya paylaşımının aldığı etkileşimi örnek gösteren Adıgüzel, "Millet kendi gündeminin unutulmasından ve partinin Silivri'nin kapısına mahkum edilmesinden yoruldu." dedi. Yeni Parti kurulmadan önce CHP'nin yaklaşık iki yıl boyunca Silivri ve dava süreçlerine odaklandığını ileri süren Adıgüzel, gerçekleştirilen miting ve eylemlerin sonuç üretmediğini savundu. CHP'Lİ BELEDİYELERE YÖNELİK SUÇLAMALARI DEĞERLENDİRDİ CHP'li belediyelere yönelik yolsuzluk, rüşvet, hırsızlık ve uyuşturucu kullanımı gibi suçlamalara da değinen Adıgüzel, iddiaların kişilerle sınırlı olmadığını ileri sürdü. Adıgüzel, "İçerdeki hakkındaki hırsızlık, yolsuzluk gibi siyaset dışı iddialara hukuki cevaplar vermek yerine CHP'yi kendine siper yaptılar. Yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, uyuşturucu kullanımı gibi adi suçlar, siyasal yargı maskesi ile kapatılamaz." ifadelerini kullandı.

BURSA'DA 1 KİŞİNİN ÖLDÜĞÜ KANLI ÇATIŞMA KAMERADA Haber

BURSA'DA 1 KİŞİNİN ÖLDÜĞÜ KANLI ÇATIŞMA KAMERADA

Bursa’da eğlence merkezinde hesap tartışmasıyla başlayan olay, silahlı çatışmaya dönüştü. Bir kişiyi tabancayla bacağından yaraladıktan sonra taksiye binen Berk Keleş, kendisini durdurmaya çalışan izinli polis memuruna ateş açtı. Polis memurunun karşılık vermesi sonucu başından vurulan Keleş hayatını kaybetti. Olayın güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıkarken, görüntülerde polis memurunun art arda "Dur polis" diye ihtarda bulunduğu ve ardından silahların peş peşe ateşlendiği görüldü. Olay, Osmangazi ilçesi Küplüpınar Mahallesi İstanbul Caddesi’nde bulunan bir eğlence merkezinin önünde meydana geldi. İddiaya göre arkadaşlarıyla birlikte eğlence merkezine gelen 35 yaşındaki Berk Keleş, yemek yiyip alkol aldıktan sonra hesabı fazla bulunca işyeri çalışanlarıyla tartışmaya başladı. Tartışmanın büyümesi üzerine işyeri müdürü tarafından Keleş’in evine gönderilmesi için ticari taksi çağrıldı. Ancak iddiaya göre Keleş, işyeri önünde bağırmaya ve hakaret etmeye devam etti. Kendisine müdahale eden işyeri çalışanı Önder Y.’yi tabancayla bacağından yaralayan Keleş, ardından taksiye bindi. "Dur polis" ihtarının ardından silahlar çekildi Yaşananları gören ve olay sırasında izinli olduğu öğrenilen polis memuru M.S. de işyerinden dışarı çıktı. Sivil olan M.S., Keleş’e polis olduğunu belirterek "Dur polis, silahını bırak, teslim ol" şeklinde ihtarlarda bulundu. Güvenlik kamerası görüntülerine göre ihtarlara rağmen Keleş, taksinin içerisinden silahını çıkararak polis memuruna doğrulttu. Ardından silahını ateşledi. Polis memuru M.S. de silahını çekerek karşılık verdi. Silah seslerinin peş peşe duyulduğu çatışma anları güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Çatışmanın ardından başından vurulan Keleş ağır yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Hastaneye kaldırılan 35 yaşındaki Keleş, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Otopside 2,79 promil alkol çıktı Keleş’in yapılan otopsisinde 2,79 promil alkollü olduğu belirlendi. Olay sırasında bacağından vurulan Önder Y. ise hastanedeki tedavisinin ardından taburcu edildi. Savcılık: "Meşru müdafaa kapsamında" Olayla ilgili yaklaşık 6 ay süren soruşturmasını tamamlayan Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı, polis memuru M.S. hakkında iddianame hazırladı. İddianamede, Keleş’in önce Önder Y.’yi silahla yaraladığı, ardından işyeri önündeki kalabalığa silah doğrultarak "Yakarım lan burayı, vuracağım hepinizi" şeklinde tehditlerde bulunduğu ve sonrasında kendisini polis olarak tanıtan M.S.’ye ateş ettiği belirtildi. Savcılık, M.S.’nin hem yaralanan Önder Y.’ye yönelik saldırı hem işyeri önündeki kalabalığın güvenliği hem de kendi hayatına yönelik silahlı saldırı karşısında görevinin gereklerine uygun hareket ettiğini değerlendirdi. İddianamede, polis memurunun eyleminin Türk Ceza Kanunu’nun 25’inci maddesinde düzenlenen meşru müdafaa hükümleri kapsamında kaldığı görüşüne yer verildi. Avukatı: "Amacı öldürmek olsaydı ateş etmeye devam ederdi" Polis memuru M.S.’nin avukatı Sedat Gülen ise müvekkilinin izinli olmasının olay karşısındaki polislik görevini ortadan kaldırmadığını belirterek, polislerin mevzuat gereği görev dışında da karşılaştıkları olaylara müdahale edebileceğini söyledi. Gülen, müvekkilinin sivil olması nedeniyle öncelikle polis olduğunu belirttiğini ve görüntülerde de "Dur polis", "Silahını bırak, teslim ol" şeklinde art arda ihtarlarda bulunduğunun görüldüğünü ifade etti. Güvenlik kamerası görüntülerinin müvekkilinin amacının öldürmek değil, saldırıyı sonlandırarak şahsı etkisiz hale getirmek olduğunu ortaya koyduğunu savunan Gülen, "Müvekkilimin silahında ateşe hazır mermiler bulunmasına rağmen şahıs etkisiz hale geldikten sonra ateş etmeyi sürdürmemesi de bu durumu göstermektedir" dedi. Gülen, olayın üçüncü kişi lehine meşru müdafaa kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu. İddianame Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilirken, soruşturma kapsamında gözaltına alınmasının ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakılan polis memuru M.S.’nin yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak.

NASUH MAHRUKİ HAKKINDA 4 YIL 6 AYA KADAR HAPİS İSTEMİ Haber

NASUH MAHRUKİ HAKKINDA 4 YIL 6 AYA KADAR HAPİS İSTEMİ

Eski AKUT Başkanı Nasuh Mahruki hakkında, sosyal medya hesabından 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin yaptığı paylaşım nedeniyle yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede Mahruki'nin, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik" suçundan 4 yıl 6 aya kadar hapis cezasıyla yargılanması talep edildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Nasuh Mahruki'nin sosyal medya hesabından 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin yaptığı paylaşım nedeniyle resen soruşturma başlatıldığı hatırlatıldı. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Mahruki'nin, 17 Temmuz'da tutuklanarak cezaevine gönderildiği belirtildi. İDDİANAMEDEKİ DEĞERLENDİRMELER İddianamede, Mahruki'nin paylaşımında, 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin çeşitli değerlendirmelerde bulunduğu aktarıldı. Şüphelinin savunmasında, söz konusu paylaşımı yaparken suç işleme kastının bulunmadığını beyan ettiği kaydedildi. Savcılık ise iddianamede, paylaşımın düşünce ve kanaat özgürlüğü sınırlarını aşan nitelikte olduğu, toplumda infial oluşturabilecek özellik taşıdığı ve açık ve yakın tehlike oluşturduğu değerlendirmesine yer verdi. Ayrıca paylaşımın, halkın bir kesimini diğer bir kesimine karşı tahrik edici nitelikte olduğu ifade edildi. 4 YIL 6 AYA KADAR HAPİS TALEBİ Hazırlanan iddianamede Nasuh Mahruki'nin, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik" suçundan 4 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. İddianame değerlendirilmek üzere Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderilirken, Mahruki'nin önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkması bekleniyor.

FUTBOLCU KUBİLAY KAAN KUNDAKÇI CİNAYETİNDE İLK DURUŞMA Haber

FUTBOLCU KUBİLAY KAAN KUNDAKÇI CİNAYETİNDE İLK DURUŞMA

İstanbul’un Ümraniye ilçesinde 19 Mart’ta silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı cinayetine ilişkin davada sanıklar ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşma öncesinde yaşanan gerginlik ise kameralara yansıdı. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame doğrultusunda, aralarında şarkıcı Aleyna Kalaycıoğlu, Alaattin Kadayıfçıoğlu ve türkücü İzzet Yıldızhan’ın da bulunduğu sanıkların yargılanmasına başlandı. OLAYIN GEÇMİŞİ İddiaya göre olay, 19 Mart gecesi Ümraniye’de meydana geldi. Rapçi Canbay & Wolker grubundan Vahap Canbay, bir süre önce ayrıldığı Aleyna Kalaycıoğlu ile yeniden barışmak amacıyla arkadaşı Kubilay Kaan Kundakçı’dan yardım istedi. Kundakçı, Canbay ve arkadaşlarıyla birlikte Kalaycıoğlu’nun bulunduğu stüdyonun önüne gitti. Burada bekledikleri sırada olay yerine çakarlı araçlarla gelen Alaattin Kadayıfçıoğlu ve beraberindekilerle taraflar arasında tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine açılan ateş sonucu ağır yaralanan 21 yaşındaki futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. MÜEBBET HAPİS TALEPLERİ Hazırlanan iddianamede, silahı kullandığı öne sürülen Alaattin Kadayıfçıoğlu hakkında “kasten öldürme” ve “ruhsatsız silah bulundurma” suçlarından müebbet hapis cezası talep edildi. Şarkıcı Aleyna Kalaycıoğlu ile annesi Zuhal Kalaycıoğlu hakkında ise “kasten öldürmeye azmettirme” suçundan müebbet hapis istemiyle dava açıldı. Olay sonrası şüphelilere yardım ettiği öne sürülen İzzet Yıldızhan hakkında da “suçluyu kayırma” suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep edildi. DURUŞMA ÖNCESİ GERGİNLİK Kimlik tespitleriyle başlayan duruşma, salon yetersizliği nedeniyle Şehit Hakan Kılıç Konferans Salonu’nda görüldü. Duruşma öncesinde rapçi Vahap Canbay ile hayatını kaybeden Kubilay Kaan Kundakçı’nın ailesi arasında tartışma yaşandı. Yaşanan gergin anlar kameralara yansırken, Canbay’ın yakınlarından bir kişinin basın mensuplarına tepki göstererek üzerlerine yürüdüğü görüldü. Mahkemenin sanık savunmalarını dinledikten sonra dosyadaki delilleri ve tanık beyanlarını değerlendirmesi bekleniyor.

ESKİ FUTBOLCU ÜMİT KARAN HAKKINDA 10 YIL HAPİS TALEBİ Haber

ESKİ FUTBOLCU ÜMİT KARAN HAKKINDA 10 YIL HAPİS TALEBİ

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında tutuklanan eski futbolcu Ümit Karan hakkında, “uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma, satın alma” suçlamasıyla 10 yıldan az olmamak üzere hapis istemiyle iddianame düzenlendi. Uyuşturucu madde kullandığı iddiasıyla 16 Ocak’ta tutuklanan eski milli futbolcu Ümit Karan hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede Karan, “sanık” sıfatıyla yer aldı. TANIK İFADESİ SORUŞTURMAYI BAŞLATTI İddianamede, Ş.N.Ö. isimli kişinin 14 Ocak 2026 tarihinde tanık sıfatıyla verdiği ifadeye yer verildi. Tanık ifadesinde, "Ümit Karan isimli kişiyi tanırım. Yaklaşık 3 kez birlikte uyuşturucu madde kullandık. Kendisi uyuşturucu madde getirip bana ikram etti" beyanında bulundu. Bu ifade üzerine soruşturmanın başlatıldığı belirtildi. EVİNDE SUÇ UNSURUNA RASTLANMADI Soruşturma kapsamında Ümit Karan’ın Bakırköy’deki evinde arama yapıldığı, ancak herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığı kaydedildi. İddianamede yer alan savunmasında suçlamaları reddeden Karan, "Uyuşturucu madde kullanmadım, kimseye de uyuşturucu vermedim" dedi. Karan ifadesinde, "Ş.N.Ö. isimli kişiyi tanırım. Aramızda duygusal ilişki oldu ancak kendisine uyuşturucu madde vermedim. Aramızdaki tartışmalar nedeniyle böyle bir iddiada bulunduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Geçmişte yurt dışında ne olduğunu bilmediği bir madde kullandığını söyleyen Karan, kendisine gösterilen WhatsApp yazışmalarındaki fotoğrafın ise kendisine ait olduğunu kabul etti. ADLİ TIP RAPORUNDA KOKAİN TESPİTİ İddianamede, tanık beyanlarının doğruluğunun araştırılması amacıyla Adli Tıp Kurumu’nda inceleme yapıldığı belirtildi. Yapılan incelemelerde hem Ş.N.Ö.’nün hem de Ümit Karan’ın vücut örneklerinde “kokain” isimli uyuşturucu madde kullanımına rastlandığı kaydedildi. Ayrıca iddianamede, Ümit Karan’ın kokain maddesini üç farklı zamanda temin ederek zincirleme şekilde suç işlediğinin değerlendirildiği ifade edildi. 10 YILDAN AZ OLMAMAK ÜZERE HAPİS TALEBİ Savcılık, Ümit Karan hakkında "uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma, satın alma" suçundan 10 yıldan az olmamak üzere hapis cezası talep etti. Hazırlanan iddianame değerlendirilmek üzere İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

MUHİTTİN BÖCEK MAHKEMEDE İSYAN ETTİ Haber

MUHİTTİN BÖCEK MAHKEMEDE İSYAN ETTİ

Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik “rüşvet” ve “yolsuzluk” soruşturması kapsamında görülen davanın dördüncü gününde savunma yapan tutuklu sanık Muhittin Böcek, hakkındaki suçlamaları reddederek özel hayatına ilişkin bilgilerin gündeme getirilmesine tepki gösterdi. Antalya 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, görevinden uzaklaştırılan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in de aralarında bulunduğu 3’ü tutuklu 41 sanığın yargılanmasına devam edildi. “HİÇBİR MÜŞTEKİ BENİM TEHDİTTE BULUNDUĞUMU SÖYLEMEDİ” Savunmasında iddianamedeki suçlamaları kabul etmeyen Böcek, müştekilerin hiçbirinin doğrudan kendisi tarafından tehdit edildiğine ilişkin beyanda bulunmadığını söyledi. Böcek, "Bu suçlamalarda hiçbir müşteki doğrudan benim tarafımdan tehdit ya da zorlama yapıldığına dair beyanda bulunmamıştır. Hatta bazı müştekiler ilk ifadelerinde benim adımı dahi anmamıştır" dedi. Hakkında ortaya atılan iddiaların “itibar suikastı” niteliğinde olduğunu savunan Böcek, "İddianame ile şahsıma yöneltilen hiçbir suçlamanın oluşmadığı gün gibi ortaya çıkmıştır" ifadelerini kullandı. “MAL VARLIĞIM BABAMDAN KALAN ARAZİLERDİR” Mal varlığına ilişkin iddialara da değinen Böcek, 1999 yılından bu yana düzenli olarak mal beyanında bulunduğunu belirtti. Böcek, "Benim tüm mal varlığım, rahmetli babam Mustafa Böcek adına 1954 yılında bulunan 107 dönümlük arazilerden gelmektedir" diye konuştu. “CEP TELEFONUMUN ŞİFRESİNİ TEREDDÜTSÜZ VERDİM” Savunmasında özel hayatına ilişkin bilgilerin kamuoyuna yansımasına da tepki gösteren Böcek, cep telefonunun şifresini devlete ve yargıya güvendiği için verdiğini ifade etti. Böcek, "Ben devletime, milletime ve adliyemize güvendiğimiz için hiç tereddüt etmeden cep telefonumun şifresini verdim. İnsanın ailesi var, çocukları var, torunu var, özel hayatı var. Bunlarla ilgili çok üzgünüm, kızgınım ve kırgınım" dedi. “BELEDİYEMİ KAMU ZARARINA UĞRATMADIM” Cezaevindeki sağlık sorunlarına da değinen Böcek, çeşitli rahatsızlıklarının bulunduğunu ve cezaevinde kaldığı süreçte sağlık durumunun kötüleştiğini söyledi. Böcek, "Belediyemi hiçbir zaman kamu zararına uğratmadım" diyerek tahliyesini talep etti. Duruşmada tutuklu sanıklardan Mustafa Gökhan Böcek de "Aleyhte olan hususları kabul etmiyorum. Tahliyemi istiyorum" ifadelerini kullandı. Tutuklu sanık Fazlı Ateş ise savcılığın ara mütalaasına katıldığını belirterek tahliye talebinde bulundu. Davada sanık ve avukatların savunmalarının alınmasına devam ediliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.