#Kuzey Kıbrıs

- Kuzey Kıbrıs haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kuzey Kıbrıs haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRNE’DE BATAN GEMİYLE İLGİLİ YENİ DETAY: KIRIK ORTAYA ÇIKTI Haber

GİRNE’DE BATAN GEMİYLE İLGİLİ YENİ DETAY: KIRIK ORTAYA ÇIKTI

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Girne açıklarında 30 Ağustos’ta batan “Filo Jet” isimli yolcu gemisiyle ilgili soruşturma devam ederken, batığa ait yeni görüntülere ulaşıldı. Görüntülerde geminin sol kızağındaki kırık dikkat çekti. GEMİDEKİ KIRIK MERCEK ALTINDA Girne açıklarında yaşanan facianın ardından yürütülen soruşturma kapsamında, yaklaşık 554 metre derinlikte bulunan geminin batışına ilişkin teknik incelemeler sürüyor. Son ortaya çıkan yakın plan görüntülerde, geminin sol kızağında belirgin bir kırık bulunduğu görüldü. Söz konusu hasarın geminin su almasına ve ardından batmasına etkisinin bulunup bulunmadığı yapılacak teknik incelemeler sonucunda ortaya çıkacak. KIRIK NE ZAMAN OLUŞTU? Girne Kaza Mahkemesi’ne sunulan soruşturma bulgularında geminin teknik özellikleri, sefere uygunluğu, su alma süreci, batışın nasıl gerçekleştiği ile denetim ve sertifika kayıtlarının incelendiği belirtildi. Uzmanların yapacağı incelemelerde, görüntülerde tespit edilen kırığın kazadan önce mi meydana geldiği, geminin batışı sırasında mı oluştuğu yoksa deniz tabanına çarpmanın ardından mı ortaya çıktığı belirlenecek. 14 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ Faciayla ilgili soruşturma kapsamında 9 zanlının tutukluluğu sürerken, şu ana kadar 295 kişinin ifadesine başvurulduğu bildirildi. Polis, denizin yaklaşık 554 metre derinliğinde bulunan geminin kara kutusuna ise henüz ulaşılamadığını mahkemeye aktardı. Kazanın ardından 14 kişinin hayatını kaybettiği belirlenirken, kayıp 14 kişiye ulaşılması için arama çalışmalarının devam ettiği öğrenildi.

KKTC'DE BATAN GEMİDEN KURTULAN TANIK OLANLARI ANLATTI Haber

KKTC'DE BATAN GEMİDEN KURTULAN TANIK OLANLARI ANLATTI

KKTC’nin Girne kenti açıklarında alabora olan yolcu gemisinden sağ kurtulan ve olanlara tanık olan 36 yaşındaki Çapan, memleketi Gaziantep’e dönerek ailesine kavuştu. Geminin üst katında bulunduğunu belirten Çapan, olay sırasında yolcular arasında büyük panik yaşandığını, çıkış noktalarına ulaşmakta güçlük çektiklerini ve mürettebatın yeterli yönlendirmeyi yapamadığını öne sürdü. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Girne kenti açıklarında yolcu gemisinin alabora olması sonucu 8 kişi hayatını kaybetti, 20 kişinin kayıp olduğu bildirildi. Gemide bulunan 237 kişi ise kurtarıldı. Kurtarılan yolcular arasında bulunan Gaziantepli, 2 çocuk babası Çapan da olayın ardından memleketine dönerek ailesiyle buluştu. Facia sırasında geminin üst katında olduğunu anlatan Çapan, geminin hareketinden kısa süre sonra yolcular arasında panik başladığını söyledi. Çapan, mürettebatın olay sırasındaki tutumunun tahliye sürecini zorlaştırdığını ileri sürdü. ❝GEMİ SU ALIYORDU, İNSANLAR PANİK HALİNDEYDİ❞ Geminin saat 11.55 sıralarında hareket ettiğini anlatan Çapan, yaklaşık 15-20 dakika sonra olağan dışı durumların başladığını belirtti. Geminin birkaç kez suya sert şekilde çarptığını ifade eden Çapan, ardından geminin yavaşlayarak sola doğru yatmaya başladığını söyledi. Çapan, ❝Üçüncü veya dördüncü çarpışmadan sonra gemi yavaşladı ve sola doğru bir kavis almaya başladı. O andan itibaren gemi tamamen durdu. Ben üst kattaydım. Aşağıda bulunan insanların sesleri geliyordu. Gemi su alıyordu ve insanlar panik halindeydi. Ben üst katta kendimi bir şekilde dışarı attım ancak aşağıdaki insanların çoğu içeride kaldı❞ dedi. MÜRETTEBATIN YETERLİ YÖNLENDİRMEYİ YAPAMADIĞINI ÖNE SÜRDÜ Çapan, mürettebatın kriz anında yeterli ve doğru yönlendirmeyi yapamadığını iddia ederek, can kurtarma botlarının gemiden erken uzaklaştığını savundu. Olay sırasında yakınını telefonla aradığını belirten Çapan, ❝Yukarıya çıktığımda abimi aradım ve 'Erdoğan abi, gemi batıyor' dedim. Geminin batmaya başladığı dakika muhtemelen 12.15 civarıydı. Artık gemi tamamen su almaya başlamıştı. Abimi aradığımda saatin 12.29 olduğunu gördüm. Ben botları gördüğümde botlar gemiden yaklaşık 100 metre kadar açılmıştı. İnsanlar istese bile yüzerek o botlara yetişemezdi❞ diye konuştu. Çapan, olay sırasında eşinin ve çocuklarının yanında bulunmamasının kendisini bir ölçüde rahatlattığını, kurtulmak için dua ettiğini anlattı. KORİDORLARDA YOĞUNLUK OLUŞTU Geminin yatmasıyla içeride hareket etmenin zorlaştığını belirten Çapan, koridorların birleştiği noktalarda yolcuların toplandığını söyledi. Çıkış için kullanabilecekleri bir demir kapı gördüğünü anlatan Çapan, ilk anda kapının kapalı olduğunu düşündüğünü, daha sonra geminin hareketi sırasında kapının kısmen açıldığını fark ettiğini belirtti. Çapan, bazı yolcularla kapıyı açık tutmaya çalıştıklarını ancak geminin giderek daha fazla yatması nedeniyle bunda güçlük yaşadıklarını ifade etti. Camları kırmak için acil durum çekici veya benzeri bir ekipman aradığını ancak bulamadığını öne süren Çapan, tahliye sırasında bazı yolcuların söz konusu kapıdan dışarı çıkabildiğini anlattı. Kendisinin can yeleğini giyerek geminin üst bölümünde kaldığını söyleyen Çapan, daha sonra bölgeye ulaşan deniz araçları ve hava unsurlarıyla kıyıya çıkarıldığını ifade etti. ❝SADECE BİR KİŞİNİN İNSANLARI YÖNLENDİRMESİ GEREKİYORDU❞ Gemideki panik sırasında bazı yolcuların yakınlarını kurtarmaya çalıştığını aktaran Çapan, kırılabilen camlardan bazı kişilerin çıkarılmasına yardım ettiklerini söyledi. Çapan, yaşadıkları anları şöyle anlattı: ❝İnsanların panik hali vardı. Herkes korkmuştu. Benim ellerim ve ayaklarım tamamen uyuştu. Gemiden dışarı çıktığımda, üst tarafa çıktığım ilk 10 dakika ne yapacağımı anlayamadım. Sadece eşime ve aileme haber verebildim. 'Ben iyiyim, merak etmeyin. Bende bir problem yok' dedim. Gemide bilinçli olan sadece bir kişinin insanları yönlendirmesi bile belki kaygımızı bu kadar artırmayacaktı. Sadece bir kişinin yönlendirmesi gerekiyordu.❞ KURTARMA EKİPLERİNİ BEKLEDİKLERİNİ ANLATTI Çapan, gemiden çıktıktan sonra bir süre kurtarma ekiplerinin bölgeye ulaşmasını beklediklerini belirterek, denizde çok sayıda kişinin bulunması nedeniyle diğer gemilerin kazanın yaşandığı noktaya yaklaşmasının kolay olmadığını ifade etti. Geminin bazı bölümlerinde yolcuların mahsur kaldığını söyleyen Çapan, olay sırasında hayatını kaybeden bazı kişileri de gördüğünü anlattı. Çapan, gemide mahsur kalan “Azize” isimli bir yolcunun kırılan bir pencereden çıkarılmasına yardım ettiklerini belirterek, yolcunun ilk anda bilincinin kapalı olduğunu ancak nefes aldığını fark ettiklerini söyledi. Daha sonra söz konusu yolcuyla ilgilendiğini anlatan Çapan, kendisinin de olayın etkisiyle şok yaşadığını dile getirdi. ❝BİZ ŞANSLI OLANLARDAN OLDUK❞ Çapan’ın eşi Büşra Çapan ise olayın ardından uzun süre eşinden haber alamadıklarını ve zor saatler geçirdiklerini anlattı. Yakınlarının kendisine destek olduğunu belirten Çapan, eşiyle telefonla görüşmesinin ardından rahatladığını söyledi. Çapan, ❝Yaklaşık 12.30'dan saat 15.00'e kadar kendisine ulaşamadık, yanına gidemediğimiz o süreç bizim için çok zordu. Şimdi kendi adımıza şanslı olduğumuzu düşünüyoruz. Ancak diğer insanların yaşadıklarını düşündükçe çok kötü oluyorum. Empati kuruyorum ve 'Eşimi kaybetseydim ne yapardım?' diye düşünüyorum. Bunlar gerçekten çok ağır geliyor. Diğer insanlara da Allah yardım etsin. Çok zor şeyler yaşıyorlar, çok şey yaşadılar. Allah onlara da sabır versin. Biz şanslı olanlardan olduk❞ ifadelerini kullandı.

BARCELONA’NIN KKTC KAMPINA RUM ENGELİ Haber

BARCELONA’NIN KKTC KAMPINA RUM ENGELİ

FC Barcelona Akademisi’nin 7-11 ve 16-20 Eylül tarihlerinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) düzenlemeyi planladığı futbol kampına ilişkin tarih, konum ve program bilgileri kulübün resmi internet sitesinden kaldırıldı. Güney Kıbrıs’taki aşırı sağcı ELAM ise kampın iptal edildiğini savunarak ❝Hedefimize ulaştık❞ açıklamasını yaptı. FC Barcelona Akademisi’nin Lefkoşa’da düzenlemeyi planladığı futbol kampına ilişkin daha önce kulübün resmi internet sitesinde yayımlanan bilgilerde, organizasyonun 7-11 ve 16-20 Eylül 2026 tarihlerinde Yakın Doğu Üniversitesi’nde gerçekleştirileceği belirtilmişti. Kampın konumu da internet sitesinde “Lefkosa, Northern Cyprus” (Lefkoşa, Kuzey Kıbrıs) şeklinde gösterilmişti. Ancak kulübün internet sitesindeki kamp sayfasında tarih, konum ve program bilgilerinin artık görüntülenmediği görüldü. “KUZEY KIBRIS” İFADESİ HARİTADAN DA KALDIRILDI Barcelona’nın etkinlik ve kamp noktalarını gösteren haritasında yer alan Lefkoşa kampına ilişkin bilgilerin de kaldırıldığı belirtildi. Gelişme, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Rum kurumlarının organizasyona karşı girişimlerinin ardından yaşandı. RUM FUTBOL FEDERASYONU UEFA ÜZERİNDEN GİRİŞİMDE BULUNDU Güney Kıbrıs Futbol Federasyonu, Barcelona’nın KKTC’de kamp düzenlemesine karşı UEFA ile istişarede bulunarak İspanya Futbol Federasyonu nezdinde girişim başlatmıştı. Rum tarafındaki tepkilerin odağında kampın KKTC’de düzenlenmesinin yanı sıra Barcelona’nın resmi internet sitesinde organizasyon yerinin “Lefkosa, Northern Cyprus” olarak gösterilmesi de bulunuyordu. ELAM: ❝HEDEFİMİZE ULAŞTIK❞ Barcelona’nın internet sitesindeki bilgilerin kaldırılmasının ardından aşırı sağcı ELAM’dan açıklama geldi. ELAM, 23 Ağustos’ta Barcelona’nın Kuzey Kıbrıs’ta gerçekleştirmeyi planladığı kampın iptal edilmesini talep ettiğini hatırlatarak Avrupa düzeyindeki girişimlerinin yanı sıra Güney Kıbrıs hükümeti ve diğer Rum kurumlarının da harekete geçtiğini bildirdi. Parti açıklamasında, ❝Hükümetin ve müdahalede bulunan herkesin, işgal altındaki bölgelerde planlanan etkinliğin bugün iptal edilmesinin resmileşmesini sağlayan hızlı tepkisini ve eylemlerini selamlıyoruz❞ ifadelerini kullandı. ELAM, gelişmenin ardından ❝Hedefimize ulaştık❞ açıklamasını yaptı. KKTC ÜNİVERSİTELERİ DE ELAM’IN HEDEFİNDE ELAM açıklamasında KKTC’de faaliyet gösteren üniversitelerin uluslararası QS Top Universities sıralamasında “Kuzey Kıbrıs” ifadesiyle yer almasına karşı daha önce yürüttüğü girişimlere de değindi. Parti, KKTC’nin uluslararası platformlardaki görünürlüğünün artmasına karşı çalışmalarını sürdüreceğini açıkladı. Barcelona’nın KKTC’de düzenlemeyi planladığı futbol kampının iptal edildiğine ilişkin açıklama ELAM tarafından yapılırken, verilen bilgilerde Barcelona tarafından kampın iptal edildiğini açıkça duyuran bir açıklama yer almadı.

26 ŞUBAT 1992: HOCALI KATLİAMI - HOCALI SOYKIRIMI Haber

26 ŞUBAT 1992: HOCALI KATLİAMI - HOCALI SOYKIRIMI

Hocalı Katliamı; Karabağ Savaşı sırasında 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşanan ve Azeri sivillerin Ermenistan'a bağlı kuvvetler tarafından toplu şekilde öldürülmesi olayıdır. Katliam, Ermenistan'ın ve 366. Motorize Piyade Alayı desteğindeki Ermeni güçleri tarafından gerçekleştirilmiştir. İnsan Hakları İzleme Örgütü, Hocalı Katliamı'nı Dağlık Karabağ'ın işgalinden bu yana gerçekleşen en kapsamlı sivil katliamı olarak nitelendirmiştir. Azerbaycan'ın resmî açıklamasına göre bu saldırıda 106'sı kadın, 83'ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azeri öldürülmüştür. KATLİAMIN BAŞLANGICI Dağlık Karabağ bölgesinin en önemli tepelerinden olan Hocalı kasabası, Ermeni güçleri için önemli bir askerî hedef niteliği taşımaktaydı. Kasaba Hankendi'yle Ağdam'ı bağlayan yolun üzerindeki, bölgenin tek havalimanı için üs konumu özelliği taşıyordu. İnsan Hakları İzleme Örgütü raporuna göre Hocalı kasabası Hankendi'yi top ateşine tutan Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri tarafından üs olarak kullanıldığı için Ermeni kuvvetlerinin hedefi haline gelmiş ve hocalı Ermeniler tarafından top ateşine tutulmaktaydı. 1991 yılının Aralık ayında ise Hankendi çevresinde yerleşik Azerilerin yaşadığı Kerkicahan kasabasının alınmasından sonra, Hocalı kasabası tamamen Ermeni ablukası altında kaldı. 30 Ekim gününden itibaren bölgeye karayoluyla ulaşım kapanmıştı. Tek ulaşım vasıtası olarak helikopter kalmıştı. 20 Kasım 1991'de Hocavend semalarında Mi-8 tipi helikopterin Ermeni kuvvetleri tarafından vuruldu. Bu saldırı, Azerbaycan devlet görevlileri, Rus ve Kazak gözlemciler dahil 20 kişinin ölümüne neden oldu. Bu noktadan sonra hava ulaşımı da kesilmişti. İşgalden önce 1991-1992 kış aylarında Hocalı sürekli olarak bombalanıyordu. Üstelik, saldırı öncesindeki birkaç ay kasabaye elektrik ve gaz ikmali de yapılamamıştı. Hocalıdan çıkan mültecilerin İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne aktardıklarına göre, bazı günler bombardımanlar açıkça sivil hedeflere karşı yönlendirilmiştir. Savaş öncesi 2.605 hanede 11.356 kişinin yaşadığı Hocalı kasabası 26 Şubat 1992 tarihinde yağmalandı ve kasaba tamamen yok edildi. Uzun süre kasabada kalan yüzlerce cesedin alınması bile mümkün olmadı. Hocalı Alef Hacıyev komutasındaki yaklaşık 160 hafif silahlı kişiden oluşan Özel Polis Gücü (OMON) birlikleri tarafından savunulmaktaydı. İlaveten 200 kişilik savunma kuvveti bulunuyordu. KATLİAMIN ACI BİLANÇOSU Ermeni güçleri, 1992 yılının 25 Şubat'ı 26 Şubat'a bağlayan gecede bölgedeki 366. Alayın da desteği ile giriş ve çıkışını kapadığı Hocalı kasabasında, Azeri resmî kaynaklarına göre, 83'ü çocuk, 106'sı kadın ve 70'ten fazla yaşlı kişiyle birlikte 613 kasaba sakinini öldürüldü. Katliamda 487 kişi de ağır yaralanmıştır. 1275 kişi ise rehin alındı, 150 kişi ise kayboldu. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde bir çoğunun yakıldığı, gözlerinin oyulduğu, başlarının kesildiği görülmüştür. Hamile kadınlar ve çocukları da maruz kaldığı tespit edilmiştir. KATLİAM GÜNLÜĞÜ Eski ASALA eylemcilerinden Monte Melkonyan, Hocalı'ya yakın bölgede Ermeni askerî birliklere komutanlık yapmış ve katliamdan bir gün sonra Hocalı çevresinde gördüklerini günlüğünde anlatmıştır. Melkonyan'ın ölümünden sonra, Markar Melkonyan kardeşinin günlüğünü Benim Kardeşimin Yolu (My Brother's Road) başlığıyla ABD'de çıkardığı kitapta Hocalı Katliamı'nı şöyle tasvir edecekti: ''Bir gece önce akşam 11 civarında, 2.000 Ermeni savaşçısı, Hocalı'nın üç tarafındaki yüksekliklerden ilerleyerek, kasaba sakinlerini doğudaki açılışa doğru sıkıştırmışlar. 26 Şubat sabahına kadar mülteciler Dağlık Karabağ'ın doğu yüksekliklerine ulaşmış ve aşağıdaki Azeri kenti olan Ağdam'a doğru inmeye başlamışlar. Buradaki tepeciklerde yerleşen sivilleri güvenli arazide takip eden Dağlık Karabağ askerleri onlara ulaşmışlar. Mülteci kadın Reise Aslanova İnsan Hakları İzleme Örgütüne verdiği açıklamada "Onlar sürekli ateş ediyorlardı" diye konuşmuştu. Arabo'nun savaşçıları daha sonra uzun zaman kalçalarında taşıdıkları bıçakları kınlarından çıkartarak bıçaklamaya başlamışlar. Şu anda yalnız kuru çimenden esen rüzgârın sesi ıslık çalıyordu, ve ceset kokusunu uçurması için bu rüzgâr henüz erkendi. Monte üzerinde kadınların ve çocukların kırılmış kuklalar gibi saçıldığı çimene eğilerek 'Disiplin yok' diye fısıldadı. O bu günün önemini anlıyordu: bu gün Sumgayıt Pogromunun dördüncü yıldönümüne yaklaşıyordu. Hocalı stratejik bir amaç olmasından başka aynı zamanda bir öç alma eylemiydi.'' SOYKIRIMIN RESMEN TANINMASI İnsan Hakları İzleme Örgütü olayı Dağlık Karabağ Savaşı içerisinde yapılan en büyük katliam olarak nitelendirdi. Azerbaycan Parlamentosu 1994'te Hocalı'da yaşanan katliamı "soykırım" olduğunu ilan etti. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin 31 üyesi (12 Türkiye, 8 Azerbaycan, 3 Birleşik Krallık, 2 Arnavutluk, 1 Bulgaristan, 1 Lüksemburg, 1 Kuzey Makedonya, 1 Yugoslavya Federal Cumhuriyeti, 1 Norveç, 1 Polonya) tarafından imzalanan, ''Ermeniler tüm Hocalıları öldürdüler ve tüm şehri harap ettiler'' ifadesinin de yer alan ve 19. yüzyılın başlarından beri Ermenistan tarafından Azerilere karşı işlenen soykırım olarak tanınmaya adım atılması gerektiğini bütün parlamento üyelere söyleyen 324 nolu bildiri yayımladı. 2009 Şubat'ında Kaliforniya Eyalet Alt Senatosu'nun üyesi Felipe Fuentes, Azerbaycan cumhurbaşkanı İlham Aliyev'e yazdığı mektupta Hocalı olaylarını Azeri katliamı şeklinde nitelendirerek, kurbanların ailelerine başsağlığını sunmuştur. Meksika Cumhuriyet Senatosu da 2011'de Hocalı olaylarını soykırım olarak tanımıştır. SOYKIRIMI TANIYAN ÜLKELER Azerbaycan, Türkiye, Kuzey Kıbrıs, Meksika, Pakistan, Kolombiya, Çekya, Bosna-Hersek, Endonezya, Peru, İskoçya, Honduras, Sudan, Afganistan, Slovenya, Ürdün, Guatemala, Cibuti, Paraguay, Panama, Romanya, Sırbistan, Macaristan ,Avustralya, Kanada, Almanya, Ukrayna, Litvanya, Estonya, Bulgaristan, Malta. Fotoğraf: ANKA Enstitüsü (https://ankaenstitusu.com/cumhurbaskani-erdogan-bm-genel-kurulunda-hocali-soykirimina-da-deginebilirdi/)

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.