#Medeniyet

- Medeniyet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Medeniyet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BURSA'NIN 700 YILLIK TARİHİ MİNYATÜRLERDE HAYAT BULDU Haber

BURSA'NIN 700 YILLIK TARİHİ MİNYATÜRLERDE HAYAT BULDU

Yıldırım Belediyesi, ‘Beylikten Cihan Devleti’ne’ temasıyla başlattığı 2025-2026 Kültür Sanat Sezonu’nda, Bursa’nın fethini; tarihi, kültürel, sanatsal ve felsefi açıdan ele almaya devam ediyor. Bu kapsamda; Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından ‘Maddi ve Manevi Yönleriyle Bursa’nın Fethi Minyatür Yarışması düzenlendi. Gülçin Anmaç, Aylin Özkan, Suzan Çataloluk, ve Şennur Atalay Varol’dan oluşan seçici kurul; yarışmaya gönderilen birbirinden değerli eserleri detaylıca inceledi. Uzun değerlendirmelerin sonunda; birincilik ödülüne Rie Kudo, ikincilik ödülüne Gülbin Atabek, üçüncülük ödülüne Emine Suna Baran, teşvik ödülüne ise Hasan Atilla Şakarcan, Fatma Çalık ve Ebru Karagöz’ün eserleri layık görüldü. Ayrıca Fatma Arı, Reyhan Budan, Suna Yastı, Nagehan Kumrul, Dilek Varna, Canan Ateş, Canan Karadağ, Nevin Külünkoğlu, Aylin Şekerkaya ve Betül Akbay’ın eserleri ise sergileme ödülü kazandı. Sonuçların belli olmasından ardından, Alev Alatlı Şehir, Düşünce ve Kültür Merkezi’nde sergi ve ödül töreni düzenlendi. ‘Maddi ve Manevi Yönleriyle Bursa’nın Fethi Minyatür Yarışması’ sergi ve ödül törenine ev sahibi Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın yanı sıra, AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Yavuz, Yarışma Seçici Kurulu üyeleri, siyasi parti temsilcileri, sanatçılar, akademisyenler ve vatandaşlar katıldı. Programın açılışında yaptığı konuşmada Bursa’nın tarihi ve kültürel önemine dikkat çeken Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz; "Bugün burada yalnızca bir yarışmanın neticesini paylaşmak için değil; tarih, sanat ve medeniyetimizin ortak hafızasında anlamlı bir yolculuğa çıkmak için bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bursa, sıradan bir şehir değildir. Bursa; kuruluşun, dirilişin ve medeniyet tasavvurunun şehridir. Osmanlı’nın ilk başkenti olarak asırlar boyunca ilme, irfana, sanata ve vakıf medeniyetine ev sahipliği yapmış; taşıyla, toprağıyla ve yetiştirdiği gönül insanlarıyla tarihimizin en müstesna şehirlerinden biri olmuştur. Camileriyle, medreseleriyle, hanlarıyla, çarşılarıyla, türbeleriyle ve vakıf eserleriyle adeta bir açık hava müzesi olan Bursa, geçmişin mirasını bugüne taşıyan canlı bir hafıza mekanıdır" dedi. Bursa’nın fethinin derin anlamlara sahip olduğunu vurgulayan Başkan Yılmaz; "Bu yıl Bursa’nın fethinin 700. yılını idrak ediyoruz. Yedi asır önce gerçekleşen fetih, yalnızca surların aşılması değil; gönüllerin kazanılması, adaletin tesis edilmesi ve yeni bir medeniyet ufkunun açılması anlamına geliyordu. Bizler de bu önemli yıl dönümünü sadece anmakla yetinmedik; anlamaya, anlatmaya ve gelecek nesillere aktarmaya gayret ettik. Bu kapsamda kültür ve sanat sezonumuzu Bursa’nın fethi temasıyla açtık. Fetih Yolu kitabını hemşehrilerimizle buluşturduk. Bursa’nın Fethi tiyatro gösterisini sahneledik. Kuruluş Orhan dizisinin oyuncularıyla fetih yürüyüşü gerçekleştirdik. Sempozyumlar, söyleşiler, sergiler ve çeşitli kültür-sanat faaliyetleriyle Bursa’nın fethini yıl boyunca farklı yönleriyle ele aldık. Çünkü inanıyoruz ki tarih sadece kitap sayfalarında kalmamalıdır. Tarih; sanatla, edebiyatla, tiyatroyla ve kültürel çalışmalarla yeniden hatırlanmalı, yeniden yorumlanmalı ve yaşayan bir hafızaya dönüştürülmelidir. İşte bugün ödüllerini takdim edeceğimiz ‘Maddi ve Manevi Yönleriyle Bursa’nın Fethi Minyatür Yarışması’ da bu anlayışın en anlamlı örneklerinden biridir" ifadelerini kullandı. Medeniyetler için kültür ve sanatın önemine dikkat çeken Başkan Yılmaz; "Medeniyetler sadece kılıçla kurulmaz; kalemle, fırçayla, sanatla ve kültürle yaşatılır. Yıldırım Belediyesi olarak şehrimizin kültür ve sanat hayatına katkı sunmaya, geleneksel sanatlarımızı yaşatmaya ve genç kuşaklarımızı kültürle, sanatla ve tarih bilinciyle buluşturmaya büyük önem veriyoruz. Çünkü inanıyoruz ki geçmişin birikimini geleceğe taşımanın yolu, kültür ve sanatın ışığını canlı tutmaktan geçmektedir. Bu vesileyle yarışmamıza katılan bütün sanatçılarımıza, değerlendirme sürecini büyük bir titizlikle yürüten kıymetli jüri üyelerimize ve emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Ödül almaya hak kazanan sanatçılarımızı gönülden tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum. Sergimizin Bursa’mızın kültür ve sanat hayatına değer katmasını, geleneksel sanatlarımızın yaşatılmasına ve yeni kuşaklara aktarılmasına vesile olmasını temenni ediyorum. Rabbim Bursa’mızın medeniyet yürüyüşünü daim eylesin. Bu güzel şehrin üzerinde yükselen çınarın gölgesi eksilmesin. Sanatımız, kültürümüz ve irfanımız nesilden nesile yaşamaya devam etsin" diye konuştu. Bursa’nın kültür ve medeniyetimiz açısından büyük önem taşıdığına dikkat çeken AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Yavuz ise; "Bursa’nın fethinin 700. yılı dolayısıyla, bu anlamlı ve önemli süreci sahiplenen, sorumluluk alan Yıldırım Belediye Başkanımız Oktay Yılmaz’ı kutluyor ve tüm Bursa adına kendisine teşekkür ediyorum. Bizim medeniyetimiz sadece devlet, kanun medeniyeti değildir. Bizim medeniyetimiz bir sanat, kültür ve gönül medeniyetidir. Yıldırım Belediyemiz de bu noktayı çok iyi yakalamış ve bizlere bunu sunacak çeşitli etkinlikler düzenliyor" ifadelerini kullandı. Seçici Kurul Başkanı Gülçin Anmaç da minyatür sanatının önemine vurgu yaparak; "Minyatür tarihimizi, kültürümüzü görsel hale dönüştüren çok önemli bir sanattır. Bu sanatın yaşatılması, daha geniş kitlelerle buluşturulması ve minyatür sanatçılarının desteklenmesi noktasında bu yarışma ve sergiyi çok değerli buluyorum. Desteklerinden ötürü Yıldırım Belediye Başkanımız Oktay Yılmaz’a teşekkürlerimi sunuyorum" dedi. Konuşmaların ardından yarışmada dereceye giren sanatçılara ödül ve plaketleri verilip, serginin açılışı gerçekleştirildi.

BURSA'NIN FETHİNİN 700'ÜNCÜ YILI COŞKUYLA KUTLANIYOR Haber

BURSA'NIN FETHİNİN 700'ÜNCÜ YILI COŞKUYLA KUTLANIYOR

Bursa'nın fethinin 700. yıl dönümü coşkulu törenlerle kutlanıyor. Bursa Valiliği tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla düzenlenen yıldönümü törenlerinde fetih ruhu yeniden yaşatıldı. Mollaarap Mahallesi'nde bulunan Balabanbey Kalesi'nden başlayan fetih yürüyüşü; Eşrefiler Caddesi, İpekçilik Caddesi, Setbaşı, Atatürk Caddesi ve Ulu Cami güzergâhı takip edilerek Tophane'de tamamlandı. Program kapsamında gerçekleştirilen nöbet değişimi töreninin ardından Osman Gazi ve Orhan Gazi türbeleri de ziyaret edildi. Protokol yürüyüşte yer aldı Fetih kutlamaları ve fetih yürüyüşüne Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam, Bursa Milletvekilleri Mustafa Varank, Refik Özen, Mustafa Özdemir, Osman Mesten, Ahmet Kılıç, Emine Yavuz Gözgeç, Emel Gözükara Durmaz ve Selçuk Türkoğlu ile Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Büyükşehir Başkanvekili Orkun Gazioğlu, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol ve il protokol üyeleri katıldı. Yürüyüşte ayrıca Kuruluş Osman dizisi oyuncuları Mert Yazıcıoğlu ile Alina Boz da yer alırken mehteran takımının marşları eşliğinde gerçekleşen korteje vatandaşlar ellerindeki Türk bayraklarıyla destek verdi. "Bursa bir medeniyetin doğduğu şehir" Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam konuşmasında Bursa'nın Osmanlı tarihindeki önemine dikkat çekerek, böylesine anlamlı bir günde ecdadın minnetle anıldığını ifade etti. Çam ayrıca Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un selamlarını da iletti. "Bursa'nın mirası geleceğe ışık tutuyor" Bursa Valisi Erol Ayyıldız ise Bursa'nın Osmanlı'nın ilk başkenti olarak tarihi ve manevi açıdan büyük bir değer taşıdığını belirterek, bu mirasın günümüzde de önemini koruduğunu söyledi. Ayyıldız, Bursa'nın geçmişten aldığı güçle geleceğe yön vermeye devam ettiğini vurguladı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili Mustafa Orkun Gazioğlu konuşmasında Bursa'nın sadece fethedilen bir şehir olmadığını, aynı zamanda Osmanlı'nın devlet yapısının ve medeniyet anlayışının şekillendiği önemli bir merkez olduğunu ifade etti. Gazioğlu, 2026 yılının Bursa'da 700. Fetih Yılı olarak ilan edildiğini belirterek bu sürecin sadece bir anma değil, tarihi mirası anlama ve geleceğe taşıma yılı olduğunu söyledi. Düzenlenen program, Bursa'nın köklü tarihine vurgu yapılırken vatandaşların yoğun katılımı ve coşkulu atmosferle tamamlandı.

BURSA'DA OSMANLI'NIN DOĞUŞUNA YOLCULUK Haber

BURSA'DA OSMANLI'NIN DOĞUŞUNA YOLCULUK

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Bursa’nın Fethinin 700. yılı kutlamaları kapsamında düzenlediği programa konuk olan Tarihçi, Yazar ve Akademisyen Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan, katılımcıları Osmanlı’nın kuruluş çağına götürdü. Bursa’nın tarihi birikimini ve kültürel hafızasını gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla düzenlenen ‘Bellek Bursa’ söyleşilerinin son konuğu, Tarihçi, Yazar ve Akademisyen Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan oldu. "Uçbeyliğinden Cihanşümul İmparatorluğa: Osmanlı’nın Kuruluş Dinamikleri" başlığıyla gerçekleştirilen söyleşiye tarih meraklıları yoğun ilgi gösterdi. Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen programda, Osmanlı Devleti’nin kuruluş süreci siyasi, askeri ve sosyolojik boyutlarıyla değerlendirildi. Uç beyliği yapısından imparatorluğa uzanan sürecin dinamiklerinin anlatıldığı program, dinleyenleri tarihi bir yolculuğa çıkardı. "Geçmişten aldığımız güçle geleceği inşa ediyoruz" Programa katılan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Bursa’nın sıradan bir kent olmadığını, köklü bir medeniyetin hafızası olduğunu vurguladı. Bursa’nın, Osmanlı’nın doğduğu ve bir dünya imparatorluğuna dönüşme yolculuğunun başladığı kadim bir şehir olduğunu söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, "Bu toprakların tarihini doğru anlamak ve gelecek kuşaklara aktarmak sorumluluğunu taşıyoruz. ‘Bellek Bursa’ etkinlikleri kentimizin kültürel mirasını diri tutuyor. Akademik ve entelektüel birikimi de hemşehrilerimizle buluşturuyor. Geçmişten aldığımız güçle geleceği inşa ediyoruz. Bursa, 700 yıllık fetih ve medeniyet birikimine sahip bir kent. Kentin kültürel ve tarihi değerlerini yaşatmaya yönelik etkinlikleri artırarak sürdüreceğiz" dedi.

BURSA TEKNİK'TE YAPAY ZEKA SEMPOZYUMU DÜZENLENDİ Haber

BURSA TEKNİK'TE YAPAY ZEKA SEMPOZYUMU DÜZENLENDİ

Bursa Teknik Üniversitesi'nde düzenlenen "Doç. Dr. Şakir Kocabaş Anısına: Bir Öncünün İzinde Yapay Zekâda Yeni Ufuklar" sempozyumunda, yapay zekânın bilim, felsefe ve medeniyet perspektifleri ele alındı. Programa katılan bilim insanları, teknolojinin insan ve değerlerle birlikte düşünülmesi gerektiğine ve gelişenin yapay zekâ değil insan zekâsı olduğuna dikkat çekti. Bursa Teknik Üniversitesinde (BTÜ) "Doç. Dr. Şakir Kocabaş Anısına: Bir Öncünün İzinde Yapay Zekâda Yeni Ufuklar" başlıklı sempozyum düzenlendi. Mimar Sinan Yerleşkesi Turkuaz Salon’da gerçekleşen programa; Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, Nilüfer Kaymakamı Murat Süzen, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Rektör Naci Çağlar, "Merhum Doç. Dr. Şakir Kocabaş, yapay zekâdan bilim felsefesine uzanan çalışmalarıyla, teknolojinin yalnızca nasıl üretildiğini değil, hangi amaçla geliştirildiğini de sorgulamış; bilginin ahlâk ve sorumluluk bilinciyle birlikte ele alınması gerektiğini bizlere hatırlatmıştır. Bugünkü program, Şakir Kocabaş Hocamızı anmanın ötesinde; öğrencilerimizin onun açtığı ilmî ve fikrî yolu yeniden düşünmesine, bilime daha derin, daha anlamlı bir perspektiften bakmasına vesile olacaktır" dedi. "Robot ve insanların arkadaş olacağı hibrit toplum modeline doğru gidiyoruz" Açılış konuşmasının ardından sempozyumun ilk oturumuna geçildi. "Doç. Dr. Şakir Kocabaş ve Yapay Zekâ" başlıklı oturumda, Sempozyum Koordinatörü ve Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Öztemel, "Yapay Zekânın, Dünü, Bugünü ve Geleceği" başlıklı konuşmasını yaptı. Yapay zekânın ilk adımlarının 1900’lü yıllarda bir hayalle başladığını ifade eden Prof. Dr. Öztemel, günümüzde yapay zekânın insan düşüncesine yakın bir hale geldiğini belirtti. Prof. Dr. Öztemel, 2030 yılına kadar toplumla bütünleşecek olan yapay zekânın; günlük yaşamı, endüstriyi, yönetimi ve bilimsel süreçleri etkileyerek topluma derinlemesine yerleşeceğini ifade etti. 2030 yılından sonra insanların robotlarla arkadaş olacağını, dolaysıyla hibrit bir toplum modelinin yerleşeceğini ifade eden Prof. Dr. Öztemel, "Robotlar ile toplumun bütünleştiği bir yaşama doğru yolculuk hızla devam ediyor. Toplumun hiçbir kesimi, yapay zekâdan soyutlanamaz. Ancak şu unutulmasın ki; gelişen yapay zekâ değil insan zekâsıdır" diye konuştu. Prof. Dr. Saadettin Ökten: Karar vermek için hakikatin kaynağına bakmalı Düşünür, Akademisyen ve Yazar Prof. Dr. Saadettin Ökten ise "Yapay Zekâ Çağında İnsan ve Medeniyet" başlıklı konuşmasını gerçekleştirdi. Prof. Dr. Saadettin Ökten, yapay zekâ tartışmalarında "nasıl yapılır" sorusunun yanında "niçin yapılır" sorusunun da sorulması gerektiğini belirterek, bilginin hikmetten koparıldığında yönünü kaybedebileceğini vurguladı. Yapay zekâ olgusunun günümüzde önemli bir fenomen olarak karşımıza çıktığını dile getiren Prof. Dr. Ökten, "Bu durum temelde bir bilgi meselesidir. Bilgi, büyük ölçüde bizim yönetimimizde üretilmekte ve kullanılmaktadır; ancak ortaya çıkan yetkinlik, hızı ve kapsamı bakımından çoğu zaman insanı aşan bir boyuta ulaşmaktadır. İnsan bir noktada karar veremediğinde, bilginin kaynağına bakmak zorundadır. Çünkü bizim hakikat anlayışımızın tamamı "Âlim" isminden beslenmektedir" dedi. Konuşmasında, Doç. Dr. Şakir Kocabaş’ın bilime yaklaşımını hatırlatan Prof. Dr. Saadettin Ökten, onun yapay zekâyı yalnızca teknoloji değil, insanı ve toplumu ilgilendiren bir mesele olarak ele alan öncü bir akademisyen olduğunu ifade etti. "Yaşamı robotlara teslim etmek varoluş anlamını sorgulatır" İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zekai Şen ise "Bilim Felsefesi ve Yapay Zekâ" başlıklı konuşmasını yaptı. Prof. Dr. Şen, "Her şeyden önce yapay zekâdan söz edebilmek için kelimelerin ve kavramların anlamlarının bilinmesi gerekir; çünkü kavramlar anlaşılmadan bilimsel bir düşünce üretilemez. Bugün insana ait görsel, bilimsel, estetik gibi farklı zekâ türlerinin verileri bilgisayarlarda toplanmakta, buna da yapay zekâ denmektedir. Ancak zekâ kavramı yalnızca maddi bir boyutla sınırlı değildir; manevi zekâ da bu bütünün önemli bir parçasıdır. Manevi zekâ söz konusu olduğunda, yapay zekânın insan zekâsını aşması mümkün görünmemektedir. Aksi takdirde, insanın hayatına anlam katan değerler ortadan kalkar ve yaşamın tüm sorumluluğu robotlara teslim edilmiş olur ki bu durumda insan varoluşunun anlamı ciddi biçimde sorgulanır" dedi. Farklı oturumlarla Doç. Dr. Şakir Kocabaş’ın yapay zekâya katkıları ele alındı Sempozyumun ikinci oturumunda, "Tanıdıklarının Dilinden Doç. Dr. Şakir Kocabaş" başlığıyla Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Öztemel, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Ebubekir Koç ve İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Yayla Gül Ceren Karataş konuşmalarını gerçekleştirdi. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Ercan Öztemel’in üslendiği "Doç. Dr. Şakir Kocabaş’ın Yapay Zekâ Alanındaki Çalışmaları ve Alana KatkIları" başlıklı panelde; İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zekai Şen ve Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Ebubekir Koç konuşmasını gerçekleştirdi. "Genç Bilim İnsanlarının Gözünden Yapay Zekânın Yönü Paneli"nde ise BTÜ Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Kocakulak moderatörlüğü üstlenirken; Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Zahid Yıldız, BTÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kubilay Demir ve TÜBİTAK Yapay Zekâ Enstitüsü’nden Dr. Esad Öztemel konuşmacı olarak yer aldı. Program, BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar’ın konuşmacılara plaket takdiminin ardından toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.