#Medicana Bursa Hastanesi

- Medicana Bursa Hastanesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Medicana Bursa Hastanesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BUZLU ZEMİNDE YÜRÜMENİN PÜF NOKTALARI Haber

BUZLU ZEMİNDE YÜRÜMENİN PÜF NOKTALARI

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Gökhan Cansabuncu, özellikle karlı ve buzlu zeminlerde düşme sonucu meydana gelen yaralanmalardan korunmak için birkaç önemli noktaya dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. Doç. Dr. Gökhan Cansabuncu, karla kaplı ve buz tutmuş yolların yayalar için büyük bir tehlike oluşturduğunu vurgulayarak, kayma nedeniyle oluşabilecek incinmelerin ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Bu risklerden korunmanın en etkili yolunun ise "penguen yürüyüşü" olduğunu ifade etti. Medicana Bursa Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Gökhan Cansabuncu, karlı ve buzlu ortamlarda güvenli yürüyüş için doğru ayakkabı seçiminin önemine dikkat çekti. Ayakkabıların geniş tabanlı, kaymayan ve düz yüzeylere sahip olması gerektiğini belirten uzman, ayrıca ayakkabının bileği sarmasının, burkulmalara karşı koruma sağladığını söyledi. Yürürken ise küçük ve yavaş adımlar atmanın gerektiğini belirten Gökhan Cansabuncu, "Ayakların dışa doğru çevrilmesi ve penguen tarzı yürüme, dengenin daha kolay sağlanmasına yardımcı olacaktır" dedi. "Bastığınız yerlere dikkat edin" Doç. Dr. Gökhan Cansabuncu, karlı havalarda kaygan zeminlerden kaçınılması gerektiğini belirterek, "Karın daha yumuşak olduğu zeminlerde ve buzlanmayı engelleyen çim gibi yüzeylerde yürümek düşmeleri engellemek için daha güvenlidir. Eğimli yollardan ve merdivenlerden inerken adımların dikkatli atılması gerekiyor. Yan korkuluklardan destek alınması önemli" diye konuştu. Ellerin ve yük taşımanın rolü Kaygan zeminlerde yürürken ellerin ceplerde olmaması gerektiğini belirten Cansabuncu, "Ellerin serbest olması dengeyi daha kolay sağlar ve muhtemel bir düşme anında önlem almayı kolaylaştırır. Ayrıca, ağır cisimlerin taşınmaması ve çocukların kucakta taşınmaması gerektiğini unutmamak gerekiyor" dedi.

KALP HASTALIKLARININ ERKEN TEŞHİSİ MÜMKÜN Haber

KALP HASTALIKLARININ ERKEN TEŞHİSİ MÜMKÜN

Prof. Dr. İlhan Sezgin, genetik testlerin kalp hastalıklarının erken teşhisi, önlenmesinde giderek daha kritik bir rol üstlendiğini vurguladı. Medicana Bursa Hastanesi Genetik Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İlhan Sezgin, kalp hastalıklarının yalnızca hayat tarzı ve çevresel faktörlerle değil, aynı zamanda genetik yatkınlıkla da yakından ilişkili olduğunu belirterek şunları söyledi; "Kalp hastalıkları; genetik, çevresel etkenler ve yaşam biçiminin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Ancak bazı bireylerde genetik faktörler, kalp hastalıkları riskini belirgin şekilde artırabilmektedir." Ailevi hiperkolesterolemi, koroner arter hastalığı, kardiyomiyopatiler ve kalp ritim bozukluklarının genetik temelli olabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. İlhan Sezgin, genetik testler sayesinde bu hastalıkların erken dönemde tespit edilebildiğini ifade etti. Sezgin, "Özellikle LDLR, APOB, PCSK9, MYH7, MYBPC3 ve SCN5A gibi genlerdeki mutasyonlar, kalp hastalıklarının gelişiminde önemli rol oynayabiliyor. Bu mutasyonların tespit edilmesi, hastaların erken yaşta önlem almasını ve tedaviye zamanında başlamasını sağlıyor" dedi. Genetik kökenli kardiyomiyopatiler ve aritmilerin, ani kalp durması riskini artırabileceğini belirten Prof. Dr. İlhan Sezgin, özellikle Long QT ve Brugada sendromu gibi kalıtsal ritim bozukluklarında genetik testlerin hayati önem taşıdığını vurguladı. Segin, "Bu testler yalnızca hastayı değil, aile bireylerini de koruyucu sağlık hizmetleri açısından değerlendirme imkânı sunuyor" diye konuştu. Marfan, Noonan, DiGeorge ve Ehlers-Danlos gibi bazı genetik sendromlarda kalp hastalıklarının önemli bir bileşen olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sezgin, bu hastalarda multidisipliner yaklaşımın önemini vurguladı. Sezgin, "Her sendromda kalp tutulumunun tipi ve şiddeti farklı olabilir. Bu nedenle genetik danışmanlık ve düzenli takip büyük önem taşır" şeklinde konuştu. Genetik testlerin, kişiye özel tedavi ve izlem planlarının oluşturulmasına imkan sağladığını belirten Prof. Dr. İlhan Sezgin, sözlerini şöyle tamamladı; "Genetik test sonuçları mutlaka klinik keşifler ve aile öyküsü ile birlikte değerlendirilmelidir. Medicana Bursa Hastanesi olarak, kalp hastalıklarına yönelik genetik çalışmaları başarıyla yürütüyor ve hastalarımıza bilimsel temelli, kişiselleştirilmiş sağlık hizmeti sunuyoruz."

BOĞAZ AĞRISI ŞİKAYETİNDEN KÜÇÜK ÖNLEMLERLE KURTULUN Haber

BOĞAZ AĞRISI ŞİKAYETİNDEN KÜÇÜK ÖNLEMLERLE KURTULUN

Mevsim geçişleri, havaların biranda ısınıp soğumasıyla görülme sıklığı artan boğaz ağrısı, viral veya bakteriyel kaynaklı olarak ortaya çıkabiliyor. Enfeksiyonların yol açtığı boğaz ağrısına zaman zaman ateş, öksürük, burun akıntısı, hapşırma, bulantı ve baş ağrısının eşlik ettiğini dile getiren Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, şunları söyledi; "Boğaz ağrısına, virüslerin varlığı, bakteriyel enfeksiyonlar ve diğer dış etkenler sebep olabilir. Viral enfeksiyonların sebep olduğu boğaz ağrısı, tıbbi tedavi uygulanmakla beraber, bazen de kendiliğinden düzelen bir durumdur. Bakteriyel enfeksiyonlardan kaynaklanan boğaz ağrısı ise antibiyotik ilaçlar veya besinler yardımıyla tedavi edilmektedir. Bunun haricinde yeteri kadar dinlenmek, uyumak, yüksek sesle konuşmamak da boğaz ağrısıyla başa çıkmanın yolları arasındadır." En güçlü doğal antibiyotik Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, boğaz ağrısının doğal yollarla da tedavi edilebildiğini belirterek ağrı ve tahrişe iyi gelen çözümleri anlattı; "Sık sık su içmek, boğazın kurumasını ve tahriş olmasını önleyebilir. Sabahları zencefil ve 1 tatlı kaşığı bal karıştırılarak tüketilebilir. Asetik asit içeriğinden dolayı sirke de boğazdaki bakterileri etkisiz hale getirmeye yardımcı olur. 1 çay bardağı ılık suya 2 çorba kaşığı sirke ekleyerek gargara yapmak yeterli olacaktır. İyotsuz tuz ile yapılan gargara da bakteriler ile savaşmada etkilidir. 1 fincan ılık suya 1 çay kaşığı iyotsuz tuz atılarak gargara hazırlanabilir." Ihlamur iltihaplanmayı önlemeye yardımcı olur Antienflamatuvar özelliğiyle ıhlamurun iltihaplanmayı önlemeye destek olduğunu vurgulayan Uzm. Dyt. Ciğerli, "Ihlamur, iltihaplanmayı önler ve doğal antienflamatuvar özellik gösterir. Ihlamur çayı içmek de boğaz enfeksiyonlarıyla başa çıkmada etkili olacaktır. Soğan ve sarımsak da en güçlü doğal antibiyotik kaynaklarındandır. Bu besinlerin tüketimi hem viral hem de bakteriyel enfeksiyonlarla başa çıkmada son derece önemlidir" ifadelerini kullandı.

MANUEL TERAPİ İLE AĞRILARDAN KURTULUN Haber

MANUEL TERAPİ İLE AĞRILARDAN KURTULUN

Dr. Büşra Yeşil, "Doğru ellerde uygulanan manuel terapi, ağrının azaltılmasında ve hareket kabiliyetinin artırılmasında oldukça güçlü bir yöntemdir. Kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarının teşhis ve tedavisinde etkili bir yöntemdir. Manuel terapi, tamamen elle uygulanan, doğal ve bilimsel temellere dayanan özel bir tedavi yöntemidir" diye konuştu. Bu yaklaşımın eklem, kas ve sinir dokularına yönelik çeşitli teknikler içerdiğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Büşra Yeşil, "Bel-boyun ağrılarından, donuk omuza, fibromiyaljiden postür bozukluklarına kadar birçok hastalıkta manuel terapiden faydalanıyoruz. Tedaviyi hastanın şikâyetine ve fiziksel yapısına göre kişiye özel planlıyoruz. Bu yönüyle manuel terapi, hem etkili hem de güvenli bir yöntem olarak öne çıkıyor" dedi. Dr. Büşra Yeşil, manuel terapinin ilaçsız ve cihazsız uygulanmasının, bu yöntemi daha doğal hale getirdiğine dikkat çekti. "Mobilizasyon, manipülasyon, yumuşak doku teknikleri ve nöromobilizasyon gibi özel tekniklerle hem ağrıyı azaltıyor hem de hareket kısıtlılıklarını ortadan kaldırıyoruz. Hastalarımız genellikle ilk seanstan itibaren rahatlama hissediyor" şeklinde konuştu. "Mutlaka uzman eller tarafından uygulanmalı" Manuel terapinin etkili sonuçlar doğurabilmesi için alanında uzman kişilerce uygulanmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Büşra Yeşil, şu uyarılarda bulundu: "Bu tür uygulamalar, ehil olmayan kişilerce yapıldığında fayda yerine ciddi zararlar verebilir. Eklem, kas veya sinir dokusunda kalıcı hasarlar oluşabilir. Bu yüzden manuel terapi, mutlaka fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanları ya da eğitimli fizyoterapistler tarafından yapılmalıdır." Kişiye özel, bütüncül bir yaklaşım Manuel terapinin yalnızca ağrıyı geçici olarak gidermediğini; aynı zamanda hareket özgürlüğünü artırarak kişinin yaşam kalitesini yükselttiğini belirten Dr. Büşra Yeşil, sözlerini şöyle tamamladı; "Modern tıbbın önemli bir parçası haline gelen manuel terapi, bütüncül bir iyileşme sürecine katkı sağlar. Hastalarımızın yaşamlarını daha konforlu ve ağrısız sürdürebilmeleri için bu yöntemi başarıyla uygulamaya devam ediyoruz." İHA

ERKEN UNUTMAYA BAŞLIYORUZ Haber

ERKEN UNUTMAYA BAŞLIYORUZ

Günümüzde sadece ileri yaşlarda değil, genç bireylerde de unutkanlık şikâyetlerinde artış gözleniyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Büşra Er, gençlerde görülen unutkanlığın nedenlerini, riskleri ve korunma yollarını kamuoyuyla paylaştı. Medicana Bursa Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Büşra Er, eskiden daha çok ileri yaş grubunda görülen unutkanlık yakınmalarının artık ergenlik döneminde bile karşımıza çıkabildiğini belirtti. "Unutmak; bilgiyi geri çağırmada ya da kaydetmede yaşanan zorluk olarak tanımlanır. Uyku düzensizliği, kötü beslenme, dikkat eksikliği, depresyon gibi nedenlerin yanı sıra dijital medya kullanımı da bu tabloyu besliyor" dedi. Alman nörobilimci Manfred Spitzer’in "Dijital Demans" kavramına atıfta bulunan Dr. Er, özellikle gençlerde artan ekran süresinin dikkat ve hafıza fonksiyonları üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu vurguladı. "Sürekli uyarana maruz kalmak, bilgiye kolay erişim ve mavi ışığın uyku hormonlarını baskılaması, zihinsel tembelliğe neden oluyor." ifadelerini kullandı. İleri yaş grubunda en sık görülen unutkanlık nedeni olan Alzheimer hastalığına da değinen Dr. Büşra Er, toplumda yaygın bir yanlış anlama olduğuna dikkat çekti: "Ailede Alzheimer hastası olması, genetik geçişi düşündürse de, kalıtsal Alzheimer vakaları tüm olguların yalnızca yüzde 1’inden azını oluşturuyor. Genetik testler rutin olarak önerilmemektedir." Unutkanlıkla Nasıl Mücadele Edilir? Dr. Büşra Er, genç yaşta ortaya çıkan unutkanlık şikâyetlerinin önlenebilir olduğunu belirtti: "Dijital medya kullanım süresinin sınırlandırılması, düzenli uyku, sağlıklı beslenme, kitap okuma, bulmaca çözme, hafıza oyunları gibi zihinsel aktivitelerle beynin aktif tutulması unutkanlıkla mücadelede oldukça etkilidir." İHA

GÖZ SAĞLIĞI BAŞARIYI DOĞRUDAN ETKİLİYOR Haber

GÖZ SAĞLIĞI BAŞARIYI DOĞRUDAN ETKİLİYOR

Bu nedenle düzenli göz taramaları, çocukların hem eğitim hayatları hem de kişisel gelişimleri için kritik bir role sahip oluyor. Medicana Bursa Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Ömer Faruk Tabar, çocuklarda uzak veya yakın görme sorunları hakkında bilgi verdi. Medicana Bursa Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ömer Faruk Tabar, "Çocuğunun görme bozukluğunun farkında olmayan aileler, çocuklarının derslerdeki düşük başarı seviyelerini, öğrenme yeteneklerinin düşüklüğüne bağlıyor. Oysa çocuğun öğrenme kabiliyetinde bir eksiklik yok, iyi göremediği için derslerinden geri kalabiliyor. Göz bozukluğunda önlem alınmadığında, gözde tembellik başlıyor ve bu durum ilerleyen yıllarda çocuğun görme kalitesini ciddi oranda etkiliyor" dedi. Gözlerini kısarak bakıyorsa dikkat Op. Dr. Ömer Faruk Tabar, gözde bozukluğun şu şekilde anlaşılabileceğini sözlerine ekledi: "Göz kayması, çapaklanma, şişlik, bir gözü kapayarak bakma, gözlerini kısarak bakma, çok yakından okuma, okuduğu satırı atlama, TV'yi yakından izleme, düşük performans, baş ağrısı, dalgınlık, başı bir yana eğerek bakma, sık sık gözleri kaşıma ve bebek 3 aylık olmasına rağmen bakışları odaklayamamadır". Erken teşhis önemli Görme problemlerinin erken teşhis edilmesi halinde tedavinin başarı oranının artacağını ifade eden Op. Dr. Ömer Faruk Tabar, göz bozukluğunun belirtilerini şöyle sıraladı: "Çocuğun tahtayı yeterince iyi görememesi, okurken satır atlaması, cümleleri eliyle takip etmesi, bir gözünü daha öne alarak kitaba bakması, televizyonu yakından seyretmesi, gözlerde sulanma ve dolayısıyla ödevlerini yaparken zorlanması gibi durumlar göz bozukluğunun işaretidir. Çocuklarında bu tür şikâyetler gözlemleyen ebeveynlerin en kısa sürede bir hekime başvurmalarında yarar var. Erken konulan teşhis tedavi süreci kolayca atlatılabilir." Düzenli göz muayenesini ihmal etmeyin Çocuklarda görülen göz hastalıklarının başında göz tembelliği, şaşılık, miyop, hipermetrop ve astigmat geliyor. Op. Dr. Ömer Faruk Tabar okul öncesi yapılacak basit bir göz muayenesi ile mevcut görme azlığı problemi, buna neden olan hastalıklar ve şaşılığın erken tespit edilebileceğini belirtti. İHA

FAZLA ŞEKER BAĞIŞIKLIĞI SAVUNMASIZ BIRAKIR Haber

FAZLA ŞEKER BAĞIŞIKLIĞI SAVUNMASIZ BIRAKIR

Beslenme ve Diyet Uzmanı Veysel Ciğerli, "Günlük yapılan aktivelere devam edebilmek için kişilerin aldığı enerjinin bir kısmının karbonhidratlardan gelmesi gerektiği bilinmektedir. Fakat karbonhidrat kaynaklarının da basit ve kompleks karbonhidrat kaynakları olarak ayrılması ve en doğru seçimin, kişinin kendisinin seçerek hayat kalitesini yükseltmesi adına büyük önem taşımaktadır" dedi. Bağışıklık sistemimizin sağlığını korumak, genel iyilik halimiz için kritik bir öneme sahiptir. Ancak bazı günlük alışkanlıklar, bu sistemin zayıflamasına ve hastalıklara karşı savunmasız hale gelmemize yol açabilir. İşlenmiş gıdalardan ziyade vücudun işleyişi için asıl ihtiyaç duyulan karbonhidrat kaynaklarının meyve, tahıl grubu gıdalar ve kurubaklagiller olduğunu dile getiren Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Veysel Ciğerli, "Günümüzde hazır gıdaya olan eğilim hızlı artıyor. Vücuda alınan rafine şeker miktarı bu sebeple artmaktadır. Kek, pasta, şekerleme, şekerli içecekler, makarna, pilav, beyaz ekmek gibi basit şeker ve boş enerji kaynağını sıklıkla tüketen kişilerde, 4-6 saat aralığında vücudun bağışıklığından sorumlu olan akyuvar hücreleri tarafından kullanılabilen C vitamini oranının yüzde 50 oranında düşmektedir" ifadelerini kullandı. Akyuvar hücrelerinin virüs ve bakterileri etkisiz hale getirebilmek için, vücutta bulunan C vitamini miktarının önemli olduğunu vurgulayan Dyt. Ciğerli, "Bu sebeple şeker tüketimi ve kan şekerinin yükselmesi durumunda akyuvar hücreleri vücuda giren virüs ve bakterilerin yalnızca yüzde 75'ini etkisiz hale getirebiliyor. Yükselme eğiliminde olan şeker seviyeleri bağışıklık sisteminde rol oynayan reseptörleri bloke ederek vücudu bakteriyel enfeksiyonlara açık hale getirip savunmasız bırakıyor" şeklinde konuştu. Kişilerin günlük yaşamda hissettiği şeker ihtiyacı hakkında da bilgiler veren Diyetisyen Veysel Ciğerli, "Mesela tatlı ihtiyacımız olduğunda, tercihimizi taze meyveler, kuru meyveler, bal, pekmez, kompostolardan yana kullanmamız bizi koruyacaktır. Basit şeker ve basit şeker içeren besinlerden uzak durmalıyız" diye konuştu. Basit şekerlerin sindirilmeden direkt kana karıştığına dikkat çeken Diyetisyen Veysel Ciğerli, "Özellikle pasta, börek, meşrubatlar ve çeşitli şekerlemelere katılan basit şekerler kan şekerini hızlı bir şekilde yükseltmektedir. Yükselen kan şekeri, vücuda yerleşmeye çalışan virüs ve bakterileri tanıyan reseptörlerin hassasiyetini azaltarak bağışıklık sistemimizin zayıflamasına sebep olmaktadır. Bu sebeple, şeker tüketimine oldukça dikkat etmeliyiz" ifadelerini kullandı. İHA

FELAKET DÜŞÜNCESİNİ KAFANIZDAN ATIN Haber

FELAKET DÜŞÜNCESİNİ KAFANIZDAN ATIN

Panik atak, ortada herhangi bir tehlike unsuru veya uyaran olmamasına rağmen,endişeve yoğun korku ataklarıyla ortaya çıkan, hızlı nefes alıp verme, kalp çarpıntısı ve terleme gibi semptomlar gösterenpsikolojik bir rahatsızlık olarak biliniyor. Panik atak nedeniyle kimileri nefes alamadığını, kimilerinin kalp krizi geçireceğini veya felç olacağını düşünüp acile koştuğuna dikkat çeken Medicana Bursa Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Ömer Öz, "Panik atak vücudun, normal durumlara ani, yoğun korku ve güçlü fiziksel tepkiler ile karşılık vermesi durumudur. Panik atak geçiren kişi çok terleyebilir, nefes almakta güçlük çekebilir ve kalbinin normalden daha hızlı attığını hissedebilir. Panik atak sırasında kişide kalp krizine benzer belirtiler ortaya çıkabilir. Muayene sonrası 'senin bir şeyin yok, psikiyatriye git' cevabıyla karşı karşıya kalıyor. Böyle fiziksel belirtileri olup da hiçbir şeyi olmadığını duyan kişilerde bir kafa karışıklığı oluyor. Daha sonra 'ne yani benim bu belirtilerim kafamda uydurduğum şeyler mi' diye sormaya başlıyor. Bunun neticesinde de 'kafada kurma' ve 'çok büyütme' kavramları ortaya çıkmaya başlıyor. Hayır, bu fiziksel belirtiler gerçek. Ancak çok büyük bir ihtimal kalıcı ve tahlillerle tespit edilebilecek bir hastalığa bağlı değildir" dedi. "Panik atak kabaca 20-30 dakika süren, dehşet içinde olma haliyle kalpte hızlanma, nefeste hızlanma, sıcak basması, ellerde uyuşma, karında gariplik hissi, titreme, huzursuzlukla kendini gösteren bir rahatsızlık" diyen Uzm. Dr. Ömer Öz, "Bunu ilk kez yaşayan kişi için oldukça zorlayıcı, travmatik, unutmak isteyeceği dakikalar. Ortaya çıkardığı his ne kadar dehşet verici olsa da tedavisi de aslında dallanıp budaklanmış, kronik hastalıklara göre oldukça yüz güldürücü. En berbat hissettiğiniz panik atak dahi bir şekilde sonlanıyor ve yerini sakinliğe bırakıyor" şeklinde konuştu. İnsanların panik atak yaşadıklarında hemen bunun neden yaşandığına odaklanma eğiliminde olduğunu ve sebep olabilecek bariz bir kavga, ölüm, hastalık bulamadıklarında iyice sıkışmış ve şaşırmış hissettiklerini belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Öz, "Her zaman stresli bir durum sonrasında panik atak belirtisi oluşmaz. Bazen masum, gelip geçici bir fiziksel belirtinin bir felaket olarak görülmesi neticesinde de saniyeler içerisinde başlayabilir. Örneğin kalbinizdeki ufak bir atım değişikliği sizin için bir kalp krizi gibi algılanmış olabilir ve dikkatinizi tamamen buraya verdiğinizde korkunuz bir anda sizi panik atağa itebilir. Neyi felaket olarak yorumladım ve bu atağı geçirdim diye düşünseniz de hızlıca akıp geçen düşüncelerinizi yakalamak her zaman mümkün olmaz. Panik atağı ortaya çıkartan şey masum, gelip geçici, her insanda olabilen basit fiziksel belirtileri, bazı ölümcül hastalıklarla eşit tutmamız ve sanki o ölümcül hastalığa yakalanmışız gibi bir davranış içerisine girmemizdir. Zihninizin söylediğiyle gerçekte olan şeyler aslında farklıdır. Panik atak sizin ölmenize ya da kalıcı, ölümcül bir hastalığa yakalanmanıza neden olmaz. Panik, korku, kaygı, mutsuzluk bunlar birer duygudur ve kendi akışına bıraktığımızda havadaki bulutlar gibi gelir geçer" diye konuştu. Panik atağın yönetilebilir bir rahatsızlık olduğunu ifade eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Ömer Öz, "Panik atağın hayatımızın önüne geçmesine izin vermeden, onu görmeyecek, gözümüzde büyütmeyecek tarzda yaşayabiliriz. Psikoterapiler ve ilaç tedavileri panik atak tedavisinde birinci sıra seçeneklerdir ve hayatınızı sınırlandırdığınız bu rahatsızlığı psikiyatrik destekle geride bırakabilirsiniz" dedi. İHA

ISLAK MAYO ENFEKSİYONLARA DAVETİYE ÇIKARIYOR Haber

ISLAK MAYO ENFEKSİYONLARA DAVETİYE ÇIKARIYOR

Medicana Bursa Hastanesi Kadın Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Müzeyyen Uyanık, havuz ya da denizden çıkar çıkmaz değişim yapıp kuru yedek mayo kullanmak vajinal enfeksiyon sıklığını azaltacağını söyledi. Prof. Dr. Müzeyyen Uyanık, "Havuz veya denizden çıktıktan sonra ıslak mayo ile kalmak, vajinal bölgede nemin artmasına neden olur. Bu da mantar ve bakteriyel enfeksiyonların çoğalması için uygun bir ortam oluşturur. Özellikle yaz aylarında artış gösteren vajinal enfeksiyonlar, akıntı, kaşıntı, kötü koku, yanma ve cinsel ilişki sırasında ağrı gibi şikâyetlerle kendini gösteriyor" dedi. Vajinal enfeksiyonlardan korunmak için dikkat edilmesi gereken bazı hijyen kurallarını da sıralayan Prof. Dr. Müzeyyen Uyanık, şunları söyledi: "Deniz veya havuz sonrası mutlaka kuru mayo veya bikini giyilmelidir. Genital temizlik önden arkaya doğru yapılmalı, böylece makat bölgesindeki bakterilerin vajinaya taşınması önlenmelidir. Günlük iç çamaşırı değişimi ihmal edilmemeli, gerekirse günde birkaç kez değiştirilmelidir. Pamuklu, hava alan iç çamaşırları tercih edilmeli ve mümkünse ütülenmelidir. Parfümlü sabun, deterjan ve kozmetik ürünlerden uzak durulmalıdır. Genital bölge tüy temizliğinde jilet yerine ağda ya da lazer epilasyon gibi yöntemler tercih edilmelidir." "Her bireyin cilt yapısı farklıdır. Parfümlü ürünler ciltte tahrişe neden olarak enfeksiyona zemin hazırlayabilir. Yaz aylarında kadınlar bu konuda çok daha dikkatli olmalı" ifadelerini kullanan Prof. Dr. Müzeyyen Uyanık, hijyen kurallarına uyulduğu takdirde vajinal enfeksiyonların büyük ölçüde önlenebileceğini vurguladı. İHA

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.