#Ihracat

- Ihracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ihracat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BURSA İŞ DÜNYASI PARİS'TE TEKSTİL VE MODA FUARLARINDA Haber

BURSA İŞ DÜNYASI PARİS'TE TEKSTİL VE MODA FUARLARINDA

Sektör temsilcileri Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın ihracat odaklı çalışmaları kapsamında KFA Fuarcılık organizasyonuyla Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen, Premire Vision ve Texworld fuarlarına katıldı. Tekstil ve moda endüstrisinin geleceğine yön veren Premire Vision Paris Fuarı, bu yıl da dünyanın dört bir yanından sektör profesyonellerini bir araya getirdi. Kumaş, iplik, deri, tasarım ve aksesuar alanlarında faaliyet gösteren üreticilerin yer aldığı fuarda, sektöre yön veren yeni trendler ve üretim yaklaşımları öne çıktı. Yaklaşık bin 300 firmanın stant açtığı fuarda, 200 Türk firması yer aldı. Premire Vision Fuarı’na Bursa’dan 54 firma stant açarak katıldı. Fuarda yer alan Bursalı firmalar, yenilikçi koleksiyonlarını küresel alıcılarla buluşturma imkânı yakaladı. Bu yıl ustalık, zanaatkârlık geleneği ve gelişmiş üretim kültürünü küresel tasarım ve inovasyon anlayışıyla bir araya getiren fuar, farklı coğrafyaların bilgi birikimi ve üretim becerilerini görünür kılarken, firmalara yeni pazarlara açılma ve uluslararası iş birlikleri geliştirme açısından önemli fırsatlar sundu. Dünya tekstil tedarik zincirinin önemli platformlarından biri olan Texworld Paris Fuarı da sektörün yoğun ilgisiyle gerçekleştirildi. 35’ten fazla ülkeden yaklaşık bin 300 katılımcının yer aldığı fuarda Çin, Hindistan, Kore, Tayvan, Bangladeş ve Pakistan gibi küresel üretim merkezlerinin yanı sıra Kamboçya, Vietnam, Ruanda, Mısır ve Myanmar gibi gelişmekte olan tedarik merkezleri de yer aldı. Türkiye’den 54, Bursa’dan ise 17 firma fuarda stant açarak ürünlerini uluslararası alıcıların beğenisine sundu. BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur ve BTSO Tekstil Konseyi Başkanı Bayram Uçkun, her iki fuarı da ziyaret ederek, stant açan Bursa firmalarıyla bir araya geldi. BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur, tekstil sektöründe zorlu bir dönemden geçildiğini belirterek, Bursa iş dünyasının tüm olumsuzluklara rağmen üretim ve ihracat iştahını koruduğunu söyledi. Bu süreçten güçlenerek çıkmak için fuar katılımlarının büyük önem taşıdığını vurgulayan Uğur, Türk ihracatçıların uzun yıllara dayanan mücadelesiyle başta Avrupa Birliği olmak üzere dünya genelinde önemli pazarlara erişim sağladığını ifade etti. Elde edilen bu kazanımların korunması için çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü dile getiren Uğur, Paris’te düzenlenen fuarın dünyanın en önemli sektörel buluşmaları arasında yer aldığını kaydetti. BTSO olarak KFA Fuarcılık organizasyonuyla firmaların bu önemli fuara katıldıklarını belirten Uğur, ihracat yolculuklarında firmaları desteklemeye devam edeceklerini söyledi. BTSO Tekstil Konseyi Başkanı Bayram Uçkun ise BTSO liderliğinde yürütülen çalışmaların firmalara yeni iş birliği fırsatları sunduğunu belirtti. Bayram Uçkun, "Sektörümüz adına küresel ölçekteki yenilikleri yakından görmek ve yeni ticaret köprüleri kurmak açısından önemli bir fuarı yerinde inceleme fırsatı bulduk. BTSO Yönetim Kurulumuza sektörümüze sundukları destekler için şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu. KFA Fuarcılık’ın yurtiçi ve yurtdışı organizasyonlarla üretici için ihracat ortamı hazırladığını vurgulayan Akdem Tekstil İhracat Yöneticisi Bilal Yüksel da fuar organizasyonlarının ihracat açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Bu fuar, birçok ülkeden katılımcının yer aldığı ve bizim özel olarak hazırlandığımız bir fuar. Bu fuarda yedinci yılımız ve bu sürenin tamamında KFA Fuarcılık ile birlikte yer aldık. Kısa süre önce yine KFA Fuarcılık organizasyonuyla Londra’daydık. Bu organizasyonlar firmalarımız için önemli fırsatlar oluşturuyor. Bizler de bu imkânları en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz" dedi.

TÜRK ZEYTİNYAĞINDA BİR İLK: AYVALIK'TAN GÜNEY KORE'YE Haber

TÜRK ZEYTİNYAĞINDA BİR İLK: AYVALIK'TAN GÜNEY KORE'YE

Türkiye’nin köklü zeytinyağı üretim merkezlerinden Ayvalık menşeili bir firma, Türk zeytinyağının dünya pazarlarındaki yolculuğunda yeni bir sayfa açtı. Firmanın Güney Kore’nin başkenti Seul’de açtığı mağaza, Uzak Doğu’da mağaza açan ilk Türk zeytinyağı markası oldu. Zeytin ve zeytinyağı sektöründe Türkiye'nin en büyük 5 ihracatçısı arasında yer alan firma, 26 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Yıllık 30 bin ton zeytinyağı ve 2 bin ton sofralık zeytin işleme kapasitesine sahip olan marka, Seul’deki mağazasıyla Uzak Doğu pazarına stratejik bir giriş yaptı. "TÜRK ÜRÜNLERİNE SEVGİ DUYULUYOR" Firmanın 4. kuşak Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Kürlek, Güney Kore'de Türk ürünlerine büyük bir ilgi olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti: "Ayvalık, dünyada en kaliteli zeytinyağlarının üretildiği üç bölgeden biri. Şu anda orada 500 yaşını aşmış zeytin ağaçlarımızdan elde edilen özel serimiz 0.3 asitlik oranıyla satışta. Bayrağımızı orada dalgalandırıyoruz." Güney Kore halkının Türk halkına duyduğu sempatiye dikkat çeken Kürlek, "Koreliler, Türk askerinin Kore Savaşı’ndaki yardımlarını hâlâ hatırlıyor. Bu da ürünlerimize ve markamıza karşı olumlu bir algı oluşturuyor" dedi. "KORE’DE İÇİMLİK ZEYTİNYAĞI TALEBİ YÜKSEK" Kürlek, Kore’de zeytinyağının yemeklerde değil, daha çok sağlık amaçlı tüketildiğini belirtti: "Kore’de zeytinyağı genellikle 10 gramlık ambalajlarda satılıyor. Sabah aç karnına bir tatlı kaşığı içiliyor. Kalp ve damar sağlığı için tavsiye edilen bir kullanım bu. Biz de bu pazara içimlik zeytinyağı konseptiyle girdik" ifadelerini kullandı. 5 YILLIK HEDEF: TÜRK ZEYTİNYAĞINI TANITMAK Firmanın önümüzdeki 5 yıl içinde Güney Kore pazarında Türk zeytinyağını tanıtmak ve yaygınlaştırmak için çalışmalara devam edeceği belirtildi. Kürlek, "İtalyan ve İspanyol yağları pazarda güçlü; biz ise en kaliteli ürünlerimizle rekabet ediyoruz" değerlendirmesini yaptı.

BURSA İŞ DÜNYASI FUARLARLA ULUSLARARASI ARENADA BOY GÖSTERDİ Haber

BURSA İŞ DÜNYASI FUARLARLA ULUSLARARASI ARENADA BOY GÖSTERDİ

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası iştiraki KFA Fuarcılık, 2025 yılı boyunca düzenlediği ulusal ve uluslararası fuarlar, alım heyeti organizasyonları ve yurt dışı iş gezileriyle Türkiye’nin ihracata dayalı büyüme hedeflerine güçlü katkılar sundu. Kısa sürede fuarcılık sektöründe önemli bir marka haline gelen KFA Fuarcılık, nitelikli organizasyonlarıyla Bursa iş dünyasının küresel rekabet gücünü artırırken firmalara yeni pazarlara erişim imkânı sağladı. BTSO’nun ihracat odaklı vizyonu doğrultusunda çalışmalarını sürdüren KFA Fuarcılık, 2025 yılında dünyanın en büyük savunma sanayii organizasyonlarından IDEF Uluslararası Savunma Sanayii Fuarının organizasyonunu üstlenerek önemli bir başarıya imza attı. Ev tekstili sektörünün küresel buluşma noktalarından biri olan HOMETEX’i İstanbul Fuar Merkezi’nde başarıyla düzenleyen KFA Fuarcılık, Bursa’da ise Junioshow, TFF Show, Rising City, Food Point ve MEEXX Makine ve Teknolojileri Fuarı gibi birçok nitelikli organizasyonu hayata geçirdi. KFA Fuarcılık, 2025 yılında savunma sanayiinden tekstile, gıdadan makine sektörüne kadar birçok stratejik alanda önemli organizasyonlara imza attı. Dünyanın en büyük savunma sanayii fuarlarından biri olan IDEF 2025, Cumhurbaşkanlığı himayelerinde ve Millî Savunma Bakanlığı ev sahipliğinde, KFA Fuarcılık organizasyonuyla İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirildi. Yaklaşık 100 ülkeden binlerce sektör profesyonelini buluşturan fuar, katılımcı ve ziyaretçi sayısıyla rekor kırarak Türkiye’nin küresel savunma sanayiindeki gücünü ortaya koydu. Ev tekstili sektörünün en önemli küresel buluşmalarından HOMETEX 2025, 700’ün üzerinde katılımcı firma ve 175 bini aşkın ziyaretçiyi ağırlayarak sektörün ihracat potansiyeline güçlü katkı sağladı. TFF Show 2025 ise "Hızlı Üretim ve Hızlı Teslimat" konseptiyle tekstil ve kumaş sektörünü Bursa’da bir araya getirerek küresel moda endüstrisinin odağını kente taşıdı. Bursa Fuar Merkezi’nde düzenlenen Rising City Yapı ve Yaşam Fuarı, inşaat ve gayrimenkul sektörüne ivme kazandırırken; Food Point Gıda Fuarı, 36 ülkeden alıcıyı Bursa’daki sektör temsilcileriyle buluşturarak milyonlarca dolarlık iş görüşmelerine zemin hazırladı. Yılın son çeyreğinde düzenlenen MEEXX Makine ve Teknolojileri Fuarı ise yerli ve millî üretim gücünü uluslararası alım heyetleriyle buluşturan önemli bir platform oldu. KFA Fuarcılık, 2025 yılı boyunca düzenlediği yurt dışı ticaret heyetleriyle de Bursa iş dünyasının küresel pazarlara erişimini güçlendirmeye devam etti. Kuruluşundan bu yana 8 bini aşkın iş insanını 250’nin üzerinde uluslararası fuarla buluşturan KFA Fuarcılık, 2025 yılında bu başarıyı daha ileri taşıdı. 2025 yılı, KFA Fuarcılık açısından önemli bir yapısal dönüşümün hayata geçirildiği bir yıl oldu. Bursa Fuar Merkezi’nin yönetiminin KFA Fuarcılık bünyesine geçmesiyle birlikte, kentin fuarcılık altyapısında yeni bir dönem başladı. KFA Fuarcılık, sahip olduğu organizasyonel tecrübe, sektörel bilgi birikimi ve güçlü iş birlikleriyle Bursa Fuar Merkezi’ni daha etkin kullanılan, daha fazla ulusal ve uluslararası organizasyona ev sahipliği yapan bir merkez haline getirmeyi hedefliyor. KFA Fuarcılık, 2026 yılında sanayiden tekstile, enerjiden gıdaya, teknolojiden yaşam alanlarına uzanan geniş bir yelpazede hazırladığı fuar takvimiyle iş dünyasını buluşturacak. Yılın ilk organizasyonu, 20-22 Ocak tarihleri arasında Merinos AKKM’de düzenlenecek Junioshow ile başlayacak. Nisan ayında fuar trafiği hız kazanacak. Yük mühendisliği alanında dünyanın ilk fuarı olma özelliğini taşıyan LES-EXPO, 7-9 Nisan tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Ayın devamında, 21-26 Nisan tarihleri arasında Bursa Fuar Merkezi’nde ICAFF - International Cosmos Art Fair ile Karavan Show Bursa eş zamanlı olarak düzenlenecek. Konut ve gayrimenkul sektörlerine odaklanan Rising City & Yapı ve Yaşam Fuarı ise 23-26 Nisan tarihleri arasında Bursa’da gerçekleştirilecek. Mayıs ayında Bursa Energy & Tech Motion Fuarı Bursa’da enerji ve teknoloji sektörlerini bir araya getirirken, HOMETEX Ev Tekstili Fuarı İstanbul’da sektörün önemli buluşma noktalarından biri olacak. Haziran ayında düzenlenecek Bursa Food Point & Turfood Horeca Fuarı ise gıda ve horeca sektörlerini Bursa’da buluşturacak. Yılın ikinci yarısında Agrogreen Fuarı sürdürülebilir tarım ve çevre çözümlerine, BlockX Fuarı ise blok mermer sektörüne odaklanacak. KFA Fuarcılık’ın 2026 fuar takvimi, Kasım ayında düzenlenecek MEEXX - Makine ve Teknolojileri Fuarı ile tamamlanacak. BTSO ve KFA Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, KFA Fuarcılık’ın Türkiye’nin ihracat odaklı kalkınma vizyonunun sahadaki en somut karşılıklarından biri olduğunu vurguladı. KFA’nın sağladığı organizasyon gücüyle firmaların uluslararası ticaret ağlarına daha hızlı ve doğru şekilde entegre olduğunu ifade eden Burkay, fuarların firmalar için yeni pazarlarla temas kurulan, güncel üretim ve teknoloji trendlerinin yakından izlendiği ve kalıcı ticari ilişkilerin temellerinin atıldığı alanlar olduğunu söyledi. Bu yaklaşım doğrultusunda fuarcılığı, sektörlerin rekabet gücünü artıran ve ihracatı büyüten stratejik bir araç olarak gördüklerini belirten Burkay, BTSO olarak firmaların bu dönüşüm sürecinde yanında olmaya devam edeceklerini kaydetti. Başkan Burkay, "KFA Fuarcılık aracılığıyla bugüne kadar 250’nin üzerinde yurt dışı iş gezisi gerçekleştirdik. Dünyanın önde gelen fuarlarına 8 bini aşkın iş dünyası temsilcimizin katılımını sağladık. Birçok üyemiz bu programlar sayesinde ilk kez pasaport çıkardı, küresel pazarlara açılma konusunda önemli bir bakış açısı kazandı." dedi.

BTSO AKADEMİ İŞ DÜNYASINA REHBERLİK EDİYOR Haber

BTSO AKADEMİ İŞ DÜNYASINA REHBERLİK EDİYOR

Meslek komiteleri ve sektörlerden gelen talepler doğrultusunda şekillenen BTSO Akademi eğitimleri, 2025 yılı boyunca 46 farklı programda 4 bini aşkın katılımcıyı bir araya getirdi. Yapay zekâ destekli analiz sistemlerinden e-ihracat uygulamalarına, ihracat pazar fırsatlarından karbon ayak izi ve dijital ürün pasaportu gibi güncel başlıklara kadar pek çok konuda düzenlenen eğitimler, şirketlerin hem mevzuata uyumunu hem de dönüşüm süreçlerini destekledi. Yeni nesil eğitim programları BTSO Akademi, bilişim, tekstil, makine, gıda, kimya, sigorta, gayrimenkul ve hizmet sektörleri başta olmak üzere birçok alanda düzenlenen eğitimlerle firmaların güncel gelişmeleri yakından takip etmesine, yeni pazarlara açılmasına ve kurumsal yapılarını güçlendirmesine katkı sağladı. E-ihracat, dış ticaret, finansal okuryazarlık, ihracat destekleri, yeşil dönüşüm ve iş sağlığı-güvenliği gibi başlıklarda gerçekleştirilen programlar, iş dünyasının değişen dinamiklerine uyum sağlamasında önemli rol oynadı. 13 yılda 800 eğitim, 116 bin katılımcı 2013 yılından bu yana kesintisiz şekilde faaliyetlerini sürdüren Akademi kapsamında bugüne kadar 800'e yakın eğitim programı hayata geçirilirken, 116 bini aşkın katılımcı bu eğitimlerden faydalandı. BTSO Akademi, sektörlerin ihtiyaç duyduğu güncel bilgi, teknoloji ve mevzuat konularında sunduğu eğitimlerle Bursa iş dünyasının gelişimine öncülük etmeye devam ediyor. "Bilgiye yatırım yapan firmalar dönüşümü yönetir" BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, BTSO Akademi'nin iş dünyasının değişen ihtiyaçlarına hızlı ve doğru yanıt veren stratejik bir yapı haline geldiğini vurguladı. Bilgi çağında rekabetin temel unsurunun nitelikli insan kaynağı ve sürekli öğrenme olduğunu ifade eden Burkay, "Bugünün iş dünyasında rekabeti sermaye, üretim kapasitesi ya da teknolojiyle sınırlı tutamayız. Bilgiyi doğru kullanan, değişimi zamanında okuyan ve insan kaynağını sürekli geliştiren firmalar rakiplerine göre çok daha büyük avantajlara sahip. BTSO Akademi'yi de tam olarak bu anlayışla kurguladık. Amacımız, firmalarımızın hem bugünün ihtiyaçlarına hem de geleceğin iş modellerine hazırlıklı olmasını sağlamak" diye konuştu. "Firmaları dönüşüm yolculuğuna hazırlıyor" 2026 yılında da eğitim programlarının iş dünyasından gelen talep ve beklentileri doğrultusunda şekilleneceğini belirten Başkan Burkay, "Önümüzdeki dönemde dijitalleşme, yeşil dönüşüm, ihracat, finansal yönetim ve kurumsallaşma gibi alanlarda yeni nesil eğitim programlarımızı artırarak sürdüreceğiz. Eğitim içeriklerimizi, sahadan gelen beklentiler ve küresel gelişmeler ışığında sürekli güncelliyoruz. BTSO Akademi, firmalarımızın dönüşüm yolculuğunda rehberlik eden, işletmelerimizi geleceğe hazırlayan bir platform olmaya devam edecek" ifadelerini kullandı.

BTSO BAŞKANI BURKAY, 2030 VİZYONUNU AÇIKLADI Haber

BTSO BAŞKANI BURKAY, 2030 VİZYONUNU AÇIKLADI

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Aralık Ayı Meclis Toplantısı Oda Hizmet Binası’nda gerçekleştirildi. Toplantıda 2025 yılına ilişkin değerlendirmeler ile 2026 yılına yönelik hedef ve beklentiler ele alınırken, BTSO’nun 2026 yılı bütçesi de Meclis Üyeleri’nin görüş ve onayına sunuldu. Yapılan oylama sonucunda BTSO’nun 2026 yılı bütçesi oy birliği ile kabul edildi. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, konuşmasına 2025 yılını tamamlarken aynı hedeflere inanan büyük bir camia olarak bir arada olmanın önemine vurgu yaparak başladı. Yeni yılın sağlık, huzur ve bereket getirmesini temenni eden Burkay 2026 yılına ilişkin beklentilerini paylaşırken, en temel ihtiyaçlarının öngörülebilirlik olduğuna vurgu yaptı. Reform süreçlerinin artık sahada somut karşılık bulmasının büyük önem taşıdığını belirten Burkay, üretimi ve yatırımı destekleyen politikaların hayata geçirilmesinin sanayinin sürdürülebilir büyümesi açısından kritik olduğunu ifade etti. "Zorlukları Engel Değil, İmtihan Olarak Gördük" İbrahim Burkay, 2013 yılında görevi devraldıklarında zorlu bir süreçle karşı karşıya olduklarını hatırlatarak, son 12 yılda bölgesel savaşlardan küresel krizlere, yüksek enflasyondan depremlere kadar birçok ağır sınavdan geçildiğini ifade etti. Bu süreçte hiçbir zaman yönlerini kaybetmediklerini vurgulayan Burkay, "Zorluklar, istikameti olanlar için engel değil, imtihandır. Biz başkalarının yazdığı senaryolarda rol almak yerine, kendi hedeflerini cesaretle ortaya koyan bir anlayışla hareket ettik." dedi. Meslek Komiteleri ve KOBİ’ler İçin Somut Kazanımlar BTSO’nun tüm organlarını ortak bir vizyon etrafında bütünleştirdiklerini belirten Burkay, 2025 yılı boyunca meslek komitelerinin yaklaşık 900 toplantı gerçekleştirdiğini, bu toplantılardan 600’ün üzerinde karar çıktığını aktardı. Bu kararların TOBB ve ekonomi yönetimi nezdinde yapılan girişimlerle somut sonuçlara dönüştüğünü ifade eden Burkay, Nefes Kredisi, ihracatçılara yönelik döviz dönüşüm destekleri ve vergi düzenlemeleri gibi birçok adımın hayata geçirilmesine katkı sunduklarını söyledi. Burkay ayrıca, yaptıkları girişimlerin sonucunda birçok firmanın KOBİ desteklerinden faydalanabilir hale geldiğini vurguladı. TEKNOSAB ile Yüksek Teknolojili Üretim Hamlesi Sanayide rekabet gücünü artırmanın yolunun üretimin niteliğini yükseltmekten geçtiğini belirten Burkay, Türkiye’nin yüksek teknolojili ilk organize sanayi bölgesi olan TEKNOSAB’ın bu anlayışın somut bir sonucu olduğunu söyledi. Dört yıl gibi kısa bir sürede altyapısı tamamlanan TEKNOSAB’da bugün yaklaşık 30 milyar liralık yatırımla 19 firmanın üretim yaptığını ve 6 bin 400 kişinin istihdam edildiğini ifade eden Burkay, yeni yılda faaliyete geçecek fabrikalarla çalışan sayısının 10 bine ulaşacağını açıkladı. Burkay ayrıca, TEKNOSAB bünyesinde girişim sermayesi yatırım fonu modeliyle hayata geçirilen ve 600’ün üzerinde yatırımcısı bulunan Lojistik Teknopark projesinin ilk değerlemesinin yapılacağını, 2026’nın ilk çeyreğinde de söz konusu projede temelin atılacağını müjdeledi. İhracat, Eğitim ve İnsan Kaynağı Vurgusu Ticaret ve ihracat tarafında KFA Fuarcılık ile önemli mesafeler kat edildiğini belirten Burkay, bugüne kadar 250’nin üzerinde yurt dışı fuar organizasyonu gerçekleştirildiğini, 8 bini aşkın üyenin alıcılarla buluşturulduğunu ifade etti. Başkan Burkay, "Savunma sanayiinde IDEF ve ev tekstilinde HOMETEX gibi dünyanın en büyük organizasyonları arasında yer alan fuarları başarıyla hayata geçirdik. Junioshow’dan Food Point’e, TFF Show’dan Rising City ve MEEXX’e kadar farklı sektörlerdeki firmalarımızın ticaretini geliştirirken Bursa markasına da değer kattık. Aynı anlayışı UR-GE projelerimiz, alım heyetlerimiz ve kümelenme çalışmalarımızda da sürdürdük. Bugün 17’si aktif 48 UR-GE projesiyle, bu alanda Türkiye’de açık ara en fazla proje geliştiren Odayız. Yerli ve milli hedeflerimiz doğrultusunda bin 700’e yakın firmamız, kümelenme modeliyle birlikte öğreniyor, birlikte gelişiyor ve birlikte yeni pazarlara açılıyor." dedi. İnsan kaynağının dönüşümün temel unsuru olduğuna dikkat çeken Burkay, BUTGEM, MESYEB ve BTSO Akademi ile bu kapsamda önemli çalışmalar gerçekleştirdiklerini ifade etti. "Bursa Business School Uludağ’ın geleceğini değiştirecek" İbrahim Burkay, Bursa Business School ve GUHEM’in de iş dünyasının dönüşümünde ve geleceğin insan kaynağının yetiştirilmesinde önemli rol üstlendiğini vurguladı. Bursa Business School’u Uludağ’ın tarihini ve talihini değiştirecek stratejik bir proje olarak nitelendiren Başkan Burkay, "Uludağ’ımızın kalbinde, tarihi kimliği ve benzersiz fiziki imkânlarıyla, meclis üyelerimizin destekleriyle çok güçlü bir proje hayata geçirdik. Bursa Business School, bugün dünyada ilk üç destinasyon arasında yer alan, Türkiye’nin ve yakın coğrafyanın eğitim merkezi konumuna yükselmiş durumda. Aynı zamanda kongre turizminin de merkezi haline gelmesini hedefliyoruz. Bursa Business School, turizm sektörünün dönüşümü için atılmış en önemli adımlardan biridir. Önümüzdeki beş yıl içinde Bursa ve Uludağ, içerik ve işlevsellik açısından bugüne kadar taşıdığı ismin hakkını verecek; 365 gün dünyanın dört bir yanından ziyaret edilen bir merkez konumuna ulaşacaktır. Önümüzdeki süreçte başta eğitim ve sağlık programları olmak üzere Uludağ’daki tüm otel ve tesisler, bu dönüşümün ana merkezleri haline gelecektir." dedi. Başkan Burkay’dan 2030 Vizyonu Konuşmasının sonunda 2030 vizyonuna değinen BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, sanayide yüksek katma değer, teknolojide derinleşme, ihracatta sürdürülebilir büyüme ve yeşil dönüşüm ekseninde Bursa’yı geleceğe taşıyacak projeleri kararlılıkla sürdüreceklerini ifade etti. Başkan Burkay, "Şimdi projelerimizin olgunlaştığı, Bursa ekonomisine çok daha yüksek katma değer sağlayacağı bir dönemdeyiz. 2013 yılında 16 projeyle başlattığımız bu büyük dönüşüm yolculuğunda, bugün makro düzeyde 60’ı aşkın stratejik proje ile Bursa’nın üretim gücünü, rekabet kapasitesini ve küresel iddiasını yeni bir seviyeye taşıdık. Elde ettiğimiz bu birikim ve tecrübeyle şimdi 2030 Vizyonumuzu; yüksek katma değer, teknolojide derinleşme, ihracatta sürdürülebilir büyüme ve yeşil dönüşüm ekseninde daha güçlü bir gelecek hedefi olarak şekillendiriyoruz. Bursa’mızı yalnızca bugünün değil, yarının dünyasında da söz sahibi bir üretim, ticaret ve inovasyon merkezi haline getirecek projeleri, ortak akılla hayata geçirmeye kararlılıkla devam edeceğiz." dedi. Şehir Fonu ile Yeni Nesil Yatırımlar Desteklenecek BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay, altyapısını hazırladıkları projelerle Bursa iş dünyasını değişim ve dönüşüme hazırladıklarını belirterek, bu kapsamda Şehir Fonu ile yeni nesil yatırımların yolunu açacaklarını, Payitaht Çarşı’da Dijital Dönüşüm Merkezi’ni hayata geçirerek geleneksel ticaret anlayışını küresel vitrine taşıyacaklarını kaydetti. İbrahim Burkay, şöyle devam etti: "Verinin stratejik bir değer olduğu anlayışıyla data merkezi projemiz için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yeni UR-GE projeleri, fuarlarımız, alım heyetleri ve kümelenme çalışmalarımızla sektörlerimizin gelişimini desteklemeye devam edeceğiz. Diğer taraftan Bursa için mekânsal planlama çalışmalarının tarihi bir öneme sahip olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum. KOBİ OSB’ler, organize konut bölgeleri, serbest ticaret bölgeleri ve organize ticaret bölgeleri önümüzdeki dönemde gündemimizin önemli başlıkları arasında yer almaya devam edecek. Bizim tek gayemiz; bu şehrin potansiyelini doğru okumak, üretim gücünü ve ticaret kültürünü geleceğe taşıyarak 60 bin üyemizin yolunu açmaktır. BTSO olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sektörlerimize rehberlik eden, iş dünyamıza cesaret veren ve Bursa’mıza değer katan projeleri kararlılıkla hayata geçirmeye devam edeceğiz." Açılış konuşmalarının ardından meclis toplantısı, BTSO Meclis üyelerinin kürsüye gelerek 2025 yılına ilişkin değerlendirmeleri ve 2026 yılına ilişkin görüş ve beklentilerini paylaşmasıyla sona erdi.

AFCON 2025'TE STADYUM GÜVENLİĞİ İAOSB’Lİ POLİMEK’E EMANET Haber

AFCON 2025'TE STADYUM GÜVENLİĞİ İAOSB’Lİ POLİMEK’E EMANET

İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi firmalarından Polimek Elektronik, AFCON 2025 kapsamında turnuvanın oynandığı tüm stadyumlarda giriş-çıkış güvenliğini sağlayan kapı tipi metal dedektörlerinin tedarikçisi oldu. Son beş yılda ihracatını hızlandıran şirket, ürünlerini 42 ülkede konumlandırarak küresel pazarda büyümesini sürdürüyor.İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde (İAOSB) faaliyet gösteren Polimek Elektronik Teknolojileri, Afrika kıtasının en prestijli spor organizasyonları arasında gösterilen Afrika Uluslar Kupası’nda (AFCON 2025) önemli bir başarıya imza attı. Turnuvanın Rabat’taki Prens Moulay Abdellah Stadyumu’nda başlayan müsabakalarıyla birlikte, organizasyonun gerçekleştirildiği tüm stadyumlarda kullanılan kapı tipi metal dedektörlerinin Polimek tarafından tedarik edildiği bildirildi. AFCON 2025’TE POLİMEK TEKNOLOJİSİ GÖREV BAŞINDA Yüksek seyirci yoğunluğu ve artan güvenlik gereksinimleri doğrultusunda Polimek Elektronik tarafından üretilen sistemler; stadyum giriş ve çıkış noktalarında aktif olarak kullanılıyor. Hızlı tarama kabiliyeti sayesinde seyirci akışını kesintiye uğratmadan güvenlik kontrolü sağlayan cihazlar, doğru alarm üretimi ve operasyonel süreklilik odağıyla organizasyon güvenliğine uluslararası standartlarda katkı sunuyor. İAOSB’DEN DÜNYAYA UZANAN İHRACAT BAŞARISI Yaklaşık 30 yıla yaklaşan deneyimiyle elektronik güvenlik ve geçiş kontrol sistemleri alanında faaliyet gösteren Polimek Elektronik, Ar-Ge ve üretim kabiliyetlerini kendi bünyesinde yürütüyor. İAOSB’deki merkez ofisi ve üretim tesislerinde donanım ve yazılım geliştirme süreçlerini entegre şekilde sürdüren firma; son beş yılda ihracat faaliyetlerine ivme kazandırarak ürünlerini bugün itibarıyla 42 ülkede konumlandırdı. GENİŞ ÜRÜN PORTFÖYÜ, FARKLI SEKTÖRLERDE KULLANIM Polimek Elektronik’in ürün portföyünde kapı tipi metal dedektörleri, X-ray bagaj ve kargo kontrol sistemleri, turnike ve geçiş kontrol çözümleri ile bu donanımları yöneten yazılım altyapıları yer alıyor. Çözümler; kamu binaları, havaalanları, adliyeler, stadyumlar, eğitim kurumları, endüstriyel tesisler ve büyük ölçekli organizasyonlarda kullanılıyor. Ürünlerin uluslararası güvenlik standartları ve sertifikasyon gerekliliklerine uygun şekilde üretildiği, yüksek algılama hassasiyeti ve düşük hatalı alarm oranı hedefiyle tasarlandığı belirtildi. KÜRESEL ÖLÇEKTE GÜÇLÜ REFERANS Polimek Elektronik çözümlerinin Afrika Uluslar Kupası gibi büyük ölçekli bir organizasyonda tercih edilmesi; firmanın etkinlik güvenliği alanındaki mühendislik yetkinliğini ve sahadaki operasyonel başarısını ortaya koyan önemli bir referans olarak değerlendiriliyor. Bu iş birliğiyle Polimek’in küresel ölçekte güvenilen bir teknoloji üreticisi olma konumunu daha da güçlendirmesi bekleniyor.

CUMHURBAŞKANI: "SAVAŞ GEMİSİ GELİŞTİREN 10 ÜLKEDEN BİRİYİZ" Haber

CUMHURBAŞKANI: "SAVAŞ GEMİSİ GELİŞTİREN 10 ÜLKEDEN BİRİYİZ"

Törende yaptığı konuşmada, Türkiye’nin savunma sanayinde ulaştığı konuma dikkat çeken Erdoğan, “Dünyada kendi savaş gemisini geliştirip denize indiren 10 ülkeden biriyiz” dedi. Erdoğan ayrıca Türkiye’nin savunma sanayi ihracatında 11. sıraya yükseldiğini ve amacın savaşa hazırlanmak değil, barışı korumak olduğunu belirtti. ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ VE TEKNOLOJİ VİZYONU VURGUSU Törende; Pakistan MİLGEM Projesi kapsamında üretilen 2. gemi PNS Khaibar, Akhisar Karakol Gemisinin Romanya’ya teslimi, Koçhisar’a bayrak çekilmesi, Hızırreis Denizaltısı, Ç-159 Yeni Tip Çıkarma Gemisi ve ULAQ Silahlı İnsansız Deniz Aracı gibi projelerin hizmete alınması gerçekleştirildi. Ayrıca Açık Deniz Karakol Gemisi Seferihisar için ilk sac kesimi de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla yapıldı. Erdoğan, bu gelişmeleri şu sözlerle değerlendirdi: “Bugün burada denize uğurladığımız ve bayrak çektiğimiz platformlar, alın terimizin, aklımızın, mühendisliğimizin ve milletimizin özverisinin eseridir. Sessiz derinliklerin milli bekçisi olacak Hızır Reis denizaltımız, fırtınalı sularda görev yapacak Ç-159 çıkarma gemimiz ve yüzde 90 yerlilik oranına sahip motoruyla dikkat çeken ULAQ insansız deniz aracımız, Türk mühendisliğinin gururudur.” “DENİZDE ETKİN OLMADAN KARADA CAYDIRICI OLAMAZSINIZ” Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayisinin stratejik bütünlük içinde gelişmesi gerektiğini vurgularken, deniz gücünün önemine şu sözlerle işaret etti: “Denizde etkin olmadan karada caydırıcı olamazsınız. Bugün donanmamıza katılan Koçhisar Karakol Gemisi, mavi vatandaki hak ve menfaatlerimizi koruma irademizin somut bir yansımasıdır. Barış zamanında hizmet edecek, kriz anlarında caydırıcı bir güç olarak sahada yer alacaktır.” Erdoğan, Ar-Ge’den seri üretime kadar tüm süreçlerin artık Türkiye’de, yerli ve milli imkanlarla yürütüldüğünü de vurguladı. “DÜNYADA KENDİ SAVAŞ GEMİSİNİ YAPAN 10 ÜLKEDEN BİRİYİZ” Türkiye'nin teknolojik bağımsızlığına ve ihracat performansına dikkat çeken Erdoğan, 2025 yılı verileriyle savunma sanayi ihracatının yüzde 30 artışla 7,4 milyar doları aştığını söyledi. Erdoğan’ın açıklamaları şöyle devam etti: “Dünyada kendi savaş gemisini tasarlayıp üreten 10 ülkeden biriyiz. Türkiye bugün 11. sıradadır, ama hedefimiz ilk 10’dur. 2028 için 11 milyar dolarlık ihracat hedefi koyduk. Kendimize inandık, Türk mühendislerine güvendik. Şimdi hem kendi ihtiyaçlarımızı karşılıyor hem de dost ve müttefiklerimizin ihtiyaçlarını gideriyoruz.” “KIZILELMA’YI ELEŞTİREN MUHALEFETE CEVAP: BALIKLAR RAHATSIZ OLMUYOR” Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında muhalefetin savunma sanayine yönelik eleştirilerine de sert cevap verdi. KIZILELMA projesine yönelik ‘balıklar rahatsız oluyor’ eleştirilerine atıfta bulunan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Ana muhalefet KIZILELMA’yı eleştirmişti. Ama biz görüş ötesi hava füzesiyle hedefi tam isabetle vurarak bu projeyi dünyaya gösterdik. TCG Anadolu’nun abisi olacak yerli uçak gemisi için inşa sürecini başlattık. Tüm bu gelişmeleri görmezden gelenlere inat daha çok çalışacağız.” “MORALLERİMİZİ BOZMAYA ÇALIŞANLARA PRİM VERMEYİN” Erdoğan, Türk savunma sanayisinde çalışan tüm mühendislere, teknisyenlere ve tersane personeline teşekkür ederken, “Sosyal medyada felaket tellallığı yapanlara kulak asmayın” uyarısında bulundu: “Bizi yoldan çevirmeye çalışanlara karşı, omuz omuza daha kararlı yürüyeceğiz. Şu an %80 yerlilik oranına ulaştık. Kimseye boyun eğmeden, kendi teknolojimizi üretmeye devam ediyoruz. Moral bozmak isteyenlere prim vermeyin.” “AMACIMIZ SAVAŞ DEĞİL; BARIŞI KORUMAK” Erdoğan, konuşmasının sonunda Türkiye’nin hiçbir ülke ile çatışma ya da kriz istemediğini vurgulayarak, şu mesajı verdi: “Bizim kimsenin toprağında gözümüz yok. Ama kendi hak ve hukukumuzu da çiğnetmeyiz. Savunma sanayini güçlendirme amacımız savaşa hazırlanmak değil, barışı korumaktır. Türkiye, dostları için güven kaynağı, düşmanları için caydırıcı bir güç olmaya devam edecektir.” TÖRENE YOĞUN KATILIM Törene; Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, İstanbul Tersanesi Komutanı Tümamiral Recep Erdinç Yetkin, Pakistan Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Naveed Ashraf ve çok sayıda komutan, mühendis ve davetli katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, PNS Khaibar gemisinin teslimi vesilesiyle Pakistanlı komutana komuta flandrası takdim etti. Ayrıca, Seferihisar Karakol Gemisinin sac kesim töreni de bizzat Cumhurbaşkanı tarafından gerçekleştirildi.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, İŞVERENE SESLENDİ: KEFENİN CEBİ YOK Haber

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, İŞVERENE SESLENDİ: KEFENİN CEBİ YOK

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından gerçekleştirilecek olan çalışmalarda işverenleri temsilen yer alan Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) heyetinden ellerini taşın altına koymalarını beklediğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ATO Congresium’da gerçekleştirilen Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun (TİSK) 29. Olağan Genel Kurulu’na katıldı. Burada konuşan Erdoğan, kurulun, Türkiye, Türk milleti, işverenler ve çalışma hayatının tüm paydaşları için hayırlara vesile olmasını, kurulda alınacak kararlarla belirlenecek yol haritasının işçi, işveren ve sendikasıyla iş dünyasının tamamı için faydalı sonuçlar getirmesini canı gönülden temenni ettiğini söyledi. TİSK camiasının 2,3 milyon çalışanıyla tam 63 yıldır güçlü ve kurumsal bir varlık gösterdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "‘Birlikte mümkün’ anlayışıyla çalışmalarını sürdüren TİSK ailesi ülkemizin gayrisafi yurt içi hasılasına 200 milyar dolar, ihracatına ise 100 milyar doların üstünde çok önemli katkılar sunuyor. Türkiye'nin en büyük 5 yüz sanayi kuruluşunun yer aldığı ISO-500’deki ilk 10 işletmemizin 7 TİSK camiası içerisindedir. İhracatımızın neredeyse yarısı TİSK bünyesindeki işletmeler tarafından gerçekleştiriliyor. Ayrıca TİSK, 40’ın üzerinde ulusal 10’u aşkın uluslararası platformda işverenlerimizi başarıyla temsil ediyor" ifadelerini kullandı. "Dünya değişirken işletmelerimizin ve işverenlerimizin bu yeni gerçekliğe uyum sağlamasa kritik önemlidir" TİSK’in icraat odaklı ve gerçekçi bir yaklaşımla hareket ettiğini memnuniyetle müşahede ettiklerini söyleyen Erdoğan, "Dünya değişirken, küreselleşme tüm hızıyla devam ederken, teknoloji baş döndürücü bir şekilde ilerlerken işletmelerimizin ve işverenlerimizin bu yeni gerçekliğe uyum sağlaması kritik önemdedir. Bu anlamda planlamadan seri üretime, istihdam politikasından proje uygulama süreçlerine, ihracat stratejilerinden dijital dönüşüme, reel sektörün tüm aktörlerinin yeni şartlara hızla adapte olması büyüme ve kalkınmanın yanı sıra küresel rekabette de elimizi güçlendiren ekonomimize dinamizm katan önemli faktörlerdir" açıklamasında bulundu. Erdoğan, üç dönemdir refah ve istikrarı tehdit eden sımalarla mücadelede TİSK’in Türk milleti ve devletinin yanında olduğunu açık ve net bir şekilde gösterdiğini belirterek, "Dışarıdan aldıkları talimatlarla siyaset ve toplum mühendisliğine soyunan, vesayete vefa borcunu ödemeye çalışan kimi oluşumların aksine TİSK, kritik dönemeçlerde yerli ve milli bir duruş sergilemiştir" şeklinde konuştu. "İşçi ve işveren arasındaki ilişkilerin adil, sürdürülebilir ve hakkaniyetli olması bizim için vazgeçilmezdir" İşçi ve işveren arasındaki ilişkilerin adil, sürdürülebilir ve hakkaniyetli olmasının kendileri için vazgeçilmez olduğunu aktaran Erdoğan, "Bu ilişki sağlıklı bir zemine oturtulmadığında Allah muhafaza sömürü ve adaletsizliğe giden yol önümüzde açılacaktır. Bu da yalnızca sosyal barışın altını oymakla kalmayacak aynı zamanda birlik ve dayanışma iklimine de zarar verecektir. Geçmişte bunun acı örneklerini millet olarak hep birlikte yaşadık. Anadolu'nun gönül hamurunu mayalayan o büyük insan Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri bu konuda bizlere neler söylüyor? ‘Ekmeği öğrendim, sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini, sonra ekmeği hakça bölüşmenin bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim.’ Diğer tüm alanlarda olduğu gibi işçi ve işveren arasındaki ilişkilerde de baktığımız yer hak ve adalet eksenindedir" dedi. "Komisyon çalışmalarında işverenleri temsilen yer alan TİSK heyetinden ellerini taşın altına koymalarını bekliyorum" Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun ilk toplantısının yarın gerçekleştirileceğine dikkati çeken Erdoğan, "Komisyon çalışmalarında işverenleri temsilen yer alan TİSK heyetinden ellerini taşın altına koymalarını bekliyorum. İşçi kardeşlerimize yönelik atacağınız her olumlu adım verimlilik, kazanç ve bereket olarak dönecektir. Hep söylerim, kefenin cebi yok. Dar dünyadan dar bekaya mal mülk değil, adalet, hakkaniyet, dürüstlük üzerine yaşanmış bir hayat ile hayır dualar götüreceğiz. İster siyasetçi ister işveren olalım eğer geride hayırla yad edilen bir miras bırakabiliyorsak işte asıl zenginlik budur. Bahtiyarlık kaynağı budur" ifadelerine yer verdi. Devlet olarak, emekçilerin güvenli ortamlarda gönül huzuruyla ve rahatça çalışabilmesi için tüm imkanları azami ölçüde seferber ettiklerini kaydeden Erdoğan, hem sertifikasyon hem teftiş mekanizmalarını tam anlamıyla işletmeye özen gösterdiklerini söyledi. Ayrıca Erdoğan, İzmir, İstanbul, Bolu ve Kocaeli’nde meydana gelen facialarda ihmali olan kim varsa kamu ve belediye görevlileri dahil olmak üzere kimsenin gözünün yaşına bakılmadığını, işverenlerinde iş sağlığı ve güvenliği konusunda üzerlerine düşen tüm yükümlülükleri titizlikle yerine getirmesi gerektiğini sözlerine ekledi. "2028 için belirlediğimiz 1,9 trilyon dolar milli gelir hedefine emin adımlarla yürüyoruz" İktidar olarak ekonomiden demokrasiye hak ve özgürlüklerden güvenliğe uzanan geniş bir alanda son 23 yılda Türkiye’ye tarihi başarılar yansıttıklarının altını çizen Erdoğan, "Dış politikada sözü, tavrı ve duruşu dikkatle takip edilen, sadece bölgesinde değil küresel ölçekte etki sahibi bir Türkiye'yi sabırla hep birlikte inşa ettik. Dış ticarette sizlerin de emekleriyle ihracatımızı 36 milyar dolardan aldık, kasım ayı itibarıyla 270 milyar doların üzerine çıkarttık. Milli gelirimiz 238 milyar dolardı. 2025 yılı üçüncü çeyrek rakamlarına göre 1,5 trilyon doları aşmış bulunuyoruz. Ekonomik büyümemiz 21 çeyrektir kesintisiz bir şekilde sürüyor. Deprem bölgemizin ihyası için harcanan 90 milyar dolara rağmen bunları başardık. 2028 için belirlediğimiz 1,9 trilyon dolar milli gelir hedefine emin adımlarla yürüyoruz. Merkez Bankası rezervlerimiz güçlenirken ülke risk primimiz düşüyor" diye konuştu. "OVP’nin rehberliğinde enflasyonda nihayet hedefimiz olan tek haneli oranlara mutlaka ulaşacağız Erdoğan, enflasyonda kasım ayında umutları artıran bir tabloyla karşılaştıklarını ve kasım ayında 0,87 gelen enflasyonun doğru yolda olduklarını teyit ettiğini kaydederek, "Hayat pahalılığının temel sebeplerinden biri olan fiyatlama davranışındaki bozulma da yavaş yavaş düzeliyor. Fırsatçılıkla mücadelemiz ise hız kesmeden devam ediyor. Orta Vadeli Program’ın (OVP) rehberliğinde enflasyonda nihayet hedefimiz olan tek haneli oranlara mutlaka ulaşacağız. Bu süreçte hep yaptığımız gibi reel sektörümüzün önerilerine taleplerine ve eleştirilerine kulak vereceğiz. Son kabine toplantımızda emek yoğun üretim yapan tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya sektörlerine yönelik koruma programını 2026 yılında da devam ettirmeyi kararlaştırdık. İstihdamını koruyan KOBİ’lerimize çalışan başına verdiğimiz aylık 2 bin 500 liralık desteği 2026 senesinde 3 bin 500 liraya yükseltiyoruz. Ayrıca büyük ölçekli firmalarımızı da programa dahil ediyoruz. Böylece toplam 48 milyar liralık bir destekle 1 milyon 100 bin istihdamı koruyacak, emekçi ve sanayicimizin yanında olacağız. 2025 yılı için işverenlerimize asgari ücret desteği olarak her bir işçimiz için malumunuz bin lira veriyoruz. 2025 yılı Ocak-Kasım döneminde istihdamın korunması amacıyla 53 milyar lira kaynak kullandık. Kadın, Genç ve Mesleki Yeterlilik Belgesi Olanların Teşviki programında 24 ila 54 ay arasında sosyal güvenlik desteği sunuyoruz. Bu teşvik programının 2026 yılının sonuna kadar uzatılacağına dair müjdeyi de bugün burada paylaşmak istiyorum" ifadelerini kullandı. İş dünyasının finansman yükünü hafifletmek amacıyla farklı programları devreye aldıklarına da değinen Erdoğan, Merkez Bankası’nın günlük reeskont limitini 300 milyon liradan 15 kat artışla 4,5 milyar liraya çıkardığını söyledi. "Sadece ekonomimize maliyeti 2 trilyon doları bulan terör meselesini sonsuza kadar geride bırakmak istiyoruz" İş dünyasının desteğini bekledikleri meselelerden bir diğerinin de ‘Terörsüz Türkiye’ süreci olduğunu belirten Erdoğan, "Sizleri, 40 kırk yıldır ülkenin ayağına pranga olan terör sorununun çözümünün ülkemiz aslından ne manaya geldiğini en iyi bilenlerdensiniz. Türkiye'nin bu yükten kurtulduğunda hangi ölçekte bir potansiyelin çarpan etkisiyle devreye gireceğini hepimiz tahmin edebiliyoruz. Sadece ekonomimize maliyeti 2 trilyon doları bulan terör meselesini artık sonsuza kadar geride bırakmak istiyoruz. Bunu da olabilecek en geniş toplumsal ve siyasal mutabakatla milletimizin değerleriyle örtüşen bir zeminde yapmanın hassasiyeti içindeyiz. Gayemiz belli; artık kan akmasın, ocaklara ateş düşmesin ve yürekler dağlanmasın. Türkiye bu sorunu gündeminden tamamen çıkarsın. Terörden beslenen odakların tahrip edici, tahrik edici söylemlerine rağmen iktidar ve ittifak olarak ilk günden itibaren hem samimiyetimizin hem de kararlılığımızı yeter ki bu sorun çözülsün diye en yüksek düzeyde olduğunu gösterdik. Yine ittifak olarak elimizle birlikte tüm gövdemizi taşın altına koyduk" dedi. "Meclisimizde kurulan komisyon çok önemli bir misyon üstlendi" Terörsüz Türkiye sürecine muhalefet partilerinin de dahil olması için daima yapıcı davrandıklarını, uzlaşmacı bir tavırla hareket ettiklerini aktaran Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Meclisimizde kurulan komisyon kritik eşiklerde su koyuverenler olsa da gerek şeffaflık gerekse siyaset ve ilgili tüm tarafların katkısının alınması noktasında çok önemli bir misyon üstlendi. Milletimizin sürece dair umutlarını güçlendiren komisyonun aynı özgüvenli yaklaşımı son ana kadar devam ettireceğine inanıyorum. Komisyon raporunun sürecin önünü açacak öneri ve değerlendirmeleriyle müteakip adımlar için ortak bir perspektif çizmesini temenni ediyorum. Bunun yolu da sağduyuyla, samimiyetle hareket ederek bu tarihi süreci başta günlük siyasetin geçici tartışmaları olmak üzere küçük hesaplara kurban etmemekten geçiyor. Biz ilk günden beri bu hassasiyetimizi koruyoruz ve koruyacağız. ‘Yarımı yeme bütünü bölme’ anlayışıyla hiçbir yere varılmaz. Terörsüz Türkiye menziline ancak özgüvenle ve cesaretle ulaşabiliriz. Başarısız olmamızı bekleyenleri ancak bu şekilde hüsrana uğratabiliriz. Türkiye'yi yarım asırlık bu sıkıntısından ancak bu şekilde kurtarabiliriz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.