#Kamuoyu

- Kamuoyu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kamuoyu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İMAMOĞLU İBB SAVUNMASINDA: BENİM İRADEME SAHİP ÇIKACAK KİŞİ DOĞMADI Haber

İMAMOĞLU İBB SAVUNMASINDA: BENİM İRADEME SAHİP ÇIKACAK KİŞİ DOĞMADI

İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik açılan davada tutuklu yargılanan Ekrem İmamoğlu, savunmasını tamamladı. Davanın ikinci duruşmasının 37. gününde konuşan İmamoğlu, ❝Bu salonda suçlu yok, siyaset var, sandık var❞ dedi. Savunmanın ardından duruşmaya öğle arası verilirken, aranın ardından İmamoğlu'nun çapraz sorgusuna geçileceği bildirildi. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen İBB davasında, tutuklu sanık İmamoğlu savunmasını tamamladı. İddianamede ❝örgüt lideri❞ olmakla suçlanan İmamoğlu, hakkındaki iddialara karşı savunma yaparken yargılama sürecine ve Türkiye'deki siyasi gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. ❝BENİM İRADEME SAHİP OLACAK KİŞİ DOĞMADI❞ Savunmasında kendisine ve ailesine yönelik baskı uygulandığını öne süren İmamoğlu, siyasi iradesinden vazgeçmeyeceğini söyledi. İmamoğlu, ❝Beni zindana atabilirsiniz, aileme her türlü saldırıyı yapabilirsiniz ama benim irademe sahip olacak kişi anasının karnından doğmadı❞ ifadelerini kullandı. Yargılamaya yönelik eleştirilerini sürdüren İmamoğlu, davanın yalnızca kendisiyle ilgili olmadığını savunarak demokratik haklar ve hukuk devleti vurgusu yaptı. ❝BU SALONDA SUÇLU YOK, SİYASET VAR❞ Savunmasının devamında davanın siyasi amaç taşıdığını ileri süren İmamoğlu, hakkındaki suçlamaları reddeden açıklamalarda bulundu. İmamoğlu, ❝Bu dava şahsımı siyaset sahnesinden silme çabasının çok ötesindedir❞ dedi. Mahkemeden çıkacak kararın kamuoyu tarafından takip edileceğini belirten İmamoğlu, ❝Bu salonda suçlu yok, siyaset var, sandık var. Korkmuyoruz, vazgeçmiyoruz, alnımız ak, başımız dik, bir milim geri atmıyoruz❞ şeklinde konuştu. GENÇLERE SESLENDİ: ❝BU ÜLKE SİZİN❞ Savunmasında gençlere de seslenen İmamoğlu, Türkiye'nin geleceğine ilişkin mesajlar verdi. ❝Kıymetli gençler, bu ülke sizin. Bu ülkenin size ait olan geleceğini başkasının size vermesini beklemeyin❞ diyen İmamoğlu, umudunu gençlere ve topluma duyduğu güvene bağladığını ifade etti. Konuşmasında demokrasi ve millî egemenlik vurgusu yapan İmamoğlu, ❝Bu ülkenin son sözünü hiçbir iktidar, hiçbir makam söyleyemez. Son sözü millet söyleyecek. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir❞ dedi. HZ. ALİ'NİN SÖZLERİYLE SAVUNMASINI TAMAMLADI İmamoğlu, savunmasının son bölümünde Hz. Ali'ye atfedilen bir sözü aktardı: ❝Eğer zalim ısrarla zulme devam ediyorsa, bil ki sonu yakındır. Eğer mazlum da ısrarla direniyorsa, bil ki zafer yakındır.❞ İmamoğlu, vatandaşları selamlayarak savunmasını tamamladı. ÖĞLE ARASININ ARDINDAN ÇAPRAZ SORGUYA GEÇİLECEK İmamoğlu'nun savunmasını tamamlamasının ardından mahkeme heyeti duruşmaya öğle arası verdi. Aranın ardından İmamoğlu'nun çapraz sorgusuna geçilmesi bekleniyor.

ABB BAŞKANI MANSUR YAVAŞ CHP’DEN İSTİFA ETTİ Haber

ABB BAŞKANI MANSUR YAVAŞ CHP’DEN İSTİFA ETTİ

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) istifa ettiğini açıkladı. Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda siyasette bazı kararların öfkeyle alınmadığını ve kırgınlıkla açıklanmadığını belirterek Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) istifa etti. Yavaş, paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Uzun uzun düşünülür, vicdanla tartılır, sorumluluğu üstlenilir ve sonunda Türk milletinin huzurunda açıkça ifade edilir. Bugün aldığım karar da böyle bir karardır. 19 Mart’la başlayan ve sonrasında mutlak butlan tartışmaları da dahil olmak üzere pek çok hukuki ve siyasi tartışmayla devam eden süreç, Türkiye’de siyaseti hepimizin üzülerek takip ettiği bir noktaya getirmiştir. Bu süreç boyunca ne düşündüğümü, neye itiraz ettiğimi ve nasıl bir yol önerdiğimi açıkça ifade ettim. Bugün bunları uzun uzun tekrar etmeyeceğim. Dün ne söylediysem bugün de aynı noktadayım. Düşüncelerimde değişen bir şey yok. Ancak bazı hususların altını çizmek zorundayım. Benim partililikten anladığım; taşıdığınız kimliğin hakkını vermek, size güvenen insanların başını öne eğdirmemek, temsil ettiğiniz siyasi yapıya millet nezdinde itibar kazandırmak ve aldığınız sorumluluğu layıkıyla yerine getirmektir." "Üzerime düşen sorumluluğu dün de taşıdım, bugün de taşıyorum" Bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisi’ni küçük düşürecek, ona oy veren insanların mahcup olmasına neden olacak hiçbir davranışın içinde olmadığını vurgulayan Yavaş, "Tam tersine; Ankara’da belediyeciliğin ayrım yapmadan, şeffaf, hesap verebilir ve halkın parasını yine halk için kullanarak nasıl yapılabileceğini göstermeye çalıştık. Bunu yalnızca ben söylemiyorum. Ankara’da bize verilen büyük destek, Türkiye genelinde yapılan kamuoyu araştırmaları ve farklı siyasi görüşlerden vatandaşlarımızın ortaya koyduğu teveccüh bunun en açık göstergesidir. Eğer Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanı olarak seçilmişsem; görev yaptığım süre boyunca partimin adına leke getirmemiş, Türkiye çapında örnek gösterilen işlere imza atmış ve bana oy veren insanların göğsünü kabartmışsam, temsil sorumluluğumu yerine getirdiğime inanıyorum. Üzerime düşen sorumluluğu dün de taşıdım, bugün de taşıyorum. Kendimi hiçbir zaman siyasi partilerin üzerinde görmedim. Böyle bir iddiayı hadsizlik sayarım. Ancak belediye başkanlığı görevimin bana öğrettiği çok önemli bir gerçek vardır, siyasetin tavanında birlik sağlanamadığında, millet isterse tabanda o birliği sağlayabilir. Biz bunu Ankara’da başardık. Farklı siyasi görüşlerden milyonlarca insan aynı iradenin etrafında buluştu. Kimseye nereden geldiğini, hangi partiye oy verdiğini sormadık. Hiç kimseyi siyasi kimliği nedeniyle diğerinden ayırmadık. Çünkü bizim için herkes eşittir. Her zaman şunu söyledim: Türkiye’de demokratik yollarla bir iktidar değişikliği olacaksa, bunun yolu muhalefetin birbirini tüketmesinden değil; ortak ilkelerde yan yana gelebilmesinden geçmektedir. Bu nedenle aylardır yaşanan tartışmaların, özellikle de mutlak butlan üzerinden yürütülen sürecin Cumhuriyet Halk Partisi’nde derin bir ayrışmaya yol açabileceğini ve bunun yalnızca CHP’ye değil, Türkiye’de demokratik siyaset umuduna zarar vereceğini defalarca ifade ettim" ifadelerine yer verdi. "Benim için belediye başkanlığı bir siyasi kariyer basamağı değil, milletin emanetidir" Yavaş, paylaşımını şöyle sürdürdü: "Daha önce, parti içinde şahsımla veya izlediğim tutumla ilgili bir rahatsızlık varsa bunun gereğini yapacağımı söylemiştim. Ve bugün yapılan bazı açıklamalar nedeniyle; Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden ayrılıyor, siyasi yoluma bağımsız olarak devam ettiğimi kamuoyunun takdirine sunuyorum. Ben dün beraber yürüdüğüm hiçbir arkadaşımı bugün siyasi tercihi nedeniyle yok saymayacağım. Üç dönem CHP çatısı altında birlikte seçime girdiğim, mücadele ettiğim, seçim çalışmalarında yanımda duran, bana inanan, emeğini ve gönlünü ortaya koyan herkese ömrüm boyunca teşekkür borçlu olacağım. Bir başka konuda da tavrım son derece açıktır. Vatandaşlarımızın siyasete ve siyasetçiye güveni çok yara aldı. Bunun sorumluluğunu seçmende değil, kendimizde aramak zorundayız. İnsanlar sandığa giderken yalnızca bir isme değil, bir siyasi iradeye de oy verir. Bu nedenle seçmenin iradesini yok saymayı, onun oyuyla elde edilen makamları seçmenin onay vermediği siyasi adreslere taşımayı doğru bulmadım, bugün de bulmuyorum. Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur. O iradeyi kişisel hesaplarla başka bir yere taşımak yalnızca siyasi bir yanlış değil; seçmene karşı ağır bir vebaldir. Bu nedenle bugün bağımsız olarak yoluma devam etme kararımın anlamı da açıktır Bundan sonra da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak; bana oy veren ya da vermeyen, hangi siyasi görüşten olursa olsun bütün Ankaralılara aynı anlayışla hizmet etmeye devam edeceğim. Çünkü benim için belediye başkanlığı bir siyasi kariyer basamağı değil, milletin emanetidir. Makamlar geçicidir. Siyasi şartlar değişebilir. Ama milletin size verdiği emanete sadakat değişmez. Ben bugüne kadar bu emanete nasıl sahip çıktıysam bundan sonra da aynı şekilde sahip çıkacağım. Bugün aldığım kararın bütün sorumluluğu bana aittir. Takdir ise her zaman olduğu gibi aziz milletimizindir."

BEŞİKTAŞ'TAKİ ÇATIŞMADA POLİSLE DALGA GEÇENLERE SORUŞTURMA Haber

BEŞİKTAŞ'TAKİ ÇATIŞMADA POLİSLE DALGA GEÇENLERE SORUŞTURMA

İstanbul Beşiktaş’ta İsrail Konsolosluğu önünde yaşanan çatışma sırasında polisle alay eden kişilere yönelik soruşturma başlatıldı. BAŞSAVCILIK HAREKETE GEÇTİ İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, olay anına ait görüntülerde emniyet güçlerine yönelik aşağılayıcı ifadeler kullanan şahısların tespit edildiği bildirildi. "POLİSİN CİDDİYETİ KÜÇÜMSENDİ" Açıklamada, şüphelilerin görev başındaki polislere yönelik "Sen sağ bek, ben sol bek" şeklinde ifadeler kullandığı belirtilerek, bu sözlerin kamuoyu nezdinde emniyet güçlerini itibarsızlaştırmaya yönelik olduğu vurgulandı. TERÖR SALDIRISI SIRASINDA YAŞANDI Söz konusu ifadelerin, aktif güvenlik tehdidinin sürdüğü ve polis ekiplerinin hayatlarını riske atarak görev yaptığı bir anda sarf edildiğine dikkat çekildi. Yetkililer, bu durumun kamu vicdanını zedelediğini ifade etti. SUÇLAMALAR: TCK 216 VE 301 Başsavcılık, olayla ilgili: “Devletin emniyet teşkilatını alenen aşağılama”“Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçlarından re’sen soruşturma başlatıldığını açıkladı. ŞÜPHELİLER ARANIYOR Açıklamada, şüpheli kişilerin kimliklerinin tespit edilmesi ve yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü belirtilerek, "Gerekli tüm adli işlemler kararlılıkla yürütülecektir" denildi. SORUŞTURMA DEVAM EDİYOR Yetkililer, kamu düzenini zedeleyen bu tür eylemlere karşı hukuki sürecin titizlikle sürdürüleceğini vurguladı.

İRAN’DAN AVUSTRALYA’YA SIĞINAN 5 KADINA “GERİ DÖNÜN” ÇAĞRISI Haber

İRAN’DAN AVUSTRALYA’YA SIĞINAN 5 KADINA “GERİ DÖNÜN” ÇAĞRISI

Yapılan açıklamada Avustralya'ya sığınan 5 kadın futbolcunun “duygusal dengesizlik” altında hareket ettikleri öne sürülerek, “huzur ve güven içinde vatanlarına dönebilecekleri” ifade edildi. Avustralya İçişleri Bakanı Tony Burke, Asya Kupası elemeleri kapsamında ülkede bulunan İran milli kadın futbol takımının 5 oyuncusuna Avustralya tarafından sığınma hakkı tanındığını açıklamıştı. Bu gelişmenin ardından İran’dan söz konusu futbolculara geri dönme çağrısı geldi. İran Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, futbolcuların “düşman komplolarının etkisi altında kaldıkları” iddia edilerek, şu ifadeler kullanıldı: “Bu toprakların evlatları olan kadın futbol takımımızın bazı üyeleri, düşmanların kışkırttığı duygusal dengesizlik altında hareket etti. İran İslam Cumhuriyeti yetkililerinin ve halkının sevgi dolu yaklaşımıyla bu değerli bireyler barış ve güven içinde vatanlarına dönmeye davet edilmektedir.” MİLLİ MARŞI SÖYLEMEDİKLERİ İÇİN “HAİN” İLAN EDİLMİŞLERDİ İran milli kadın futbol takımı oyuncuları, 2 Mart’ta Güney Kore ile oynanan maç öncesinde milli marşı söylemedikleri gerekçesiyle İran devlet televizyonu tarafından “hain” olarak nitelendirilmişti. Üç gün sonra Avustralya ile oynanan ikinci maç öncesinde ise takım oyuncuları milli marşı söylemiş ve selam vermişti. İran takımı daha sonra Filipinler’e 2-0 yenilerek turnuvadan elenmişti. Futbolcuların İran’a geri gönderilmeleri halinde kötü muameleye maruz kalabilecekleri endişesiyle uluslararası kamuoyu Avustralya hükümetine sığınma hakkı verilmesi yönünde çağrıda bulunmuştu. Avustralya Dışişleri ve Ticaret Bakan Yardımcısı Matt Thistlethwaite ise hükümetin “gizlilik nedeniyle bireysel vakalara ilişkin detay paylaşamayacağını” belirtmişti. TRUMP DA ÇAĞRI YAPMIŞTI ABD Başkanı Donald Trump da Avustralya’ya İran milli kadın futbol takımı oyuncularına iltica hakkı tanınması çağrısında bulunmuştu. Trump, Avustralya Başbakanı Anthony Albanese ile bu konuyu görüştüğünü belirterek bazı futbolcuların durumunun çözüldüğünü, diğerlerinin ise süreçlerinin devam ettiğini ifade etmişti. İranlı futbolcuların bir kısmının ise ailelerinin güvenliği nedeniyle ülkelerine dönmeyi düşündükleri belirtiliyor.

İZMİR KÖRFEZİ’NDE YENİDEN KİRLİLİK TESPİT EDİLDİ Haber

İZMİR KÖRFEZİ’NDE YENİDEN KİRLİLİK TESPİT EDİLDİ

İzmir Körfezi’nde sabah saatlerinde dron destekli denetimlerde deniz kirliliği tespit edildi. İlk incelemelerde kirliliğin bölgede bulunan özel bir tersaneden kaynaklanmış olabileceği değerlendiriliyor. İzmir Körfezi’nde sabah saatlerinde bir kez daha deniz kirliliği tespit edildi. İZDENİZ Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen dron destekli denetimlerde Körfez’de yoğun kirlilik görüntülendi. DRON DENETİMLERİNDE ORTAYA ÇIKTI Edinilen bilgilere göre saat 09.30 sıralarında yapılan denetimlerde Kent Ormanı ile İzmir Marina ve Göztepe iskeleleri arasında denizde yoğun kirlilik oluştuğu belirlendi. Yapılan ilk incelemelerde kirliliğin bölgede bulunan özel bir tersaneden kaynaklanmış olabileceğine ilişkin görüntüler kayıt altına alındı. KASIM AYINDAN BU YANA 7. KEZ Yetkililer, Körfez’de tespit edilen benzer kirlilik olaylarının geçtiğimiz Kasım ayından bu yana 7. kez yaşandığını belirtti. BELEDİYEDEN AÇIKLAMA İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Körfez’in etkin kullanımı için çeşitli projelerin sürdüğü, özellikle İzmir Marina ve su sporlarının yeniden canlandırılmasına yönelik çalışmaların devam ettiği bölgede denizin kirletilmesinin kabul edilemez olduğu ifade edildi. İLGİLİ KURUMLARA BİLDİRİLDİ Tespit edilen kirliliğe ilişkin görüntülerin ve raporların ilgili kurumlarla paylaşıldığı, konunun yakından takip edileceği ve gelişmelerin kamuoyu ile paylaşılacağı bildirildi.

GÜLLÜ’NÜN OĞLUNDAN AÇIKLAMA: ABLAMA İNANMAK EN BÜYÜK HATAYDI Haber

GÜLLÜ’NÜN OĞLUNDAN AÇIKLAMA: ABLAMA İNANMAK EN BÜYÜK HATAYDI

Sanatçı Güllü olarak tanınan Gül Tut’un, Yalova’da yaşamını yitirmesiyle ilgili yürütülen soruşturma devam ederken, sanatçının oğlu Tuğberk Yağız Gülter, sosyal medya hesabından dikkat çeken bir açıklama yaptı. Gülter, olayla ilgili olarak tutuklanan ablası Tuğyan Ülkem Gülter’in masumiyetine inanmanın “hayatındaki en büyük hata” olduğunu belirtti. Olay, 26 Eylül 2025 tarihinde Yalova’nın Çınarcık ilçesi Harmanlar Mahallesi’nde bulunan bir apartmanın beşinci katındaki terasta meydana gelmişti. 52 yaşındaki Gül Tut, kızı ve arkadaşlarıyla bulunduğu sırada pencereden düşerek hayatını kaybetmiş, soruşturma kapsamında aynı evde bulunan kızı Tuğyan Ülkem Gülter tutuklanmıştı. “MASUMİYETİNE İNANMAK EN BÜYÜK HATAMDI” Tuğberk Yağız Gülter açıklamasında, yaşanan sürecin hayatındaki en ağır dönem olduğunu belirterek, "Annem için rahatlıkla ‘ölsün’ diyebilen birinin masumiyetine inanmak belki de yaptığım en büyük hataydı" ifadelerini kullandı. Olay sonrası hakkında ortaya atılan iddialara da değinen Gülter, "Hakkımda ortaya atılan iddiaların tamamı asılsız ve seviyesizdir. Uzun süre ciddiye almadım ancak süreç, medyada ne kadar yönlendirilmiş, yalan ve iftira içeren içerikler olabileceğini bana açıkça gösterdi" dedi. “GERÇEKLERİ BİLDİKLERİ HÂLDE SUSTULAR” Gülter, annesinin vefatından önce bazı kişilerin ablasıyla yaptığı yazışmalarla ilgili bilgi sahibi olduklarını ancak buna rağmen sessiz kaldıklarını öne sürdü. "Annem hayattayken kimse bizi uyarmadı. Gerçekleri bildikleri hâlde sustular. Daha sonra konuşmayı tercih ettiler" diyen Gülter, annesinin ölümünün ardından bazı çevrelerin kendisine yönelik maddi çıkar iddiaları ortaya attığını da ifade etti. “İFTİRA ATANLARLA YASAL OLARAK HESAPLAŞACAĞIM” Kendisine yönelik suçlamaların hiçbirini kabul etmediğini vurgulayan Gülter, "Ne film şirketleriyle görüştüm ne de annemin kişisel eşyalarını menfaatim için kullandım. Ortaya atılan iddiaların tamamı iğrenç iftiralardır" şeklinde konuştu. Sosyal medya ve çeşitli platformlarda şahsına yönelik yapılan hakaret ve iftira içeren tüm içeriklere karşı hukuki süreç başlattığını da belirten Gülter, "Hepsiyle hukuk önünde hesaplaşacağım. Süreci kamuoyu da takip edecektir" dedi. “TÜM İLETİŞİMİMİ KESTİM” Ablasına yönelik inancının artık kalmadığını belirten Gülter, "Ben yapmadım' ifadesi, benim nezdimde artık inandırıcılığını yitirmiştir. Bu saatten sonra kendisiyle tüm iletişimimi kestiğimi kamuoyuna saygıyla duyuruyorum" dedi. Gülter açıklamasını şu ifadelerle tamamladı: "Annemin hakkını kimseye yedirmem. Soruşturma kapsamında ilgili tüm kişiler hakkında sonuna kadar şikayetçi olarak tüm yasal haklarımı kullanacağım". SORUŞTURMA SÜRÜYOR Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma devam ediyor. Güllü’nün ölümüne ilişkin adli süreçte delil toplama ve ifade alma işlemleri sürerken, tutuklu bulunan Tuğyan Ülkem Gülter’in yargılama süreci önümüzdeki aylarda başlayacak. Adli makamlar tarafından yapılacak resmi açıklamalar dışındaki tüm iddialar yargı süreci kesinleşene kadar iddia niteliği taşımaktadır.

ERDEN TİMUR YALANLADI: HİÇBİR BAHİS SİTESİNE ÜYELİĞİM OLMADI Haber

ERDEN TİMUR YALANLADI: HİÇBİR BAHİS SİTESİNE ÜYELİĞİM OLMADI

Futbol dünyasında yürütülen 'bahis oynama' ve 'şike' soruşturması kapsamında ifadesine başvurulan eski Galatasaray Sportif A.Ş. Başkan Vekili Erden Timur, emniyette verdiği ifadede kendisine yöneltilen iddiaları kesin bir dille reddetti. Timur, "Hayatım boyunca herhangi bir yasal ya da yasa dışı bahis sitesinde üyeliğim olmadı" dedi. Soruşturma çerçevesinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde ifadesi alınan Timur, hakkında ortaya atılan suçlamaları kabul etmediğini belirterek, bahis ya da şike iddialarıyla bir ilgisinin bulunmadığını kaydetti. Eski yönetici, ayrıca herhangi bir müsabakada bahis oynamadığı gibi, böyle bir telkinde bulunan kişiyle de karşılaşmadığını söyledi. "GALATASARAY İLE BAĞIM OLMADIĞI DÖNEMDE OYNANAN BİR MAÇTAN SORUMLU TUTULAMAM" Timur, hakkında gündeme getirilen bir maçla ilgili de açıklama yaptı. Bahse konu müsabakanın oynandığı dönemde Galatasaray kulübüyle herhangi bir ilişkisinin kalmadığını belirten Timur, "Görevimden yaklaşık 8 ay önce istifa etmiştim. Bu nedenle maçla ilgili herhangi bir müdahil olmam söz konusu değildir" dedi. "BAHİSLE SUÇLANAN ŞAHISLA TİCARİ İLİŞKİMİZ YOK, SATIŞLAR YETKİLİLER ÜZERİNDEN YAPILDI" Erden Timur, şike ve bahis suçlamalarıyla ilişkilendirilen V.Ş. isimli şahsın geçmişte konut projelerinden daire satın aldığı iddialarına da açıklık getirdi. 2014 ve 2015 yıllarında binlerce dairenin satışa sunulduğu büyük bir projede, bu şahsın da küçük metrekareli 24 daire aldığını ifade eden Timur, bu satışların tümüyle şirketin satış ofisinde yetkili personeller aracılığıyla ve o dönemki piyasa fiyatlarına uygun şekilde gerçekleştiğini söyledi. Timur, "Şirketim bugüne kadar yaklaşık 46 bin konut ve arsa satışı gerçekleştirmiştir. V.Ş. isimli şahsa yapılan satışlar, bu satışların yalnızca çok küçük bir kısmıdır. Ayrıca 2014-2015 yıllarında bu şahsa dair herhangi bir yasa dışı bahis kaydı bulunmamaktadır. Hakkındaki suçlamalar ancak 2017 yılından sonra kamuoyuna yansımıştır" ifadelerini kullandı. "AYLIK GELİRİM 4 MİLYON LİRA" Kimlik tespitinde mesleğini iş insanı olarak belirten Erden Timur, aylık gelirinin 4 milyon TL olduğunu da beyan etti. Soruşturma kapsamında 9 kişinin gözaltına alındığı, bazı şüphelilerin adliyeye sevk edildiği bilinirken, Erden Timur’un ifadeleri soruşturma dosyasına girdi. Gelişmeler kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.

ERDEN TİMUR YALANLADI: HİÇBİR BAHİS SİTESİNE ÜYELİĞİM OLMADI Haber

ERDEN TİMUR YALANLADI: HİÇBİR BAHİS SİTESİNE ÜYELİĞİM OLMADI

Futbol dünyasında yürütülen 'bahis oynama' ve 'şike' soruşturması kapsamında ifadesine başvurulan eski Galatasaray Sportif A.Ş. Başkan Vekili Erden Timur, emniyette verdiği ifadede kendisine yöneltilen iddiaları kesin bir dille reddetti. Timur, "Hayatım boyunca herhangi bir yasal ya da yasa dışı bahis sitesinde üyeliğim olmadı" dedi. Soruşturma çerçevesinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde ifadesi alınan Timur, hakkında ortaya atılan suçlamaları kabul etmediğini belirterek, bahis ya da şike iddialarıyla bir ilgisinin bulunmadığını kaydetti. Eski yönetici, ayrıca herhangi bir müsabakada bahis oynamadığı gibi, böyle bir telkinde bulunan kişiyle de karşılaşmadığını söyledi. "GALATASARAY İLE BAĞIM OLMADIĞI DÖNEMDE OYNANAN BİR MAÇTAN SORUMLU TUTULAMAM" Timur, hakkında gündeme getirilen bir maçla ilgili de açıklama yaptı. Bahse konu müsabakanın oynandığı dönemde Galatasaray kulübüyle herhangi bir ilişkisinin kalmadığını belirten Timur, "Görevimden yaklaşık 8 ay önce istifa etmiştim. Bu nedenle maçla ilgili herhangi bir müdahil olmam söz konusu değildir" dedi. "BAHİSLE SUÇLANAN ŞAHISLA TİCARİ İLİŞKİMİZ YOK, SATIŞLAR YETKİLİLER ÜZERİNDEN YAPILDI" Erden Timur, şike ve bahis suçlamalarıyla ilişkilendirilen V.Ş. isimli şahsın geçmişte konut projelerinden daire satın aldığı iddialarına da açıklık getirdi. 2014 ve 2015 yıllarında binlerce dairenin satışa sunulduğu büyük bir projede, bu şahsın da küçük metrekareli 24 daire aldığını ifade eden Timur, bu satışların tümüyle şirketin satış ofisinde yetkili personeller aracılığıyla ve o dönemki piyasa fiyatlarına uygun şekilde gerçekleştiğini söyledi. Timur, "Şirketim bugüne kadar yaklaşık 46 bin konut ve arsa satışı gerçekleştirmiştir. V.Ş. isimli şahsa yapılan satışlar, bu satışların yalnızca çok küçük bir kısmıdır. Ayrıca 2014-2015 yıllarında bu şahsa dair herhangi bir yasa dışı bahis kaydı bulunmamaktadır. Hakkındaki suçlamalar ancak 2017 yılından sonra kamuoyuna yansımıştır" ifadelerini kullandı. "AYLIK GELİRİM 4 MİLYON LİRA" Kimlik tespitinde mesleğini iş insanı olarak belirten Erden Timur, aylık gelirinin 4 milyon TL olduğunu da beyan etti. Soruşturma kapsamında 9 kişinin gözaltına alındığı, bazı şüphelilerin adliyeye sevk edildiği bilinirken, Erden Timur’un ifadeleri soruşturma dosyasına girdi. Gelişmeler kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.