#Karaciğer

- Karaciğer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karaciğer haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TÜRKİYE’NİN İLK YÜZ NAKLİ: 14 YILDIR HAYATA FARKLI BAKIYOR Haber

TÜRKİYE’NİN İLK YÜZ NAKLİ: 14 YILDIR HAYATA FARKLI BAKIYOR

Türkiye’nin ilk yüz nakli hastası Uğur Acar, nakil operasyonunun 14. yıl dönümünde, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Ömer Özkan ile bir araya geldi. Acar, yeni yüzüyle geçirdiği 14 yılı “hayatım siyahtan beyaza döndü” sözleriyle özetledi. “32 YAŞINDAYIM, YÜZÜNÜ ALDIĞIM KİŞİNİN YAŞINDAYIM” Henüz bir aylıkken çıkan ev yangınında yüzü yanan Uğur Acar, 21 Ocak 2012’de Türkiye’nin ilk tam yüz naklini geçirdi. 14 yıl önce 18 yaşında nakil olan Acar, bugün 32 yaşında: "Yüzünü aldığım kişi 32 yaşlarındaydı, şimdi onun yaşındayım" dedi. Acar, organ bağışının önemine vurgu yaparak "Bugün biz, yarın siz. Herkesi bağışa davet ediyorum" çağrısında bulundu. “NAKİL ÖNCESİ SOSYAL HAYATIM KISITLIYDI” Nakil öncesi iş ve sosyal yaşamda zorluklar yaşadığını dile getiren Acar, "Çalıştığım yerlerde insanlar yüzümden rahatsız oluyordu. Artık Akdeniz Üniversitesi personeliyim, tanınıyor ve seviliyorum" ifadelerini kullandı. REKTÖR ÖZLENEN ÖZKAN: "YÜZ NAKLİ TAM BİR FACE OFF GİBİYDİ" Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, operasyonun 14. yılında duygularını şu sözlerle dile getirdi: "Masaya yatırdığımız insanla kaldırdığımız insan çok başkaydı. Bu, tıpkı Face Off filmindeki gibi fantastik bir duyguydu". Yüz naklinin ardından geçen sürecin hem tıp hem sosyal hayat açısından kazanımlarla dolu olduğunu vurgulayan Özkan, nakil operasyonlarının ciddi komplikasyonları nedeniyle ömür boyu takip gerektirdiğini söyledi. PROF. DR. ÖMER ÖZKAN: "BU ÜLKEDE BU AMELİYAT YAPILABİLİYORSA..." Operasyonu gerçekleştiren Prof. Dr. Ömer Özkan ise yüz naklinin Türkiye’nin sağlık turizmine de katkı sağladığını belirtti. "Bu ülkede bu ameliyatlar yapılabiliyorsa, burada diş tedavisi de daha güvenli yapılabilir düşüncesi oluşuyor" dedi. “BU BİR TERAZİ, KAZANIM-KAYIP DENGESİ ÖNEMLİ” Rektör Özlenen Özkan, yapay organ teknolojilerine de değinerek şunları kaydetti: "İlaçların yan etkileri ciddi. Yapay karaciğer, böbrek, deri gibi çalışmalarda ilerleniyor. Bu ilk adımlar, gelecekte büyük adımlar olacak". “YAPTIK, ÇEKİLELİM OLMAZ; DAHA ÇOK ŞEY YAPILMALI” Prof. Dr. Ömer Özkan, Türkiye’nin bu alanda geri durmaması gerektiğini vurgulayarak "Yaptık, çekilelim modu olmaz. Daha yapılacak çok şey var" değerlendirmesinde bulundu.

SAĞLIKLI CİLK İÇİN D VİTAMİNİNİ İHMAL ETMEYİN Haber

SAĞLIKLI CİLK İÇİN D VİTAMİNİNİ İHMAL ETMEYİN

Sağlıklı bir cildin olmazsa olması D vitamini. Medicana Sağlık Grubu Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayda Kart Aşkar, kış aylarında güneş ışığına maruziyetin azalmasıyla birlikte D vitamini eksikliğinin arttığını belirterek hem cilt sağlığı hem de genel vücut sağlığı açısından önemli açıklamalarda bulundu. Dr. Aşkar, toplumda D vitamini farkındalığının artırılması gerektiğini vurguladı. Dr. Ayda Kart Aşkar, kış aylarında insanların daha fazla kapalı alanlarda vakit geçirdiğini ve güneş ışığının cilde ulaşmasının zorlaştığını belirterek, D vitamininin sadece kemik sağlığı için değil bağışıklık sistemi, cilt bariyeri ve saç foliküllerinin yenilenmesi için de kritik öneme sahip olduğunu ifade etti. Aşkar, güneşten yeterince yararlanılamadığı için kış aylarında D vitamini seviyelerinde belirgin düşüş görüldüğünü ve bu durumun birçok cilt hastalığında alevlenmelere neden olabileceğini söyledi. D vitamini eksikliğinin özellikle sedef hastalığı, atopik dermatit (egzama), seboreik dermatit ve mevsimsel saç dökülmesi gibi dermatolojik sorunları tetiklediğini belirten Dr. Aşkar, kış aylarında bu hastalıkların semptomlarının daha belirgin hale geldiğini aktardı. Cilt hastalıklarının yanı sıra sistemik etkilerin de görülebildiğini ifade eden Dr. Aşkar, D vitamini eksikliğinin kemik yoğunluğunun azalması, kas güçsüzlüğü, ruh hâlinde dalgalanmalar, bağışıklık zayıflığına bağlı enfeksiyon artışı ve kalp-damar hastalıklarında risk yükselmesi gibi sonuçlara yol açabileceğini bildirdi. Kış aylarında D vitamini seviyelerini korumak için kontrollü güneşlenmenin ve doğru beslenmenin önemine değinen Dr. Aşkar, haftada 3-4 gün 15-20 dakikalık güneş maruziyetinin faydalı olacağını, somon, sardalye, yumurta sarısı, karaciğer ve D vitamini ile zenginleştirilmiş süt ürünlerinin beslenmede yer alması gerektiğini belirtti. Takviyelerin ise mutlaka kan düzeyi ölçümü sonrasında hekim kontrolünde kullanılmasının altını çizdi. Dr. Ayda Kart Aşkar, kış aylarının D vitamini düşüklüğü açısından riskli bir dönem olduğunu vurgulayarak, vatandaşlara D vitamini seviyelerini düzenli olarak kontrol ettirmeleri yönünde çağrıda bulundu.

KARACİĞER YAĞLANMASINA DİKKAT Haber

KARACİĞER YAĞLANMASINA DİKKAT

VM Medical Park Bursa Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Büşra Neslişah Arslan, modern yaşam tarzının sonucu olarak hızla artan karaciğer yağlanmasına karşı toplumu uyardı. Uzm. Dr. Arslan, "Hastalık erken evrelerde belirti vermeyebilir, bu durum siroz gibi ciddi karaciğer yetmezliklerine zemin hazırlayabilir" diye konuştu. Geçmişte sirozun en sık nedeninin viral hepatitler (Hepatit B ve C) olduğunu belirten Uzm. Dr. Arslan, "Günümüzde yanlış beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı ön plandadır. Karaciğer yağlanması alkol kullanımı dışında, vücut kitle indeksinin yüksekliği, bel çevresinin kalınlığı, kan şekeri yüksekliği, insülin direnci, hipertansiyon ve kanda yüksek yağ düzeyleri gibi kardiometabolik risk faktörleriyle de ilişkilidir" dedi. "Halsizlik ve yorgunluk görülebilir" Karaciğer yağlanmasında görülen belirtilerden bahseden Uzm. Dr. Arslan, "Karaciğer yağlanmasının ilk evrelerinde genellikle hiçbir belirti görülmez. Ancak ilerleyen dönemlerde karın ağrısı, halsizlik ve yorgunluk gibi belirtilerle birlikte karaciğer enzimleri yükselebilir. Hastalık ilerledikçe karında ve bacaklarda sıvı birikimi (asit ve ödem) gibi daha ciddi belirtiler ortaya çıkabilir. Yağlanmaya dair risk faktörleri taşıyan kişilerin mutlaka bir iç hastalıkları uzmanına başvurarak rutin kan tahlillerini yaptırmaları ve karaciğer ultrasonu ile değerlendirilmeleri gerekir. Gerekli durumlarda FIB-4 skoru ve Fibroscan gibi non-invaziv yöntemlerle ileri evrelerde takip edilebilir" şeklinde konuştu. "Yaşam tarzı değişiklikleri uygulanabilir" Hastalığın tedavisinde en temel unsurun yaşam tarzı değişiklikleri olduğunu vurgulayan Dr. Arslan, "Beslenme alışkanlıklarımızı gözden geçirmeli; aşırı yağlı, hazır ve işlenmiş gıdalardan, şekerli yiyeceklerden ve fazla karbonhidrattan uzak durmalıyız. Haftada 3-4 gün, 30-45 dakika tempolu yürüyüş gibi düzenli egzersizlerle karaciğer yağlanmasının önüne geçebiliriz" diye konuştu. Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizin karaciğer enzimlerinde hızlı iyileşme sağladığını ancak ultrasonografik düzelmenin zaman alabileceğini belirten Uzm. Dr. Arslan, bu sürecin sabır ve istikrar gerektirdiğini söyledi. "Karaciğer sağlığına yönelik erken önlem alınması hayati önem taşır" İleri düzey yağlanma ya da eşlik eden risk faktörlerinin kontrol altına alınmasında gerektiğinde ilaç tedavisinin de devreye girebileceğini belirten Uzm. Dr. Arslan, "Karaciğer sağlığına yönelik erken önlem almak, ileride karşılaşılabilecek kötü sonuçların önüne geçmek açısından hayati önem taşır" ifadelerini kullandı. İHA

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.