#Kemeraltı

- Kemeraltı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kemeraltı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İZMİR'İN GELENEKSEL LEZZETLERİ: BOYOZDAN SÖĞÜŞE UZANAN EGE SOFRASI Haber

İZMİR'İN GELENEKSEL LEZZETLERİ: BOYOZDAN SÖĞÜŞE UZANAN EGE SOFRASI

Ege mutfağının önemli merkezlerinden İzmir, yalnızca zeytinyağlıları ve ot yemekleriyle değil, kent yaşamıyla özdeşleşen boyoz, gevrek, kumru, söğüş ve lokma gibi geleneksel lezzetleriyle de dikkati çekiyor. Sabah kahvaltısından gece atıştırmalıklarına kadar günün farklı saatlerinde sofraya gelen bu tatlar, İzmir'in gastronomi kültürünün önemli bir bölümünü oluşturuyor. İzmir denildiğinde akla gelen ilk lezzetlerin başında boyoz geliyor. Kentte özellikle sabah saatlerinde tüketilen boyoz, çoğunlukla haşlanmış yumurta ve çayla birlikte servis ediliyor. İzmir Ticaret Odasının başvurusu üzerine "İzmir Boyozu", 2017'de Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaretle tescillendi. İzmir'in fırın kültürünün bir başka önemli parçasını ise kentte "simit" yerine yaygın olarak "gevrek" adıyla bilinen ürün oluşturuyor. Gevrek, özellikle kahvaltıda peynir ve çay eşliğinde İzmir sofralarının klasiklerinden biri olarak tüketiliyor. KUMRU, İZMİR'İN SOKAK LEZZETLERİNİN SİMGELERİNDEN Kentin en bilinen sokak lezzetleri arasında kumru da bulunuyor. Adını kullanılan özel ekmekten alan kumrunun geleneksel biçiminde İzmir tulum peyniri, domates ve biber gibi malzemeler öne çıkarken, zaman içerisinde sucuk, salam ve kaşar peynirinin kullanıldığı sıcak çeşitleri de yaygınlaştı. Özellikle Çeşme ile özdeşleşen sıcak kumru, bugün İzmir'in birçok ilçesinde hazırlanıyor ve kenti ziyaret edenlerin tercih ettiği lezzetler arasında yer alıyor. SÖĞÜŞÜN KENT MUTFAĞINDA AYRI BİR YERİ VAR İzmir mutfağının kendine özgü lezzetlerinden biri de söğüş. Kuzu kelle etinden hazırlanan söğüşte genellikle yanak, dil ve beyin gibi bölümler kullanılıyor. İnce doğranan etler; domates, soğan, maydanoz ve baharatlarla birlikte lavaş ya da ekmek arasında servis ediliyor. Özellikle Kemeraltı ve çevresinde uzun yıllardır faaliyet gösteren söğüşçüler, bu geleneğin kentte devam etmesini sağlıyor. ZEYTİNYAĞLI YEMEKLER VE EGE OTLARI SOFRANIN VAZGEÇİLMEZİ İzmir'in gastronomi kültürü sokak lezzetleriyle sınırlı değil. Ege'nin zeytinyağı ve yabani otları da geleneksel mutfağın temel unsurları arasında bulunuyor. Şevketibostan, radika, arapsaçı, deniz börülcesi, cibez ve turp otu gibi ürünler mevsimine göre pazarlarda yerini alıyor. Otlar kimi zaman haşlanarak zeytinyağı ve limonla salata şeklinde hazırlanırken kimi zaman da sıcak yemeklerde kullanılıyor. Enginar da İzmir mutfağında önemli yere sahip ürünlerden. Özellikle Urla ve çevresinde yetiştirilen enginar, zeytinyağlı yemeklerden farklı tariflere kadar geniş bir kullanım alanı buluyor. TİRE KÖFTESİNDEN ÖDEMİŞ KÖFTESİNE İLÇELERİN DE KENDİ LEZZETLERİ VAR İzmir'in ilçeleri de kentin gastronomi haritasına farklı yemeklerle katkı sağlıyor. Tire ile özdeşleşen Tire şiş köftesi, sade hazırlanması ve servis biçimiyle öne çıkarken Ödemiş köftesi de ilçenin en tanınmış yemekleri arasında yer alıyor. Bergama tulum peyniri, Bergama köftesi ve yörede hazırlanan farklı hamur işleri de Bakırçay havzasının mutfak kültürünü yansıtıyor. İzmir tulum peyniri ise kahvaltılardan sandviçlere kadar kent mutfağında geniş yer tutuyor. LOKMA GELENEĞİ MAHALLELERDE YAŞATILIYOR İzmir'de tatlı denildiğinde öne çıkan geleneksel lezzetlerden biri lokma. Kızgın yağda pişirilen hamurun şerbetlenmesiyle hazırlanan lokma, İzmir'de yalnızca bir tatlı olarak değil, aynı zamanda toplumsal bir paylaşım geleneği olarak da varlığını sürdürüyor. Düğün, sünnet, kandil ve hayır organizasyonlarının yanı sıra vefat edenlerin anısına kentin farklı noktalarında lokma döktürülerek vatandaşlara ücretsiz dağıtılması, İzmir'de sık karşılaşılan gelenekler arasında bulunuyor. ŞAMBALİ DE KEMERALTI'NIN KLASİK TATLARI ARASINDA İzmir'in geleneksel tatlıları arasında şambali de dikkati çekiyor. İrmikle hazırlanan ve şerbetlenen tatlı, özellikle Kemeraltı çevresindeki tatlıcılarda uzun yıllardır satılıyor. Üzeri genellikle badem veya fıstıkla tamamlanan şambali, yoğun kıvamı ve şerbetli yapısıyla İzmir'in sokak tatlıları arasında yer alıyor. Böylece İzmir mutfağı, boyoz ve gevrekle başlayan bir kahvaltıdan söğüş ve kumruya, Ege otlarından yöresel köftelere, lokma ve şambaliye uzanan geniş bir gastronomi kültürünü ziyaretçilerine sunuyor.

İZMİR'İN TARİHİ MİRASI MİNİKLERLE GELECEĞE TAŞINIYOR Haber

İZMİR'İN TARİHİ MİRASI MİNİKLERLE GELECEĞE TAŞINIYOR

İzmirli çocuklar, yaşadıkları kenti bizzat deneyimleyerek öğreniyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, çocukların kentlerini daha yakından tanımaları ve kültürel miras bilinci kazanmaları amacıyla Çocuklara Yönelik Kültürel Mirasın Korunması ve Yaşatılması Projesi’ni hayata geçirdi. Bir yılda 1250 çocuğa ulaşılması hedeflenen proje kapsamında çocuklar; atölyeler, kazı çalışmaları, müze ve ören yeri gezileri ile Kemeraltı’nın geleneksel zanaatlarını tanıyarak İzmir’in tarihini ve kültürel değerlerini yaşayarak öğreniyor. ESER ÜRETİYOR Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı ile İzmir Kent Değerlerini Koruma ve Geliştirme Derneği arasında yapılan iş birliği protokolü kapsamında 6-14 yaş aralığındaki çocuklara tarih, kültürel miras, koruma ve kentlilik bilinci kazandırılması hedefleniyor. Proje kapsamında düzenlenen üç ayrı atölyede çocuklar kültürel mirası yaratıcı ve interaktif yöntemlerle öğrenirken, kazı etkinlikleri ile müze ve ören yeri gezilerine katılıyor, Kemeraltı’na ait zanaatları tanıyarak eser üretiyor. ÜÇ ANA BAŞLIKTA YARATICI ATÖLYELER Ücretsiz yapılan proje kapsamında üç ana atölye başlığı planlandı. Kültürel Mirasın Koruyucuları Atölyesi’nde çocuklar, kültürel mirasın ne olduğunu, neden korunması gerektiğini ve UNESCO Dünya Mirası gibi kavramları yaşlarına uygun, yaratıcı ve interaktif yöntemlerle öğreniyor. Drama, hikâye oluşturma, görsel materyaller ve uygulamalı etkinliklerle çocukların bu kavramları ezberlemesi değil, içselleştirmesi amaçlanıyor. Minik Arkeologlar Atölyesi’nde çocuklar arkeolojiyle tanışıyor; kazı etkinlikleri, müze ve ören yeri gezileri, kostümler, kutu oyunları ve deneyim odaklı çalışmalarla geçmişi keşfediyor. Geleneksel Zanaatlar ve Yaratıcılık Atölyesi’nde ise çocuklar, Kemeraltı aktarlarını, Kemeraltı zanaatlarını, kentin üretim kültürünü ve geleneksel becerileri tanıyor. Seramik, çini boyama, kolaj gibi uygulamalarla çocukların kendi eserlerini üretmeleri sağlanıyor. “ÇOCUK DOSTU KENT” Proje hakkında bilgi veren Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’nda görevli Nazlıcan Yiğitoğlu, “Çocuklara İzmir’in tarihini, kültürünü, gelenek ve göreneklerini, kentlilik bilincini aşılamayı amaçlıyoruz. Çocuklarımızı üç gün boyunca üç farklı atölyede bir araya getiriyoruz. Bu projeyle bir yılda 1250 çocuğa ulaşmayı hedefliyoruz. Çocuklar atölyelerde çok mutlu oluyorlar. Çocukların atölyelere katılımı, ulaşımı, bilgilendirme süreçleri ve ölçme değerlendirme çalışmalarında aktif rol üstleniyoruz. Dernek eğitim içeriklerinin hazırlanması, eğitmenler, materyaller ve uzman personel desteğiyle sürecin niteliğini güçlendiriyor. Bu projeyi yalnızca bir eğitim faaliyeti olarak görmüyoruz. Aynı zamanda çocuk dostu kent vizyonumuzun bir parçası. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Cemil Tugay’ın ortaya koyduğu kapsayıcı, eşitlikçi ve çocuk odaklı yerel yönetim anlayışı doğrultusunda çocukların kültürle, bilimle, sanatla ve kent yaşamıyla daha güçlü bağlar kurmasını önemsiyoruz” dedi.

TARİHİ GÖL GAZİNOSU, İZMİR MUTFAK MÜZESİ’NE DÖNÜŞÜYOR Haber

TARİHİ GÖL GAZİNOSU, İZMİR MUTFAK MÜZESİ’NE DÖNÜŞÜYOR

İzmir Fuarı’nın ev sahibi Kültürpark, anlamına yakışan bir müzeyle dünyaya açılmaya hazırlanıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Mutfak Müzesi’ni eski Göl Gazinosu binasında hayata geçiriyor. 1953 yılında açılan, fuar döneminde en ünlü assolistlerin sahneye çıktığı, seçkin konukları ağırlayan mekânın köklerinden aldığı güçle yenilenen kimliği, yine bir fuar döneminde tanıtılacak. Aslına uygun şekilde yeniden inşa edilerek müze olmaya hazırlanan binada çalışmalar devam ederken tanıtım sergisi, 29 Ağustos-9 Eylül’de 94. İzmir Enternasyonal Fuarı kapsamında açılacak. “BİR KÜLTÜREL SEFERBERLİK” Kentin ve bölgenin mutfak mirasını erişilebilir kılma ihtiyacı yıllardır duyulan bu müzeyi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın desteğiyle hayata geçirdiklerini vurgulayan İzmir Mutfak Müzesi Küratörü Nejat Yentürk, “Türkiye'de ilk kez bir metropolde, sadece kentin değil, bu coğrafyanın gastronomisini anlatacak, belgeleyecek müze ihtiyacı, yıllardır dile getiriliyordu. Cemil Tugay’ın başkanlığında hayata geçirme fırsatı yakaladık. Müjde niteliğinde bir iş. İzmir’e değer katacak. Konuya dar bir yerellikle yaklaşmıyoruz, geniş coğrafyamızın köklü mutfak kültürünü ele alıyoruz. Çok zengin bir koleksiyonla dünyaya bir müze armağan ediyoruz. Yüzölçümü olarak Türkiye'deki en büyük, dünyada ise sayılı mutfak müzelerinden olacak” dedi. Göl Gazinosu’nun kapalı alanının müzeye tahsis edildiğini, terasın da aynı adla bistro olarak işletileceğini belirten Yentürk, sözlerine şöyle devam etti: “İzmir Mutfak Müzesi, kentimizin gastro turizmde cazibe merkezi olma potansiyelini güçlendirecektir. Bu eşsiz projeyle İzmir, zengin mutfak mirasını geleceğe taşımakla kalmayacak, mutfağımızın sürdürülebilirliğine dair farkındalık yaratan güçlü bir merkez kazanacaktır. İzmir Mutfak Müzesi; iklim krizi, kuraklık tehlikesi, sağlıklı gıdaya erişim, yerel üretimin teşviki ve gastronomik çeşitliliğin korunması gibi alanlara eğilecektir. Yerel mutfağımızı savunurken geleceğin sofralarını şekillendiren referans noktası olacaktır.” ŞERBET GÜĞÜMÜ VE KAHVE KÜLTÜRÜ Araştırmacı, yazar, koleksiyoner Yentürk, “İhtiyacı karşılayacak genişlikte bir binayı, müze anlatısını inşa edecek koleksiyonları ve projeye dört elle sarılan bilim kurulunu İzmir’de buluşturmak gibi tarihi bir fırsatı yakaladık” derken 11 kişilik bilim kurulunun genişleyeceğini söyledi. “Ülkemizin önde gelen mutfak tarihi koleksiyoncularının bağışlarıyla yola çıkıyoruz. Ben, Priscilla Mary Işın ve Gökçen Adar, çok büyük bağışlarda bulunduk. Diğer koleksiyonculardan ve İzmirlilerden bağış ve geçici sergileme için eser kabulüne başladık. Binlerce parçalık koleksiyonumuz hızla genişliyor” diyen Yentürk, İzmir mutfağının, şehrin tarih boyunca sahip olduğu özgün demografisi, tarımsal üretimi, ticaret bağlantıları, sanayileşmesi ve aldığı göçlerle geliştiğini belirtti. Kentte gastronomi alanında pek çok ilke imza atıldığını, müzede bunların da yer alacağını anlatan Yentürk’ün dikkat çektiği parçalar arasında, İzmir doğumlu şerbet güğümü var: “Osmanlı’da sırtta taşınan şerbet güğümü, İzmir'de icat edildi, Kudüs'ten Saraybosna'ya kadar yayıldı. Literatürdeki adı da İzmir şerbet güğümü. Bazı şekerleme çeşitlerini Batı’ya kazandıran İstanbul ve İzmir’dir. Tahin helvası, şekerlemeler, şuruplu tatlılar, sütlü tatlılar… Dünyaya tatlı kültürünü armağan eden coğrafyanın mirasçısıyız. Müzede şekercilik ve tatlıcılık alanında eşsiz bir koleksiyona sahibiz.” Kahveyi dünyaya Osmanlı yaşayışının armağan ettiğini, Avrupa’daki ilk kahvehaneyi ise 1651’de Londra'da İzmirli Pasqua Rose’nin açtığını, bu kişinin Paşa Rıza adında bir Müslüman olduğunu öne sürenler de bulunduğunu söyleyen Yentürk, “Müzede kebap dükkânından kahvehaneye kadar birçok mekân canlandırılacak. Çok köklü bir ikram ve misafir ağırlama kültürüne sahibiz. Bunun bir lüksü mevcut. Bohemya kristalleri, Beykoz camları, billurlar, gümüş takımlar, gümüş kaşıklar, narin kahve takımları hemen her evde yaşatılıyor” dedi. Yemek hazırlama, pişirme, sofra ve sunum gereçlerinin yanı sıra şehrin gıda sanayinin sergileneceğini, müzeleri eğitim kurumu olarak gördüklerini belirten Yentürk, bilimsel müze yaklaşımından söz etti: “Söyleşiler yapacağımız küçük amfiteatrımız; geçici sergiler ve interaktif etkinliklerimiz olacak. Güçlü bir birikimin mirasçısı olduğumuzu genç nesillere, gastronomi aktörlerine ve turistlere anlatacağız. Bazı tarifler bin-iki bin yıldır, hatta ilk günkü adıyla yaşıyor, bunları ele alacağız.” “DÖNER KEBABI, KEMERALTI’NDA ORTAYA ÇIKTI” Türk mutfağının dünyadaki ağırlığı ve İzmir’in rolü, müze kurgusunda büyük önem taşıyor. “Mezopotamya’dan Balkanlara uzanan geniş coğrafya, yüzyıllarca mutfak kültürlerinin iç içe olağanüstü zenginlik oluşturduğu bir medeniyet havzası. Bu kadar çok yemek tarifinin listelenebileceği başka coğrafya bulamazsınız. İzmir de özgün tarifler meydana getirmiş” diyen Yentürk, döner kebabın İzmir’den yayıldığını hatırlattı: “İzmir, dünyaya tarifler hediye etti. En meşhuru döner kebabı. Bu bir çarşı buluşudur, Kemeraltı’nda şekillenmiştir. Cağ kebabının türevidir. Yatay şişte pişirilirken yağı kömüre damlar ve çok duman çıkarır, bacalı ocağa ihtiyaç duyar. Az duman çıkarmanın tek yolu, şişi dik hale getirmektir. En erken tarihli tanıklıklar bu kebabın adresi olarak Kemeraltı Çarşısı’nı işaret ediyor. 19. yüzyılda tek bir ismi var; İzmir kebabı. Almanya’nın bile üzerinde hak iddia ettiği bu yemeği artık sahiplenmeliyiz. Müzede en güçlü şekilde sergilenecek.” İEF’DE “TEASER SERGİ” 94. İEF döneminde Göl Gazinosu’nun fuayesinde düzenlenecek bir ön sergiyle müzenin içeriğinden seçmelerin yer alacağını söyleyen Yentürk, “Teaser sergi adını verdik, tadımlık bir meraklandırma sergisi” dedi. BİLİM KURULU KİMLERDEN OLUŞUYOR? Müze fikrinde yola birlikte çıktıkları, ancak yakın zamanda kaybettiğimiz Serdar Çelenk, Burçin Kipman ve Prof. Dr. Eren Akçiçek’i saygıyla anan Yentürk, “Keşke hayatta olsalardı, hayalimizi gerçekleştirdiğimizi görebilselerdi” dedi. Bilim kurulu; Priscilla Mary Işın, Prof. Dr. Arif Bilgin, Gökçen Adar, Gonca Tokuz, Nihal Kadıoğlu Çelik, Aycan Hasırcılar, Prof. Dr. Seda Genç, Ahmet Örs, Osman Serim, Ayfer Yavi ve Nejat Yentürk’ten oluşuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.