#Iklim Krizi

- Iklim Krizi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iklim Krizi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İAOSB’DEN KRİTİK UYARI: SANAYİ, FİNANS VE İKLİM KISKACINDA Haber

İAOSB’DEN KRİTİK UYARI: SANAYİ, FİNANS VE İKLİM KISKACINDA

İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi (İAOSB) Yüksek İstişare Kurulu, 13. toplantısında küresel ekonomik ve siyasi gelişmelerin Türkiye sanayisine etkilerini kapsamlı biçimde ele aldı. Toplantı sonrasında yayımlanan açıklamada, sanayicilerin karşı karşıya olduğu temel risk alanları başta olmak üzere, finansmana erişim güçlüğü, su krizi ve iklim değişikliğine yönelik öneriler kamuoyuyla paylaşıldı. Kurul, jeopolitik belirsizliklerin, artan maliyetlerin ve sürdürülebilirlik risklerinin artık birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini vurguladı. KÜRESEL GERİLİM SANAYİYİ KUŞATIYOR Toplantıda, Çin’in fiili ticaret yaptırımları, ABD’nin ekonomik kararları, Orta Doğu’da özellikle İran’daki siyasi ve ekonomik krizler ile yüksek enflasyonun tetiklediği toplumsal huzursuzlukların, küresel ölçekte ciddi bir kırılganlık yarattığı değerlendirmesi yapıldı. Kurul açıklamasında, bu gelişmelerin: Enerji arz güvenliği, Küresel ticaret yolları, Uluslararası finans piyasaları, Ve tedarik zincirleri üzerinden Türkiye ekonomisine doğrudan yansımalarının olduğu belirtildi. Kurul, “Sanayi, üretim ve ihracat artan jeopolitik risklerle birlikte ciddi bir baskı altına girmiştir. Belirsizlik ortamı genişliyor, sanayicinin öngörü yapması her geçen gün zorlaşıyor” açıklamasında bulundu. FİNANSMANA ERİŞİMDE CİDDİ DARALMA VAR İAOSB Yüksek İstişare Kurulu’nun raporunda, sanayicilerin üretimi sürdürebilmek için her zamankinden daha fazla işletme sermayesine ihtiyaç duyduğu, ancak buna rağmen kredi kanallarının daraldığı ifade edildi. Kurulun dikkat çektiği başlıca sorunlar: Yüksek faiz oranları Ağırlaşan teminat koşulları Düşen kredi limitleri Kurul, bu durumun yalnızca üretim kapasitesini değil, istihdamı ve yatırım planlarını da tehdit eder boyuta geldiğini vurguladı. AÇIKLAMADA ŞU İFADELERE YER VERİLDİ: "Sanayiciler olarak; özellikle üretim ve ihracat odaklı firmalar için uzun vadeli, erişilebilir ve öngörülebilir kredi mekanizmalarının acilen devreye alınması yönünde güçlü bir beklentimiz bulunmaktadır" İKLİM KRİZİ VE SU GÜVENLİĞİ SANAYİ İÇİN STRATEJİK RİSK Toplantıda gündeme gelen en önemli başlıklardan biri de iklim değişikliği ve su krizinin sanayi üzerindeki etkisi oldu. Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ESİAD) ev sahipliğinde düzenlenen Su Konferansı’na atıf yapan kurul, Türkiye’nin su stresi yüksek ülkeler arasında yer aldığını hatırlattı. Kurul, iklim krizinin deniz seviyelerini yükselttiğini ve sıcaklık artışının 1,5°C eşiğini aştığını belirterek, şu önerileri sıraladı: Tarımda kontrolsüz ve vahşi sulama yöntemleri sona erdirilmeli Evsel su tüketiminde tasarruf bilinci artırılmalı Sanayide su verimliliği ve geri kazanım yatırımları desteklenmeli Alternatif çözümler (örneğin denizden tatlı su üretimi) geliştirilse de bu sistemlerin yüksek enerji tüketimi nedeniyle ek maliyet yükü getirdiği göz önünde bulundurulmalı Açıklamada, "Sanayiciler suyu sadece bir doğal kaynak değil, aynı zamanda bir üretim girdisi olarak stratejik seviyede ele almalıdır" ifadesine yer verildi. SANAYİCİLERE KRİZLERE KARŞI STRATEJİK HAZIRLIK UYARISI Kurul, dünyada ekonomik, siyasi ve çevresel risklerin iç içe geçtiği çalkantılı bir döneme girildiğini vurgulayarak; sanayi işletmelerinin bu döneme hazırlıklı olması gerektiğini bildirdi. Sanayicilere şu tavsiyelerde bulunuldu: Jeopolitik riskleri dikkate alan uzun vadeli mali planlamalar yapılmalı Enerji ve su maliyetlerine karşı verimlilik yatırımları artırılmalı Krediye erişim zorluklarına karşı alternatif finansal dayanıklılık mekanizmaları geliştirilmeli RİSKLER AYRI DEĞİL, BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM ŞART İAOSB Yüksek İstişare Kurulu, kredi erişimi, iklim krizi, su güvenliği ve enerji maliyetlerinin artık birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirtti. "Türkiye’nin sanayi gücünün ve ekonomik sürdürülebilirliğinin korunabilmesi için bu risklerin birbirinden kopuk değil, entegre bir stratejiyle ele alınması gerekmektedir. Bu alanlarda atılacak adımların karar alıcılar tarafından öncelikli gündem maddeleri arasına alınması büyük önem arz etmektedir" denildi.

BURSA, YENİ UYDU KENTLERLE BÜYÜYECEK Haber

BURSA, YENİ UYDU KENTLERLE BÜYÜYECEK

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Gürsu, Gemlik ve Karacabey'e uydu kentler kurulacağını söyledi. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Bursa'nın geleceği ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. 4 kattan 12 kata kadar yükseklikte düşündükleri uydu kentlerin, depremden etkilenmeyecek alanlarda planlandığını vurgulayan Bozbey, geçmişte yapılan hataların tekrarlanmayacağını belirterek, "Sıvılaşma riski yüksek, deprem etkisinin fazla olduğu bölgelerde yapılaşmaya izin vermeyeceğiz" dedi. 4 milyon nüfusa göre planlama yaptık Bursa'nın aslında 1960'larda başlayan kaçak yapılaşma serüveninin hem ovayı kirlettiğini hem de sıvılaşmanın çok yoğun olduğu, deprem etkisinin çok fazla olduğu alanlarda yapılaşmaların yoğunluğuna sebep olduğunu belirten Başkan Bozbey, şöyle konuştu; "Bursa kirlene kirlene bugünlere geldi. Şimdi biz 2050 vizyonunu, bir 'Kent Anayasası' adını verdiğimiz bir plan yapıyoruz. 1/100.000 ölçekli planda hem kentsel dönüşümle ilgili alanları ve Bursa'nın geleceğiyle ilgili alanları belirlemeye çalışıyoruz. Bunlar yoğun bir çalışma sonucunda arkadaşlarımız toplumun her kesimiyle, yani işçisinden öğrencisine, kadınından erkeğine, emeklisinden iş adamına kadar, belediye başkanlarına kadar tüm toplumun kesimleriyle bir araya gelip, bir plan oluşturma aşamasının son noktasına eriştiler. Tabii ki 40 civarında danışman hocamız var. Aynı zamanda akademik kurulumuz var. Bu akademik kurulda tüm akademik odalar zaten orada temsil ediliyor. Böyle bir akademik kurulun da yönlendirmesiyle birlikte artık fiili olarak şu anda 1/100.000 çalışmasının son aşamasına, geliyoruz. Tabi bu aşamaya geliş çok kolay olmadı. Bir taraftan kentsel dönüşümü, bir taraftan kaçak yapıların iyileştirilmesi ya da o bölgelerin nasıl yaşanabilir kent haline gelmesi, diğer taraftan yeniden yeşil Bursa hedefimiz var. Bunu nasıl ortaya koyabiliriz düşüncesinin yansıması. Diğer taraftan iklim krizi yaşıyoruz. İklim kriziyle beraber bunları da içine alan, hem yapılacak olan bu dönüşümde, kentsel dönüşümde olsun, diğer planlama çalışmalarında olsun, yeşil dokunun öne çıkarılmasıyla birlikte aynı zamanda, burada işte gri su uygulamasıdır vesaire, bunların da tartışıldığı bir süreci yaşamış olduk. Sürecin sonuna gelmiş olduk. Şimdi Bursa'da elbette ki bu kentin nüfusunun 2050'de yaklaşık 4 milyon civarında olması bekleniyor. Yani herhangi bir göç dalgasıyla yine karşılaşmazsak. Bunu da içine alan, konutların da iyileşmesini, bunların da tekrar yaşanabilir alanlara dönüşmesini, bu alanların, kaçak yapılaşma alanlarının, kentsel ihtiyaçların da oralarda var olmasını sağlayacak düzenlemelerle birlikte Bursa hakikaten Türkiye'ye örnek bir kent anayasasını, 1/100.000'lik kent anayasasını yaşama geçirecek. Ben, inanıyorum hem meclislerimize hem de siyasilere, ki siyasiler de bu işin içinde. Herkese yürekten teşekkür ederim. Katkı koyan, katkı sunan herkese teşekkür ediyorum." "Haziran ayında açıklayacağız" Haziran ayında bu süreci tamamlamış olacaklarını belirten Başkan Bozbey, "Bursa bundan böyle nereye, ne yapacağını bilerek yoluna devam edecek. Tabii burada yeni yerleşim alanları da mutlaka olacak. Örneğin, Gürsu'da yine hem depremden etkilenmeyecek alan seçimi yapılıyor. Bir uydu kent. Yine Gemlik'te bir uydu kent, şehrin batısına Karacabey tarafında bir uydu kent planlaması var. Bunun yanında bizler, küçük sanayiyle ilgili, orta ölçekli sanayiyle ilgili de planlamamızı bu süreçte düşünmek zorundayız. Onu da planlarken bizim kentimiz 6,5-7 kilometre eninde, 40-45 kilometre uzunluğunda büyüyen bir kent. Onun için de trafiği düşünerek, geçmişte yapılan hataları yapmayarak, bir tarafa hastaneleri, bir tarafa özel okulları yığmadan, tam tersine eğer merkezde ne kadar ihtiyaç varsa merkeze yakın yapmak ya da doğuya yapmak. Doğuyu orada tasarlamak, batıyı batıda tasarlamak. Yani küçük sanayide de böyle bir düşüncemiz var. Doğunun ihtiyacı var. doğu bölgesinde bir alan belirlenecek ki belli, aşağı yukarı belirlenmiş durumda. Diyelim ki kentin merkezinde olanlar kuzey tarafına gitsin. Yine doğuda olanlar bu defa trafik batıdan doğuya, doğudan batıya değil de kendi alanında hareket halinde olacak. Şu anda sabah görüyoruz. Okullar Bölgesi nerede? Nilüfer'de. Doğudan batıya bir hareket var. Sanayi de Nilüfer'de ağırlıktı. Yine doğrusu akşam nereye? Akşam tam tersine. Onun için bunları düşünerek Bursa'da yeni bölgelerin de bu plan kapsamında düşünülmesi gündemde. Zaten bunlar düşünülüyor. Ama burada önemsediğimiz bir şey, kentsel dönüşüm. Hem kentsel dönüşümle yeni yolların açılması sağlanacak, yeni bulvarların açılması sağlanacak, aynı zamanda bizim Yeniden Yeşil Bursa, hedefimize de yaklaşmış olacağız" dedi. "15 katlı binalar düşüncemiz yok" Kent Anayasası'nda dönüşümü planlarken çok yüksek katı düşünmediklerini ifade eden Başkan Bozbey, "Yani blok nizam yapalım ya da işte 15 katlı binalar yapalım gibi düşüncemiz yok. Tam tersine blok nizama yönelik, sadece kule gibi yapılardan ziyade bahçesi olan, yani evinden çıktığında direkt bahçeyle karşılaşan ve bahçelerin de sınırları olmadan, insanların özgürce bir yerden bir yere yürüyerek gidebilecekleri, o bahçelerden geçerek yürüyebilecekleri bir planlama anlayışımız var kentsel dönüşümde. Ama bunun yanında mahalle merkezlerini de korumayı hedefliyoruz. Bu bizim kültürümüzde var. Camisi, kahvehanesi, bakkalı ve sağlık ocağı var. Onun yanında muhtarlık binası var gibi. Bunları da düşünerek, sosyal alanları, spor alanlarını düşünerek böyle bir planlama hedefindeyiz ve bunu arkadaşlarımız, özellikle şu anda kentsel dönüşümle ilgili yapmış olduğumuz çalışmalarda çok net olarak ortaya koydular" diye konuştu.

BURSA'DA PLASTİK DÖNÜŞÜMÜ ÖDÜL GETİRDİ Haber

BURSA'DA PLASTİK DÖNÜŞÜMÜ ÖDÜL GETİRDİ

Bursa Kayapa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikasında plastik atıkları yüksek teknoloji ve yenilikçi yöntemlerle doğaya zarar vermeden dönüştürerek ham madde olarak yeniden üretime kazandıran Türkiye’nin öncü markası Burpol Polimer Plastik, İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) Yeşil Dönüşüm Ödülleri’nde "Sürdürülebilirlik Stratejisi" kategorisinde sektör devlerinin ardından 3.’lük ödülüne layık görüldü. Ülke genelinden sektörünün öncüsü yüzlerce firmanın değerlendirildiği yarışmada dereceye giren Burpol Polimer Plastik, böylece başarısını bir kez daha taçlandırmış oldu. 2025 yılı İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yeşil Dönüşüm Ödülleri, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank’ın da katılımıyla İstanbul Sanayi Odası Konferans Salonu’nda düzenlenen törenle sahiplerini buldu. İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) 1995 yılından bu yana düzenlediği İSO Yeşil Dönüşüm Ödülleri; öne çıkan başarılı ürün ve projeleri ödüllendirerek sanayide yeşil dönüşüm vizyonuna öncülük ediyor. Sürdürülebilir üretim yaklaşımını yaygınlaştırmak adına atılan adımları destekleyen bu prestijli ödül töreninde "Çevre", "Enerji Verimliliği" ve "Sürdürülebilirlik" ana başlıklarında toplam 6 kategoride ülke genelindeki başarılı firmalara ödül veriliyor. Törende bir konuşma yapan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Yeşil Dönüşüm Ödülleri’nin, İSO’nun sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüme verdiği önemin en güçlü sembollerinden biri olduğunu belirterek, "Bu ödüllerle; üretim süreçlerinde olumsuz çevresel etkiyi azaltan, enerji ve kaynak verimliliğini artıran, döngüsel ekonomiye somut katkı sağlayan, yenilikçi ve öncü uygulamaları hayata geçiren firmalarımızı görünür kılıyoruz. Ödüle hak kazanarak sanayimizin geleceğine duyduğumuz güveni pekiştiren ilham verici şirketlerimizi, çevre dostu ürün ve projeleri hayata geçiren, sürdürülebilirliği kurumsal kültürün ayrılmaz bir parçası hâline getiren tüm sanayi kuruluşlarımızı ortaya koydukları değerli çalışmalar için kutluyorum" dedi. "Yeşil dönüşüm geleceğe karşı ortak bir sorumluluktur" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank ise, sanayinin rekabet gücünün artık yalnızca üretim kapasitesiyle ölçülmediğini, çevresel performans, karbon ayak izinin azaltılması ve döngüsel ekonomi uygulamalarının küresel değer zincirlerinde kalıcı bir yer edinmenin temel şartı haline geldiğini belirterek, "Bu alanlar bir tercih olmaktan çıkarak açıkça bir zorunluluk haline geldi. Bugün burada yalnızca başarılı projeleri ödüllendirmek için değil, Türkiye sanayisinin geleceğini dönüştüren güçlü bir iradeyi görünür kılmak için bir aradayız. Bugün ödüllendirilen projeler, yeşil dönüşümün sanayide nasıl somutlaştığını açık biçimde ortaya koyuyor. Atık oluşumunu azaltan, döngüsel ekonomi süreçlerini üretime entegre eden, çevresel etkileri azaltan, enerji talebini yöneten ve geri kazanım ilkelerini benimseyen çalışmalar; sanayimizin dönüşüm kapasitesini net biçimde gösteriyor. Yeşil dönüşüm yalnızca bir çevre politikası değil, geleceğe karşı ortak bir sorumluluktur. Bu dönüşümü ancak birlikte hareket ederek, sanayimizi güçlendirerek ve kimseyi geride bırakmadan başarabiliriz. Daha çevreci ve daha rekabetçi bir Türkiye hedefiyle tüm paydaşlarımızla çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz" diye konuştu. "Gurur duyuyoruz" "Sürdürülebilirlik Stratejisi" kategorisindeki 3.’lük ödülünü Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank ve İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın elinden alan Burpol Polimer Plastik Yönetim Kurulu Başkanı İlkay Yıldırım, ödüle layık görülmekten gurur duyduklarını belirterek, "Başarımızın, ulusal ölçekte bir kez daha ödüllendirilmesi ne kadar doğru bir yolda olduğumuzu gösteriyor. Ödülü, Burpol markasının başarı yolculuğunda payı olan tüm çalışma arkadaşlarım adına alıyorum" diye konuştu. Yıldırım, "Sürdürülebilirlik Stratejisi Ödülü, sürdürülebilirlik yönetimi konusundaki uygulamalarının tüm yönetim kademelerinde ele alındığını, sürdürülebilirliğin karar alma süreçlerine etkisinin varlığını, sürdürülebilirlik konusunda politika, hedef ve stratejiler geliştirildiğini ve kurumsal sürdürülebilirlik anlayışının yerleştiğini, firma faaliyetlerinin topluma ve tüm paydaşlarına olumlu katkılar sağlandığını kanıtlayan firmalara veriliyor" dedi. Çağımızın üretim ve tüketim anlayışını belirleyen yeşil dönüşüm anlayışının, iklim krizi, hava kirliliği, doğal kaynakların azalması gibi çevresel problemleri çözmeye yönelik bir strateji olarak ele alındığını, sanayi açısından ise ürün, ham madde ve teknoloji seçimlerinde kapsamlı bir dönüşümün ön plana çıktığı yeni bir düzen kurulduğunu dile getiren İlkay Yıldırım, bu doğrultuda teknoloji odaklı üretimin öneminin artarken küresel anlamda rekabetçi olabilmek için sanayinin daha yeşil, daha döngüsel ve daha dijital olmasının bir gereklilik halini aldığını ifade etti. "Sürdürülebilir bir dünya için çalışmaya devam" Sürdürülebilir bir dünya için çalışmaya devam edeceklerinin altını çizen Burpol Polimer Plastik Yönetim Kurulu Başkanı İlkay Yıldırım, "Plastik kirliliğiyle mücadeleye ve sürdürülebilir bir geleceğe katkıda bulunmaya ilk günkü heyecanla devam edeceğiz. Küresel bir sorun haline gelen plastik kirliliği sorununu hep birlikte çözebiliriz. Burpol Polimer Plastik olarak daha temiz ve sağlıklı bir dünya için çalışmalarımızı sürdüreceğiz" şeklinde konuştu. Burpol Polimer Plastik, 2023 yılında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin "Türkiye’nin Girişimci Kadın Gücü Yarışması"nda "En Çevre Dostu Kadın Girişimci Ödülü"ne, 2024’te de Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı’nın (PAGÇEV) düzenlediği "Plastik Geri Dönüşüm Ödül Töreni"nde "Yılın Otomotiv, Elektrik veya Elektronik Ürünü-Otomotiv ve Elektrik Ürünlerinde Kullanılan ve Geri Dönüştürülmüş Malzeme İçeren Plastik Parçalar" kategorisinde ödüle layık görülmüştü.

BURSA SON 52 YILIN EN KURAK YILINI YAŞIYOR Haber

BURSA SON 52 YILIN EN KURAK YILINI YAŞIYOR

Bursa Uludağ’daki kar örtüsünün son 10 yılda yüzde 50’ye varan oranda azaldığına dikkat çeken Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, yeniden susuzluk yaşamaması adına tüm vatandaşları suyu tasarruflu kullanmaya davet etti. Ağırlıklı olarak insan eliyle ortaya çıkan ve tüm dünyada gün geçtikçe etkisini daha fazla hissettiren iklim krizi, günlük yaşamı olumsuz etkilemeye devam ediyor. Dünyanın bir kısmı yağışların olmaması sebebiyle susuzlukla mücadele ederken, bir kısmı ise aşırı yağışların getirdiği felaketlerle uğraşıyor. "Yağışlar, son 52 yılın en düşük seviyesinde" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bağlı Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 1 Ekim 2024 - 30 Eylül 2025 dönemini kapsayan ‘2025 Su Yılı Raporu’na göre, metrekareye düşen ortalama yağış miktarı 422,5 mm oldu ve uzun yıllar ortalamasının yüzde 26 altında kaldı. Bu değer son 52 yılın en düşük seviyesi olarak kayıtlara geçti. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün verileri yaşanan krizi gözler önüne seriyor. Bursa’nın en önemli su kaynağı ve ‘su sigortası’ olarak kabul edilen Uludağ, iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerini en sert şekilde hisseden bölgelerin başında geliyor. Artan sıcaklıklar ve düzensizleşen yağış rejimi, son 10 yılda dağdaki kar örtüsünün yüzde 50'ye varan oranlarda azalmasına neden oldu. 2015 yılında 266 gün boyunca karla kaplı olan ve 187 santimetre kalınlığa ulaşan zirve, 2024 yılında sadece 100 gün kar tutabilirken; maksimum kalınlık 93 santimetreye kadar geriledi. 2025’in ilk altı ayında kar kalınlığı anlık olarak 131 santimetreye ulaşsa da, artan sıcaklıklar nedeniyle erime hızı endişe verici boyutlara ulaştı. "Son 50 senede uludağ’da sıcaklık 3 derece arttı" 1970-2024 yılları arasındaki son 55 yıllık periyot incelendiğinde, Bursa merkezde ortalama sıcaklıkların 2 derece, Uludağ’ın zirvesinde ise 3 derece arttığı görülüyor. Bu durum, buharlaşmayı şiddetlendirerek yağışların yeraltı sularını beslemeden atmosfere karışmasına neden oluyor. Zirvedeki yağış miktarının ortalamanın 30 milimetre altına düşmesi ve Uludağ'daki erimenin, kentin su güvenliğini doğrudan tehdit ettiği görülüyor. Yağış rejimindeki düzensizleşme ve artan sıcaklıklar ise su teminini zorlaştırıyor. "Halkımızı bir kez daha tasarrufa davet ediyorum" Doğancı ve Nilüfer barajlarını ziyaret ederek son durum hakkında bilgi veren Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, geçtiğimiz aylarda yağışların azalması sonucu kentte bir süre su kesintisi yapmak zorunda kaldıklarını hatırlattı. Gerekli tedbirlerin alınması sayesinde daha vahim bir tabloyla karşılaşılmadığını söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, "Bursa artık su şehri değil. Bursalılara bugüne kadar su tasarrufu konusunda gösterdikleri hassasiyetten dolayı teşekkür ediyorum. Bu sayede su tüketiminde önemli bir düşüş yaşandı. Ancak bunun da yeterli olmadığını biliyoruz. Su sorunu yaşadığımız süreçleri elbette atlatacağız. Bu dönemi atlatmak ve tekrar susuz kalmamak için halkımızı bir kez daha tasarrufa davet ediyorum. Suya sahip çıkmalıyız. Suyu tasarruflu kullanmalıyız. Sürdürülebilir su anlayışını Bursa’ya yerleştirmeliyiz. Bu konuda halkımızın desteği önemli" dedi. "Artık şikayet zamanı değil, çözüm zamanı" Bursa’daki su kaynaklarının ana damarının Uludağ olduğunu hatırlatan Başkan Mustafa Bozbey, Uludağ’a kar yağdığında barajların suyla dolduğunu ve kente aktarıldığını söyledi. Uludağ’da 2015 yılında 2 metreye yakın kar yağarken, 2024 yılında bu oranın yüzde 50 azaldığını dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, "Son 52 yılın en düşük yağmur yağdığı yıldayız. Aralık ayının ortasına gelmemize rağmen hala yeterli yağmur alamadık. Uludağ’a da yeterli kar yağmadı. Son 10 yılda su miktarında da yüzde 30 civarında bir düşüş oldu. Dünya yaklaşık 20 senedir iklim krizini konuşuyor ve gerekli tedbirleri alarak süreci yönetiyor. Ancak Bursa’da dikkate alınmamış. Bu yüzden bugünleri yaşıyoruz. Artık şikayet zamanı değil, çözüm zamanıdır. Bizler Bursa’nın gelecekte su sorunu yaşamaması için çözüm üreten, bilim insanların verilerini dikkate alan bir yönetim anlayışını sergiliyoruz" diye konuştu. "Çınarcık arıtma tesisini yakın zamanda devreye alacağız" Büyükşehir Belediyesi ve BUSKİ Genel Müdürlüğü tarafından üretilen çözümler sayesinde Çınarcık Barajı bypass hattını hayata geçirdiklerini belirten Başkan Mustafa Bozbey, "Günlük ortalama 100 bin metreküp suyu, Çınarcık Barajı’ndan alarak Bursalılarla buluşturduk. Çınarcık Barajı’nın arıtma tesisini de yakın zaman içerisinde devreye alacağız. Böylece biraz daha nefes alacağız. Diğer alanlardaki çalışmalarımızı yoğun bir şekilde sürdürüyoruz. Bize hem göletler konusunda hem de diğer alanlarda yaptığımız çalışmalarda destek veren DSİ Bölge Müdürlüğü’ne, bize önemli katkıları olan Bursa Valisi Erol Ayyıldız’a da teşekkür ediyorum" dedi.

FOTOĞRAF TUTKUNLARI 15. FOTOFEST İÇİN BURSA’DA BULUŞUYOR Haber

FOTOĞRAF TUTKUNLARI 15. FOTOFEST İÇİN BURSA’DA BULUŞUYOR

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin, Bursa Kent Konseyi ve Bursa Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği iş birliğiyle düzenlediği ’15. Bursa Uluslararası Fotoğraf Festivali (FotoFest), 12 Aralık- 12 Ocak tarihleri arasında kapılarını açıyor. ‘Kırılma Zamanı’ temasıyla düzenlenecek olan festival, dünyadan ve Türkiye’den fotoğrafçıları, sanatçıları, akademisyenleri ve fotoğraf tutkunlarını Bursa’da buluşturacak. FOTOĞRAF FESTİVALİ HEYECANI BAŞLIYOR Türkiye’nin en uzun soluklu ve en fazla iz bırakan festivali olma başarısını gösteren Uluslararası Fotoğraf Festivali (FotoFest), bu yıl 15 uluslararası, 15 ulusal fotoğrafçı; videoyla eser üreten 7 sanatçı, 8 kolektif, 11 genç, 7 engelli birey ve 20 çocuk fotoğrafçının çalışmalarına 12 farklı mekânda ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 15.’si düzenlenecek olan festivalin küratörlüğünü Prof. Dr. Gülbin Özdamar Akarçay ve Özcan Yurdalan üstleniyor. Toplumsal ve kişisel kırılmaların farklı coğrafyalardan yansımalarını izleyiciyle buluşturacak olan festival, geniş bir seçkiyle fotoğrafın dönüştürücü gücünü hem küresel hem de yerel ölçekte tartışmaya açacak. TEMA; 'KIRILMA ZAMANI' Açılışı, 12 Aralık Cuma akşamı saat 19.00’da Tayyare Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek olan festival, sergilerin yanı sıra bir ay boyunca düzenlenecek paneller, sanatçı konuşmaları ve atölyelerle zenginleşecek. ‘Kırılma Zamanı’ temasıyla çağın toplumsal ve kişisel kırılmalarına odaklanan geniş ölçekli bir program sunacak olan festival, küresel bir diyaloğun köprüsünü inşa ederken aynı zamanda yerelin, marjinalin ve geleceğin seslerine de alan açarak fotoğrafın birleştirici ve dönüştürücü potansiyelini tüm boyutlarıyla gözler önüne serecek. İKLİM KRİZİ, GÖÇ, SAVAŞ VE KİMLİK KONUŞULACAK Dünya fotoğrafının güncel yönelimlerini Türkiye’ye taşıyan bir misyon üstlenen 15. FotoFest’in uluslararası bölümüne; iklim krizi, göç, savaş, kimlik ve bellek konularına odaklanan projeleriyle Forough Alael, Abir Abdullah, Berge Arabian, Laura Chen, Issa Touma, FEMLENS Kolektifi’nin sanatçıları gibi isimler konuk olacak. Türkiye’den ise Bülent Kılıç, Emin Altan, Rana Öztürk, Yiğit Günel, Ayla Güvenç, Ali Saltan, Kemal Aslan, Burcu Ertunç, A. Nur Türk, Cenk Erdoğan, Rıza Erdeğirmenci gibi fotoğrafçılar, dijital üretim süreçleri, toplumsal bellek, kamusal alan, kişisel hikâyeler ve güncel sosyal meseleleri odağına alan çalışmalarıyla festivalde yer alacak. ENGELLİ BİREYLERİN VE ÇOCUK FOTOĞRAFÇILARIN ESERLERİ DE BULUNACAK Bu yıl ilk kez özel davetli olarak Türkiye’deki fotoğraf kolektiflerini programına dahil eden 15. FotoFest’te ayrıca gençlerin, engelli bireylerin ve çocuk fotoğrafçıların üretimleri, verilen eğitimler ve atölye programlarıyla desteklenerek profesyonel bir platformda sergilenecek. “FOTOĞRAFIN GÜCÜYLE BURSA FOTOFEST 2025’TE BULUŞALIM” Bu yıl 15.’si düzenlenecek olan Bursa FotoFest’in tüm kenti kapsayacak bir şölene dönüşeceğini ifade eden Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, “Tüm sanatseverleri, düşünce üreticilerini ve fotoğraf tutkunlarını; Bursa FotoFest ile kırılma anlarının içindeki umutları ve yeni olasılıkları keşfetmeye davet ediyorum. Gelin, bu eşikte birlikte duralım. Fotoğrafın gücüyle Bursa FotoFest 2025’in kent hafızamızda açtığı umut kapısında yeni olasılıkların heyecanıyla buluşalım” dedi.

İZMİR’DE TÜRKİYE’NİN İLK KAYNAK VERİMLİLİĞİ MERKEZİ AÇILDI Haber

İZMİR’DE TÜRKİYE’NİN İLK KAYNAK VERİMLİLİĞİ MERKEZİ AÇILDI

Kaynak verimliliği uygulamaları alanında kapasite oluşturmak ve İzmir sanayisine hizmet vermek amacıyla hayata geçirilen İzmir Kaynak Verimliliği Merkezi'nin tanıtım toplantısı gerçekleştirildi. İzmir Valisi Süleyman Elban, "Türkiye'de ilk ve tek kurum olan İzmir Kaynak Verimliliği Merkezi kurulmuş oldu" dedi. İzmir Kaynak Verimliliği Merkezi'nin tanıtım toplantısı, İzmir İktisat Kongre Binası'nda gerçekleştirildi. Toplantıya İzmir Valisi Süleyman Elban, AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı, MHP İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu, akademisyenler ve iş dünyası temsilcileri katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan Vali Elban, "Sadece valilikler bünyesinde değil, Türkiye'de ilk Kaynak Verimliliği Merkezi kuruldu. Bugünkü toplantımızın amacı da bunun kamuoyuna tanıtılması ve ilgililere bu hizmetin verildiğinin duyurulmasıdır. Malumunuz, özellikle küresel ısınma, iklim krizi, çevre kirliliği sorunları ve birçok nedenle artık dünyada hem kaynaklar gittikçe azalmaya hem de azalan kaynaklarla birlikte çevre kirliliği ve çevre sorunları ayrı bir sorun olarak ortaya çıkmaya başladı. Doğal olarak insanlık bu sorunlarla başa çıkmak ve kaynakları daha verimli kullanmak amacıyla çeşitli çalışmalara yöneliyor. Bu çalışmalardan biri olarak bilinçli üretim tekniklerinden vazgeçilip daha çevreci ve çevreyi korumaya yönelik tekniklere geçme mecburiyeti doğuyor. Bunların en önemlilerinden bir tanesi artık geri dönüşümün ön plana çıkarılmasıdır. Üretimde ne kadar geri dönüşümden kazanılmış malzemenin kullanılması çok önem kazanmaya başladı. Bunlar çeşitli regülasyonlarla ve fonlarla destekleniyor. Avrupa Birliği müktesebatı 1 Ocak 2026'dan itibaren sınırda karbon ayak izi uygulamasına başlıyor ve bazı ürünlerde başlamak kaydıyla 2030'a kadar artarak devam edecek şekilde ihraç edilen ürünlerde karbon ayak izinin azaltıldığını, daha çevreci ve teknolojik ürünler üretildiğini ispatlamak gerekiyor. Aksi halde ek ücret ve tarife ödemek zorunlu olacak" ifadelerini kullandı. "Türkiye'de ilk ve tek kurum" Kaynak Verimliliği Merkezi'nde firmalara karbon ayak izinin azaltılmasının ne anlama geldiği ve nasıl raporlama yapılması gerektiği konusunda destek vermek istediklerini belirten Elban, "Aynı zamanda bölgemizde bu alanda uzmanların yetişmesine katkı sağlamak istiyoruz. Tüm bu ihtiyaçlardan hareketle ilimizde bir Kaynak Verimliliği Merkezi kurulması zorunlu hale geldi. Bunu sanayi ve ihracatçılarla iş birliği içinde kurmak için ciddi çaba sarf ettik ancak arzu ettiğimiz sonucu alamayınca, regülasyonların başlamasına 26 gün kalmışken bu sorumluluğu üzerimize almak zorunda kaldık. Türkiye'de ilk ve tek kurum olan İzmir Kaynak Verimliliği Merkezi böylece kurulmuş oldu" dedi. "Bu sistemi belli bir süre tüm kullanıcılara ücretsiz açıyoruz" Kalkınma Ajansı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının desteğiyle yıllardır yürütülen, endüstriyel simbiyozu esas alan eco-cycle projesini de bu merkezin içine aldıklarını ifade eden Elban, sözlerini şöyle noktaladı: "Bu platformda herkes ürettiği atıkla sisteme girecek, ihtiyaç duyan firmalar da bu atıklara erişebilecek. Böylece geri dönüşüm malzemesine erişim kolaylaşacak ve karbon ayak izi azalacak. Bu sistemi belli bir süre tüm kullanıcılara ücretsiz açıyoruz. Bu hizmetten erken yararlananlar için avantaj sağlanacak; ileride maliyetler gereği ücretlendirme yapılacak. Eco-cycle'ın merkez bünyesine alınmasıyla Kaynak Verimliliği Merkezi'nin hizmetleri bütünleşik hale gelmiş oluyor. Böyle bir uygulama şu anda ülkemizde başka bir yerde bulunmuyor. Bu merkezde yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm, karbon ayak izinin azaltılması ve çevreci teknolojik üretim konusunda kapsamlı çalışmalar yürütmeyi hedefliyoruz."

NİLÜFER'DE GENÇLERİN GÜNDEMİ; İKLİM KRİZİ Haber

NİLÜFER'DE GENÇLERİN GÜNDEMİ; İKLİM KRİZİ

Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Kent Konseyi ve Bir Bulut Olsam Derneği iş birliğinde Nilüfer Belediyesi Fadıllı Havacılık ve Doğa Sporları Merkezi’nde düzenlenen "İklim Krizi ve Doğa Etkinliği", gençlerin çevre bilincini artırmayı hedefledi. Etkinlikte doğada keyifli vakit geçiren, takım oyunları oynayan ve geri dönüştürülebilir malzemelerden kukla yapan gençler, sonrasında Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Zerrin Güleş ile gençlik ve iklim odağında kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdi. Söyleşide, gençlerin en çok merak ettiği konulardan biri olan atık yönetimi hakkında bilgiler veren Güleş, Nilüfer Belediyesi’nin bu konuda öncü olduğunu ve henüz mevzuat çıkmadan ambalaj atıklarını çöpten ayrı topladığını vurguladı. Geri dönüştürülebilir atıkların toplanma sürecine değinen Güleş, atıkların karışık olarak toplanmasına rağmen daha sonra Toplama Ayırma Tesisi’ne gönderildiğini belirtti. Güleş, bu tesiste cam, kağıt, plastik ve metallerin kategorilerine göre ayrıldığını, her malzemenin farklı alıcısı ve dönüştürücüsü olduğunu ifade etti. Nilüfer Belediyesi Atık Getirme Merkezi’nin, 2020 yılından bu yana Alaaddinbey Ek Hizmet Binası kampüsünde faaliyet gösterdiğini söyleyen Güleş, "Bu merkezde, tekstil atıkları, elektronik atıklar, pil ve akümülatörler, tıbbi atıklar, atık motor yağları ve atık bitkisel yağlar dahil 14 ayrı türde atık ayrı toplanarak, lisanslı firmalar aracılığıyla kontrollü bir şekilde bertaraf ediliyor" dedi. Özellikle bitkisel atık yağların çevreye verdiği zararlara dikkat çeken Güleş, kullanılmış bitkisel yağların lavaboya dökülmesinin, kanalizasyon sistemlerini tıkayarak büyük maliyetlere yol açtığını kaydetti. Toprağa karışmasının ise yeraltı sularını kirlettiğini ve yangınlara sebep olduğunu anlatan Güleş, su ortamına dökülen yağların, suyun üzerini kaplayarak oksijen transferini engellediğini ve su altındaki canlı yaşamını bitirdiğini ifade etti. Güleş, lisanslı firmalar tarafından toplanan atık yağların daha çevreci bir yakıt olan biyodizele dönüştürüldüğünü de sözlerine ekledi. Artık kullanılan kavramın "iklim değişikliği" değil, sonuçları itibarıyla günlük yaşamı doğrudan etkileyen bir "iklim krizi" olduğunu vurgulayan Güleş, krizin su yoksunluğu, yangınlar, sel ve fırtına gibi aşırı hava olayları olarak kendini gösterdiğini anlattı. Uluslararası hedefin, küresel sıcaklık artışının sanayi devrimi öncesine göre 1,5 derece ile sınırlanması olduğunu hatırlatarak, bunun için fosil yakıtlardan çıkılması, ulaşım metotlarının gözden geçirilmesi ve yenilenebilir enerji kaynaklarının teşvik edilmesi gerektiğini belirtti. Nilüfer Belediyesi’nin geri dönüşüm konusundaki çalışmalarından da bahseden Güleş, belediyenin pazarlardan toplanan sebze, meyve atıkları ile hizmet binalarından çıkan çay ve kahve posalarını kullanarak kompost tesisi işlettiğini kaydetti. Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nün budama atıklarından da kompost üretildiğini belirten Güleş, bu kompostun toprak kalitesini iyileştirip su tutma kapasitesini artırdığına dikkat çekti ve isteyen vatandaşlara ücretsiz olarak sunulduğunu ekledi. Konuşmasında gençlere önemli bir çağrı da yapan Güleş, sosyal medya ve dijital kanalları kullanarak, belediyeleri çalıştırmalarını söyledi. Çevrelerinde gözlemledikleri sorunları ilgili kurumlara iletmelerini tavsiye eden Güleş, yerel yöneticilerin bu taleplere büyük önem verdiğini de sözlerine ekledi.

BURSA FOTOFEST'TE GERİ SAYIM BAŞLADI Haber

BURSA FOTOFEST'TE GERİ SAYIM BAŞLADI

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin, Bursa Kent Konseyi ve Bursa Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği iş birliğiyle düzenlediği ’15. Bursa Uluslararası Fotoğraf Festivali (FotoFest), 12 Aralık- 12 Ocak tarihleri arasında kapılarını açıyor. ‘Kırılma Zamanı’ temasıyla düzenlenecek olan festival, dünyadan ve Türkiye’den fotoğrafçıları, sanatçıları, akademisyenleri ve fotoğraf tutkunlarını Bursa’da buluşturacak. FOTOĞRAF FESTİVALİ HEYECANI BAŞLIYOR Türkiye’nin en uzun soluklu ve en fazla iz bırakan festivali olma başarısını gösteren Uluslararası Fotoğraf Festivali (FotoFest), bu yıl 15 uluslararası, 15 ulusal fotoğrafçı; videoyla eser üreten 7 sanatçı, 8 kolektif, 11 genç, 7 engelli birey ve 20 çocuk fotoğrafçının çalışmalarına 12 farklı mekânda ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 15.’si düzenlenecek olan festivalin küratörlüğünü Prof. Dr. Gülbin Özdamar Akarçay ve Özcan Yurdalan üstleniyor. Toplumsal ve kişisel kırılmaların farklı coğrafyalardan yansımalarını izleyiciyle buluşturacak olan festival, geniş bir seçkiyle fotoğrafın dönüştürücü gücünü hem küresel hem de yerel ölçekte tartışmaya açacak. TEMA; 'KIRILMA ZAMANI' Açılışı, 12 Aralık Cuma akşamı saat 19.00’da Tayyare Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek olan festival, sergilerin yanı sıra bir ay boyunca düzenlenecek paneller, sanatçı konuşmaları ve atölyelerle zenginleşecek. ‘Kırılma Zamanı’ temasıyla çağın toplumsal ve kişisel kırılmalarına odaklanan geniş ölçekli bir program sunacak olan festival, küresel bir diyaloğun köprüsünü inşa ederken aynı zamanda yerelin, marjinalin ve geleceğin seslerine de alan açarak fotoğrafın birleştirici ve dönüştürücü potansiyelini tüm boyutlarıyla gözler önüne serecek. İKLİM KRİZİ, GÖÇ, SAVAŞ VE KİMLİK KONUŞULACAK Dünya fotoğrafının güncel yönelimlerini Türkiye’ye taşıyan bir misyon üstlenen 15. FotoFest’in uluslararası bölümüne; iklim krizi, göç, savaş, kimlik ve bellek konularına odaklanan projeleriyle Forough Alael, Abir Abdullah, Berge Arabian, Laura Chen, Issa Touma, FEMLENS Kolektifi’nin sanatçıları gibi isimler konuk olacak. Türkiye’den ise Bülent Kılıç, Emin Altan, Rana Öztürk, Yiğit Günel, Ayla Güvenç, Ali Saltan, Kemal Aslan, Burcu Ertunç, A. Nur Türk, Cenk Erdoğan, Rıza Erdeğirmenci gibi fotoğrafçılar, dijital üretim süreçleri, toplumsal bellek, kamusal alan, kişisel hikâyeler ve güncel sosyal meseleleri odağına alan çalışmalarıyla festivalde yer alacak. ENGELLİ BİREYLERİN VE ÇOCUK FOTOĞRAFÇILARIN ESERLERİ DE BULUNACAK Bu yıl ilk kez özel davetli olarak Türkiye’deki fotoğraf kolektiflerini programına dahil eden 15. FotoFest’te ayrıca gençlerin, engelli bireylerin ve çocuk fotoğrafçıların üretimleri, verilen eğitimler ve atölye programlarıyla desteklenerek profesyonel bir platformda sergilenecek. “FOTOĞRAFIN GÜCÜYLE BURSA FOTOFEST 2025’TE BULUŞALIM” Bu yıl 15.’si düzenlenecek olan Bursa FotoFest’in tüm kenti kapsayacak bir şölene dönüşeceğini ifade eden Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, “Tüm sanatseverleri, düşünce üreticilerini ve fotoğraf tutkunlarını; Bursa FotoFest ile kırılma anlarının içindeki umutları ve yeni olasılıkları keşfetmeye davet ediyorum. Gelin, bu eşikte birlikte duralım. Fotoğrafın gücüyle Bursa FotoFest 2025’in kent hafızamızda açtığı umut kapısında yeni olasılıkların heyecanıyla buluşalım” dedi.

NİLÜFER DOĞA VE İNSAN İÇİN ORTAK SAĞLIKTA BULUŞTU Haber

NİLÜFER DOĞA VE İNSAN İÇİN ORTAK SAĞLIKTA BULUŞTU

Nilüfer Belediyesi'nce bu yıl 3'üncüsü düzenlenen Nilüfer Tek Sağlık Sempozyumu, Nazım Hikmet Kültürevi'nde gerçekleştirildi. İnsan, hayvan ve çevre sağlığının birbirinden ayrılmaz bir bütün olduğu gerçeğinden hareketle geliştirilen "tek sağlık" yaklaşımı, halk sağlığının korunması ve geliştirilmesi için farklı bilim dallarının ve meslek gruplarının ortak çalışmasını öngören önemli bir kavram olarak öne çıkıyor. Bu çerçevede Nilüfer Belediyesi'nce düzenlenen Nilüfer Tek Sağlık Sempozyumu birçok farklı meslek kolunu biraraya getirdi. Türkiye'de "tek sağlık" kavramı üzerine sempozyum düzenleyen tek ilçe belediyesi olmanın gururunu yaşadıklarını kaydeden Belediye Başkanı Şadi Özdemir, programın açılış konuşmasında, "Tek sağlık yaklaşımı, Dünya Sağlık Örgütü, Dünya Hayvan Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler Çevre Örgütü ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün oluşturduğu dörtlü yapı tarafından dünyanın sağlıklı geleceği için özel olarak ele alınan evrensel bir konudur. Belediyemiz olarak bu evrensel yaklaşımımızı uzmanlarla tartışmaktan ve geleceğe dair yol haritası oluşturmaktan dolayı büyük bir mutluluk duyuyoruz. Nilüfer'de biz "tek sağlık" yaklaşımının yaşamın her alanına yansıyan bir değer olarak görüyoruz. 2003 yılında kurduğumuz Sahipsiz Hayvanlar Bakım Evi, yeşil alanlara duyduğumuz hassasiyetimiz bu anlayışı kendimize temel edindik. Son 1 yılda da imar rantına karşı kararlı duruşumuz yaşamın bütününe sahip çıkan bu çizgimizi korumaya devam etmek. Çünkü biliyoruz ki bir kentin gerçekten sağlıklı olabilmesi için insanın, hayvanın ve doğanın düşünülebilmesi bir zorunluluktur. Belediyemiz olarak biz de bu bilinçle hareket ediyoruz. İklim krizi karşısında tek başına çözümler yetersizdir. Sağlık sektörü, akademik odalar, üniversite, sivil toplum ve yerel yönetimler birlikte hareket etmek zorundalar. Nilüfer'de doğanın sesinin yankılandığı bir kent olma hedefiyle ilerliyoruz. Tüm bu çalışmalar Nilüfer'in gerçek bir tek sağlık kenti haline getirmek içindir. Türkiye'de bu sempozyumu gerçekleştiren tek ilçe belediyesi olmanın gurunu yaşıyoruz" ifadelerini kullandı. Sempozyum meslek odaları temsilcileri ve akademisyenlerce gerçekleştirilen sunum ve soru-cevap bölümüyle devam etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.