#Istinaf

- Istinaf haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Istinaf haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AVUKATA BIÇAKLA SALDIRAN SANIK TAHLİYE EDİLDİ Haber

AVUKATA BIÇAKLA SALDIRAN SANIK TAHLİYE EDİLDİ

Erzurum'da avukat Bağaçlı'ya bürosunda yönelik bıçaklı saldırıya ilişkin davada tutuklu sanık Polat, 7 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, hükümle birlikte sanığın tahliyesine karar verdi. Olay, 2 Mayıs 2026'da Erzurum'da meydana geldi. Avukat Taha Bağaçlı, bürosunda bir kişinin bıçaklı saldırısına uğradı. Saldırının ardından İlçe Emniyet Müdürlüğüne sığınan Bağaçlı'yı takip ettiği belirtilen Kemal Polat, polis ekiplerince yakalandı. Soruşturmanın ilk aşamasında savcılık tarafından "görevi yaptırmamak için direnme" suçlaması kapsamında mahkemeye sevk edilen Polat, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. KAMERA GÖRÜNTÜLERİNİN ARDINDAN YENİDEN GÖZALTINA ALINDI Olaya ilişkin kamera görüntülerinin medya ve sosyal medyada yayımlanmasının ardından savcılık tarafından görüntüler yeniden değerlendirmeye alındı. Şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarılması üzerine Polat, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla yeniden gözaltına alındı. Savcılık işlemlerinin ardından tutuklanması talebiyle mahkemeye sevk edilen Polat hakkında "görevi yaptırmamak için direnme", "silahla tehdit" ve "cebir ve tehdit suretiyle iş yeri dokunulmazlığını ihlal" suçlamaları kapsamında tutuklama kararı verildi. Polat, kararın ardından cezaevine gönderildi. 7 YIL 1 AY HAPİS CEZASI VERİLDİ Erzurum Adliyesinde yaklaşık 5 ay süren yargılama sonucunda mahkeme, sanık Polat hakkında kararını açıkladı. Mahkeme, Polat'ı "görevi yaptırmamak için direnme" ve "iş yeri dokunulmazlığını ihlal" suçlarından toplam 7 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırdı. Heyet, hükümle birlikte sanığın tahliyesine de karar verdi. Kararın istinaf incelemesine gönderildiği belirtildi.

EŞE "EŞEK" DEMEK HEM BOŞANMA HEM TAZMİNAT SEBEBİ Haber

EŞE "EŞEK" DEMEK HEM BOŞANMA HEM TAZMİNAT SEBEBİ

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bir boşanma davasında eşine "eşeksin, hayvansın" diyerek hakaret eden erkeğin, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda kadına göre daha ağır kusurlu olduğuna karar verdi. Daire, söz konusu ifadelerin kadının kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek kadın lehine uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini bildirdi. Geçimsizlik yaşayan çift, Aile Mahkemesinde karşılıklı boşanma davası açtı. İlk derece mahkemesi, erkeğin aile yaşantısını olumsuz etkileyecek şekilde her gün alkol aldığı, eşine küfrettiği, "eşeksin, hayvansın" şeklindeki sözlerle eşini aşağıladığı ve hakaret ettiği gerekçeleriyle erkeği tam kusurlu kabul etti. Kararın tarafların avukatlarınca istinaf edilmesinin ardından Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak dosyanın yeniden görülmesine hükmetti. Davayı yeniden ele alan Aile Mahkemesi bu kez tarafları eşit kusurlu kabul ederek kadının tazminat taleplerini reddetti. Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 2. Hukuk Dairesine taşındı. YARGITAY EŞİT KUSUR KARARINI DOĞRU BULMADI Yargıtay, erkeğe yüklenen davranışların sürekliliği ile dosyada kadına yüklenen davranışları birlikte değerlendirerek tarafların eşit kusurlu kabul edilmesinin doğru olmadığı sonucuna vardı. Dairenin kararında, erkeğin her gün alkol aldığı, eşine küfrettiği, "eşeksin, hayvansın" diyerek aşağıladığı ve hakarette bulunduğu yönünde ilk derece mahkemesince kabul edilen eylemlerin sürekliliğine dikkati çekildi. Kararda, ❝Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda davalı karşı davacı erkeğin, davacı karşı davalı kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir.❞ değerlendirmesine yer verildi. Yargıtay, tarafların eşit kusurlu kabul edilmesini hatalı bularak hükmün bozulmasına karar verdi. ❝KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI TEŞKİL ETTİ❞ Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, tazminat talepleri yönünden yaptığı değerlendirmede de boşanmaya neden olan olaylarda kadının ağır veya eşit kusurlu olmadığını belirtti. Erkeğin kusurlu davranışlarının kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu kaydeden Daire, boşanma sonucunda kadının diğer eşin maddi desteğini de en azından kısmen kaybettiğine işaret etti. Kararda, ❝Evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddi desteğini yitirdiği anlaşılmıştır.❞ ifadeleri kullanıldı. KADIN LEHİNE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNATA HÜKMEDİLMESİ GEREKTİĞİNİ BELİRTTİ Daire, boşanma nedeniyle kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun miktarda maddi tazminat isteyebileceğini; boşanmaya yol açan olaylar nedeniyle kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın da manevi tazminat talep edebileceğini hatırlattı. Yargıtay kararında, ❝Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, hakkaniyet kuralları da dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.❞ denildi. Böylece Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, somut olayda eşe yönelik "eşeksin, hayvansın" şeklindeki hakaretleri diğer kusurlu davranışlarla birlikte değerlendirerek, erkeğin daha ağır kusurlu olduğuna ve kadın lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine karar verdi.

"FATİH TERİM FONU" DAVASINDA SEÇİL ERZAN YENİDEN HAKİM KARŞISINDA Haber

"FATİH TERİM FONU" DAVASINDA SEÇİL ERZAN YENİDEN HAKİM KARŞISINDA

Kamuoyunda "Fatih Terim Fonu" olarak bilinen davada, aralarında Arda Turan, Fernando Muslera, Emre Belözoğlu ve Selçuk İnan'ın da bulunduğu 30'dan fazla kişiyi yüksek faiz vaadiyle dolandırdığı iddiasıyla 102 yıl 4 ay hapis ve 753 bin 880 lira adli para cezasına çarptırılan eski banka müdürü Seçil Erzan'ın, istinaf mahkemesinin bozma kararının ardından yeniden yargılanmasına başlandı. Tutuklu sanık Erzan, suçlamaları reddederek, ❝Arda Turan'ın 1 kuruş alacağı varsa bana bin yıl ceza verin.❞ dedi. Denizbank Levent Şubesi eski Müdürü Seçil Erzan hakkında İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesince verilen karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesince bozuldu. Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin hüküm kurarken birleşen dosyalara ilişkin bilgilere gerekçeli kararda yer vermediğini ve bu durumun kararın denetlenmesini zorlaştırdığını belirtti. Daire ayrıca yargılama sürecinde bazı usul kurallarının uygulanmadığını değerlendirerek istinaf başvurularını yerinde buldu ve dosyayı yeniden yargılama yapılması için İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi. Bozma kararının ardından Seçil Erzan bugün yeniden hakim karşısına çıktı. ❝ADİL YARGILANMADIĞIMI DÜŞÜNÜYORUM❞ Duruşmada savunma yapan Erzan, önceki yargılama sürecinde beyanlarına yeterince itibar edilmediğini savundu. Erzan, ❝Tekraren yargılandığım için çok inançlıyım. Ben adil yargılanmadığımı düşünüyorum. 3 buçuk yıl boyunca söylediğim hiçbir şeye itibar edilmedi. Aleyhime kararlar verildi. Sadece katılanların söylediği mutlak doğru kabul edildi.❞ ifadelerini kullandı. Önceki yargılamada savcılıkta verdiği ifadeler ile daha sonraki beyanları arasında çelişki bulunduğu gerekçesiyle ilk ifadelerinin esas alındığını söyleyen Erzan, o dönemde yeterli hukuki destek alamadığını öne sürdü. ❝KİMSEYE BENİM BORCUM YOK AMA BORÇLU DURUMUNDA KALDIM❞ Olayların ortaya çıktığı dönemde kaçmadığını savunan Erzan, telefonunu kapatarak Çorlu'ya gittiğini, psikolojik olarak kötü durumda bulunduğunu ve kendisinden para isteyen kişilerin baskısıyla karşılaştığını iddia etti. Kendi isteğiyle bankaya giderek yaşananları anlattığını belirten Erzan, annesinin yanında darbedildiğini ve senet imzalamak zorunda kaldığını öne sürdü. Erzan, ❝Kimseye benim borcum yok ama borçlu durumunda kaldım. Banka anlamaya çalıştı. Serum takıldı bana. Bana banka yetkilileri bir avukat yönlendirdi. Savcıya gittim, beyanlarımda da savcıya sığındım o gün. Her şeyi açık, doğruluğu ile anlatmaya çalıştım.❞ dedi. Söylediklerinin bağlamından koparıldığını savunan Erzan, paraların kendisinde olmadığını başından itibaren anlatmaya çalıştığını ileri sürdü. "FON KURDUĞU" İDDİASINI REDDETTİ Erzan, yüksek faiz getirisi vadeden bir fon veya sistem kurduğu yönündeki suçlamaları da kabul etmedi. İlk ifadelerinde baskı ve korku altında bulunduğunu ileri süren Erzan, ❝Ben korku, baskı altında herkese fon dedim o gün. Bunu bana söyleyen avukatların elinde bir mektup var, onu sunmak istiyorum. Ben fon demedim.❞ ifadelerini kullandı. Kendisine yöneltilen suçlamaların daha sonra "fon" anlatısı üzerine kurulduğunu iddia eden Erzan, ❝Ben bir sistem kurmadım. Yüksek faiz vaadi ile somutlaştırılacak bir davranışım yok.❞ diye konuştu. ❝ARDA TURAN'IN 1 KURUŞ ALACAĞI VARSA BANA BİN YIL CEZA VERİN❞ Davanın katılanları arasında bulunan Arda Turan'a ilişkin de savunma yapan Erzan, Turan'dan aldığı parayı geri ödediğini öne sürdü. Erzan, ❝Arda Turan'ın 1 kuruş alacağı varsa bana bin yıl ceza verin. Bana verdiği parayı 15 günde aldı. Bana küfürler etti. Bu bir sistemse bu sistemi yöneten kim?❞ dedi. ❝1'E 5 VEREN BAŞKA SEÇİL ERZAN YOK❞ Yüksek getiri vaadiyle insanları kandırdığı iddiasını reddeden Erzan, bazı kişilere yaptığı ödemelere de değindi. Erzan, ❝1'e 5 imkansızken 1'e 5 veren başka Seçil Erzan yok. Ben bir sistem, hiçbir şey kurmadım. Ben her şeyimi verdim. 1 liram yok. Ödeyemedim, ödemek için her şeyi yaptım. Her şeyi sattım.❞ ifadelerini kullandı. Kimsenin iradesini hileli davranışlarla etkileme kastının olmadığını savunan Erzan, arkadaşlarına yapması gereken bazı geri ödemeleri gerçekleştiremediğini söyledi. Erzan, ❝Annemin, babamın bütün her şeyini sattım. Yeter ki kapansın, bitsin. Faiz oranı ile kimseyi kandıramazsınız.❞ dedi. Seçil Erzan'ın savunmasının ardından duruşmaya öğle arası verildi. İstinaf mahkemesinin bozma kararının ardından yeniden başlayan yargılamada Erzan hakkındaki önceki mahkumiyet hükmünün yerine yeni bir hüküm kurulacak.

EKREM İMAMOĞLU'NA 2 YIL 1 AY HAPİS CEZASI Haber

EKREM İMAMOĞLU'NA 2 YIL 1 AY HAPİS CEZASI

Tuzla İleri Biyolojik Arıtma Tesisi 3. Etap Açılışı'nda dönemin Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı'ya yönelik sözleri nedeniyle "kamu görevlisine alenen hakaret" suçundan yargılanan Ekrem İmamoğlu, 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme ayrıca İmamoğlu hakkında siyasi hakların kullanımını kısıtlayan hükmün uygulanmasına karar verdi. Karar ilk derece mahkemesi kararı olup kanun yolu süreci bulunuyor. İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesince Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki duruşma salonunda görülen davada karar açıklandı. Mahkeme, Ekrem İmamoğlu'nun "kamu görevlisine alenen hakaret" suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti. Mahkeme ayrıca İmamoğlu hakkında siyasi hakların kullanımını kısıtlayan hükmün uygulanmasına karar verdi. DAVA 2022'DEKİ AÇILIŞTA SÖYLENEN SÖZLERDEN AÇILDI Davaya konu olay, 25 Ekim 2022'de Tuzla'da düzenlenen "Tuzla İleri Biyolojik Arıtma Tesisi 3. Etap Açılışı Programı"nda yaşandı. Programın ardından İmamoğlu'nun aracına doğru ilerlediği sırada alanda bulunan bazı kişiler dönemin Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı'yı yuhaladı. İmamoğlu da bunun üzerine yaptığı konuşmada Yazıcı'ya yönelik çeşitli ifadeler kullandı. İmamoğlu konuşmasının bir bölümünde, ❝O arkadaş burayı germeye gelmiş. Nezaketsiz provokasyona devam ediyor, kötü söz sahibine aittir.❞ ifadelerini kullandı. Konuşmasında Yazıcı'nın "Twitter belediyeciliği" yaptığını söyleyen İmamoğlu, ❝Bugün buraya kötü bir ruh haliyle gelmiştir. Tuzağa düşmeyeceksiniz. Belli ki bir şey olmak istiyor, bir sıkıntısı var, çözüm arıyor.❞ dedi. İmamoğlu ayrıca konuşmasında, ❝Karşımızda kurnaz bir güç var. Kurnazlıklara asla müsaade etmeyin.❞ ifadelerine yer verdi. ŞADİ YAZICI ŞİKAYETÇİ OLDU Dönemin Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı, konuşmanın ardından İmamoğlu hakkında şikayette bulundu. Yazıcı'nın şikayeti üzerine yürütülen soruşturmada İmamoğlu hakkında "halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama", "suç işlemeye tahrik", "iftira" ve "hakaret" suçları yönünden inceleme yapıldı. 2023'te hazırlanan soruşturma dosyasında "halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama", "suç işlemeye tahrik" ve "iftira" suçları yönünden kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. İmamoğlu hakkında "kamu görevlisine alenen hakaret" suçundan ise dava açılarak 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası talep edildi. İLK YARGILAMADA BERAAT KARARI VERİLMİŞTİ İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesinde basit yargılama usulüyle görülen davada İmamoğlu hakkında daha önce beraat kararı verildi. Dosyanın istinaf incelemesine taşınmasının ardından, savunma alınmadan duruşma yapıldığı gerekçesiyle karar kaldırılarak dosya yeniden görülmek üzere ilk derece mahkemesine gönderildi. Yeniden görülen davanın bugünkü duruşmasında mahkeme, İmamoğlu'nu "kamu görevlisine alenen hakaret" suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırdı ve siyasi haklarının kullanımının kısıtlanmasına ilişkin hükmün uygulanmasına karar verdi. Kararın kesinleşmesi için kanun yolu sürecinin tamamlanması gerekiyor.

BÜYÜKŞEHİR, İZMİR OTOGARI DAVASINI KAZANDI Haber

BÜYÜKŞEHİR, İZMİR OTOGARI DAVASINI KAZANDI

İzmir Büyükşehir Belediyesi, sözleşme süresi sona ermesine rağmen İzmir Otogarı'nı tahliye etmeyen İZOTAŞ'a karşı yürüttüğü hukuk mücadelesini kazandı. İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesi, Yargıtay incelemesinin tamamlanmasının ardından tahliye işlemlerini durduran ihtiyati tedbir kararını kaldırdı. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden yapılan açıklamaya göre, kentin önemli ulaşım merkezlerinden İzmir Otogarı'nın tahliyesine ilişkin hukuki süreç belediye lehine sonuçlandı. İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesi, Yargıtay tarafından onanan karar doğrultusunda, otogarın tahliyesini engelleyen ihtiyati tedbir kararını kaldırdı. OTOGARIN İŞLETMESİNİ BÜYÜKŞEHİR DEVRALACAK Tahliye işlemlerinin tamamlanmasının ardından İzmir Otogarı'nın işletmesi İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülecek. Belediye, otogarın fiziki koşullarını iyileştirmek amacıyla kısa sürede tadilat çalışmalarına başlayacağını, gerekli bakım ve düzenlemelerin yapılarak tesisin İzmir'e yakışır bir görünüme kavuşturulacağını bildirdi. SÜREÇ NASIL GELİŞTİ? İzmir Otogarı'nın yap-işlet-devret modeliyle yapımı ve işletilmesine ilişkin İzmir Büyükşehir Belediyesi ile İZOTAŞ arasında 9 Ekim 1997 tarihinde sözleşme, 22 Mart 1999 tarihinde ise ek sözleşme imzalandı. Ek sözleşmeye göre işletme süresinin başlangıç tarihi 14 Aralık 1998 olarak belirlendi ve sözleşmenin 25 yıllık olduğu kayıt altına alındı. Bu kapsamda işletme süresi 14 Aralık 2023 tarihinde sona erdi. İZOTAŞ, Covid-19 salgını nedeniyle sözleşme süresinin 7 yıl uzatılması talebiyle İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açtı. Mahkeme, 15 Eylül 2023 tarihli ara kararıyla, sözleşme süresinin dolduğu gerekçesiyle belediye tarafından yapılacak tahliye işlemlerini ihtiyati tedbir yoluyla durdurdu. Ancak mahkeme, 28 Ocak 2025 tarihli kararında davayı reddetti ve ihtiyati tedbirin karar kesinleşinceye kadar devamına hükmetti. Kararın ardından taraflar istinaf başvurusunda bulundu. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi istinaf taleplerini reddetti. Dosyanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay da kararı İzmir Büyükşehir Belediyesi lehine onadı. Yargıtay incelemesinin tamamlanmasının ardından İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesi, 4 Ağustos 2026 tarihinde tahliye işlemlerinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararını kaldırdı. Böylece hukuki süreç İzmir Büyükşehir Belediyesi lehine kesinleşmiş oldu.

BOŞANMA DAVASINDA 'TOSBAĞA', 'KEL-FODUL' DETAYI Haber

BOŞANMA DAVASINDA 'TOSBAĞA', 'KEL-FODUL' DETAYI

Boşanma davası için Aile Mahkemesi’nin yolunu tutan genç kadın, kocasının, psikolojik ve sözlü saldırıda bulunduğunu, ilgisiz ve sorumsuz olduğunu, kendi ailesi ve kardeşleri ile görüşmemesi konusunda baskı yaptığını öne sürdü. Onların eve gelmesini istemediğini, hatta telefonla iletişim kurmalarına dahi müdahale ettiğini, bu hususta tartışma çıktığında da davacının ailesine ve kardeşlerine ağza alınmayacak küfür ve hakaretler ettiğini, kimsenin evine gelip gitmesine müsaade etmediğini dile getirdi. Kocasının kazancını sadece kendisi için harcadığını, başka kadınlarla görüşerek sadakat yükümlülüğünü yerine getirmediğini, psikolojik ve sözlü şiddet uyguladığını belirterek 100 bin TL maddî ve 100 bin TL de manevî tazminata karar verilmesini talep etti. Mahkemede ifade veren davalı koca da eşinin iddialarının doğru olmadığını, davacının dominant özelliğe sahip olduğunu, normal bir ailede olabilecek tartışmaların dışında olağanüstü bir durumun olmadığını, boşanma davasının reddini talep etti. Davalı erkeğin evin geçimine yeterince katkı sağlamadığına, eşinin ve çocuğun ihtiyaçlarını yeterince karşılamadığına dikkat çeken Aile Mahkemesi, kadına ‘tosbağa, kedi’ diyen, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranan kocanın ağır kusurlu olduğuna hükmetti. Davacı kadının ise erkeğe "sen erkek misin, terli kokarca, kel, fodul, soğan erkeği" dediği, evi işlerini ihmal ettiği, birlik görevlerini yeterince yerine getirmediği, kocasının ailesini evinde istemediği gerekçesiyle erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğuna karar verdi. Kadın için 40 bin TL maddî, 45 TL manevî tazminata hükmedildi. Kararı taraf avukatları istinafa taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi, tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, evlilikte geçen süre, boşanmaya yol açan olaylardaki davalı erkeğin kusurunun mahiyeti sebebiyle tazminatı az buldu. Paranın alım gücü, boşanma yüzünden zedelenen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamı dikkate alan BAM, davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevî tazminat miktarının yetersiz kaldığı gerekçesi ile kadının kusur belirlemesi ve tazminatların miktarı yönünden istinaf talebinin kabulüne, kadın yararına 100 bin TL maddî ve 100 TL manevî tazminat ödenmesine, erkeğin tüm istinaf taleplerinin esastan reddine verdi. Davalı erkek kararı temyize taşıyınca devreye giren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nden kadına ‘tosbağa, kedi’ diye hakaret eden kocaya kötü haber geldi. Daire, BAM kararını yasaya uygun bulup onadı.

ADALET BAKANI GÜRLEK’TEN 81 İL BAŞSAVCILIĞINA TALİMAT! Haber

ADALET BAKANI GÜRLEK’TEN 81 İL BAŞSAVCILIĞINA TALİMAT!

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in talimatıyla, yasa dışı bahis ve sanal kumar suçlarıyla mücadele kapsamında 81 ilde Cumhuriyet başsavcılıklarına yönelik yeni bir uygulama başlatıldı. Bakanlık tarafından gönderilen yazıyla, kolluk kuvvetleri ve adli birimler arasında koordinasyonu güçlendirmek amacıyla düzenli toplantılar yapılması istendi. Adalet Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre, Bakan Gürlek’in 11 Şubat 2026 tarihinde göreve başlamasının ardından 16 Şubat’ta Ceza İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 171 Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına “günlüdür” ibaresiyle resmi yazı gönderildi. Yazının, Cumhurbaşkanlığı tarafından 31 Ekim 2025 tarihinde yayımlanan “Sanal Ortamda Yasa Dışı Bahis, Şans Oyunları ve Kumarla Mücadele Eylem Planı” kapsamında hazırlandığı belirtildi. İLK TOPLANTI İÇİN BİR AY SÜRE Gönderilen talimatta, yasa dışı bahis ve sanal kumar suçlarına ilişkin soruşturmalarda etkinliğin artırılması, uygulamada yaşanan sorunların tespiti ve çözümü ile kolluk kuvvetleri ve adli merciler arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesinin amaçlandığı ifade edildi. Bu kapsamda her ağır ceza merkezi bulunan ilde, bilişim suçları savcılarının katılımıyla emniyet ve jandarma birimleriyle birlikte en geç altı ayda bir “Bilgilendirme ve Koordinasyon Toplantısı” düzenlenecek. Talimat doğrultusunda ilk toplantının ise bir ay içerisinde yapılması istendi. Toplantılarda yasa dışı bahis ve sanal kumar suçlarına ilişkin soruşturma süreçleri, dijital materyallerin incelenmesi ve delil toplama yöntemleri gibi başlıkların ele alınacağı bildirildi. RAPORLAR BAKANLIĞA İLETİLECEK Toplantılarda ayrıca suç gelirlerinin takibi, mal varlığına el koyma tedbirleri, istinaf ve temyiz kararları ile kurumlar arası bilgi paylaşımına ilişkin konular da değerlendirilecek. Yapılan toplantıların sonuçlarının raporlanarak Adalet Bakanlığı’na gönderilmesi zorunlu olacak. Bakanlık kaynakları, söz konusu uygulamanın özellikle yurt dışı merkezli bahis siteleri, kiralanan banka hesapları ve panel sistemleri üzerinden yürütülen yasa dışı bahis ağlarına karşı daha etkin mücadele yürütülmesi amacıyla hayata geçirildiğini belirtti. Bu adımla birlikte suç gelirlerinin kaynağına ulaşılması ve organize yapıların daha hızlı şekilde ortaya çıkarılması hedefleniyor.

KUZENİNE BANKA HESAP BİLGİLERİNİ VERDİ; CEZAEVİNE GİRDİ Haber

KUZENİNE BANKA HESAP BİLGİLERİNİ VERDİ; CEZAEVİNE GİRDİ

Adana’da kuzenine banka hesap bilgilerini verdiği gerekçesiyle hakkında 15 dava açılan ve 3 yıl 2 ay 3 gün hapis cezası alıp cezaevine giren genç kızın annesi Türkan Budak, "Onu cezaevinde bırakıp gelmek çok zor" diyerek gözyaşlarına boğuldu. Terzilik yapan 22 yaşındaki Arzu Aydın, iddiaya göre 2023 yılında kuzenine IBAN numarasını verdiği gerekçesiyle hakkında açılan davalar sonucu 3 yıl 2 ay 3 gün hapis cezasına çarptırıldı. 28 Ekim 2025’te cezaevine giren Aydın’ın 14 ayrı dosyasının bulunduğu, bir dosyadan ise istinaf aşamasında 2 yıl 2 ay hapis cezası aldığı öğrenildi. Genç kadının kas erimesi hastalığı nedeniyle yüzde 50 fiziksel engelli annesi Türkan Budak (44), kızının mağdur olduğunu savundu. "KUZENİNE IBAN VERDİ CEZAEVİNE GİRDİ" Eşinden bir süre önce ayrılan anne Budak, kızının iyi niyetinin kurbanı olduğunu öne sürerek, "Benim kızım 2023 yılında kuzenine güvenip IBAN’ını verdi. Kızımın adına o IBAN nedeniyle tam 15 dava açıldı. Bir davadan 3 yıl 2 ay ceza aldı. Evden alıp götürdüler. 1 ay Tarsus Kapalı Cezaevi’nde kaldı. Şu an Karataş Kadın Cezaevi’nde yatıyor. Çok zor süreçlerden geçiyorum. Küçük kızım lupus, ben ise kas hastasıyım. Bu mağduriyetin giderilmesini istiyoruz" dedi. "Bu gençlere yazık olmasın" Kızının istinafta da 2 yıl 2 ay cezası olduğunu ifade eden anne Budak, "İnşallah öyle bir şey gelmez. O da olursa artık ben kaldıramam. Bu gençlere yazık olmasın. Kızımın adına dolandırıcılık yapılmış. Büyük mağduriyetler yok. Zararı olanlar yüksek miktar istemelerine rağmen yolladım. Borç içine girdim ama yeter ki kızım kurtulsun" diye konuştu. "İNSANIN EVLADINA EL UZATAMAMASI EN ZOR ŞEY" Yürüme zorluğu çektiğini söyleyen anne Budak, "Benim elim ayağım oydu. Yemeğimi dahi kızım hazırlardı. Genç kız boynu bükük kalmasın diye her hafta görüşe gidiyorum. Cezaevinde onu görünce çok kötü hissediyorum. Onu ardımda, o kapının arkasında bırakıp gelmek çok zor oluyor. İnsanın evladına el uzatamaması en zor şey. Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın. Kızım 19 yaşında bir cahillik yaptı. Onun bu cahilliği hepimize mal oldu" diyerek gözyaşlarına boğuldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.