#Risk

- Risk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Risk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

UZMANINDAN AÇIKLAMA: ELEKTRONİK SİGARA BAĞIMLILIĞI ARTIYOR Haber

UZMANINDAN AÇIKLAMA: ELEKTRONİK SİGARA BAĞIMLILIĞI ARTIYOR

Uzmanından elektronik sigara uyarısı: "Bu likitlerin içerisinde her türlü madde var" Yeşilay Adana Şube Başkanı Dr. Yunus Emre Yıldırım, sigarayı bırakmada alternatif olarak kullanılan elektronik sigara kullanımının vücutta geri dönülemez hasarlara yol açtığını belirterek, "Elektronik sigara, normal tütünden çok daha zararlı. Bu likitlerin içerisinde her türlü madde var" dedi. Her yıl milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine sebep olan tütün bağımlılığı ile mücadele kapsamında 2026, ‘Bağımsızlık yılı’ olarak kutlanıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, her yıl 8 milyondan fazla kişi tütün kullanımı nedeniyle hayatını kaybederken, bu ölümlerin 1,3 milyonu pasif içicilikten kaynaklanıyor. Adana’daki Seyhan Devlet Hastanesi Sigara Bırakma Polikliniği’nde ise 2008 yılından bu güne kadar binlerce kişinin sigarayı bırakması sağlandı. Bu kapsamda hastanede sigarayı bırakan sağlık çalışanlarına ve bırakmayı düşünenlere yönelik toplantı düzenlendi. İNSANLAR, ÇEVREDEN GELEN YORUMLARA KULAK ASMAMALI Sigarayı bırakan sağlık çalışanlarından Şule Şahin, "Sigarayı daha öncede bırakmak için çaba gösterdim ama başarılı olamadım. Sonra bırakmaya karar verdim ve Seyhan Devlet Hastanesi Sigara Bırakma Polikliniği’ne başvurdum. Şu anda çok iyiyim, nefes almam kolaylaştı. Sigarayı bırakmak isteyenler mutlaka kendinden emin olmalılar, bol su içmeliler ve çevreden gelen yorumlara kulak asmamalılar" diye konuştu. HASTA KABULLERİMİZ SÜRÜYOR Sigara Bırakma Polikliniği Uzman hemşiresi Ayşe Turan, "1 yıl boyunca hiç sigara ve nikotin kullanmamış kişileri bizler artık sigarayı bırakmış kişiler olarak niteliyoruz. Bu oran, yüzde 35-47 arasında değişmekte. Hasta kabullerimiz sürüyor. Gelen danışanların önce tahlilleri yapılıyor, sonra eğitime giriyorlar ve ardından uygun olan farmakolojik tedavi uygun hekim tarafından başlanıyor" dedi. HER 4 KİŞİDEN 3’Ü SİGARANIN ÇOK DA TEHLİKELİ OLMADIĞINI DÜŞÜNÜYOR Yeşilay Adana Şube Başkanı Dr. Yunus Emre Yıldırım ise sigara bağımlılığının ciddi seviyelerde olduğuna değinerek, "Sigara bırakmak isteyen vatandaşlarımız bizlere başvurduğunda yüzde 85’e yakın bir başarı oranımız söz konusu. Aslında şu anda sigaranın tehlikesinin algısı var ülkemizde. Sigarayı ne yazık ki tehlikeli olarak görmüyoruz. Türkiye’de her 4 kişiden 3’ü sigaranın çok da tehlikeli olmadığını düşünüyor. Bize başvuran 100 kişiden 7’si sigaranın tehlikeli olmadığını savunuyor. Biz bu algıyı yıkmaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. ELEKTRONİK SİGARA, NORMAL TÜTÜNDEN ÇOK DAHA ZARARLI Uzmanından elektronik sigara uyarısı: Elektronik sigaranın normal sigaraya oranla daha zararlı olduğuna dikkat çeken Dr. Yıldırım, şunları söyledi: "Türkiye’de yeni düzenlemeler gündemde. Sigara içilmemesinin farkındalığının arttırılması bizler açısından çok sevindirici. Normal sigarayı bırakmak maksatlı başlanılan elektronik sigara tüketilmeye devam ediyor. Elektronik sigara, normal tütünden çok daha zararlı. Bu likitlerin içerisinde her türlü madde var. Normal tütünün içerisinde ne olduğunu biliyoruz ama likitleri bilmiyoruz ve şu anda satışı da yasak. Bunu elde eden kişiler yasal olmayan yollardan elde ediyor. Bu konuda gelecek olan yasal düzenleme bizler için çok önemli. Elektronik sigara, en az sigara kadar tehlikelidir."

BUCA’DA GELECEĞİN PSİKOLOGLARI AFETLERE KARŞI HAZIRLANDI Haber

BUCA’DA GELECEĞİN PSİKOLOGLARI AFETLERE KARŞI HAZIRLANDI

Afetlere karşı psikolojik hazırlığın önemi Buca’da ele alındı. Buca Belediyesi, gençlere yönelik farkındalık çalışmalarına bir yenisini daha ekleyerek psikoloji öğrencilerini afet sonrası psikososyal destek süreçleri hakkında bilgilendiren kapsamlı bir seminere ev sahipliği yaptı. Türkiye Psikoloji Öğrencileri Çalışma Grubu (TPÖÇG) tarafından hazırlanan “Afet Sonrası Psikolojik Güçlenme” başlıklı seminer, Buca Belediyesi Tarık Akan Gençlik Merkezi’nde gerçekleştirildi. Etkinliğe psikoloji bölümü öğrencileri yoğun ilgi gösterdi. Seminerde, olası afetler sonrası bireylerin ve toplumun iyileşme sürecinde psikolojik desteğin rolü masaya yatırıldı. SAHA TECRÜBELERİNİ ÖĞRENCİLERLE PAYLAŞTI Seminerde Klinik Psikolog Ekin Çakır ile Psikolog Deniz Eryılmaz konuşmacı olarak yer aldı. İnteraktif formatta düzenlenen etkinlikte; belirsizlik, risk, travma, beklenmedik kayıplar ve toplumsal dayanıklılık gibi kavramlar üzerinden değerlendirmeler yapıldı. Özellikle 6 Şubat depremleri sonrası sahada aktif görev alan Psikolog Deniz Eryılmaz, bölgede edindiği deneyimleri öğrencilere aktararak afet dönemlerinde psikososyal destek çalışmalarının saha gerçeklerine dikkat çekti. Seminer sonunda öğrenciler, afet sonrası müdahale süreçleri ve psikolojik güçlenme yöntemleri hakkında merak ettikleri soruları konuşmacılara yönelterek bilgi alma fırsatı buldu.

DOMUZU ELİYLE YAKALAYAN ADAM: KİMSEYE TAVSİYE ETMİYORUM Haber

DOMUZU ELİYLE YAKALAYAN ADAM: KİMSEYE TAVSİYE ETMİYORUM

Sinop’un Erfelek ilçesinde karlı yolda karşısına çıkan yaban domuzu sürüsünden bir yavruyu araçtan inerek kovalamaya başlayan ve sonunda elleriyle yakalayarak kucağına alan Şenel Yılmaz (41), sosyal medyada gündem olan görüntülerle ilgili açıklamalarda bulundu. Yılmaz, o anın anlık bir refleks olduğunu belirterek kimsenin bunu örnek almaması gerektiğini söyledi. “DAHA ÖNCE DE YAKALAMIŞTIM AMA KAMERAYA ALMAMIŞTIM” Köyünden Erfelek ilçesine gitmek üzere yola çıktığı sırada karşılaştığı yaban domuzu sürüsünden bir yavruyu yakalayan Yılmaz, o anları şu sözlerle anlattı: “Daha önce de benzer şekilde domuz yakalamıştım ama o zaman görüntü alamamıştık. Bu kez yanımda biri vardı ve cep telefonuyla kaydetti. Açıkçası tamamen anlık gelişti, yakalamak gibi bir planım yoktu. Bir anı kalsın diye tuttum, zarar vermedim. Bir süre sonra da serbest bıraktım.” “DOMUZLA BİRLİKTE KARA GÖMÜLDÜK” Yılmaz, olayın gerçekleştiği anlarda kar kalınlığının yer yer 1 metreyi aştığını söyledi. “Kucağıma aldığımda ikimiz de kara gömüldük. Domuzu önüme koyarak kar yığınından çıktım. O an benim için ilginç ve unutulmaz bir anıydı. Sonradan videoyu izlerken sigaranın elimde olduğunu fark ettim, onu bile hatırlamıyorum. Her şey çok hızlı gelişti” dedi. “ZARAR VERMEK İSTESEYDİM BIRAKMAZDIM” Şenel Yılmaz, domuzu yakalarken herhangi bir zarar verme niyeti taşımadığını vurguladı: “Bir canlıya zarar vermek gibi bir düşüncem asla olmadı. Eğer zarar vermek isteseydim zaten bırakmazdım. Domuzun kucağımdayken tepkisiz olması da dikkatimi çekti. Ama bu, güvenli olduğu anlamına gelmez. Özellikle büyük domuzlar çok tehlikelidir.” “KESİNLİKLE ÖNERMİYORUM, HAYVANLAR İÇGÜDÜSEL HAREKET EDER” Yılmaz, özellikle sosyal medyada paylaşılan görüntülerden etkilenerek benzer davranışlarda bulunabilecek kişilere uyarılarda bulundu. “Bilinçsizce bu tarz vahşi hayvanlara yaklaşmak büyük risk taşır. Ben ensesinden tuttum ve kafa kısmını kendime çevirmedim. Aksi takdirde ciddi şekilde zarar verebilir. Bu bir içgüdüsel hareketti ama kimseye önermiyorum. Özellikle çocuklar ve deneyimsiz kişiler yaban hayvanlarına kesinlikle yaklaşmamalı.”

KIŞ AYLARINDA GÖZ ENFEKSİYONLARINA DİKKAT Haber

KIŞ AYLARINDA GÖZ ENFEKSİYONLARINA DİKKAT

Kış aylarında sık karşılaşılan göz problemleri konusunda bilgi veren Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Hastalarımıza kış aylarında rahatsızlık veren sorunlardan biri de göz kuruluğudur. Kışın havalar yağışlı ve karlı geçmesine rağmen nem oranı düşük olduğundan hava oldukça kurudur. Ayrıca kış boyunca yanan kaloriferler, çalışan klimalar yeterince havalandırılmayan kapalı ortamlar bu etkilerin daha da artmasına yol açar. Özellikle uzun süre bilgisayar karşısında çalışan meslek grupları kuru göz rahatsızlığı açısından risk altındadırlar. Çünkü uzun süreli konsantrasyon gerektiren durumlarda insanlardaki mevcut göz kırpma sayısı azalmakta ve gözler daha çabuk kurumaktadır. Gözlerde batma, sulanma ve kızarıklık şeklinde kendini gösteren göz kuruluğunda, hastalara önerilerimiz, çalışılan ortamın nemlendirilmesi, bilgisayar karşısında daha sık göz kırpma ve göz hekiminin önereceği gözyaşı damlalarının kullanılması şeklindedir" dedi. Bir diğer problemin de gözde sulanma, kızarıklık, çapaklanma ile başlayan konjonktivitler olarak adlandırılan sorun olduğunu ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Kış aylarında virüslere bağlı hastalıkların artmasına paralel olarak özellikle gribal enfeksiyonların artış gösterdiği dönemlerde viralkonjonktivitin görülme sıklığı artmaktadır. Toplu yaşam alanları bu açıdan risk altındadır. Hastalık gözde kızarıklık, sulanma, çapaklanma ve ışığa karşı hassasiyet artışı şeklinde şikayetlere neden olur. Genellikle tek gözde başlayıp daha sonra diğer gözde de şikayetler ortaya çıkar. Gözün kornea dediğimiz saydam tabakasını tutarak görme azalması yapabileceğinden en kısa zamanda bir göz hekimine başvurmak gerekir. Hastalıktan korunmak için özellikle gözlerin çok ovulup kaşınmamasına, başkasına ait havlu, makyaj malzemesi ve benzeri şahsi eşyaların kullanılmamasına, bu tür hastalık belirtileri olan kişilerle yakın temastan kaçınılmasına ve el hijyenine dikkat edilmesi gerekir" diye konuştu. Ultraviyole ışınlarının da göz açısından riskleri olduğunu belirten İpçioğlu, "Kış aylarında sıcaklığın az olması, ultraviyole ışınlarının zararlı etkilerinin de daha az olduğu anlamına gelmiyor. Kışın karların oluşturduğu parlama ve yansımalar bu etkileri daha da arttırmaktadır. Bu nedenle dışarıda uzun süre vakit harcama eğiliminde olan çocuklar, açık havada çalışan işçiler ve kar sporu yapanlar risk altındadır. Yaşa bağlı katarakt, yaşa bağlı makula dejeneresansı, pterjium, ve göz çevresi cilt kanserleri güneş ışığına bağlı göz hastalıklarından bazılarıdır" şeklinde konuştu.

MİDE KANAMALARINDA ERKEN TANIYA DİKKAT Haber

MİDE KANAMALARINDA ERKEN TANIYA DİKKAT

Mide kanamalarında üst gastrointestinal sistemde meydana gelen kanamaların hızlı müdahale gerektirdiğini vurgulayan Hayat Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Sami Evirgen, gastroskopinin hem tanı hem de tedavi açısından kritik bir rol üstlendiğini belirtti. Mide kanamalarının çoğu zaman ülser, gastrit, mide tümörleri veya yemek borusu damar genişlemeleri gibi ciddi hastalıkların ilk habercisi olabileceğini ifade eden Uzm. Dr. Evirgen, "Gastroskopi, kanamanın kaynağını doğrudan görmemizi sağlayan, hızlı, güvenilir ve aynı anda tedaviye imkân tanıyan bir yöntemdir. Erken yapılması hem hastanın hayatını kurtarabilir hem de daha ileri müdahalelere duyulan ihtiyacı azaltır" dedi. Mide kanaması yaşayan hastalarda kusma, siyah renkli dışkılama, tansiyon düşüklüğü ve çarpıntı gibi belirtilerin ortaya çıkabileceğini hatırlatan Uzm. Dr. Evirgen, bu durumda beklemenin büyük risk oluşturduğunu vurguladı. Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Sami Evirgen, gastroskopinin yalnızca tanı koymakla kalmayıp aynı zamanda tedavi edici özellik taşıdığını belirterek, işlem sırasında kanayan damarın kapatılabildiğini, ülserlerin tedavi edilebildiğini ve kritik bölgelerin kontrol altına alınabildiğini aktardı. Güncel gastroskopi cihazları sayesinde işlemin oldukça güvenli hale geldiğini söyleyen Dr. Sami Evirgen, hastaların genelinin kısa süreli sedasyonla konforlu bir süreç geçirdiğini ifade ederken, "Mide kanamasının kendi kendine geçmesini beklemek çok tehlikeli bir yanılgıdır. Gastroskopi, hastalığın ciddiyetini net biçimde ortaya koyarak en doğru tedavi planının yapılmasını sağlar" şeklinde konuştu. Mide kanamalarının bazen sinsi ilerleyebildiğini ve erken belirtilerin kolaylıkla göz ardı edilebildiğini belirten Uzm. Dr. Evirgen, özellikle uzun süreli ağrı kesici kullananların, mide hastalığı öyküsü bulunanların ve ileri yaş grubundaki bireylerin daha yüksek risk altında olduğuna dikkat çekti. Toplumda mide kanamaları ile ilgili farkındalığın arttırılması gerektiğini belirten Dr. Evirgen, "Mide kanaması şüphesi taşıyan herkes, vakit kaybetmeden gastroskopi yapılabilecek bir sağlık merkezine başvurmalıdır. Erken teşhis hayat kurtarır" diyerek tamamladı.

İZMİR’İN YARISI ORMAN YANGINI RİSKİ ALTINDA Haber

İZMİR’İN YARISI ORMAN YANGINI RİSKİ ALTINDA

Mevsim normallerinin üzerindeki sıcaklıkların etkili olduğu İzmir, günlerce orman yangınları ile mücadele etti. Yerleşim yerlerini de etkileyen yangınlar İzmir için hala ciddi risk oluşturuyor. “İzmir’de Orman Yangını Riskinin Mekânsal Analizi” raporunu hazırlayan İzmir Planlama Ajansı (İZPA) da bu tehlikeye dikkat çekti. Raporda İzmir genelinde artan kuraklık, beşeri baskılar ve iklim değişikliğinin etkileriyle orman yangınlarının sıklığı ve etkisinin önemli ölçüde arttığı belirtildi. Bu çerçevede, İzmir Planlama Ajansı tarafından il genelindeki orman yangını riskini mekânsal olarak haritalamak ve önleyici müdahale planlamalarına veri temelli katkı sağlamak amacıyla kapsamlı bir analiz gerçekleştirildiği ifade edildi. KRİTERLER BELİRLENDİ Son yıllarda, Çok Kriterli Karar Analizi (ÇKKA) yöntemleri, özellikle Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS), orman yangını risk değerlendirmelerinde Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ile entegre bir biçimde yaygın olarak kullanılıyor. Çalışmada, İzmir’e özgü mekânsal bir orman yangını risk modeli geliştirilerek, bu modelde AHS temelli karar destek yapısı CBS ortamında uygulandı. Modelde kullanılan veriler, orman örtüsü, eğim, bakı, sıcaklık, nem, rüzgar, yerleşim alanlarına ve tarım arazilerine yakınlık gibi çevresel ve insan etkili faktörler kapsamında değerlendirildi. Her bir parametre, orman yangınına etkisi bakımından incelenip literatürdeki önceki çalışmalar doğrultusunda ağırlıklandırılarak mekânsal analiz sürecine dâhil edildi. RİSKLER ANALİZ EDİLDİ Elde edilen veriler ışığında nihai orman yangını risk haritası oluşturuldu. Buna göre İzmir’in yüzölçümünün yaklaşık yüzde 43’ü orta risk, yüzde 33’ü yüksek risk, yüzde 7’si ise çok yüksek risk grubunda yer aldı. Riskin yoğunlaştığı bölgeler genellikle kırsal-kentsel geçiş zonlarında kızılçam ormanlarının bulunduğu, eğimli ve sıcak alanlar olarak belirlendi. Yine insan etkisinin yoğunlaştığı tarım yapılan yerleşim alanları çevreleri de riskli olarak değerlendirildi. YANGINLARLA MÜCADELEDE ÖNEMLİ VERİ Haziran 2025’te meydana gelen Mordoğan, Foça (Yeniköy), Gaziemir-Buca ve Seferihisar yangınlarına yönelik karşılaştırmalar sonucunda, bu yangınların büyük oranda modeldeki yüksek risk sınıfları ile örtüştüğü görüldü. Çalışma, İzmir özelinde orman yangını önleyici stratejilerin geliştirilmesi, erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi ve müdahale kapasitesinin artırılması açısından yönlendirici karar destek aracı sunmayı amaçlıyor. YANGIN RİSKİ ALTINDAKİ YAPILAŞMA ALANLARININ MEKANSAL DAĞILIMI ORTAYA KONDU Çalışmalar kapsamında üretilen yangın risk haritası temel alınarak, yangın üretme potansiyelinin oldukça yüksek olduğu bölgeler referans alınarak 250 metrelik bir tampon (buffer) alan tanımlandı. Analiz kapsamında bu bölgeler yangının ilk etapta yayılabileceği alanlar olması nedeniyle “Etki Alanı” olarak tarif edildi. Etki alanı içerisinde kalan yapılar ve eğitim, sağlık gibi önemli kritik altyapı unsurları CBS ortamında çakıştırılarak analiz edildi. Böylece, yangın riski altındaki yapılaşma alanları ve altyapı unsurlarının mekansal dağılımı ortaya kondu. Bu analiz, yalnızca mevcut riskin mekansal olarak belirlenmesini değil, aynı zamanda yangın riskine karşı en savunmasız alanların önceliklendirilmesine yönelik planlama ve müdahale süreçleri için de bir altlık sağlıyor. RİSK HARİTASINDA SÜREKLİ GÜNCELLEME Orman yangını risk analizi çalışması, sabit bir haritadan çok dinamik bir değerlendirme sürecini temel alıyor. Özellikle yanan alanların tespiti ve bu bölgelerin risk profilindeki değişimi doğrultusunda risk haritası belirli aralıklarla güncelleniyor. Yangından zarar görmüş alanlarda risk seviyeleri sıfıra düşerken, çevresel koşullar ve insan etkisi dikkate alınarak diğer bölgelerdeki risk dağılımı yeniden analiz ediliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.