#Pkk

- Pkk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Pkk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DEVLET BAHÇELİ: ÖCALAN UMUDA, DEMİRTAŞ YUVASINA DÖNMELİ! Haber

DEVLET BAHÇELİ: ÖCALAN UMUDA, DEMİRTAŞ YUVASINA DÖNMELİ!

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, terörle mücadele, Suriye politikası, erken seçim tartışmaları ve muhalefete yönelik eleştirilerle gündeme damga vurdu. Bahçeli’nin, “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında yaptığı çağrılar ise özellikle dikkat çekti. "ANADOLU HUZURA, ÖCALAN UMUDA, AHMETLER MAKAMA, DEMİRTAŞ YUVASINA DÖNÜNCEYE KADAR KARARIMIZ NETTİR" Konuşmasının sonunda sürece dair umut ve çözüm vurgusu yapan Bahçeli, dikkat çeken şu sözleri kullandı: "Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama, Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir". Bu açıklama, terör örgütü PKK’nın kurucusu Abdullah Öcalan’a "umut hakkı" verilmesi, yerine kayyum atanan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk ve görevden alınan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in görevlerine iade edilmesi, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın ise tahliyesine yönelik bir çağrı olarak yorumlandı. “PKK'NIN KURUCU ÖNDERLİĞİ SÖZÜNDE DURDU” Bahçeli, 27 Şubat 2025 tarihinde yapılan “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısının üzerinden geçen 337 günün sonunda, PKK’nın kurucu kadrosunun verdiği sözlere bağlı kaldığını, silahların bırakıldığını ve örgütün kendini feshettiğini savundu."PKK'nın kurucu önderliği 27 Şubat 2025 tarihinden itibaren verdiği tüm sözlerin ardında durdu mu? Durdu. Bölücü terör örgütünün lağvedilmesini ve silahların yakılmasını sağladı mı? Sağladı." Bu ifadelerle birlikte Bahçeli, örgütün tüm bileşenleriyle birlikte dağılma kararı aldığını ve bunun dikkate alınması gerektiğini dile getirdi. “SURİYE TEK RENGE BÜRÜNMÜŞ, PARALEL YAPI ÇÖKMÜŞTÜR” Suriye’nin siyasi geleceğine dair değerlendirmede bulunan Bahçeli, bölgedeki gelişmelerin Türkiye’nin lehine seyrettiğini belirtti: "Suriye'de devlet içinde devletin olmayacağı, paralel bir ordunun hayalden ibaret kalacağı netleşmiştir." Bahçeli, terör örgütü YPG’nin bölgeden tasfiye edildiğini ve Siyonist emperyalizme hizmet eden yapıların işlevsiz hâle geldiğini ifade etti. KÜRT MESELESİNE FARKLI BİR YAKLAŞIM: “YPG İLE KÜRTLERİ YAN YANA GETİRMEK GAFİLLİKTİR” Bahçeli, etnik kimlik ve terör örgütleri arasında ayrım yapılması gerektiğinin altını çizdi: "Kürt kardeşlerimizle YPG’yi yan yana getirmek gafilliktir." MHP lideri, Türk ve Kürt vatandaşların kardeşlik hukuku içinde yaşamaya devam edeceğini vurgulayarak, terör örgütlerinin Kürt halkı adına hareket ettiği iddialarını reddetti. ERKEN SEÇİM ÇAĞRILARINA YANIT: “SİYASÎ AHMAKLIK” CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in erken seçim çağrılarına sert sözlerle yanıt veren Bahçeli, seçimlerin zamanında yapılacağını belirtti: "Erken seçim diye bir şey asla gündeme alınmayacaktır." "CHP Genel Başkanı’nın şahsıma beyhude çağrılar yapması tam bir siyasî ahmaklıktır." Bahçeli, Cumhur İttifakı olarak Türkiye’nin geleceğini Türk Yüzyılı vizyonuyla inşa etmeye devam edeceklerini söyledi. CHP’YE SERT ELEŞTİRİLER: “SİYASETİ YPG’YE KAPTIRANLAR KAYBEDECEK” Suriye yönetimine dair yapılan değerlendirmelerde CHP liderinin Ahmed Şara hakkında kullandığı ifadeleri eleştiren Bahçeli, bu sözleri “hezeyan” olarak niteledi: "Suriye'nin siyasî ve toprak bütünlüğünü sağlamasından dolayı uykularının kaçtığını itiraf etmelidir." Muhalefeti "fitne yaymakla" suçlayan Bahçeli, Türk-Kürt kardeşliğini bozmayı planlayanların kaybedeceğini ifade etti. MİLLİYETÇİLİK VURGUSU: “ÜÇ HİLAL YARINLARIN PARTİSİDİR” MHP’nin ideolojik yönünü de vurgulayan Bahçeli, partilerinin sadece bugünün değil, yarının da siyasi aktörü olduğunu belirterek: "MHP ve Cumhur İttifakı bütün Türkiye'nin hatta Türk İslam dünyasının siyaset kutbudur. Üç hilal sadece bugünün değil, yarınların da partisidir."

BAKAN FİDAN: İRAN’A ASKERİ MÜDAHALEYE KARŞIYIZ Haber

BAKAN FİDAN: İRAN’A ASKERİ MÜDAHALEYE KARŞIYIZ

Bakan Fidan, özellikle İran, Suriye, Gazze, Ukrayna ve AB ile ilişkiler konularında Türkiye’nin tutumunu net ifadelerle ortaya koydu. “İRAN’DAKİ GELİŞMELERİ YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ” Fidan, İran’daki iç gelişmelerin Türkiye’yi doğrudan ilgilendirdiğini vurgulayarak, "İran bizim yüzyıllardır değişmeyen sınır komşumuzdur. Yoğun ticari ve sosyal bağlarımız var. İran’a yönelik herhangi bir askeri müdahaleye karşıyız" dedi. Ayrıca, İran'da yaşanabilecek bir istikrarsızlığın bölgenin kaldıramayacağı ölçüde bir yük oluşturacağını ifade etti. GAZZE İÇİN ULUSLARARASI YARDIM PLANI Gazze'de ikinci aşamaya geçildiğini duyuran Fidan, "Filistinli teknik komitenin Gazze’yi yönetmesi, ardından Barış Kurulu’nun ilan edilmesi ve yönetim yapısının kurulması hedefleniyor" dedi. İsrail’in barış planlarına direndiğini belirten Fidan, "Netanyahu hükümeti Filistinlilerin Gazze’den çıkmasını amaçlıyor" yorumunda bulundu. Türkiye'nin çadır ve konteyner yardımı için hazırlıklarının sürdüğünü söyledi. “10 MART MUTABAKATI UYGULANMALI” Suriye’de çözüm için “10 Mart Mutabakatı”nın hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Fidan, SDG’nin PKK ile olan bağlantısının gizli değil, herkesçe bilinen bir gerçek olduğunu kaydetti. Halep'te tekrar eden askeri senaryolardan yakındı: "Aynı filmi izliyoruz: Direniyorlar, güç kullanılıyor, geri adım atıyorlar. Bu döngüden çıkılmalı" dedi. UKRAYNA SAVAŞI VE NATO'DA TÜRKİYE’YE YENİ ROL Fidan, Paris’te düzenlenen Gönüllüler Koalisyonu toplantısına katıldığını hatırlatarak, Ukrayna ile yapılacak muhtemel barış anlaşması sonrası Karadeniz’de NATO deniz gücünün komutasının Türkiye’ye verileceğini açıkladı. "Cumhurbaşkanımızın talimatıyla bu görev bize verildi. Kara ve hava unsurları ise İngiltere ve Fransa'nın öncülüğünde yürütülecek" ifadelerini kullandı. F-35 VE CAATSA MESAJI Fidan, F-35 programından çıkarılmaya neden olan CAATSA yaptırımlarının kaldırılması için diplomatik çalışmaların sürdüğünü, bu yaptırımlar kalkarsa F-35 sürecinin yeniden canlanabileceğini söyledi. “VİZE SERBESTİSİ MUTLAKA HAYATA GEÇİRİLMELİ” AB ile ilişkilerde vize konusuna da değinen Bakan Fidan, Vize Serbestisi Anlaşması’nın yürürlüğe girmesinin öncelik olduğunu belirtti. Avrupa'da göçmen karşıtlığının siyaseti etkilediğini belirten Fidan, "Artık göçün kendisi değil, içeridekileri geri gönderme söylemi aşırı sağın yükselmesini besliyor" dedi. YUNANİSTAN İLE GERGİNLİK Yunanistan'la diyalog çağrısı yapan Fidan, "Sorunların çözümüne hazırız ama Yunan siyasetinde Türkiye'yi ‘tehdit’ gibi sunmak iç politika için hâlâ etkili bir araç. Bu yaklaşım çözüme engel oluyor" ifadelerini kullandı. ÇİN İLE LOJİSTİK İŞBİRLİĞİ GÜNDEMDE Çin’le İpek Yolu ve Orta Koridor gibi projelere yeniden ivme kazandırmak istediklerini söyleyen Fidan, “Karşılıklı faydaya dayalı, kimseyi rahatsız etmeyen her işbirliğine açığız” diyerek Türkiye’nin pozisyonunu netleştirdi.

ASGARİ ÜCRET ENFLASYONU TETİKLEYEN BİR ETKEN DEĞİL Haber

ASGARİ ÜCRET ENFLASYONU TETİKLEYEN BİR ETKEN DEĞİL

BBP Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı, 2025’in en büyük sorununun ekonomi olduğunu belirterek, asgari ücret artışının vatandaşın geçim sıkıntısını gidermekten uzak kaldığını ifade etti. Asgari ücretin açlık sınırı değil insanca yaşam ücreti olması gerektiğini ve enflasyonu tetikleyen bir unsur olmadığını vurgulayan Alfatlı, "Asgari ücret açlık sınırı değil insanca yaşam ücreti olması gerekir diyoruz. Bu ücretin asla enflasyonu tetikleten bir etken olmadığını iddia ediyorum" ifadelerini kullandı. Büyük Birlik Partisi (BBP) Bursa İl Başkanlığı, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla basın mensuplarıyla kahvaltı programında bir araya geldi. Programa katılan BBP Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı, 2025 yılının en önemli gündem maddesinin ekonomi olduğunu belirterek, işçi ve emekli maaşlarındaki artış oranlarının yetersiz kaldığını dile getirdi. Alfatlı, açıklanan ücret artışının vatandaşın geçim sıkıntısını gidermekten uzak olduğunu vurgularken, asgari ücretin açlık sınırı değil insanca yaşam ücreti olması gerektiğini ifade etti. Ücret artışlarının enflasyonu tetikleyen bir unsur olmadığını savunan Alfatlı, ücretlerin mutlaka iyileştirilmesi gerektiğini kaydetti. "Asgari ücretin yüzde 50 artması gerektiğini söyledik" Asgari ücretin vatandaşın derdini çözecek seviyeye gelmesi gerektiğini söyleyen Alfatlı, "2025 denilince ilk akla gelen derin bir ekonomik sıkıntı. 2024 yılında enflasyon yüzde 45’lerdeyken asgari ücret yüzde 30 artış sağlamıştı. Şimdi enflasyon oranı yüzde 31 olarak açıklandı, yüzde 27 asgari ücretliye artış sağlandı. Ücretlinin geçmişten kalan yüzde 50 hakkı var. Biz bunu popülist bir politika olarak söylemedik. Bir gerçeklilik tespiti olarak söyledik. Biz BBP olarak 22 bin 104 lira olan asgari ücretin yüzde 50 artarak 33 bin lira gibi bir rakama gelmesini söyledik. Ancak 28 bin 75 lira olarak açıklandı, zaman geçmiş değil bu rakamın mutlaka iyileştirilmesi lazım, vatandaşın dertlerini çözecek bir rakama gelmesi lazım. 16 bin 881 lira olan emekli maaşları da arttırıldı ancak bu da çok yetersiz. Biz bu rakamın asgari ücret seviyesine yakın olmasını ifade ediyoruz. Bu ücret açlık sınırı değil insanca yaşam ücreti olması gerekir diyoruz. Bu ücretin asla enflasyonu tetikleten bir etken olmadığını iddia ediyorum" dedi. "SDG diyerek yumuşatmaya çalışıyorlar" Yapılan iyi niyetlere rağmen karşı tarafın samimiyetsiz olduğunu kaydeden Alfatlı, "Biz BBP olarak terörsüz bir Türkiye’yi savunuyoruz. Biz insanların huzur içerisinde yaşadığı Türkiye’yi savunuyoruz. Tabi ki terör olmasın istiyoruz, çocuklarımız şehit olmasın istiyoruz. Ama karşınızdaki tasması emperyalistlerin elinde olan adeta aparat olarak kullanılan dünyanın en vahşi terör örgütü var. Güvenlik güçlerimiz zaten bu çapulcuları yendiler, kökünü kazıdılar. Kahraman mehmetçiğimiz bunları yerle yeksan etti. Ama karşı tarafın muhataplarına güvenilmeyeceğini son gelişmelerde de hep beraber gördük. Halep’te yaşananları gördük, kaldı ki Halep onların hakim olduğu bir bölge değil. SDG diyerek yumuşatmaya çalışıyorlar ama Suriye’nin kuzeyi PKK’nın yuvalandığı yerler. İran’da PJAK diye çıkıyor, Türkiye’de PYD/YPG diye çıkıyor. Mecliste partisi de bağırmaya başladı. Bütün iyi niyete rağmen ay yıldızlı bayrağımızı teşkilatlarımıza astıramadık. Hani beraberdik, hani kardeştik. Kim bu ülkede kendini nasıl ifade ediyorsa bir ve beraber yaşamak istiyoruz" ifadelerini kullandı.

2 ASKER ŞEHİT OLMUŞTU: KOMUTANLAR DAHİL 4 KİŞİ İHRAÇ EDİLDİ Haber

2 ASKER ŞEHİT OLMUŞTU: KOMUTANLAR DAHİL 4 KİŞİ İHRAÇ EDİLDİ

Ayrıca olayla ilişkili 8 personele ise olaydaki kusur derecelerine göre disiplin cezaları verildi. Milli Savunma Bakanlığı, basın mensuplarının gündemdeki sorularına yönelik açıklamalarda bulundu. Bakanlık, Temmuz ayında İskenderun’da temel askerlik eğitimi sırasında sıvı kaybı nedeniyle iki askerin şehit olduğu olayın soruşturmasının tamamlandığını açıkladı. İnceleme sonucunda tabur komutanı dahil 4 personelin TSK'dan ihraç edildiği, 8 personel hakkında ise disiplin cezası uygulandığı bildirildi. İSKENDERUN DENİZ ER EĞİTİM ALAY KOMUTANLIĞINDA YAŞANAN OLAY Bakanlıktan yapılan açıklamalar şöyle: 25 Temmuz 2025 tarihinde, İskenderun Deniz Er Eğitim Alay Komutanlığında iki Mehmetçiğimizin şehit olduğu olay ile ilgili süreç büyük bir hassasiyetle yürütülmüş, İdari Tahkikat ve Adli Tıp raporları tamamlanmıştır. Bu kapsamda; olayda kastı, kusuru veya ihmali olan ve Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edilen, Alay ve Tabur Komutanı dâhil 4 personelin Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilmiş, 8 personele ise olaydaki kusur derecelerine göre çeşitli disiplin cezaları verilmiştir. Ayrıca adli süreç İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmektedir. Gücünü bağrından çıktığı asil Türk milletinin sevgisi, güveni ve dualarından alan kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; yaşanan olay ve gelişmelere ilişkin mevzuat doğrultusunda şimdiye kadar olduğu gibi açık ve şeffaf bir yaklaşım sergilemeye, kamuoyunu doğru ve zamanında bilgilendirmeye devam edecektir. Şehit olan kahraman Mehmetçiklerimize Allah'tan rahmet; kederli ailelerine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile asil milletimize başsağlığı ve sabır diliyoruz. AZERBAYCAN-GÜRCİSTAN SINIRINDA DÜŞEN C-130 UÇAĞI Azerbaycan-Gürcistan sınırında düşen C-130 tipi askeri kargo uçağımızın kara kutusu olarak tabir edilen FDR (Flight Data Recorder) ve CVDR (Cockpit Voice Data Recorder) cihazlarının TUSAŞ tesislerinde incelenmesine ve kaza kırım ekibimizin olay yerindeki çalışmalarına devam edilmektedir. Düşen uçağımıza ait enkaz parçaları Kayseri'de bulunan 2'nci Hava Bakım Fabrika Müdürlüğümüzde detaylı olarak incelenecektir. Yapılan ayrıntılı inceleme sonuçları kamuoyu ile paylaşılacaktır. Resmi açıklamalarımız haricinde yapılan haber ve yorumlara itibar edilmemesi önem arz etmektedir. TERÖR ÖRGÜTÜ PKK'NIN ZAP'TAN ÇEKİLME AÇIKLAMASI Bölücü terör örgütü PKK'nın silah bırakma ve fesih süreci, devletimizin ilgili kurumları tarafından büyük bir dikkatle yönetilmekte ve takip edilmektedir.

ALTILI MASA GİBİ NİKAH MASASI: KİMLER, KİMLERLE... Haber

ALTILI MASA GİBİ NİKAH MASASI: KİMLER, KİMLERLE...

İstanbul'da bir düğünden gelen görüntüler ''Altılı Masa''yı hatırlattı. Günlük yaşamda veya kameralar önünde bir araya gelme ihtimali düşük olan isimler bu düğünde bir araya geldi. Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinden ihraç ettiği eski Devlet Bakanı Mehmet Sevigen’in oğlunun düğününde nikah şahidi oldu. İş, sanat ve siyaset dünyasından, birbirinden oldukça farklı kişilerin yer aldığı düğünde; Kılıçdaroğlu, Binali Yıldırım, Süleyman Soylu ve Doğu Perinçek ile birlikte nikah şahidi oldu. Eski CHP milletvekili ve Devlet Bakanı Mehmet Sevigen'in oğlu Berke Sevigen ile iş insanı Bayram Yıldız'ın kız kardeşi Nurcan Yıldız, Çırağan Sarayı’ndaki düğünle evlendi. ALTILI MASAYI HATIRLATTI Berke Sevigen ve Nurcan Yıldız'ın nikah şahitlikleri arasında da farklı isimler yer aldı. Nikah masasındaki çeşitlik ve farklı görüşlerden isimlerin yer aldığı tablo, 2023 seçimleri öncesi Kılıçdaroğlu'nun çabalarıyla kurulan altılı masayı hatırlattı. Çiftin nikah şahitliklerini, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, eski Başbakan Binali Yıldırım, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, İstanbul Valisi Davut Gül, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, CHP'ye geçen Muharrem İnce, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, CHP Milletvekili İlhan Kesici ve eski Bakan Cavit Çağlar gibi isimler yaptı. Düğünde ayrıca Orhan Gencebay, Yavuz Bingöl gibi birçok sanatçı ve oyuncu da davetliler arasında yer aldı. SEVİGEN, KILIÇDAROĞLU İÇİN "FETÖ VE PKK’YA GÖZ KIRPIYOR" DEMİŞTİ Mehmet Sevigen, 29 Kasım 2021 tarihinde CHP Yüksek Disiplin Kurulu tarafından partiden oybirliği ile ihraç edilmişti. Sevigen'in, Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na yönelik sert söylemleri partiden ihracına neden olmuştu. Sevigen, şu ifadeleri kullanmıştı: “Disipline verilerek ihraç edilmeli. Açıkça FETÖ ve PKK’ya göz kırpıyor. Kılıçdaroğlu, CHP’nin önündeki en büyük engeldir. Kafasında Cumhurbaşkanlığı adaylığı düşüncesi yok, koltuğunu korumaya çalışıyor. Kemal Bey’in kafası çok bulanık ve Atatürk Cumhuriyetinden öç almayı hedefliyor. Bu kadar yenilgiye rağmen Atatürk’ten fazla genel başkanlık yaptı.”

BAHÇELİ: "DEMİRTAŞ'IN TAHLİYESİ HAYIRLARA VESİLE OLACAKTIR” Haber

BAHÇELİ: "DEMİRTAŞ'IN TAHLİYESİ HAYIRLARA VESİLE OLACAKTIR”

Bahçeli, “Hukuki yollar sonuca ulaşmıştır. Demirtaş’ın tahliyesi hayırlara vesile olacaktır” ifadelerini kullandı. Partisinin grup toplantısı sonrasında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Bahçeli, Meclis’te kurulan ve “Terörsüz Türkiye” vizyonunu hedefleyen komisyonun İmralı’ya gitmesi gerektiğini söyledi. “Bu sürecin hızlandırılması için PKK'nın kurucu önderliğinin görüşlerinin alınması gerektiğini” belirten Bahçeli, “MHP böyle bir heyete katılmaya hazırdır” dedi. “CUMHUR İTTİFAKI’NDA ÇATLAK YOK” Cumhur İttifakı’nda çatlak olduğuna yönelik iddialara da yanıt veren Bahçeli, “İttifakta çatlak yok. Biz çeliğe su verdikçe, vatan ve millet aşkında tek yürek oldukça, birileri papatya falı açmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı. Bahçeli, bu iddiaların siyasi manipülasyon olduğunu söyledi. “ABD BÜYÜKELÇİSİNE TEPKİ” Bahçeli, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Türkiye-İsrail ilişkilerine yönelik yaptığı açıklamaya da sert tepki gösterdi. “Görev yaptığı ülkeye politika çizmek hadsizliktir. Dış misyon görevlileri yerini ve hududunu bilmelidir,” dedi. “ANITKABİR’E NEDEN GİTMEDİĞİM SORULUYOR” 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda Anıtkabir törenine katılmamasıyla ilgili eleştirilere de yanıt veren Bahçeli, “Katılmamamın nedeni insani bir durumdur. Her şeyin arkasında bir anlam aramak lüzumsuzdur. Bunu bir turnusol kağıdı olarak değerlendirdik” dedi.

PKK TÜRKİYE'DEN ÇEKİLDİĞİNİ AÇIKLADI: METİNDE NE YAZIYOR? Haber

PKK TÜRKİYE'DEN ÇEKİLDİĞİNİ AÇIKLADI: METİNDE NE YAZIYOR?

PKK Türkiye'den çekileceğini duyurdu. Terör örgütü PKK'nın günlerdir 'tarihi bir adım' atacağı konuşuluyordu. Açıklama bügün geldi. Bölücü terör örgütü PKK “Barış ve Demokratik Toplum” sürecini ikinci aşamaya taşımak için Türkiye’deki üyelerini geri çektiklerini duyuruldu. Kandil'de yapılan basın açıklamasında "Türkiye’deki tüm güçlerimizi geri çekiyoruz" ifadelerini kullanıldı. Barış sürecinin yeniden başlamasının ardından silahlı faaliyetlerine son verdiğini ve örgütün feshedildiğini açıklayan terör örgütü PKK, bugün de Kandil'de bir basın toplantısı düzenledi. Kandil'de düzenlenen basın toplantısında örgütün Türkiye'de bulunan güçlerini çekileceği ifade edildi. 25 KİŞİLİK TÖREN İLE TÜRKİYE'DEN ÇEKİLİYORUZ MESAJI PKK söz konusu basın toplantısını örgütün üst yönetiminden isimlerin de olduğu 25 kişilik bir grupla Kandil Dağı eteklerinde yaptı. Açıklama ve görüntüler servis edildi. TERÖR ÖRGÜTÜ SİYASİ VE HUKUKİ ADIMLARIN ATILMASI İSTEDİ Peki 'PKK Türkiye'den çekilecek' açıklaması ne anlama geliyor? Açıklamada sembolik bir tören de gerçekleştirildi. Çekilme kararının açıklandığı basın toplantısında süreç kapsamında bir an önce hukuki ve siyasi adımların atılması gerektiği ifade edildi. İşte o açıklama... PKK'NIN BASIN AÇIKLAMASI PKK tarafından yapılan açıklama şu şekilde: “Ortadoğu’da yaşanan çatışma ve savaşların Türkiye’nin ve Kürtlerin geleceğini çok ciddi biçimde tehdit eder hale gelmesi üzerine; geçen yıl Cumhurbaşkanı ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yle, Önder Abdullah Öcalan’ın açıklamalarıyla başlayan ve Önder Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli ‘Barış ve Demokratik Toplum’ çağrısı ile kimlik kazanan süreç, son derece önemli ve kritik bir aşamadan geçmektedir. Geçen 8 aylık süre içinde Kürt tarafı olarak biz, Barış ve Demokratik Toplum çağrısı temelinde tarihi öneme sahip büyük adımlar attık. Sakin ve rahat bir tartışma ortamı yaratabilmek için, çağrıdan hemen sonra 1 Mart günü ateşkes ilan ettik. Önder Abdullah Öcalan’ın uygun yöntemlerle gerçekleştirdiği yönlendirme temelinde 5-7 Mayıs tarihleri arasında PKK 12. Kongresini toplayarak PKK’nin örgütsel varlığını ve silahlı mücadele stratejisini sona erdirme kararlarını aldık ve bunların ancak Önder Abdullah Öcalan’ın doğrudan yürütmesi ile pratikleşebileceğini de bu kararlara ekledik. İki ay sonra 11 Temmuz günü ise, Önder Abdullah Öcalan’ın görüntülü çağrısı temelinde KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat yönetimindeki 30 kişilik Barış ve Demokratik Toplum Grubu, düzenlenen bir törenle silahlarını yakarak, silahlı mücadeleyi sona erdirme kararını uygulamadaki net ve kararlı tutumumuzu ortaya koydu. Önder Abdullah Öcalan ve PKK öncülüğünde Kürt tarafının attığı bu tarihsel adımlar, Türkiye siyasi ve toplumsal ortamını derinden etkileyerek, barış ve demokratikleşme doğrultusunda yeni bir ruh ve irade ortaya çıkardı. Kürtlerin barış, demokratik ve özgürlükten yana olan bu cesur ve fedakar tutumu, Türkiye içinde ve dışında genel planda hep takdirle karşılanmıştır. Türkiye’deki tüm güçlerimizi geri çekmeyi gerçekleştiriyoruz Yaşanan yetersiz yaklaşımlara rağmen Önder Abdullah Öcalan ve Kürdistan Özgürlük Hareketi, Türkiye ve Kürtler üzerine gittikçe ağırlaşan tehlikeleri bertaraf edebilmek için gelecek yüzyılların özgür, demokratik ve kardeşçe yaşamının temellerini atabilmek için, Barış ve Demokratik Toplum sürecini ikinci bir aşamaya taşıyabilmek amacıyla ön açıcı yeni pratik adımlar atmaya çalışmaktadır. Bu doğrultuda, 12. Kongre Kararları temelinde planladığı Türkiye sınırları içinde çatışma riski oluşturan ve olası provokasyonlara açık olan Türkiye’deki tüm güçlerimizi Medya Savunma Alanlarına geri çekme işlemini Önder Abdullah Öcalan’ın da onayı temelinde gerçekleştirmekteyiz. Medya Savunma Alanlarına ulaşan gruplardan bir kısmı şu an burada bulunmakta ve bu açıklamaya bizzat katılmaktadır. Ayrıca sınır alanlarında da çatışma riski oluşturan olası provokasyonlara açık olan mevzilerde de benzer düzeltici tedbirler alınmaktadır. Kuşkusuz attığımız bu adımların etki düzeyini pratik gösterecektir. Ancak attığımız bu pratik adımlar da PKK’nin 12. Kongre Kararlarını uygulamadaki kararlılığı ve net tutumumuzu bir kez daha ortaya koymaktadır. Çok açık ki biz 12. Kongre Kararlarına bağlıyız ve uygulamakta kararlıyız. Ama bunların pratikleşmesi için de yine PKK 12. Kongresinin aldığı kararlar doğrultusunda sürecin gerektirdiği hukuki ve siyasi yaklaşımlar gecikmeden gösterilmelidir. Bu çerçevede PKK’ye özgü Geçiş Hukuku esas alınmalı, demokratik siyasete katılabilmek için gerekli özgürlük ve demokratik entegrasyon yasaları gecikmeden çıkarılmalıdır. Son olarak çağrımız, başta kadınlar ve gençler olmak üzere tüm halkımızadır. Süreç birilerinden bir şeyler bekleme değil, özgür ve demokratik yaşamı örgütlü mücadeleyle yaratma ve kazanma sürecidir. O halde kendini bu yaşamın içinde gören herkesin ‘Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin’ başarısı için seferberlik düzeyinde mücadele etmesi gerekir. Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu mutlaka zafere ulaşacaktır.”

TBMM IRAK, SURİYE VE LÜBNAN TEZKERELERİNE ONAY VERDİ Haber

TBMM IRAK, SURİYE VE LÜBNAN TEZKERELERİNE ONAY VERDİ

TBMM, Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) kapsamında Lübnan’da bulunan Türk askerinin görev süresinin 2 yıl, Irak’ta ve Suriye’de görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) görev süresinin 3 yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Tezkereleri’ni Genel Kurul’da kabul etti. Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) kapsamında Lübnan’da bulunan Türk askerinin görev süresinin 2 yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi kabul edildi. TBMM AK Parti, CHP, MHP, İYİ Parti ve Yeni Yol Partisi milletvekilleri tezkereye kabul oyu verirken, DEM Parti çekimser kaldı. Türkiye’nin, UNIFIL’e yaptığı katkılarla barışı koruma harekatının etkin biçimde icrasında önemli bir işlev üstlendiğinin kaydedildiği tezkerede, "Bu çerçevede Türkiye’nin katkısı gerek Birleşmiş Milletler sistemi içinde, gerek bölgesel ve küresel ölçekte, gerek kapsamlı sivil-asker işbirliği faaliyetleri vasıtasıyla Lübnan toplumunun her kesimi nezdinde görünürlüğünün artmasına, ayrıca barış ve istikrarın korunmasına yönelik politikasının sürdürülmesine hizmet etmiştir. Bu itibarla UNIFIL’e katkımızın sürdürülmesinin önem arz ettiği değerlendirilmektedir" ifadelerine yer aldı. UNIFIL’in görev süresinin BMGK kararıyla 31 Aralık 2026’ya kadar son kez uzatıldığı belirtilen tezkerede, 2027 yılına kadar UNIFIL’in tedricen tasfiyesine başlanmasının kararlaştırıldığı vurgulandı. Lübnan Tezkeresi’nde, şunlar kaydedildi: "Lübnan ile ikili ilişkilerimiz ve bölgedeki güvenlik koşulları da göz önünde tutularak, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin UNIFIL’in görev süresinin uzatılması ve tedricen tasfiyesi yönündeki 2790 Sayılı Kararı uyarınca hudut, şümul ve miktarı Cumhurbaşkanınca belirlenecek Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının 1701 Sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı ve 880 Sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla tespit edilen ilkeler kapsamında 31 Ekim 2025 tarihinden itibaren 2 yıl daha UNIFIL’e iştirak etmesi ve bununla ilgili gerekli düzenlemelerin Cumhurbaşkanınca yapılması için gereğini Anayasa’nın 92’nci maddesi uyarınca bilgilerinize sunarım." Türk askeri 3 yıl daha Suriye ve Irak’ta Irak’ta ve Suriye’de görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) görev süresinin 3 yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Tezkereleri TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. AK Parti, MHP, İYİ Parti ve Yeni Yol Partisi milletvekilleri tezkereye kabul oyu verirken, CHP ve DEM Parti hayır oyu verdi. Türkiye’nin Irak’ın toprak bütünlüğünün, milli birliğinin ve istikrarının korunmasına büyük önem atfettiğine dikkat çekilen tezkerede, "Diğer taraftan, Irak’ta PKK ve DEAŞ unsurlarının varlığını sürdürmesi, etnik temelli ayrılıkçılığa yönelik girişimler, bölgesel barışa, istikrara ve ülkemizin güvenliğine doğrudan tehdit oluşturmaktadır. Suriye’de PKK/PYD-YPG ve DEAŞ başta olmak üzere, terör örgütleri mevcudiyetini sürdürmekte ve ülkemize, ulusal güvenliğimize ve sivillere yönelik tehdit oluşturmaya devam etmektedir" ifadelerine yer verildi. Tezkerede, PKK/PYD-YPG’nin, Suriye merkezi yönetimine entegre olmaya yönelik adım atmayı ayrılıkçı ve ayrıştırıcı gündemi dolayısıyla reddettiği, ülkede kalıcı istikrarın tesisine yönelik sürecin ilerletilmesini de engellemeye çalıştığı belirtildi. Tezkerede, "Diğer taraftan, Suriye’de mevcut yönetimin beklenti ve gereksinimi doğrultusunda ülkenin terörle mücadele imkan ve kabiliyetlerinin geliştirilmesi, sivillerin günlük yaşamlarını ve geri dönüşlerini olumsuz etkileyen mayınların temizlenmesi, ülkedeki kimyasal silahların yerlerinin tespiti ve imhası süreçlerinde de ulusal çabalara eşlik eden uluslararası çalışmaların desteklenmesi ihtiyacı bulunmaktadır" denildi. Bütün bu gelişmeler çerçevesinde, Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü bozmaya, istikrar ve güvenlik tesisi çabalarını sekteye uğratmaya ve sahada gayrimeşru oldubittiler oluşturmaya yönelik, Türkiye’nin milli güvenliğine tehlike oluşturabilecek her türlü risk, tehdit ve eyleme karşı, uluslararası hukuktan doğan haklar doğrultusunda gerekli önlemlerin alınması ve Suriye’deki istikrarın tesisine dair çabaların pekiştirilmesinin milli güvenlik açısından hayati önem arz ettiği vurgulandı. Tezkerede, şunlar kaydedildi: "Ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2170 (2014), 2178 (2014), 2249 (2015) ve 2254 (2015) sayılı kararlarıyla, Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve bağımsızlığının teyit edilmiş olmasının ve yine 2170 (2014) sayılı Kararda bu ülkelerdeki terör faaliyetlerinin kınanarak DEAŞ ve benzeri terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı Birleşmiş Milletler üyesi tüm ülkelere 1373 (2001) sayılı Karar ve uluslararası hukuk çerçevesindeki sorumluluklarına uygun şekilde gerekli tedbirleri alma çağrısında bulunulmuş olmasının ışığında, Türkiye’nin DEAŞ ve diğer terör örgütleriyle mücadele amacıyla oluşturulan uluslararası koalisyon bünyesinde iştirak ettiği faaliyetlerin sürdürülmesi de önem taşımaktadır. Bu mülahazalarla, Türkiye’nin milli güvenliğine yönelik ayrılıkçı hareketler, terör tehdidi ve her türlü güvenlik riskine karşı uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli her türlü tedbiri almak, Irak ve Suriye’deki tüm terör örgütlerinden ülkemize bundan sonra da yönelebilecek saldırıları bertaraf etmek ve kitlesel göç gibi diğer muhtemel risklere karşı milli güvenliğimizin idame ettirilmesini sağlamak, Türkiye’nin güney kara sınırlarına mücavir bölgelerde yaşanan ve hiçbir meşruiyeti olmayan tek taraflı bölücü girişimler ve bunlarla ilgili olabilecek gelişmeler karşısında Türkiye’nin menfaatlerini etkili bir şekilde korumak ve kollamak, gelişmelerin seyrine göre ileride telafisi güç bir durumla karşılaşmamak için süratli ve dinamik bir politika izlenmesine yardımcı olmak üzere hudut, şümul, miktar ve zamanı Cumhurbaşkanınca takdir ve tayin olunacak şekilde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerektiği takdirde sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi ve aynı amaçlara matuf olmak üzere yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunması, bu kuvvetlerin Cumhurbaşkanının belirleyeceği esaslara göre kullanılması ile risk ve tehditlerin giderilebilmesi için her türlü tedbirin alınması ve bunlara imkan sağlayacak düzenlemelerin Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için 2.10.2014 tarihli ve 1071 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı ile verilen ve son olarak 17.10.2023 tarihli ve 1395 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı ile uzatılan iznin süresinin 30 Ekim 2025 tarihinden itibaren 3 yıl uzatılması hususunda gereğini Anayasa’nın 92. maddesi uyarınca bilgilerinize sunarım."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.