#Ikili Eğitim

- Ikili Eğitim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ikili Eğitim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

EĞİTİM SEN’DEN KARANLIKTA OKUL VE GÜVENLİK UYARISI Haber

EĞİTİM SEN’DEN KARANLIKTA OKUL VE GÜVENLİK UYARISI

Eğitim Sen İzmir 5 No'lu Şube Başkanı Candemir, ikili eğitim ve kalıcı yaz saati uygulaması nedeniyle öğrencilerin karanlıkta okul'a gidip eve dönmek zorunda kaldığını belirterek yetkililere çağrıda bulundu. Candemir, Buca'da yaklaşık 1490 öğrencisi bulunan bir okulda ders sürelerinin değiştirilmediğini, yaklaşık 1510 öğrencisi bulunan başka bir okulda ise kısaltıldığını açıkladı. Eğitim Sen İzmir 5 No'lu Şube Başkanı Candemir, kış aylarının yaklaşmasıyla birlikte ikili eğitim yapılan okullarda öğrencilerin karşı karşıya kaldığı ulaşım ve güvenlik sorunlarına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Sabahın erken saatlerinde henüz hava aydınlanmadan okula giden ve akşam karanlığında evlerine dönen öğrencilerin güvenliğinin tehlikeye girdiğini belirten Candemir, mevcut uygulamaların çocukların uyku düzenini, dinlenme sürelerini ve sosyal yaşamlarını da olumsuz etkilediğini ifade etti. BUCA'DA İKİ OKUL ARASINDA 20 ÖĞRENCİLİK FARK Candemir, Milli Eğitim Bakanlığının 9 Eylül 2026 tarihli yazısı doğrultusunda İzmir Valiliğinin, 1500'den fazla öğrencisi bulunan ve ikili eğitim yapan okullarda ders sürelerinin kısaltılmasını istediğini belirtti. Ancak bu ölçütün benzer koşullardaki okullar arasında farklı uygulamalara yol açtığını savunan Candemir, Buca'daki iki ortaokulu örnek gösterdi. Meşkure Şamlı Ortaokulunda yaklaşık 1490 öğrenci bulunmasına rağmen ders sürelerinin değişmediğini, hemen karşı sokaktaki Makbule Süleyman Alkan Ortaokulunda ise yaklaşık 1510 öğrenci bulunduğu için ders sürelerinin kısaltıldığını aktardı. Candemir, "Sorun, yalnızca birkaç okulda ders sürelerinin kısaltılmasıyla çözülebilecek bir mesele değildir. Uygulama yeniden değerlendirilmeli, benzer koşullardaki okullar arasında farklı uygulamalara gidilmesinden vazgeçilmelidir." ifadelerini kullandı. İZMİR'DE DEPREM SONRASI OKUL YETERSİZLİĞİNE DİKKAT ÇEKTİ İzmir'de deprem nedeniyle yıkılan okulların yerine yenilerinin yapılması sürecinde yaşanan sorunların ikili eğitimi yaygınlaştırdığını öne süren Candemir, özellikle Buca, Karabağlar, Konak, Bornova ve Karşıyaka ilçelerinde okul binalarının yetersizliği ve kalabalık sınıfların sorunları artırdığını belirtti. Kent trafiği ve ulaşım güçlüklerine karanlıkta başlayan ve biten ders saatlerinin de eklendiğini ifade eden Candemir, öğrencilerin okula ulaşımının giderek zorlaştığını savundu. DERS SÜRELERİ 30 DAKİKAYA KADAR DÜŞÜRÜLMÜŞTÜ Candemir, 2025-2026 eğitim öğretim yılında ikili eğitim yapılan bazı okullarda kış aylarında ders sürelerinin 30 veya 35 dakikaya indirildiğini hatırlattı. Bu yıl da Milli Eğitim Bakanlığının 9 Eylül tarihli yazısıyla, yıkım, yeniden yapım veya güçlendirme çalışmaları nedeniyle başka okullara taşınan ve öğrenci yoğunluğu yaşanan eğitim kurumlarında ders sürelerinin 40 dakikadan 30 dakikaya düşürülebilmesine imkân tanındığını belirtti. Ancak ders sürelerini kısaltmanın kalıcı çözüm olmadığını savunan Candemir, ikili eğitim uygulamasının sona erdirilmesi ve okul altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. "ÇOCUKLARIMIZ KARANLIKTA OKULA GİTMEK ZORUNDA KALMASIN" Kalıcı yaz saati uygulamasının yeniden değerlendirilmesini ve kış saati uygulamasına geçilmesini isteyen Candemir, yetkilileri öğrencilerin ve eğitim çalışanlarının koşullarını dikkate almaya çağırdı. Candemir, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Unutulmamalıdır ki eğitim yalnızca ders saatlerinden ibaret değildir. Çocukların güvenliği, sağlığı ve insanca yaşam koşulları da eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır. Çocuklarımız karanlıkta okula gitmek, karanlıkta eve dönmek zorunda kalmasın!"

OKULLAR EKONOMİK KRİZ GÖLGESİNDE, EŞİTSİZLİKLERLE AÇILIYOR Haber

OKULLAR EKONOMİK KRİZ GÖLGESİNDE, EŞİTSİZLİKLERLE AÇILIYOR

Okullarda ders zilinin çalmasına günler kaldı. 2026-2027 eğitim-öğretim yılı 14 Eylül Pazartesi günü açılıyor. Yeni Eğitim-öğretim yılı başlangıcında okullardaki eksiklliklere dikkat çekmek üzere İzmir'de basın toplantısı düzenlendi. Karşıyaka Emek ve Demokrasi Platformu tarafından gerçekleştiren toplantıda açıklamayı Eğitim Sen İzmir 2 Nolu Şube Başkanı Zeliha Danyeli gerçekleştirdi. Karşıyaka Çarşı girişinde düzenlene basın açıklamasında konuşan Danyeli, yine yeni bir eğitim döneminin ekonomik krizin gölgesinde ve eşitsizlikler içinde başladığını vurguladı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: ''Ekonomik krizin ve hayat pahalılığının giderek derinleşmesi, kamusal eğitime yeterli kaynak ayrılmaması ve eğitim hizmetlerinin giderek daha fazla velilerin ekonomik gücüne bırakılması, çocuklarımızın en temel eğitim hakkını doğrudan tehdit etmektedir. Bugün bir öğrencinin okula başlamasının aile bütçesine yüklediği kırtasiye, okul kıyafeti, servis, ulaşım ve beslenme giderleri ciddi boyutlara ulaşmıştır. Veliler çocuklarının en temel eğitim ihtiyaçlarını karşılayabilmek için büyük bir ekonomik yükün altına girmektedir. Anayasal bir hak olan eğitim, ailelerin gelir düzeyine göre erişilebilen bir hizmet haline getirilemez. ÇOCUĞUN AÇLIĞI YALNIZCA AİLESİNİN SORUNU OLARAK GÖRÜLEMEZ Ekonomik krizin çocuklar üzerindeki en ağır sonuçlarından biri okul çağındaki çocukların yeterli ve sağlıklı beslenememesidir. Bugün okullarımızda kahvaltı yapmadan derse gelen, beslenme çantasına yeterli yiyecek konulamayan, kantinden herhangi bir şey almaya ailesinin ekonomik gücü yetmeyen öğrenciler bulunmaktadır. Çocuğun açlığı yalnızca ailesinin sorunu olarak görülemez. Bu durum doğrudan kamunun sorumluluğundadır. Aç bir çocuktan derse odaklanmasını, sağlıklı gelişmesini ve eğitimde başarılı olmasını beklemek mümkün değildir. Eğitimde fırsat eşitliğinden söz edilecekse bunun ilk koşullarından biri çocukların temel beslenme ihtiyacının karşılanmasıdır.Bu nedenle yıllardır dile getirdiğimiz talebimizi bir kez daha yineliyoruz: Okul öncesinden başlayarak tüm öğrencilere en az bir öğün sağlıklı, dengeli ve ücretsiz yemek sağlanmalıdır. Çocuklarımızın okulda temiz ve ücretsiz içme suyuna erişimi de kamusal eğitimin en temel gereklerinden biridir.Her okulda öğrencilerin kolaylıkla ulaşabileceği, hijyen koşulları düzenli olarak denetlenen ücretsiz ve içilebilir su kaynakları oluşturulmalıdır. GÜVENLİK VE TEMİZLİK HALA EN ÖNEMLİ SORUN Okulların güvenlik, temizlik ve fiziki koşullarına ilişkin sorunlar da devam etmektedir. Yeterli yardımcı personelin bulunmaması, okul giriş ve çıkışlarında yaşanan güvenlik sorunları, bahçelerin ve ortak kullanım alanlarının yetersizliği, eski ve bakımsız okul binaları öğrencilerimiz ve eğitim emekçileri açısından ciddi riskler oluşturmaktadır. Okullar yalnızca ders yapılan binalar değildir. Çocuklarımız günlerinin önemli bir bölümünü bu alanlarda geçirmektedir. Bu nedenle okul binaları depreme dayanıklı, hijyenik, erişilebilir, güvenli ve çocukların gelişim ihtiyaçlarına uygun olmak zorundadır. Deprem nedeniyle yıkılan ya da kullanılamaz hale gelen okul binalarının yerine yenilerinin zamanında yapılmaması, bazı bölgelerde birden fazla okulun aynı binayı kullanmasına neden olmaktadır. Aynı binayı paylaşmak zorunda kalan okullarda ders saatlerinden teneffüs sürelerine, okul giriş ve çıkışlarından sosyal etkinliklere kadar çok sayıda sorun yaşanmaktadır. İkili eğitim uygulamaları öğrencilerin çok erken saatlerde ya da günün geç saatlerinde eğitim görmek zorunda kalmasına neden olmakta; eğitim emekçilerinin çalışma koşullarını da ağırlaştırmaktadır. Deprem gerekçe gösterilerek bu durumun yıllarca sürdürülmesi kabul edilemez. Yıkılan ve güçlendirilmesi gereken okulların yapım süreçleri hızlandırılmalı, çalışmalar kamuoyuna açık ve şeffaf biçimde yürütülmelidir. Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamasıyla öğrencilerin eğitim hakkının önemli bir bölümünü işyerlerinde geçirmesine dayalı model, çocukların eğitimden koparılması ve çalışma yaşamının güvencesiz koşullarına yönlendirilmesi riskini büyütmektedir. Çocukların ucuz işgücü olarak görülmesine, iş kazaları ve sömürüye açık hale getirilmesine izin verilemez. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in açıkladığı resmi verilere göre, 2025 ve 2026 yıllarında Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında yaşanan iş kazalarında 37 öğrenci hayatını kaybetti. İki yıllık dönemde MESEM'lerde kayıtlı öğrencilerin toplam 9 bin 950 iş kazası geçirdiği rapor edildi. MESEM’ ler kapatılmalıdır. Çocuklarımızın eğitim hakkı, işyerlerinin ihtiyaçlarına ve piyasanın taleplerine feda edilemez. Devlet okullarının ihtiyaçlarının velilerin bağışlarına, okul aile birliklerinin olanaklarına ya da öğretmenlerin kişisel çabalarına bırakılması kamusal eğitim anlayışıyla bağdaşmamaktadır. Okulların temizlikten güvenliğe, kırtasiyeden teknolojik donanıma, bakım ve onarımdan öğrencilerin beslenmesine kadar bütün temel ihtiyaçları kamu bütçesinden karşılanmalıdır. Karşıyaka Emek ve Demokrasi Platformu olarak bir kez daha altını çiziyoruz: Çocuklarımızın eğitim hakkı piyasanın koşullarına ve ailelerin ekonomik gücüne bırakılamaz. Bir çocuğun açlığı hepimizin sorunudur. Bir çocuğun temiz suya ulaşamaması kabul edilemez. Bir çocuğun güvensiz ve sağlıksız bir binada eğitim görmek zorunda kalması kader değildir. Kaynak yok denilerek çocukların en temel ihtiyaçlarından tasarruf edilemez. Kamusal kaynakların önceliği çocukların sağlığı, güvenliği ve geleceği olmak zorundadır. Öğrencilerimizin sağlıklı beslendiği, temiz suya ücretsiz erişebildiği, velilerin okul masrafları altında ezilmediği, eğitim emekçilerinin sağlıklı ve güvenli koşullarda çalıştığı, depreme dayanıklı ve nitelikli okul binalarında laik, bilimsel, kamusal, parasız, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde eğitim hakkının güvence altına alındığı bir eğitim sistemi için mücadelemizi sürdüreceğiz.''

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.