#Irak

- Irak haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Irak haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İŞTE PARÇALARI HATAY'A DÜŞEN FÜZE PARÇALARI Video Galeri

İŞTE PARÇALARI HATAY'A DÜŞEN FÜZE PARÇALARI

İRAN'DAN TÜRKİYE'YE YÖNELEN BALİSTİK FÜZE HAVADA İMHA EDİLDİ, ONU İMHA EDEN SAVUNMA MUHİMMATININ PARÇALARI HATAY'IN DÖRTYOL İLÇESİNE DÜŞTÜ... Milli Savunma Bakanlığı, İran’dan ateşlenerek Irak ve Suriye haVa sahasını geçtikten sonra Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen bir balistik mühimmatın Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından angaje edilerek etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadığı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: "İran’dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasını geçtikten sonra Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından zamanında angaje edilerek etkisiz hâle getirilmiştir. Hatay ili Dörtyol ilçesinde düşen mühimmat parçasının, söz konusu tehdidin havada imha edilmesi sonrasında önleme yapan hava savunma mühimmatına ait olduğu tespit edilmiştir. Olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma söz konusu değildir. Ülkemizin ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak konusundaki irademiz ve kapasitemiz en üst seviyededir. Türkiye bölgesel istikrar ve huzurdan yana taraf olurken, kimden ve nereden gelirse gelsin topraklarının ve vatandaşlarının güvenliğini sağlamaya muktedirdir. Topraklarımızın ve hava sahamızın savunulmasına yönelik her türlü adım kararlılıkla ve tereddütsüz atılacaktır. Ülkemize yönelik her türlü hasmane tutuma karşı cevap verme hakkımızın mahfuz olduğunu hatırlatıyoruz. Tüm taraflara, çatışmaların bölgede daha da yayılmasına neden olacak adımlardan uzak durma uyarısında bulunuyoruz. Bu kapsamda NATO ve diğer müttefiklerimizle istişare içinde olmayı sürdüreceğiz."  

İSRAİL SAZANI ÖNEMLİ BİR GELİR KAYNAĞI OLDU Haber

İSRAİL SAZANI ÖNEMLİ BİR GELİR KAYNAĞI OLDU

Hızla çoğalması ve yayılması nedeniyle istilacı tür olarak bilinen İsrail sazanının uzun süredir Uluabat Gölü'nde avcılığı yapılıyor. Yıllardır gölden çıkan ve iyi gelir sağlayan turna ve sazan gibi diğer balıklar ile tatlısu ıstakozu azalırken, İsrail sazanı hızla arttı. İstilacı tür, göle kıyısı olan yerleşim birimlerindeki balıkçılara ek gelir sağladı. Gölyazı Mahallesi Muhtarı Mustafa Cihanoğlu, Uluabat Gölü'nün su seviyesinin yağışlarla yükselmesinin balıkçıları mutlu ettiğini söyledi. Gökde balık miktarının artmasını beklediklerini dile getiren Cihanoğlu, "Bu balık ilk geldiğinde gölü yok edecek dediler, bitirecek dediler. Uluabat Gölü'nde 20-30 yıldır var. Gölde bizim açımızdan bir sıkıntı oluşturmadı. Balıkçılarımız ağırlıklı olarak bu balıkla geçimini sağlıyor. Yakalanan balıklar Suriye ve Irak'a ihraç ediliyor. Diğer balıklar azalınca İsrail sazanı balıkçılar için kurtuluş oldu" diye konuştu. Gölyazı Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Mustafa Topsezer de şu anda gölde sazan avcılığının sürdüğünü belirterek, "15 Mart'ta sazan avı yasağı başlayacak. Şu an turna yasak. 1 Nisan'da turna başlayacak. Balıkçılar yakaladıkları sazanları soğuk hava deposuna teslim ediyor. Oradan balıkları firma alıyor ve işleyip ihraç ediyor. Balıkçılarımız için önemli bir gelir kaynağı" dedi.

BAĞDAT’TA GÖSTERİCİLER GÜVENLİK GÜÇLERİNE ATEŞ AÇTI Haber

BAĞDAT’TA GÖSTERİCİLER GÜVENLİK GÜÇLERİNE ATEŞ AÇTI

Irak’ın başkenti Bağdat’ta, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in öldürülmesini protesto eden grup ile güvenlik güçleri arasında çıkan arbedede çok sayıda güvenlik görevlisinin yaralandığı açıklandı. Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, ABD Büyükelçiliği binasının ve hükümet konaklarının bulunduğu korunaklı Yeşil Bölge girişindeki Asma Köprü üzerinde toplanan protestocuların arasına karışan bazı silahlı kişiler, güvenlik güçlerine tabancalarla ateş açtı. GÜVENLİK GÜÇLERİ ATEŞLİ SİLAH KULLANMADI Açıklamada, güvenlik güçlerinin doğrudan ateş hattında kalmasına rağmen en üst düzeyde disiplin ve özveri göstererek ateşli silah kullanmaktan kaçındığı vurgulandı. Kalabalığı dağıtmak için yalnızca göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su kullanıldığı belirtildi. Saldırıların ardından yapılan incelemelerde güvenlik güçlerine ateş açtığı tespit edilen 3 kişi yakalanarak gözaltına alındı. Kaçan diğer saldırganların yakalanması için hukuki sürecin ve takibin başlatıldığı duyuruldu. 13 GÜVENLİK GÖREVLİSİ YARALANDI Iraklı bir güvenlik kaynağı, protestocularla güvenlik güçleri arasında meydana gelen şiddet olaylarında 13 güvenlik personelinin yaralandığını, 15 göstericinin gözaltına alındığını bildirdi. Göstericiler arasındaki yaralı sayısının ise 7 olduğu kaydedildi. Protestoların, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik gerçekleştirdiği hava saldırıları sonucu hayatını kaybeden İran Dini Lideri Ali Hamaney ve diğer komutanlar için düzenlendiği belirtildi. İran, Irak bayrakları ve Hamaney’in posterlerini taşıyan protestocuların hedefinde, Yeşil Bölge içerisinde yer alan ABD Büyükelçiliği binası bulunuyor.

TBMM IRAK, SURİYE VE LÜBNAN TEZKERELERİNE ONAY VERDİ Haber

TBMM IRAK, SURİYE VE LÜBNAN TEZKERELERİNE ONAY VERDİ

TBMM, Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) kapsamında Lübnan’da bulunan Türk askerinin görev süresinin 2 yıl, Irak’ta ve Suriye’de görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) görev süresinin 3 yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Tezkereleri’ni Genel Kurul’da kabul etti. Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) kapsamında Lübnan’da bulunan Türk askerinin görev süresinin 2 yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi kabul edildi. TBMM AK Parti, CHP, MHP, İYİ Parti ve Yeni Yol Partisi milletvekilleri tezkereye kabul oyu verirken, DEM Parti çekimser kaldı. Türkiye’nin, UNIFIL’e yaptığı katkılarla barışı koruma harekatının etkin biçimde icrasında önemli bir işlev üstlendiğinin kaydedildiği tezkerede, "Bu çerçevede Türkiye’nin katkısı gerek Birleşmiş Milletler sistemi içinde, gerek bölgesel ve küresel ölçekte, gerek kapsamlı sivil-asker işbirliği faaliyetleri vasıtasıyla Lübnan toplumunun her kesimi nezdinde görünürlüğünün artmasına, ayrıca barış ve istikrarın korunmasına yönelik politikasının sürdürülmesine hizmet etmiştir. Bu itibarla UNIFIL’e katkımızın sürdürülmesinin önem arz ettiği değerlendirilmektedir" ifadelerine yer aldı. UNIFIL’in görev süresinin BMGK kararıyla 31 Aralık 2026’ya kadar son kez uzatıldığı belirtilen tezkerede, 2027 yılına kadar UNIFIL’in tedricen tasfiyesine başlanmasının kararlaştırıldığı vurgulandı. Lübnan Tezkeresi’nde, şunlar kaydedildi: "Lübnan ile ikili ilişkilerimiz ve bölgedeki güvenlik koşulları da göz önünde tutularak, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin UNIFIL’in görev süresinin uzatılması ve tedricen tasfiyesi yönündeki 2790 Sayılı Kararı uyarınca hudut, şümul ve miktarı Cumhurbaşkanınca belirlenecek Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının 1701 Sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı ve 880 Sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla tespit edilen ilkeler kapsamında 31 Ekim 2025 tarihinden itibaren 2 yıl daha UNIFIL’e iştirak etmesi ve bununla ilgili gerekli düzenlemelerin Cumhurbaşkanınca yapılması için gereğini Anayasa’nın 92’nci maddesi uyarınca bilgilerinize sunarım." Türk askeri 3 yıl daha Suriye ve Irak’ta Irak’ta ve Suriye’de görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) görev süresinin 3 yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Tezkereleri TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. AK Parti, MHP, İYİ Parti ve Yeni Yol Partisi milletvekilleri tezkereye kabul oyu verirken, CHP ve DEM Parti hayır oyu verdi. Türkiye’nin Irak’ın toprak bütünlüğünün, milli birliğinin ve istikrarının korunmasına büyük önem atfettiğine dikkat çekilen tezkerede, "Diğer taraftan, Irak’ta PKK ve DEAŞ unsurlarının varlığını sürdürmesi, etnik temelli ayrılıkçılığa yönelik girişimler, bölgesel barışa, istikrara ve ülkemizin güvenliğine doğrudan tehdit oluşturmaktadır. Suriye’de PKK/PYD-YPG ve DEAŞ başta olmak üzere, terör örgütleri mevcudiyetini sürdürmekte ve ülkemize, ulusal güvenliğimize ve sivillere yönelik tehdit oluşturmaya devam etmektedir" ifadelerine yer verildi. Tezkerede, PKK/PYD-YPG’nin, Suriye merkezi yönetimine entegre olmaya yönelik adım atmayı ayrılıkçı ve ayrıştırıcı gündemi dolayısıyla reddettiği, ülkede kalıcı istikrarın tesisine yönelik sürecin ilerletilmesini de engellemeye çalıştığı belirtildi. Tezkerede, "Diğer taraftan, Suriye’de mevcut yönetimin beklenti ve gereksinimi doğrultusunda ülkenin terörle mücadele imkan ve kabiliyetlerinin geliştirilmesi, sivillerin günlük yaşamlarını ve geri dönüşlerini olumsuz etkileyen mayınların temizlenmesi, ülkedeki kimyasal silahların yerlerinin tespiti ve imhası süreçlerinde de ulusal çabalara eşlik eden uluslararası çalışmaların desteklenmesi ihtiyacı bulunmaktadır" denildi. Bütün bu gelişmeler çerçevesinde, Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü bozmaya, istikrar ve güvenlik tesisi çabalarını sekteye uğratmaya ve sahada gayrimeşru oldubittiler oluşturmaya yönelik, Türkiye’nin milli güvenliğine tehlike oluşturabilecek her türlü risk, tehdit ve eyleme karşı, uluslararası hukuktan doğan haklar doğrultusunda gerekli önlemlerin alınması ve Suriye’deki istikrarın tesisine dair çabaların pekiştirilmesinin milli güvenlik açısından hayati önem arz ettiği vurgulandı. Tezkerede, şunlar kaydedildi: "Ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2170 (2014), 2178 (2014), 2249 (2015) ve 2254 (2015) sayılı kararlarıyla, Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve bağımsızlığının teyit edilmiş olmasının ve yine 2170 (2014) sayılı Kararda bu ülkelerdeki terör faaliyetlerinin kınanarak DEAŞ ve benzeri terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı Birleşmiş Milletler üyesi tüm ülkelere 1373 (2001) sayılı Karar ve uluslararası hukuk çerçevesindeki sorumluluklarına uygun şekilde gerekli tedbirleri alma çağrısında bulunulmuş olmasının ışığında, Türkiye’nin DEAŞ ve diğer terör örgütleriyle mücadele amacıyla oluşturulan uluslararası koalisyon bünyesinde iştirak ettiği faaliyetlerin sürdürülmesi de önem taşımaktadır. Bu mülahazalarla, Türkiye’nin milli güvenliğine yönelik ayrılıkçı hareketler, terör tehdidi ve her türlü güvenlik riskine karşı uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli her türlü tedbiri almak, Irak ve Suriye’deki tüm terör örgütlerinden ülkemize bundan sonra da yönelebilecek saldırıları bertaraf etmek ve kitlesel göç gibi diğer muhtemel risklere karşı milli güvenliğimizin idame ettirilmesini sağlamak, Türkiye’nin güney kara sınırlarına mücavir bölgelerde yaşanan ve hiçbir meşruiyeti olmayan tek taraflı bölücü girişimler ve bunlarla ilgili olabilecek gelişmeler karşısında Türkiye’nin menfaatlerini etkili bir şekilde korumak ve kollamak, gelişmelerin seyrine göre ileride telafisi güç bir durumla karşılaşmamak için süratli ve dinamik bir politika izlenmesine yardımcı olmak üzere hudut, şümul, miktar ve zamanı Cumhurbaşkanınca takdir ve tayin olunacak şekilde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerektiği takdirde sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi ve aynı amaçlara matuf olmak üzere yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunması, bu kuvvetlerin Cumhurbaşkanının belirleyeceği esaslara göre kullanılması ile risk ve tehditlerin giderilebilmesi için her türlü tedbirin alınması ve bunlara imkan sağlayacak düzenlemelerin Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için 2.10.2014 tarihli ve 1071 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı ile verilen ve son olarak 17.10.2023 tarihli ve 1395 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı ile uzatılan iznin süresinin 30 Ekim 2025 tarihinden itibaren 3 yıl uzatılması hususunda gereğini Anayasa’nın 92. maddesi uyarınca bilgilerinize sunarım."

KALKINMA YOLU'NDAN EKONOMİYE 50 MİLYAR DOLAR Haber

KALKINMA YOLU'NDAN EKONOMİYE 50 MİLYAR DOLAR

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Küresel Ulaştırma Koridorları Forumu kapanışında konuştu. Uraloğlu Irak'tan başlayan ve Türkiye'den Avrupa'ya açılacak Kalkınma Yolu projesine dikkat çekerek, "2030'lara geldiğimizde bu proje de hayata geçmiş olur. Ekonomiye katkısının 50 milyar dolar seviyesinde olacağını düşünüyoruz. 60 binin üzerinde insanın istihdamına imkan sağlayacaktır. Sadece bu demiryolunu bitirdiğimizde, ülkemizdeki 6 milyon insanımıza da demiryoluyla erişim imkanı sağlayacak bir projeden bahsediyoruz" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Küresel Ulaştırma Koridorları Forumu Kapanış Oturumu kapsamında açıklamada bulundu. İlk defa küresel anlamda birçok ülkenin katılımıyla düzenlenen forumun çıktıları hakkında bilgi veren Bakan Uraloğlu, "80 ülkeden, 38 Bakan, 17 Bakan Yardımcısı, 30'dan fazla da kuruluş katıldı. 3 gün boyunca 3 bin 500 misafirimiz de katılmış oldu formumuza" ifadelerini kullandı. Uraloğlu, "Bizim Bakanlığımız ile diğer bakanlıklar arasında çokça mutabakat zaptı imzalama imkanına sahip olduk. Şöyle bakacak olursak yine Türkiye-Fas, Türkiye-İspanya, Türkiye-Moritanya, Türkiye-Suriye, Türkiye-Kamboçya, Türkiye-Karadağ ve Türkiye-Liberya arasında da birçok anlaşma ve mutabakat zaptını bu süreçte imzaladık. Hayata geçirdik" şeklinde konuştu. "Alternatifleri elbette hep beraber ortaya koymamız gerekir" Türkiye'nin sadece 4 saatlik uçuşla 67 ülkeye ulaşabildiğini belirten Bakan Uraloğlu, "Yani Afrika'nın önemli bir bölümü, Avrupa'nın tamamı, Asya'nın ve Uzak Doğu'nun önemli bir bölümüne gidebiliyoruz. 1,5 milyar insan yaşıyor burada. Yaklaşık 51 trilyon dolarlık bir gayrisafi milli hasıla ve yıllık da 25 trilyon dolarlık bir ticaret hacminden bahsediyoruz. Gerçekten bu anlamda kıymetli. Mevcut koridorları nasıl güçlendiririz? Süveyş Kanalı'nda bir aksaklık olmaması için orada daha neler yapmalıyız? Hürmüz Boğazı'nın kapanma riskine karşı beraberce nasıl hareket etmeliyiz? Bir taraftan da alternatifleri elbette hep beraber ortaya koymamız gerekir. Yoksa kriz anında biz biçare kalmış olabiliriz. Onun için koridorlar noktasında da birçok projeyi beraberce hayata geçirmemiz gerekir diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Orta Koridor'da 75 milyar dolarlık ticaret hacmi Türkiye'nin Orta Koridor'un önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Bakan Uraloğlu, "Hazar geçişli bir koridor. Biz üzerimize düşeni gerçekten yapma gayreti içerisindeyiz. Elbette tek başımıza bir şeyler yapmamız kıymetli olmakla beraber asla yeterli değil. Paydaş ülkelerle beraber bu süreci beraber yürütmemiz gerekir. Birçok iş yaptık ve o işi de o işlere de inşallah tekamül ettirmiş olacağız. Türkiye'de Orta Koridor'un yaklaşık 2 bin 150 kilometrelik bir bölümü bulunuyor. Şu anda halihazırda geçişler devam ediyor ancak kapasitemizin mutlaka artırılması gerekir. Yapmamız gereken işleri de bir taraftan yapıyoruz. Mesela İstanbul'daki köprü üzerinden demiryolu geçişiyle ilgili çalışmalarımız sona aşamaya geldi. Burada Dünya Bankası, EBRD, Asya Kalkınma Bankası, İslam Kalkınma Bankası gibi bankaların desteğiyle 6 milyarın üzerinde bir projenin finansmanını konuşuyoruz" diye konuştu. Orta Koridor'a toplam 50 milyar dolarlık bir yatırımın yapılmasından bahsettiklerini söyleyen Bakan Uraloğlu, "Bunun yine 114 milyarlık bir ekonomiye etkisinin olacağını ve yıllık ortalamada 150 bine yakın insanın istihdamına vesile olacağını öngörüyoruz. Demiryolu ve lojistik üstünlüğü noktasında özellikle karbon ayak izinin takip edilmesi, yeşil enerji dönüşümüyle ilgili demiryollarının ne kadar kıymetli olduğunu biliyoruz. 75 milyar dolarlık bir ticaret hacmi, 6,5 milyon tonluk bir yük taşıma şimdilik bunun 20 milyon tonun üzerine çıkmasını öngörüyoruz ve hava ulaşımından sonra en hızlı ulaşım modunun olacağını da hesap ediyoruz. Şimdilik 18 gün ilerleyen zamanda da 15 güne kadar düşecek" açıklamasında bulundu. "Kalkınma yolu projesinin ekonomimize katkısı 50 milyar dolar" Irak'ın Faw Limanı'ndan başlayan bin 200 kilometrelik bir ulaşım koridoruyla karayolu, demiryolu, enerji nakil hattı ve iletişim ağlarıyla Türkiye'ye gelen ve buradan da Avrupa'ya açılması projesi olan Kalkınma Yolu üzerinde çalıştıklarını belirten Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: "Burada, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Irak ve Türkiye olarak varız ama bu projeye katılmak isteyen gerek komşu ülkelere gerek diğer ülkelere de açık olduğumuzu özellikle belirtmek isterim. Ülkemizde de bu koridorla ilgili işleri büyük ölçüde tamamladık. Eksik olanları da tamamlayacağız. Irak tarafındaki bin 200 kilometrenin finansman modeli üzerinde çalışıyoruz. Bu sene bunu nihayete erdirmeyi, önümüzdeki sene de yapımına başlamayı düşünüyoruz. Yani 2030'lara geldiğimizde bu proje de hayata geçmiş olur diye düşünüyoruz." Kalkınma Yolu'nun ekonomiye katkısının 50 milyar dolar seviyesinde olacağını söyleyen Bakan Uraloğlu, "Yine 60 binin üzerinde insanın istihdamına ülkemiz adına imkan sağlayacaktır diye yine düşünüyoruz. Sadece bu demiryolunu bitirdiğimizde, ülkemizdeki 6 milyon insanımıza da demiryoluyla erişim imkanı sağlayacak bir projeden bahsediyoruz" diye konuştu. İHA

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.