#Marmara Depremi

- Marmara Depremi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Marmara Depremi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MARMARA DEPREMİ’NİN ÜZERİNDEN 27 YIL GEÇTİ Haber

MARMARA DEPREMİ’NİN ÜZERİNDEN 27 YIL GEÇTİ

17 Ağustos 1999’da saat 03.02’de meydana gelen Marmara Depremi, aradan geçen 27 yıla rağmen Türkiye’nin hafızasındaki en acı felaketlerden biri olmayı sürdürüyor. Gölcük merkezli 7,4 büyüklüğündeki deprem yaklaşık 45 saniye sürerken Kocaeli başta olmak üzere Sakarya, Yalova, İstanbul, Düzce, Bursa ve Tekirdağ’da ağır hasara neden oldu. BİNLERCE İNSAN HAYATINI KAYBETTİ Deprem, özellikle yapı stokunun zayıf olduğu bölgelerde büyük yıkıma yol açtı. Resmi verilere göre 17 bin 480 kişi yaşamını yitirirken 43 bin 953 kişi yaralandı. Yaklaşık 77 bin bina yıkılırken yüz binlerce konut ve iş yeri de hasar gördü. Felaket nedeniyle 200 binden fazla kişinin evsiz kaldığı bildirildi. ALTYAPI ÇÖKTÜ, YANGINLAR ÇIKTI Depremin ardından elektrik, su, doğal gaz ve haberleşme altyapısında ciddi sorunlar yaşandı. Çok sayıda yol kullanılamaz hale gelirken iletişimde de büyük kesintiler meydana geldi. İzmit Körfezi'ndeki Tüpraş Rafinerisi'nde çıkan yangın ise depremin ardından yaşanan en önemli olaylardan biri oldu. Yangının kontrol altına alınması için ekipler uzun süre yoğun çaba gösterdi. ENKAZLARDA UMUT ARANDI Depremin hemen ardından arama kurtarma ekipleri enkaz bölgelerine sevk edildi. Gölcük, İzmit ve Sakarya başta olmak üzere birçok noktada ekipler günler boyunca çalışmalarını sürdürdü. Enkazlardan sağ kurtarılanların umut veren görüntüleri hafızalara kazınırken, çok sayıda insan yakınlarını kaybetti. DEPREM GERÇEĞİ BİR KEZ DAHA ORTAYA ÇIKTI 17 Ağustos felaketi, Türkiye’de deprem güvenliği, yapı denetimi ve afet hazırlığı konularındaki eksiklikleri ağır bir şekilde gündeme taşıdı. Aradan geçen yıllara rağmen Marmara Depremi, güvenli yapılaşmanın ve afetlere karşı hazırlıklı olmanın önemini hatırlatan en önemli dönüm noktalarından biri olarak anılıyor. 27 YIL GEÇTİ, ACI HAFIZALARDA KALDI 17 Ağustos 1999 Depremi'nin üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen kaybedilen binlerce insanın acısı unutulmadı. Marmara'yı sarsan o gece, Türkiye'nin deprem gerçeğiyle yüzleştiği en büyük felaketlerden biri olarak tarihteki yerini koruyor.

HALUK LEVENT'İN MAĞDUR ETTİĞİ İDDİA EDİLEN AİLE: "BAŞIMIZA SİLAH DAYANDI" Haber

HALUK LEVENT'İN MAĞDUR ETTİĞİ İDDİA EDİLEN AİLE: "BAŞIMIZA SİLAH DAYANDI"

Ahbap Derneğine yönelik soruşturma kapsamında tutuklandığı belirtilen Haluk Levent'in kendilerini de mağdur ettiğini öne süren Kutlu ailesi, yaklaşık 25 yıl önce başlayan süreçte para ve taşınmazlarını kaybettiklerini iddia etti. Kutlu, ❝Başımıza silah dayatılarak feragatnameler imzalatıldı. Biz mal varlığımızı da sonuna kadar kaybettik ve bugüne geldik. Bugün hiçbir şeyimiz kalmadı.❞ dedi. Ankara'da yaşayan Kutlu ailesi, Levent ile 1999 Marmara Depremi sonrasında başlayan ilişkileri nedeniyle yıllar içinde maddi kayıplar yaşadıklarını öne sürdü. Kutlu, verdikleri para ve taşınmazlar karşılığında aldıkları çeklerin karşılıksız çıktığını, alacaklarını tahsil edemediklerini ve uzun yıllar süren hukuki girişimler sonucunda mal varlıklarını kaybettiklerini iddia etti. Ellerindeki çek, tapu ve diğer belgeleri yetkililere sunduklarını belirten Kutlu, Levent'in çevresindeki kişiler tarafından zaman zaman ölümle tehdit edildiklerini de ileri sürdü. "BELKİ DE MAĞDUR EDİLEN İLK AİLELERDENİZ" Yaşadıkları olayların yaklaşık 25 yıl öncesine dayandığını belirten Kutlu, mevcut Ahbap Derneği soruşturmasıyla doğrudan ilişkilerinin bulunmadığını söyledi. Kutlu, Levent'in eşinin bir arkadaşı aracılığıyla kendilerine ulaştığını ileri sürerek, "Gölcük depreminde çadır yaptırdım, tefecilere borçlandım, beni öldürecekler, yardım rica ediyorum' dedi. Bizim o zaman Ümitköy'de yaptırmış olduğumuz bir sitemiz vardı. Biz oradan Haluk'a üç daire verdik, sattığımızı zannettik. Çekler verildi ama bu çeklerin karşılığı çıkmadı." ifadelerini kullandı. Kutlu, çeklerin karşılıksız çıkmasının ardından dava açtıklarını ancak alacaklarını tahsil edemediklerini öne sürdü. AVUKATLARIYLA İLGİLİ DE İDDİADA BULUNDU Dava sürecinden sonuç alamadıklarını anlatan Kutlu, kendi avukatlarının da Levent tarafından parayla etki altına alındığını iddia etti. Daha sonraki süreçte Levent'in konser verebilmesi amacıyla İstanbul'da ofis açılması önerisi üzerine yeniden maddi destek sağladıklarını belirten Kutlu, bu süreçte de kayıp yaşadıklarını savundu. Kutlu, ailesinin yıllar içerisinde farklı gerekçelerle para ve taşınmaz verdiğini, kendilerine sunulan bazı çeklerin de karşılıksız çıktığını ileri sürdü. "BİZİ ÇOCUKLARIMIZLA TEHDİT ETTİLER" Levent'ten alacaklarını istemeleri üzerine tehdit edildiklerini iddia eden Kutlu, "Bizi çocuklarımızla tehdit ettiler. Şimdi bir anne ve baba çocuklarıyla tehdit edilince ne yapar bilmiyorum. Allah kimsenin başına vermesin. Hiçbir şey yapamadık ama biz yasal yollardan hakkımızı aramaya hep devam ettik." dedi. Kutlu, bu süreçte Beysukent'teki evlerini de kaybettiklerini ve kiraya çıkmak zorunda kaldıklarını öne sürdü. "BAŞIMIZA SİLAH DAYATILARAK FERAGATNAMELER İMZALATILDI" Daha sonraki dönemde Antalya'dan bir taşınmaz aldıklarını ancak ödeme amacıyla kendilerine verilen çeklerin de karşılıksız çıktığını iddia eden Kutlu, İzmir'in Güzelbahçe ilçesinden iki villa verilmesi vaadiyle de 50 bin dolar ödediklerini söyledi. Kutlu, bu süreçte M.E. tarafından silahla tehdit edildiklerini ileri sürerek, "Başımıza silah dayatılarak feragatnameler imzalatıldı. Biz olan mal varlığımızı da sonuna kadar kaybettik ve bugüne geldik. Bugün hiçbir şeyimiz kalmadı." ifadelerini kullandı. "ADALET YERİNİ BULSUN İSTİYORUM" Başka mağdurların da ortaya çıkarak yaşadıklarını anlatmasını isteyen Kutlu, artık maddi beklentiden çok adaletin sağlanmasını istediğini belirtti. Kutlu, "Bizim artık bir para beklentimiz yok. Haluk'tan bir şey alır mıyız, alamaz mıyız bilmiyorum ama adalet yerini bulsun istiyorum." dedi. Kutlu ailesinin dile getirdiği suçlamalar, devam eden soruşturma kapsamında ileri sürülen iddialar niteliğinde bulunuyor.

DEPREM UZMANINDAN MARMARA UYARISI: 400 YILLIK BİRİKİM VAR! Haber

DEPREM UZMANINDAN MARMARA UYARISI: 400 YILLIK BİRİKİM VAR!

Japon deprem uzmanı, yüksek inşaat mühendisi ve mimar Yoshinori Moriwaki, Kırıkkale Üniversitesi’nde katıldığı konferansta Marmara Bölgesi için dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Moriwaki, özellikle Bandırma çevresinde yaklaşık 400 yıldır deprem meydana gelmediğini belirterek, “Bu bölgede enerji birikimi var. Dikkatli olunmalı” uyarısında bulundu. Kırıkkale Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi tarafından düzenlenen “Japon Deprem Uzmanının Gözüyle Türkiye’nin Depremselliği” başlıklı konferansa katılan Moriwaki, Türkiye’nin aktif fay hatları üzerinde yer aldığını ve depreme karşı bireysel hazırlığın büyük önem taşıdığını vurguladı. “KÜÇÜKÇEKMECE-YALOVA ARASI 70 KİLOMETRELİK BÖLGE BÜYÜK DEPREM ÜRETEMİYOR” Moriwaki, Marmara Bölgesi'nde 1999 ve 1912 depremleriyle bazı fay hatlarının kırıldığını ancak özellikle Tekirdağ'dan Yalova-Çınarcık'a kadar uzanan 170 kilometrelik hattın yalnızca belli bölümlerinin rahatladığını ifade etti. Küçükçekmece ile Yalova arasında kalan 70 kilometrelik hattın büyük deprem üretme potansiyelinin devam ettiğini söyledi. “BANDIRMA’DA 350-400 YILDIR DEPREM YOK” Bandırma çevresine ayrıca dikkat çeken Moriwaki, “Gemlik, Bursa, Bandırma, Çanakkale, Balıkesir ve Ayvalık yönüne uzanan bir fay hattı var. Özellikle Bandırma’da yaklaşık 350-400 yıldır deprem olmadı. Bu bölgede ciddi bir birikim söz konusu. Dolayısıyla dikkatli olunmalı” dedi. “HERKES ACİL DURUM ÇANTASI HAZIRLAMALI” Deprem hazırlıkları konusunda Japonya’daki tecrübelerini paylaşan Moriwaki, “Türkiye, Japonya ve Endonezya gibi ülkelerde yaşayan insanlar depremi beklemek ve ona göre hazırlıklı olmak zorunda. Herkesin evinde su, düdük, çikolata ve tuz gibi temel ihtiyaçların bulunduğu bir acil durum çantası hazır olmalı. Ayrıca evdeki eşyalar sabitlenmeli, aile bireyleri bir afet anında nerede toplanacaklarını önceden belirlemeli” şeklinde konuştu. “KIRIKKALE’DE KISA BİR FAY HATTI VAR” Kırıkkale’ye ilişkin de değerlendirmede bulunan Moriwaki, şehirde kısa bir fay hattı bulunduğunu ancak büyük deprem beklentisinin düşük olduğunu söyledi. Fay hattının Tuz Gölü yönüne uzandığını belirten Moriwaki, “Bölge küçük depremler yaşayabilir ama büyük deprem potansiyeli sınırlı” dedi. Konferansın sonunda Moriwaki’ye, Fakülte Dekanı Prof. Dr. Murat Lüy ve İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Osman Yıldız tarafından plaket ve teşekkür belgesi takdim edildi.

ÜŞÜMEZSOY: 7.8’LİK DEPREM İÇİN 400 KM GEREKİR, MARMARA 150 KM Haber

ÜŞÜMEZSOY: 7.8’LİK DEPREM İÇİN 400 KM GEREKİR, MARMARA 150 KM

Marmara depremi hakkında açıklama yapan Üşümezsoy, Beykent Üniversitesi 2025-2026 Akademik Yılı açılış dersinde, beklenen büyük depremin 17 Ağustos’ta gerçekleştiğini belirtti ve 7.8 büyüklüğündeki tahminlere yanıt verdi. İstanbul Beykent Üniversitesi, 2025-2026 Akademik Yılı Açılış Törenini gerçekleştirdi. Törende Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Erkan Çelik, Rektör Prof. Dr. Volkan Öngel ve Jeoloji Uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy bulundu. Törenin açılış konuşmasını Rektör Prof. Dr. Volkan Öngel yaparken açılış dersi Jeoloji Uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy tarafından verildi. İstanbul Beykent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Volkan Öngel açılış konuşmasında, "2025-2026 eğitim öğretim yılı için hem öğrencilerimize hem akademik ve idari personelimize iyi bir yıl olmasını temenni ediyorum. 28'inci yılımızın bittiği bu yılda yeni değişikliklerle yolumuza devam ediyor olacağız. Artık daha fazla uygulamayla, daha fazla projeyle şekillendirdiğimiz ders programlarımızla birlikte tüm paydaşlarımızın bugün ve yarın kullanacakları bilgilerin ışığını alarak okulumuzdan mezun olmasını sağlamaya çalışacağız. Mezun olduktan sonra da hepsi bizim meslektaşımız haline geliyorlar. Kendileriyle ömür boyu bu gururu paylaşmayı diliyor olacağız" ifadelerini kullandı. "KUZEY ANADOLU FAYI, ADALARDAN GEÇMİYOR" Açılış dersini veren Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, son zamanlarda hem İstanbul'da hem de yurdun birçok yerinde meydana gelen depremlere dair bilgiler vererek, Marmara Denizi'nde 7 büyüklüğünün üzerindeki deprem tahminlerine katılmadığını yineledi. Üşümezsoy, "1999 depreminden sonra herkes ‘Büyük deprem geliyor' diyerek Adaları işaret etti. Adalar dediğimiz bölge, kuzey-güney yönünde genişlerken çökme ile, Silivri çukuru ve Tekirdağ çukuru gibi gerilmeli yapılardan oluşmuştur. Bu bölge günümüzde kuzeyden güneye, Kuzey Anadolu Fayı'nın sıkıştırmasıyla oluşmuş. Ama Adalar fayı gerildiği için aksine kat kat çöküyor. Dolayısıyla Kuzey Anadolu Fayı Adalardan geçmiyor. Olası marmara depremi fayıYalova, Çınarcık'tan geçiyor" dedi. "7.8'LİK DEPREM İÇİN 400 KM GEREKİR" 6 Şubat 2023'te meydana gelen Kahramanmaraş depremlerinin Antakya'dan başlayarak Pütürge'ye kadar 400 kilometrelik bir uzunluğa sahip olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Üşümezsoy, "Marmara Denizi'nde boydan boya 180 kilometre fay kırılacak deyip de 8 büyüklüğünde deprem bekleyenler bir şey bilmiyor" dedi. Üşümezsoy, sözlerini şöyle sürdürdü: "Eğer 1 km çapında yırtık meydana geliyorsa 4 büyüklüğünde deprem; 3 km çapında bir alan yırtılıyorsa, yani 10 kilometrekare, 5 büyüklüğünde deprem; 10 km+10 km yani 100 kilometrekarelik alan yırtılıyorsa 6 büyüklüğünde deprem; bin km'lik bir alan yırtılıyorsa 7 büyüklüğünde deprem; 10 bin km'lik alan yırtılıyorsa 8 büyüklüğünde deprem meydana gelir. 10 km derinlik olsa bin km uzunluk gerekir. Marmara'da 7.8 büyüklüğünde bir deprem olması için 400 km uzunlukta 15 km derinlikte bir yüzeyin yırtılması gerekiyor. Marmara Denizi 150 kilometre, 10 kilometre derinliği olmayan yerleri var. Burada nasıl olur da 10 bin kilometrelik yüzey yırtılır da büyük deprem olur" "MARMARA DENİZİ'NDE BEKLENEN BÜYÜK DEPREM 17 AĞUSTOS'TA OLDU" "Yalova ile Yeşilköy arasındaki, Marmara Denizi'nin içindeki 65 km'lik fay 1894'te kırılmış. Bir kere kırıldıktan sonra yeniden kırılması için marmara depremi oluşturan stresin yeniden büyümesi gerekir" diyen Üşümezsoy, "Marmara Denizi'nde daha önce kırılmış bir fay var. 100 yıldan beri beklediğimiz deprem 17 Ağustos'ta oldu. Bundan sonra Marmara Denizi'nde söylendiği gibi büyük bir fay yok" dedi. Açılış dersinin ardından Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Erkan Çelik, Prof. Dr. Şener Üşümezsoy'a plaket takdim edip şapka hediye etti. Üşümezsoy, öğrencilerin ve akademisyenlerin alkışları arasında hediyesini deneyerek teşekkürlerini iletti.

BURSA OLASI AFETLERE HAZIRLANIYOR Haber

BURSA OLASI AFETLERE HAZIRLANIYOR

İlk etapta 42 mahalleye yerleştirilecek olan Afet İstasyonlarının sayısını yıl sonuna kadar 100’e çıkartacaklarını açıklayan Başkan Bozbey, afetlere karşı mahalleleri dirençli hale getirecek ilk müdahale gücünü oluşturacak ‘Afet Gönüllüleri’ Projesi’ni de başlattıklarını belirtti. Birinci derece deprem kuşağında yer alan Bursa'da, 1999 Marmara depreminin ardından ‘zemin etütleri araştırma birimini kurarak’ Bursa ili Sismik Zemin Tehlike Değerlendirme Projelerini hayata geçiren, Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) ile birlikte ‘Deprem Risk Azaltma ve Önleme Planlama Projesi’ni yürüten Büyükşehir Belediyesi, depreme hazırlık konusunda önemli bir çalışmayı daha başlattı. Bir afete karşı hazırlıklı bir kent için ilk adımın mahallelerden başlayacağı anlayışıyla hareket eden Büyükşehir Belediyesi, bu kapsamda 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yıl dönümünde ‘Mahalle Afet İstasyonları’nı hizmete aldı. İlk etapta 42 mahalleye yerleştirilecek Olabilecek bir afette profesyonel ekiplerin bölgeye ulaşması için geçen sürede mahalle halkının kendi imkanlarıyla ayakta kalabilmesini sağlayacak ve ilk 72 saatlik temel ihtiyaçları karşılayacak olan Afet İstasyonları, ilk etapta 42 mahalleye yerleştirilecek. Afet sonrası ihtiyaç duyulabilecek 28 farklı kalem malzemenin bulunacağı istasyonlarda, çocuk bezinden battaniyeye, elektrikli kırıcıdan aydınlatma cihazlarına, ilk yardım malzemelerinden jeneratöre kadar pek çok gerekli malzeme hazır olacak. "Türkiye olarak kendimizi sorgulamalıyız" Bundan tam 26 yıl önceki Marmara Depremi’nde hayatını kaybedenlerin anısına yapılan saygı duruşuyla başlayan törende konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, 99 Marmara Depremi’nin o dönemde herkeste derin izler bıraktığını söyledi. O günden bu yana birçok depremin de yaşanmasına rağmen Türkiye’nin hala afetlere tam olarak hazır olmadığını belirten Başkan Mustafa Bozbey, "Afetlerle ilgili eğitimin eksik olması, afetlerle ilgili müfredatın olmaması bu acıları fazlasıyla yaşamamıza sebep oluyor. Her işin başı eğitimdir. Geçtiğimiz günlerde yaşanan Sındırgı depreminde maalesef yine birçok binanın yıkıldığını gördük. Yıllardır yapılarımızı, kendi coğrafyamızı tanımadan yapmışız. Maliyeti düşürmeye çalışmalar, ucuza kaçmalar, denetimsizlik gibi sebeplerden dolayı üstünde çizik dahi olmaması gereken binaların oturulmaz hale geldiğini görüyoruz. Ülke olarak kendimizi sorgulamalıyız" dedi. "Doğa, kendine yapılanı affetmez" Depremlerin yanı sıra yangınların ve sel felaketlerinin de birer afet olduğunu dile getiren Başkan Bozbey, "Yaşanan afetler genellikle insan eliyle meydana gelmektedir. Doğa, kendine yapılanı affetmez. Bunu birçok yerde gördük. Doğanın dengesini bozduk. Deprem konusunda yapmamız gerekeni fazlasıyla yapmamız lazım. Daha önce Nilüfer’de 28 büyük mahalleye deprem konteynerleri koymuştuk. Bursa’nın da ihtiyacı olduğunu biliyoruz. Bu amaçla Mahalle Afet İstasyonlarını hayata geçirdik. insanlarımızın güvende olması birinci önceliğimiz" dedi. "Yıl sonuna kadar bu sayıyı 100’e çıkartacağız" Depremde ilk saatlerin ne kadar önemli olduğunu 6 Şubat depremlerinde bir kez daha gördüklerini anlatan Başkan Bozbey, depremin ilk saatlerinde sadece bölgede mahalle halkının bulunduğunu, aslında profesyonel ekipler gelene kadar yüzlerce, hatta binlerce canı kurtarmanın mümkün olduğunu dile getirdi. İstasyonların bu açıdan önemli olduğunu söyleyen Başkan Bozbey, "Bugün 42 tane afet konteynerini mahallelerimize yerleştirerek hizmete almış olacağız. Yıl sonuna kadar bu sayıyı 100’e çıkartacağız. İç donanımlar konusunda öneriler tekrar alınacak. İç donanımların yeterli olduğunu görüyoruz. Jeneratöründen kazmasına kadar her şey var burada. Bir tek yakıt saklama konusunu arkadaşlarımız çözmeye çalışıyor. Amaç, profesyonel ekipler gelene kadar afet konusunda eğitim alan gönüllülerin istasyondaki aletleri alıp müdahale etmesidir. Tabii ki hiç afet yaşamayalım. Ama hazırlıklı olmak zorundayız" dedi. "Mahalle Afet Gönüllüleri çalışmaları başladı" Afet istasyonlarının yanı sıra eğitim olacak mahalle gönüllülerinin de önemli olduğunu belirten Başkan Bozbey, afetlere karşı mahalleleri dirençli hale getirecek ilk müdahale gücünü oluşturacak ‘Afet Gönüllüleri’ Projesi’ni de başlattıklarını açıkladı. Afet istasyonlarını mahallelere koymak kadar ‘Mahalle Afet Gönüllüleri’ni oluşturmanın da önemli olduğunu ifade eden Başkan Bozbey, "Türkiye bir deprem ülkesidir. Bursa da birinci derece deprem kuşağı üzerinde bulunmaktadır. Kent olarak hazırlıklı olmak zorundayız. Mahalle Afet Gönüllüleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte Bursa’da inanılmaz bir afet gönüllü ordusu oluşacaktır. Afet gönüllü ordusu her konuda müdahale etme yetkisine sahip olacaktır. Son yaşanan yangınlarda inanılmaz bir dayanışma ortaya konuldu. Türkiye’ye örnek oldular. Birlik ve beraberliğin olduğu bir kentte nelerin başarılabileceğini yangından gösterdik" dedi. JICA Projesi’ne sanayi yapıları da eklendi JICA ile yürütülen projenin de tüm hızıyla devam ettiğini ifade eden Başkan Bozbey, konutların yanı sıra sanayinin de çalışma alanına alındığını dile getirdi. Sanayinin de 70-80 yıllık yapılara sahip olduğunu anlatan Başkan Bozbey, "Oralarda oluşacak bir kötü durum hepimizi etkileyebilir. Onun için proje kapsamına sanayiyi de aldık. Depremde etkilenebilecek konut ve köprülerin de hemen hemen hepsi tespitleri yapıldı, yapılmaya devam ediyor. Bu projeden aldığımız bilgiler, kentsel dönüşüm konusunda hızlı hareket etmemiz gereken bölgeleri gösteriyor. Sıvılaşma potansiyelinin yüksek olduğu alanları öncelikle programımıza alıp kentsel dönüşümü hızlandırmak, yapıları depreme karşı dirençli hale getirmek zorundayız" dedi. "Umarım bir daha bu acıları yaşamayız" Herkesin bu kenti tanımak ve değerini bilmek gibi bir sorumluluğa sahip olması gerektiğini söyleyen Başkan Bozbey, "Değerli projede emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Depremlerde hayatını kaybedenleri rahmetle anıyorum. Umarım bir daha bu acıları yaşamayız. Afet İstasyonlarının kentimize hayırlı olmasını diliyorum. İnşallah hiç ihtiyaç duyulmaz. Ama ihtiyaç olduğunda da gönüllü ordularımız işin başına geçerek en az zararın yaşanmasını sağlayacaktır" dedi. Konuşmaların ardından Başkan Mustafa Bozbey ve beraberindekiler Afet İstasyonlarını gezerek içerisindeki malzemeler hakkında yetkililerden bilgi aldı. İHA

HAREKETE GEÇME ZAMANI GELDİ DE GEÇİYOR Haber

HAREKETE GEÇME ZAMANI GELDİ DE GEÇİYOR

Marmara Depremi'nin üzerinden 26 yıl geçtiğini belirten Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Yönetim Kurulu, "Deprem gerçeğini unutmamalıyız. Artık harekete geçme zamanı geldi de geçiyor" dedi. Depremlerin, Türkiye'nin jeolojik yapısının bir sonucu olarak her an yaşanabileceğine dikkat çekilen açıklamada, Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, "Türkiye'nin bulunduğu coğrafya gereği deprem başta olmak üzere, sel, taşkın, heyelan, kaya düşmesi, obruk, kuraklık, fırtına, hortum, aşırı sıcaklık ve yangın gibi birçok afetin tehdidi altındayız. Bu sebeple afetlere karşı bilinçli, hazırlıklı ve dirençli bir toplum oluşturmak temel sorumluluğumuzdur" dedi. "Afet risk azaltma manifestosu hazırlanmalı" Başkan Mehmet Yıldız, afet yönetiminde sadece kriz anlarında değil, risk azaltma ve zarar önleme odaklı proaktif bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini vurguladı. Yıldız konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu manifestonun; halkın yerel yönetimlerle birlikte katılımcı bir şekilde şehirlerini planlaması, sürdürülebilir kentleşmenin sağlanması, akılcı imar mevzuatıyla güvenli yapılaşma, afet risklerinin bilimsel analizlerle modellenmesi ve güçlü bir kurumsal yapılanma hedeflerini içermesi gerekiyor. Yeni kurulacak bakanlık yapılanması ile bu sorunların önüne geçilebilir. Ayrıca afet, imar ve çevre suçlarına yönelik caydırıcı yasal düzenlemeler yapılması, yerleşim alanlarının jeolojik-jeoteknik etütlerle değerlendirilmesi, Coğrafi Bilgi Sistemleri üzerinden bütünleşik afet risk analizlerinin hazırlanması gerekir. Başta Bursa Valiliği, Bursa Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleri olmak üzere ilgili ve sorumlu tüm kurumlar ile vatandaşlarımıza şu soruyu yöneltiyoruz; "Hep birlikte başarabiliriz, sizce de zamanı gelmedi mi?" İHA

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.