#Kazı

- Kazı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kazı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GÖLE DÖNEN SOKAKTA OLTA İLE BALIK TUTTULAR Haber

GÖLE DÖNEN SOKAKTA OLTA İLE BALIK TUTTULAR

Eskişehir’de Baksan Sanayi Sitesi’nde yıllardır devam eden ve çok sayıda esnafın şikayetlerine rağmen bir türlü çözülemeyen yol sorunu, bu kez mizah yoluyla gündeme taşındı. Yağışların ardından adeta göle dönen, yer yer çamur ve balçıkla kaplanan sokakta oluşan büyük su birikintisi, sanayi esnafını hem zor durumda bıraktı hem de şehir merkezine yakışmayan görüntülere neden oldu. Sanayi sitesinin özellikle yağış sonrası göl ve bataklığa döndüğü, araçların geçişinde tekerleklerin suya gömüldüğü ve bazı bölgelerde çamurun balçığa dönüştüğü ifade edilirken; yıllardır çözüm üretilmemesi hem esnafı hem de vatandaşları mağdur ediyor. YILLARDIR ÇÖZÜLMEYEN SORUN SOSYAL MEDYADA GÜNDEM OLDU Baksan Sanayi Sitesi’nde çok sayıda esnafın ilgili kurumlara defalarca müracaat ettiği, konunun kamuoyuna sık sık taşındığı ancak buna rağmen bölge için kalıcı bir çalışma yapılmadığı öğrenildi. Yağış sonrası ortaya çıkan manzara, sanayi sitesini adeta bir “balık gölüne” çevirdi. Bu durum karşısında esnaf, yaşadıkları mağduriyeti mizahi bir dille protesto etti. GÖLE DÖNEN SOKAKTA OLTAYLA BALIK TUTMAYA BAŞLADILAR Çözümsüz kalan yol sorunu, sanayi sitesinin 89’uncu bloğunda bulunan bir grup esnafın mizahına konu oldu. Çevre esnafından Erman Rat, yolda oluşan büyük su birikintisinin başına geçerek olta ile balık tutuyormuş gibi kameraya poz verdi. Görüntülerin sosyal medyada paylaşılmasının ardından fotoğraf kısa sürede gündem olurken, yaşananlar hem güldürdü hem de “bu kadar da olmaz” dedirtti. İhlas Haber Ajansı (İHA) ekibinin konuyu haberleştirmek üzere adrese gittiği sırada bu kez esnaf grubu hep birlikte kadraja girerek, Baksan Sanayi Sitesi’nin “balık piyasası” üzerine sohbet etti ve ironi yaparak sorunlarını dile getirdi. ESNAF ERMAN RAT: “ARTIK BURADA RAHATÇA BALIĞIMIZI AVLAYIP, TEZGAHLARA GÖTÜRÜP SATABİLİRİZ” Mizahi görüntülerin aslında çok ciddi bir sorunu işaret ettiğini vurgulayan esnaf Erman Rat, yaşanan mağduriyeti şu sözlerle anlattı: “Burada göl gibi bir yerimiz var. Biz de burada balık avlayalım; bir daha da uzaklara, şehir dışına gitmeye gerek kalmaz gibi düşündük. Artık burada rahatça balığımızı avlayıp, tezgahlara götürüp satabiliriz. Tabii bu işin mizahı. Her sene belediye tarafından burada kazılar yapılıyor ve yollara mıcır dökülüyor. Mıcırlar ise kış boyunca bu şekilde manzaraları ve görüntüleri ortaya çıkarıyor. Bu da aşırı derecede sıkıntı oluşturuyor.” Rat, her yıl yapılan kazı ve mıcır dökme çalışmalarının kalıcı bir çözüm sağlamadığını, aksine yağışlarla birlikte bölgenin yeniden göle döndüğünü belirtti. DEPO SAHİBİ ERKAN BOZKURT: “BİZİ BURAYA ATTILAR, ‘ÇAMURUN İÇİNDE YAŞAYIN, BİZ SİZİ UNUTTUK’ DEDİLER” Bölgedeki mağduriyetin yalnızca giriş kısmıyla sınırlı olmadığını söyleyen depo sahibi Erkan Bozkurt, özellikle araçların geçişinde ciddi sıkıntılar yaşandığını dile getirdi. Bozkurt, sanayi sitesindeki durumu şu sözlerle özetledi: “Araçlar buraya girdiğinde tekerlekler suyun içine batıyor. Bahsettiğim yer sadece giriş kısmı. Daha ileride ise maalesef balçığa dönen bir çamurumuz var. Yani bizi buraya attılar, ‘Çamurun içinde yaşayın, biz sizi unuttuk’ dediler. Biz kendi imkanlarımızla birkaç sefer buraları temizlettik ama yine de olmuyor. Buranın asfaltlanması lazım çünkü ne müşterilerimiz geliyor ne biz kendimiz buradan rahatça çıkamıyoruz.” “4-5 SENE GEÇTİ, HİÇBİR İCRAAT YOK” Yaklaşık 5 yıl önce Konya’dan Eskişehir’e gelerek sanayi sitesinde çalışmaya başlayan Berat Serter de karşılaştığı görüntünün kendisini şaşırttığını söyledi. Konya’da bu tarz manzaralar görmediğini belirten Serter, yıllardır değişmeyen duruma tepki göstererek şunları kaydetti: “Bu rezaleti çekiyoruz ve değişen hiçbir şey olmadı. Her gelen bir inşaat yaptı, kazdı, üstünü sıvadı ama çukurdan, çamurdan, tozdan geçilmiyor. Burası yazın da kışın da aynı şekilde. Araba yıkıyoruz ama hiçbir şeye faydası olmuyor. Buradan çıkana kadar toz ve duman içinde kalıyoruz. İlla ki yapan olur dedik ama üzerinden 4-5 sene geçti ve hiçbir icraat yok.” Serter, bölgede yazın toz, kışın ise çamur sorununun aynı şekilde devam ettiğini, bu durumun hem iş verimini hem de yaşam kalitesini etkilediğini dile getirdi. “MÜŞTERİLER ARABAYI ASFALTA BIRAKIP YÜRÜYEREK GELİYOR” Sanayi sitesinde personel olarak çalışan Muhammet Özcan ise yolların bozuk olması nedeniyle müşterilerin bölgeye girmeye korktuğunu söyledi. Özcan, yaşanan sıkıntıyı şöyle anlattı: “Müşterilerimiz buraya girmeye korkuyor. Arabayı asfalta bırakıp yürüyerek geliyorlar. ‘Abi araba nerede?’ dediğimizde, ‘Karşı sokakta. Caddeye giremiyoruz, yollarınız bozuk’ diyorlar. Sonra yetkililer 1-2 ay sonra geliyorlar ama mıcır atıyorlar. Bir hafta sonra yağmur yağdığında ve buradan arabalar geçtiği zaman her şey geri çöküyor. Asfalt ve beton lazım. Yetkililerimiz en kısa sürede yollarımızı yapsınlar, hem biz hem de müşteriler mağdur olmayalım.” “ARABALARIMIZIN ALT TAKIMLARI SÜREKLİ BOZULUYOR” Yolun araçlara ciddi zarar verdiğini vurgulayan esnaf Hüseyin Şentürk ise sürekli tamir masrafı çıktığını belirterek, şu ifadeleri kullandı: “Burada bir arıza bakımcımız var. Aracımızı her ay ona götürüp tamir ettiriyoruz. Yollar o derece kötü. Buraya girmek çok sıkıntılı ve arabaların altı yere değiyor. Arabalarımızın alt takımları sürekli bozuluyor.” SANAYİ ESNAFI KALICI ÇÖZÜM İSTİYOR Baksan Sanayi Sitesi’nde yaşanan bu tablo, bir yandan esnafın mizahi tepkisiyle sosyal medyada gündem olurken, diğer yandan bölgede yıllardır süren altyapı sorununun artık çözüm beklediğini bir kez daha ortaya koydu. Esnaf, geçici çözümler yerine bölgenin asfaltlanmasını, kalıcı altyapı çalışması yapılmasını ve sanayi sitesinin hem Eskişehir’e hem de üretim gücüne yakışır hale getirilmesini istiyor.

MANİSA'DA YOL ÇÖKTÜ, ALTINDAN İNSAN KEMİKLERİ ÇIKTI Haber

MANİSA'DA YOL ÇÖKTÜ, ALTINDAN İNSAN KEMİKLERİ ÇIKTI

Manisa'da Turgutlu ilçesinde yağışların ardından meydana gelen yol çökmesi sonrası yapılan incelemelerde, bir kişiye ait olduğu değerlendirilen kafatası ve kemik parçaları bulundu. Olay, Turgutlu ilçesi İstasyonaltı Mahallesi Yaprak Sokak’ta yaşandı. Sokak üzerindeki yolda henüz bilinmeyen bir nedenle çökme meydana geldi. Çöken alanda çevrede inceleme yapan vatandaşlar, toprak içerisinde kemik parçaları fark edince durumu polis ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine bölgeye emniyet güçleri sevk edildi. Polis ekipleri çevrede güvenlik önlemleri alarak sokağı yaya ve araç trafiğine kapattı. Olay Yeri İnceleme ekipleri ile belediye görevlileri koordineli şekilde kazı ve inceleme çalışması gerçekleştirdi. Yapılan çalışmalar sonucunda, yüzeye yakın bir noktada insana ait olduğu değerlendirilen kafatası ile çeşitli kemik parçalarına ulaşıldı. Buluntular, Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda kimlik tespiti ve detaylı inceleme yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Kemiklerin kime ait olduğunun ve olayın geçmişinin belirlenmesi amacıyla başlatılan soruşturmanın sürdüğü bildirildi. Bölgede yaşayan bazı vatandaşlar ise alanın daha önce eski bir mezarlık olduğunu, bulunan kemiklerin de eski mezarlara ait olabileceğini öne sürdü. Kesin sonuçların Adli Tıp Kurumu’nda yapılacak incelemenin ardından netlik kazanacağı öğrenildi.

İZNİK'TE KEŞFEDİLEN ÇOBAN İSA FİGÜRÜ ANADOLU'DA TEK Haber

İZNİK'TE KEŞFEDİLEN ÇOBAN İSA FİGÜRÜ ANADOLU'DA TEK

Bursa'nın İznik ilçesindeki Hisardere Nekropolü'nde yürütülen kazılarda, Anadolu'da şimdiye dek bilinen tek örnek olma ihtimali taşıyan 'Çoban İsa' (Good Shepherd) figürü gün yüzüne çıkarıldı. Hem Türkiye hem de dünya arkeolojisi açısından büyük önem taşıyan eser, hipogee mezarın kuzey duvarında fresk halinde tespit edildi. Kazılar, Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle İznik Müzesi Müdürü Tolga Koparal başkanlığında, Dokuz Eylül Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aygün Ekin Meriç'in bilimsel koordinatörlüğünde ve Dr. Gülşen Kutbay'ın da yer aldığı uzman ekip tarafından sürdürülüyor. M.S. 2.-5. yüzyıllar arasında hem varlıklı aileler hem de halkın alt tabakası tarafından kullanıldığı değerlendirilen Hisardere Nekropolü'nde, İznik'e özgü "terracota plaka çatılı oda mezarların" yanı sıra farklı mezar tipleri bulunuyor. 2025 yılı kazı sezonunda açığa çıkarılan hipogee mezar ise özellikle freskleriyle dikkat çekti. Güney duvarı büyük ölçüde tahrip olan mezarın doğu, batı ve kuzey duvarları ile tavanı neredeyse tamamen sağlam kaldı. Bu duvarlarda yer alan insan figürleri, bölgedeki diğer örneklerden ayrılıyor. Mezarın kuzey duvarına bitişik klinein pişmiş toprak kare levhalarla kaplı olduğu, ölülerin bu levhaların üzerine yatırıldığı belirlendi. Klinein ardındaki kuzey duvarında ise nadir görülen 'Çoban İsa' figürü dikkat çekti. Mezar içerisinde doğrudan tarihlendirmeye yarayacak bir buluntuya rastlanmadı. Ancak yapının mimari özelliklerinin aynı alandaki diğer örneklerle benzerlik göstermesi nedeniyle mezarın MS 3. yüzyıla ait olduğu değerlendiriliyor. Eser, Erken Hristiyanlık döneminde Anadolu'daki en dikkat çekici örneklerden biri olarak öne çıkarken, Hisardere Nekropolü'nde tespit edilen ilk Hazreti İsa tasviri olma özelliğini de taşıyor.

BURSA'DA 2 BİN YILLIK TİYATRO GÜN YÜZÜNE ÇIKIYOR Haber

BURSA'DA 2 BİN YILLIK TİYATRO GÜN YÜZÜNE ÇIKIYOR

Bursa ve Nilüfer'in en önemli turistik bölgelerinden olan Gölyazı Mahallesi'ndeki 2 bin yıllık antik tiyatro kazılarında sona gelindi. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, kazı çalışmalarını yerinde inceleyerek, tiyatronun kültür sanat etkinliklerine ev sahipliği yapacak modern bir mekana dönüştürüleceğini müjdeledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle, Nilüfer Belediyesi'nin destekleri ve Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Ortaçağ Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Derya Şahin başkanlığında 2021 yılından bu yana sürdürülen kazı çalışmalarında son dönemece girildi. Helenistik dönemden kalma ve Roma İmparatoru Hadrianus döneminde yenilenen antik tiyatroda kazılar, bu yıl içinde tamamlanacak. "Türkiye'nin en güzel yerlerinden biri olacak" Kazı alanını inceleyen Başkan Şadi Özdemir, antik tiyatronun zamanında 5 binden fazla kişiyi ağırlayabildiğini belirterek, "Mevcut halini koruyarak restorasyon çalışması yaptığımızda, burada bir açık hava ortamı oluşturabiliriz. Kültürel ve arkeolojik etkinlikler, öğrencilerin gelip çalışmaları gözlemlemesi, atölye kullanımı gibi faaliyetler düzenlenebilir. Umarız kısa süre içerisinde bu süreci tamamlayarak, belki de Türkiye'nin en güzel yerlerinden birinde güzel kültür sanat etkinliklerini hep birlikte yaşayabiliriz" dedi. Gölyazı'nın yaşamın ve kültürün iç içe geçtiği en güzel bölgelerden biri olduğunu vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, "Nilüfer'in tarihi tarafı yeterince bilinmiyor. Yeni bir şehir olarak bilinse de milattan öncesine giden çok sayıda yerimiz bulunmakta. Gölyazı ve Misi gibi tarihi ve kültürel miras açısından çok değerli yerlerimiz var" diye konuştu. Bölgeye kapsamlı turizm vizyonu Başkan Şadi Özdemir, Gölyazı'nın turizm potansiyelini artırmak için kapsamlı projeler planladıklarını açıkladı. Gölyazı, Akçalar, Fadıllı ve Ayvaköy'ü bir bütün olarak ele aldıklarını belirten Başkan Şadi Özdemir, turistlerin bölgede daha uzun vakit geçirmelerini sağlamak için seyit tepeleri, bisiklet yolları, otoparklar, göl üzerinden ulaşım ve çeşitli aktiviteler planladıklarını ifade etti. Ayvaköy Mahallesi'ni dijital köy haline getirme projesinden de bahseden Başkan Şadi Özdemir, "Dijital göçebelerin gelebileceği ortamlar oluşturmak istiyoruz. İnsanlar bilgisayarlarını yanlarına alarak dünyayı gezerek çalışıyor. Biz de bu bölgede dijital göçebelerin gelebileceği ortamlar oluşturacağız" dedi. Ayvaköy'deki Ayvaini Mağarası'nın da turizme kazandırılacağını belirten Başkan Şadi Özdemir, "Valimizin desteğiyle, buranın giriş-çıkışlarının Nilüfer Belediyesi'ne devri için gerekli talimatlar verildi. Bürokratik süreç tamamlandığında, herkesin güvenle ziyaret edebileceği bir ortam oluşturacağız" dedi. "Tarım ve turizm birlikte gelişecek" Başkan Şadi Özdemir, tüm bu çalışmaların temel amacının Gölyazı halkının sürdürülebilir bir yaşam standardına kavuşması olduğunu vurgulayarak, "Tarım ve turizmi bir arada düşünmek gerekiyor. Bölgede siyah incir, zeytin gibi çok kaliteli tarım ürünleri bulunmaktadır. Umarız halkımız tarımdan vazgeçmez, tarım yeniden harekete geçer ve tarım dışına düşmüş genç nüfus yine tarıma yönelir" dedi. Sırada restorasyon var Kazı Başkanı Prof. Dr. Derya Şahin de, tiyatronun Helenistik dönem kökenli olduğunu ve Roma İmparatoru Hadrianus döneminde ciddi bir renovasyon geçirdiğini belirtti. "D formlu bir Roma tiyatrosu olan yapı, zamanında 5 bine yakın oturma kapasitesine sahipti. Günümüze 44 oturma sırası ulaşabildi" diye konuştu. Şahin, Nilüfer Belediyesi'nin desteğiyle bölgede definecilik faaliyetlerinin neredeyse sona erdiğini de sözlerine ekleyerek, "Burada çalışan arkadaşlarımız hem kendi tarihlerini öğreniyorlar hem de neler çıktığını bizzat görüyorlar. Hem arazileri değerlendi, hem gelen turist sayısı arttı" ifadelerini kullandı. Kazı çalışmalarının 5'inci yılında neredeyse tamamlandığını belirten Prof. Dr. Şahin, bundan sonra uluslararası tüzüklere uygun şekilde restorasyon ve rekonstrüksiyon çalışmalarının başlayacağını, tiyatronun yeniden gösteri mekanı olarak kullanılabilmesinin sağlanacağını ifade etti. Başkan Şadi Özdemir, antik tiyatro kazı bölgesinin ardından bölgede yeni bulunan "Simitçi Kale" bölümündeki ipek atölyesini de ziyaret etti.

SMYRNA KAZILARINA 34,5 MİLYON TL DESTEK Haber

SMYRNA KAZILARINA 34,5 MİLYON TL DESTEK

İzmir’in merkezinde yer alan Smyrna Antik Kenti, 2007’den bu yana yapılan kazılarda gün yüzüne çıkarılan eserlerle kentin tarihine ışık tutuyor. Prof. Dr. Akın Ersoy’un başkanlığında yürütülen çalışmalarda, Antik Smyrna Tiyatrosu ve Antik Smyrna Agorası’nda yer alan Roma dönemi hamamının gymnasium bölümü ortaya çıkarılmaya çalışılıyor. 2012’den bu yana kentteki bilimsel kazı çalışmalarına maddi destek veren İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin öz kaynakları ile yürütülen kamulaştırmalar neticesinde Smyrna Agorası’nın bulunduğu kazı alanı İkiçeşmelik Caddesi ile bütünleşirken, uzun dönem gecekondular altında kalan Antik Smyrna Tiyatrosu da gün yüzüne çıkarılmaya başlandı. 20 BİN KİŞİ KAPASİTESİYLE İZMİR İÇİN BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR Kazılara Maddi Destek Programı kapsamında günümüzde İzmir ve yakın çevresinde 16 arkeolojik kazı alanı yer alıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, kent genelinde süren kazılara verdiği destekle insanlığın ortak kültürel mirası olan bu alanların korunması ve her geçen gün daha görünür kılınmasını amaçlıyor. 2025 yılı itibariyle yürürlüğe giren yeni protokol ile Smyrna Antik Kenti Kazı Başkanlığı’na sağlanan destek kapsamında antik tiyatronun bir an önce kente kazandırılması amaçlanıyor. Efes Antik Tiyatrosu büyüklüğünde olduğu belirtilen Antik Smyrna Tiyatrosu, 20 bin kişi kapasitesiyle İzmir için büyük önem taşıyor. MADDİ VE AYNİ DESTEK İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin destekleri hakkında bilgi veren Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanlığı Koruma Uygulama ve Denetim Şube Müdürlüğü’nde görevli Arkeolog Tuna Sinan Derbentoğulları, “İzmir Büyükşehir Belediyesi, Smyrna Antik Kenti kazı çalışmalarına 2012 yılından bu yana envanter oluşturulması, bilimsel kazı çalışmaları, restorasyon çalışmaları ve kazı ekibinin desteklenmesi amacıyla maddi ve ayni destek veriyor” dedi. Derbentoğulları, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kentimizde devam eden 16 kazıyı desteklediklerini sözlerine ekledi. KAZILAR İKİ NOKTADA SÜRÜYOR 2007 yılından itibaren İzmir’in tarihi kent merkezindeki arkeolojik kazı çalışmalarını yürüten Smyrna Antik Kenti Kazı Başkanı ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Türk İslam Arkeolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Akın Ersoy, “Çalışmalarımızda Kültür ve Turizm Bakanlığının maddi desteğinin yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin önemli ölçüde destekleri söz konusu. Ayrıca başka sponsorlarımız da bulunuyor. Smyrna Antik Kenti kazılarını şu an özellikle iki noktada yürütüyoruz. Antik Smyrna Agorası’nda güncel olarak Kemeraltı’na bakan tarafta bir hamamın gymnasium bölümünün ortaya çıkarılması için çalışma yürütüyoruz. İkinci çalışma alanımız da özellikle İzmirlilerin de çok beklediği Antik Smyrna Tiyatrosu’nda sürüyor” diye konuştu. Ören yeri içinde Osmanlı dönemine ait sarnıçlı çeşmeler ve şehir içi han yapısı olduğunu belirten Prof. Dr. Akın Ersoy, Osmanlı Dönemi yapılarını da koruyarak altında kalan gymnasium bölümünün ortaya çıkarılması için çalıştıklarını kaydetti. EFES ANTİK TİYATROSU BÜYÜKLÜĞÜNDE Antik Smyrna Agorası’nın antik dönemde yalnızca ticari ve idari bir merkez olmadığını vurgulayan Ersoy, dini ve sosyal etkinliklerin de burada gerçekleştirildiğini dile getirdi. Başlangıçta küçük ölçekli etkinliklerin agorada yapıldığını, ancak zamanla inşa edilen Antik Smyrna Tiyatrosu ile bu etkinliklerin tiyatroya taşındığını ifade eden Ersoy, tiyatroda yapılan çalışmalara ilişkin de bilgi verdi. İzmir’in Efes Antik Tiyatrosu büyüklüğünde bir tiyatroya daha sahip olduğunu vurgulayan Ersoy, 20 bini aşkın izleyici kapasitesine sahip Antik Smyrna Tiyatrosu’nda hem dini, sosyal ve kültürel etkinliklerin hem de halk meclisine yönelik duyuruların gerçekleştirildiğini sözlerine ekledi. KEMERALTI, SMYRNA AGORASI’NIN TİCARİ KİMLİĞİNİ YANSITIYOR Prof. Dr. Akın Ersoy, Antik Smyrna Agorası’nın Büyük İskender’den sonra kurulan antik kentin tam merkezinde yer aldığını belirtti. Kemeraltı’nın bugün dünyanın en büyük açık hava çarşılarından biri olduğunu vurgulayan Ersoy, bu yapının temelinde bin yıl öncesinde Antik Smyrna Agorası’nın yarattığı ticari iklimin bulunduğunu aktardı. Antik dönemde kentin, bugünkü Kadifekale ve Kemeraltı arasında kurulduğunu, o dönemde Kemeraltı’nın yerinde ticaret ve savaş gemilerinin girebildiği bir iç liman bulunduğunu söyleyen Ersoy, Bizans Dönemi’nde başlayan, Osmanlı Dönemi’nde ise hızlanan bilinçli dolgu çalışmalarıyla iç limanın zamanla yapılaşmaya açıldığını ifade etti. Prof. Dr. Akın Ersoy, limanın son izlerinin 1800’lü yıllara kadar takip edilebildiğini, bu dönemde ise bataklık hâline gelen alanın tamamen doldurularak bugünkü Kemeraltı’nın oluştuğunu kaydetti. ANTİK DÖNEMDE DE İZMİR İÇİN SU ÇOK ÖNEMLİYDİ Ersoy, antik dönemde kent planlamacılarının suyun varlığına büyük önem verdiğini, İzmir’in bu açıdan şanslı bir konumda olduğunu ifade etti. Kadifekale’nin altındaki su tabakalarının kent için önemli bir kaynak sağladığını, Antik Smyrna Agorası’ndaki suyun da bu doğal kaynaktan geldiğini vurgulayan Ersoy, yaklaşık 150 metre boyunca akarak Antik Smyrna Agorası’na ulaşan suyun günümüzde içilemez nitelikte olsa da park ve bahçeleri sulamak için kullanılabildiğini aktardı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.