#Nostalji

- Nostalji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nostalji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Z KUŞAĞI KARAGÖZ VE HACİVAT'I ÇOK SEVDİ Haber

Z KUŞAĞI KARAGÖZ VE HACİVAT'I ÇOK SEVDİ

Modern teknolojinin ve dijital eğlence dünyasının kuşatması altındaki geleneksel Karagöz ve Hacivat sanatı, İzmirli "Hayalbazlar"ın ellerinde hayat bulmaya devam ediyor. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'nde yer alan Karagöz ve Hacivat sanatı, 700 yıllık geçmişinden aldığı güçle dijital çağın ekranlarına karşı beyaz perdeyi savunuyor. Tarihi sahnelerden kültür merkezlerine, dijital platformlardan mahalle meydanlarına kadar her alanda sergilenen Karagöz ve Hacivat sanatı, özellikle Ramazan aylarında yoğunlaşsa da yılın her döneminde yeni nesille buluşturulmaya çalışılıyor. Dana veya deve derisinden sabırla işlenen tasvirler, kök boyalarla renklendirildikten sonra bir mum veya ampul ışığının yardımıyla beyaz perdeye yansıtılıyor. Tek bir sanatçının (Hayalbaz) onlarca farklı karakteri aynı anda seslendirmesi ve doğaçlama yeteneğiyle harmanlanan oyunlar, izleyiciyi hem güldürüyor hem de düşündürüyor. Bu kadim sanatın yaşatılmasındaki temel amaç, sadece bir eğlence sunmak değil; toplumsal hoşgörüyü, kültürel kimliği ve usta-çırak ilişkisine dayanan zanaatkarlığı gelecek kuşaklara aktarabilmek. "Z KUŞAĞINI GÖLGEYLE TANIŞTIRIYORUZ" Son dönem hayalbazlarından olan Tuncer Savcı, Karagöz ve Hacivat sanatını yaşatmaya ve gelecek kuşaklara tanıtmaya gayret ediyor. Çocukların ekranlara hapsolmuş durumda olduğunu belirten Savcı, "Ancak perdenin bir başka büyüsü var. Karagöz'ün o saf patavatsızlığı ve Hacivat'ın bilgeliği, bugün sosyal medyadaki içeriklerden çok daha sahici bir aynalık yapıyor topluma. Biz sadece deri oynatmıyoruz, bir felsefeyi yaşatıyoruz." dedi. Tasvir yapımının zorluğu ve ekonomik kaygılar nedeniyle yeni çırakların yetişmemesi, bu 700 yıllık ışığın sönme riskini de beraberinde getiriyor. Tuncer Savcı, bu sanatın sadece "nostalji" olarak görülmemesi ve eğitim müfredatlarında daha fazla yer alması gerektiğini vurguluyor.

2010 YILINDA SİPARİŞ ETTİĞİ TELEFONLARI 16 YIL SONRA ALDI! Haber

2010 YILINDA SİPARİŞ ETTİĞİ TELEFONLARI 16 YIL SONRA ALDI!

Libya’da bir telefoncunun 2010 yılında sipariş ettiği Nokia marka cep telefonları, 2011’de patlak veren iç savaşın ardından oluşan kaos ortamı nedeniyle tam 16 yıl sonra teslim edilebildi. Gecikmeli teslimat sosyal medyada gündem olurken, olay ülkedeki süregelen istikrarsızlığın çarpıcı bir örneği olarak yorumlandı. SİPARİŞ UNUTULDU, TELEFONLAR YILLARCA DEPOLARDA BEKLEDİ 2010 yılında, o dönem pazarda önemli bir paya sahip olan Nokia’nın tuşlu modellerinden sipariş veren Libyalı telefoncu, 2011’de başlayan iç savaşın ardından siparişine asla ulaşamadı. Ülke genelinde çöken lojistik hatlar, işlemez hale gelen gümrükler ve yaygın güvenlik sorunları nedeniyle telefonlar sevk edilemedi; yıllarca bir depoda beklemek zorunda kaldı. "BUNLAR TELEFON MU, YOKSA TARİHİ ESER Mİ?" Aradan geçen 16 yılın ardından, sipariş sonunda sahibine ulaştı. Kutuları açarken yaşadığı şaşkınlığı gizleyemeyen esnaf, “Bunlar telefon mu, yoksa tarihi eser mi?” sözleriyle durumu esprili bir şekilde karşıladı. O anlar sosyal medyada büyük ilgi gördü. Nostalji rüzgarı estiren kutulardan, dönemin efsanevi tuşlu modelleri çıktı. Günümüzün akıllı telefon teknolojisine kıyasla oldukça ilkel kalan cihazlar, adeta geçmişten bugüne ulaşan dijital fosiller olarak değerlendirildi. TESLİMAT, LİBYA’DAKİ SAVAŞIN GÜNLÜK YAŞAMA ETKİSİNİ GÖSTERDİ Yaşanan bu olay sadece ilginç bir anekdot değil; aynı zamanda Libya’nın son 15 yıldır süren savaş, kaos ve siyasi istikrarsızlık sürecinin sıradan bir ticareti bile nasıl etkileyebildiğini ortaya koydu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.