#Müebbet Hapis

- Müebbet Hapis haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Müebbet Hapis haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BEBEĞİNİ ÇÖPE ATAN ANNE İÇİN İSTENEN CEZA BELLİ OLDU Haber

BEBEĞİNİ ÇÖPE ATAN ANNE İÇİN İSTENEN CEZA BELLİ OLDU

Samsun'un İlkadım ilçesinde evinde doğurduğu bebeğini çöpe attığı iddiasıyla tutuklu yargılanan 3 çocuk annesi kadının davasında savcı, sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını istedi. BEBEĞİ ORTADA YOKTU Olay, İlkadım ilçesi Fevzi Çakmak Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre eşinden boşandığı öğrenilen 3 çocuk annesi Hanım C. (42), hamileliğini gizleyerek evinde tek başına doğum yaptı. Doğum sonrası rahatsızlanan kadın, geçtiğimiz yıl 14 Ekim'de Samsun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'ne başvurdu. Yapılan kontrollerde doğum yaptığı belirlenen kadının bebeğinin ortada olmaması üzerine durum polise bildirildi. ÖLÜ OLDUĞU İÇİN ÇÖPE ATTIĞINI İDDİA ETMİŞTİ Cinayet Büro Amirliği ekipleri, kadının beyanı doğrultusunda çöp konteynerleri ve çöp aktarma istasyonunda arama yaptı ancak bebeğe ulaşılamadı. Tedavisinin ardından gözaltına alınan Hanım C., ilk ifadesinde bebeğini evde doğurduğunu, bir süre sonra öldüğünü fark ederek poşete koyup çöpe attığını söyledi. Savcılıktaki ifadesinde ise bebeğin canlı doğduğunu belirtti. Tutuklanan Hanım C. hakkında "yenidoğan çocuğu kasten öldürmek" suçundan Samsun 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. ''TAHLİYEMİ TALEP EDİYORUM'' Davanın bugün görülen üçüncü duruşmasında tutuklu sanık Hanım C., "Çocuğum ölü doğdu. Canlı doğsaydı bakardım. Suçlamaları kabul etmiyorum. Tutuklu olduğum için özel çocuğum ve diğer çocuklarım mağdur. Tahliyemi talep ediyorum" dedi. Sanık avukatı İlhan Ayrancı ise "Sanık gerek hastanede gerekse poliste ölü doğum yaptığını söylemiş, ilk ifadesinde kendinde değilken canlı doğduğunu söylemiştir. Bebeğin canlı doğduğuna dair delil yoktur. Biz müvekkilimin beraat kararı verilmesini istiyoruz" diye konuştu. MÜEBBET HAPSİ İSTENDİ Savcı, toplanan deliller doğrultusunda mütalaasını açıklayarak Hanım C.'nin "çocuğu ve alt soyu nitelikli kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını talep etti. Sanık avukatı İlhan Ayrancı'nın mütalaaya karşı savunma yapmak üzere süre istemesi üzerine duruşma ileri bir tarihe ertelendi.

İĞNE YAPARAK ÖLDÜRÜLEN HASTANIN DAVASINDA HEMŞİREYE MÜEBBET Haber

İĞNE YAPARAK ÖLDÜRÜLEN HASTANIN DAVASINDA HEMŞİREYE MÜEBBET

Gaziantep'te trafik kazasının ardından tedavi gördüğü özel hastanede hayatını kaybeden Baysal'ın ölümüne ilişkin davada mahkeme, hemşire Aslı E'yi "olası kastla öldürme" suçundan müebbet, hemşire Mustafa Ç'yi ise aynı suçtan 25 yıl hapis cezasına çarptırdı. Gaziantep'te 3 yıl önce geçirdiği trafik kazasının ardından Özel Bossan Hastanesi'nde tedavi altına alınan Abdurrezzak Baysal'ın ölümüne ilişkin hastane çalışanlarının yargılandığı davanın karar duruşması, Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşmaya Baysal'ın ailesi ile taraf avukatları katıldı. Aile, sorumluların en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti. SAVCI "OLASI KASTLA ÖLDÜRME" SUÇUNDAN CEZA İSTEDİ Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasında, sanıkların "olası kastla öldürme" suçundan cezalandırılmasını ve haklarında tutuklama kararı verilmesini talep etti. Tarafların beyanlarının ardından mahkeme heyeti kararını açıkladı. Heyet, hemşire Aslı E'yi "olası kastla öldürme" suçundan müebbet hapis cezasına çarptırdı. Diğer sanık hemşire Mustafa Ç. hakkında ise aynı suçtan 25 yıl hapis cezası verildi. BAŞKA HASTAYA AİT İLACIN ENJEKTE EDİLDİĞİ İDDİA EDİLMİŞTİ Dosyaya konu olay, Gaziantep'teki Özel Bossan Hastanesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, trafik kazası geçiren Baysal, bilinci açık şekilde hastaneye kaldırıldı. Dizinden yaralandığı ve ayağına platin takıldığı belirtilen Baysal, daha sonra yoğun bakım ünitesinde takip altına alındı. Baysal'ın yakınlarının da tedavi sürecinde kendisini düzenli olarak ziyaret ettiği belirtildi. Dosyadaki iddialara göre Baysal ile bir hemşire arasında tartışma yaşandı. Tartışmanın ardından Baysal'a, başka bir hastaya ait olduğu ve kas gevşetici içerdiği öne sürülen bir ilaç enjekte edildi. Baysal daha sonra hayatını kaybetti. TANIKLAR ÖNCEKİ DURUŞMALARDA DİNLENDİ Davanın önceki duruşmalarında dinlenen bazı tanıklar, Baysal'ın kendisine şırıngayla ilaç verilmesinin ardından yaşamını yitirdiğini ileri sürdü. Yargılama sonunda mahkeme, Aslı E. ve Mustafa Ç'nin eylemlerini "olası kastla öldürme" kapsamında değerlendirerek cezalandırılmalarına hükmetti.

KOCASI MADDE İÇİN SATACAKTI: EŞİNİ ÖLDÜREN KADINA MÜEBBET TALEBİ Haber

KOCASI MADDE İÇİN SATACAKTI: EŞİNİ ÖLDÜREN KADINA MÜEBBET TALEBİ

Kocaeli'nin İzmit ilçesinde tartıştığı eşini tüfekle vurarak öldürdüğü suçlamasıyla yargılanan Fatmanur Okur hakkında savcı, haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasıyla müebbet hapis cezası talep etti. Duruşmada 4 yaşındaki kızıyla karşılaşan sanık gözyaşı dökerken, çocuk annesinin gözyaşlarını silerek ❝Ağlama, acıyor mu?❞ dedi. Olay, 19 Temmuz 2025'te İzmit ilçesi Alikahya Fatih Mahallesi'ndeki 3 katlı evin birinci katında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Fatmanur Okur (36) ile eşi Şükrü Okur (29) arasında tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesinin ardından Fatmanur Okur'un tüfekle eşine ateş ettiği belirtildi. İhbar üzerine adrese sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde bir çocuk babası Şükrü Okur'un hayatını kaybettiği belirlendi. Gözaltına alınan Fatmanur Okur, emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı. 4 YAŞINDAKİ KIZI ANNESİNİN GÖZYAŞLARINI SİLDİ Kocaeli 8. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuklu sanık Fatmanur Okur, hayatını kaybeden Şükrü Okur'un babası Hacı Ahmet Okur ve annesi, çiftin 4 yaşındaki kızının vasisi ile taraf avukatları katıldı. Duruşma sırasında annesini gören çocuk, Okur'a sarılarak öptü ve gözyaşlarını sildi. Çocuk, annesine ❝Ağlama, acıyor mu?❞ diyerek seslendi. SAVCIDAN MÜEBBET HAPİS TALEBİ Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasında, sanığın eyleminin sabit olduğu değerlendirmesiyle öncelikle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını istedi. Savcı, sanığın evlilik süresince şiddete maruz kaldığı yönündeki dosya kapsamını dikkate alarak hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını ve sonuç olarak müebbet hapis cezası verilmesini talep etti. Sanık Fatmanur Okur ise eylemi bilerek gerçekleştirmediğini savunarak, ❝En azından ev hapsi istiyorum. Kızımın bana çok ihtiyacı var.❞ dedi. SANIK ÖNCEKİ SAVUNMASINDA ŞİDDETE MARUZ KALDIĞINI İLERİ SÜRDÜ Okur, önceki celsede verdiği savunmada 11 yıllık evliliği boyunca eşinin uyuşturucu bağımlılığı ve şiddetiyle mücadele ettiğini ileri sürmüştü. Daha önce boşanmak istediğini ancak eşinin kendisini ve ailesini tehdit ettiğini iddia eden Okur, ❝Bana ceza olsun diye kuşumun ve kedimin kafalarını kesti. Dayaklarından dolayı 3 kez düşük yaptım. Eşimi sürekli sokaklardan topladım.❞ şeklinde savunma yapmıştı. Okur ayrıca eşinin geçmişte terör örgütü DEAŞ üyeliği suçundan cezaevine girdiğini öne sürmüştü. ❝KORKUTMAK AMACIYLA SİLAHI ELİME ALMIŞTIM❞ Olay gecesine ilişkin de savunma yapan Okur, eşiyle çocuklarının kendisinden olup olmadığı konusunda tartıştıklarını ve eşinin uyuşturucu etkisinde olduğunu iddia etmişti. Eşinin kendisini başka bir kadının evine götürerek "pazarlamak" istediğini ileri süren Okur, daha sonra üst kattan babasına ait tüfeği aldığını anlatmıştı. Okur, olay anına ilişkin savunmasında şunları söylemişti: ❝Geldiğimde yatakta uzanıyordu. Tartıştık, 'Güzel kafa keserim, iyi bilirsin' dedi. Şikayet etmem durumunda bile kendisine bir şey olmayacağını söyledi. Sonra bana doğru hamle yapınca bir anda tüfek ateş aldı. Korkutmak amacıyla silahı elime almıştım. Bilerek, isteyerek yapmadım. Öldüğünü bile cezaevinde öğrendim. 11 yıl onun zulmüne, şiddetine maruz kaldım.❞ Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.

SREBRENİTSA SOYKIRIMIN KATİL KOMUTANI RATKO MLADİÇ ÖLDÜ Haber

SREBRENİTSA SOYKIRIMIN KATİL KOMUTANI RATKO MLADİÇ ÖLDÜ

Birleşmiş Milletler’in (BM) Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından 2017’de Srebrenitsa soykırımından suçlu bulunarak ömür boyu hapis cezasına çarptırılan eski Sırp General Ratko Mladiç öldü. Sırp Cumhuriyeti Ordusu’nun (VRS) savaş dönemi Genelkurmay Başkanı olan Mladiç’in ölümüne ilişkin haber, ailesi tarafından Sırp basınına doğrulandı. Mladiç, 1995’te binlerce Boşnak Müslümanın sistematik bir şekilde katledildiği Srebrenitsa soykırımı ile 1992-95 yılları arasında işlenen diğer savaş suçları, Saraybosna’da sivillere yönelik saldırılar, terör faaliyetleri, cinayetler ve Srebrenitsa’daki sivillerin zorla yerlerinden edilmesi sırasında gerçekleştirilen insanlık dışı muameleler ve Boşnaklar ile Hırvatlara yönelik zulümlerden suçlu bulunmuştu. BM tarafından güvenli bölge ilan edilen Srebrenitsa, 1995 yılı temmuz ayında Sırp güçleri tarafından işgal edildikten sonra kameralar karşısında "Türklerden intikam almanın zamanı geldi" ifadelerini kullanan ve işlediği vahşetler nedeniyle dünya kamuoyunda "Bosna kasabı" olarak bilinen Mladiç, Srebrenitsa’da 8 binden fazla yetişkin ve çocuk yaştaki erkeğin katledilmesinden doğrudan sorumlu tutulmuştu. Yaklaşık 12 bin kişinin hayatını kaybettiği 44 ay süren Saraybosna kuşatmasının baş sorumlularından olan Mladiç, kuşatma sırasında şehrin "Velesici" ve "Pofalici" isimli semtlerin hedef alınmasına ilişkin, "Velesici ve Pofalici’yi vurun, orada fazla Sırp yaşamıyor" şeklindeki emri ile de hafızalara kazınmıştı. Mladiç’in bu emrine ilişkin kayıt, Lahey’deki uluslararası mahkemede yargılandığı davada aleyhinde kullanılan deliller arasında yer almıştı. Mladiç, savaş sırasında Saraybosna’da işlediği suçlarla övündüğü bir konuşmasında ise, "Saraybosna’nın yakınlarından her geçtiğimde oraya uğrayıp yol üzerinde birini öldürüyorum. Türklerin üstesinden geliyorum. Onları kim takar" demişti. SERBEST KALMASINA İLİŞKİN TALEPLER, LAHEY TARAFINDAN REDDEDİLMİŞTİ Uzun yıllardır hasta olan Mladiç için ailesi ile Sırbistan ve Bosna Hersek’teki Sırp yetkililer, savaş suçlusu eski generalin son günlerini geçirmesi ve tedavisi için Sırbistan’ın başkenti Belgrad’a nakledilmesi için yoğun çaba gösteriyordu. Son bir buçuk yıldır yatağa bağımlı olan Mladiç’in serbest bırakılmasına ilişkin talepler, Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemeleri Rezidüel Mekanizması tarafından reddedilmişti. Bosna’daki savaş sırasında Mladiç’in emriyle gerçekleştirilen dehşet verici suçlara dair tüm delillere ve eski Sırp askeri yetkililerin itiraflarına rağmen Sırbistan’da ve Bosna Hersek’teki Sırp Cumhuriyeti entitesinde halen birçok kişi tarafından kahraman olarak görülen Mladiç, savaşın ardından yaklaşık 15 yıl boyunca saklanarak cezai sorumluluktan kaçmıştı. Mladiç, 2011’de Sırbistan’ın Zrenjanin kenti yakınlarındaki Lazarevo köyünde yakalanmış ve ardından Lahey’deki uluslararası mahkemeye teslim edilmişti. 1942 doğumlu Mladiç, 1992 yılı mayıs ayında Sırp Cumhuriyeti Ordusu Genelkurmay Başkanı olmuş, 1996’ya kadar da bu görevde kalmıştı. RATKO MLADİÇ ÖLDÜ Mladiç, Eski Yugoslavya Ceza Mahkemesi tarafından 22 Kasım 2017’de soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları nedeniyle müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı. Uluslararası Ceza Mahkemeleri Rezidüel Mekanizması’nın Temyiz Dairesi ise 2021’de mahkumiyet kararını ve müebbet hapis cezasını kabul etmişti.

GÜLLÜ’NÜN ÖLDÜĞÜ GECEYE İLİŞKİN YENİ GÖRÜNTÜLER ORTAYA ÇIKTI Haber

GÜLLÜ’NÜN ÖLDÜĞÜ GECEYE İLİŞKİN YENİ GÖRÜNTÜLER ORTAYA ÇIKTI

Yalova’nın Çınarcık ilçesinde Güllü olarak tanınan sanatçı Gül Tut’un hayatını kaybettiği olaya ilişkin yeni güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde, Tut’un düşmesinden yaklaşık 17 dakika sonra polis ekiplerinin binaya geldiği, sanık Tuğyan Ülkem Gülter’in ise panik içinde annesinin durumunu sorduğu görülüyor. Yalova Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanatçı Tut’un düşme saati 01.26.32 olarak belirlendi. Binanın güvenlik kamerasına yansıyan yeni görüntülerde ise saat 01.43 sıralarında polis ekiplerinin olay yerine gelerek binaya girdiği görülüyor. Böylece görüntülerdeki hareketliliğin Tut’un düşmesinden yaklaşık 17 dakika sonra yaşandığı anlaşılıyor. Kayıtlarda binanın girişinde polis ekipleri ile vatandaşların bir araya geldiği, olayın ardından panik yaşandığı görülüyor. "ANNEM İYİ DEĞİL Mİ?" Görüntülere göre sanık Gülter de binanın girişinde panik ve gerginlik içinde hareket ediyor. Polis ekiplerinin Gülter’i sakinleştirmeye çalıştığı anlar kameraya yansıyor. Gülter’in annesinin durumunu öğrenmeye çalışırken "Annem iyi değil mi?" dediği, ardından "Neden öyle söylüyor?" ifadelerini kullandığı duyuluyor. Çevrede bulunan kişilerin de yaşananlara müdahil olduğu görüntülerde yer alıyor. DÜŞMEDEN 5 SANİYE SONRA KAPIYA KOŞTUKLARI BELİRTİLDİ Yalova Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 21 sayfalık iddianamede olay anı ve sonrasına ilişkin kamera görüntüleri, ses kayıtları ve diğer dijital deliller değerlendirildi. İddianamede Tut’un düşme saatinin 01.26.32 olduğu, sanık Gülter ile Sultan Nur Ulu’nun ise 01.26.37’de, yani yaklaşık 5 saniye sonra kapıya doğru koşmaya başladıkları belirtildi. Olay öncesinde üç ayrı çarpma sesinin tespit edildiği, ilk sese ❝Ahh❞ sesinin eşlik ettiği ve Gülter ile Ulu’nun olay sırasında Tut’a yaklaşık 1 metre mesafede bulunduğu kaydedildi. SANIK GÜLTER HAKKINDA AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET TALEBİ Savcılık; kamera görüntüleri, ses kayıtları, bilirkişi raporları, tanık ifadeleri ve dijital delilleri birlikte değerlendirdi. İddianamede sanık Gülter hakkında “tasarlayarak üst soya karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. İddianame, Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

PALU AİLESİ DOSYASINDA YARGITAY SON NOKTAYI KOYDU! Haber

PALU AİLESİ DOSYASINDA YARGITAY SON NOKTAYI KOYDU!

Kamuoyunda "Palu Ailesi Davası" olarak bilinen ve Müge Anlı İle Tatlı Sert programı ile yıllarca gündemde kalan davada Yargıtay son kararını verdi. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, sanık Tuncer Ustael hakkında "olası kastla çocuğu öldürme" suçundan verilen müebbet hapis cezasını onarken, diğer sanıklar hakkında verilen beraat kararlarını da hukuka uygun buldu. DOSYA TELEVİZYON PROGRAMIYLA YENİDEN GÜNDEME GELDİ Süreç, 2008 yılında Kocaeli'nin Körfez ilçesinde Meryem Tahnal ile kızı Melike Tahnal'ın kaybolmasının ardından başlatılan soruşturmayla başladı. İlk soruşturmada yeterli delile ulaşılamaması nedeniyle dosya hakkında takipsizlik kararı verildi. Dosya, 2018 yılında aile üyelerinin katıldığı televizyon programında ortaya atılan iddiaların ardından yeniden açıldı. Programdaki beyanlar üzerine Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı resen soruşturma başlatırken, bölgede kadavra köpeklerinin de kullanıldığı arama çalışmaları gerçekleştirildi. YEREL MAHKEME MÜEBBET HAPİS CEZASI VERDİ Soruşturma kapsamında gözaltına alınan sanıklardan Tuncer Ustael, yargılama sonunda "olası kastla çocuğu öldürme" suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, Ustael'in "çocuğun cinsel istismarı" suçundan beraatine karar verdi. Diğer sanıklar Ayşe Palu, Havva Palu, İsa Palu, Fatih Palu ve Emine Ustael ise "çocuğu kasten öldürme" suçundan beraat etti. "Usulsüz gömme" suçuna ilişkin dosya ise ayrıldı. YARGITAY: OLASI KAST DEĞERLENDİRMESİ HUKUKA UYGUN Dosyayı temyiz incelemesine alan Yargıtay 1. Ceza Dairesi, maktule toksik ve öldürücü etkiye sahip ispirto içirildiğinin sabit olduğunu belirterek, eylemin "olası kastla öldürme" kapsamında değerlendirilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığına hükmetti. Yüksek Mahkeme ayrıca, Tuncer Ustael hakkında nitelikli cinsel istismar suçundan mahkûmiyete, diğer sanıklar yönünden ise cinayete iştirak suçuna ilişkin kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle verilen beraat kararlarını da yerinde buldu. Böylece Yargıtay, yerel mahkeme kararını onayarak davayı kesin hükme bağladı.

GÜLLÜ DOSYASINDA İDDİANAME TAMAMLANDI: İŞTE DETAYLAR Haber

GÜLLÜ DOSYASINDA İDDİANAME TAMAMLANDI: İŞTE DETAYLAR

Kamuoyunda "Güllü" ismiyle tanınan sanatçı Gül Tut'un geçen yıl Yalova'nın Çınarcık ilçesindeki evinin penceresinden düşerek hayatını kaybetmesine ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede, tutuklu bulunan kızı Tuğyan Ülkem Gülter hakkında "tasarlayarak üst soya karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 26 Eylül 2025 gecesi meydana gelen olayın tüm yönleriyle incelendiği belirtildi. Dosyada yer alan değerlendirmelere göre Gül Tut, Çınarcık'taki evinin altıncı katındaki dairenin penceresinden yaklaşık 18 metre yükseklikten beton zemine düştü. Adli incelemelerde, sanatçının ağır kafa ve omurga travmaları ile iç organ yaralanmalarına bağlı gelişen iç kanama sonucu hayatını kaybettiği belirlendi. Soruşturma dosyasında yer alan örneklere göre olay gecesi evde bulunan kişilerin, Gül Tut'un sevdiği "Malkata" isimli Roman havasını açtığı, müziği duyan sanatçının da kızının odasına geçtiği değerlendirildi. Savcılık, bu durumun olayın gerçekleşeceği ortama Gül Tut'u çekmek amacıyla planlandığı kanaatine yer verdi. İddianamede, olay anına ilişkin güvenlik kamerası ses kayıtlarının İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından incelendiği, bilirkişi raporlarında düşmeden hemen önce genç bir kadın sesinin "Hadi görüşürüz" dediğinin değerlendirildiği aktarıldı. Savcılık, bu ifadenin şüpheliye ait olduğu ve hemen sonrasında Gül Tut'un fiziksel müdahaleyle pencereden aşağıya atıldığı yönünde değerlendirme yaptı. Dosyada bulunan tanık ifadeleri de iddianamenin önemli delilleri arasında gösterildi. Olay sırasında evde bulunan tanıklardan birinin, ilk ifadesinden farklı olarak daha sonra verdiği beyanda, Gül Tut'un kızının iki eliyle annesini kavrayarak pencereden aşağı ittiğini anlattığı belirtildi. Savcılık, tanığın daha sonra yaptığı açıklamaların telefon kayıtlarıyla da desteklendiğini kaydetti. İddianamede, şüphelinin olaydan önce annesine yönelik tehdit içerikli söylemlerde bulunduğu iddialarına da yer verildi. Bazı tanıkların, Tuğyan Ülkem Gülter'in çeşitli zamanlarda annesini camdan atacağını söylediğini öne sürdüğü, dijital incelemelerde ise annesinin ölmesini istediğini ifade ettiği değerlendirilen çok sayıda mesajın tespit edildiği aktarıldı. Dosyada yer alan teknik incelemelerde, olay öncesinde üç farklı darbe sesinin kaydedildiği, ilk sesin ardından yaklaşık yedi saniye boyunca odadaki kişilerden herhangi bir yardım çağrısı ya da panik tepkisi duyulmadığı ifade edildi. Savcılık, bu bulgunun olayın ani gelişen bir kaza ihtimaliyle uyuşmadığını değerlendirdi. Olayın intihar ya da kaza sonucu meydana gelmiş olabileceği ihtimalleri de soruşturma kapsamında araştırıldı. Evde yapılan kriminal incelemelerde zeminde kaymaya neden olabilecek herhangi bir madde bulunmadığı, Gül Tut'un sağlık geçmişinde intihar eğilimine işaret eden bir veriye rastlanmadığı, çok sayıda tanığın ise sanatçının yükseklik korkusu bulunduğunu anlattığı belirtildi. Bilirkişiler de pencerenin yapısı ve maktulün fiziksel özellikleri dikkate alındığında dışarıdan bir müdahale ihtimalinin daha güçlü olduğu yönünde görüş bildirdi. Adli Tıp Kurumu ise ölüm şeklinin yalnızca tıbbi örneklerle kesin olarak belirlenemeyeceğini, bunun adli soruşturmanın değerlendirmesiyle ortaya konulabileceğini ifade etti. İddianamede, şüphelinin olay sonrasında dijital delilleri ortadan kaldırmaya yönelik girişimlerde bulunduğu da öne sürüldü. Eski erkek arkadaşından mesajları silmesini istediği, tanık beyanlarını etkilemeye çalıştığı, telefonunu değiştirdiği ve cihazını fabrika ayarlarına döndürdüğü iddiaları dosyada yer aldı. Ayrıca yurt dışına çıkış imkanlarını araştırdığına ilişkin tespitler de soruşturma evrakına girdi. Telefon incelemelerinde şüphelinin internet geçmişinde uyuşturucu maddelerin saçta tespit edilme sürelerine ilişkin aramalar ile suç ve dedektiflik temalı içeriklere yönelik araştırmalar bulunduğu kaydedildi. Buna karşılık yapılan toksikolojik incelemelerde şüpheli ve tanıktan alınan örneklerde uyuşturucu ya da uyarıcı maddeye rastlanmadığı bildirildi. Toplanan tanık anlatımları, dijital materyaller, bilirkişi raporları ve olay sonrasındaki davranışları birlikte değerlendiren Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı, Tuğyan Ülkem Gülter hakkında "tasarlayarak üst soya karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep etti. Dosya, yargılamanın yapılması için mahkemeye gönderilirken, sanığın hukuki durumuna ilişkin nihai kararı mahkeme verecek.

ALEYNA KALAYCIOĞLU VE KUNDAKÇI AİLESİ KARŞI KARŞIYA GELDİ Haber

ALEYNA KALAYCIOĞLU VE KUNDAKÇI AİLESİ KARŞI KARŞIYA GELDİ

İstanbul Ümraniye'de rapçi Canbay'ın bulunduğu araca düzenlenen silahlı saldırıda hayatını kaybeden Kubilay Kaan Kundakçı cinayetine ilişkin davanın ikinci duruşmasında, tutuklu sanıklar Aleyna Kalaycıoğlu ve Alaattin Kadayıfçıoğlu'nun da aralarında bulunduğu sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verildi. Anadolu 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Aleyna Kalaycıoğlu, Alaattin Kadayıfçıoğlu ve diğer sanıklar ile taraf avukatları katıldı. Tutuksuz sanık İzzet Yıldızhan ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. SANIKLAR SAVUNMALARINI YAPTI Duruşmada savunma yapan Aleyna Kalaycıoğlu, hakkında yöneltilen "kasten öldürmeye azmettirme" suçlamasını kabul etmedi. Kalaycıoğlu, "Azmettirdiğime dair hiçbir delil yok. Alaattin bu kadar cahil olabilir ama ben vicdansız değilim. Artık dayanacak gücüm kalmadı. Ben de bu olayın mağduruyum. Tahliyemi talep ediyorum." ifadelerini kullandı. Cinayetin faili olduğu iddiasıyla yargılanan Alaattin Kadayıfçıoğlu ise mahkemede "Çok özür dilerim." demekle yetindi. MAHKEME SALONUNDA GERGİNLİK YAŞANDI Duruşma sırasında sanık ve müşteki yakınları arasında zaman zaman gergin anlar yaşandı. Aleyna Kalaycıoğlu'nun annesi Zuhal Kalaycıoğlu, kızının tahliyesini talep ederek, "Bir insanın namusuna bu kadar laf edilmez. Mahvettiniz hayatları." dedi. Bunun üzerine hayatını kaybeden Kubilay Kaan Kundakçı'nın annesi Ülker Kundakçı ise "Biz ne yapalım? Biz çocuğumuza sarılamıyoruz." sözleriyle tepki gösterdi. Kundakçı ailesi ayrıca, "Peki bizim çocuğumuzu geri verebilecek misiniz?" ifadelerini kullandı. TUTUKLULUK HALİ DEVAM EDECEK İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Alaattin Kadayıfçıoğlu hakkında "kasten öldürme", Aleyna Kalaycıoğlu hakkında ise "kasten öldürmeye azmettirme" suçundan müebbet hapis cezası talep ediliyor. Dosyada tutuksuz yargılanan İzzet Yıldızhan hakkında ise "suçluyu kayırma" suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Mahkeme heyeti, Aleyna Kalaycıoğlu ve Alaattin Kadayıfçıoğlu'nun da aralarında bulunduğu tüm tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Kararın açıklanmasının ardından Aleyna Kalaycıoğlu'nun mahkeme salonunda fenalaşarak sinir krizi geçirdiği öğrenildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.