#Libya

- Libya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Libya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

2010 YILINDA SİPARİŞ ETTİĞİ TELEFONLARI 16 YIL SONRA ALDI! Haber

2010 YILINDA SİPARİŞ ETTİĞİ TELEFONLARI 16 YIL SONRA ALDI!

Libya’da bir telefoncunun 2010 yılında sipariş ettiği Nokia marka cep telefonları, 2011’de patlak veren iç savaşın ardından oluşan kaos ortamı nedeniyle tam 16 yıl sonra teslim edilebildi. Gecikmeli teslimat sosyal medyada gündem olurken, olay ülkedeki süregelen istikrarsızlığın çarpıcı bir örneği olarak yorumlandı. SİPARİŞ UNUTULDU, TELEFONLAR YILLARCA DEPOLARDA BEKLEDİ 2010 yılında, o dönem pazarda önemli bir paya sahip olan Nokia’nın tuşlu modellerinden sipariş veren Libyalı telefoncu, 2011’de başlayan iç savaşın ardından siparişine asla ulaşamadı. Ülke genelinde çöken lojistik hatlar, işlemez hale gelen gümrükler ve yaygın güvenlik sorunları nedeniyle telefonlar sevk edilemedi; yıllarca bir depoda beklemek zorunda kaldı. "BUNLAR TELEFON MU, YOKSA TARİHİ ESER Mİ?" Aradan geçen 16 yılın ardından, sipariş sonunda sahibine ulaştı. Kutuları açarken yaşadığı şaşkınlığı gizleyemeyen esnaf, “Bunlar telefon mu, yoksa tarihi eser mi?” sözleriyle durumu esprili bir şekilde karşıladı. O anlar sosyal medyada büyük ilgi gördü. Nostalji rüzgarı estiren kutulardan, dönemin efsanevi tuşlu modelleri çıktı. Günümüzün akıllı telefon teknolojisine kıyasla oldukça ilkel kalan cihazlar, adeta geçmişten bugüne ulaşan dijital fosiller olarak değerlendirildi. TESLİMAT, LİBYA’DAKİ SAVAŞIN GÜNLÜK YAŞAMA ETKİSİNİ GÖSTERDİ Yaşanan bu olay sadece ilginç bir anekdot değil; aynı zamanda Libya’nın son 15 yıldır süren savaş, kaos ve siyasi istikrarsızlık sürecinin sıradan bir ticareti bile nasıl etkileyebildiğini ortaya koydu.

TÜRK ASKERİ 2 YIL DAHA O ÜLKEDE! Haber

TÜRK ASKERİ 2 YIL DAHA O ÜLKEDE!

Böylece Libya’da görev yapan TSK unsurlarının misyonu 2027 yılına kadar devam edecek. Tezkere, genel kurulda yapılan oylamada çoğunluğun "kabul" oyuyla onaylandı. Böylece Türk askeri Libya'da göreve devam edecek. GENEL KURUL, BÜTÇE MESAİSİNİN ARDINDAN YENİDEN TOPLANDI Meclis Genel Kurulu, 2026 yılı merkezi yönetim bütçesinin kabul edilmesinin ardından çalışmalarına ara vermeden devam etti. Bu kapsamda gündeme gelen önemli başlıklardan biri de Libya’da görevli Türk askerlerinin görev süresinin uzatılması oldu. Cumhurbaşkanlığı tarafından gönderilen tezkere, 2 yıl daha asker bulundurulmasına olanak tanıyor. TÜRK ASKERİNİN GÖREVİ 2 YIL DAHA UZATILDI Kabul edilen tezkereye göre, Libya’da görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri personeli 2 yıl daha görevine devam edecek. 2019 yılında imzalanan askeri iş birliği mutabakatı kapsamında Libya'da bulunan Türk askerleri, hem eğitim ve danışmanlık hem de teknik destek görevlerini sürdürüyor. BÖLGESEL İSTİKRAR VE ULUSAL GÜVENLİK VURGUSU Tezkerede, Türkiye'nin ulusal güvenliği açısından Libya'daki istikrarın önemine dikkat çekildi. Libya ile yapılan anlaşmalar doğrultusunda askeri varlığın, bölgesel barışa ve Türkiye’nin çıkarlarına hizmet ettiği ifade edildi. Aynı zamanda Doğu Akdeniz'deki dengelerin korunması açısından da misyonun kritik olduğu belirtildi. MUHALEFETTEN FARKLI GÖRÜŞLER GELDİ Bazı muhalefet partileri, tezkereyle ilgili eleştirilerde bulunarak Libya’daki Türk askeri varlığının diplomatik yollarla desteklenmesi gerektiğini savundu. Ancak yapılan oylamada muhalefetin büyük bölümü çekimser kalırken, iktidar partilerinin destekleriyle tezkere kabul edildi. ASKERİ MİSYON 2019’DA BAŞLAMIŞTI Bilindiği üzere Türkiye, 2019 yılında Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Libya Ulusal Mutabakat Hükûmeti ile askeri iş birliği anlaşması imzalamıştı. Bu kapsamda Libya’ya danışmanlık, eğitim ve teknik destek sağlamak amacıyla TSK personeli gönderilmişti. TBMM, o tarihten bu yana belirli aralıklarla görev süresini uzatan tezkereleri onaylıyor. YENİ DÖNEMDE GÖREV TANIMI SÜRECEK Tezkereyle birlikte Türk askerinin Libya’daki yeni dönemdeki görevi de devam edecek. Eğitim, danışmanlık ve destek faaliyetlerinin yanı sıra olası tehditlere karşı güvenlik önlemleri alma yetkisi de sürdürülecek. Tezkerede görev tanımı kapsamının korunduğu, ancak ihtiyaç halinde Cumhurbaşkanlığı tarafından yeniden şekillendirilebileceği vurgulandı.

GAZETECİ MEHMET AKİF ERSOY ASLINDA KİMDİR, NEDEN TUTUKLANDI? Haber

GAZETECİ MEHMET AKİF ERSOY ASLINDA KİMDİR, NEDEN TUTUKLANDI?

Medya dünyasının tanınmış isimlerinden olan Gazeteci Ersoy’un kariyeri ve hakkında merak edilen detaylar kamuoyunun gündeminde yer alıyor. GAZETECİ MEHMET AKİF ERSOY KİMDİR? Mehmet Akif Ersoy, 8 Ocak 1985 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi. Çocukluk yılları sanat ve medya ile iç içe geçti. Babası hem tiyatrocu hem de gazeteci olan Ersoy, erken yaşlardan itibaren iletişim alanına yöneldi. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümü mezunu olan Ersoy, 2009 yılında 6 News televizyon kanalında muhabir olarak medya kariyerine başladı. Ardından TRT'ye geçerek uluslararası haberlerde aktif görev aldı. 2010 yılında TRT Türk’ün Etiyopya Addis Ababa Temsilcisi oldu. 2011-2013 arasında Libya, Yemen, Şam, Erbil ve Mısır gibi sıcak bölgelerde saha haberciliği yaptı. 2015’te “Zenga Zenga” adlı Kaddafi dönemi belgeselini yönetti. Aynı yıl Diyanet İşleri Başkanlığı’nda danışman olarak görev aldı. 2016’da Dış Politika Dergisi Genel Yayın Yönetmenliği yaptı. 2017 itibarıyla Habertürk TV'de "Manşet" ve "Nedir Ne Değildir?" programlarını sundu. Kariyeri boyunca hem gazetecilikte hem de belgesel ve dizi yapımcılığında başarılı işlere imza attı. MEHMET AKİF ERSOY NEDEN TUTUKLANDI? İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında Mehmet Akif Ersoy dahil 4 kişi tutuklandı. Diğer tutuklananlar arasında Mustafa Manaz, Ufuk Tetik ve Ebru Gülan da bulunuyor. Ersoy, İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından gözaltına alındı. Hakkındaki suçlamalar ise şu şekilde: Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak Kabul etmek veya bulundurmak Uyuşturucu madde kullanmak, kullanılmasına yer ve imkan sağlamak Soruşturma halen devam ederken, gelişmeler İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından titizlikle takip ediliyor. MEHMET AKİF ERSOY NERELİ? Mehmet Akif Ersoy, doğma büyüme İstanbullu. Eğitim ve kariyer hayatının büyük bir bölümünü İstanbul’da geçirmiştir. MEHMET AKİF ERSOY KAÇ YAŞINDA? 1985 doğumlu olan Mehmet Akif Ersoy, 2025 yılı itibarıyla 40 yaşındadır. Yaşına rağmen medya sektöründe uzun yıllardır aktif olarak görev yapan deneyimli bir gazeteci ve televizyoncudur.

 SARKOZY ADLİ KONTROL ŞARTIYLA SERBEST BIRAKILDI Haber

 SARKOZY ADLİ KONTROL ŞARTIYLA SERBEST BIRAKILDI

Paris İstinaf Mahkemesi, 2007 yılında seçim kampanyasında Libya’dan yasa dışı finansman sağladığı suçlamasıyla 20 gündür tutuklu bulunan eski Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verdi. Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’ye Paris İstinaf Mahkemesi’nden iyi haber geldi. Mahkeme, 2007 yılında seçim kampanyasında Libya’dan yasa dışı finansman sağladığı suçlamasıyla 5 yıl hapse mahkum edilen Sarkozy’nin adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verdi. Mahkeme, 20 gündür Paris’teki La Sante Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski cumhurbaşkanının cezasının sürdürülmesine gerek duyulmadığını değerlendirdi. Bu doğrultuda Sarkozy, belirlenen yükümlülüklere uyarak yargı sürecini cezaevi dışında takip edecek. Paris’te görülen duruşmada mahkeme heyeti, kaçma ya da yargı sürecine müdahale etme ihtimalinin bulunmadığı yönünde kanaat oluşturdu. Sarkozy’nin bugün cezaevinden ayrılmasının beklendiği, dosyaya ilişkin temyiz sürecinin ise önümüzdeki dönemde hukuki takvim çerçevesinde devam edeceği bildirildi. ÜLKE DIŞINA ÇIKIŞI YASAKLANDI Adalet Bakanı Gerald Darmanin’in cezaevinde Sarkozy’yi ziyaret etmesi üzerine, mahkeme, üst düzey temaslara ilişkin özel kısıtlamalar da getirdi. Mahkeme tarafından getirilen adli kontrol tedbirleri kapsamında, Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin ülke dışına çıkışı yasaklandı ve dosyayla bağlantılı bazı kişilerle iletişim kurması sınırlandırıldı. TEMYİZ DURUŞMASININ 2026 YILINDA Öte yandan Sarkozy’nin avukatları, kararın hukuki sürecin doğal işleyişi olduğunu savunurken, temyiz duruşmasının 2026 yılında yapılmasının öngörüldüğü belirtildi. NE OLMUŞTU? Fransız basını, 2013 yılında yayınlanan bir belgede, dönemin Libya lideri Muammer Kaddafi’nin Sarkozy’nin 2007 seçim kampanyasına gizlice yaklaşık 50 milyon euro aktardığını öne sürmüştü. Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı Sarkozy ise söz konusu suçlamaları tamamen reddetmiş ve bunların siyasi amaçlı olduğunu savunmuştu. Fransız yargı makamları, 2018 yılında resmi bir soruşturma başlatmış ve Sarkozy hakkında yolsuzluk, yasa dışı kampanya finansmanı ve suç örgütüyle iş birliği gibi suçlamalar yöneltmişti. SAKOZY’E YAKIN İSİMLER DE CEZA ALMIŞTI Dava kapsamında, Sarkozy döneminin İçişleri Bakanı Claude Gueant, 500 bin euro aldığı gerekçesiyle pasif yolsuzluk, sahtecilik ve nüfuz ticareti suçlarından 6 yıl hapis ve 250 bin euro para cezasına mahkum edilmişti. Eski Bakan Brice Hortefeux, suç örgütü kurma suçundan 2 yıl hapis ve 50 bin euro para cezasına çarptırılmıştı. Hortefeux’a ayrıca 5 yıl kamu görevi yasağı ve siyasi/medeni haklardan mahrumiyet cezası da verilmişti. Fransız-Lübnanlı iş insanı Alexandre Djouhri, aktif yolsuzluk ve nüfuz ticareti suçlarından 6 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Libya lideri Muammer Kaddafi’nin eski kabine direktörü Bechir Saleh, 5 yıl hapis ve 4 milyon euro para cezası almış, Suudi iş insanı Khaled Bugshan, 3 yıl hapis ve 4 milyon euro para cezasına çarptırılmıştı. Fransız-Cibutili bankacı Wahib Nacer ise 4 yıl hapis ve 2 milyon euro para cezasına mahkum edilmişti. Eski Bütçe Bakanı Eric Woerth, tüm suçlamalardan beraat etmişti. TAKİEDDİNE HAYATINI KAYBETTİ Davanın en önemli tanıklarından biri olan Lübnan asıllı Fransız bir iş adamı Ziad Takieddine, 23 Eylül’de Lübnan’da gözaltında tutulurken hayatını kaybetmişti. Mahkeme, Takieddine hakkındaki yargılamanın ölüm nedeniyle düştüğü duyurmuştu. SARKOZY, 21 EKİM’DE HAPSE GİRMİŞTİ Sarkozy, 25 Eylül 2025 tarihinde yasa dışı finansman iddiasıyla yargılandığı davada suç örgütü kurma suçundan 5 yıl hapis cezasına çarptırılmış, kamu fonlarını zimmetine geçirme, pasif yolsuzluk ve yasa dışı finansman suçlamalarından ise beraat etmişti. Eski Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin hapis cezası, temyiz süreci tamamlanmadan hemen uygulanmıştı. Nicolas Sarkozy, 21 Ekim tarihi itibarıyla cezasını çekmeye başlamıştı.

FRANSA'DA ESKİ CUMHURBAŞKANI SARKOZY HAPSE GİRDİ Haber

FRANSA'DA ESKİ CUMHURBAŞKANI SARKOZY HAPSE GİRDİ

Fransa'nın eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, 2007 yılında seçim kampanyasında Libya'dan yasa dışı finansman sağladığı suçlamasıyla verilen 5 yıl hapis cezası kapsamında bu sabah Paris'teki La Sante Cezaevi'ne girdi. Fransa tarihinde ilk kez eski bir cumhurbaşkanı hapse girmiş oldu. Fransa tarihinde ilk kez eski bir cumhurbaşkanı cezaevine girdi. Eski Cumhurbaşkanı, 2007 seçim kampanyasında Libya'dan yasa dışı finansman sağladığı suçlamasıyla verilen 5 yıllık hapis cezası kapsamında bu sabah polis konvoyu eşliğinde Paris'teki La Sante Cezaevi'ne giriş yaptı, kişisel eşyalarını teslim ettikten sonra güvenlik gerekçesiyle 11 metrekarelik bir hücreye yerleştirildi. SARKOZY İÇİN NORMAL CEZAEVİ PROSEDÜRÜ UYGULANDI Eski Fransa Cumhurbaşkanı, cezaevine girişinde diğer tutuklularla aynı standart işlemlerden geçirildi. İçeri alınmadan önce kimlik tespiti yapıldı, parmak izleri alındı, fotoğrafı çekildi ve tam beden araması gerçekleştirildi. Ardından kendisine cezaevi kayıt numarası verildi. Sarkozy'nin cezaevi süreci boyunca herhangi bir ayrıcalık talebinde bulunmadığı ve tüm prosedürlere itirazsız uyduğu bildirildi. Sarkozy'nin pencereli tek kişilik hücrede yanına yalnızca Alexandre Dumas imzalı "Monte Cristo Kontu" ve Jean-Christian Petitfils tarafından kaleme alınan "Jesus" kitaplarını aldığı öğrenildi. AVUKATLARDAN TAHLİYE GİRİŞİMİ Sarkozy'nin avukatları Jean-Michel Darrois ve Christophe Ingrain, kararın uygulanmasını "hukuki bir skandal" sözleriyle eleştirerek, tahliye başvurusunun resmen yapıldığını duyurdu. Savunma avukatları, müvekkilleri hakkında delil olmadan hüküm verildiği, tanık baskısı ya da delil karartma ihtimali bulunmadığını ve tutuklamanın hukuki değil siyasi olduğunu savundu. Avukat Ingrain, "Hiçbir risk yokken bir eski cumhurbaşkanını cezaevine koymak, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. Bu karar Fransa adına utançtır" dedi. İstinaf mahkemesinin tahliye başvurusunu 1 ila 2 ay içerisinde değerlendirmesi bekleniyor. SARKOZY'E DESTEKLER Sarkozy'ye destek vermek isteyenler cezaevi önünde toplandı. Destekçileri, kararın "adaletsiz" olduğunu savunarak, eski cumhurbaşkanına destek mesajları verdi. Bazı katılımcılar, "Bu karar bir siyasi hesaplaşmadır. Sarkozy güçlü ve onurlu bir adam, yalnız bırakmayacağız" ifadelerini kullanırken, birçok gösterici, sürecin "intikam duygusuyla yürütüldüğü" görüşünü dile getirdi. Gösteri sırasında zaman zaman "Fransa'nın onuru Sarkozy'dir", "Nicolas Sarkozy, yanındayız" ve "Adalet istiyoruz" sloganları yükseldi. Eski danışman Henri Guaino'nun kalabalığa katılması ise alkışlarla karşılandı. Katılımcıların bir bölümü kararı protesto ederek yargı süreci için "adalet kendi sınırını aştı" yorumunu yaptı. Eski Fransa cumhurbaşkanının oğlu Louis de sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Babamız masumdur. Bu haksızlıkla yalnız değiliz" ifadelerini kullandı. 2018 YILINDA RESMİ BİR SORUŞTURMA BAŞLATILMIŞTI Fransız basını, 2013 yılında yayınlanan bir belgede, dönemin Libya lideri Muammer Kaddafi'nin Sarkozy'nin 2007 seçim kampanyasına gizlice yaklaşık 50 milyon euro aktardığını öne sürmüştü. Fransa'nın eski Cumhurbaşkanı Sarkozy ise söz konusu suçlamaları tamamen reddetmiş ve bunların siyasi amaçlı olduğunu savunmuştu. Fransız yargı makamları, 2018 yılında resmi bir soruşturma başlatmış ve Sarkozy hakkında yolsuzluk, yasa dışı kampanya finansmanı ve suç örgütüyle iş birliği gibi suçlamalar yöneltmişti. SAKOZY'E YAKIN İSİMLER DE CEZA ALMIŞTI Dava kapsamında, döneminin İçişleri Bakanı Claude Gueant, 500 bin euro aldığı gerekçesiyle pasif yolsuzluk, sahtecilik ve nüfuz ticareti suçlarından 6 yıl hapis ve 250 bin euro para cezasına mahkum edilmişti. Eski Bakan Brice Hortefeux, suç örgütü kurma suçundan 2 yıl hapis ve 50 bin euro para cezasına çarptırılmıştı. Hortefeux'a ayrıca 5 yıl kamu görevi yasağı ve siyasi/medeni haklardan mahrumiyet cezası da verilmişti. Fransız-Lübnanlı iş insanı Alexandre Djouhri, aktif yolsuzluk ve nüfuz ticareti suçlarından 6 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Libya lideri Muammer Kaddafi'nin eski kabine direktörü Bechir Saleh, 5 yıl hapis ve 4 milyon euro para cezası almış, Suudi iş insanı Khaled Bugshan, 3 yıl hapis ve 4 milyon euro para cezasına çarptırılmıştı. Fransız-Cibutili bankacı Wahib Nacer ise 4 yıl hapis ve 2 milyon euro para cezasına mahkum edilmişti. Eski Bütçe Bakanı Eric Woerth, tüm suçlamalardan beraat etmişti. DAVANIN EN ÖNEMLİ TANIĞI HAYATINI KAYBETTİ Davanın en önemli tanıklarından biri olan Lübnan asıllı Fransız bir iş adamı Ziad Takieddine, 23 Eylül'de Lübnan'da gözaltında tutulurken hayatını kaybetmişti. Mahkeme, Takieddine hakkındaki yargılamanın ölüm nedeniyle düştüğü duyurmuştu. SARKOZY, MACRON İLE GÖRÜŞMÜŞTÜ Eski Cumhurbaşkanı, 17 Ekim'de Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından Elysee Sarayı'nda kabul edilmişti. Görüşmenin içeriği kamuoyuyla paylaşılmazken, bu temas, siyasi çevrelerde geniş yankı uyandırmıştı.

NİLGÜN MARMARA KİMDİR? ÖLDÜ MÜ ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? Haber

NİLGÜN MARMARA KİMDİR? ÖLDÜ MÜ ÖLDÜRÜLDÜ MÜ?

Genç yaşta hayatını kaybeden ancak şiirleri, günlük yazıları ve farklı tarzı ile adını duyuran Nilgün Marmara edebiyatımızın da efsaneleşen, edebi yazıalrda sık sık kendisine atıfta bulunulan bir yazardı. Nilgün Marmara, bugün ölüm yıldönümü nedeniyle bir kez daha gündeme geldi. Peki, Nilgün Marmara kimdir? Nilgün Marmara nasıl öldü? Nilgün Marmara şiirleri ve eseleri neler? 3 Şubat 1958'de, Balkan göçmeni olan bir ailenin iki kızından biri olarak İstanbul Kadıköy'de doğdu. Annesi Vidinli Perihan Hanım, bir muhasabe müdürü olan babasının adı ise Plevneli Fikri Bey'dir. Babası, Bulgaristan'ın Plevne şehrinden, annesiyse Vidin'den İstanbul'a göç etmişlerdi. Nilgün Marmara, lise eğitimini Kadıköy Maarif Koleji'nde aldı. Üniversite hayatına İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde başladıysa da siyasi nedenlerle okuluna devam edemedi. Tekrar sınava girerek Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünü kazandı. Üniversiteyi, 1985 yılında ''Sylvia Plath'in Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi'' başlıklı tezi ile bitirdi. Üniversiteden mezun olduktan sonra Marmaris'te bir tatil köyünde çalışmaya başladı. Farklı şirketlerde sekreterlik, Mısır Konsolosluğu'nda memurluk gibi işlerde bulunsa da iş hayatı uzun sürmedi. 1982'de tanıştığı Endüstri Mühendisi olan Kağan Önal ile evlendi. Kağan Önal'ın işi dolayısıyla 16 ay Libya'da yaşadılar. 13 Ekim 1987'de henüz 29 yaşındayken kaldığı evin balkonundan atlayarak intihar etti. NİLGÜN MARMARA ÖLDÜ MÜ, ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? Nilgün Marmara'ın intihar etmediği, aslında öldürüldüğü ya da ölümünde eşi Kağan Önal'ın ihmali olduğu iddia edildi. ''Ölmeden kısa bir süre önce yazdığı ne varsa kocasına vermişti.'' (Kaynak: https://www.cumhuriyet.com.tr/yasam/nilgun-marmara-kimdir-nilgun-marmara-nasil-oldu-nilgun-marmara-2298903) Kağan Önal ise kendisine yöneltilen suçlamalara ilişkin açık kaynaklara ve yazılı basına yansıyan haberlerde şu açıklamalarda bulundu: "Oysa Nilgün’ün tedavi olması gerekiyordu ama o doktordan kaçıyordu. Doktor, geldiğinde evde olması gerekirken evde değildi. Doktor beklemişti. Gelince de konuştular... Doktor bana 'İşiniz çok zor! Tedavi olması lazım ama çok zeki ve kültürlü. Yani en zor vakalardan...' demişti. Çünkü iyileşmesi için entelektüel faaliyetlerde bulunmaması gerekiyordu. İlacı dayayacaklar ve uyuşacaktı. Orta kültür ve zekalı durumlarda bu hastalık genelde 20’li yaşlarda ortaya çıkarmış, Lityum tedavisi ile başarılı olunurmuş. Ancak Nilgün bu tipte değildi. Tedavi olması, buna ikna olması, tedaviden memnun kalması hepsi ayrı bir dertti. Dolayısıyla tedavi olmadı. Öldüğü gün bana tedaviye tekrar başlayacağına dair söz vermişti.'' (Kaynak: http://vatankitap.gazetevatan.com/haber/esimin_gunluklerini_istiyorum_buna_gasp_denir/1/16253) İntiharı gibi Nilgün Marmara'nın ölümünün ardından basılan ''Kırmızı Kahverengi Defter'' isimli kitabı da büyük bir tartışma yarattı. Kitabın, Nilgün Marmara'nın kişilğini yansıtmadığı, satırların müdahaleler içerdiği ve kendisinin sürekli intiharı düşünen, sıradan bir insan olarak yansıttığı konuları polemik konusu oldu. Nilgün Marmara'nın günlüğü 2016 yılında Everest Yayınları tarafından tıpkıbasımı da içerir şekilde yayınlandı. 2017 yılında ise günlüklerini tuttuğu iki defterinde yer alan bazı başka notlar da yine Everest Yayınları tarafından ''Kağıtlar'' ismiyle yayımlandı. Nilgün Marmara Eserleri: Şiir kitapları: 1988: Daktiloya Çekilmiş Şiirler 1990: Metinler Günlükleri: 1993: Kırmızı Kahverengi Defter (Gülseli İnal tarafından hazırlandı) 2016: Defterler 2017: Kağıtlar İnceleme 1985: Sylvia Plath'ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi (Türkçe tercüme: Dost Körpe)

BURSALI SANAYİCİ ROTAYI LİBYA'YA ÇEVİRDİ Haber

BURSALI SANAYİCİ ROTAYI LİBYA'YA ÇEVİRDİ

Toplantıda, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin daha da güçlendirilmesi ve yeniden yapılanma sürecindeki Libya’nın yatırım ihtiyaçlarına Bursa iş dünyasının etkin katkı sağlamasını hedeflendi. Programda katılımcılar, özellikle tarım, gıda, sağlık, inşaat, mobilya ve hazır giyim sektörlerindeki mevcut pazar fırsatları hakkında kapsamlı bilgiler edinme imkânı buldu. Ayrıca Libya’da uygulanan teşvik mekanizmaları, yatırım destekleri ve iş yapma süreçlerine ilişkin güncel gelişmeler de toplantının gündeminde yer aldı. BTSO Ana Hizmet Binası’nda gerçekleştirilen toplantının açılışında konuşan BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur, Libya’nın tarih boyunca Türkiye ile güçlü bağlara sahip olduğunu belirterek, "Libya, Akdeniz’in kalbinde yer alan stratejik konumu, zengin kaynakları ve girişimci insanlarıyla Türkiye için büyük öneme sahip. Geçmişte Libya’nın imarında Türk firmaları önemli roller üstlenmiş, şehirleri yeniden ayağa kaldırmak için omuz omuza çalışmıştır. Bugün de bu kardeşliğimizi ticarette, ortak yatırımlarda ve sosyal projelerde güçlendirmek istiyoruz." dedi. Bursa’nın üreten ve ihraç eden ve kendini sürekli yenileyen bir şehir olduğunu dile getiren Ali Uğur, "Bursa’mız, üreten ellerin emeği ve aklıyla büyürken, ihracata dayalı bir kalkınma vizyonuna da liderlik ediyor. Bizler de 136 yıllık köklü bir çınar olan Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda 57 bin üyemizle ülkemizin ihracat odaklı büyüme hedeflerini destekliyor, bu hedefe katkı sunacak adımlar atıyoruz." diye konuştu. KFA Fuarcılık öncülüğünde Bursa’da tekstil, gıda, bebek ve çocuk konfeksiyonu ile inşaat gibi birçok sektörde uluslararası düzeyde önemli fuarlar düzenlediklerini belirten Uğur, "Bu organizasyonlarda Libyalı kardeşlerimizi de aramızda görmekten memnuniyet duyacağımızın altını çizmek istiyorum. Bursa’da başlattığımız bu gönül ve ticaret köprüsünün, Libya ile olan dostluğumuzu ekonomik alanda daha da ileri taşıyacağına inanıyoruz. Libya’nın yeniden imarı, istikrarı ve kalkınması yalnızca Libya için değil, bölgemizin ve Akdeniz havzasının istikrarı için de büyük önem taşıyor. Bugün de burada, dostluk için, kardeşlik için ve ortak geleceğimiz için bir aradayız. İnşallah bu ziyaret, her iki ülkenin girişimcileri için kalıcı ticaret fırsatlarına, yeni yatırımlara ve güçlü iş birliklerine vesile olacaktır." ifadelerini kullandı. "Türkiye Büyük ve Güçlü Bir Ülke" Libya Sanayi ve Ticaret Odaları Birliği Başkanı Muhammed Raied, toplantıda yaptığı konuşmada, "BTSO’ya misafirperverlikleri için teşekkür ederim. Türkiye ile Libya arasında her zaman güçlü ilişkiler oldu, biz kardeş iki ülkeyiz. Bu güzel siyasi ve ekonomik ilişkilerden dolayı çok memnunuz. Türkiye bizim için çok değerli, aynı zamanda Libya’nın istikrarı için de çok önemli bir ülke. Türkiye büyük ve güçlü bir ülke, sanayi ve ticaretin merkezinde yer alıyor. Libya ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi çok yüksek, ancak biz bu rakamları daha da büyütmek istiyoruz. İş insanları olarak Türk şirketleriyle ortaklıklar kurmak istiyoruz, onlara çok değer veriyoruz ve her zaman destek vermeye hazırız. Libya’da yatırım için çok uygun bir ortam var. Şu an yatırımcılar 8 yıl boyunca vergi ödemeden ve gümrük vergisinden muaf şekilde yatırım yapabiliyor. Yeni yatırımları sabırsızlıkla bekliyoruz. Bursa’ya ilk kez geldim ve çok etkilendim, çok büyük fabrikalar var, ihracatı çok yüksek. Bursalı iş insanlarını Libya’ya davet ediyoruz, orada kendilerine her türlü desteği vereceğiz. Libya, Türkiye’ye çok yakın; haftada yüzlerce uçak seferi var. Ortak yatırımlar ve iş birlikleri için büyük bir potansiyel taşıyoruz." dedi. "Libya’nın Yeniden Yapılanmasında Türk İş Dünyası Aktif Rol Alacak" ANASİAD Başkanı Hakan Birkan, Libya ile kurulacak ticari iş birliklerinin hem bölgesel kalkınma hem de Anadolu’nun dışa açılımı açısından büyük önem taşıdığını dile getirdi. Birkan, Libya ile verimli iş birliklerine hazır olduklarını söyledi. Gerçekleştirdikleri görüşmelerin oldukça olumlu geçtiğini ve Libya heyetinin de Türkiye ile daha fazla ticaret yapmak istediklerini ifade eden Birkan, "Bizler Anadolu sanayicileri olarak bu fırsatı değerlendirmeliyiz. Libya’da ciddi bir potansiyel var. Özellikle inşaat, makine, tekstil ve gıda sektörlerinde güçlü iş birlikleri imkanları var. Firmalarımızı bu potansiyelden yararlanacak şekilde yönlendiriyoruz. Bugün burada düzenlediğimiz ‘Libya ile İş Birliği Fırsatları’ toplantımızda, Libyalı heyetle görüşmeler gerçekleştirildi. Katılımcı firmalarımız kendilerini tanıtarak ortaklıklar konusunda bilgi alışverişinde bulundu. Ziyaretin sonunda her iki taraf da sürdürülebilir, uzun vadeli ve karşılıklı kazanca dayalı bir ticaret köprüsü kurulması yönündeki kararlılıklarını ortaya koydu. ANASİAD ve BTSO öncülüğünde başlayan bu temasların, Libya’nın yeniden yapılanmasında Türk iş dünyasının aktif rol alması için önemli bir başlangıç olduğuna inanıyoruz." diye konuştu. Toplantıya BTSO Yönetim Kurulu Üyeleri Alparslan Şenocak, Erol Kılıç, Abidin Şakir Özen ile iş dünyası temsilcileri de katıldı. İHA

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.