#Rehabilitasyon

- Rehabilitasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rehabilitasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ÇOCUK SUÇLARINDA CEZA VE İNFAZ SİSTEMİ DEĞİŞTİ Haber

ÇOCUK SUÇLARINDA CEZA VE İNFAZ SİSTEMİ DEĞİŞTİ

Çocuk Koruma Kanunu ile bazı kanunlarda yapılan değişiklikler Resmî Gazete’de yayımlandı. Yeni düzenlemeyle çocukların ateşli silahlara ve kesici aletlere erişiminin önüne geçilmesi amaçlanırken, çocukların işlediği bazı ağır suçlarda uygulanacak cezalara ilişkin hükümler de yeniden belirlendi. ÇOCUĞUN SİLAHA ULAŞMASINA NEDEN OLANA HAPİS CEZASI Yeni düzenlemeyle, ateşli silahını gerekli dikkat ve özeni göstermeden muhafaza ederek bir çocuğun silaha ulaşmasına neden olan kişiler için yeni bir suç tanımlandı. Başka bir suçun oluşmadığı durumlarda bu kişiler 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilecek. 18 YAŞINDAN KÜÇÜKLERE BIÇAK SATIŞINA YAPTIRIM 6136 sayılı Kanun kapsamı dışında kalan bazı bıçaklar ile kesici, delici ve yaralayıcı aletlerin 18 yaşından küçüklere satılması, çocuklar tarafından satın alınması veya taşınması yasaklandı. Yasağa uymayanlara 5 bin lira idari para cezası uygulanacak. Bıçak veya benzeri aletlerin sayısının ya da niteliğinin ağır olması halinde ceza 10 bin liraya çıkacak. İşletme sahibi veya sorumlusunun durumu yetkili makamlara bildirmemesi halinde ayrıca 5 bin lira ceza verilecek. Düzenleme internet üzerinden ve mesafeli satışları da kapsayacak. Bıçak satışına ilişkin hükümler 1 Aralık 2026 tarihinde yürürlüğe girecek. AĞIR SUÇLARDA ÇOCUKLAR İÇİN CEZA HÜKÜMLERİ DEĞİŞTİ Türk Ceza Kanunu’nda çocukların ceza sorumluluğuna ilişkin bazı maddelerde de değişikliğe gidildi. 15 yaşını doldurmuş ancak 18 yaşından küçük kişilerin kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarını işlemesi halinde yeni kriterler dikkate alınabilecek. Bu kapsamda suçun işleniş biçimi, kastın ağırlığı, güdülen amaç ve saik ile çocuğun daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olup olmadığı değerlendirilecek. 12-15 yaş grubunda ceza sorumluluğu bulunan çocuklar açısından da bazı durumlarda daha ağır hükümlerin uygulanabilmesinin önü açıldı. ÇOCUKLARA YENİ YÖNLENDİRME TEDBİRLERİ Ceza sorumluluğu bulunmayan çocuklar için yeni yönlendirme tedbirleri getirildi. Çocuklar spor kulüpleri, gençlik merkezleri ve kamu kurumlarında 20 ila 300 saat arasında sosyal ve toplumsal hizmet faaliyetlerine yönlendirilebilecek. Bunun yanında kütüphane ve okuma faaliyetleri, çevre temizliği, ağaçlandırma ve bitki bakımı gibi uygulamalar da gerçekleştirilebilecek. Dijital risklerden korunma amacıyla belirli dijital cihaz ve mecralara yönelik denetimler yapılabilecek. Tütün, nikotin, alkol, kumar, uyuşturucu ve davranışsal bağımlılıklarla mücadele kapsamında ise çocukların tedavi ve rehabilitasyon programlarına yönlendirilmesi mümkün olacak. ÇOCUK HÜKÜMLÜLERİN İNFAZ SİSTEMİ YENİDEN DÜZENLENDİ Çocuk hükümlülerin çocuk kapalı ceza infaz kurumlarından çocuk eğitimevlerine ayrılmasına ilişkin sistem yeniden düzenlendi. Kasten işlenen suçlardan 3 yıl veya daha az, taksirli suçlardan ise 5 yıl veya daha az hapis cezası alan çocukların cezaları doğrudan çocuk eğitimevlerinde infaz edilebilecek. Firar eden, tutuklanan veya belirli disiplin ihlallerinde bulunan çocuklar ise çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilebilecek. 15 yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirilen bazı süreler, belirli suçlar bakımından iki gün olarak hesaplanacak. Kasten öldürme, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile suç örgütü kurma suçları bu uygulamanın dışında tutuldu. AİLELERE TAZYİK HAPSİ UYGULANABİLECEK Çocuk hakkında verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarına uymayan anne, baba, vasi veya çocuğun bakım ve gözetiminden sorumlu kişiler için de yaptırım getirildi. İhlalin niteliğine ve ağırlığına göre 3 günden 10 güne kadar tazyik hapsi uygulanabilecek. Düzenlemeyle çocuklarla ilgili mevzuatta kullanılan “suça sürüklenen çocuk” ifadesi yerine “adli süreçteki çocuk” veya “hakkında adli süreç yürütülen çocuk” ifadelerinin kullanılması da öngörüldü. Bıçak satışına ilişkin hüküm dışında kalan düzenlemeler, Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girdi.

TEKLİF İMZAYA AÇILDI: ÇERÇEVE YASA NELERİ KAPSIYOR? Haber

TEKLİF İMZAYA AÇILDI: ÇERÇEVE YASA NELERİ KAPSIYOR?

"Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında hazırlanan çerçeve yasa teklifine ilişkin çalışmalar sürerken, taslak metinde yer aldığı belirtilen düzenlemelerin ayrıntıları netleşmeye başladı. Taslakta, silah bırakan örgüt mensuplarına yönelik denetimli serbestlik uygulaması, süreci yönetecek özel bir komisyonun kurulması ve topluma kazandırma mekanizmalarına ilişkin hükümler yer alıyor. Cumhurbaşkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı ve Adalet Bakanlığı'nın ortak çalışmasıyla hazırlanan taslak metin üzerinde değerlendirmeler sürüyor. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da siyasi partilerle görüşerek teklif hakkında görüş alışverişinde bulundu. SİYASİ PARTİLERLE İSTİŞARE SÜRECİ YÜRÜTÜLÜYOR TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un, hazırlanan taslakla ilgili görüş almak amacıyla MHP, DEM Parti, Yeni Yol ve CHP gruplarını ziyaret ettiği belirtildi. Görüşmelerin ardından, AK Parti kurmaylarının önerileri doğrultusunda teklif metninde bazı değişiklikler yapılabileceği ifade ediliyor. SÜRECİ YÖNETECEK KOMİSYON KURULACAK Taslakta, örgütün silah bırakma sürecinin izlenmesi, koordinasyonu ve örgüt mensuplarının topluma kazandırılması amacıyla özel bir komisyon oluşturulması öngörülüyor. Komisyonun rehabilitasyon, istihdam ve uyum süreçlerini yürüteceği, başkanının Cumhurbaşkanı tarafından atanacağı, üyelerinin ise ilgili bakanlıklarca belirleneceği ifade ediliyor. Taslağa göre, örgütün silah bıraktığı ve faaliyetlerine son verdiği hususu da Cumhurbaşkanlığı kararıyla resmiyet kazanacak. DENETİMLİ SERBESTLİK DÜZENLEMESİ Taslakta, silah ve şiddet eylemlerini bıraktığını beyan eden örgüt mensuplarının Ankara'daki ağır ceza mahkemelerinde yargılanması ve belirli şartlar altında denetimli serbestlikten yararlanabilmesi öngörülüyor. Buna göre: "Kasten öldürme" ve "işkence" gibi ağır suçlar düzenleme kapsamı dışında tutulacak."Terör örgütüne üye olma" ve "örgüt propagandası" gibi suçlardan yargılananlar için denetimli serbestlik uygulanabilecek.Cezası 10 yıldan az olan suçlarda 4 yıl, 10 yılı aşan suçlarda ise 6 veya 7 yıl denetimli serbestlik süresi öngörülüyor.Belirlenen süre içinde yeniden suç işlemeyenlerin cezalarının infaz edilmiş sayılması planlanıyor.Denetimli serbestlik süresinde yeniden suç işlenmesi halinde hem yeni hem de önceki cezaların infaz edileceği belirtiliyor.Alınacak kararlara karşı yargı yolunun açık olacağı ifade ediliyor.Öcalan'a ilişkin özel hüküm bulunmuyor Taslak metinde, Abdullah Öcalan'ın statüsüne ilişkin özel bir düzenleme yer almadığı belirtiliyor. DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan'ın, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile yaptıkları görüşmenin ardından Öcalan'ın çalışma ve iletişim koşullarına ilişkin düzenleme talebini dile getirdiği aktarılırken, iktidar kanadının mevcut aşamada bu konuda adım atmaya sıcak bakmadığı ifade ediliyor. SÜRE SINIRI ÖNGÖRÜLÜYOR Taslakta ayrıca süreçte görev alacak kamu görevlilerine hukuki koruma sağlanması ve terör mağdurlarının tazminat haklarının korunmasına yönelik düzenlemeler de yer alıyor. Hazırlanan çerçeve yasanın 3 ila 4 yıllık bir uygulama süresi içermesi, ihtiyaç halinde ise TBMM kararıyla en fazla dört kez altışar aylık sürelerle uzatılabilmesi öngörülüyor. Not: Söz konusu düzenlemeler, kamuoyuna yansıyan taslak metin ve iddialara dayanıyor. Nihai içerik, TBMM'ye sunulacak yasa teklifinin ardından netlik kazanacak.

1 YIL ARADAN SONRA DUYDU, SEVİNÇ GÖZYAŞLARINA BOĞULDU Haber

1 YIL ARADAN SONRA DUYDU, SEVİNÇ GÖZYAŞLARINA BOĞULDU

Osmaniye'de halk arasında "biyonik kulak" olarak bilinen koklear implantın aktif edilmesiyle yaklaşık 1 yıl sonra anne ve babasının sesini yeniden duyan 7 yaşındaki Harun Ekinci, gözyaşlarına hakim olamadı. Osmaniye'de doğuştan işitme sorunu bulunan Harun Ekinci, Osmaniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde ilk kez gerçekleştirilen koklear implant ameliyatıyla yeniden duymaya başladı. Doğduğundan bu yana işitme kaybı yaşayan Harun Ekinci, önceki yıllarda işitme cihazlarıyla duyabiliyordu. Ancak son bir yıldır cihazlardan da fayda göremeyen Harun'un her iki kulağında çok ileri derecede sensörinöral (sinirsel tip) işitme kaybı bulunduğu belirlendi. Osmaniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları ekibi tarafından gerçekleştirilen koklear implant ameliyatı başarıyla tamamlandı. Hastanede ilk kez uygulanan operasyonun ardından implantın ilk aktivasyonu gerçekleştirildi. Yaklaşık 1 yıl aradan sonra yeniden seslerle buluşan Harun, ilk kez anne ve babasının sesini duydu. O anlarda gözyaşlarını tutamayan küçük çocuk, ailesi ve sağlık çalışanlarına da duygu dolu anlar yaşattı. "Osmaniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak hedefimiz vatandaşlarımızın başka merkezlere ihtiyaç duymadan kendi ilimizde tedavi olabilmelerini sağlamaktır" diyen Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op.Dr. Furkan Fatih Şenoğul, "Halk arasında 'biyonik kulak' olarak bilinen koklear implant ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Her iki kulağında çok ileri derecede sinirsel tip işitme kaybı bulunan ve işitme cihazlarından yeterli fayda göremeyen hastamıza, uzman ekibimiz tarafından koklear implant operasyonu başarıyla uygulandı. Başarıyla tamamlanan ameliyatın ardından bugün hastamızın ilk kez sesle buluşmasına tanıklık edeceğiz. Bu anlamlı an, hem hastamız ve ailesi hem de sağlık ekibimiz için büyük bir mutluluk ve heyecan kaynağıdır. Koklear implant tedavisiyle başlayan bu yolculuk, düzenli takip ve rehabilitasyon süreciyle her geçen gün daha da anlam kazanacaktır. Osmaniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak hedefimiz, güçlü sağlık kadromuz ve teknolojik altyapımızla bu nitelikli sağlık hizmetini daha fazla hastamıza ulaştırmak, vatandaşlarımızın başka merkezlere ihtiyaç duymadan kendi ilimizde tedavi olabilmelerini sağlamaktır" ifadelerini kullandı.

TUGAY'DAN HARMANDALI ÇÖPLÜĞÜ İTİRAFI: DÖKTÜK AMA... Haber

TUGAY'DAN HARMANDALI ÇÖPLÜĞÜ İTİRAFI: DÖKTÜK AMA...

İzmir Büyükşehir Belediyesi haziran ayı meclis toplantısında kente dair konulara ilişkin bilgilendirme yapan Başkan Dr. Cemil Tugay, Harmandalı Katı Atık Tesisi’ne dair tüm kararların bakanlığa ait olduğunu hatırlatarak kamuoyundaki iddialara yanıt verdi. Tugay, Harmandalı’nın rehabilite edilmesi ve yeşil alana dönüştürülmesinin en büyük isteklerinden biri olduğunu belirtti. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin haziran ayı olağan meclis toplantısının birinci oturumu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantının açılışında meclisi bilgilendiren Başkan Tugay, Güzelbahçe Belediyesi’ne yönelik operasyonlarda tutuklanan Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay yerine Güzelbahçe Belediyesi Meclisi tarafından seçilen Başkan Vekili Ayşe Akın’ı ve AK Parti Meclis Üyesi Halil Deveci’nin hayatını kaybetmesinin ardından Derviş Odabaşılar’ın meclis üyesi olduğunu meclise duyurdu. “HARMANDALI’NA ÇÖP DÖKÜLDÜYSE BİLİN Kİ BU BAKANLIĞIN ONAYI İLE YAPILMIŞTIR” Meclis oturumunda Harmandalı Katı Atık Bertaraf Tesisi hakkındaki iddialara karşın kamuoyunu bilgilendiren Başkan Tugay, çöp bertarafıyla ilgili her adımın Çevre. Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın bilgisi ve onayıyla atılabildiğini, Büyükşehir’in kendi başına karar verme durumunun olmadığını hatırlattı. Başkan Tugay, “Harmandalı’na çöp döküldüyse bilin ki bu bakanlığın onayı ile yapılmış bir şeydir. Harmandalı’na çöp dökmek istemediğimize dair irademizi biz uzun süre önce ortaya koyduk; bakanlığa bu şekilde görüş bildirdik. Bu nedenle yeni çöp bertaraf tesisi alanları tahsis edilmesi, bu konuda bize onay verilmesi için mücadele etmeye, başvurularımızla ilgili süreçleri takip etmeye devam ediyoruz. Harmandalı’na çöp dökmemek için ara çözümler üretmek zorunda kaldık. Bu ara çözümlerde bize yardımcı olan herkese teşekkür ederim. Ama bunlar kalıcı çözümler değil” şeklinde konuştu. “GÖZLERİNİZLE GÖRÜN” Geçici olarak Manisa’ya çöp taşınması sürecinde sızıntı sularının toprağa karıştığı iddialarına yanıt veren Tugay, “Tamamen arıtma sistemine taşınan bir su bu. Çevreyi, toprağı kirletecek, insanları rahatsız edecek bir sıvı drenajı yapılmıyor. Buna emin olun ve doğru anlayın lütfen. İsterseniz ziyaret edin, gözlerinizle görün. Buradaki yanlış anlamayı bitirin artık” dedi. “ALAN TAHSİS EDİLMESİ LAZIM” Harmandalı depolama alanının yeniden kente kazandırılması hayalini dile getiren Başkan Tugay, “Allah kısmet eder, bir dahaki dönem belediye başkanı olmaya devam edersem bu bölgenin rehabilite edilmesi ve yeşil alana dönüştürülmesi için çalışmak istiyoruz. Orada yaşayan yurttaşlarımızın şikayetini ben kesinlikle haksız bulmuyorum” diye konuştu. Harmandalı’nda şu an rehabilitasyon çalışması yapılamadığını belirten Tugay “Orada halihazırda sözleşmeyle hak sahibi yapılmış ve işletmesi devam eden bir tesis bulunuyor. Bu tesis bakanlık onayıyla faaliyet gösteriyor. Süreç tamamlanmadan bizim orada çalışma yapmamızın hukuki bir altyapısı yok. Daha önce depolanan atıklar metan gazı üretmeye devam ediyor ve bu gazı kullanarak elektrik üreten bir tesis var. Bu tesis İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait değil. Ne İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak ben ne de bu meclisteki herhangi bir üye Harmandalı’na bir gram çöp dökülmesini düşünüyoruz” dedi. Başkan Tugay, çöpün siyasetinin olmayacağını belirterek “Bu şehirde çöp sorunu yaşanıyor diye birileri siyasi olarak rant sağlarım diye düşünüyorsa bu çok vahim bir durum. İnsanlarımız bilinçli insanlar, yaşananların neden kaynaklandığını biliyorlar. Bunu bir tartışma konusu yapmak istemiyoruz. Biz bunu sakince, muhataplarımızla konuşup çözmek istiyoruz. Bizim böyle bir irademiz var ama tek başına yetmiyor. Yeni bertaraf tesisi için alan tahsis edilmesi lazım. Tesisin yapılmasıyla ilgili ÇED sürecinin onaylanması lazım, ruhsatının verilmesi lazım. Bunlar olmadıktan sonra İzmir Büyükşehir Belediyesi tesis yapamıyor” dedi. “MELES DERESİ TEMİZLİĞİ 15 GÜN İÇİNDE TAMAMLANACAK” Meles Deresi’nde yaşanan temizlik süreci hakkında sorulara yanıt veren Başkan Tugay, dere temizliğinin her sene nisan ayında yapıldığını, bu sene yağışlar nedeniyle ileri tarihte çalışmaların başladığını söyledi. Başkan Tugay, “Her sene yapılan çalışmalarda Meles çayının ağzı temizlenir. Bizim bunu yaşamamız için Meles’i doldurmamız lazım. Bu dereler, kaynaklarından denize ulaştıkları noktaya kadar geçtikleri bölgelerde kirletiliyor. Bu kirlilik endüstriyel, tarım ve insan kaynaklı olabiliyor. Bu bizim gerçeğimiz. İnsanlar dereleri temiz tutmuyor. Bu atıklar her sene çayın ağzında birikiyor. Bayram boyunca bir an önce temizliğin yapılması için İZSU çok yoğun çalıştı. İşin önemli bir kısmı halloldu. Bu zorunlu ve rutin bir çalışma. Dereler kirlilik taşıdıkça bu sorunu yaşamaya devam edeceğiz. 15 gün içinde dere temizliği tamamlanacak” dedi. “EXPO ALANINDA HİÇBİR YAPILAŞMANIN OLMAYACAĞINI GARANTİ EDERİM” Meclis oturumunda EXPO alanıyla ilgili önergeye yanıt verildi. Başkan Tugay, Yeşildere bölgesinde yapılması planlanan EXPO 2026’nın kamulaştırma süreci yetişmeyeceği için organizasyonun 2027 yılında İnciraltı’nda yapılmasına karar verildiğini hatırlattı. Tugay, kamulaştırma çalışmaları devam eden Yeşildere bölgesi hakkında da İzmirlileri bilgilendirdi. Başkan Tugay, “Yeşildere’deki EXPO alanı için kesin olarak söyleyebileceğim şey şu; orası asla ve asla hiç kimsenin kişisel rantına bırakılmayacak. O alan bütün İzmir’in kullandığı sosyal donatı alanı, kamusal alan olacak. Binaları kamulaştırılan yurttaşlarımıza bedelleri ödeniyor. Mağdur olmamaları için gereken hassasiyet gösteriliyor” dedi. EXPO alanlarının kalıcı olarak rekreasyon ve botanik alanı işlevi görmesi amacıyla planlandığını belirten Başkan Tugay, “Ben bunu garanti ederim; burada hiçbir şekilde yapılaşmaya izin vermeyeceğiz, hiç kimseye özel bir kullanım alanı oluşturmayacağız. EXPO alanını, İzmir halkının tamamının yararlanabileceği bir rekreasyon, spor, dinlenme ve peyzaj alanı olarak yaşatmak için gereken her şeyi yapacağız” diye konuştu.

BEL AĞRISINDAN KURTULMANIN İLACI PLANLI HAREKET Haber

BEL AĞRISINDAN KURTULMANIN İLACI PLANLI HAREKET

Kas ve iskelet sistemi hastalıkları arasında en sık rastlanan şikayetlerin başında gelen bel ağrıları, modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve yanlış duruş alışkanlıklarıyla tetikleniyor. Burtom Biyofiz Nilüfer Tıp Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Kemal Kayserili, bel sağlığını korumada ve mevcut ağrıların tedavisinde "egzersiz" faktörünün hayati önemine dikkat çekti. Egzersizi, düzenli olarak yapılan tekrarlı ve planlı fiziksel aktivite olarak tanımlayan Dr. Kemal Kayserili, bu sürecin sağlıklı yaşam için spor yapmakla eşdeğer olduğunu belirtti. Bel ağrısı ile kas dengesi arasındaki ilişkiye değinen Kayserili, "Egzersiz, hem bel ağrısının tedavisinde önemlidir hem de bel ağrısını önlemede. Şöyle ki nedeni ne olursa olsun, belde ağrı varsa bunun nedeni veya sonucu olarak bozulmuş bir kas dengesi var demektir. Kişiye göre seçilen hareketlerle kısalmış ve gerilmiş kaslar esnetilmeli, güçsüz kalmış kaslar da kuvvetlendirilmelidir" diye konuştu. Kademeli geçiş ve süreklilik şart Tedavi sürecinde izlenmesi gereken yöntemi açıklayan Dr. Kayserili, egzersizlerin ağrı sınırını aşmaması gerektiğini vurgulayarak, "İlk aşamada ağrıya neden olmayan egzersizler seçilmeli ve her gün yapılmalı, tekrar sayıları ve çeşitleri giderek arttırılmalıdır. Duruş, oturuş bozuklukları olan kişide, belini zorlayacak şekilde çalışan ve hareket edenlerde, sedanter yaşayanlarda izlenecek düzenli bir egzersiz programı da bel ağrısını önleyecektir" dedi. Ameliyat sonrası dönemde egzersizin rolü Bel sağlığında cerrahi müdahale gerektiren durumlarda dahi egzersizin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Dr. Kemal Kayserili; omurlarda kayma, bel fıtığı ve kanal darlığı gibi operasyonlardan sonra hastaların mutlaka egzersize başlaması gerektiğini ifade etti. Egzersizlerin sıklığı konusunda öneride bulunan Burtom Biyofiz Nilüfer Tıp Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Kemal Kayserili, kas hafızası ve güç artışının korunması için zamanlamanın önemini şu sözlerle aktardı: "Egzersiz uygulanmasının, başlangıçta her gün ve günde 2 kez yapılması uygundur. Sonrasında hekim değerlendirmesi ile gün aşırı veya haftada 3 gün şeklinde de devam edilebilir. Ama 2 egzersiz seansı (günü) arası 72 saati geçmemelidir ki kaslarda sağlanan olumlu etkiler esneklik ve güç artışı kaybolmasın." Son olarak, egzersizlerin doğru uygulanması konusunda önemli bir uyarıda bulunan Dr. Kemal Kayserili, "Düzenlenen bel egzersizleri hekim veya eğitimli sağlık personeli eşliğinde anlatılmalı, gösterilmeli ve hastanın egzersizleri nasıl yaptığı gözlenmelidir" ifadesini kullandı.

19 YIL ÖMÜR BİÇİLEN 39 YAŞINDAKİ MÜGE MÜCADELEYİ KAYBETTİ Haber

19 YIL ÖMÜR BİÇİLEN 39 YAŞINDAKİ MÜGE MÜCADELEYİ KAYBETTİ

Bursa’da doğuştan nadir görülen Rubinstein-Taybi Sendromu ile yaşam mücadelesi veren 39 yaşındaki Müge Demirci, yoğun bakımda 11 gün süren tedavisinin ardından hayatını kaybetti. Ailesinin organ bağışına onay vermesiyle Demirci’nin organları üç hastaya umut oldu. 11 GÜNLÜK YAŞAM MÜCADELESİNİ KAYBETTİ Kestel’de bir rehabilitasyon merkezinde tedavi gören Müge Demirci, 17 Nisan’da kalp durması nedeniyle Kestel Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Yoğun bakımda tedavi altına alınan Demirci’nin 28 Nisan’da beyin ölümü gerçekleşti. Aileyle yapılan görüşmelerin ardından organ bağışı kabul edildi. 30 Nisan’da gerçekleştirilen operasyonla Demirci’nin karaciğeri ve iki böbreği, nakil bekleyen hastalara ulaştırılmak üzere alındı. "GİDERKEN BİLE ÜÇ CANA CAN OLDU" Anne Sema Öztekin, kızına henüz 16 günlükken Rubinstein-Taybi Sendromu teşhisi konulduğunu belirterek, yıllarca süren mücadeleyi sevgiyle sürdürdüklerini ifade etti. Öztekin, "O benim inci çiçeğimdi. Doktorlar en fazla 19 yıl yaşar demişti ama biz sevgiyle 39 yıl birlikte yaşadık. Giderken bile üç cana can oldu" dedi. "İYİ Kİ ONUN ANNESİ OLDUM" Kızının yaşam mücadelesinin kendileri için büyük bir anlam taşıdığını vurgulayan anne Öztekin, "İyi ki onun annesi oldum. Onunla sevgi dolu bir hayat yaşadık. Onun annesi olmaktan gurur duyuyorum" ifadelerini kullandı. ORGAN BAĞIŞIYLA UMUT OLDU Operasyon sürecine ilişkin bilgi veren Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Ayşegül Aydemir ise beyin ölümünün geri dönüşsüz bir durum olduğunu aileye detaylı şekilde anlattıklarını belirtti. Aydemir, "Aile için zor bir karardı ancak hastanın hayatı boyunca insanlara fayda sağladığını, vefatından sonra da bunu sürdürebileceğini düşündüler. Bu karar sayesinde üç hastaya umut olundu" diye konuştu. Yetkililer, organ bağışının hayat kurtaran önemine dikkat çekerek vatandaşları bu konuda duyarlı olmaya davet etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.