#Imar Affı

- Imar Affı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Imar Affı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

OSMANGAZİ'DE AFETE KARŞI DİRENÇ KONUŞULDU Haber

OSMANGAZİ'DE AFETE KARŞI DİRENÇ KONUŞULDU

Osmangazi Belediyesi, "asrın felaketi" olarak hafızalara kazınan 6 Şubat depreminin yıl dönümü öncesinde, kent yaşamına ve toplumsal farkındalığa katkı sunan önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. ‘Afetlere Karşı Dirençli Kentler ve İletişim' programı, katılımcılara hem bilgi dolu hem de ilham verici bir deneyim sundu. Ördekli Kültür Merkezi'nde Sevda Kurul'un moderatörlüğünde düzenlenen programda, alanında uzman isimler bilgi ve deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Doç. Dr. Burcu Zeybek, "Afet ve Deprem Sürecinde İletişim ve Dezenformasyon" başlıklı sunumuyla, kriz anlarında doğru bilginin hayati önemini vurguladı. Dijital çağda yanlış bilginin yayılma hızına dikkat çeken Zeybek, sağlıklı iletişim stratejilerinin toplumun psikolojik dayanıklılığı üzerindeki etkilerini çarpıcı örneklerle aktardı. "Teyide muhtaç bilgiyi etkileşim ağına sokmak yanlış" Afetlerin öncesinde, sırasında ve sonrasında olmak üzere bölümlendirildiğinde her bir süreç için her alandan bilim insanının, yerel yöneticinin, idari mülki amirin yapacağı pek çok şey olduğuna değinen Doç. Dr. Burcu Zeybek, şu açıklamalarda bulundu: "Artık dijital bir dönüşüm çağındayız, dolayısıyla sadece geleneksel medya değil dijitalde içerik ürettiğimiz tarafta da çok dezenformasyon ve krizin büyümesine açık bir ortam var. Çünkü orada herkes içerik üreticisi ve biz bunu 6 Şubat depreminde yaşadık. Arkası gelmeyen ihbarlar, dezenformasyon içeriklerin çok geniş ve etkileşimli bir şekilde yayıldığını gördük. Bu platformlarda, hem içerik tüketicisi, hem üreticisiyiz ama teyide muhtaç bilgiyi etkileşim ağına sokmak burada yanlış olan. Bu platformların kullanıcıları olarak görevlerimizde etik ve yasal çerçeveyi bilerek içerik üretiyor olmak gerek. Teyit edilmemiş bilgi, algoritmaya takılıyor. Biliyorsunuz, orada algoritma üzerinden yürüdüğü için çok daha geniş kitleye duyurulmasına imkan veriyoruz. Bu platformların algoritmalara göre işlediğinin farkında olmak lazım. İçerik seçtiğini, gölge banlama yaptığını biliyor olmak gerekiyor. Önce tüketici olarak, sonra içerik üreticisi olarak bunun farkında olmak ve yasal, etik çerçeveleri bilmek gerekiyor." "Coğrafyanın şartlarını kabul etmeliyiz" Programın bir diğer konuşmacısı Dr. Öğr. Üyesi Tuğçe Tezer ise "Deprem ve Planlama Ekseninde Geçmişten Bugüne Antakya" başlıklı sunumunda, kentsel planlamanın tarihî gelişimi ile afetlere hazırlık arasındaki ilişkiyi ele aldı. Antakya üzerinden yapılan değerlendirmeler, katılımcılara hem geçmişten ders çıkarma hem de geleceğe yönelik çözüm önerileri üretme imkanı sundu. 13 yıldır Antakya üzerinde çalışmalar yaptığını söyleyen Tezer, sözlerinde şu ifadeleri kullandı: "Antakya, Kahramanmaraş merkezli depremlerde merkeze uzak olmasına rağmen en büyük yıkımı yaşayan kentlerden biri oldu. Bu da bize şehir planlamasında, yapılaşmada ve denetimde ciddi hatalar yaptığımızı gösteriyor. Aslında depremle ilgili neyin doğru neyin yanlış olduğunu biliyoruz ama uygulamada sınıfta kalıyoruz. Doğa bize açık mesaj veriyor. Fay hatlarına, su kenarlarına, zemini zayıf alanlara yerleşmemek gerekiyor. Planlama mevzuatımız buna uygun ama planlama-uygulama-denetim zincirinin birbirinden ayrılmaması gerekiyor. Müteahhitlik ciddi bir teknik iş olmasına rağmen yeterince nitelikli yürümüyor. Bir de imar affı gerçeği var; Antakya'daki örnek bize en az 56 bin yapının affedildiğini gösterdi. Bu sadece Hatay'ın değil, tüm Türkiye'nin bir afet ülkesi olduğu gerçeğini yüzümüze vuruyor. Özetle, Coğrafyanın şartlarını kabul edip, bilimi, teknolojiyi ve denetimi ciddiye alarak doğru yerlere, doğru şekilde yerleşmemiz şart." Soru-cevap bölümüyle interaktif bir atmosfere dönüşen programda, izleyiciler merak ettikleri konuları uzman isimlere doğrudan yöneltme fırsatı buldu. Osmangazi'de Yoğun ilgi gören etkinlik, afetlere karşı bilinçli bir toplum oluşturma yolunda önemli bir adım olarak değerlendirildi.

MUDANYA'DA 2 BİN BİNA YIKIM TEHDİDİNDE Haber

MUDANYA'DA 2 BİN BİNA YIKIM TEHDİDİNDE

Bir kısmı imar barışından yararlanıp elektrik su alan ancak yapı kullanma belgeleri iptal edilen, bir kısmı da binaları köy sınırlarında kalan yüzlerce kişi Mudanya Belediyesi'nden gelen yıkım tebligatı ile şok oldu. Elektrik, su almaya hak kazanan ve kapılarına numara asılan Mudanyalılar belediyenin bu kararını gözden geçirmesini istiyor. İmar Affı kapsamında yapılarına elektrik ve su bağlanan hatta bu yapılar için vergi ödeyen vatandaşlar, "Yıkım çözüm değildir" diyerek Mudanya Belediyesi'ne tepki gösterdi. Mudanya Belediyesi'nin kanuni zorunluluk olmasına rağmen 12 yıldır büyükşehir kanunu ile merkeze bağlanan köylerde imar planı yapmamasının da bir çok binayı kaçak duruma düşürdüğü öne sürülüyor. 2014 yılında yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası ile birlikte bir çok köy, mahalle statüsüne geçerken daha önce köylüler tarafından kullanılan araziler de belediyelere devredildi. 6360 sayılı yasa gereğince köylüler babadan hatta dededen kalan yapılarına bile çivi çakamaz hale geldi. Büyükşehir Yasasında 2 sene içerisinde yapılması yada yaptırılması açıkça belirtilmesine rağmen Mudanya Belediyesi 12 yıl boyunca uhdesindeki köylerin planlarını yapmadı. Bu sebeple köy statüsünden mahalle statüsüne geçen bir çok kırsal alandaki yapı tarım alanı göründüğü için kaçak pozisyonuna düştü. İmar planı olmayan alanlarda köylünün barınma ihtiyacı için yaptığı evler, ahırlar ve tarımsal yapılar cezalar, davalar ve yıkım kararlarıyla karşı karşıya bırakıldı. Yasadan önce yapılmış olmasına rağmen bir çok eve de yıkım tebligatı gitti. Tarım arazisi üzerindeki yapılarına elektrik ve su bağlanan hatta vergi dahi ödeyen bir çok yapı sahibi Mudanya Belediyesi'ne isyan etti. Kırsal yaşam biçiminin göz ardı edildiğini belirten vatandaşlar belediyelerin iki yıl içinde imar planlarını yapması gerektiğini, ancak bu planların yapılmadığını, bedelinin ise köylüye ödetildiği vurgulandı. İmar Barışı hatırlatması 6 Haziran 2018'de yürürlüğe giren İmar Barışı düzenlemesiyle devletin yapı sorununu kabul ettiğini ifade eden mağdur vatandaşlar uygulamada yapılan hataların milyonlarca vatandaşı yeniden mağdur ettiğini belirtti. Sürelerin defalarca uzatılması, bankaların hafta sonu bile açık tutulması ve reklamlarla yapılan çağrıların vatandaşları yanlış yönlendirdiği dile getirildi. Yapılan açıklamada bugün ise aynı vatandaşların "yanlış yaptın" denilerek yıkım tebligatlarıyla karşı karşıya bırakıldığına dikkat çekildi. Açıklamada, Mudanya Belediyesi'nin asli görevi olan imar planlarını yapmadığı, bunun yerine vatandaşı cezalar ve yıkımlarla terbiye etmeye çalıştığı ifade edildi. Bu yaklaşımın sosyal belediyecilikle uyuşmadığı vurgulandı. Mudanya'da köylülerin evlerinin eskidiği ve yenilenmeye ihtiyaç duyduğu, ancak "imar yok, izin yok" cevabıyla karşılaştıkları belirtildi. Açıklamada yıkım siyasetinin iflas ettiği ve vatandaşın suçlu ilan edilmesinin kabul edilemez olduğu dile getirildi. 2 bin binanın yıkım tehdidi altında olduğunu belirten İmar Mağdurlarının sözcüsü İbrahim Hacıoğlu, "1995 yılında yapılmış 30 senelik binalara bile tebligat gönderiyorlar. Belediye İmar planı yapmadığı için bu yapılar bile kaçak duruma düştü aralarında genç binalar var. 1 yıllık yapılar sırf belediye imar planı hazırlamadı diye yıkılmasın. Bu yapıların afet risk analiz raporu oluşturularak kayıt altına alınması lazım. Bu yapılan vatandaşın tapu arazisi içerisinde neymiş tarım arazisiymiş bakıyorsun tarım yapılacak yer kalmamış her yer ev. Bir çok kişiye tebligat gitti. 60 gün içerisinde itiraz etmezse encümen kararı ile evleri yıkılacak. Mudanya Belediyesi planları güncellemediği için vatandaşla devleti karşı karşıya getiriyor" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.