#Kuraklık

- Kuraklık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kuraklık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

SAİTABAT ŞELALESİ YENİDEN SUYLA BULUŞTU Haber

SAİTABAT ŞELALESİ YENİDEN SUYLA BULUŞTU

Kestel ilçesine bağlı Saitabat Şelalesi, doğal güzelliği ve orman içinde temiz havasıyla hem Bursa'nın hem Marmara Bölgesi'nin önemli turizm merkezleri arasında yer alıyor. Ormanın içinde, yeşillikler arasındaki şelaleyi görmek için gelenler, civarda bulunan kafelerde oturup bölgeye özgü köy kahvaltısıyla yöresel lezzetlerin tadına bakabiliyor, Uludağ'dan gelen soğuk suda yetiştirilen balıklardan yiyebiliyor, atlı gezinti yapabiliyor. Geçen yıl yağışların az olması, Uludağ'a karın az düşmesi, kuraklık ve aşırı sıcak gibi nedenlerle suyu ciddi oranda azalan ve hatta kuruma tehkilesi geçiren şelale, özlenen sesine ve güzelliğine yeniden kavuştu. Kanyon içinde biriken suların oluşturduğu, kayalıklar arasına gizlenmiş doğa harikası Saitabat Şelalesi, bu yıl Uludağ ve eteklerine düşen yağışların iyi olmasıyla yeniden coşkuyla akmaya başladı. İstanbul, Kocaeli, Yalova, Balıkesir ve Bilecik gibi yakın yerler başta olmak üzere ülkenin birçok yerinden ziyaretçi çeken Saitabat Şelalesi'nde ilkbaharda suyun daha çok olması bekleniyor. Bölge halkından ve işletmecilerinden olan Kemal Akçay, geçen yaz Uludağ'a kar yağışının az olmasıyla Saitabat Şelalesi'nin en kötü dönemlerinden birini yaşadığını söyledi. Kuruma noktasına gelen şelalenin şu anda coşkuyla akmasının kendilerini mutlu ettiğini dile getiren Akçay, "İlkbaharda daha çok su olacağını düşünüyoruz. Önceki yıllarda daha gür akıyordu ama bunu da suyun sesini de özledik. Şimdi bile İstanbul'dan birçok yerden turist geliyor şelaleyi görmeye. Uludağ'ın eriyen kar suları ile kaynak suları toplanıp kayalar arasından kanyondan buraya ulaşıyor. İnşallah hep böyle coşkulu akar" diye konuştu.

BURSA'DA KÖYLÜLER SU KAYNAĞI İÇİN AYAKLANDI Haber

BURSA'DA KÖYLÜLER SU KAYNAĞI İÇİN AYAKLANDI

Bursa'nın Orhaneli ilçesine bağlı Erenler Mahallesi'nde eski mermer ocağında ortaya çıkan ve yaklaşık 100 bin tonluk suyun biriktiği havzanın kapatılmak istenmesi mahalle halkını sokağa döktü. Yaz aylarında ciddi su sıkıntısı yaşayan köylüler, Bursa'daki kuraklığı ve geçen yaz yaşanan orman yangınlarını hatırlatarak su kaynağının kapatılmamasını istedi. Bursa'nın Orhaneli ilçesi Erenler Mahallesi'nde 18 yıl önce kurulan mermer ocağında zamanla oluşan ve kaynak suyuyla dolan havza, bölge halkının tek su umudu haline geldi. Yaklaşık 2 yıl önce faaliyetlerini sonlandıran mermer şirketi, mahalle sakinlerinin bu sudan faydalanmasına izin vererek ruhsatını bir süre daha elinde tuttu. Ancak şirketin geçtiğimiz aylarda ruhsat iptali için başvuruda bulunmasıyla birlikte bölgedeki su kaynağı yeniden gündeme geldi. Bursa Orman Bölge Müdürlüğü, şirketten ocağın bulunduğu alanın rehabilite edilmesini ve oluşan su havzasının doldurularak kapatılmasını istedi. Bu karar, özellikle yaz aylarında ciddi su sıkıntısı yaşayan Erenler Mahallesi sakinlerini harekete geçirdi. Köylüler, hem Bursa genelinde yaşanan kuraklığı hem de geçtiğimiz yaz Harmancık bölgesinde çıkan orman yangınlarını hatırlatarak, bu suyun hayati önem taşıdığını vurguladı. Yaklaşık 100 bin ton civarında suyun bulunduğu havza, son 2 yıldır tarımsal sulamada kullanılıyor. Bu sayede bölgede ekili alanlarda ciddi verim artışı yaşandığı belirtiliyor. Mahalle sakinleri, derelerin kuruduğunu, çeşmelerden su akmadığını ve yaz aylarında Bursa merkezinde bile su kesintileri yaşandığını hatırlatarak, mevcut bir su kaynağının kapatılmasının büyük mağduriyet oluşturacağını ifade ediyor. Köylüler 2 kilometrelik hat çekti Köylüler, kendi imkanlarıyla ve imece usulü çalışarak yaklaşık 2 kilometrelik bir hat üzerinden, herhangi bir enerji sarfiyatı olmadan bu suyu belirli bir noktaya ulaştırmayı başardı. Tankerlerle taşınan suyun mahalledeki herkes tarafından kullanıldığı öğrenildi. Buna rağmen havzanın kapatılması yönündeki talep, bölgede büyük endişeye yol açtı. Tüm mahalle sakinlerinin katıldığı eylemde, su kaynağının kapatılmaması ve alanın rehabilite edilerek suyun kullanıma açık bırakılması istendi. Köylüler, mevcut şartlarda bu sudan başka bir alternatiflerinin olmadığını, havzanın kapatılması halinde en basit tarımsal faaliyetlerin bile yapılamayacağını belirterek yetkililerden acil çözüm talep etti. Erenler Mahallesi'nde yaşanan bu gelişme, Bursa'da giderek artan kuraklık tehdidini ve kırsal bölgelerde suya erişimin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Köylüler, hem tarım hem de günlük yaşam için kritik öneme sahip olan bu su kaynağının korunmasını istiyor. "Bizim buradaki sudan başka çaremiz yok" Yaşanan su kriziyle ilgili konuşma yapan Erenler Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Eyüp Deniz, "Bu mermer ocağı 18 yıl önce açıldı. Mermer ocağının faaliyetlerinden dolayı oluşan bir havza var, etrafı taşlarla çevrili. 100 bin ton civarlarında su var, biz bu suyu 2 yıldır tarımsal faaliyetlerimizde kullanıyoruz. Buradaki su sayesinde ekinlerimiz yüzde yüze varan bir artış gösterdi. Bursa Tarım ve Orman Bölge Müdürlüğü buranın rehabilite edilmeden teslim alınmayacağını söylüyor. Bizler de kurum ve kuruluşlara giderek alanın rehabilite edilmesini ama suyun kullanıma açık bırakılmasını talep ediyoruz. Bizim buradaki sudan başka bir seçeneğimiz yok. Buradaki suyun kapatılmasıyla insanlar bahçelik domatesini bile yetiştiremeyecek. Derelerimiz kurudu, çeşmemizde su yok. Bursa merkezi yazın su kesintileriyle de uğraştı. Burada var olan bir kaynak suyu yok edilmeye çalışılıyor. 4 aydır devletin tüm kurumlarıyla temas halindeyiz. Yaprak gibi oradan oraya savruluyoruz ama kimse çözüm yoluyla yaklaşmıyor. İş makineleri çalıştırdık, köylülerimiz imece usulü çalıştı. 2 kilometre boyunca enerji sarfiyatı olmadan bu suyu belirli bir noktaya taşıyabildik. Tankerle taşıma yoluyla bu suyu köydeki herkes kullanabiliyor. Bu su kaynağının kapatılmasını istemiyoruz" ifadelerini kullandı.

BURSA'NIN UMUDU ÇINARCIK BARAJI TEHDİT ALTINDA Haber

BURSA'NIN UMUDU ÇINARCIK BARAJI TEHDİT ALTINDA

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Çınarcık Barajı havzasındaki madenciliğe dikkati çekerek, "Bu havzalarımızda maden arama ya da madenle ilgili bir işlemin yapılmaması tarafındayız. Her açılan ocağın suyumuzu kirlettiğinin farkındayız ve aldığımız numuneler bize bunu gösteriyor." dedi. Bozbey, bilim adamlarının iklim, kuraklık ve susuzluk üzerine yaptığı araştırmaların, "küresel su iflası" olarak tanımlanan geri dönülmez süreci ortaya koyduğunu belirtti. Aralık ayında bilim insanlarının raporunun Bursa için önemine işaret eden Bozbey, şunları söyledi: "Sadece Bursa için söylüyorum. 2023 ile 2024 su arasında barajlarımızda su birikmiş durumda. 2024 ekimiyle 2025 ekimi arasında barajlardaki su miktarı ciddi düşüş yaşıyor. Yani 2024 ekiminde yüzde 30 seviyelerinde olan Doğancı ve Nilüfer barajları 2025 ekiminde sıfıra geldi. Son yıllarda yağış miktarına bakıldığında azalma olduğu görülüyor. 2026 yazının 2025'ten daha sıcak geçeceğini ifade ediliyor. Bunun için kent yöneticileri olarak özellikle suyun çok kıymetli değer olduğunu aynı zamanda Bursa'nın su şehri olmadığını bilmemiz gerektiğinin altını çizerek suyu asla siyaset malzemesi yapmamamız gerekiyor." Çınarcık Barajı için DSİ Bölge Müdürlüğü ile Tarım ve Orman Bakanlığına teşekkür eden Bozbey, "Çınarcık Barajı yapılmamış olsaydı daha kötü günleri bekliyor olabilirdik. Kimin emeği varsa katkısı varsa yürekten teşekkür ediyorum." dedi. Bozbey, bugün en büyük havzaya sahip olan barajın Çınarcık Barajı olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti: "Bu havzalarımızda maden arama ya da madenle ilgili bir işlemin yapılmaması tarafındayız. Her açılan ocağın suyumuzu kirlettiğinin farkındayız ve aldığımız numuneler bize bunu gösteriyor. Özellikle Çınarcık Havzası, Kütahya ve Eskişehir'e kadar uzanıyor. Çok büyük alana sahip. O havza üzerinde maden arama gibi ruhsatları vermememiz gerekiyor. Orada maden faaliyeti gösteren kurumların da su için Bursa'nın geleceği için faaliyetlerini iptal etmenin doğru olduğunu düşünüyoruz."

BOZBEY: "ULUDAĞ'A KAR YAĞDI DİYE OYNUYORLAR" Haber

BOZBEY: "ULUDAĞ'A KAR YAĞDI DİYE OYNUYORLAR"

Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Bursa Tarım Şenliği'nde susuzluğa dikkat çekti. Başkan, Gökdere Millet Bahçesi'ndeki Bursa Tarımsal Ürünler Tanıtım ve Eğitim Merkezinde (BUTATEM) "Toprak Ana Günü" temasıyla düzenlenen "Bursa Tarım Şenliği'ne kortej yürüyüşüyle geldi. "Yerelde Üret, Yöreseli Koru" sloganıyla gerçekleştirilen şenlikte halk oyunları gösterisi sunuldu, ardından protokol konuşmalarına geçildi. Kırsalda tarımla uğraşanların yaş ortalamasının 60 olduğuna dikkati çeken Bozbey, gençlerin tarımdan gelecek umut etmelerini, ailesinin yaşamını sağlayacak geliri kazanabileceklerine inanmasını istediklerini kaydetti. Hollanda'nın Konya kadar toprağa sahip olmasına rağmen 120 milyar dolar civarında tarım ihracatı bulunduğunu dile getiren Bozbey, "Biz niye yapamıyoruz. Biz aslında yakın zamana kadar dünyada kendi kendine yeten ilk 7 ülke arasındaydık. Ne oldu da bugünlere geldik" dedi. Büyükşehir Belediyesi olarak tarıma ve üreticilere destek verdiklerini anlatan Başkan, gençleri o alanda mutlu edecek, gelecekle ilgili kaygı duymayacak hale getirmek zorunda olduklarını söyledi. "Çiftçiye destek vermek boynumuzun borcu" Tarımsal üretim biterse başka ülkelerin zeytinine, peynirine ve buğdayına muhtaç olunacağını vurgulayan Bozbey, şöyle konuştu: "Makineyi yiyemezsiniz. Makine de araba da üretilir ama öncelik sıralamasında tarımı gerilerde bırakmayalım. Pandemide bazı şeyleri çok net gördük. Gıdaya ve enerjiye erişimde çok ciddi sıkıntılar yaşadık. Toprağın kıymetini o zaman anladık. Birçok insan bir dönüm yer alayım da ekeyim biçeyim o üründen faydalanayım derdine düştü. Aile işletmelerimizi geliştirmeye yönelik projeler hazırlıyoruz, hayata geçiriyoruz." "Çiftçiye destek vermek boynumuzun borcu" diyen Bozbey, "Çünkü toprağı koruyorlar sahip çıkıyorlar ve ülkemizin geleceğine katkı sağlama mücadelesi veriyorlar" ifadesini kullandı. "Çimleri içme suyuyla suladık" Bozbey, yıllardır büyük parkların, bahçelerin sulamasında içme suyu kullanıldığını belirterek, şöyle devam etti: "Doğancı Barajı'ndan aldığımız, getirip Doburca'da arıttığımız suyla parklarımızı suladık. İçme suyunu arıtma tesisinden geçirdiğimiz sularla çimleri, ağaçları suladık. Bundan genel olarak vazgeçtik daha doğru işler yapıyoruz. Kuraklık bugünün sorunu değil. Aslında dün belliydi. Bilim insanları yıllardır bunları anlattılar. İklim değişikliklerinin sonuçlarını hep dile getirdiler. Yöneticiler anladı mı anlamadı. 'Bursa su şehri' deniliyordu artık su şehri değil. Kim yaptı bunu insanlar yaptı. Ülkemizin geleceğini de iyi planlayamadık. Marmara'ya 30 milyonu yığdık, sanayiyi, insanları buraya getirdik. Tarım alanlarını kirlettik, yetmedi havayı kirlettik." "Uludağ'da kar yağdı diye oynuyorlar" Bozbey, "Uludağ'a 20 santim kar yağdı diye oraya çıkıp oyun oynuyor Tiktok'tan seviniyorlar. Bursa bu mu? İnsanların kendine yaptığına bakın" dedi. Kent olarak gri su uygulamalarının yaşamın bir parçası haline gelmesi gerektiğini vurgulayan Bozbey, şunları söyledi: "Bununla mı kalacağız. Hayır. Tarımda ürün değişikliklerini önümüze koymamız lazım. Tarımda eğitim çalışmaları yapıyoruz. Bilinçli tarım önemli. Sulamayı, toprağın nasıl korunduğunu bileceğiz. Fazla suya ihtiyaç duyan çok suya ihtiyaç duyan ürünlerden Bursa olarak yavaş yavaş uzaklaşacağız. Suya az ihtiyaç duyan ürünlere yönelmeliyiz." "Çınarcık Barajı da yetmeyecek" Bozbey, içme suyunun sağlandığı 2 barajdaki su miktarının ortalamaların çok altında olduğuna dikkati çekerek, "Yeni barajımız onun da havzası belli. 2-3 sene ya da 4-5 sene sorun olmayacak ama aynı kuraklık sürerse o da yetmeyecek Çınarcık da yetmeyecek. Alternatif kaynakları düşünerek hareket etmeliyiz. Tüketimde de radikal değişikliklere gitmeliyiz. Ürün değişikliği ise ürün değişikliği yapacağız, çiftçimizi koruyarak bunu yapacağız" diye konuştu. Bursa Ovası'nın kaybedildiğini belirten Bozbey, "Bursa Ovası, toprak kalitesi açısından Türkiye'de en verimli ovalardan birisiydi. Bu toprakların yok edilmesine göz yumduk" dedi. Bozbey, çiftçiye gübre, mazot, ilaç, sulama borusu gibi desteklerinin süreceğini belirterek, üretilen ürünlere pazar bulma konusunda da çalışmalar yapacaklarını kaydetti. Bozbey ile katılımcılar, zeytin kırma ve zeytinyağı sabunu yapma atölyesi ile kooperatiflerin stantlarını gezdi, bilgi aldı.

ARPA EKİMİ KURAKLIK NEDENİYLE ARTTI Haber

ARPA EKİMİ KURAKLIK NEDENİYLE ARTTI

TMO'nun "Fenolojik Değerlendirme – Hububat ve Bakliyatta Yağış, Ekiliş ve Gelişim Analizine (Ekim 2025 Değerlendirmesi)" göre, 2025/26 üretim sezonunda Türkiye genelinde arpa ekim alanlarında genel bir artış eğilimi dikkati çekiyor. Konya'da geçen yıl makarnalık buğday ekilen alanlarda bu yıl azalış, arpa ve ekmeklik buğday alanlarında ise artış bekleniyor. Kayseri'de makarnalık buğdaydan ekmeklik buğdaya yüzde 8, makarnalık buğdaydan arpaya ise yüzde 3 oranında geçiş olacağı değerlendiriliyor. Kırıkkale'de Tarım ve Orman Bakanlığının uyguladığı münavebe sistemi nedeniyle ekmeklik buğday ekim alanlarında yüzde 8–10 azalış gerçekleşti, nadas ve arpa ekimlerine yönelim arttı. Arpa ekim alanlarında yüzde 10–15 artış beklenirken, yetersiz yağış ve münavebe zorunluluğu nedeniyle nadas alanlarının yüzde 5–10 oranında artacağı tahmin ediliyor. Eskişehir'de altı ilçenin "su kısıtı bölgesi" ilan edilmesi, yaz aylarında kuyulardaki su yetersizliği ve aşırı sıcakların tozlaşma sorunlarına yol açması nedeniyle mısırda düşük verim elde edilmesi yüzünden bölgede mısırdan buğday ve arpaya bir miktar geçiş bekleniyor. Diyarbakır'da da 2025/26 üretim sezonunda, önceki yıllara kıyasla arpa ekilişinde artış olacağı öngörülüyor. Çanakkale, Bursa, Balıkesir ve Yalova illerinde toprak hazırlıkları tamamlanırken, bölgede arpa ekilişlerine başlandı. Tekirdağ'da ayçiçeği ekilen alanların bir bölümünde arpa ekilişine geçildi. Bu nedenle arpa ekim alanlarında artış görüldü. Sakarya'da da son yıllarda ülke genelinde yaşanan kuraklığa bağlı olarak mısırdan buğday ve arpaya yaklaşık yüzde 10 oranında geçiş olacağı değerlendiriliyor. Çorum'da üreticilerin ayçiçeği ekili alanlardan arpaya yöneldikleri gözlendi. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Hepokur, arpa yerine buğday ekilemeyecğini ancak buğday yerine arpanın her zaman olabildildiğini söyledi. Arpanın fazla su istemeyen bir ürün olduğunu ve kıraç arazilerde genellikle tercih edildiğini vurgulayar Hepokur, "Son yıllarda etkili olan kuraklık nedeniyle birçok üründe verim düştü. Buğday sıcaktan yanar ama arpa yanmaz. Susuzluğa daha dayanıklı bir ürün olan arpa, suyu az kullanır" dedi.

NUTELLA KRİZİ: FERRERO TÜRKİYE'DEN FINDIK ALIMINI DURDURDU! Haber

NUTELLA KRİZİ: FERRERO TÜRKİYE'DEN FINDIK ALIMINI DURDURDU!

Nutella’nın üreticisi İtalyan Ferrero, Türkiye’den fındık alımını durdurduğunu açıkladı. Gıda devi, alternatif olarak Şili ve ABD’ye yöneldi. Dünyanın en büyük fındık alıcısı ve Nutella’nın üreticisi olan İtalyan Ferrero Grubu ile Türk fındık tüccarları arasında krize yol açan gelişme, İngiliz ekonomi gazetesi Financial Times’ta yer alan bir haberle ortaya çıktı. Habere göre, Türkiye’de bu yıl hem kuraklık hem de fındık zararlısı kokarcanın etkisiyle rekolte ciddi oranda düşerken, iç piyasada spekülatif alımların artması fındık fiyatlarını ikiye katladı. FERRERO ALIMLARI DURDURDU, ŞİLİ VE ABD’YE YÖNELDİ Ferrero, tedarik zincirindeki belirsizlikler ve fiyat artışları sebebiyle Türkiye’den fındık alımlarını durdurduğunu ve ihtiyacını alternatif ülkelerden karşılama kararı aldığını açıkladı. Şirket, Şili ve ABD gibi üretici ülkelerden fındık alımına başladı. Financial Times’a konuşan Britanyalı fındık ticaret firması CG Hacking’in yöneticisi Giles Hacking, “Türkiye’deki satıcılar Ferrero’ya tedarik yapabilmek için piyasadaki tüm ürünü toplamaya çalışıyor. Bu durum iki taraf arasında çıkmaza neden oldu.” dedi. UZMANLAR: FINDIKTA BÜYÜK DÜŞÜŞ VAR Normal koşullarda yılda 600–700 bin ton fındık hasadı yapan Türkiye’nin, bu yıl ciddi bir üretim düşüşü yaşadığı tahmin ediliyor. Resmi tahminler 450 bin ton civarında. Ancak bazı sektör temsilcileri üretimin çok daha düşük olduğunu iddia ediyor. Ulubey Fiskobirlik Şube Başkanı Cemil Temiz, “Gerçek rakamın 300 bin tonu geçmeyeceğini düşünüyorum” diyerek rekolte kaybının vahametini gözler önüne serdi. FINDIK FİYATLARI İKİ KATINA ÇIKTI Yaşanan kuraklık, zararlı istilaları ve üretim düşüşü nedeniyle iç piyasada fındık fiyatları ciddi artış gösterdi. Kısa sürede iki katına çıkan fiyatlar, hem iç tüketiciyi hem de ihracatçıları zor durumda bıraktı. Fiyat dalgalanmaları, Ferrero gibi büyük alıcıları alternatif tedarikçilere yönelmeye mecbur bıraktı. TÜRKİYE FINDIKTA DÜNYA LİDERİ AMA… Dünya fındık üretiminin yaklaşık %70’ini gerçekleştiren Türkiye için bu durum, hem ekonomik hem de stratejik açıdan riskli bir tablo ortaya koyuyor. Uzmanlar, iklim krizine bağlı olarak artan tarımsal risklerin ve plansız alım politikalarının uzun vadede üretici ve ihracatçıyı daha da zorlayabileceğine dikkat çekiyor.

TUGAY, İZMİR'DEKİ SU KRİZİNİ DEVLETİN ÇÖZMESİNİ BEKLİYOR Haber

TUGAY, İZMİR'DEKİ SU KRİZİNİ DEVLETİN ÇÖZMESİNİ BEKLİYOR

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, basın mensuplarının kent gündemine ilişkin sorularını yanıtladı. Tugay, İzmir'deki su krizi ile ilgili olarak “Bakanlıklarımızdan beklentilerimiz var. Suyu temin etmek Devlet Su İşleri’nin (DSİ) görevi. DSİ’nin bağlı olduğu bakanlıkla beraber, İzmir’e yeni su kaynakları temin etmelerini bekliyoruz” ifadelerini kullandı. ''İZMİR’E YENİ SU KAYNAKLARI TEMİN ETMELERİNİ BEKLİYORUZ'' İzmir’de barajlarda su oranlarının büyük ölçüde azaldığının anımsatılması üzerine Tugay, “Yer altı ve yer üstünden su aldığımız pek çok kaynak var. Bunları İzmirlinin, halkımızın sıkıntı yaşamadan kullanması için çabalıyoruz. Henüz kış aylarının başındayız. Umuyorum yeterli yağış düşer. Bakanlıklarımızdan da beklentilerimiz var. Suyu temin etmek Devlet Su İşleri’nin (DSİ) görevi. DSİ’nin bağlı olduğu bakanlıkla beraber, İzmir’e yeni su kaynakları temin etmelerini bekliyoruz. Özellikle tarımda vahşi sulama ile yapılan sulamalar veya gerçekten bazı yanlış ürün seçimleri nedeniyle yapılan aşırı su tüketimini de durdurmalarını, daha dengeli bir su tüketimi için yardımcı olmalarını bekliyoruz. Şu anda barajların seviyesi iyi değil ama yağış bekliyoruz. Sadece yaz ayları için endişe hissediyoruz. Bunun için de her vatandaşımıza düşen sorumluluk var. Suyu dikkatli kullanmak gerekiyor. Ama devletimizin de bazı kararlar almakta gecikmemesi lazım” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.