#Mağdur

- Mağdur haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mağdur haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İZMİR'DE GALERİCİ TEFECİLERE OPERASYON Haber

İZMİR'DE GALERİCİ TEFECİLERE OPERASYON

İzmir'de galerici'lik faaliyeti görüntüsü altında vatandaşlara yüksek faizle borç para verdikleri, alacaklarını tahsil etmek amacıyla tehdit ve silah kullanarak senet imzalattıkları iddia edilen şüphelilere yönelik operasyonda 8 kişi gözaltına alındı. Aramalarda yaklaşık 2 milyon lira, 6 ruhsatsız tabanca ile çok sayıda çek ve senet ele geçirildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, tefecilik suçuna yönelik çalışma başlattı. Soruşturma kapsamında Otokent bölgesinde faaliyet gösteren bazı kişilerin, galericilik ve araç alım satımı yapıldığı izlenimi oluşturarak vatandaşlara yüksek faiz karşılığında borç para verdikleri iddiası üzerine teknik ve fiziki takip gerçekleştirildi. Ekipler, saha çalışmaları ve ilgili kurumlar nezdindeki incelemelerin ardından şüphelilerin faaliyetlerine ilişkin delil topladı. 25'İN ÜZERİNDE MAĞDUR TESPİT EDİLDİ Soruşturma kapsamında şüphelilerin çok sayıda kişiye yüksek faizle borç para verdikleri, alacakların tahsili sırasında mağdurları tehdit ettikleri ve zorla senet imzalattıkları öne sürüldü. Bazı mağdurlara yönelik silahla yağma eylemlerinde bulunulduğu da iddia edildi. Polis ekiplerinin yürüttüğü çalışmalar sonucunda 25'in üzerinde mağdur tespit edildi. 10 ŞÜPHELİ HAKKINDA GÖZALTI KARARI Toplanan delillerin ardından 10 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Şüphelilerden 2'sinin farklı suçlardan cezaevinde bulunduğu belirlendi. Hakkında gözaltı kararı bulunan bir şüpheli Mersin'de yakalanarak İzmir'e getirildi. Diğer 7 şüpheli ise İzmir'de belirlenen adreslere düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda gözaltına alındı. Böylece soruşturma kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen 10 şüpheliden 8'i yakalanırken, 2'sinin cezaevinde olduğu tespit edildi. 2 MİLYON LİRA VE 6 RUHSATSIZ TABANCA ELE GEÇİRİLDİ Şüphelilerin ev, iş yeri ve araçlarında yapılan aramalarda 6 ruhsatsız tabanca ve bu silahlara ait çok sayıda fişek ele geçirildi. Aramalarda ayrıca mağdurlara zorla imzalatıldığı değerlendirilen çok sayıda çek ve senet ile yaklaşık 2 milyon lira nakit paraya el konuldu. Gözaltına alınan 8 şüphelinin emniyetteki işlemleri sürerken, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma devam ediyor.

ALTINLARLA BAŞLADI, REŞİT OLMAYANLA İLİŞKİ İLE DEVAM ETTİ: ÇAĞLA ÖZ GÖZALTINDA! Haber

ALTINLARLA BAŞLADI, REŞİT OLMAYANLA İLİŞKİ İLE DEVAM ETTİ: ÇAĞLA ÖZ GÖZALTINDA!

Sosyal medyada "Vanlı Kara Haydar" olarak tanınan ve "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçundan tutuklanan Mehmet Fatih Tançalan'ın eşi, sosyal medya fenomeni Çağla Öz de Van Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Tançalan ile Öz'ün yaklaşık 10 yıl önce ise bir ceza davasında sanık ve mağdur sıfatıyla karşı karşıya geldikleri, Tançalan hakkında verilen 3 yıl 1 ay 15 günlük hapis cezasının 2020'de kesinleştiği belirtildi. Van Cumhuriyet Başsavcılığınca, sosyal medyada "Vanlı Kara Haydar" olarak bilinen Mehmet Fatih Tançalan hakkında sosyal medya platformlarındaki paylaşımlarla bağlantılı olarak "Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni, devletin kurum ve organlarını aşağılama" ile "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçlarından başlatılan soruşturma sürüyor. Soruşturma kapsamında Tançalan'ın eşi, sosyal medya fenomeni Çağla Öz de gözaltına alındı. Öz'ün soruşturmadaki hukuki durumuna ilişkin işlemlerin sürdüğü belirtildi. DÜĞÜNDEKİ TAKILAR İÇİN MASAK'TAN İNCELEME İSTENDİ Soruşturma kapsamında çiftin Van'da düzenlenen düğününde takılan ziynet eşyaları da incelemeye alındı. Düğünde takılan ziynet eşyalarına ilişkin Mali Suçları Araştırma Kurulundan (MASAK) inceleme talep edildiği bildirildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Mehmet Fatih Tançalan ise "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçundan tutuklanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine gönderildi. Tançalan, hakimlikçe tutuklandı. SAVCILIĞIN SEVK YAZISINDA MALİ PROFİLİNE İLİŞKİN İDDİALAR Savcılığın sevk yazısında, Tançalan'ın mali profili ile sosyal medyaya yansıyan ekonomik yaşam standardının birbiriyle uyumlu olmadığı yönünde değerlendirmeye yer verildi. Yürütülen çalışmalarda Dubai üzerinden "mail order" yöntemiyle kaynağı belirsiz olduğu değerlendirilen gelirlerin Türkiye'ye getirildiği yönünde bilgiler elde edildiği ileri sürüldü. Tançalan'ın görünen ekonomik durumu ile nişan ve düğün organizasyonlarındaki harcamalar arasında uyumsuzluk bulunduğu, bunun da kaynağı belirlenemeyen gelir bulunduğu yönündeki şüpheyi desteklediği savcılığın sevk yazısında öne sürüldü. Ayrıca Tançalan'ın sık sık yurt dışına çıktığı belirtilerek kaçma şüphesinin bulunduğu değerlendirmesine yer verildi. Söz konusu tespit ve değerlendirmeler devam eden soruşturma kapsamındaki iddialar niteliğinde bulunuyor. TANÇALAN: "ALTINLARI DÜĞÜNDEN SONRA İADE ETTİK" Tançalan ise ifadesinde hakkındaki suçlamaları kabul etmedi. Yakın zamanda gerçekleştirilen düğünün masraflarının sponsorlar tarafından karşılandığını öne süren Tançalan, eşi Çağla Öz'ün bazı şirketlerin reklam yüzü olması nedeniyle bu şirketlerin düğüne sponsor olduğunu savundu. Düğünde kullanılan ziynet eşyalarına ilişkin de açıklama yapan Tançalan, bunları Muradiye ilçesinde tanıdığı bir kuyumcudan kiraladığını iddia ederek, ❝Altınları düğünden sonra iade ettik.❞ dedi. Tançalan, hakkındaki suçlamaları reddederek serbest bırakılmasını talep etti ancak hakimlikçe tutuklandı. ÇİFTİN 10 YIL ÖNCEKİ DAVA DOSYASI GÜNDEME GELDİ Tançalan'ın tutuklanması ve Öz'ün gözaltına alınmasının ardından çiftin yaklaşık 10 yıl önce taraf oldukları bir ceza davasına ilişkin bilgiler de yeniden gündeme geldi. Paylaşılan mahkeme kayıtlarına göre, İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada Çağla Öz "katılan mağdur", Mehmet Fatih Tançalan ise "sanık" olarak yer aldı. Dosyaya konu olayların 2015 yılında meydana geldiği, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmanın ardından Tançalan hakkında 2016'da dava açıldığı belirtildi. Yargılama dosyasında tarafların tanışmalarına ve sonrasında yaşanan sürece ilişkin ifadeler, mesaj kayıtları, tanık beyanları ve bilirkişi raporlarının bulunduğu aktarıldı. "REŞİT OLMAYANLA CİNSEL İLİŞKİ" SUÇUNDAN MAHKUMİYET İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesi, yargılama sonucunda Tançalan'ın eylemini "reşit olmayanla cinsel ilişki" suçu kapsamında değerlendirdi. Mahkeme, 14 Şubat 2018'de açıkladığı kararda Tançalan'a önce 3 yıl hapis cezası verdi. Eylemin farklı zamanlarda birden fazla kez gerçekleştirildiği gerekçesiyle ceza 3 yıl 9 aya yükseltildi. Ardından uygulanan takdiri indirim sonucunda Tançalan'ın 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılmasına karar verildi. CEZA 2020'DE KESİNLEŞTİ Kararın ardından dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine taşındı. Aktarılan mahkeme kayıtlarına göre, istinaf incelemesinin ardından Tançalan hakkındaki 3 yıl 1 ay 15 günlük hapis cezası 8 Aralık 2020'de kesinleşti. Kesinleşme şerhinde karar türünün "mahkumiyet", suçun ise "reşit olmayanla cinsel ilişki" olarak kaydedildiği belirtildi. YILLAR SONRA EVLENDİLER 2015'te meydana gelen olaylar nedeniyle aynı ceza dosyasında mağdur ve sanık sıfatıyla yer alan Çağla Öz ile Mehmet Fatih Tançalan, yıllar sonra yeniden bir araya gelerek 2026'da evlendi. Van'da gerçekleştirilen düğün, özellikle Öz'e takılan ziynet eşyalarının görüntülerinin sosyal medyada paylaşılmasıyla gündeme geldi. Düğünün ardından Tançalan hakkında başlatılan soruşturma kapsamında mali hareketleri ve malvarlığının kaynağı incelemeye alındı. Tançalan "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçlaması kapsamında tutuklanırken, eşi Çağla Öz de devam eden soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Öz hakkındaki işlemler sürerken, soruşturmadaki suçlamalara ilişkin nihai hukuki değerlendirme yargı makamlarınca yapılacak.

"MEHMET AKİF" SUÇ ÖRGÜTÜ DAVASINDA YARGILAMA BUGÜN BAŞLAYACAK Haber

"MEHMET AKİF" SUÇ ÖRGÜTÜ DAVASINDA YARGILAMA BUGÜN BAŞLAYACAK

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede "Mehmet Akif Suç Örgütü" olarak nitelendirilen yapılanmaya ilişkin davada, gazeteci Ersoy'un da aralarında bulunduğu 7 sanık bugün ilk kez hakim karşısına çıkacak. Ersoy hakkında "suç örgütü kurma ve yönetme", "nitelikli cinsel saldırı" ve uyuşturucuya ilişkin suçlamalardan 286 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep ediliyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın ardından hazırlanan iddianamenin kabul edilmesiyle açılan davanın ilk duruşması, İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek. Davada Mehmet Akif Ersoy, Ahmet Göçmez, Mustafa Manaz, Nurullah Mahmut Dündar, Taner Çağlı, Tolga Aykut ve Ufuk Tetik olmak üzere 7 sanığın yargılanmasına başlanacak. Duruşmada sanıkların iddianamede yöneltilen suçlamalara ilişkin ilk savunmalarının alınması bekleniyor. İDDİANAMEDE 11 KADIN MAĞDUR OLARAK YER ALDI İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 96 sayfalık iddianamede 11 kadın "mağdur" sıfatıyla yer aldı. İddianamede, soruşturmanın 2 Kasım 2025'te İstanbul İl Jandarma Komutanlığına yapılan bir ihbar üzerine başlatıldığı belirtildi. İhbarda, Mehmet Akif Ersoy, Ela Rumeysa Cebeci ve Merve Sarı'nın uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandıkları ileri sürüldü. Ayrıca Ersoy'un eğlence amaçlı etkinlikler düzenlediği, bu ortamlarda uyuşturucu veya uyarıcı madde temin ettiği, çevresindeki kadınlara uyuşturucu kullandırarak iradelerini zayıflattığı ve birden fazla kişiyle cinsel birliktelik yaşandığı iddia edildi. Savcılık, yapılan soruşturmanın ardından söz konusu eylemlerin Ersoy'un liderliğini yaptığı öne sürülen bir suç örgütü kapsamında gerçekleştirildiğini iddianamede ileri sürdü. SAVCILIKTAN "UYUŞTURUCU PARTİLERİ" İDDİASI İddianamede yer alan 11 eylemin örgüt faaliyeti kapsamında gerçekleştirildiği iddia edildi. Savcılık, Mehmet Akif Ersoy'un arkadaş ve iş çevresinden tanıdığı ve örgüt üyesi olduğu ileri sürülen kişilerle sık sık uyuşturucu madde kullanılan etkinlikler düzenlediğini öne sürdü. İddianamede Ersoy'un bu etkinliklerde cinsel amaçlarla örgüt üyeleri ve mağdurları kullandığı iddia edildi. "DOĞRULUK MU CESARETLİK Mİ" OYUNUNA İLİŞKİN İDDİALAR İddianamede, Ersoy'un mağdurlar ve örgüt üyesi olduğu ileri sürülen kişilerle çoklu cinsel birliktelikler yaşadığı ve çevresindeki bazı kişileri de bu ilişkilere dahil ettiği iddia edildi. Örgüt üyesi oldukları öne sürülen kişilerin de kişisel menfaat karşılığında kendi çevrelerindeki kadınları söz konusu ortamlara dahil ettikleri ileri sürüldü. Savcılığın iddiasına göre sanıklar, düzenledikleri etkinliklerde önce uyuşturucu madde kullanılması yoluyla mağdurların karar alma süreçlerini etkiledi. Daha sonra "doğruluk mu cesaretlik mi" oyunu oynandığı, oyun sırasında cinsel içerikli soru ve taleplerle mağdurların tepkilerinin ölçüldüğü ve çoklu cinsel birlikteliklere yönlendirildikleri öne sürüldü. Söz konusu anlatımların savcılığın iddianamesinde yer alan suçlamalar olduğu, sanıklar hakkındaki yargılamanın ise henüz sonuçlanmadığı belirtiliyor. 7 SANIK HAKKINDA "SUÇ ÖRGÜTÜ" İDDİASI İddianamenin değerlendirme bölümünde Mehmet Akif Ersoy, Ahmet Göçmez, Mustafa Manaz, Nurullah Mahmut Dündar, Taner Çağlı, Tolga Aykut ve Ufuk Tetik'in, işbirliği ve menfaat paylaşımı amacıyla Ersoy'un liderliğinde suç örgütü oluşturdukları öne sürüldü. Savcılık, sanıkların örgüt faaliyeti kapsamında mağdurlara kokain sağladıklarını ve uyuşturucu etkisiyle karar alma süreçlerini etkilediklerini iddia etti. CEBECİ, SARAN VE SAVCI HAKKINDA AYRI SORUŞTURMA İddianamede ayrıca Ela Rumeysa Cebeci'nin cep telefonunda yapılan incelemeye ilişkin bulgulara yer verildi. İncelemede Steven Sadettin Saran ve Yusuf Timur Savcı ile uyuşturucu madde teminine yönelik olduğu değerlendirilen veriler elde edildiği öne sürüldü. Bu gelişmenin ardından Ela Rumeysa Cebeci, Steven Sadettin Saran ve Yusuf Timur Savcı hakkındaki dosyanın ayrılmasına karar verildiği ve bu kişiler yönünden ayrı bir soruşturma yürütüldüğü belirtildi. Bu kişiler hakkındaki hususların da soruşturma kapsamındaki iddialardan ibaret olduğu ve haklarında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı anlamına gelmediği kaydedildi. MEHMET AKİF ERSOY HAKKINDA 286 YIL 2 AYA KADAR HAPİS İSTEMİ İddianamede Mehmet Akif Ersoy'un, "suç örgütü kurma ve yönetme", 11 kez "nitelikli cinsel saldırı", "uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" ve "uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma" suçlarından cezalandırılması talep edildi. Savcılık, Ersoy hakkında bu suçlardan toplam 11 yıl 3 aydan 286 yıl 2 aya kadar hapis cezası istedi. İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinde bugün başlayacak davada 7 sanığın iddianamede yöneltilen suçlamalara ilişkin savunmalarını yapması bekleniyor.

UYGUN FİYATLI DAİRE İLANIYLA DOLANDIRICILIK: BU SAHTECİLERE DİKKAT! Haber

UYGUN FİYATLI DAİRE İLANIYLA DOLANDIRICILIK: BU SAHTECİLERE DİKKAT!

İstanbul merkezli 3 ilde, internet sitelerine uygun fiyatlı daire ilanları vererek vatandaşlardan kapora aldıkları iddia edilen şüphelilere yönelik operasyonda 13 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerin 30 farklı olayda 30 kişiyi yaklaşık 25 milyon lira dolandırdıkları belirlenirken, 23 taşınmaz, 6 araç ve banka hesaplarına tedbir konuldu. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ile İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri, "nitelikli dolandırıcılık" suçuna yönelik çalışma başlattı. Çalışmalarda şüphelilerin başta Esenyurt olmak üzere internet sitelerinde piyasanın altında fiyatlarla daire ilanları yayımladıkları, bu ilanlar üzerinden ulaştıkları vatandaşlardan kapora aldıkları ve daha sonra çeşitli gerekçelerle işlemleri geciktirdikleri öne sürüldü. Şüphelilerin yakalanması amacıyla 25 Ağustos'ta İstanbul merkezli Sinop ve Giresun'da eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 13 şüpheli gözaltına alındı. 30 KİŞİDEN YAKLAŞIK 25 MİLYON LİRA ALDIKLARI İDDİASI Soruşturmanın ilerleyen aşamasında şüphelilerin aile şirketi şeklinde hareket ettikleri, sahte ilanlarla müşterileri ofise yönlendirdikleri ve kapora aldıktan sonra çeşitli bahanelerle oyaladıkları belirlendi. Polisin incelemesine göre şüpheliler 30 farklı eylemde 30 kişiyi mağdur ederek yaklaşık 25 milyon lira haksız kazanç elde etti. Ekiplerin çalışmalarını sürdürdüğü, yeni mağdurların tespit edilmesi halinde hem mağdur sayısının hem de toplam miktarın artabileceği değerlendiriliyor. 23 TAŞINMAZ VE 6 ARACA TEDBİR Soruşturma kapsamında şüphelilerin mal varlıkları da incelemeye alındı. İncelemelerde 13 tarla, 3 ev, 3 arsa, 1 fındık bahçesi, 1 bahçe, 1 ahşap ev ve arsa ile 1 ahşap samanlık ve bahçe olmak üzere 23 taşınmaz ile 6 araç tespit edildi. Taşınmazlar ve araçların yanı sıra şüphelilerin banka hesaplarına da tedbir konuldu. Şüphelilerden Erkan G'nin 29, Bayram G'nin 10, Mahmut G'nin 7, Erdem G'nin 5, Barış S'nin 22, Faruk P'nin ise 15 suç kaydının bulunduğu öğrenildi. "BENİM ÇARESİZLİĞİMDEN FAYDALANDILAR" Mağdurlardan 55 yaşındaki Balaban, apartman görevlisi olduklarını ve kapıcı dairesinde yaşadıkları için ev almak istediklerini anlattı. İnternette gördükleri ilan üzerine şüphelilerle iletişime geçtiklerini belirten Balaban, beğendikleri daire için önce 200 bin lira kapora verdiğini söyledi. Daha sonra ziynet eşyalarını da bozdurduğunu anlatan Balaban, toplamda milyonlarca liralık kayba uğradığını öne sürdü. Balaban, "Annem yoğun bakımdaydı. Evimi de lağım faresi basmıştı. Ben evden bir an önce kurtulmak için çare arıyordum. Benim çaresizliğimden faydalandılar" dedi. Tapunun çeşitli gerekçelerle sürekli ertelendiğini söyleyen Balaban, yaklaşık 3 ay boyunca oyalandığını ileri sürdü. "TOPLAMDA 600 BİN LİRA GÖNDERDİM" Mağdurlardan 36 yaşındaki Bakırcı da Esenyurt'ta internette gördüğü bir daire ilanı üzerine emlak ofisiyle iletişime geçtiğini söyledi. İlanda gördüğü ev yerine başka bir dairenin gösterildiğini aktaran Bakırcı, bu ev için önce 100 bin lira kapora verdiğini, daha sonra kendisinden 500 bin lira daha istendiğini belirtti. Bakırcı, "Toplamda 600 bin lira para gönderdim. Kimse inanmasın bunlara, kanmasınlar" ifadelerini kullandı. ŞİKAYETLERİNİ GERİ ÇEKMELERİ İÇİN TEHDİT İDDİASI Soruşturmada şüphelilerin mağdurlara mesaj göndererek şikayetlerinden vazgeçmeleri için baskı yaptığı da öne sürüldü. Şüphelilerin bazı mağdurlara ❝Şikayetini geri çekersen paranı öderiz❞ şeklinde mesajlar gönderdiği belirlendi. Gözaltındaki 13 şüphelinin emniyetteki işlemleri sürüyor.

KÖPEKLE TEHDİT DE 'SİLAHLI TEHDİT' OLARAK DEĞERLENDİRİLEBİLİR Haber

KÖPEKLE TEHDİT DE 'SİLAHLI TEHDİT' OLARAK DEĞERLENDİRİLEBİLİR

Kayseri Barosu avukatlarından Türe, bir köpeğin kişiyi korkutmak, sindirmek veya saldırıyla tehdit etmek amacıyla kullanılmasının olayın şartlarına göre "silahlı tehdit" kapsamında değerlendirilebileceğini belirtti. Kayseri Barosu avukatlarından Türe, Türk Ceza Kanunu'ndaki "silah" kavramının yalnızca tabanca, tüfek veya bıçak gibi araçlarla sınırlı olmadığını söyledi. Türe, saldırı, savunma veya korkutma amacıyla kullanılan bir köpeğin de olayın niteliğine göre silah kapsamında değerlendirilebileceğini ifade etti. Türk Ceza Kanunu'nun 6. maddesindeki silah tanımına dikkati çeken Türe, Yargıtay kararlarında da somut olayda saldırı aracı haline getirilen unsurların bu kapsamda ele alınabildiğini kaydetti. "BIÇAK VEYA SİLAHA EŞ DEĞER TUTULABİLİR" Bir kişinin sahip olduğu köpeği başka bir kişiye karşı tehdit amacıyla kullanması durumunda değerlendirmede mağdur üzerindeki etkinin önem taşıdığını belirten Türe, "Bir kişi elindeki sahip olduğu köpeği ‘seni ısırtırım’ şeklinde fiili bir saldırı aracına dönüştürüyor ise hukukumuz artık bu durumu bir bıçak veya silaha eş değer tutarak tehdit unsuru olarak görmektedir." dedi. Köpeğin mağdur üzerinde korkutma, ürkütme veya sindirme etkisi oluşturup oluşturmadığına bakıldığını aktaran Türe, "Eğer mağdur üzerinde köpek ile bir sindirme, korkutma ve etkisiz hale getirme gibi olgu oluşturuyorsa artık Türk Ceza Kanunu'ndaki ‘silah’ kavramına eş değer kabul edilerek, tehditte nitelik olarak saymaktayız." ifadelerini kullandı. HUKUKİ NİTELENDİRME SOMUT OLAYA GÖRE YAPILIYOR Bu tür durumlarda kişilerin haklarını araması gerektiğini vurgulayan Türe, bir hayvanın tehdit veya saldırı aracı olarak yönlendirilmesinin suçun hukuki niteliğinin belirlenmesinde dikkate alınabileceğini söyledi. Türe, "Bir hayvanın kendinize karşı silah olarak yönlendirildiğini düşündüğünüzde hukukumuz bunu bir bıçak, silah ile eş değer değerlendirmekte. Bu tür durumlarda tehdidin nitelikli halinin bulunduğunu göz önünde bulundurmamız ve buna göre haklarımızı korumamız gerekmektedir." diye konuştu.

GAZETECİ MEHMET AKİF ERSOY'A 286 YIL HAPİS TALEBİ Haber

GAZETECİ MEHMET AKİF ERSOY'A 286 YIL HAPİS TALEBİ

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Mehmet Akif Suç Örgütü”ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, örgüt lideri olduğu öne sürülen Mehmet Akif Ersoy hakkında 286 yıla kadar hapis cezası talep edildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 96 sayfalık iddianamede, 11 kadın mağdur olarak yer aldı. Mehmet Akif Ersoy’un yanı sıra Ahmet Göçmez, Mustafa Manaz, Nurullah Mahmut Dündar, Taner Çağlı, Tolga Aykut ve Ufuk Tetik şüpheli sıfatıyla iddianamede yer aldı. İHBAR SONRASI SORUŞTURMA BAŞLATILDI İddianamede, 2 Kasım 2025’te İstanbul İl Jandarma Komutanlığı’na yapılan ihbar üzerine soruşturmanın başlatıldığı belirtildi. İhbarda, Mehmet Akif Ersoy ile bazı kişilerin uyuşturucu madde kullandıkları, eğlence adı altında düzenlenen etkinliklerde kadınlara uyuşturucu madde verildiği ve mağdurların iradelerinin zayıflatılarak cinsel ilişkiye zorlandıkları öne sürüldü. “UYUŞTURUCU PARTİLERİ DÜZENLEDİLER” İDDİASI İddianamede, eylemlerin örgüt kapsamında işlendiği değerlendirilerek, Mehmet Akif Ersoy’un çevresindeki kişilerle sık sık uyuşturucu madde kullanılan partiler düzenlediği kaydedildi. Ersoy’un "cinsel duygularını tatmin etmek amacıyla örgüt üyelerini ve mağdurları kullandığı" öne sürülen iddianamede, bazı örgüt üyelerinin de kendi çevrelerindeki kadınları bu ortamlara dahil ettiği belirtildi. Şüphelilerin düzenledikleri partilerde mağdurların önce uyuşturucu madde kullanımıyla karar alma mekanizmalarının zayıflatıldığı, ardından “doğruluk mu cesaretlik mi” oyunu üzerinden cinsel içerikli yönlendirmeler yapıldığı ifade edildi. GİZLİ TANIĞIN İFADELERİ İDDİANAMEDE YER ALDI İddianamede ifadesine yer verilen gizli tanık “Atak”, Mehmet Akif Ersoy’un çeşitli adreslerde uyuşturucu kullanılan ve grup cinsel ilişki yaşanan partiler düzenlediğini iddia etti. Tanık beyanında, bazı etkinliklerin daha sonra Emirgan ve Ulus’taki evlerde devam ettiği, şüphelilerin belirli eğlence mekanlarında sık sık buluştukları öne sürüldü. MEHMET AKİF ERSOY: “ÇOK ÜZGÜNÜM” İddianamede savunmasına yer verilen Mehmet Akif Ersoy ise suçlamalara ilişkin, geçmişte ilk kez uyuşturucu maddeyi bir arkadaşının yanında gördüğünü ve kullandığını söyledi. Ersoy ifadesinde, "16 yıldır inşa etmeye çalıştığım itibarımı ve beni seven insanları böylesine çirkin bir akıbet ile karşı karşıya bıraktığım için çok üzgünüm" dedi. Yaşanan sürecin kendisi için büyük bir ders olduğunu ifade eden Ersoy, "Önce Allah’a tövbe, sonra beni seven herkese özür borcum var" ifadelerini kullandı. 286 YILA KADAR HAPİS İSTEMİ Hazırlanan iddianamede Mehmet Akif Ersoy hakkında; "Suç örgütü kurma ve yönetme"11 kez "nitelikli cinsel saldırı""Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama""Uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma" suçlarından toplam 11 yıl 3 aydan 286 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edildi.

BOLU BELEDİYESİ'NİN VAKFINDA KURBAN VURGUNU İDDİASI Haber

BOLU BELEDİYESİ'NİN VAKFINDA KURBAN VURGUNU İDDİASI

Bolu Belediye Başkanı ve BolSev Yönetim Kurulu Başkanı Tanju Özcan ile yönetim kurulu üyesi Ali Sarıyıldız'ın tutuklu bulunduğu soruşturma dosyasında yeni ayrıntılar ortaya çıktı. BolSev Vakfı üzerinden 2025 yılında 'kurban bağışı' adı altında para toplandığı ancak tek bir kurbanlık dahi alınmadığı iddia edildi. Sabah saatlerinde jandarma ekipleri tarafından yapılan operasyonla 2 kişi gözaltına alındı. Bolu Belediyesi'ne bağlı BolSev Vakfı'na yönelik yürütülen ve Belediye Başkanı Tanju Özcan ile Ali Sarıyıldız'ın tutuklandığı soruşturma derinleşiyor. 2025 yılında BolSev Vakfı tarafından vatandaşlardan kurban kesimi amacıyla bağış toplandı. Vakıf kayıtlarında kurbanlık hayvan alımı ya da kesimine dair tek bir işlem dahi yapılmadığı iddia edildi. Vakfın sosyal medya hesapları üzerinden "Kurbanlarınız ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak" ifadeleriyle çağrı yapıldı. Yürütülen dosya kapsamında bağışların bu amaçla kullanılmadığı ifade edildi. Tutuklu bulunan BolSev Yönetim Kurulu Üyesi Ali Sarıyıldız'ın ifadesinde, "Bağışı kurban kesmek için değil, öğrencilere burs vermek için topladık" şeklinde savunma yaptığı öğrenildi. Soruşturma dosyasında şu ana kadar 36 kişinin mağdur sıfatıyla yer aldığı öğrenildi. Bu kapsamda sabah saatlerinde jandarma ekipleri tarafından vakıf yönetiminde yer alan Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Leyla Beykoz ve CHP'li Meclis Üyesi Aydan Özdemir gözaltına alındı. Bolu İl Jandarma Komutanlığı'na getirilen 2 kişinin işlemleri devam ediyor.

İZMİR’DEKİ KARAKOL SALDIRISI DAVASINDA SKANDAL SAVUNMA Haber

İZMİR’DEKİ KARAKOL SALDIRISI DAVASINDA SKANDAL SAVUNMA

Olayın faili tutuklu sanık E.B. mahkemedeki savunmasında, "Terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ'ı seviyorum. Polislerin kafir olduğunu biliyorum; ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum." dedi. Balçova ilçesinde 8 Eylül 2025 sabahı şüpheli E.B. (17) pompalı tüfekle polis merkezine ateş açtı. Saldırıda polis memurları Hasan Akın ve Ömer Amilağ ile silah sesleri üzerine bölgeye giden 1. Sınıf Emniyet Müdürü Muhsin Aydemir şehit oldu. Çıkan çatışmada şüpheli bacaklarından vurularak etkisiz hale getirildi. Olayın ardından hazırlanan 58 sayfalık iddianamenin kabul edilmesiyle sanıklar bugün hakim karşısına çıktı. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada tutuklu sanık E.B. (17), tutuklu babası N.B. ve tutuksuz annesi A.B. müşteki avukatları, mağdur aileler ve saldırıda yaralanan polis memuru Murat Dağlı hazır bulundu. İddianamede adı geçen diğer 10 sanığın dosyası ise bu davadan ayrıldı. Sanıklar hakkında 'anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs', 'kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürme' ve 'öldürmeye teşebbüs' suçlarından 4'er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 261'er yıla kadar hapis cezası talep edildi. "TALİMAT ALMADIM, DEAŞ'I SEVİYORUM" DEAŞ örgütüyle organik bir bağlantısının bulunmadığını örgütün ideolojisini benimsediğini ve eylem kararını Ebubekir el-Bağdadi'nin çağrısı üzerine aldığını belirten tutuklu sanık E.B., "Anayasa'nın kaldırılmasına teşebbüs etmedim ve terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ'ı seviyorum. Faaliyetlerini ve örgüt liderlerinin videolarını internetten takip ediyordum. El Bağdadi'nin 'Türkiye'ye saldırın' şeklindeki paylaşımını gördüğüm için bu eylemi gerçekleştirdim. Bana doğrudan kimseden talimat gelmedi. Müslümanlara operasyon yapıldığı için devleti temsil eden en yakın karakola saldırmaya karar verdim." ifadelerini kullandı. "AİLEMİ DE KAFİR OLARAK GÖRÜYORUM" Saldırı hazırlıklarına yaz aylarından itibaren başladığını ve eylemde kullanmak amacıyla özel olarak patlayıcı yapımını öğrendiğini ifade eden E.B., "Silah kullanmayı havalı tabancalarla öğrendim. Tüfek fişeklerini ağustos ayında aldım ve bu olayda kullanmak için bomba yapıp hazırladım. Başlangıçta fuar veya barlara saldırmayı düşünsem de karakola saldırma kararını olay günü sabahı verdim. Sosyal medyada paylaştığım metni de ağustos ayında hazırladım. Polislerin kafir olduğunu biliyorum; ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum." şeklinde konuştu. "OĞLUM RADİKAL EĞİLİMLİYDİ" Oğlunun eylemlerinden dolayı utanç duyduğunu ve önceden bilmesi halinde kendi canı pahasına buna engel olacağını vurgulayan tutuklu sanık N.B., "Şehitlerin hepsini tanıyorum. DEAŞ en nefret ettiğim örgüttür ve anayasal düzene karşı değilim. Oğlum namaz kılardı ancak terörist düşüncelere sahip olduğunu bilmiyordum. Öğretmenleri beni okula çağırıp oğlumun radikal eğilimleri olduğunu söylediklerinde, durumun farkında olduğumu ilettim. Öğretmenlerine Atatürk'ü sevmediğimi ancak ona karşı bir kinim veya nefretim olmadığını da söyledim. Oğluma silah kullanmayı doğrudan ben öğrettim diyemem; astım hastası olduğu için onu ormanda kuş avına götürüyordum. İnternetteki oyunlarda gördüğü silahları benden istiyordu, ben de alıyordum. Evdeki tüfek fişeklerini, ülkede her zaman darbe ihtimali olduğunu düşünerek darbe döneminde önlem amacıyla alabildiğim kadar almıştım; en son bu yaz oğlumun isteği üzerine tekrar kurşun temin ettim. Boncuk atan tabancayı ise sabahları işe giderken korkan eşime, gerçeğe benzediği için yanında bulundurması amacıyla almıştım. Aslında milliyetçi bir çocuk olan oğlum, benden sürekli savaş malzemeleri, hatta uçaksavar ve benzeri silahlar istiyordu." şeklinde konuştu. "EVDE KAR MASKESİYLE GEZİYORDU" Oğlunun işlediği suçtan dolayı büyük bir utanç ve telafisi olmayan bir pişmanlık duyduğunu belirten tutuksuz sanık A.B., "Çocuğumun can almasına inanamıyorum ve bu olaylar hakkında hiçbir ön bilgim yoktu. Onun radikalleştiğine dair hiçbir şüphem olmamasına rağmen, kendisini DEAŞ videoları izlerken gördüğümde kızarak uyarmıştım. Evde sürekli kar maskesi takıp özel harekatçılara özenen oğlum, tam bir asker edasıyla hareket ediyordu. Evime hiçbir zaman silah girmesini istememiş olsam da ona silah kullanmayı bizzat babası öğretmişti. Tüm bu tablonun içinde ondan şüpheleneceğimiz somut bir durum görmediğimiz için polise herhangi bir bildirimde bulunmadık." ifadelerini kullandı. "VURURKEN TEKBİR GETİRDİ" Ailenin mağdur edebiyatı yaptığını ve şüphelinin saldırı esnasında tekbir getirdiğini vurgulayan yaralı polis memuru Murat Dağlı, "Bu aile mağdur değil, mağdur edebiyatı yapıyor. Kesinlikle milliyetçiliğe sığınmasınlar. Öğretmenleri uyarmasına rağmen aile hiçbir önlem almamış. Şüphelide hiçbir pişmanlık belirtisi yok, onun çocuk olduğunu da düşünmüyorum. Şüphelinin telefonunda çözülememiş gizli bir mesajlaşma uygulaması olduğunu duydum. Şüpheli beni vururken tekbir getirdi, ben attığı kurşunla yaralandıktan sonra ona ateş ettim. Anne ve babasının ruh sağlığının araştırılmasını istiyorum." ifadelerini kullandı. "SİLAHINI KASADA SAKLARDI" Eşinin silahını evde her zaman kasada sakladığını ve karşı tarafın çocuklarına silah eğitimi vermesinin bu trajediye zemin hazırladığını vurgulayan şehit polis Hasan Akın'ın eşi Şule Akın, "1 yaşında ve 6 yaşında iki çocuğu var. Eşim polisti ve silahını eve getirdiğinde her zaman kasada saklardı. Ancak onlar çocuklarına silah kullanmayı öğretmiş, bu yüzden olayın ilk adımı atılmıştır. Babası milliyetçi olduğunu söylüyor, neden ona karşı böyle bir nefretleri var? Kafir dediği polis, beş vakit namazını kılan birisiydi." açıklamasında bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.