#Organ Bağışı

- Organ Bağışı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Organ Bağışı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

19 YIL ÖMÜR BİÇİLEN 39 YAŞINDAKİ MÜGE MÜCADELEYİ KAYBETTİ Haber

19 YIL ÖMÜR BİÇİLEN 39 YAŞINDAKİ MÜGE MÜCADELEYİ KAYBETTİ

Bursa’da doğuştan nadir görülen Rubinstein-Taybi Sendromu ile yaşam mücadelesi veren 39 yaşındaki Müge Demirci, yoğun bakımda 11 gün süren tedavisinin ardından hayatını kaybetti. Ailesinin organ bağışına onay vermesiyle Demirci’nin organları üç hastaya umut oldu. 11 GÜNLÜK YAŞAM MÜCADELESİNİ KAYBETTİ Kestel’de bir rehabilitasyon merkezinde tedavi gören Müge Demirci, 17 Nisan’da kalp durması nedeniyle Kestel Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Yoğun bakımda tedavi altına alınan Demirci’nin 28 Nisan’da beyin ölümü gerçekleşti. Aileyle yapılan görüşmelerin ardından organ bağışı kabul edildi. 30 Nisan’da gerçekleştirilen operasyonla Demirci’nin karaciğeri ve iki böbreği, nakil bekleyen hastalara ulaştırılmak üzere alındı. "GİDERKEN BİLE ÜÇ CANA CAN OLDU" Anne Sema Öztekin, kızına henüz 16 günlükken Rubinstein-Taybi Sendromu teşhisi konulduğunu belirterek, yıllarca süren mücadeleyi sevgiyle sürdürdüklerini ifade etti. Öztekin, "O benim inci çiçeğimdi. Doktorlar en fazla 19 yıl yaşar demişti ama biz sevgiyle 39 yıl birlikte yaşadık. Giderken bile üç cana can oldu" dedi. "İYİ Kİ ONUN ANNESİ OLDUM" Kızının yaşam mücadelesinin kendileri için büyük bir anlam taşıdığını vurgulayan anne Öztekin, "İyi ki onun annesi oldum. Onunla sevgi dolu bir hayat yaşadık. Onun annesi olmaktan gurur duyuyorum" ifadelerini kullandı. ORGAN BAĞIŞIYLA UMUT OLDU Operasyon sürecine ilişkin bilgi veren Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Ayşegül Aydemir ise beyin ölümünün geri dönüşsüz bir durum olduğunu aileye detaylı şekilde anlattıklarını belirtti. Aydemir, "Aile için zor bir karardı ancak hastanın hayatı boyunca insanlara fayda sağladığını, vefatından sonra da bunu sürdürebileceğini düşündüler. Bu karar sayesinde üç hastaya umut olundu" diye konuştu. Yetkililer, organ bağışının hayat kurtaran önemine dikkat çekerek vatandaşları bu konuda duyarlı olmaya davet etti.

ORGAN BAĞIŞIYLA 4 HASTAYA UMUT OLDU Haber

ORGAN BAĞIŞIYLA 4 HASTAYA UMUT OLDU

Tedavi gördüğü İnegöl Devlet Hastanesi yoğun bakım ünitesinde beyin ölümü gerçekleşen 62 yaşındaki Abdulaziz Çakmak'ın yakınları örnek bir duyarlılık göstererek organ bağışına onay verdi. Bunun üzerine Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi ve Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinden gelen uzman ekiplerce İnegöl Devlet Hastanesi'nde organ alımı gerçekleştirildi. 2 böbrek, 1 karaciğer ve korneası ekiplerce alınarak Bursa ve Ankara'daki hastalara nakledildi. İnegöl Devlet Hastanesi resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Hastanemiz genel yoğun bakım ünitesinde tedavi görmekte olan 62 yaşındaki Abdulaziz Çakmak'ın beyin ölümü gerçekleşmesi sonucu yakınlarıyla yapılan aile görüşmesinde, organ nakli hakkında bilgilendirme yapılmıştır. Aynı zamanda organ bağışçısı olan hastamızın ailesi de örnek bir duyarlılık göstererek organ bağışına onay vermiştir. Organ nakli süreci yasal mevzuat ve etik kurallar çerçevesinde hastanemiz organ nakli kooordinasyon ekibi tarafından hızlı ve büyük bir titizlikle yürütülmüştür. Süreç sonucunda bağışlanan organlar Bursa ve Ankara illerinde dört ayrı hastaya umut olmuştur." Açıklama şöyle devam etti: "Bu süreçte özverili çalışmalarından dolayı kurumumuz idaresine, organ ve doku nakil koordinatörlüğümüze, yoğun bakım ünitesi, ameliyathane, radyoloji, laboratuvar ekip arkadaşlarımıza, nakil için çıkarımı yapan Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesine, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesine, Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli kıymetli hocalarımıza ve organ bağışını kabul eden yüce gönüllü ailemize teşekkür eder, birçok insana hayat olan merhuma Allah'tan rahmet dileriz. Organ bağışı sayesinde birçok hastaya sağlıklı yaşam şansı doğacak olması, acı bir kaybın toplum adına umut verici bir dayanışmaya dönüşmesine vesile olmuştur. Herkesi organ bağışçısı olmaya davet ediyor ve nakil bekleyen tüm hastalara acil şifalar diliyoruz. Organ bağışçısı olmak için hastanelerin organ ve doku nakil birimlerine başvurabilir veya E-Nabız üzerinden organ bağışı beyanında bulunabilirsiniz."

BEYİN ÖLÜMÜ GERÇEKLEŞEN BABA 5 HASTAYA UMUT OLDU Haber

BEYİN ÖLÜMÜ GERÇEKLEŞEN BABA 5 HASTAYA UMUT OLDU

Manisa’nın Alaşehir ilçesinde yaşayan 70 yaşındaki Mustafa Özer, hafta sonu geçirdiği beyin kanaması sonrası Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi’ne sevk edildi. Yoğun bakımda yapılan tüm müdahalelere rağmen Özer’in beyin ölümü gerçekleşti. Hastanede yapılan kapsamlı tetkikler sonucunda beyin ölümünün tıbben kesinleşmesinin ardından, aile ile organ bağışı görüşmesi yapıldı. 3 çocuk ve 5 torun sahibi Mustafa Özer’in ailesi, örnek bir karara imza atarak organ bağışını kabul etti. KARACİĞER, İKİ BÖBREK VE KORNEALAR NAKİL İÇİN GÖNDERİLDİ Organ bağışı sürecinin tamamlanmasının ardından hastaneye gelen iki ayrı uzman ekip tarafından ameliyata alındı. Mustafa Özer’in; Karaciğeri, İki böbreği, Korneaları başarıyla çıkarılarak nakil bekleyen hastalara ulaştırılmak üzere ambulanslarla İzmir ve Denizli’ye gönderildi. Yapılan bağışla birlikte 5 hastanın hayata tutunmasına umut doğdu. “AİLECE ONAY VERDİK” Mustafa Özer’in oğlu Ramazan Özer, bağış kararının aile içinde ortak şekilde alındığını belirtti. Özer, “Annem ve kardeşlerim onay vermiş. Beni aradılar, ben de onayladım. Eğer onlar kabul ettiyse benim için de problem yok dedim” ifadelerini kullandı. Organ Nakli Koordinatörü Prof. Dr. Gönül Tezcan Keleş, beyin ölümünün tıbbi olarak geri dönüşü olmayan bir durum olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Hastamız yaygın beyin kanaması nedeniyle hastanemize getirildi. Yapılan tüm tetkikler beyin ölümünü kanıtladı. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra yaşama şansı bulunmuyor. Ancak diğer organlar sağlıklı çalıştığı için bu süreci organ nakli açısından değerlendirmek çok kıymetli.” Keleş, Türkiye’de organ nakline duyulan ihtiyacın yüksek olduğunu belirterek, aileye Ramazan ayı içerisinde gösterdikleri duyarlılık için teşekkür etti. BAŞHEKİMDEN TEŞEKKÜR MESAJI Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu da bağış yapan aileye başsağlığı dileklerini ileterek, organ bekleyen hastalar için bu tür kararların büyük önem taşıdığını ifade etti. Topçu, “Mustafa Özer’in bağışı, nakil bekleyen hastalara umut oldu. Gösterilen hassasiyet son derece kıymetli” dedi. ORGAN BAĞIŞI ÇAĞRISI Yetkililer, beyin ölümü gerçekleşen hastaların sağlam organlarının bağışlanmasının hem tıbbi hem de insani açıdan büyük önem taşıdığını belirterek vatandaşları organ bağışı konusunda duyarlı olmaya davet etti. Türkiye genelinde binlerce hasta, karaciğer, böbrek ve kornea nakli için sıra bekliyor. Yapılan her bağış, birden fazla hastanın hayatını değiştirebiliyor.

YAŞARKEN OĞLUNA, ÖLÜNCE DE 3 KİŞİYE UMUT OLDU Haber

YAŞARKEN OĞLUNA, ÖLÜNCE DE 3 KİŞİYE UMUT OLDU

Balıkesir'de yaşarken oğluna böbreğini bağışlayan Embiye Yener, öldükten sonra da organ bağışı ile 3 kişiye daha umut oldu. Bursa'da gerçekleşen organ nakli, herkese örnek oldu. Balıkesir'de ikamet eden Embiye Yener, 69 yaşında vefat etti. Vefat ettikten sonra organları böbrek ve karaciğer bekleyen hastalara umut olan Yener'in, 2022 yılında ise bir böbreğini oğluna verdiği ortaya çıktı. Annesinin böbreği ile hayata tutunan oğlu Tahsin Yener, "Böbrek sıkıntısı sebebiyle hastaneye başvurduğumda illaki nakil ya da diyaliz dediler. Annemin dokuları bana birebir yüksek oranda uyduğu için Bursa'da başarılı bir nakil süreciyle sağlığıma kavuştum. Aradan 3 sene geçti. Annem hayatını kaybetti. Annemin hep bir hayali vardı. Benden kaynaklı olsa gerek, ‘Benim organlarımı bağışlayın' derdi. Bizde onun isteğini yerine getirerek, organ bağışında bulunduk. Veri tabanı girildiği gibi, 2 yetişkin ve 1 çocuk hastaya uyduğu söylendi. Onlara şifa oldu. Annem öldükten sonra da yine birilerinin hayatına devam etmesine vesile oldu" dedi. "Başına gelmeyen bilmez" Yaşadığı günleri duygu dolu gözlerle anlatan Tahsin Yener, "O günleri biz çok iyi biliyoruz. Organ naklinin ne kadar önemli olduğunu, gücümün yettiğince, tanıdığım tanımadığım herkese anlatmaya çalışıyorum. Bütün akrabalarımı, arkadaşlarımı ve tanıştığım herkese, organ bağışında bulunması konusunda bilgilendiriyorum. Çünkü başına gelmeyen bilmiyor. Gerçekten bunu yaşayan biliyor" diye konuştu. "Organ naklini gerçekleştiren doktor da duygulandı" Organları bağışladıktan sonra öğrendiği bir olayı anlatan Tahsin Yener, "Nakli yapacak olan doktor, bizim naklimizi yapan doktordu. 3 sene evvel annemin böbreğini alıp bana nakil ettiğini isminden hatırlamış, hatta biraz da duygulanmış. Hocam, sağ olsun, ameliyata başlamadan geri çıkarak, kendine gelmek istemiş. Oradaki doktorlara, ‘Nasıl bir kadındır ki, öldükten sonra da yine şifa oluyor' diye söylemiş. Bunlar önemli detaylar; küçük ama çok önem arz eden detaylar. Zaten ben de ilk fırsatta hocamızı gidip görmeyi düşünüyorum" dedi. "Oğluna ve 3 nakil bekleyen hastana umut oldu" İlk önce oğluna, daha sonra organ nakil bekleyen 3 kişiye umut olan Embiye Yener'in ameliyatlarını gerçekleştiren Acıbadem Bursa Hastanesi Organ Nakli Merkezi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Oktay ise, "Canlı verici olarak oğluna böbrek vermişti. Kendisi gayet sağlıklıydı. Oğlu da nakil böbreğiyle sağlığına kavuşmuştu. Elim bir kaza sonucu Embiye hanım hayatını kaybediyor. Daha önce aile arasında bu konu bilindiği için tereddüt etmeden ailesi de organ bağışında bulundu. Çoklu organ bağışı yaptılar. Tabi tek böbreğini zaten yaşıyorken vermişti, vefat ettikten sonra da ikinci böbreğini ve karaciğerini nakil bekleyen hastalara verdi" şeklinde konuştu. "Aile içerisinde organ bağışının konuşulması önemli" Bu nakilde en dikkat çeken konun aile içerisinde konuşulması olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Bülent Oktay, "Aile arasında bu konu daha önce konuşulmuş ve kişilerin bu konuda fikir ya da beyanı biliniyorsa, öldükten sonra organ bağışlamada hiç problem yaşanmıyor. Çünkü ülkemiz, canlı vericide dünyada en yüksek bağışı yapan ülke, ama ölüye gelince son derece düşük rakamlar var. Bunun temel sebebi de kültürel ya da inançlar değil, bunlar olsa canlıyken veremeyiz. Buradaki temel sebep, vefat eden kişinin yakınlarının vicdan olarak karar verememesidir. "Acaba sağlığında merhum veya merhume organ bağışına meyilliydi, yapar mıydı?" diye. Eğer bu daha evvel konuşulmuş olsa, bu örneğimizde olduğu gibi, kişi daha evvel böbreğini vermiş; tereddüt bile etmediler, hemen verdiler" dedi.

BURSA'DA BABASININ BÖBREĞİ İLE HAYATA TUTUNDU Haber

BURSA'DA BABASININ BÖBREĞİ İLE HAYATA TUTUNDU

Bursa Şehir Hastanesi'nde doğuştan genetik hastalığı nedeniyle 3 yıldır diyaliz tedavisi gören 9 yaşındaki İdo, babasının verdiği böbrekle hayata tutundu. Sağlık Bakanlığı öncülüğünde yürütülen organ nakil çalışmaları kapsamında Bursa Şehir Hastanesi'nde canlıdan canlıya pediatrik organ nakli gerçekleşti. Yabancı uyruklu İdo Alabdul Ghafour, genetik bir hastalık olan Jeune Sendromu ile doğduğundan beri mücadele ediyordu. 3 yıldır diyaliz alan İdo için doktorları nakil olması gerektiğini belirtti. Uygun donör çıkmayınca 32 yaşındaki babası Abdullah A. Ghafour, oğlunu yaşatmak için böbreğini bağışladı. Bursa Şehir Hastanesi'nde gerçekleşen operasyon ile babanın sol böbreği oğluna nakledildi. 1 haftalık tedavi sürecinin ardından minik İdo hastaneden sağlıklı bir şekilde taburcu edildi. Bursa Şehir Hastanesi'nde görevli Çocuk Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Erdoğan, İdo'ya gerçekleştirilen operasyonla ilgili yaptığı açıklamada, "Hastamız 9 yaşında erkek hasta. Doğuştan genetik bir hastalık olan Jeune Sendromu hastası. Bu yüzden 3 yıldır diyaliz programında. Yaklaşık 2 yıl hemodiyalizde kaldıktan sonra son 1 yıldır periton diyalizi programında izliyoruz. Tahmin edeceğiniz gibi oldukça zor süreçler ve maalesef hastanın bir kardeşi daha aynı sendromdan diyaliz tedavisi görüyor. Biz uzun süreden beri organ nakli için planlama yapıyoruz ama babası bu iş için gönüllü oldu. Böbreğini verdi ve sonrasında böbrek takıldı. Şu aşamada gayet iyi gözüküyor." şeklinde konuştu. Organ Bağışına Duyarlı Olalım Herkesin İdo gibi şanslı olmadığının altını çizen Prof. Dr. Erdoğan, "Bizim sırada çok bekleyen çocuk hastamız var. Bunlardan birçoğu maalesef organ vericisi olmayan hastalarımız. Dolayısıyla bizim en önemli mesajımız kadavra bağışı konusunda olmalı. Bu sağlanırsa böbrekler toprak altına gitmektense bu hastalara giderse hem onlar açısından hem diyalizlerin oldukça maliyetli işler olması sebebiyle ülkemiz açısından oldukça faydalı olur. Bu yüzden organ bağışı konusunda halkımızın çok bilinçli olması gerekiyor." dedi. Nakil operasyonunda görev alan Böbrek Nakli Birim Sorumlusu Üroloji Uzmanı Op. Dr. Serdar Geylan ise, "İki gün önce babasını taburcu etmiştik. Bugün de babası İdo'yu almaya geldi. Onun da taburculuğunu yapacağız. Öncelikle bu bir ekip işidir. Pediyatrik canlı vaka yapmak kolay iş değil. Bu işin içinde çok büyük bir emek var. Özverilerini esirgemeyen tüm ekibe teşekkürlerimi sunuyorum." diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.