#Kardeşler

- Kardeşler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kardeşler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YARDIM ETMEK İSTEDİ 6 YERİNDEN BIÇAKLANDI Haber

YARDIM ETMEK İSTEDİ 6 YERİNDEN BIÇAKLANDI

Olay, Bağcılar'ın Yıldıztepe Mahallesi'nde metro istasyonu çıkışında meydana geldi. İddiaya göre, 18 yaş altı kalabalık bir grup, bir çocuğu sıkıştırarak tokat atıp darbetmeye başladı. O sırada arkadaşlarını bekleyen Oğuzhan ve Taha Çöpür kardeşler durumu fark ederek çocukları kavga etmemeleri konusunda uyardı ve darp edilen çocuuğa yardım etmek istediler. Grubun, "Bu bizim meselemiz, karışmayın" diyerek tepki gösterdiği öğrenildi. Darbedilen çocuk olay yerinden uzaklaşırken, ağabey-kardeş ile kalabalık grup arasında sözlü tartışma yaşandı. Tartışmanın büyümesi üzerine çıkan arbedede, gruptaki bir kişi elindeki bıçakla Oğuzhan Çöpür'ü 6 yerinden bıçakladı. Ağabey Taha Çöpür saldırganlara karşılık vererek kardeşini korumaya çalıştı. Saldırganların, Oğuzhan Çöpür'ü bıçakladıktan sonra üzerine taş atarak olay yerinden kaçtıkları öğrenildi. Saldırı ve bıçaklanma anları çevredeki güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı. Hastaneye kaldırılan ve 6 bıçak darbesi aldığı belirlenen Oğuzhan Çöpür'ün tedavisi evde sürerken, ailenin tehdit mesajları aldığı iddia edildi. Aile, şikayetçi olmamaları yönünde arandıklarını ve adres bilgilerinin kendilerine söylenerek baskı kurulduğunu öne sürdü. Aldığı bıçak darbeleri sonucundan iç organları hasar aldı. Karnına onlarca dikiş atılırken, tedavisinin devam ettiği öğrenildi. Olay, Güngören'de yaşanan ve kamuoyunda "Atlas cinayeti" olarak bilinen olayla benzerliği nedeniyle yeniden sokak çeteleri tartışmasını gündeme taşıdı. İstanbul'un bazı ilçelerinde yaşları küçük grupların çeteleştiği ve bu kişilerin suçlara karıştığı iddiaları mahalle sakinlerinde endişe oluşturuyor. Oğuzhan Çöpür, "Olay gününde arkadaşımızı metro çıkışında bekliyorduk. 10 kişilik bir grup, bir çocuğu arasına almıştı. 10 kişinin, 1 kişinin arasına aldığını görünce çocuklara 'Kardeşim, çocuğu bırakın. Niye dövüyorsunuz?' tarzında konuşma yaptım. 'Abi sen niye karışıyorsun? seni ilgilendirmez. Bu bizim meselemiz' gibi cevaplar verdiler. Sol taraftan bir çocuk elinde kesici alet, kelebek olan bıçağı çıkartarak ortalıkta savurmaya başladı. İlk darbeye o an zaten karnıma aldım. Ondan sonra arada başka bir arkadaş da aynı şekilde bacağına darbe aldı. Sonra tekrar da ben onun üzerine koşup elinden almak isterken bacağıma 5 tane darbe almış bulundum. Ben de zaten kan kaybından daha fazla ayakta duramadım. Yere yığıldım. Yani olay bu şekilde oldu. Yere yığıldıktan sonra da zaten gördüğüm kadarıyla kafama doğru da bir tane taş fırlattılar kaçarken. Şu an zaten bizim ailemizi tehdit varı mesajları, ses kayıtları var. İşte örnek veriyorum aramalar gerçekleşiyor. İşte 'Şikayetçi olmayın. Biz her şeyi çözeceğiz' gibisinden 'Şikayetçi olursanız farklı şekilde çözeriz' bu şekilde ailemizi tehdit ediyorlar. Şu an benim hayatımdan çok fazla şey gitti. Güngören'deki çocuk vefat etti. Ben de şanslı olmayabilir aynı şekilde olabilirdim. Aile olarak şu an korkuyoruz" şeklinde konuştu. "O GÜN ÇOCUKLARIMIN DOĞUM GÜNÜYDÜ" Bıçaklanan Oğuzhan'ın babası Fevzi Çöpür, "İnsan olan birisi, orada yardım eden hiç tanımadığı birisini delik deşik etmez. Bunlar insan bile değil. 16-17 yaşında bu çocukları kullanıyorlar. 2-3 tanesini alıyor polis. Ama bunların bir de arkaları var. Bunların bir de tanıdıkları var. Benim çocuklarım pırıl pırıldır. Benim çocuklarım iyi olmak için orada sırf tanımadıkları çocuğa yardım etmek istedikleri için biz bu haldeyiz. O gün çocuklarımın doğum günüydü. Doğum günlerini akşam kutlayacaktık. İkisi de aynı gün doğdular. Perişan durumdayız. Benim annemin ismine kadar bana söylüyor adam. Benim annem 80 yaşında. Benim babam rahmetli oldu ama babamın ismini söylüyor. Bunu 17 yaşında bir çocuk nereden bulacak? Bunların arkalarında birisi olmasa? Bunu çözebilirler mi? Adam bana annemin ismini babamın ismini nerede oturduğumu evimi adresimi bu kadar kolay mı bunlar?" dedi. "ONLARIN ANNELERİYLE BABALARIYLA TELEVİZYONDA BEN DE AĞLADIM" Baba Çöpür, "Yani aynı durumun ucundan döndük. Yani bizim bugün çocuğumuz evde yatıyorsa Allah-u Teala bize çocuğumuzu yeniden bağışladı. Bizi tehdit edeceksin. Hem bıçaklayacaksın ne kadar mantıksız. Hastanedeyim ben canımla cebelleşiyorum. Çocuğum hayata döner mi diye çırpınırken telefon geliyor. Beni tehdit ediyor. Bu kadar kolay değil bu. Bunun arkasında bir güç olmasa, bir çeteleşme olmasa bunu yapamazlar. Bu Ahmet Müngüzi, Atlas Çağlayan isimli çocukları onların anneleriyle babalarıyla televizyonda ben de ağladım. Ama bir gün beni aynı şekilde sokacakları aklımdan gelmedi o gün. Bugün o çocuklarla aynı kaderi yaşıyoruz. Sadece bizim şansımız kardeşinin yanında olması ve kardeşinin onu bir an önce hastaneye yetiştimesi oldu. Yoksa biz Ahmetlerle, o çocuklarla, onların aileleriyle aynı kaderi yaşayacaktık. Çünkü olaylar hemen hemen tamamıyla aynı" açıklamasında bulundu. "ÇETELER SOKAKLARDA KOL GEZİYOR" Sokak çeteleriyle mücadelenin bir an önce çok hızlı bir şekilde yürümesi lazım diyen baba Çöpür, "Sadece o bıçağı oraya atanın değil, orada o bıçağı atana yardım edenin, onun arkasında duranın, o bıçağı atanı destekleyenin bunların bir an önce toplanması lazım ki toplum bundan kurtarsın kendini. Şu anda toplum tedirgin. Aynı olayın içinde. Bıçağın darbenin birinde o yedi. Karakolda sadece bir ifade verdi. Ben bunlarla uğraşamam dedi. Korktu çocuk, benim bir hayatım var dedi. Bunlar benim hayatımı söndürür, öldürürler beni dedi. Yalvardım çocuğa, ben yalvardım. Dedim ki ya oğlum gel, devlet var. Devlet bize onların önüne atmaz. Gel şikayetçi ol, güçlü bir şekilde. Sen de bıçak yemişsin, senin de yaran var. Hayır abi dedi, ben dedi şikayetçi olmuyorum. Hiçbir şekilde yarasıyla ailesine bile haber vermeden çocuk hastanede bir tedavi oldu. Aynı ambulansla gitti muhtemelen. Hastanede tedavi olduktan sonra bırakıp kaçtı çocuk. Yani şikayetçi bile olmadı korkudan. Bunun gibi yüzlerce var. Güngören, Bağcılar, Esenyurt, çeteler sokaklarda kol geziyor" dedi.

GÜLLÜ’NÜN KARDEŞLERİNDEN YEĞENLERİ HAKKINDA SUÇ DUYURUSU Haber

GÜLLÜ’NÜN KARDEŞLERİNDEN YEĞENLERİ HAKKINDA SUÇ DUYURUSU

Yalova’da teras katındaki evinin penceresinden düşerek hayatını kaybeden ünlü şarkıcı Güllü’nün (Gül Tut) kardeşleri, sanatçının ölümünden yeğenlerini sorumlu tutarak savcılığa suç duyurusunda bulundu. Kardeşler, Güllü’nün çocuklarının miras amacıyla annelerini öldürdüğünü iddia etti. Olay, 26 Eylül’de Çınarcık ilçesi Harmanlar Mahallesi Vali Akı Caddesi'nde meydana geldi. Güllü, 5’inci kattaki evinin kapalı terasında kızı Tuğyan Ülkem Gülter ve arkadaşı Sultan Nur Ulu ile birlikte bulunduğu sırada pencereden düşerek yaşamını yitirmişti. Olayın ardından Güllü’nün kızı Tuğyan Ülkem Gülter, “tasarlayarak yakın akrabayı öldürmek” suçlamasıyla tutuklanırken, diğer şüpheli Sultan Nur Ulu hakkında ev hapsi kararı verilmişti. Miras iddiası gündemde Sanatçının kardeşleri Kader Tut ve Raşit Günyer, yeğenleri Tuğyan Ülkem ve Tuğberk Yağız Gülter hakkında, anneleri Güllü’yü miras için öldürdükleri gerekçesiyle savcılığa başvurdu. Ancak kardeşlerin dosyaya dahil olma talepleri, mirasçı sıfatları olmadığı gerekçesiyle reddedildi. Mal varlığı beklentisi boşa çıktı Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla yapılan mal varlığı incelemesinde Güllü’nün yalnızca annesinden kalan 2 daireye sahip olduğu belirlendi. Savcılığın 50'den fazla banka ve sigorta kuruluşuyla yürüttüğü yazışmalar sonucu, şarkıcının herhangi bir sigorta poliçesi bulunmadığı ve banka hesaplarında da sadece küçük miktarlarda (250 - 850 TL arasında) para bulunduğu tespit edildi. Daha önce Güllü’nün oğlu Tuğberk Gülter de bir açıklama yaparak maddi durumlarının zayıf olduğunu, avukatlarına ödeme yapacak güçlerinin bulunmadığını belirtmişti.

YAŞDAŞ KARDEŞLER YAŞDAŞ GELİNLERLE AYNI ANDA EVLENDİ Haber

YAŞDAŞ KARDEŞLER YAŞDAŞ GELİNLERLE AYNI ANDA EVLENDİ

Antalya'nın Serik ilçesinde yaşayan Musa (24) ve Raşit Kaşlı (24) kardeşler, babalarının geleneğini sürdürerek aynı gün düğün yapıp kendileriyle aynı yaştaki gelinlerle evlendi. İkiz olmayan ancak aynı yıl dünyaya gelen ve çocukluklarından bu yana "ikiz gibi" büyüyen Kaşlı kardeşler, en büyük hayallerinin aynı anda evlenmek olduğunu belirttiler. 2001 yılının 2 Ocak'ında doğan ağabey Musa Kaşlı ile 28 Ekim'de doğan kardeşi Raşit Kaşlı, küçüklüklerinden bu yana her şeyi birlikte yaptıklarını, bu nedenle düğünlerinin de ortak olmasını istediklerini söyledi. Kardeşlerin bu isteğine aileleri ve kendileriyle aynı yaştaki eşleri de olumlu yaklaşınca karar netleşti. BABAM DA KARDEŞİYLE AYNI GÜN EVLENMİŞ GELENEĞİ BOZMAK İSTEMEDİK Ağabey Musa Kaşlı, üniversitede okurken pencereden gördüğü eşi Dilara ile tanışma hikâyesini anlatarak, zamanla ailelerin de birbirini tanıdığını ifade etti. Düğünü birlikte yapma sürecine değinen Musa Kaşlı şöyle konuştu: "Kardeşimle konuştuk, zaten bir ilişkisi vardı. Daha sonra eşlerimizi tanıştırdık, onlarda anlaştılar. Eğer anlaşmasalardı mecburen ayrı düğün yapacaktık. Babamız da kardeşiyle birlikte düğün yapmış, biz de geleneği bozmak istemedik. İkiz değiliz ama ikiz gibi büyüdük, her şeyi birlikte yaptık." Gelin Dilara Kaşlı ise çok mutlu ve heyecanlı olduğunu, eltisi ile ortak karar almanın kendilerini daha da yakınlaştırdığını söyleyerek ailelerinin de bu kararı doğal karşıladığını belirtti. BU DÜĞÜN İÇİN 6 YIL BEKLEDİK Kardeş Raşit Kaşlı ise eşi Emine Kaşlı ile 6 yıl önce tanıştıklarını ve arkadaşlıklarının bugünlere taşındığını ifade ederek, "Babadan gelen gelenek olduğu için ve abimle birlikte büyüdüğümüz için bu kararı aldık. Ailemiz çok mutlu oldu. Eşimle bu düğün için 6 yıl boyunca bekledik. Abimle oturup karar verdik, ailemizin de onayıyla bu güzel ana geldik" dedi. Gelin Emine Kaşlı da ilk kez böyle bir gelenekle karşılaştığını belirterek, "Çok mutlu ve heyecanlıyım. Daha önce böyle bir şeye şahit olmamıştım. Kendimde böyle bir anı yaşadığım için çok mutluyum" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.